| ÖZET: Başvuran, mahkeme kararıyla hükmedilen nakdi tazminatın kendisine ödenmesini talep etmektedir. Başvuranın babası, görevdeyken kalp krizi geçirerek vefat etmiş ve mirasçıları olarak tazminat talep etmişlerdir. İdare, başvuranın vekaletname ile ahzukabz yetkisini haiz olup olmadığını sorgulamış ve bu nedenle ödeme yapmamıştır. Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre ahzukabz yetkisi için avukat olma şartı aranmamakta, bu yetki avukat olmayan kişilerce de kullanılabilmektedir. Dolayısıyla, başvuranın talebinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. İdarenin, mahkeme kararına uymayarak başvuranın tazminatını ödememesi hukuka aykırı bulunmuş ve başvurunun kabul edilerek, tazminatın ödenmesi için yeni bir işlem tesis edilmesi tavsiye edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/189-S.336
BAŞVURU NO : 2018/11926
KARAR TARİHİ : 05/04/2019
TAVSİYE KARARI , TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : KIRIKKALE İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın mahkeme kararı ile hükmedilen nakdi tazminat bedelinin tümünün vekâletname ile verilen ahzukabz yetkisine istinaden, kendisine ödenmesi talebi hk.
BAŞVURU TARİHİ : 08/10/2018
I. ŞİKAYETİN KONUSU
1. Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda başvuran, Ankara Yenimahalle 1.
Noterliği tarafından yeni bir sureti 08 Kasım 2017 tarihinde onaylanan 1 Aralık 2000 tarihli vekaletnamenin Kırıkkale Emniyet Müdürlüğünce keyfi olarak geçersiz kabul edildiğini, babası
’in görevi başında alp krizi geçirerek 2000 yılında şehit olduğunu, bu nedenle mirasçıları olarak açmış oldukları dava neticesinde Ankara 6. İdare Mahkemesi tarafından nakdi tazminat ödenmesine hükmedildiğini, Kırıkkale Emniyet Müdürlüğünce müvekkilleri olan kardeşleri tarafından kendisine verilen vekaleti incelemeden keyfi ve hatalı yorum yaparak geçersizliğini iddia ederek müvekkilleri adına kendisine ödeme yapılmadığını, Noter tarafından onaylanan resmi bir belgeyi kabul etmediklerini, görevi kötüye kullanarak yasal bir gerekçe de sunamadıklarını, Emniyet Müdürlüğü ile
Defterdarlık arasında birbirlerine yönlendirme yaparak 2017 Kasım ayından bugüne mağdur edildiğini belirterek, Noter belgesine göre işlem yapmayan idare yetkililerin bu hatalı işlemlerini düzeltmelerini ve ödemenin tarafına yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kırıkkale Valiliği Defterdarlık Muhasebe
Müdürlüğünden 24/10/2018 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen idarenin 01/11/2018 tarih ve sayılı cevabi yazısında, 2.1. 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 61 inci maddesinde muhasebe yetkililerinin ödeme aşamasında ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını kontrol etmekle yükümlü olduğu, belgesi eksik veya hatalı olan ödeme emri belgelerinin düzeltilmek üzere gerekçeleriyle birlikte harcama yetkilisine geri gönderileceği, hataların düzeltilmesi veya eksikliklerin giderilmesi halinde ödeme işleminin gerçekleştirileceği,
2.2. Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmeliğin 29 uncu maddesinde muhasebe yetkililerinin, ödeme emri eki belgelerin, ödemesi yapılacak giderin çeşidine ve alım şekline göre Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde ve özel mevzuatında öngörülen belgelerden olmasını ve bu belgelerin eksiksiz olarak ödeme emri belgesi ekine bağlanmasını kontrol etmekle sorumlu olduğu, 2.3. Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 8/a maddesinde; vekillere yapılacak ödemelerde, vekilin alacaklı adına tahsile yetkili olduğuna ilişkin noterce düzenlenmiş vekaletnamenin istenmesi, 8/1 maddesinde de alacakların hak sahiplerinin banka hesaplarına aktarılması suretiyle ödenmesinde, alacaklının harcama birimince onaylanmış yazılı talebinin (hak sahipleri tarafından düzenlenen fatura üzerinde alacaklının banka hesap numarasının yer alması halinde ayrıca yazılı taleplerinin aranmayacağı) olması gerektiği, 2.4. Tarafına ödeme yapılmasını isteyen , adına emanet hesabında bulunan paranın kendisine ödenme isteğine dair 23/02/2018 tarihli İl Emniyet Müdürlüğü ve Muhasebe
Müdürlüğüne dağıtımlı dilekçesine karşılık olarak; 02/03/2018 tarihli ve sayılı yazı ile gereği için
İl Emniyet Müdürlüğüne; bilgi için ait 31.837,91 TL nın banka hesabına aktarılabilmesi için Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliğinin, 8/a maddesi hükümleri doğrultusunda tahakkuk birimince onaylı hesaba aktarma dilekçesinin ve vekaletname aslı veya onaylı suretinin yazı ekinde gönderilmesi halinde ödeme yapılabileceğinin belirtildiği, 2.5. Daha sonra İl Emniyet Müdürlüğünün 26/03/2018 tarihli ve sayılı dağıtımlı yazısı ile tarafından ibraz edilen vekaletnameye göre söz konusu tazminat tutarının kendisine ödeme yapılıp yapılmayacağı hususuyla ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinden görüş talep edildiği, gelen yazı cevabı hükümleri doğrultusunda işlem tesis edileceğinin bildirilmesi sonucu, tarafından 29/03/2018 tarihinde tekrar yazı ile Muhasebe Müdürlüğüne ve Emniyet
Müdürlüğüne talepte bulunulduğu, söz konusu dilekçesine 03/04/2018 tarih ve sayılı yazı ile
Hukuk Müşavirliğinden gelen görüşe istinaden harcama birimince yukarıda belirtilen belgeler tamamlandıktan sonra ödeme yapılabileceği hususunun bildirildiği, daha sonra 05/08/2018 tarihli dağıtımlı dilekçesi ile yeniden Muhasebe Müdürlüğüne başvurması sonucunda; 17/08/2018 tarihli ve sayılı yazı ile ilgili tahakkuk dairesinden henüz görüş cevabı gelmediğinden, gelen görüş cevabı yazısına istinaden mevzuat hükümleri doğrultusunda harcama birimi (Kırıkkale Emniyet Müdürlüğü)
tarafından ödeme talimat yazısı ve eki belgeler gönderildikten sonra tarafına ödeme yapılabileceği hususunun bildirildiği, 2.6. Yine ayrıca Muhasebe Müdürlüğüne herhangi bir vargı merciine başvurulduğuna dair hiçbir bilgi belge sunulmadığı, 2.7. Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğünün 03/10/2018 tarihli ve 1097 sayılı dağıtımlı
Muhasebe Müdürlüğüne bilgi için gönderdiği en son yazısında da tarafından Müdürlüğe ibraz edilen vekaletnameye göre ödeme yapılamayacağı hususunun daha önce sebepleriyle beraber defaten bildirildiği, ayrıca söz konusu tazminatın ibraz edilen vekaletname ile ödenip ödenmeyeceği konusunda Hukuk Müşavirliğinden gelen görüş yazısının 4982 sayılı Kanuna göre bilgi edinme hakkı kapsamı dışında değerlendirildiğinden söz konusu taleple ilgili herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği hususlarının belirtildiği, 2.8. Bu nedenle, yukarıda zikredilen mevzuat hükümleri birlikte ele alındığında, 5018 Sayılı Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 61 inci maddesinde muhasebe yetkililerinin ödeme aşamasında ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını kontrol etmekle yükümlü olduğu belirtildiğinden, denetim ve incelemelerde sıkıntı yaşanmaması için Muhasebe Yetkilisinin Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde belirtilen belgelerin istenmesinin mevzuat hükümleri çerçevesinde olduğu, 3. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kırıkkale Valiliği İl Emniyet
Müdürlüğünden 24/10/2018 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen idarenin 08/11/2018 tarih ve sayılı cevabi yazısında, 3.1. Müdürlükleri kadrosunda görevli iken 18.08.2000 günü saat 17:30 sıralarında meydana gelen olayda kalp krizi geçirerek vefat eden 2. Sınıf Emniyet Müdürü ’ in kanuni mirasçılarının
nakdi tazminat verilmesi yönünde taleplerinin, olayın 2330 sayılı Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle Nakdi Tazminat Komisyonunun 26.10.2000 tarih ve sayılı kararıyla reddedildiği, ancak kanuni mirasçılarının Nakdi Tazminat Komisyonunun “RED” kararına karşı açtığı dava neticesinde, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 30.03.2017 tarih ve sayılı kararıyla “dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının başvuru tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine” dair kararıyla Nakdi Tazminat Komisyonunun
18.08.2000 tarih ve sayılı kararı iptal edildiğinden, bahse konu mahkeme kararına uyularak,
başvuru tarihi olan 13.06.2014 tarihindeki en yüksek devlet memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil)
yüz katı tutarı üzerinden hesaplanan 73.148,00 TL. tutara 13.06.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek oluşacak nakdi tazminatın murisin kanuni mirasçılarına ödenmesine karar verildiği, 3.2. Mirasçılık Belgesinde adı geçen ’ in 18.08.2000 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak eşi oğlu ve in bulunduğu, mirasçı in ise muristen sonra 13.07.2016 tarihinde vefat ettiği ve geriye oğulları ve in kaldığı, in terekesi 3 pay kabul edildiğinden, 1 payı mirasçılardan
09.11.2017 tarihli dilekçesi ile Müdürlüklerine müracaatı neticesinde bildirmiş olduğu hesap
numarasına ödeme yapıldığı, 3.3. Diğer mirasçıların da herhangi bir müracaatları bulunmadığından ilgililer adına ödenmesi gereken tutarlar direkt ödeme yapılamadığından ödeme birimi olan İl Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğünce mirasçılar adına 01.12.2017 tarihinde emanet hesaplarına alınmasının sağlandığı, emanet hesaplarında bekleyen tutarların mirasçılardan ve ödeme yapılması konusunda; Mernis kayıtlarının tespiti yapılarak ikamet adreslerinin bağlı bulundukları Emniyet Müdürlüklerine söz konusu tutarların kendilerine ödenmesiyle ilgili olarak Müdürlüklerine iban numarası belirtmek suretiyle dilekçe ile başvurmaları hususunun tebliğ edilmesinin bildirildiği, 3.4. Mirasçılardan adresinde bulunmadığından 7201 sayılı Kanunun ilgili maddeleri uyarınca gerekli tebligatın yapılmasını müteakip, ilgilinin 25.12.2017 tarihli dilekçesinde belirtmiş olduğu iban numarasına kendisi adına Muhasebe Müdürlüğü emanet hesaplarında bekleyen tutarın ödenmesinin sağlandığı, diğer mirasçı in ise merniste kayıtlı ikamet adresinin bağlı bulunduğu Emniyet Müdürlüğüne konuyla ilgili tebligat yapılması hususunun yazı ile bildirildiği, ancak gelen cevabi yazıda adı geçenin merniste kayıtlı adresinden taşındığı ve yeni adres bildirmediğinden herhangi bir işlem yapılamadığının bildirildiği, 3.5. Daha sonra mirasçılardan in Müdürlüklerine ibraz ettiği 01.12.2000 yılında alınmış olan ve 13.07.2016 tarihinde vefat eden annesi inde bulunduğu Ankara Yenimahalle 1. Noterliğince düzenlenen (08.11.2017 tarihinde ilgili noterlik tarafından onaylanan) vekaletname ile
Muhasebe Müdürlüğü emanet hesaplarında kardeşi adına bekleyen paranın kendi hesabına yatırılmasını talep ettiği, ancak söz konusu vekaletnamede kardeşi adına bekleyen paranın kendisine ödeneceğine dair bir açıklama bulunmadığından ödeme yapılamayacağının bildirildiği, ödemenin kendisine yapılması yönündeki Müdürlüklerine defaten yazmış olduğu dilekçeleri ile ısrar etmesi üzerine bahsedilen vekaletname ile ödeme yapılıp yapılamayacağı hususunda Emniyet Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinden görüş bildirilmesinin istenildiği, 3.6. Başvuru sahibi Bilgi Edinme Kanunu kapsamında adına düşen payın ödemesinin kendisine yapılmasını talep etmiş ise de bir başkasına ait hak iddiasının bilgi edinme hakkı kapsamı içerisinde değerlendirilemeyeceğinden bahisle, emanet hesaplarında adına bekleyen paranın e ödenmesi için in iban numarasıyla birlikte dilekçe ile bizzat başvuruda bulunması gerektiği veya söz konusu paranın kendisine ödenmesini belirtecek şekilde yeni bir vekaletname ile başvuruda bulunması hususunun kendisine defaten bildirildiği, fakat geçen süre zarfında böyle bir başvuruda bulunmadığından bahse konu hesapta bekleyen paranın ödemesinin de yapılamadığı, 3.7. Başvuru sahibinin ibraz etmiş olduğu ve dilekçelerinde defaten belirtmiş olduğu ahzukabz yetkisi ile vekil tayin edildiğinden söz konusu paranın kendisine ödeme yapılmasını talep ettiği, ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre ahzukabz yetkisinin genel avukat vekaletnamelerinde, müvekkilleri tarafından avukatlara verilen bir yetki olduğu ve yine bu vekaletnamede
payına düşen nakdi tazminat tutarının kendisine ödeme yapılmasıyla ilgili bir açıklama bulunmadığından mevcut taleple ilgili bir işlem tesis edilemediği, 3.8. Başvuru sahibinin babası Müdürlükleri kadrosunda görevli iken 18.08.2000 günü vefat etmesi nedeniyle kanuni mirasçılarının nakdi tazminat başvurularının reddedilmesi üzerine, murisleri tarafından açılan dava neticesinde Ankara 6. İdare Mahkemesinin 30.03.2017 tarih ve sayılı kararıyla Nakdi Tazminat Komisyonunun 26.10.2000 tarih ve sayılı kararın iptaline, işlem medeniyle yoksun kalınan tazminatın hesaplanarak başvuru tarihinden (13.06.2014) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verildiğinden anılan karar doğrultusunda mirasçılardan ve gerekli ödemelerin gecikmeksizin yapıldığı, diğer mirasçı kendisine düşen payının da yukarıda bahsedilen sebeplerden dolayı ödenemediğinden emanet hesaplarında beklediği, ayrıca anılan mahkeme kararının ivedilikle uygulandığı, 4. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel
Müdürlüğünden 24/10/2018 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen idarenin 21/11/2018 tarih ve sayılı cevabi yazısında, 3 no’lu paragrafta belirtilen hususlara yer verildiği, 5. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Barolar Birliğinden 18/03/2019 tarih ve E.7043 sayılı yazımız ile avukat sıfatını taşımayan başvuranın kardeşi tarafından başvurana verilen vekaletnameye istinaden başvuranın ahzu kabz yetkisini haiz olup olmadığı, söz konusu ödemenin bahsi geçen vekaletnameye istinaden başvurana yapılıp yapılamayacağı hususundaki
Başkanlıkları görüşlerinin bildirilmesi talep edilmiş olup, adı geçen Kurumun 28/03/2019 tarih ve sayılı cevabi yazısında, 5.1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 71 ve 83 üncü maddelerinde avukatlara hasredilen
“davaya vekalet” konusunun düzenlendiği, 5.2. Avukatlık Kanunu’nun 56 ncı maddesinin son fıkrasında “Vekaletnameler Türkiye için tek tip olup, vekaletnamenin biçim ve içeriği Türkiye Barolar Birliği ile Türkiye Noterler Birliği tarafından hazırlanır.” hükmünün, 35 inci maddesinde de yalnız avukatların yapabileceği işlerin yer aldığı, 5.3. Başvuruya konu vekaletname içeriği ve ilgili idarenin red gerekçeleri tam bilinemediğinden; değerlendirme yapılmasına olanak bulunmadığı, hususlarına yer verildiği görülmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının, 6.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar kamu yararı amacı ile kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 6.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. / Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” 6.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 6.4. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” 7. Birleşmiş Milletler “İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması İçin Kurulan Ulusal
Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkeler/Paris Prensipleri” nde; “…Ulusal kuruluşlar, yürürlükteki yasaları, mevzuatı ve yasa tasarıları ile yasa önerilerini incelerler ve metinlerin, insan haklarının temel
ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeleri için uygun gördükleri tavsiyeleri yaparlar; gerek gördükleri takdirde, yeni yasaların kabul edilmesini, yürürlükteki yasaların uyumlu hale getirilmesini ve idari önlemlerin alınmasını veya değiştirilmesini tavsiye ederler… Ulusal düzeyde yürürlükte olan yasaların, mevzuatın ve uygulamaların, insan haklarına ilişkin uluslararası belgeler ve mekanizmalarla uyumlu hale getirilmesini ve hayata geçirilmesini teşvik ederler ve sağlarlar…”, 8. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek Protokol No. 1’in “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1 inci maddesinde, “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”, 9. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 10. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun, 10.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde, “Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle , trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların ; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil
Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.” 10.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, “Bu kanun; a) İçgüvenlik ve asayişin korunması veya
kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol güvenliğini sağlamak konularında görevlendirilen:
1. (Değişik: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil
Güvenlik Komutanlığı personelini, … ı) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Yukarıdaki bentlerde sayılanların yaptıkları görevler veya yardımlar sebebiyle saldırıya maruz kalan eş, füru, ana, baba ve kardeşlerini; kapsar.”
10.3. “Nakdi tazminat” başlıklı 3 üncü maddesinde, “Bu kanun kapsamına girenlerden; a) (Değişik:
1/4/1998 – 4356/1 Md.) Ölenlerin kanuni mirasçılarına, en yüksek Devlet Memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil) 100 katı tutarında, … Nakdi tazminat ödenir. … c) (a) bendi esaslarına göre tespit edilen nakdi tazminatın kanuni mirasçılara intikalinde; ölenin eş ve füruu veya yalnızca füruu ile içtima eden ve ölüm tarihinde sağ olan ana ve babasının her birine ayrı ayrı olmak üzere % 15 tutarındaki kısmı verildikten sonra kalanı içtima eden diğer mirasçılara ödenir. Diğer hallerde miras hükümleri uygulanır. Ancak ana veya babaya verilen tazminat çocukların her birine ödenen tazminattan fazla olamaz.
11. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 11.1. “Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik” başlıklı 26 ncı maddesinde, “1. Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.” 11.2. “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller” başlıklı 31 inci maddesinde, “1. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
hükümleri uygunlanır. (Ek cümle: 5/4/1990-3622/11 md.; Değişik:10/6/1994-4001/14 md.) Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır. (Ek cümle: 3/11/20166754/22 md.) Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” 12. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda “Tarafların Ehliyetleri” üst başlıklı “BİRİNCİ
AYIRIM” da, 12.1. “Taraf ehliyeti” başlıklı 50 nci maddede, “(1) Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.” 12.2. “Dava ehliyeti” başlıklı 51 inci maddede, “(1) Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir.” 12.3. “Dava takip yetkisi” başlıklı 53 üncü maddede, “(1) Dava takip yetkisi, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisidir. Bu yetki, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edilir.” 12.4. “Dava sırasında taraflardan birinin ölümü” başlıklı 55 inci maddede, “(1) Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” 13. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda “Davaya Vekâlet” üst başlıklı “DÖRDÜNCÜ
AYIRIM” da, 13.1. “Genel olarak” başlıklı 71 inci maddede, “(1) Dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir.” 13.2. “Davaya vekâlet hakkında uygulanacak hükümler” balıklı 72 nci maddede, “(1) Davanın vekil aracılığıyla açılması ve takip edilmesinde, kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak üzere, 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanununun temsile ilişkin hükümleri uygulanır.” 13.3. “Davaya vekâletin kanuni kapsamı” başlıklı 73 üncü maddede, “(1) Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar.” 13.4. “Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller” başlıklı 74 üncü maddede, “(1)
Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez.” 13.5. “Vekâletnamenin ibrazı” başlıklı 76 ncı maddede, “(1) Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır.” 13.6. “Vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılması” başlıklı 77 nci maddede, “(1)
Vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat, dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekâletname verilmez veya asıl taraf yapılan işlemleri kabul
ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmez ise dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.” 13.7. “Vekilin vekâlet veren huzurundaki beyanı” başlıklı 78 inci maddede, “(1) Kendisinin de hazır olduğu duruşmada, vekili tarafından yapılan açıklamalara derhâl ve açıkça itiraz etmeyen taraf, bu açıklamalara rıza göstermiş sayılır.” 13.8. “Tarafın davasını takip edebilecek ehliyette olmaması” başlıklı 80 inci maddede, “(1) Hâkim, taraflardan birisinin, davasını bizzat takip edecek yeterlikte olmadığını görürse, ona uygun bir süre tanıyarak, davasını vekil aracılığıyla takip etmesine karar verebilir. Verilen karara uymayan taraf hakkında, yokluğu hâlindeki hükümlere göre işlem yapılır.” 14. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 14.1. “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1 inci maddesinde, “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. / (Değişik ikinci fıkra: 2/5/2001 – 4667/1 md.) Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.” 14.2. “Avukatlığın amacı” başlıklı 2 nci maddesinde, “(Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 – 4667/2 md.)
Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. /
Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.” 14.3. “Yalnız avukatların yapabileceği işler” başlıklı 35 inci maddesinde, “(Değişik: 26/2/1970 – 1238/1 md.) / Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. / Baroda yazılı avukatlar birinci fıkradakiler dışında kalan resmi dairelerdeki bütün işleri de takip edebilirler. / (Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/329 md.) Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir.
Ancak, Türk Ticaret Kanununun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir. / Hukuk ve Ceza Muhakemeleri Usulleri kanunları ile diğer kanun hükümleri saklıdır.”
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
15. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Şikâyet başvurucusu, 1 no’lu paragrafta açıklandığı üzere, mahkeme kararı ile hükmedilen nakdi tazminat bedelinin tümünün vekâletname ile verilen ahzukabz yetkisine istinaden, kendisine ödenmesini talep etmektedir.
17. Nakdi tazminat hususuna ilişkin mevzuat hükümleri incelendiğinde; 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun barışta güven ve asayişi korumakla kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesi amacıyla 6/11/1980 tarih ve 17152 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
.
18. Bu kanun; iç güvenlik ve asayişin korunmasını sağlamakla görevlendirilen Emniyet Genel
Müdürlüğü personelini ve bunların yaptıkları görevler veya yardımlar sebebiyle saldırıya maruz kalan eş, füru, ana, baba ve kardeşlerini kapsamaktadır.
19. 2330 sayılı Kanun kapsamına girenlerden ölenlerin kanuni mirasçılarına, en yüksek Devlet Memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil) 100 katı tutarında nakdi tazminat ödeneceği, buna göre tespit edilen nakdi tazminatın kanuni mirasçılara intikalinde bazı istisnalar dışında miras hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
20. Somut olayda, başvuranın annesi tarafından miras bırakanı (başvuranın babası) Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapmakta iken kalp krizi sonrasında vefat etmesi nedeniyle 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanundan faydalanmak için yaptığı başvurunun reddine yönelik işlemin ölüm olayının görevdeki stres ve yoğunluk etkisiyle olduğu ileri sürülerek iptali ve yoksun kalınan tazminatın hesaplanarak başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle Ankara 6. İdare Mahkemesi nezdinde sayılı dava açılmış; davacı (başvuranın annesi) davanın görülmesi esnasında vefat etmiştir.
21. Söz konusu vefat nedeniyle davayı takip hakkı kendisine geçen ve davaya devam etme iradesini beyan eden mirasçısı (başvuran) Ankara 6. İdare Mahkemesi nezdinde 22/03/2017 tarihinde yapılan duruşmada taraf sıfatıyla bulunmuş, bu hususa kararda da yer verilmiştir.
22. Ankara 6. İdare Mahkemesinin 30/03/2017 tarih ve sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline ve yoksun kalınan tazminatın hesaplanarak başvuru tarihinden (13/06/2014)
itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
23. Davalı idarece bahse konu mahkeme kararına uyularak, Nakdi Tazminat Komisyonunun 02/11/2017 tarih ve sayılı kararı ile, başvuru tarihi olan 13.06.2014 tarihindeki en yüksek
Devlet memuru brüt aylığının (ek gösterge dahil) yüz katı tutarı üzerinden hesaplanan 73.148,00 TL tutara 13.06.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek oluşacak nakdi tazminatın murisin kanuni mirasçılarına ödenmesine karar verilmiştir.
24. Murisin kanuni mirasçılarının başvuran ve iki kardeşi olduğu, başvurana ve kardeşi
’in idareye bizzat yaptıkları başvurular üzerine gereken ödemelerin yapıldığı, başvuranın diğer kardeşi düşen tazminat miktarının ise, vekalet yetkisine istinaden kendisine ödenmesini talep ettiği, ancak bu talebin başvuranın idareye ibraz etmiş olduğu “düzenleme şeklinde genel vekaletnamede mahkeme kararıyla veya Müdürlükleri tarafından yapılacak bir ödemenin belirtilmediğinin görüldüğü” gerekçesiyle (29/06/2018 tarih ve 7060 sayılı yazı ile) idare tarafından reddedildiği, anlaşılmaktadır.
25. Murisin kanuni mirasçılarından olan başvuranın kardeşi Yenimahalle 1.
Noterliği nezdinde 01/12/2000 tarih ve sayı ile düzenlenen (08/11/2017 tarih ve sayı ile onaylanan) vekaletname ile, lehinde ve aleyhinde açılmış ve açılacak bilumum dava ve takiplerden dolayı TC. Mahkemelerinin, meclislerinin daire ve kurullarının her bölüm ve derecesinde temsile ve ahzukabza yetkili kıldığı, başvuranın söz konusu vekaletnameye dayanarak hükmedilen tazminat tutarının kardeşi düşen kısmının kendisine ödenmesini talep ettiği, idarenin ise başvuranın kardeşi düşen tazminat tutarını söz konusu vekaletnameye dayanarak başvurana ödemediği, görülmektedir.
26. Söz konusu başvurunun çözüme kavuşturulması ve bir karar verilebilmesi açısından, kardeşi tarafından verilen vekaletnameye istinaden, avukat sıfatını taşımayan başvuranın, (vekaletnamede açıkça ifade edilen) ahzukabz yetkisini haiz olup olmadığı ve dolayısıyla söz konusu ödemenin bahsi geçen vekaletnameye istinaden başvurana yapılıp yapılamayacağı hususunun belirlenmesi önem arz etmektedir.
27. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31 inci maddesi gereğince, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; tarafların vekilleri hususunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
28. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Vekalet” e ilişkin hükümleri incelendiğinde, davaya vekâletin, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına ve hükmün yerine getirilmesine ilişkin yetkiyi kapsadığı, ahzukabz yetkisinin davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller arasında yer almadığı, avukatın, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorunda olduğu, vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukatın, dava açamayacağı ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamayacağı, hususları öngörülmüştür.
29. Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Yalnız avukatların yapabileceği işler” başlıklı 35 inci maddesinde, Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa verme, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etme ve savunma, adli işlemleri takip etme, bu işlere ait bütün evrakı düzenleme işlerinin yalnız baroda yazılı avukatlara ait olduğu hususu öngörülmüş olup; T.C. Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğünde (http://www.sozluk.adalet.gov.tr/Harf/A – 28/03/2019) “Bir miktar meblağın elden tesellüm edilmesi veya o miktar meblağın kasa hesabına kaydı” şeklinde tanımlanan “ahzukabz” yetkisinin yalnız avukatların yapabileceği işler arasında sayılmadığı anlaşılmaktadır.
30. Somut olay, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde incelendiğinde; nakdi tazminat davası ile ilgili olarak, annesi bu dava görülmekte iken vefatı nedeniyle davayı takip hakkı kendisine geçen ve davaya devam etme iradesini beyan eden mirasçısı (başvuran)
Ankara 6. İdare Mahkemesi nezdinde 22/03/2017 tarihinde yapılan duruşmada taraf sıfatıyla bulunduğu, adı geçen Mahkemenin kararında da başvuranın davacı sıfatı ile “ mirasçısı ” şeklinde yer aldığı, davacıya ödenmesine hükmedilen nakdi tazminatın ve yasal faizinin 2330 sayılı Kanun kapsamına girenlerden ölenlerin kanuni mirasçılarına ödenmesi gerektiği, nakdi tazminat bedeli ödenmesi gereken mirasçılardan olan (başvuranın kardeşi)
başvurana vekaletname ile özel olarak “ahzukabz” yetkisi verdiği, mevzuat gereğince “ahzukabz” yetkisi verilebilmesi için “avukat” sıfatını taşıma şartı aranmadığı, bu yetkinin avukat sıfatını taşımayan gerçek kişilerce de kullanılmasının hukuken mümkün bulunduğu değerlendirilmiştir.
31. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri ve açıklamalar doğrultusunda, başvuranın “mahkeme kararı ile hükmedilen nakdi tazminat bedelinin tümünün vekâletname ile verilen ahzukabz yetkisine istinaden, kendisine ödenmesi” talebinin idare tarafından yerine getirilmemesinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
C. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
32. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli
olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde, makul sürede karar verme, hesap verilebilirlik, şeffaflık, kararların gerekçeli olması ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine ve kanunlara uygunluk ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
33. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Kırıkkale İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre ŞİKÂYETİN KABULÜNE,
.
Başvuranın “mahkeme kararı ile hükmedilen nakdi tazminat bedelinin tümünün vekâletname ile verilen ahzukabz yetkisine istinaden, kendisine ödenmesi” talebinin yerine getirilmesini teminen makul sürede yeni bir işlem tesisi, hususunda, KIRIKKALE VALİLİĞİ İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’ne
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Kırıkkale Valiliği İl Emniyet
Müdürlüğü’nce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’ne ve KIRIKKALE VALİLİĞİ İL
EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’ne ve KIRIKKALE VALİLİĞİ DEFTERDARLIK MUHASEBE
MÜDÜRLÜĞÜ’ne tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi