ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın baro levhasından silinmesine ilişkin işlemin iptali talebi incelenmiştir. Başvuran, paranoid şizofreni tanısı ile cezai ehliyetinin bulunmadığına dair raporla karşılaşmış, ancak daha sonra sunduğu raporda avukatlık mesleğini yapmaya engel bir durumunun olmadığı belirtilmiştir. İki rapor arasındaki çelişki nedeniyle, Baro Yönetim Kurulu, başvuranı hakem hastaneye yönlendirmiş, ancak başvuran bu çağrılara uymamıştır.

Avukatlık Kanunu’nun 5/h ve 72/a maddeleri gereğince, avukatlığın sürekli olarak gereği gibi yapılmasına engel durumların varlığı, baro levhasından silinmeyi gerektirmektedir. Danıştay, başvuranın iddialarını, idarenin açıklamalarını ve ilgili mevzuatı değerlendirerek, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğuna ve başvurunun reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu durum, avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliği ve mesleğin gerektirdiği standartlar açısından önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/5669-S.8523

BAŞVURU NO : 2019/1641

KARAR TARİHİ : 16/07/2019

RET KARARI

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, baro levhasından silinmesine yönelik işlemin iptalini talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 28/01/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan … … (T.C Kimlik No: …) özetle; Ankara

Barosu Yönetim Kurulu’nun 28/09/2018 tarihli ve … Esas … Karar sayılı Kararı ile baro levhasından silinmesine karar verildiğini, söz konusu kararın hukuka uygun olmadığını, tebliğinin usulsüz olduğunu, 22/01/2019 tarihli tam teşekküllü bir devlet hastanesinden avukatlığa engel beden ve ruh hastalığının olmadığını bildiren raporunun mevcut olduğunu belirterek; söz konusu kararın kaldırılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 29/05/2019 tarih ve … sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ankara Barosu Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ankara Barosu Başkanlığı tarafından gönderilen 21/06/2019 tarih ve …

sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1 Gaziantep 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nden gelen, T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu

Hastaneleri Kurumu Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nin 27/10/2015 tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda, ilgili hakkında “paranoid şizofreni” tanısında bulunulması ve “cezai ehliyetinin bulunmadığının” belirtilmesi üzerine Baro Yönetim Kurulu tarafından adı geçenin Baro levhasından silinmesi ile başlayan süreçte,

2.2 Paranoid şizofreni tanısı yer alan rapor ile daha sonra dosyaya sunulmuş olan T.C Sağlık

Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesi’nin 01/06/2016 günlü ve … sayılı sağlık kurulu raporunda “avukatlık mesleğini sürekli ve gereği gibi yapmaya bedenen ve akılca engel bir durumu yoktur” ibaresinin yer alması ve paranoid şizofreni hastalığı hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması gözetildiğinde, iki rapor arasında çelişki bulunduğu değerlendirilerek, Baro tarafından İl Sağlık Müdürlüğü’ne yazılarak “hakem hastane” belirlenmesi konusunda görüş istendiğini, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hakem olarak Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma

Hastanesi belirlendiğini, ancak … …’nun, belirtilen hastaneye gitmediğini, muayene olmadığını, hakem hastanenin rapor oluşturmasına olanak vermediğini, İlgiliye defalarca ve sağlık kurulu raporu almak üzere hastaneye sevkedileceği bildirildiği halde bu davetlere icabet etmediğini, hakem hastaneden rapor almak yerine hakkında vasi tayini için açılan bir davada verilen raporu sunarak avukatlık mesleğini yapmaya vücutça engel bir halinin bulunmadığını beyan etmesi ve paranoid şizofreni hastalığı bulunmadığını kanıtlamaktan sürekli kaçınmakta olması sonucunda Baromuz Yönetim Kurulu tarafından 11/07/2018 gün ve … sayılı kararı ile

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 5/h ve 72/a maddeleri doğrultusunda “Baro levhasından

silinmesine” karar verildiğini,

2.3 Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 27/10/2015 tarihli raporuyla

… …’na “Paranoid Şizofreni” tanısı konulmuş olduğunun sabit olduğunu,

2.4 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 5. maddesinin (h) bendinde; “Avukatlığı sürekli olarak

gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak” belirtilen hususun avukatlığa kabulde engel hal olarak sayıldığını,

2.5 Yine Avukatlık Kanununun 72/a maddesine göre; avukatlığa kabul için kanunun aradığı

şartların sonradan kaybedilmiş olmasının levhadan silinmeyi gerektiren hal olarak düzenlendiğini,

2.6 Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 25. maddesinde de, “Baro Yönetim Kurulunu levhadan

silme kararı almadan önce avukata tebligat yaparak tebliğden itibaren 10 gün içinde cevap vermesini isteyeceği, bu tebligatta avukata ayrıca gün ve saati yazılarak dinlenmek üzere yönetim kurulunda hazır bulunmasının da bildirileceği, avukatın yazılı cevabı alındıktan, sözlü açıklamaları dinlendikten veya süresi içinde yazılı cevap vermediği ya da yapılan çağrıya uymadığı tutanakla tespit edildikten sonra Baro Yönetim Kurulu tarafından levhadan silme hakkında bir karar verileceği” hususunun düzenlendiğini,

2.7 T.C Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve

Hastalıkları Hastanesinin 27/10/2015 tarih ve …sayılı sağlık kurulu raporunda, adı geçenin, cinsel taciz ve tehdit suçundan dolayı cezai ehliyetinin tespitinin istendiği, kurulca yapılan değerlendirme sonucunda; “ …mevcut akıl hastalığının şahsın işlediği fiilin anlam ve sonuçlarım algılamasını ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldırıcı nitelikte olup, suç tarihinde müsnet suçu nedeniyle cezai ehliyeti yoktur.” şeklinde rapor düzenlendiği,

2.8 Baro Yönetim Kurulunun levhadan silme kararına karşı ilgili tarafından yapılan itirazlar

neticesinde Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı tarafından da levhadan silme kararının hukuka ve mevzuata uygunluğunun denetlenerek kabul edildiğini,

2.9 Benzer bir durumda Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 28/06/1997 tarih ve

1997/68 Esas, 1997/32-14 Karar sayılı bir başka kararında “başvuru sahibi hakkında Adli Tıp

Kurumunun 4, İhtisas Kurulunca konulmuş şizofreni tanısı uyarınca görevini sürekli ve gereği gibi yapamayacağı sonucuna varıldığından…” bahsedildiğini,

2.10 Avukatlığın, kişisel yeteneklerle yapılan bir meslek olduğunu, bu nedenle avukat olmak

isteyen kişinin belli bir vücut tamlığına ve akıl yeteneğine sahip olması gerektiğinin arandığını, davranışlarını yönlendirme yeteneği ortadan kalkmış, cezai ehliyeti bulunmayan ve “şizofreni” tanısı konulmuş bir kişinin, avukatlık mesleğini gereği gibi yapıp, müvekkilinin haklarını koruyup savunamayacağını,

2.11 Başvuran tarafından dosyaya sunulmuş olan ve “avukatlık mesleğini sürekli ve gereği gibi

yapmaya bedenen veya akılca engel durumu yoktur” şeklindeki raporda göz muayenesi, tam kan, biyokimya ve tit bakıldığına dair sonuçlara yer verilmiş olması nedeniyle akıl sağlığına ilişkin herhangi bir değerIendirme yapılmadığını, Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve

Hastalıkları Hastanesinin 27/10/2015 tarihli raporuyla belirlenen “Paranoid Şizofreni” tanısının aksi bir durum belirtilmediğini,

2.12 Zira şizofrenin, iyileşmeyen bir hastalık olduğunu, kişinin avukatlık mesleğinde

çalışabilecek durumda olup olmadığının, ancak ve ancak psikiyatrik muayene ile tespit edilebileceğini, bu nedenle hastalığın, ilgiliye tedavi ile çalışma olanağı verip vermediği, engeli bulunup bulunmadığı, iletişim sorunları olup olmadığı, sosyal ve mesleki işlevselliğinin durumu gibi kanaatlerin mutlaka raporda belirtilmesi gerektiği, kısacası şizofreni durumunun avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel olup olmadığının doğru tespit edilmesi gerektiğini,

2.13 … … tarafından dosyaya sunulan Kahramanmaraş Elbistan Devlet Hastanesi Sağlık

Kurulu Raporunun, Elbistan Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen vesayet davasına sunulmak için alınmış olan bir rapor olduğunu, Baro levhasına yazılmak ya da levhada yazılı kalmak için yukarıda değinilen kriterleri karşılayabilecek nitelikte olmadığını, ilgili hakkında vasi tayini için açılan bir dava ile ilgili verilen bu raporda vasi tayinini gerektirecek nitelikte akıl-ruh hastalığının bulunmadığına yer verilmiş olmasının da paranoid şizofreni teşhisinin önüne geçebilecek bir değerlendirme olmadığını,

2.14 Bu itibarla kişinin levhadan silinmesine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğunu

2.15 Kamu Denetçiliği Kurumu’nun yazısında; “şikayetçinin talebine ilişkin olarak bu

aşamada şikayet konusunu dostane çözüme kavuşturmak için yapılabilecek herhangi bir işlem olup olmadığı” hususunda Baro görüşleri sorulmuş olsa da; tesis edilen levhadan silme işleminin Avukatlık Kanununun Barolara vermiş olduğu görev ve sorumluluklar kapsamında yapılması gerekli bir işlem olduğu, Baronun bu konuda takdir yetkisi bulunmadığı ve dostane çözüme elverişli olmadığını ifade etmiştir.

3. Kurumumuzun 08/05/2019 tarih ve … sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Barolar Birliği Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı tarafından gönderilen 28/05/2019 tarih ve

… sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

3.1 Avukat … … hakkında Ankara Barosu Yönetim Kurulunca verilen Baro levhasından

silinmesine dair 11/07/2018 tarih ve … sayılı karara karşı adı geçen Avukat tarafından yapılan itiraz üzerine, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca verilen itirazın reddine ilişkin 28/09/2018 tarih ve … Esas, … Karar sayılı kararın, Adalet Bakanlığı tarafından 08/11/2018 tarih ve … sayılı işlemle onaylanarak kesinleştiği,

3.2 İdari işlemlerin tesis edildiği andaki hukuki durumuna göre kanuna aykırı olup olmadığı

yönünde incelendiği, yazıda bahsi geçen sağlık kurulu raporu tarihinin idari işlemin kesinleşmesinden daha sonra 22/01/2019 tarihinde olduğu,

3.3 Başvuran tarafından hukuka aykırı olduğu öne sürülen idari işlemin iptali amacıyla dava

açılmadığı belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

4.1 “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve

hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” ,

4.2 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3.

ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler ”,

4.3 “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” başlıklı 135. maddesinde; “Kamu

kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir…”, 5. 19/03/1969 tarih ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun;

5.1 “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1. maddesinde; “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir

meslektir.

Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.”;

5.2 “Avukatlığın amacı” başlıklı 2. maddesinde; “Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin

düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.”,

5.3 “Avukatlığa kabulde engeller” başlıklı 5. maddesinde; “Aşağıda yazılı durumlardan

birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur :

a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…)(1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak, b) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak…

d) Avukatlık mesleği ile birleşemeyen bir işle uğraşmak, e) Mahkeme kararı ile kısıtlanmış olmak, f) İflas etmiş olup da itibarı iade edilmemiş bulunmak (Taksiratlı ve hileli müfgisler itibarları iade edilmiş olsa dahi kabul olunmazlar), g) Hakkında aciz vesikası verilmiş olup da bunu kaldırmamış bulunmak, h) Avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak.

Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kızartıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler.

Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir.

Şu kadar ki, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun avukatlığa kabul isteğinin geri çevrilmesi gereken hallerde, sonuç beklenmeden istek karara bağlanır.”,

5.4 “Levhadan ve avukatlık ortaklığı sicilinden silme” başlıklı 71. maddesinde; “Levhadan

silme ve avukatlık ortaklığı sicilinden silme kararını avukatın veya avukatlık ortaklığının kayıtlı olduğu baronun yönetim kurulu verir. Bu karardan önce avukatın yazılı cevabı istenmekle birlikte kendisinin dinlenmesi veya dinlenmek üzere yapılan çağrıya süresi içinde uymamış olması şarttır. Avukatlık ortaklığı hakkında da karar verilmesi için ortaklık tarafından görevlendirilecek bir ortağın dinlenmesi veya yapılan çağrıya uyulmamış olması gereklidir.

Levhadan ve avukatlık ortaklığı sicilinden silme kararı gerekçeli olarak verilir. Bu karara karşı avukat veya avukatlık ortaklığı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Türkiye Barolar

Birliğine itiraz edebilir. Türkiye Barolar Birliğinin itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet

Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir.

Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye

Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri burada da kıyasen uygulanır. Levhadan ve avukatlık ortaklığı sicilinden silme kararı kesinleşinceye kadar ilgili avukat veya avukatlık ortaklığı avukatlık faaliyetini devam ettirme hakkına sahiptir. Şu kadar ki; levhadan silme ve avukatlık ortaklığı sicilinden silme kararı kesinleşinceye kadar avukatın veya avukatlık ortaklığının görevini sürdürmesinde sakınca görülmesi halinde baro yönetim kurulunun istemi ile baro disiplin kurulu avukatı veya avukatlık ortaklığını geçici olarak işten yasaklayabilir.”,

5.5 “Levhadan silinmeyi gerektiren haller” başlıklı 72. maddesinde; “Aşağıdaki hallerde

avukatın adı levhadan silinir:

a) Avukatlığa kabul için bu kanunun aradığı şartların sonradan kaybedilmiş olması, b) Ruhsatnamenin verildiği tarihte onun verilmemesini gerekli kılan sebeplerin varlığının sonradan tespit edilmiş bulunması, c) Üç ay içinde baro bölgesinde bir büro açılmamış olması veya büronun kapatılmış yahut baro bölgesi dışına nakledilmiş bulunması, uyarıya rağmen kayıtlı olduğu baro dışında sürekli olarak avukatlık yapan avukatın çalışmasını sürdürdüğü baroya kaydını yaptırmaması, d) Baro ve Türkiye Barolar Birliği yıllık keseneklerinin veya staj kredilerinin tebligata rağmen geri ödenmemesi, e) Avukatın, meslekten isteği ile ayrılmış olması, f) Topluluk sigortası primlerinin topluluk sözleşmesinde gösterilen zamanlarda ödenmemesi, g) 10 uncu maddedeki engele rağmen levhaya yazılmış olması.

Şu kadar ki, staj sırasında mesleğin onuru ile bağdaşması mümkün olmayan işler müstesna olmak üzere, 11 inci maddede sayılan işlerden biri ile uğraştığı, ruhsatnamenin verildiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra anlaşılan avukat, staj süresi içinde elde ettiği ödemelerin veya gelirlerin tutarının üç katını Baroya ödediği takdirde levhaya yeniden yazılır. Baroya bildirilen büro terk edilmiş ve yenisi bildirilmemiş ise, 71 inci maddeye göre avukatın dinlenmek üzere çağırılmasından vazgeçilebilir.” düzenlemeleri mevcuttur.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; levhadan silinmesine dair işlemin iptalini talep etmektedir.

8. 19/03/1969 tarih ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 1. maddesinde; avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslek olarak tanımlanarak, avukatın yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiği belirtilmiş; 2. maddesinde ise avukatlığın amacının, hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu ifade edilmiştir.

9. Avukatlık Kanunun 2. maddesinin gerekçesinde; “Adaletin tedviri gibi kamu hizmeti olduğunda münakaşa edilemeyecek bir hizmetin ifası bahis konusu olduğu cihetle, avukatlık mesleğinin kamu hizmeti sayılması tabiîdir. Serbest meslek olması da, gelir kaynağı ve icra tarzı itibariyledir.” belirtilmiştir.

10. Anayasa Mahkemesi 15/10/2009 tarihli ve 2007/16 Esas, 2009/147 Karar sayılı

Kararında özetle; Avukatlık mesleğinin nitelikleri ve önemi, bir kamu hizmeti olduğu, avukatın yargılama süreci içinde adaletin bulunup ortaya çıkarılmasında görev aldığı, kamu yararını koruduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun genel gerekçesinde belirtilmiştir.

Yasa’nın 1. ve 2. maddelerinde avukatlığın kamusal yönü ağır basan bir meslek olduğu vurgulanmıştır. Bilgi ve deneyimlerini öncelikle adalet hizmetine vererek, adalete ve hakkaniyete uygun çözümler için hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında yargı organlarıyla yetkili kurul ve kurumlara yardımı görev bilen avukatın, hukuk devletinin yargı düzeni içindeki yeri özellik taşımaktadır.

11. Anayasa Mahkemesi, 23/06/1989 tarihli ve 1988/50 Esas, 1989/27 Karar sayılı karında özetle; “Avukatlık Yasası’nın 1. maddesine göre “… kamu hizmeti ve serbest bir meslek…” olan avukatlık iki yönlüdür. Hem “kamu hizmeti” hem “serbest meslek” nitelemesi, serbest meslek çalışmalarını yürütürken görev yapılan alanın kamusal ağırlığına dayanmaktadır.

Adalet, yargı, hukuk işleri, kamu hizmetinin en yoğun olduğu “kamu” kavramının anlam olarak en önde geldiği alandır. Avukatlık Yasası’nın “Avukatlığın amacı” başlıklı 2. maddesi, bu gerçekleri uygulamaya yansıtan özgün kuraldır. Tüm bu kurallar, yinelenmesinde yarar olmayan nice tanım, anlatım ve değerlendirmeler, avukatlığın kamusal yönü ağır basan bir meslek olduğu gerçeğini doğrulamaktadır. Bilgi ve deneyimlerini öncelikle adalet hizmetine vererek, adalete ve hakkaniyete uygun çözümler için hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında yargı organlarıyla yetkili kurul ve kurumlara yardımı görev bilen avukatın, hukuk devletinin yargı düzeni içindeki yeri özellik taşımaktadır. Adaletin sav, savunma ve yargı öğelerinden savunma bölümünün temsilcisi, başlıca görevlisi olan avukatın hem temsil ettiği kişiler, hem de önlerinde görev yaptığı hâkim, savcı ve yetkili öbür kurul ve kurumlarca inan, güven ve saygı ile karşılanması gerekir. Cezalandırma ya da aklanma isterken, kendisinin herhangi bir suç nedeniyle hükümlü bulunması, istemindeki içtenlikten kuşku duyuran, kendisini kendine karşı bile bağımsız davranmaktan alıkoyan bir çelişki yaratır. Avukatlık

Yasası’nın kimi maddelerinde yerine getirilme koşullarıyla uyulması ve kaçınılması zorunlu durumlar belirlenen avukatlık, tutum ve davranışlarda, giyimde, konuşmada, özel yaşamda bile özen isteyen bir meslektir. Görevin doğrudan ilgili olduğu yargı-adalet-hukuk kesimi, hiçbir gölge, kuşku ve söylentiye elverişli olmayan yücelikler alanıdır. Mesleğin onuru, kuralları, Anayasa ve yasalardan başka hiç kimseye bağlı olmayan avukatların bağımsızlığı ve özgürlüğü simgeleyen evrensel nitelikleri hukukumuzda da benimsenmiştir.” hususlarına değinerek avukatlığın aslında bir kamu hizmeti olduğuna işaret etmiştir.

12. Anayasa Mahkemesi 2013/101 Esas, 2014/63 Karar, 27/03/2014 tarihli kararında; “1136 sayılı Kanun’un 1. maddesinde avukatlık hizmetinin, 3568 sayılı Kanun’un 11.

maddesinde de yeminli mali müşavirlik mesleğinin kamu hizmeti olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar bu faaliyetleri yürütenler kamu görevlisi olmasa da anılan hükümler uyarınca gerek avukatlık bürolarında gerekse mali müşavirlik bürolarında yürütülen faaliyetlerin kamu hizmeti olduğu kabul edilmektedir.” şeklinde karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesi, 2014/75

Esas, 2014/102 Karar, 04.06.2014 tarihli karar) Aynı şekilde bir kararında bu hususu

“Avukatlık mesleğinin nitelikleri ve önemi, bir kamu hizmeti olduğu, avukatın yargılama süreci içinde adaletin bulunup ortaya çıkarılmasında görev aldığı, kamu yararını koruduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun genel gerekçesinde belirtilmiştir.” Hususlarına değinerek, 1969 tarihli, 1136 sayılı Kanunun açık hükmü ve gerekçesine dayanmıştır.

13. 1136 sayılı Kanunun gerekçesinde; “Yeni bir Avukatlık Kanunu hazırlanmasını gerektiren ikinci önemli sebep, avukatlığın bir kamu hizmeti olduğu gerçeğinin kanunda daha açık hükümlerle ifadesini bulması zaruretidir. Her ne kadar yürürlükte bulunan kanunun bazı hükümlerinde, avukatlığın kamu hizmeti niteliğinde bir meslek olduğu ifade edilmiş ise de, avukatın bir kamu hizmetlisi olarak sahip bulunması gereken hak ve sorumluluk üzerinde gereği veçhile durulmamıştır. Tasarı bu noktayı önemle belirtmeyi, avukatlık meslekinin ana niteliklerinden birini ortaya çıkarması bakımından zaruri addetmiş ve avukatları hak ve sorumlulukları bakımından Devlet memurlarına, daha doğrusu Cumhuriyet savcılarına mümkün mertebe yakın bir statüye sokmuştur. Avukatlara karşı işlenen suçlar ile avukatların işlediği suçlara ilişkin hükümler yanında, avukatın dosya tetkiki, evraktan suret çıkarması, tebligat icrası gibi yetkileri üzerinde de önemle durulmuştur.” hususları belirtilmiştir.

14. Avukatlık mesleğinin kamu hizmeti olması, nitelikli hizmet mensubu olması, yargının üç sacayağından bağımsız savunmayı temsil etmesi nedeniyle, serbest meslek yürüten birçok meslek grubuna yüklenmeyen yükümlülüklere tabi olmasını gerektirmiş ve serbest meslek yürüten birçok meslek grubundan daha fazla haklara sahip olmasını sağlamıştır. Avukatlık

Kanunun “Bir avukatın geçici olarak görevlendirilmesi” başlıklı 42. maddesinde yer alan hüküm, avukatın kamu hizmeti ağır basan meslek grubu olduğunun çok açık sonucudur.

Nitekim söz konusu hükümde, bir avukatın ölümü veya meslekten yahut işten çıkarılması veya işten yasaklanması yahut geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesi hallerinde, baro başkanının, ilgililerin yazılı istemi veya iş sahiplerinin yazılı muvafakati ile, işleri geçici olarak takip etmek ve yürütmek için bir avukatı görevlendireceğini düzenlenmiştir. Avukatlık

Kanunu madde 51’de düzenlenen “Danışma yapılması uygun olmayan yerler” hükmü, madde 52’de düzenlenen “Dosya tutmak” yükümü ve özellikle madde 55’te düzenlenen

‘Reklam yasağı” yükümünün, diğer serbest meslek mensupları için öngörülmediği açıktır. Avukatlık Kanunu madde 46/2 uyarınca, avukat veya stajyerin, vekâletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebileceği ve bu inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesi zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Avukatlık Kanunun 56. maddesinin ilk fıkrasına göre, bir avukatın, usulüne uygun olarak düzenlenen ve kendisine verilmiş olan vekaletnamenin örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu imzası ile onaylayarak kullanabileceği, çıkardığı vekaletname örneklerinin bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmünde olduğu düzenlenmiştir.

Avukatlık Kanunun 56. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, avukatların, vekalet aldıkları işlerde, ilgili yargı mercii aracılığı ile ve bu yargı merciinin tebligat konusunda bir kararı olmaksızın, diğer tarafa adli kağıt ve belge tebliğ edebilecekleri düzenlenmiştir. Avukatlık

Kanunun 58. maddesi uyarınca, avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer

Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacağı düzenlenmiştir. Diğer serbest meslek mensuplarının aksine, avukatlar hakkında soruşturma açılabilmesinin, Adalet Bakanlığı’nın iznine tabi tutulması, yine Avukatlık Kanunun 166. maddesi uyarınca, avukatın, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabileceğinin düzenlenmesi, Avukatlık Kanunun 58. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzerinin aranmayacağına ilişkin düzenleme, Ceza Muhakemesi Kanunun 130. maddesi ve Avukatlık Kanunun 58. maddenin 1.

fıkrasının 4. cümlesi uyarınca, avukat bürolarında arama, el koyma hükümleri de, arama ve el koyma ile ilgili genel hükümlerden ayrılmış ve avukat bürolarının ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının denetiminde aranabileceği ve

Baro başkanı veya onu temsil eden bir avukatın aramada hazır bulundurulacağı düzenlemesi, Avukatlık Kanunun 57. maddesinde görev sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağına ilişkin düzenleme, Avukatlık Kanunun 62. maddesi uyarınca, avukat sıfatı ile veya Türkiye Barolar Birliğinin yahut baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukatın Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesi hükümlerine göre cezalandırılacağı düzenlemesi, Türk Ceza Kanunun 257.

maddesinde, söz konusu “Görevi Kötüye Kullanma” suçunun kamu görevlisi tarafından işlenebileceği düzenlenmesi, CMK’ nın ilgili maddeleri uyarınca zorunlu müdafiliğin ve HMK madde 335 uyarınca, adli yardım talebinin söz konusu olduğu hallerde, avukatların, kamu hizmetinde bulundukları, en belirgin olduğu iki hukuki kurum olup mesleğin taşıdığı önemin bir sonucudur.(Bkz: Kamu Denetçiliği Kurumunun 2018/15818 Başvuru Numaralı ve 29/05/2019 tarihli Ret Kararı)

15. Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı

Yönetmeliğinin bazı fıkralarının, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek iptali için açılan davada

Danıştay 8. Dairesi, 2002/180 Esas, 2003/289 Karar, 22/01/2003 tarihli kararında; “ Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 7. fıkrasında; “Avukatlık hizmeti hiçbir unvan altında marka tesciline konu olamaz; bu yolda başvuruda bulunulamaz”, hükmü yer almaktadır.

27.6.1995 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 556 sayılı Markaların

Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”de, markanın, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir diğer teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan her türlü işaret olduğu ve bu Kanun Hükmünde Kararname”den sınai ve ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişilerin yararlanacağı belirtilmiştir. Avukatlık, 1136 sayılı Yasanın 1. maddesinde de belirtildiği üzere kamu hizmeti niteliği taşıyan serbest bir meslektir ve ticaretle herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Belirtilen durumda sınai ve ticari faaliyette bulunan kişilerin yararlanmasına sunulan bir olanaktan, hukuk alanında hizmet veren avukatların da yararlanabileceklerini ileri sürmek yasal olarak mümkün değildir…Bireysel çalışma veya avukatlık ortaklığında verilen hizmetin yasa gereği ticari nitelikte bulunmadığı açıktır.

Avukatlık ortaklığının bir organizasyon ya da kuruluş sayılması da mümkün olmadığı gibi iletişim hizmetlerinin pazarlanması ile de herhangi bir ilgisi bulunmadığından, Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında yasaya aykırılık bulunmamaktadır…” hususlarına değinerek, avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliğini vurgulamıştır.

16. Anayasa Mahkemesi 23/06/1989 tarihli ve 1988/50 Esas, 1989/27 Karar sayılı kararında özetle; Avukatlık Yasası’nın 57. maddesinin, görev sırasında ya da yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar için bu suçların hâkimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağını öngörmesinin, 58. maddesinin ise görevlerinden doğan ya da görevleri sırasında işledikleri suçlar nedeniyle avukatlar hakkında soruşturma yapılmasının Adalet Bakanlığının iznine bağlı tutmasının, mesleğin özelliğini, kamusal değerini ortaya koyan dünyadaki yasal örneklerden olduğunu belirtmiştir.

17. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/04/2011 gün 2010/9-258 Esas, 2011/46 sayılı

Kararında, “…5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki

“kamu görevlisi” tanımında yer alan “katılan kişi” ibaresi ile madde gerekçesinde yer alan

“kamusal faaliyet” açılımından hareketle, bir kimsenin Ceza Yasası uygulamasında “kamu görevlisi”, yapılan faaliyetin de “kamusal faaliyet” sayılabilmesi için, kamu adına yürütülen bir hizmetin bulunması, bunun da Anayasa ve Yasalarda belirlenmiş usullere göre verilmiş bir siyasal karara dayalı olması ve ayrıca faaliyetin kamuya ait güç ve yetkilerin kullanılması suretiyle gerçekleştirilmesi gerekmektedir…” denildiği, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 1.

maddesindeki avukatlığın kamu hizmeti ve yargının kurucu unsurlarından olduğuna ilişkin belirleme, 2. maddesinde yazılı amacı, 76/1 ve 109/1-2. maddelerindeki Baroların ve Türkiye

Barolar Birliğinin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları olduğuna ilişkin hükümler ile 5237 sayılı TCK’nın 6/1-c maddesindeki tanım ve gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; 1136 sayılı Kanunun 35/1 ve 35/A maddelerinde yazılı ve münhasıran avukatlar tarafından yapılabilecek iş ve işlemler ile uzlaştırma işlemi ve Barolar ile Türkiye

Barolar Birliğinin organlarında ifa ettikleri görevleri yönünden avukatların kamu görevlisi olduklarında kuşku bulunmadığı” hususlarına değinerek, Avukatlık Kanunun 62. Maddesinin zımnen ilga edildiğini, avukatların yalnızca görevi kötüye kullanma suçundan değil, zimmet, resmi belgede sahtecilik suçlarından da yargılanabileceğine karar vermiştir. (Bkz.

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin, 2013/170 Esas, 2014/4862 Karar, 02/05/2014 tarihli kararı; 2013/8909 Esas, 2015/12058 Karar, 02/06./015 tarihli kararı; 2012/12948 Esas, 2014/377

Karar, 14/01/2014 tarihli kararı; 2013/13819 Esas, 2015/16465 Karar, 19/11/2015 tarihli kararı.) Nitekim Avukatlık Kanunun gerekçesinde de bu durum “62 nci madde hükmü, avukatların kamu hizmeti gören kimseler olmasının tabiî sonucudur.” şeklinde açıklanmıştır.

18. 17/06/2015 Resmî Gazete Tarihli, 25848 Resmî Gazete Sayılı Hükümlü ve

Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in 19. Maddesinin ilk fıkrasında, tutuklunun, vekaletname aranmaksızın, müdafii ile her zaman görüşebileceği düzenlenmiştir.

20. maddesinde ise, hükümlünün, vekâletnamesi olmayan avukatlarıyla, avukatlık mesleğinin icrası çerçevesinde en çok üç kez görüşme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.

19. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Türkiye Barolar Birliği bir protokol imzalamıştır.

Yapılan Protokol ile icra işleri başta olmak üzere yargısal işlemlerin hızlanması, iş yükünün azalması, gereksiz zaman ve emek kaybının önüne geçmek amacı ile tapu ve kadastro verilerinin “TAKPAS” üzerinden avukatlar ile paylaşılmasının yolu açılmıştır. Devlet eliyle tutulan resmi bir sicil olan tapu sicilinin, avukatlar ile paylaşılması, mesleklerinin taşıdığı serbest meslek sıfatının değil, kamu hizmeti yürüten meslek grubu olmalarının bir sonucudur. (Bkz: Kamu Denetçiliği Kurumunun 2018/15818 Başvuru Numaralı ve 29/05/2019 tarihli Ret Kararı)

20. Avukatlık Kanununun 76. maddesinde, baroların nitelikleri; “avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır” şekilde açıklanmıştır. Madde gerekçesinde bu durum; “76 ncı maddeyle, baroların tüzel kişiliği haiz Kamu Kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olduğu, kuruluş gayeleri belirtilmiş ve bu gayeler dışında her hangi bir iş ve siyasetle uğraşmaları menedilmiş, ayrıca maddedeki yeri gösterilmiştir.” şeklinde belirtilmiştir.

21. Anayasa Mahkemesi 2010/93 Esas, 2012/20 Karar sayılı, 09/02/2012 tarihli kararında; “Bazı meslekler için, mesleğe giriş, meslek mensuplarının hakları, mesleki yetkileri ve yükümlülükleri kanunlarla belirlenmiştir. Bu mesleklerin mensuplarını bünyelerinde toplayan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları da Anayasa’nın 135. maddesinde düzenlenmiştir.

Kanunlarla belirlenen bazı hizmetleri yürütme yetkisi, bir tekel olarak yalnızca bu meslek mensuplarına verilmiştir. Kamu kesiminde görev almayıp kamu görevlisi olmasalar bile bu meslek mensuplarının çalışmalarının kamusal bir yanı mevcut olup bunlar, mesleki etkinlikleri gereği zaman zaman kamu gücünü kullanmaktadırlar.” hususlarına değinmiştir.

22. Anayasa Mahkemesi 2018/30 Esas, 2018/94 Karar, 25/09/2018 tarihli kararında da; “Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu yararının devamlılığının sağlanması amacıyla yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev anlayışları, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür. Avukatlarla ilgili disiplin cezaları 1136 sayılı Kanun’un 135.

maddesinde …şeklinde belirlenmiştir…Bir kamu hizmeti olarak kabul edilen avukatlık mesleğinin ortak değerlere sahip olmasının aynı zamanda kamu menfaati gereği olduğunda kuşku yoktur… Anayasa’nın 135. maddesinde belirtilen kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan Türkiye Barolar Birliğinin meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlük ile güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini korumak maksadıyla meslek kuralları belirlemesi, Anayasa’nın 135. maddesinde belirtilen meslek disiplininin korunması yönünde meslek kuruluşlarına verilen görevin bir tezahürü olarak görülebilir.” hususlarına değinmiştir.

23. Somut olayda, idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;

23.1 Başvuran hakkında Gaziantep 26. Asliye Ceza Mahkemesin de cinsel taciz ve nitelikli

tehdit suçu iddiası ile görülen davada başvuran hakkında T.C Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu

Hastaneleri Kurumu Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden sağlık kurulu raporu talep edildiği, Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 27/10/2015 tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda, “ …mevcut akıl hastalığının şahsın işlediği fiilin anlam ve sonuçlarım algılamasını ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldırıcı nitelikte olup, suç tarihinde müsnet suçu nedeniyle cezai ehliyeti yoktur.” hususlarına değinildiği,

23.2 Gaziantep 26. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Ankara Barosu Başkanlığına durumun

bildirildiği, bunun üzerine T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Dr. Ekrem

Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nin 27/10/2015 tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda, başvuran hakkında “paranoid şizofreni” tanısında bulunulması ve “cezai ehliyetinin bulunmadığının” belirtilmesi ve daha sonra baroya sunulmuş olan T.C Sağlık Bakanlığı

Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesi’nin 01/06/2016 tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda “avukatlık mesleğini sürekli ve gereği gibi yapmaya bedenen ve akılca engel bir durumu yoktur” ibaresinin yer alması ve paranoid şizofreni hastalığı hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması nedeniyle iki rapor arasında çelişki bulunduğu değerlendirilerek, Baro tarafından İl Sağlık Müdürlüğü’ne yazılarak “hakem hastane” belirlenmesi konusunda görüş istendiği, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hakem hastane olarak Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi belirlendiğini, ancak başvuranın belirtilen hastaneye gitmemesi üzerine, Baro Yönetim Kurulu tarafından 11/07/2018 gün ve … sayılı kararı ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 5/h ve 72/a maddeleri doğrultusunda “Baro levhasından silinmesine” karar verildiği,

23.3 Karara karşı yapılan itiraz üzerine, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca 28/09/2018

tarih ve … Esas, … Karar sayılı karar ile itirazın reddine karar verildiği, söz konusu kararın

Adalet Bakanlığı tarafından 08/11/2018 tarih ve …sayılı işlemle onaylanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.

24. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 5. maddesinde avukatlığa kabulde engel durumların düzenlendiği, bunlardan bir tanesinin de “avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak” olduğu, Avukatlık Kanununun 72/a maddesinde de avukatlığa kabul için kanunun aradığı şartların sonradan kaybedilmiş olması da levhadan silinmeyi gerektiren hal olarak düzenlenmiştir.

25. Somut olayda; Başvuran hakkında Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 27/10/2015 tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda “paranoid şizofreni” tanısı ile “cezai ehliyetinin bulunmadığının” belirtilmiştir. Başvuran tarafından dosyaya sunulan

Kahramanmaraş Elbistan Devlet Hastanesinden alınan 22/01/2019 tarihli Sağlık Kurulu

Raporunun, ilk raporla oluşan çelişkiyi giderecek nitelikte ve ayrıntıda olmadığı ve idari işlemin kesinleşmesinden sonra alındığı,

25.1 Gerek Ankara Barosu Yönetim Kurulu gerekse de itiraz sürecinde Türkiye Barolar Birliği

tarafından başvuranın levhadan silinmesine yönelik işlem tesisi öncesinde başvuranın ilk raporu ile ortaya çıkan çelişkileri kaldıracak şekilde hakem hastane belirlenmesi konusunda tam teşekküllü bir hastaneye yönlendirildiği, ancak başvuranın her aşamada bu durumdan imtina ettiği anlaşılmıştır.

26. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Avukatlık Kanunu hükümleri, gerekçesi, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, avukatlık mesleğinin kamu hizmeti olması, avukatların sahip olduğu hak, yetki ve yükümlülükler, adil yargılamının tesisinde taşıdığı önem dikkate alındığında idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 27. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı ve Ankara Barosu

Başkanlığı tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

28. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birincisi fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ edildiği tarihten itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara

İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA, ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞINA ve TÜRKİYE

BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi