ÖZET: Bu Danıştay kararı, başvuranın kamulaştırmasız el atma nedeniyle açtığı davada hükmedilen 4.032,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebine ilişkindir. Başvuran, mahkeme kararının uygulanmaması nedeniyle idare aleyhine şikayette bulunmuştur. Kamulaştırmasız el atma, kamu kurumlarının mülkiyet hakkına müdahale etmesi olarak tanımlanmakta ve bu tür durumlarda mahkeme kararlarının uygulanması zorunludur.

Yargıtay’ın onayladığı mahkeme kararı, idarenin başvuranın mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. İdare, mahkeme kararını yerine getirmemek için çeşitli gerekçeler öne sürse de, haciz işlemlerinin kaldırıldığı ve hukuki bir engelin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak, Danıştay, başvuranın alacağının en kısa sürede ödenmesi hususunda Milli Eğitim Bakanlığı’na tavsiyede bulunmuştur. İdarenin mahkeme kararlarını uygulama yükümlülüğü, Anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde net bir şekilde belirlenmiştir. Bu karar, kamu kurumlarının yargı kararlarına uyması gerektiğini vurgulamaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 9939-9939 |sayi|94019529-101.07.04-E.94019529-101.07.04-E.

BAŞVURU NO : 2017/1827 2017/ 1827

KARAR TARİHİ : 22/08/2017 |tarih|

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : Milli Eğitim Bakanlığı

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın kamulaştırmasız el atma sebebi ile açılan dava neticesinde hükmedilen 4.032,00 TL tutarın yasal faizi ile birlikte kendisine ödenerek, Mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 09/03/2017 9.3.2017

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, halen eğitim-öğretime devam eden İlköğretim Okulu’nun üzerinde bulunduğu Ankara İli Mamak İlçesi Mahallesi ada parsel no’lu arsa hakkında

Kamulaştırmasız el atma sebebi ile 2009 yılında açılan alacak davasında Ankara 4. Sulh Hukuk

Mahkemesinin E :2009 / , K:2009 / sayılı kararı ile dava değeri 4.032,00 TL nin davalı

Ankara İl Özel İdaresi’nden alınarak davacı olan başvurana verilmesine ve söz konusu taşınmazın üzerine kayıtlı olan hissenin iptali ile davalı İl Özel İdaresi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, bu kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin E :2010 / K:2010 / sayılı ilamı ile 26/ 04/ 2010 tarihinde onanarak kesinleştiğini, mahkeme ilamının Ankara 10 İcra Müdürlüğü’nün 2009/ 18992 sayılı dosyası ile icraya konulduğu, 01/ 06/ 2010 tarihinde Ankara Valiliği İl Milli Eğitim

Müdürlüğü’nün sayılı cevap yazısında “kamulaştırma faslında ödenek bulunmadığından yeterli ödenek temin edildiğinde ilgili dosyaya ödeme yapılacağı” hususunun belirtildiğini, aradan geçen zamanda icra müdürlüğünün dosyayı işlemden kaldırdığı,

1 / 72013/ sayısı ile yenilendiği ve borçlu kuruma yeniden ödeme emri gönderildiği, Ankara Valiliği

İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 11/ 11/ 2013 tarih ve sayılı cevap yazısında yine “kamulaştırma faslında ödenek bulunmadığından yeterli ödenek temin edildiğinde dosyasına gerekli ödeme yapılacağı” hususunun ifade edildiği, icra dosyasının tekrar işlemden kalkması üzerine tekrar yenileme işlemi yapıldığı ve söz konusu dosyanın halihazırda Ankara 10.

İcra Müdürlüğü’nde 2016/ sayısı ile devam ettiği, yenileme sonucunda ilgili kuruma tekrar ödeme emri gittiğinde bu kez başvurana ulaşıldığı, 2014 yılında ödenek çıktığı halde gidip ödemeyi almayarak kasıtlı olarak 3 yıl beklediği; gidip tapuyu devretmesi halinde Milli Eğitim Bakanlığı ile yazışma yapılarak ödenek çıkarılacağını fakat 2014 yılındaki dosya değerinden ödeme yapacaklarını ifade ettiklerini, bu süreçte dava konusu taşınmazın kaydının 2011- 2016 tarihleri arasında üzerinden düştüğünü, fakat 21/ 07/ 2016 tarihinde yapılan imar değişikliği ile söz konusu taşınmazın ada parsel numarasının, ada ve parsel olarak değiştirildiğini ve yeniden şahsı adına kayıt yapıldığını, 07/ 09/ 2016 tarihinde Mamak Tapu Müdürlüğü’ne tapu devri için gittiğinde tapudaki imar değişikliğini öğrendiğini, bu değişikliğin Mahkeme kararında da düzeltilmesi için birkaç yere yönlendirildiğini, defalarca adliye ve tapu müdürlüğü arasında gidip geldiğini, arsadan dolayı çıkan emlak vergisini ödediğini, en sonunda da kurumdan bir görevli ile gelmesi gerektiğinin söylendiğini, Kurumdaki görevliler tarafından 2014 yılında ödenek çıktığı halde kasıtlı olarak gidip almadığı gerekçesi ile ancak tapuyu devretmesi karşılığında sadece 2014’teki değeri ödeyeceklerinin söylenildiğini, 2014 yılında ödenek çıktığı halde bu durumdan haberdar edilmemesinin ve söz konusu aksaklıktan dolayı şahsının sorumlu tutularak 3 yıllık faizin tarafına ödenmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ifade ederek; Mahkeme kararında belirtilen 4.032,00 TL nin ödeme tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir .

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğünden

12/ 04/ 2017 tarih ve E : sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen idarenin 13/ 04/ 2017 tarih ve sayılı cevabi yazısında özetle;

2.1) Mamak İlçesi, Mahallesinde bulunan ada, parsel numaralı arsa üzerinde

İlkokulunun bulunduğu, İlkokul alanında hissesi bulunan şahıslardan ’ın

Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2009/ E . sayılı dosya ile açmış olduğu kamulaştırmasız el atma davasını kazandığı, kararın kesinleştiği ancak tapu devri yapılmadığı için kişiye ödeme yapılamadığı,

2.2) Söz konusu mahkeme kararının hüküm kısmında 6360 sayılı Kanun ile tüzel kişiliği sona eren

“Ankara İl Özel İdaresi adına tapuya kayıt ve tesciline…” denildiği, ancak Maliye Hâzinesi adına tescil edilmesi gereken şahıs hissesi üzerinde icra-i haciz işlemi bulunduğu hususunun Mamak Tapu

Sicil Müdürlüğünün 07/ 01/ 2011 tarih ve sayılı yazısında bildirildiği, tapu devri sağlanamadığı için de ödeme yapılamadığı,

2.3) Ödenekler ilgili Bakanlıktan kişinin adına gönderildiğinden adına herhangi bir

ödenek gelmediği,

2.4) Bakanlığın İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığının 06/ 03/ 2017 tarih ve sayılı yazısı ile

tapu tescilini müteakip Bakanlık’tan ödenek talebinde bulunulmasının istenildiği,

2 / 72.5) Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2016/ E . sayılı dosyası ile ödemenin yapılmasının

istenildiği, ancak icra takibine kadar geçen zaman içerisinde tapu tescili sağlanmadığı için ödeme yapılamadığı, hususları ifade edilmiştir .

3. Ayrıca, Mamak Tapu Müdürlüğüne hitaben yazılan 27/ 07/ 2017 tarih ve E : sayılı yazımız ile bahsi geçen Mamak İlçesi Mahallesi ada ve parsel no’lu (eski ada parsel no’lu) taşınmazdaki şahıs hissesi üzerinde icra-i haciz işlemi bulunup bulunmadığı hususu hakkında bilgi istenilmiş olup, Mamak Tapu Müdürlüğünün 31/ 07/ 2017 tarih ve sayılı cevabi yazısında, 3.1. Başvuranın söz konusu taşınmazda bulunan hissesi üzerinde tesis edilmiş olan haciz şerhlerinin 17/ 12/ 2015 tarih ve yevmiye numarası ile terkin edildiği, belirtilen şahıs hissesi üzerinde herhangi bir haciz şerhinin mevcut olmadığı, belirtilmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

4) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ’nin 17 nci maddesinde; “ hiç kimsenin keyfi olarak mal ve

mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir .

5) Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı ’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde; “ mülkten

yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat ” koşuluna yer verilmiştir .

6) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ ün “mülkiyetin korunması” başlıklı 1

nci maddesinde; “ Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır . Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir .” şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir .

7) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “ Cumhuriyetin nitelikleri ” başlıklı 2.maddesinde; “ Türkiye

Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir ” hükmü,

7.1) “Mülkiyet Hakkı ” kenar başlıklı 35’nci maddesinde; “herkesin mülkiyet ve miras hakkına

sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı” hükmü,

7.2) “Hak arama hürriyeti ” başlıklı 36. maddesinde; “ Herkes, meşrû vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir .

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz ” hükmü

7.3) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “ Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına

3 / 7sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu

idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” hükmü,

7.4) “Mahkemelerin Bağımsızlığı ” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “ Yasama ve yürütme

organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez .” hükmü bulunmaktadır .

8) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci

maddesine göre; “( 1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir . ( 2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır .”

9) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinin 1 inci fıkrasında : “Danıştay,

Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur . Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz ( 30) günü geçemez …” hükmü bulunmaktadır .

10) 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “ Bu

Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler .”, “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3 üncü maddesinde; “ İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini…ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler .” düzenlemelerine yer verilmiştir .

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden

12) Şikayet başvurucusu, 1 no’lu paragrafta açıklandığı üzere kamulaştırmasız el atma nedeniyle

açılan dava neticesinde hükmedilen 4.032,00 TL tutarın yasal faizi ile ödenerek mahkeme kararının uygulanması talebiyle Kurumumuza başvurmuştur .

4 / 713) Kamulaştırmasız el atma yerleşik içtihatlarda; kamulaştırma yapmaya yetkili devlet, kamu

tüzel kişileri, kamu kurumları veya kamu yararı bulunması halinde adlarına kamulaştırma yapılacak gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin, kamu gücünü kullanarak Anayasa ve yasalara uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın, bir kimsenin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malına sahiplenme kastı ile ve fiilen ya da hukuken mal sahibinin tasarruf hakkını engellemesi olarak değerlendirilmiştir . (Anayasa Mahkemesinin 13/ 11/ 2014 tarihli ve E . 2013/ 95, K. 2014/ 176 sayılı Kararı ile 10/ 04/ 2003 tarih, E .2002/ 112, K.2003/ 33 sayılı Kararı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/ 10/ 2004 tarih, E .2004/ 5- 561, K.2004/ 717 sayılı Kararı) .

14) Şikayete konu olayda Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 26/ 04/ 2010 tarihli E .2010/ ,

K.2010/ numaralı kararı ile kesinleşen Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 21/ 10/ 2009 tarihli ve E .2009/ , K.2009/ sayılı kararında kamulaştırmasız el atma dolayısıyla idarece 4.032,00

TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedildiği anlaşılmaktadır .

15) Anayasa Mahkemesinin 14/ 01/ 2010 tarihli ve E.2009/ 27, K .2010/ 9 sayılı kararında ;

“ Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır . Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır . ” ifadeleri kullanılmıştır .

16) Yine Anayasa Mahkemesinin 3/ 4/ 2014 tarih 2013/ 711 sayılı bireysel başvuru kararında ;

Başvurucular, taşınmazlarına Belediye tarafından kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığını, açtıkları davalar sonunda taşınmazın bedelinin Belediyeden tahsiline karar verildiğini, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediğini, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespitini ve taşınmazın değerinin artması nedeniyle tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir . Başvuru Mahkemece adil yargılanma hakkının ihlali ve mülkiyet hakkının ihlali olmak üzere iki kısımda incelenmiştir . Bu kapsamda

“ mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade edilerek yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmiştir . Ayrıca Devletin bir kurumu aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı açıkça ifade edilmiştir . Kamulaştırma işlemi yapmaksızın bireylere ait taşınmazlara el atan idarelerin bu fiilleri nedeniyle açılan davalar sonucunda hükmedilen alacakları yahut tazminatları ödememesini ise mülkiyet hakkının unsurları olan mülkiyetten barışçıl yararlanma ve mülkiyete saygı ilkelerinin ihlali olarak nitelemektedir . Bu açıklamaların ardından Anayasa Mahkemesi, başvurunun mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi sonucu, alacak hakkının ödenmemesiyle ilgili şikâyet yönünden kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir .

5 / 717) Diğer yandan, Anayasa’nın 138 inci ve İdari Yargılama Usulü Kanunu (prg .9.) ile yargı

kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idare sorumlu tutulmuştur . İdarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda bağlı yetki söz konusudur ve idareye bu konuda hiçbir takdir hakkı verilmemiştir . İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir . Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıldığında Anayasamızın 36 ncı (prg .7.2) maddesinde yer alan ‘ hak arama hürriyeti ’nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı belirtilmekte , ayrıca mahkeme kararlarının uygulanmasını yargılama sürecinin devamı niteliğinde görerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirmektedir .

18) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesine (prg .6.) bakıldığında

AİHM kararları ışığında üç temel ilkeyi işaret ettiği görülmektedir . Bunlar; mülkiyete saygı, mülkiyetten yoksun bırakılmama, mülkiyetin kullanımının belli şartlarda devletlerce kısıtlanabileceği ilkeleridir . Anayasamızın 35 inci (prg .7.1.) maddesi de bu ilkelerle paralel şekilde hüküm ifade etmektedir . Nitekim 15. Paragrafta yer verilen Yüksek Mahkemenin kararında

“ AİHM’nin yargı kararlarının uygulanmasının geciktirilmesini yahut hiç uygulanmamasını mülkiyete saygı ve mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale ” olarak kabul ettiği vurgulanmıştır .

19) Somut olayın değerlendirilmesi neticesinde İdare aleyhine kamulaştırmasız el atma kaynaklı

açılan dava neticesinde başvurana tazminat ödenmesine hükmedildiği, bu kararın 30/ 12/ 2010 tarihinde kesinleştiği, ancak Maliye Hazinesi adına tescil edilmesi gereken şahıs hissesi üzerinde icra-i haciz işlemi bulunması sebebiyle tapu devri sağlanamadığı ve yeterli ödenek ayrılmadığı gerekçesiyle ödeme yapılmadığı, dolayısıyla mahkeme kararının gereğinin yerine getirilemediği anlaşılmaktadır . Ancak Mamak Tapu Müdürlüğünün bahsi geçen cevabi yazısından (prgrf .3.), başvuranın söz konusu taşınmazda bulunan hissesi üzerinde tesis edilmiş olan haciz şerhlerinin 17/ 12/ 2015 tarih ve yevmiye numarası ile terkin edildiği ve belirtilen şahıs hissesi üzerinde herhangi bir haciz şerhinin mevcut olmadığı bilgisi edinildiğinden, şikayet edilen idarenin söz konusu taşınmaz üzerinde haciz işlemi bulunması sebebiyle tapu devri sağlanamadığı iddiasının yersiz olduğu ve somut olayda mahkeme kararının yerine getirilmemesi için herhangi hukuki veya fiili bir engelin bulunmadığı değerlendirilmiştir .

20) Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı

çerçevesinde ; İdarenin, kamulaştırma işlemi yapmaksızın başvurana ait taşınmaza el atması ve bu fiili durum nedeniyle açılan dava sonucunda hükmedilen tazminatı ödemeyerek adil yargılanma ve mülkiyet haklarını ihlal ettiği değerlendirildiğinden, tazminat bedelinin ödenmemesi işleminin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

21) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin hesap verilebilirlik, şeffaflık,

6 / 7kararların gerekçeli olması ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı,

ancak başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme, idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22) 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin

ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır .

VI. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Başvuranın kesinleşen mahkeme ilamına göre alacağının tamamının en kısa sürede ödenmesi hususunda MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’na TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Kararın BAŞVURANA, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’na ve bilgi için MALİYE

BAKANLIĞI’na tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Milli

Eğitim Bakanlığı’nca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi