ÖZET: Bu karar, Ege Üniversitesi Hastanesi’nde bir hasta ve eşinin muayene sırasında tıp eğitimi alan öğrencilerin odada bulunması nedeniyle yaşadıkları rahatsızlık ve hasta haklarının ihlali iddialarını incelemektedir. Başvuran, muayene sırasında öğrencilerin varlığının hasta mahremiyetini ihlal ettiğini öne sürerek, Hasta Hakları Biriminin etkinliğinin artırılmasını ve özür dilenmesini talep etmiştir. Ancak, Danıştay, hasta ve hekim haklarının birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu vurgulayarak, sağlık hizmetlerinin sunumunda yalnızca hasta haklarının değil, hekim haklarının da gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Kararda, hasta mahremiyetinin korunması ve eğitim hakkı arasında bir denge kurulması gerektiği ifade edilmiştir. Öğrencilerin muayene sırasında bulunabilmesi için hastanın rızasının alınması gerektiği, aksi takdirde bir hak ihlali yaşanmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi ile birlikte, Ege Üniversitesi Rektörlüğü’ne hastaların bilgilendirilmesi ve rızalarının alınması konusunda tavsiyede bulunulmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/4534-S.23.7385

BAŞVURU NO : 2022/15746

KARAR TARİHİ : 07/04/2023

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : EGE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın hasta mahremiyeti ihlal edildiğinden bahisle mağduriyet yaşadığı iddiası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 27/10/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuruda bulunan özetle; Ege Üniversitesi Hastanesi Öğretim Üyesi

Özel Randevu Sistemi üzerinden eşi için randevu aldığını, muayene için doktorun odasına girdiklerinde 5-

6 kişilik bir öğrenci grubunun da odada bulunduğunu, doktordan öğrencileri dışarı çıkarmasını rica

ettiklerini, doktorun öğrencileri çıkardığını ancak konunun kendi inisiyatifinde olduğu bir dahaki muayenede öğrencilerin olabileceğini ifade ettiğini, bunun üzerine 10/05/2022 tarihinde Ege Üniversitesi

Hastanesi Hasta Hakları Birimine ‘Öğretim Üyesi Özel Randevu Sistemi uygulamasında, bir hekimin hastanın izni olmadan öğrenci bulundurma hakkı olup olmadığı, var ise konunun yeniden değerlendirilerek hastanın iznine bağlanması’ hususunda e-posta gönderdiğini, hastane yönetiminin kendisine geç ve ilgisiz şekilde cevap verdiğini, bunu üzerine CİMER aracılığı ile başvuruda bulunduğunu ve 06/10/2022 tarihinde

‘bir hekimin tedavi ile doğrudan ilgisi olmayan kişileri hastanın izni olmadan bulundurma hakkı olmadığı, hekimin hastanın talebi üzerine öğrencileri çıkardığı dolayısıyla hasta hakkı ihlali olmadığı’ yönünde cevap verildiğini, ilk başvurusunda verilmesi gereken cevabın geciktirilerek verildiğini, Ege Üniversitesi Hasta

Hakları Biriminin etkin şekilde çalışmadığını, doktor ve hastalara gerekli bilgilendirmelerin yapılmadığını iddia ve ifade ederek Hasta Hakları Biriminin etkinliğinin arttırılmasını ve yaşadıkları mağduriyet dolayısıyla taraflarından özür dilenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kurumumuzun 16/11/2022 tarih ve sayılı yazısı Ege Üniversitesi Rektörlüğü’nden bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili idarenin 27/01/2023

tarihli sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle:

2.1. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlık profesyonelleri eğitimi veren kurumlarda öğretim programlarının teorik bilgi ve uygulamalı beceriler olarak yapılandırıldığı, hasta güvenliği konusunun öğretim programlarının güncellenmesinde son 20 yılda üzerinde durulan konulardan biri olduğu, bu amaçla tıp fakültelerinin öğretim programlarında sürekli güncellemeler yapıldığı ve bu güncellemelerin Ulusal

Çekirdek Eğitim Programı olarak tüm tıp fakültelerinin kullanımına sunulduğu, Ulusal Çekirdek Eğitim

Programında öğrencilerin hastalarla iletişimi başta olmak üzere “gözleyecekleri uygulama başlıklarından”

“üst düzey sorumlulukla yapacakları uygulama başlıklarına” kadar bir düzeylemenin söz konusu olduğu ve tıp fakültesi öğretim üyelerinin yasal olarak bu düzeylemeye uyarak eğitim vermekle yükümlü olduğu, 2.2. Tıp fakültesi öğretim programlarının diğer lisans programlarından farklı olarak; öğrenci için mezun olana kadar “hasta gözlemeden, hasta üzerinde uygulama yapmaya kadar değişen düzeyde eğitim hakkı”, öğretim üyesi için “eğitim verme ve hasta hizmeti ve hasta seçme hakkı” ve hasta için “mahremiyetinin korunması ve zarar görmeden tedavi alma hakkı” gibi farklı tarafların haklarının bir arada gözetilmesini gerektirdiği, 2.3. Üniversite hastanelerinin ismi; sağlık hizmeti yanında eğitim (uygulama) ve araştırma yapma hedeflerini de barındırdığından diğer hastanelerden farklı olarak “Sağlık, Uygulama ve Araştırma Merkezi” olarak belirlendiği, bu nedenle hasta ve hasta yakınlarının hastaneye gelirken sağlık hizmeti yanında eğitim ve araştırma faaliyetleri ile de karşılaşacaklarının farkında olarak gelmelerinin beklendiği, üniversite hastanelerinde hastaların sağlık hizmetini randevulu alması, hastanenin hasta için eğitim (uygulama) ve araştırma yükümlülüklerinin kaldırılacağı anlamına gelmediği, kısacası üniversite hastanelerinin bu amaçlar doğrultusunda vizyonunu “İnsan odaklı ve hasta dostu hastane olarak üst düzeyde bilimsel çalışmalar ve tıp eğitim uygulamaları eşliğinde ulusal ve uluslararası kalite süreçlerine uyum sağlayarak bilimsel ve teknolojik gelişmeleri zaman kaybetmeksizin hastalarına ve çalışanlarına sunabilen lider bir sağlık kuruluşu olmak” olarak belirlendiği ve web adresinde de kamuya duyurulduğu, 2.4. Tıp Fakülteleri ve üniversite hastanelerinin mezuniyet öncesi tıp eğitiminin ulusal yeterlikler belgesine uygun biçimde yürütülmesi için öğrenme ortamlarını çeşitlendirmek ve olumlu öğrenme ortamı oluşturmak ile sorumlu olduğu, öznesi insan olan bir mesleğin eğitiminde öğretim programının ilk yıllarından itibaren hasta mahremiyeti, hasta ve yakınları ile iletişim, kötü haber verme ve sır saklama başta olmak üzere profesyonel değerlerin de yer aldığı, belirtilen bu değerlerin öğrenilmesinde hasta ile temas ve öğretim üyelerinin rol model olmalarının ayrıca önem taşıdığı, bu nedenledir ki öğrencilerin fakülte eğitiminin ikinci yarısından itibaren öğretim üyelerinin sorumluluğu ve gözetiminde hastaları gözlemlediği veya hastalar ile temas ettiği, 2.5. Öğretim üyesi tarafından ‘konunun kendi inisiyatifinde olduğu bir dahaki muayenede öğrencilerin olabileceğini ifade edilmesi’ öğretim üyesinin çalıştığı kurumun (üniversite hastanesi ve tıp fakültesi)

vizyonundan haberdar olduğunun, öğrenci için öğretme sorumluluğunun farkında olduğunun ancak hastanın hizmet hakkını gözetirken öğrencinin eğitim hakkının engellediğine ilişkin duyulan kaygıyı gösterdiği, 2.6. Tıp fakültelerinin de dahil olduğu sağlık profesyonellerinin eğitiminin gerçek hastaların bulunduğu ortamlarda gerçekleştirildiği, bu öğrenme ortamlarında hastaların hizmet alma, öğrencilerin eğitim alma ve öğretim üyelerinin eğitim-hizmet verme haklarının çakışması ve haklardan herhangi birine öncelik verilmesinin söz konusu olamayacağı, ancak tarafların (hasta-öğrenci-öğretim üyesi) haklardan haberdar olma ve bu hakların korunması konusunda azami gayret göstermekle yükümlü oldukları, bu yükümlülüğün hekimlik mesleğinin etik ilkeleri tarafından da güvence altına alındığı ve Hipokrat yemini ile de sabitlendiği,

2.7. Sonuç olarak hasta ve hasta yakınlarının üniversite hastanelerine randevulu, ücretli veya başka bir biçimde başvurmasının hastanenin sağlık hizmeti yanında eğitim (uygulama) ve araştırma yapma yükümlülüğünü değiştirmeyeceği, hatta hastanın kamuya açık ilan edilen kurumsal vizyonun peşinen bilinerek ve kabul edilerek hizmet almaya geldiği düşünüldüğünde hastanın “mahremiyetinin korunması ve zarar görmeden tedavi alma hakkı”nın ihlal edilmediği, 2.8. Başvuran tarafından Hasta Hakları Kuruluna yapılan başvuru hakkında İzmir Hasta Hakları

Kurulunun 29/09/2022 tarih ve 2022/44897 sayılı kararında; “Hasta Hakları Yönetmeliğinin

“Mahremiyete saygı gösterilmemesi” başlığı altında (Madde 21, d) “Hasta tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin tıbbi müdahale sırasında bulunmamasını isteme hakkına sahiptir.” Maddesi gereğince, hekimin başvuranın talebi doğrultusunda, muayene sırasında öğrencileri muayene odasından çıkardığı bilgisi alınmıştır. Söz konusu üniversite hastanesinin eğitim vermeye haiz hastanelerden olması sebebiyle ilgili maddenin, öğretim üyesi özel muayenesini de kapsadığı, herhangi bir ihmal veya kasıt bulunmadığı kanaati oluşmuştur. Hasta Hakları Yönetmeliği kapsamında değerlendirilen dosyada, kurul üyeleri tarafından ‘hasta hakkı ihlali yoktur’ kararı verilmiştir.” Yönünde değerlendirme yapılarak ihlal olmadığına karar verildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın; 3.1.“Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 4. Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması

Sözleşmesinin (Biyotıp Sözleşmesi) “Özel Yaşam ve Bilgi Edinme Hakkı” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Herkes, kendi sağlığı hususundaki bilgilerle ilgili olarak, özel yaşamına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Herkes, kendi sağlığı hususunda toplanmış her bilgiyi öğrenme hakkına sahiptir. Bununla beraber, bireylerin, bilgilendirilmeme istekleri de gözetilecektir. İstisnaî durumlarda, 2’nci paragrafta belirtilen hakların kullanımına, hastanın yararı için kanunî kısıtlamalar getirilebilir.” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 01/08/1998 tarih ve 23420 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hasta Hakları Yönetmeliğinin; 6.1. “İlkeler” başlıklı 5’inci maddesinde; “Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması

şarttır:

a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima göz önünde bulundurulur.

b) Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulur.

c) Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir.

d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.

e) Kişi, rızası ve Bakanlığın izni olmaksızın tıbbi araştırmalara tabi tutulamaz.

f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 6.2. “Mahremiyete Saygı Gösterilmesi” başlıklı 21’nci maddesinde; “Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilir.

Mahremiyete saygı gösterilmesi ve bunu istemek hakkı; a) Hastanın, sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde yürütülmesini, b) Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini, c) Tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini, d) Tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin, tıbbi müdahale sırasında bulunmamasını, e) Hastalığın mahiyeti gerektirmedikçe hastanın şahsi ve ailevi hayatına müdahale edilmemesini, f) Sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulmasını, kapsar.

Ölüm olayı, mahremiyetin bozulması hakkını vermez.

Eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşlarında, hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunması gerekli ise; önceden veya tedavi sırasında bunun için hastanın ayrıca rızası alınır.” 6.3. “İnsani Değerlere Saygı Gösterilmesi ve Ziyaret” başlıklı 39’uncu maddesinde; “Hasta, kişilik değerlerine uygun bir şekilde ve ortamda sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahiptir.

Sağlık hizmetlerinde görev alan bütün personel; hastalara, yakınlarına ve ziyaretçilere güler yüzlü, nazik, şefkatli ve sağlık hizmetleri ile ilgili mevzuat ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde davranmak zorundadır.

Sağlık hizmetlerinin her safhasında, hastalara, onların bedeni ve ruhi durumları dikkate alınarak, hangi işlemin neden ve nasıl yapıldığı, yapılacağı ve bekletilmeleri söz konusu ise, bekletilmenin sebepleri hususunda gerekli ve yeterli bilgi verilir.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında, insan haysiyetine yakışır gereken her türlü hijyenik şartların sağlanması, gürültünün ve rahatsız edici diğer bütün etkenlerin bertaraf edilmesi esastır. Gerektiğinde, bu hususlar hasta tarafından talep konusu yapılabilir.

Hasta ziyaretçilerinin kabul edilmesi, kurum veya kuruluşça belirlenen usul ve esaslara uygun olarak ve hastaların huzur ve sükunlarını bozacak fiil ve tutumlara sebebiyet vermeyecek şekilde gerçekleştirilir ve bu konuda gereken tedbirler alınır.” 6.4. “Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı” başlıklı 42’nci maddesinde; “Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.” 6.5. “Hastanın Uyması Gereken Kurallar” başlıklı 42/A maddesinde; “Hasta sağlık hizmeti alırken

aşağıdaki kurallara uyar:

a) Başvurduğu sağlık kurum ve kuruluşunun kural ve uygulamalarına uygun davranır ve katılımcı bir yaklaşımla teşhis ve tedavi ekibinin bir parçası olduğu bilinciyle hareket eder.

(…)

ç) Randevu tarih ve saatine uyar ve değişiklikleri ilgili yere bildirir.

d) İlgili mevzuata göre öncelik tanınan hastalar ile diğer hastaların ve personelin haklarına saygı gösterir.

e) Personele sözlü ve fiziki saldırıya yönelik davranışlarda bulunmaz.

f) Haklarının ihlal edildiğini düşündüğünde veya sorun yaşadığında hasta hakları birimine başvurur.”

7. 19 Şubat 1960 tarih ve 10436 sayılı Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 2 nci maddesinde; “Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir.

Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlâki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatı ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda âzami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen

Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran, (1) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; eşinin doktor muayenesi sırasında tıp eğitimi alan öğrenci grubunun odada bulunması dolayısıyla rahatsız olduklarından bahisle hasta haklarının ihlal edildiğini ifade ederek Hasta Hakları Biriminin etkinliğinin arttırılmasını, hekimlerin hasta hakları konusunda uyarılmasını ve yaşadıkları mağduriyet dolayısıyla taraflarından özür dilenmesini talep etmektedir.

10. Hasta hakları kavramı temel dayanağını insan haklarıyla ilgili evrensel düzenlemelerden alarak insan hak ve değerlerinin sağlık hizmetlerinde uygulanmasını dile getirmektedir. Ancak sağlık hizmetlerinin sunumunda yalnızca hasta haklarını dile getirmek tek yönlü bir yaklaşım olacaktır. Görünüşte birbirine zıt gibi algılanan hasta ve hekim hakları aslında birbirini tamamlayan haklardır. Hasta ile hekim aynı sağlık sistemi içinde yer aldığı dolayısıyla mesleki uygulamanın karşıt tarafları değil, eşitler arası ilişkide hak ve sorumluklara sahip bireyler olarak kabul edilmelidir (E. S. Yurdakul, O. Sarı, Hastaların, Hekimlerin Hakları

Konusundaki Farkındalıkları, Hastalık Algısı Ve Kişilik Tiplerinin Hekimin Haklarına Etkisi, Ankara Med J, 2020;(4):926-943 // 10.5505/amj.2020.36097).

11. Bu nedenle hasta hekim arasındaki dinamik sürecin sağlıklı yürümesi adına insan hakları çerçevesinde hasta hakları, iletişimin düzenli bir şekilde işleyişi ve ortaya çıkabilecek sorunların minimuma indirilmesi açısından da hekimlerin hakları belirlenmiştir. Hekimlik mesleğinin temel amacı kişilerin sağlığının korunup geliştirilmesi, hastanın sağlığının iyileştirilmesidir. Aslında hastaların da hekimlerin de ortak amacı hastanın sorunsuz şekilde sağlığına kavuşmasıdır. Bunun için hasta kendisine yeterince zaman ayrılmasını isterken, hekim de her hastası için yeterli zaman ayırmak ister, hasta kendisi ile ilgilenilmesini isterken hekim de kendisine ve mesleğine saygı gösterilmesini ister.

12. Tıbbi müdahale kavramı hasta hakları ile hekimin mesleğini icrası arasında yer aldığı için sağlıklı bir hasta hekim görüşmesinde hasta ve hekim haklarının beraber irdelenmesi gerekmektedir. Hasta hekim

iletişiminde hekimin yapması gereken yükümlülükler olduğu kadar, hastanın da kendi sağlığı ile ilgili sorumlulukları vardır.

13. Nitekim Hasta Hakları Yönetmeliği ve Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinde de hem sağlık personelinin hem de hastaların hakları ve yükümlülükleri ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Sağlık hizmetlerinde görev alan personelinin hastalara güler yüzlü, nazik, şefkatli ve sağlık hizmetleri ile ilgili mevzuata uygun şekilde davranması arzu edilirken, hastalardan da sağlık kurum ve kuruluşlarının kural ve uygulamalarına uygun davranması, personel ve diğer hastaların haklarına saygı göstermesi beklenmektedir.

14. Hasta mahremiyeti hakkı; kişinin kimsenin bilmesini istemediği ancak tıbbi müdahalelerin yapılabilmesi için gerekli konularda açıklamak zorunda olduğu özel yaşam alanıdır. Hasta mahremiyeti, hastanın sağlık durumu ile ilgili tıbbi işlem ve değerlendirmelerin makul bir gizlilik içerisinde yürütülmesini ifade etmekte olup, bu gizlilik, hasta muayenesinde beden mahremiyetini, teşhis ve tedavi süreçleri ile hastaya ait bilgi ve belgelerin korunmasını da kapsamaktadır. Nitekim hastanın sağlık verilerinin korunması yalnız mahremiyete saygı gereği değil, aynı zamanda hasta ile sağlık hizmeti sunucuları ve sağlık kurumları arasında güven ilişkisinin sağlanması için de bir gerekliliktir (Neslihan CAN, Hasta Mahremiyeti Hakkı, TBB Dergisi, 2020, S.147, s.185,186). Hasta mahremiyeti ile ilgili olarak Biyotıp

Sözleşmesinin 10’uncu maddesinde herkesin, kendi sağlığı hususundaki bilgilerle ilgili olarak özel yaşamına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.

15. Sağlık hizmet sunumunun en temel esaslarından olan hasta mahremiyeti Hasta Hakları Yönetmeliğinin

“Mahremiyete Saygı Gösterilmesi” başlıklı 21’inci maddesinin ilk fıkrasında hastanın mahremiyetine saygı gösterilmesinin esas olduğu, her türlü tıbbi müdahalenin, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilebileceği hükme bağlanarak kapsamlı şekilde düzenlenmiştir. Özellikle muayene odalarında hasta mahremiyeti ile ilgili ihlaller ortaya çıkabilmektedir. Bu kapsamda mezkur Yönetmeliğin 21’nci maddesinin ikinci fıkrasının d bendinde bu hususa ilişkin düzenleme yapılmış olup, tedavi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin tıbbi müdahale sırasında muayene alanında bulunmaması gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır.

16. Bununla birlikte tıp alanında eğitim alan öğrencilerin gerek tıbbi uygulama gerekse de hasta ile sağlıklı iletişim kurma konusunda profesyonelleşmesinin sağlanması için gerçek hastaların bulunduğu ortamlarda uygulamalı eğitim almaları gerektiği için eğitim hakkı ile hastaların mahremiyet hakkı yarışabilmektedir.

Bu hususun önüne geçebilmek için Hasta Hakları Yönetmeliğinin 21’nci maddesinin son fıkrasında eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşları için istisna getirilmiş, ancak bu istisna hastanın rızası ön şartına bağlanmıştır.

17. Yönetmeliğin 21’nci maddesinin son fıkrasında eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşlarında hastanın tedavisiyle doğrudan ilgili olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunabilmesi için hastanın önceden veya tedavi sırasında rızasının alınması şartı öngörülmüştür. Nitekim hastanın eğitim ve araştırma hastanesine başvurması, ön koşul olarak muayene sırasında tıp eğitimi alan öğrencileri kabul ettiği anlamına gelmemektedir (Yakup KORKMAZ, Hasta Hakkı Olarak Özel Hayatın Korunması Bağlamında Beden Mahremiyeti, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, Y.8, S.15, Haziran 2020, s.583.).

18. AİHM, Konovalova davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 09/10/2014 tarihli kararında (Konovalova v.

Rusya, 37873/04); doğum sırasında tıp fakültesi öğrencilerinin de ameliyathanede bulunmasının hastanın mahremiyet hakkını ihlal edip etmediğini değerlendirmiştir. Olayda hastanenin jinekoloji bölümüne doğum için kabul edilen başvurucuya hastanenin bir eğitim hastanesi olduğu dolayısıyla jinekoloji ve obstetrik öğrencilerinin tıbbi müdahale esnasında bulunacağı bilgisini içeren bilgilendirme kitapçığı verilmiştir. Rus

Hükümeti, Rusya Sağlık Hizmeti Kanununun ilgili maddesine göre tıp fakültesi öğrencilerinin eğitim

amacıyla müdahalelerde bulunabileceği, tıp fakültesi öğrencilerinin müdahaleye katılmalarının, eğitimlerinin bir parçası olduğu, ayrıca başvurucunun öğrencilerin katılımına itiraz etmediği için AİHS’nin 8’inci maddesinin (özel yaşama ve aile hayatına saygı hakkı) ihlal edilmediğini ileri sürmüştür. Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmede Sağlık Hizmeti Kanununun ilgili maddesinin yalnız öğrencilerin eğitimi için genel çerçeveyi çizdiği, hasta mahremiyeti bakımından ayrıntılı koruma içermediği, hastane broşüründeki bilgilerin yetersiz olduğu, ilgili hastane tarafından yayınlanan broşürde tıp öğrencilerinin

“çalışma sürecine” katılımları konusunda belirsiz ifadeler kullanıldığı, bu sürece hangi ölçüde ve hangi kapsamda dahil olabileceklerinin belirtilmediği, ayrıca tıp öğrencilerinin katılımları, sanki zorunluymuş ve başvuranın bu konuda herhangi bir tercih hakkı yokmuş gibi ifade edildiği, aynı zamanda hastanın öğrencilerin katılımına itiraz etmesinin mümkün olup olmadığının da dikkate alınmadığı hususlarına vurgu yapılarak Sözleşmenin 8’nci maddesinin ihlal edildiğine hükmedilmiştir.

19. Somut dosya kapsamında başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, mahkeme içtihatları ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; 19.1. Başvuran ve eşinin muayene için Ege Üniversitesi Hastanesi (Sağlık Uygulama ve Araştırma

Merkezi) Kardiyoloji polikliniğine randevu almak suretiyle müracaat ettikleri, muayene odasında tıp eğitimi alan 5-6 kişilik öğrenci grubunun bulunduğu, başvuran ve eşinin muayene sırasında öğrencilerin odadan çıkarılmasını talep etmeleri üzerine öğrencilerin odadan çıkarıldığı ve hastanın muayenesinin öğrencilerin katılımı olmadan yapıldığı, dolayısıyla Hasta Hakları Yönetmeliğinin 21’nci maddesinin son fıkrası gereğince hastanın rızası olmadığı için öğrencilerin muayene odasından çıkarıldığı ve herhangi bir hak ihlalinin yaşanmadığı anlaşılmıştır.

19.2. Diğer yandan idarenin Kurumumuza vermiş olduğu cevabi yazıda; üniversite hastanelerinin sağlık hizmeti yanında eğitim (uygulama) ve araştırma yapma hedeflerini de barındırdığı, bu nedenle hasta ve hasta yakınlarının hastaneye gelirken sağlık hizmeti yanında eğitim ve araştırma faaliyetleri ile de karşılaşacaklarının farkında olarak gelmelerinin beklendiği, hastanın kamuya açık ilan edilen kurumsal vizyonun peşinen bilinerek ve kabul edilerek hizmet almaya geldiği hususlarının ifade edildiği görülmüştür.

Bu kapsamda üniversite hastaneleri eğitim amacı gütmekte ve öğrencilerin eğitim hakkı olduğu bilinmekte ise de özel hayat ve mahremiyete saygı hakkının gerek uluslararası sözleşmelerle gerekse de anayasal olarak güvence altına alındığı, bu bakımdan öğrencilerin muayeneye katılımı hususunda hastaya bilgi verilerek onayının alınması gerektiği, böylece hem hak ihlallerine sebebiyet verilmeyeceği hem hasta ile sağlık hizmeti sunucuları ve sağlık kurumları arasında güven ilişkisinin kuvvetleneceği, aynı zamanda insan odaklı ve tecrübeli profesyonellerin de bu hassasiyette yetişeceği değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, bu bakımdan kanunlara uygunluk ilkesine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış

olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı İzmir İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN

REDDİNE,

Başvuranın ve eşinin talepleri üzerine öğrencilerin muayene odasından çıkarıldığı dolayısıyla herhangi bir hak ihlali yaşanmadığı anlaşıldığından başvurunun REDDİNE, Diğer yandan tıbbi eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşlarında hastanın tedavisiyle doğrudan ilgili olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunabilmesi için hastalara bilgilendirme yapılması ve hastaların açık rızası alındıktan sonra sürece katılımın sağlanması hususunda EGE ÜNİVERSİTESİ

REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA ve EGE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine;

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi