|
ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuran vekilinin idare tarafından vekalet ücretinin tahsili için yazılı bildirim yapılmadan doğrudan icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğu iddiası incelenmiştir. Başvuran, 659 sayılı KHK’nın 9. maddesi gereği icra takibinden önce sulh daveti yapılması gerektiğini belirtmiştir. İdare ise, icra takibinin mahkeme kararının tebliğinden sonra başlatıldığını ve yazılı bildirim zorunluluğunun bulunmadığını savunmuştur.
Danıştay, idarenin uygulamasının hukuka uygun olduğunu, ancak başvuran vekilinin daha önceki uygulamalar nedeniyle bir beklenti içinde olduğunu kabul etmiştir. İdarenin, genel uygulamasının aksine hareket etmesinin, iyi yönetim ilkelerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, başvuran vekilinin icra avukatlık ücretinin iadesi talebi reddedilmiş, ancak idarenin gelecekte ödemeye davet yazısı göndermesi gerektiği yönünde tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, idarelerin uygulamalarında tutarlılık ve iyi yönetim ilkelerine uyulması gerektiğini vurgulamaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 17010-17010 |sayi|95802452-101.07.06-E.95802452-101.07.06-E.
BAŞVURU NO : 2018/4576 2018/ 4576
KARAR TARİHİ : 10/10/2018 |tarih|
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURU VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Ticaret Bakanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : İdare tarafından ödemeye davet yazısı gönderilmeksizin doğrudan icra takibi başlatılması nedeniyle yaşanan mağduriyetin giderilmesi ile İYUK”un 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılması talepleri hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 12/04/2018 12.4.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran vekili, a ( ) Gümrük Müdürlüğü ile
Limited Şirketi arasındaki gümrük davalarını 2013 yılından beri anılan şirket vekili olarak takip ettiğini, daha önce kaybettikleri 50- 60 dosyada
Müdürlük vekillerince kendilerine yazı gönderilmesini müteakiben 30 gün içinde vekalet ücretlerinin taraflarınca ödendiğini; ancak bilgileri dosyaya sunulan iki davada Bölge Müdürlüğü avukatı tarafından kendilerine herhangi bir yazı gönderilmeden doğrudan icra takibi başlatıldığını, bu nedenle iki icra dosyasına fazladan yaklaşık 300 TL ödeme yapıldığını açıklamaktadır . Başvuran vekili 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) 9 uncu maddesi uyarınca, icra takibi öncesinde sulh yazısı yazılması gerektiğini, ayrıca İdari Yargılama Usulü Kanununun (İYUK) 28 inci maddesine göre idareye karşı dava açan birey doğrudan icra takibi yapamazken idarenin de ölçülü
1 / 8davranarak doğrudan icra takibi yapamaması gerektiğini belirterek; bilgileri dosyaya sunulan iki icra
dosyasına yatırılan icra avukatlık ücretinin iade edilmesi, ilgilisine yazı gönderilmeksizin ilam vekalet ücreti hakkında icra takibi başlatılamaması ve benzer sorunların yaşanmaması için İYUK’un
28 inci maddesinde değişiklik yapılması talepleriyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin 21/ 05/ 2018 tarihli ve sayılı cevabi yazısında; 2.1. Anılan Şirket tarafından Bakanlıkları aleyhine açılan önceki davalarda, vekâlet ücreti tahsili için muhtelif tarihlerde başvuru sahibi avukata ödemeye davet yazısı gönderildiği, uyuşmazlık konusu olan iki dava dosyası içinse ödemeye davet yazısı gönderilmediği, idareleri lehine hükmedilen mahkeme kararlarının, Orta Anadolu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne 27/ 11/ 2017 tarihinde tebliğ edildiği, söz konusu ilamlardan kaynaklanan alacağın tahsili içinse 14/ 02/ 2018 tarihinde icra takibinin başlatıldığı, daha önceki yargılamalarda idareleri lehine hükmedilen vekalet ücretinin başvuran vekili tarafından ödenmiş olması ve bu çerçevede ilgili hesap numarasının başvurucu tarafından biliniyor olmasından hareketle, söz konusu davalara konu vekalet ücretinin de ödenmesinin beklenildiği ve Mahkeme kararlarının tebliğ tarihi üzerinden 2 ay 12 gün geçmesine rağmen ödeme yapılmadığının tespit edilmesi üzerine icra takibinin başlatıldığı açıklanmıştır . İdare tarafından ayrıca, alacaklarının tahsilinde öncelikle ödemeye davet yazısı gönderilmesinin idarelerince kabul edilen bir anlayış olduğu, idarelerince yeknesak uygulama yapılması yönünde gerekli bilgilendirmelerin yapılacağı bildirilmiştir .
2.2. İdarelerince hakkında icra takibi başlatılan alacakların ilama dayanan alacak olduğu, 659 sayılı
KHK’nın 9 uncu maddesinin ise henüz yargıya intikal etmemiş veya yargılama aşamasında bulunan hususlarda işletilebilecek bir kurum olduğu, aksinin kabulünün ise yargı kararlarının gereğinin idarece yerine getirilmek zorunda olduğuna ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesine aykırılık teşkil edeceği ifadelerine yer verilmiştir . İlaveten, 2577 sayılı İYUK’un 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında ya da başkaca bir mevzuat hükmünde, idareler lehine hükmedilen vekâlet ücretinin tahsili için öncelikle ilgililere ödemeye davet yazısı gönderilmesini zorunlu kılan bir düzenlemenin bulunmadığı belirtilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “ Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir . Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz .”, 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “( 3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . ( 4) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu
Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” ,
2 / 84. 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi ”
başlıklı 5 inci maddesi; “( 1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir . ( 2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır .” , 5. 06/ 01/ 1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “(Değişik : 2/ 7/ 2012- 6352/ 58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır . Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme
yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur .” (Fıkranın önceki hali :
(Değişik bent : 10/ 06/ 1994 – 4001/ 13 md.) Tam yargı davaları hakkındaki kararlardan belli bir miktarı içerenler genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur .), 6. 09/ 06/ 1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “Para ve Teminat Verilmesi
Hakkındaki İlamların İcrası” ana başlıklı “İcra emri ve muhtevası” başlıklı 32 inci maddesinin ilk fıkrasında; “Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder . Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ve bu müddet içinde 74 üncü madde mucibince mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapis ile tazyik olunacağı, mal beyanında bulunmaz veya hakikata muhalif beyanda bulunursa hapis ile cezalandırılacağı ihtar edilir .”, 7. 26/ 09/ 2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli
İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin; 7.1. “Adli uyuşmazlıklarda sulh” başlıklı 9 uncu maddesinde; “( 1) İdarelerin adli yargıda dava açmadan veya icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esastır . İdareler, kendi aleyhlerine dava açılacağını veya icra takibine başlanılacağını öğrenmeleri durumunda da karşı tarafı sulhe davet edebilirler . Sulhe davet, uyuşmazlığın tarafı olan gerçek veya tüzel kişilerce de yapılabilir . İlgili mevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde, sulhe davette karşı tarafa, ifa, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz güne kadar süre verilir .
( 2) Gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süre verilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yoluna başvurulabilir .
( 3) Dava konusu edilmiş veya icraya intikal etmiş uyuşmazlıklarda da taraflarca sulh teklifinde bulunulabilir .
.
3 / 8( 4) 21/ 7/ 1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamı
dışında kalan tüm taksit tekliflerinin değerlendirilmesi de bu madde kapsamında yapılır .
Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur . Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır .”, 7.2. “Adli uyuşmazlıklarda sulhün usul ve esasları” başlıklı 10 uncu maddesinde; “( 1) Sulh anlaşması, anlaşma tutanağında belirtilen tutar kadar bir hakkın tanınması, menfaatin terki, bir şeyin verilmesi, yapılması ya da yapılmaması konusunda anlaşmalar veya sözleşme değişikliklerini kapsar . Sulhe konu işte birden çok ihtilaf bulunduğu takdirde asıl olan, ihtilafın tamamının çözümlenmesidir .
Ancak kamu menfaati görüldüğünde kısmi sulh de mümkündür .
( 2) Maddi ve hukuki nedenlerle kamu menfaati görülmesi halinde, 11 inci maddedeki yetkiler çerçevesinde asıl alacak ve fer ’ilerinden kısmen ya da tamamen vazgeçilebilir .
( 3) Bu Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde yapılan sulh anlaşmalarına ilişkin tutanak ilam hükmünde olup ilamların icrasına dair genel hükümlere göre infaz olunur . Ancak vadeye bağlanmamış alacaklarda tutanağın imzalandığı tarihten itibaren iki aylık sürenin dolmasından, vadeye bağlanmış alacaklarda ise vadenin dolmasından önce tutanak icraya konulamaz . Sulh anlaşması hükümleri yerine getirilmediği takdirde alacak muaccel olur ve sulhe konu edilen hak veya alacaklar, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanan faizi ile birlikte takip ve tahsil edilir .
( 4) Sulh halinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz .
( 5) Tarafların sulhe davet yazısının diğer tarafa tebliği ile uyuşmazlık konusu hak ve alacağın tabi olduğu kanuni süreler durur. Sulhün sağlanamaması halinde bu husus tutanağa bağlanır, tutanak tarihinden itibaren uyuşmazlığın niteliğine göre kanuni süreler yeniden işlemeye başlar . Mücbir sebep halinde genel hükümlere göre işlem yapılır .”, düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Başvuran vekilinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusunun 659 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, idarenin İYUK’un 28 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre alacağını tahsil edebilmesi için herhangi bir yazılı bildirimde bulunması gerekmediği, başvuran vekilinin idarenin hesap numaralarını da bildiği gerekçeleriyle başvurunun reddi yönünde hazırlanan
“Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Yukarıda 1 numaralı paragrafta belirtildiği üzere başvuran vekili; idare tarafından önceki
4 / 8uygulamalarından farklı olarak vekalet ücretinin tahsili için vekili bulunduğu şirkete herhangi bir
yazılı bildirimde bulunulmadan doğrudan icra takibi başlatıldığını, bunun 659 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesine aykırılık teşkil ettiğini, bu uygulama nedeni ile her iki icra dosyasına yatırmış olduğu ortalama 300 TL tutarında icra avukatlık ücretinin tarafına iadesi, İYUK’un 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında idarelerin de doğrudan icra takibi yapamaması yönünde değişiklik yapılması ve idarelerin vekalet ücreti alacaklarının tahsilinden önce ilgilisine ödemeye davet yazısı göndermesi talepleri ile Kurumumuza başvuruda bulunmuştur .
10. Başvuru konusu incelendiğinde çözüme kavuşturulması gerekli ilk hususun, mahkeme kararında idare lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin 659 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir . 659 sayılı KHK’da genel ve özel bütçe kapsamındaki idarelerin taraf oldukları uyuşmazlıkların sulhen halline ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup 9 uncu maddesinde idarelerin adli yargıda dava açmadan veya icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esası düzenlenmiştir . Bu haliyle bir idare lehine hükmedilen vekalet ücretinin de madde kapsamında olduğu ve ilgili alacak hakkında icra takibi başlatmadan önce sulh anlaşması yapılmasının esas olduğu düşünülebilecekse de sulh anlaşmalarının kapsamının düzenlendiği 10 uncu maddenin incelenmesinde fayda görülmektedir .
11. KHK’nın 10 uncu maddesinin ilk fıkrasında sulh anlaşmasının anlaşma tutanağında belirtilen tutar kadar bir hakkın tanınması, menfaatin terki, bir şeyin verilmesi, yapılması ya da yapılmaması konusunda anlaşmalar veya sözleşme değişikliklerini kapsadığı düzenlenmiştir . Mahkeme tarafından hükmedilen vekalet ücretleri ise, taraflar arasında halihazırda devam eden bir uyuşmazlık olmayıp ilgili tutar bizatihi mahkeme tarafından hükme bağlanmıştır . Bu itibarla, idari yargıda görülerek sonuçlanmış bir davada hükmedilen tutar üzerinde tarafların uzlaşarak mahkeme kararından farklı bir sonuca ulaşamayacağı, aksinin kabulünün ise “yargı kararlarının bağlayıcılığı” ile “kesin hüküm” müesseselerine aykırılık teşkil edeceği izahtan varestedir . Dolayısıyla, her ne kadar başvuran vekili tarafından 659 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesi kapsamında idare tarafından kendilerine yazı gönderilmeden mahkemece hükmedilen vekalet ücreti hakkında icra takibi başlatılamaması gerektiği ileri sürülse de, yargılama sonucunda hükmedilen vekalet ücreti ile ilgili uyuşmazlık çözümlendiğinden, sulh olunacak bir hususun varlığından söz edilemeyecektir .
12. Başvuran vekili tarafından ileri sürülen bir diğer husus, İYUK’un 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılması gerekliliğidir . Bahse konu fıkrada idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi halinde davacı tarafından ilamlı icraya gidilmesinden önce davacı veya vekilinin idareye yazılı olarak hesap numarasının bildirilmesi gerektiği, aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre içinde ödeme yapılmaması halinde genel hükümler çerçevesinde infaz ve icra olunacağı hükme bağlanmıştır .
13. Mezkûr fıkranın ilk halinde “ Tam yargı davaları hakkındaki kararlardan belli bir miktarı içerenler genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur .” düzenlemesi mevcut olup fıkra 05/ 07/ 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin
Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen
Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun ile değiştirilmiştir .
5 / 814. Madde gerekçesi incelendiğinde söz konusu değişikliğin amacının; mahkemeler tarafından
hüküm altına alınan alacakların hemen ilamlı icra takibi yapılmak suretiyle tahsili yoluna gidildiğinden, hem icra dairelerinin iş yükünün gereksiz şekilde artmasının hem de idarelerin tekrardan icra gideri ödeme külfetiyle karşı karşıya kalmasının önlenmesi ve vatandaşların icraya başvurmak zorunda kalmaksızın alacaklarını tahsil edebilmesinin kolaylaştırılması olduğu görülmüştür . Üstelik yapılan değişikliğin İYUK’un 28 inci maddesinin ilk fıkrasında öngörülen düzenleme ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır . Zira idare mahkemelerince hükmolunan hususun idarelerce 30 gün içinde yerine getirilmesi kanuni bir zorunluluk olup buna riayet edilmemesi halinde genel hükümler çerçevesinde icra ve infaza gidilmesi işin muhteviyatı gereğidir .
15. İlgili düzenlemede davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi halinde idare için herhangi bir yazılı bildirim şartının öngörülmediği açık olup 659 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesinin somut olayda uygulanma imkanının bulunmadığı yukarıda açıklanmıştır . İdarenin buna dayanarak herhangi bir yazılı bildirimde bulunmaksızın ödenmeyen vekalet ücreti için icra takibi başlatmasında mer ’i mevzuat hükümleri açısından hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, konunun hukukun genel ilkeleri ve iyi yönetim ilkeleri açısından ele alınması gerektiği değerlendirilmiştir .
16. İdare tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda (bkz . 2.1. numaralı paragraf)
idarelerince kabul edilen genel esasın, mahkemelerce hükmedilen vekalet ücretinin tahsilinden önce ilgilisine ödemeye davet yazısı gönderilmesi olduğu ifade edilmiştir . Keza başvuran vekili tarafından dosyaya sunulan dilekçede, vekili bulunduğu şirket ile başvuruya konu idare arasında görülen 50- 60 davada idare lehine hükmedilen vekalet ücretinin tahsili için taraflarına davet yazısı gönderildiği beyan edilmiş (bkz . 1. numaralı paragraf), husus idare tarafından da kabul edilmiştir .
17. İYUK’un 28 inci maddesinin ikinci fıkrası başta olmak üzere, her ne kadar idarenin böyle bir davet yazısı göndermesini zorunlu kılacak mer ’i bir mevzuat hükmü bulunmasa da, idarenin genel uygulamasının bu yönde olması karşısında, şirket vekilinde idare eliyle bir beklenti oluşturulduğu anlaşılmıştır . İdarece kabul edilen ve uygulanagelen genel kuralın aksine bir davranışla, ihtilafa konu iki dosyada ödemeye davet yazısı gönderilmeksizin alacak tutarı hakkında doğrudan icra takibi başlatılmasıyla, başvuran vekilinde yaratılan beklentinin aksine davranış sergilenmiş olup, davranışın güncel kamu yönetimiyle bağdaşmadığı ve somut olayda idari istikrar ilkesinin zedelendiği görülmüştür .
18. İdarece kabul edilen genel uygulamadan ayrılarak ödemeye davet yazısı gönderilmeksizin doğrudan icra takibi başlatılması sonucunda, başvuran vekili tarafından her icra dosyası için yaklaşık 300TL tutarında icra gideri (icra avukatlık gideri) ödenmişse de, idarenin icra takibi başlattığı tarihin gözetilmesi gerektiği düşünülmektedir . Her ne kadar idare tarafından gerçekleştirilen uygulama güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri ile bağdaşmamaktaysa da; icra takibinin mahkeme kararının idareye tebliğinden 2 ay 12 gün sonra başlatılması ve başvuran vekilinin de daha önceki dava dosyaları mucibince idareye ait hesap numarasını bilmesi gerektiği, ilaveten başvuran vekilinin icra takibine herhangi bir itirazda bulunmadan gerekli ödemeyi yaptığı, keza yürürlükte bulunan hiçbir mevzuat hükmünün idareyi, mahkeme kararları ile hükmedilen vekalet ücretlerinin tahsilinde ödemeye davet yazısı göndermekle yükümlü kılmadığı
.
6 / 8dikkate alındığında , icra dosyasına yatırılmış tutarın iadesinin ya da ilgili tutarın tazminat
olarak ödenmesinin mümkün olamayacağı değerlendirilmiştir .
19. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; mahkemece hükmolunan vekalet ücretinin 659 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesinin kapsamında olmadığı, somut olayda idare tarafından ödemeye davet yazısı gönderilmemesinin yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, bu nedenle ilgili tutarın iadesi talebinin idarece reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı, bununla birlikte İYUK’un 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında böyle bir düzenleme olmasa dahi güncel kamu yönetimi anlayışı ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde idareden beklenen davranışın aksi yönde olduğunun kabulü değerlendirmesiyle idarenin bundan sonraki işlemlerinde ödemeye davet yazısı göndermesi gerektiği değerlendirilmiştir .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine, 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri ” başlıklı 6 ıncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuran ile Bakanlığın taraf olduğu 50- 60 davanın olduğu, başvuranın bu davalarda idare lehine hükmedilen vekalet ücretlerini ödediği göz önünde bulundurulduğunda , başvuran ile önce iletişime geçilip sonrasında icra takibine başlamasının daha uygun olacağı kanaatine varılmıştır . Nitekim, idare Kurumumuza gönderdiği cevabi yazıda “idaremiz alacaklarının tahsilinde öncelikli ödemeye davet yazısı gönderilmesi idaremizce de kabul edilen bir anlayış olup, yeknesak uygulama yapılması yönünde gerekli bilgilendirmeler yapılacağı” bilgisi verildiğinden, bu kapsamda “ölçülülük”, “nezaket” ve “haklı beklentiye uygunluk” ilkelerine uygun davranması önerilmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Kararın başvuran vekiline tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KISMEN REDDİ
KISMEN KABULÜ ile, 1. Başvuran vekilinin yatırmış olduğu icra avukatlık ücretinin iadesi istemi ile İYUK’un 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılması taleplerinin REDDİNE, 2. İdarenin, genel uygulamasının aksine ve başvuranda yarattığı beklentiye aykırı olarak işlem tesis etmesinde kusurlu davrandığının kabulü ile bundan sonraki işlemlerinde güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde, mahkemelerce hükmedilen vekalet ücretlerinin tahsilinde ilgilisine öncelikle ödemeye davet yazısı göndermesi yönünde TİCARET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
.
7 / 8Bu kararın BAŞVURAN VEKİLİNE ve TİCARET BAKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ,
TİCARET BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
.