ÖZET: Bu karar, hükümlülerin aileleriyle olan ilişkilerinin devamının sağlanmasının, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçası olduğunu vurgulamaktadır. Başvuran, ailesinin ikamet ettiği Adana’da uygun bir cezaevine nakil talep etmiştir. 5275 sayılı Kanun, ceza infazının amacının hem suçun önlenmesi hem de bireyin topluma kazandırılması olduğunu belirtmektedir. Bu bağlamda, hükümlülerin ailelerine yakın cezaevlerinde tutulmalarının, sosyal rehabilitasyon açısından önemli olduğu ifade edilmiştir.

Ayrıca, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, bireylerin özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkını güvence altına almaktadır. Hürriyeti bağlayıcı cezalar, bu hakları kısıtlasa da, bu kısıtlamaların infazın amacına uygun olması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, başvuranın nakil talebinin reddedilmesi hukuka ve hakkaniyete uygun bulunmamıştır. Bu nedenle, Adalet Bakanlığı’na, başvuranın ailesiyle görüşmesini kolaylaştıracak bir cezaevine nakledilmesi tavsiye edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 378-378 |sayi|94019529-101.07.04-E.94019529-101.07.04-E.

BAŞVURU NO : 2018/13676 2018/ 13676

KARAR TARİHİ : 08/01/2019 |tarih|

TAVSİYE KARARI , TCKN :

Adres :

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri

Genel Müdürlüğü (Resen)

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın; ailesinin ikamet ettiği

Adana İlindeki durumuna uygun bir cezaevine nakil talebi hakkındadır .

BAŞVURU TARİHİ : 05/11/2018 5.11.2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuru yapan başvuru dilekçesi ve eklerinde özetle; 2 yıl önce

Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumundan isteği dışında İzmir 4 Nolu T Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumuna sevk edildiğini, annesinin ve babasının yaşlı olduğunu ve bir çok hastalığının bulunduğunu, cezasını iyi halli olarak infaz ettiğini, 2 yıldır ailesini göremediğini belirterek ailesinin yaşadığı Adana İlinde bulunan ceza infaz kurumlarından birine naklini talep etmektedir .

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 19/ 11/ 2018 tarih ve E . sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur . Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 06/ 12/ 2018 tarih, E. / sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1 Hükümlülerin kendi istedikleri kurumlara nakledilebilmeleri için istekte bulunulan kurumda yer

bulunması, kurumun kapasitesi ve sınıfının uygun olması gerektiği,

1 / 102.2 Bazı ceza infaz kurumlarında kapasitenin üzerinde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil

taleplerinin incelenmesinde; kurum kapasitesi ve güvenliği, suç türü ve kişilerin can güvenliği gibi hususların göz önünde bulundurulduğu, bu itibarla her talebin uygun olarak değerlendirilemediği,

2.3 Başvuranın 10/ 09/ 2018, 03/ 10/ 2018 ve 01/ 11/ 2018 tarihli nakil başvurularının, 17/ 09/ 2018,

09/ 10/ 2018 ve 05/ 11/ 2018 tarihli yazılar ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Kanun’un 54. maddesi ile 05/ 06/ 2015 tarihli ve 167 No’lu Genelgenin 15. maddesinin ilgili fıkraları gereğince talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitesinin dolu olması nedeniyle uygun görülmediği,

2.4 Başvuranın naklini engelleyecek infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin

cezasının bulunmadığı,

2.5 Başvuranın nakil talep ettiği Adana İlinde, Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunun konumuna uygun olduğu ancak bahsi geçen Kurumun kapasitesinin 368, mevcudunun 390, doluluk oranının ise %106 olduğu,

2.6 Nakil talepleri değerlendirilirken hükümlünün konumunun yanı sıra nakil talep edilen

kurumlarda uygun kapasitenin olması gerektiği,

2.7 Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin,

güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin günaşırı değişmesine neden olduğunu, bu nedenle ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil taleplerinin Genel Müdürlüğe ulaştığı anda talep edilen kurumların kapasitelerinin başvuru tarihindeki verileri göz önüne alınarak değerlendirildiğini, adı geçenin talep ettiği yerlere naklinin sağlanmasının mümkün olmadığı ancak, hükümlünün talep ettiği bölgede konumuna uygun yeni bir ceza infaz kurumu veya kurumlarının açılması halinde, nakle engel bir durumun söz konusu olmaması durumunda naklinin yapılabileceği, belirtilmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “ Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir . Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz .”

3.1 “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında; “ Herkes, özel hayatına ve aile

hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir .”

3.2 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve

4. fıkralarında; “( 3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . ( 4)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” Hükümlerine amirdir .

4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı ” başlıklı 8.

2 / 10maddesinde ; “ Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına

sahiptir . Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir .” kuralına yer verilmiştir .

5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/ 173 sayılı kararıyla kabul edilen, ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde

‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir .’’

5.1 “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler

Bütünü ” nün 20. maddesinde; “ Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır .” hükmü yer almaktadır .

6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi ” başlıklı 5. maddesi;

“( 1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir . ( 2) Ancak; a)

Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk

Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır .” Şeklinde düzenlenmiştir .

7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, “İnfazda Temel

Amaç ” başlıklı 3. maddesinde; “ Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır …”

7.1 “ Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının ilgili

bentlerinde ‘‘Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak

düzenlenir :

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır . Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır .

d) İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve

3 / 10bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir .

e) Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir . Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir .

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur .”, 7.2. “Ödüllendirme” başlıklı 51. maddesinde “( 1) Hükümlüler, kurum içindeki veya dışındaki genel durumları, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine etkin katılımları, kurum düzenine karşı tutumları ve kendilerine verilen işlerdeki gayretleri dikkate alınarak teşvik esaslı ödüllerden yararlandırılabilirler . ( 2)Bu madde hükümleri, çocuk hükümlüler içinde geçerlidir .

( 3)Hükümlülere verilebilecek ödüller şunlardır :

a) Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan evli hükümlüler, en geç üç ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmi dört saate kadar eşleri ile kurum veya eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın mahrem şekilde görüştürülebilir .

b) Çocuk hükümlülere, en geç iki ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmi dört saate kadar ana ve babasıyla veya vasisiyle kurum ya da eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın aile görüşmesi yaptırılabilir .

c)Haftalık ziyaret süresi iki saate kadar uzatılabilir .

d)Kapalı ziyaret yerine açık ziyaret yaptırılabilir .”

7.3 “Hükümlülerin nakilleri” başlıklı 53. maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu

sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler .”

7.4 “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde; “ Hükümlülerin kendi istekleri ile

bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a)Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b)Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c)Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d)İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f)Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g)Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir . Çocuk hükümlüler bakımından bu fıkranın (b)bendi uygulanmaz .

4 / 10Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl

kalmak zorundadırlar . Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır .” 8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Tüzük’ ün ‘‘Ödüllendirme’’ başlıklı 159. maddesinde “( 1) Kurum içindeki veya dışındaki genel durumları, iyileştirme etkinliklerine ilgileri ve uyumları, kurum düzenine karşı tutumları, kendilerine verilen işlerdeki gayretleri gibi beklenen davranış ve tutumları gösteren hükümlülere teşvik esaslı ayrıcalıklar tanınır”,

8.1 ‘‘Ödüllendirilecek tutum ve davranışlar ’’ başlıklı 160. Maddesinde; “Hükümlülerin

ödüllendirilecek tutum ve davranışları şunlardır :

a)Katılması gereken iş, eğitim, öğretim ve benzeri faaliyetlerde devamsızlığı bulunmamak, b)Davranışları ile arkadaşları ve çevresine iyi örnek olmak, c) Kurum içi ve dışındaki spor, sanat, kültür ve sosyal faaliyetlerde veya yarışmalarda başarı göstermek, d)İyileştirme faaliyetlerinde gösterdiği davranışlarla bu çalışmalara katkı sağlamak, e)Kurumun araç, gereç ve donanımlarını koruma ve kullanmada örnek olmak, f)Sağlık ve güvenlik konularında örnek tutum ve davranışlar içerisinde olmak .”,

8.2 “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 165. maddesinde, 5275 sayılı Kanununun 54. maddesinde

hükümlülerin kendi istekleri ile nakilleri için aranan şartlar söz konusu Tüzük ile tekrar vurgulanmıştır .

9. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC ( 2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesi “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır .’’,

9.1 “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1, 17.2 ve 17.3 maddelerinde, ”Mahpuslar, mümkün

olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler .”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır .”, “İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır .”, 9.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.1, 24.4 ve 24.5 maddelerinde, “Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir .”,

5 / 10“Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir

düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar .”, 10. Adalet Bakanlığının 167 sayılı Genelgesi , nakil işlemleriyle ilgili usul ve esasları göstermek, mevzuatın uygulanmasını kolaylaştırmak ve uygulamada ortaya çıkan sorunları gidermek amacıyla 05/ 06/ 2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur . 5275 sayılı Kanun’un 54. maddesi uyarınca hükümlülerin kendi istekleri ile nakilleri için aranan şartlar söz konusu Genelge ile tekrar vurgulanmıştır .

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, bilirkişi raporu, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda ailesinin ikamet ettiği Adana İlinde, durumuna uygun bir cezaevine naklinin yapılmasını talep etmektedir .

13. 5275 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde “… öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak… ” ifadeleriyle ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaca değinilmiş olup bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir yandan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflerken; diğer yandan da, bireyi topluma kazandırarak sosyal barışın sağlanmasına çabalamaktadır . Dolayısıyla infaz rejimini, sadece suç faillerini cezalandırma ve onları toplumdan tecrit etmeye dönük bir uygulama olarak görmek mümkün değildir . Aksine hükümlülerin, devam eden yaşantılarında kurallara riayet eden ve sosyal yaşama uyumlu bireyler haline gelmesi, infaz usullerinden beklenen en önemli faydadır . Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır .

14. Anayasamız ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca, herkes özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir . Hürriyeti bağlayıcı cezalar ile kişi hürriyeti başta olmak üzere, kişinin seyahat hürriyeti, haberleşme hürriyeti ve “ aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı ” sınırlanmaktadır . Bir kişinin hukuka uygun olarak özgürlüğünden yoksun bırakılması, doğası gereği özel ve aile hayatına belirli düzeyde kısıtlamalar getirmektedir .

Ancak bu kısıtlamalar infaz usulünden beklenen faydayla uyumlu olduğu sürece anlamlıdır .

Bu kapsamda mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı

6 / 10hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı

sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da çok defa vurgulanan bir husustur . ( Messina v . Italy, 25498/ 94; Epners-Gefners v . Latvia, 62/ 02)

15. Bu kapsamda, 5275 sayılı Kanun, ilgili Tüzük ve 167 sayılı Genelge’de hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemekle birlikte gerek 5275 sayılı Kanun, ilgili Tüzük ve 167 sayılı Genelge’ de “ Kendi istekleri ile nakil ” hükmü ile disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır .

16. Gerek AİHM kararlarında, gerek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen, “ Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü ” nün ilgili maddesinde gerek Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi

Kuralları Hakkında REC ( 2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek 17.1. maddesinde hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğuna dair ifadelere yer verilmiştir . Bunlara ek olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Ömür Boyu

Hapis ve Diğer Uzun Süreli Cezalara Mahkum Olanların Cezaevi İdaresince Yönetimi Hakkında R ( 2003) 23 Sayılı Tavsiye Kararı’nın, ‘‘ Ömür Boyu Hapis ve Diğer Uzun Süreli Mahkûmiyetin Zarar

Verici Etkileriyle Başa Çıkma ’’ başlıklı 22. maddesinde de hükümlünün başarılı bir şekilde toplumla bütünleşmelerini sağlamak ve tahliyelerinden sonra yasalara uyarak yaşama olasılıklarının artırılması ve geliştirilmesi amacı kapsamında hükümlünün aile bağlarının kopmaması için özel çaba gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır .

17. İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların

Rehabilitasyonu konulu Eylül 2014 tarihli raporda ; Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesinin, özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunmasının, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgili olduğu, aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir .

18. 5275 sayılı Kanun’da, ailesi uzakta yaşadığı için ziyaret hakkını düzenli kullanamayan mahkûmların, bu dezavantajlı durumlarını telafi edici bir düzenleme yer almamaktadır . Bununla birlikte her ne kadar ödüllendirme başlığı altında olsa da, ceza infaz kurumlarının iyi halli hükümlülere teşvik amaçlı ödüllerden yararlandırabileceği, bu kapsamda ‘ kullanılmayan ziyaret süresinin birleştirilmesi ödülü’ verilebileceği görülmektedir . Buradan hareketle ailesi uzakta yaşadığı için ziyaret hakkını düzenli olarak kullanamayan hükümlülere, aile hayatına saygı hakkının korunması maksadıyla bu yönde bir esneklik sağlanması, bunun için de bu kişilerin ziyaret süresini biriktirerek kullanabilmesine veya benzeri tedbirlere cevaz veren münferit bir düzenleme getirilmesi önem arz etmektedir .

19. 5275 sayılı Kanunun “ Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler ” başlıklı 6 ncı maddesinin

7 / 10(b) bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir

yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir . Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır .

20. Somut olayda başvuranın nakil talebi hakkında ; son zamanlarda ülkemizde yaşanılan darbe girişimi sonrasında, ceza infaz kurumlarının mevcutlarındaki artış nedeniyle kurum kapasitelerinde sıkıntı yaşandığı, ayrıca aşırı kalabalıklaşmanın yanında hükümlü ve tutuklu profilinin çeşitliliği ve örgüt sayısındaki fazlalığın da kapasite sıkıntısının daha fazla hissedilmesine neden olduğu ve ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesi ile ret işlemi tesis edildiği anlaşılmıştır .

İdarenin ret işlemi değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir .

Çünkü kurum kapasitesinin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur . Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır .

Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin hükümlüyü görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı değerlendirilmesi gerekmektedir .

21. Somut olayda idare tarafından gönderilen 04/ 11/ 2016- 27/ 11/ 2018 tarihleri arasındaki Tarih ve

Türüne Göre Ziyaret Raporu kayıtlarının incelenmesinde; en son 06/ 11/ 2017 tarihinde ailesi ile görüşme yaptığı, dolayısı ile başvuranın nakil talebine gerekçe olarak sunduğu ailesinin ziyaretine gelemediği iddiasının da doğrulandığı anlaşılmıştır .

22. Başvuranın ailesiyle olan bağını gözetmeyerek ret işlemi tesis eden idare, bu kapsamda alternatif çözümler üretmemiş ve aile hayatına saygı gösterme yükümlülüğünün gereğini yerine getirmemiştir . Nitekim 5275 sayılı Kanunun 54. Maddesinde hükümlülerin kendi istekleri ile nakledilebilmeleri için, gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirtmeleri gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte başvurucudan hangi şehirlerde sınıfına uygun ceza infaz kurumları bulunduğunu ve bunların kapasite durumunu bilmesi beklenemeyecektir .

Dolayısıyla, başvurucu tarafından dilekçesinde belirtilen ceza infaz kurumları, anılan hükmün gereğini yerine getirmek üzere bildirilen ve öncelik verilmesini istediği kurumlar olarak değerlendirilmeli ve sonuç itibarıyla başvurucunun mümkün olduğunca ailesine yakın bir yere nakli sağlanmaya çalışılmalıdır . Gerek görülmesi halinde bu gibi durumlarda kişinin tekrar muvafakatinin istenmesi de mümkündür . Başvuranın naklini talep ettiği Ceza İnfaz

Kurumundaki doluluğu gerekçe gösteren idare, başvuranın ailesinin yaşadığı ildeki veya buraya yakın diğer illerdeki durumuna uygun infaz kurumlarından birine nakledilmesine ilişkin de herhangi bir çaba göstermemiştir . Oysaki aile hayatına saygı gösterme hakkı, kişisel hak ve özgürlükler bağlamında Anayasa tarafından güvence altına alınmış olup AİHS başta olmak üzere uluslararası normların da koruma altına aldığı bir haktır .

8 / 1023. Nitekim AİHM, Vintman-Ukrayna Davasında (Başvuru No : 2018/13676 28403/ 05) verdiği Daire

kararında ; mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmekle birlikte orantılılık yönünden yaptığı incelemede; evinden yaklaşık 700 kilometre uzakta, 12- 16 saatlik mesafedeki bir cezaevinde bulunmakta olan başvuranın talebinin reddi işleminde cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir sebep olarak ileri sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş ve aksi durumda AİHS’in 8 inci maddesinin ihlal edilmiş olabileceğini vurgulamıştır .

24. Aynı zamanda, 5275 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin gerekçesinde Kanun koyucu, “…

Aslında hükümlünün ailesine yakın bir kurumda bulundurulması iyileştirme çabalarını kolaylaştıran ve tercih edilen bir durumdur .” ifadelerine yer vererek, AİHM kararlarıyla benzer bir yaklaşım sergilemiş ve hükümlülerin nakil taleplerinde aileleriyle olan bağın değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir .

25. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ; hükümlünün ailesinin ikamet ettiği Adana İli ve kendinin hükümlü bulunduğu İzmir İli göz önünde bulundurulduğunda ailenin ziyaretinin oldukça güç olduğu, bu nedenle hükümlünün dış dünya ile bağının yegane unsurunun zedelendiği ve bu durumun infazın amaçlarına uymadığı, bu nedenle hükümlünün nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 26. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı, ancak başvuranın dilekçelerine vermiş olduğu yanıtlarda idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

27. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

9 / 10Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile;

Söz konusu başvuranın, ailesi tarafından ziyaret edilebilmesini kolaylaştırmak için Adana İline veya buraya yakın illerdeki durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarından birine nakledilmesiyle mağduriyetinin giderilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Adalet Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi