|
ÖZET: Başvuran, Anayasa gereği başvuru hakkını kullandığı için Genelkurmay Başkanlığı tarafından TSK Spor ve Eğitim Merkezi Komutanlığına atandığını, bu durumun psikolojik sağlığını olumsuz etkilediğini ve daha önceki atama taleplerinin reddedildiğini belirtmiştir. İdare, başvuranın atama talebinin personel ihtiyacı nedeniyle reddedildiğini, ancak sonrasında başvuranın motivasyon kaybını gidermek amacıyla atama yapıldığını savunmuştur.
Danıştay, başvuranın iddialarını değerlendirirken, atamanın kamu hizmetinin etkinliği için yapıldığını ve başvuranın özlük haklarında bir kayıp olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın mobbing iddialarının somut delillerle desteklenmediği ve disiplin soruşturmasının hukuka uygun olarak yürütüldüğü sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın talepleri reddedilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/7354-S.11222
BAŞVURU NO : 2019/5857
KARAR TARİHİ : 21/08/2019
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
Disiplin soruşturması, görev yeri değişikliği, mobbing
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 11/03/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuranın, Kurumumuza birbiriyle bağlantılı olarak yaptığı; , 11/04/2019 ve 15/04/2019 tarihli olmak üç başvurusunun bulunduğu tespit edilmiştir.
2. Başvuran, tarihli başvurusunda özetle; Kurumumuza 28/01/2019 tarihinde yaptığı başvuru sonrasında verilen Gönderme Kararı üzerine, usulsüz başvuru yapıldığı gerekçesiyle hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını belirterek; söz konusu disiplin soruşturmasının sonlandırılmasını talep etmiştir.
3. Başvuran, 11/04/2019 tarihli başvurusunda özetle; Anayasadan kaynaklı olan başvuru ve müracaat hakkını kullandığı ve Kurumumuza başvurduğu için, Gnkur.Bşk.lığının 19 Mart 2019 tarihli, … sayılı yazısı ile onayı ve talebi olmamasına rağmen, TSK Spor ve Eğitim Merkezi
Komutanlığına atamasının yapıldığını; yaşanılan bu süreçte psikolojik tedavi gördüğünü, ilaç kullanmaya başladığını, daha önce de maddi ve manevi sebeplerden atanma taleplerinin olduğunu, ancak İdare tarafından “Personel ihtiyacının olması ve atamamın yapılması halinde yerine personel verilmemesi” gerekçeleriyle bu taleplerinin reddedildiğini, Özel Kuvvetler
K.lığında Sıhhi Tesisat Teknikeri kadrosu incelendiğinde, mevcut 1 (bir) olan kadroda, tekniker olarak sadece kendisinin çalışmasına rağmen, bu atama sonrasında tekniker kadrosunda mevcut görevli personel kalmadığını, dolayısıyla İdarenin kendi kendisiyle çeliştiğini, bir nevi atamayı hizmet gerekleri için değil şahsına mobbing uygulamak amacıyla yaptığını itiraf ettiğini iddia ederek; söz konusu atamanın iptal edilmesini talep etmiştir.
4. Başvuran, 15/04/2019 tarihli başvurusunda özetle; Gönderme Kararı üzerine İdarenin ret yanıtı verdiğini ifade ederek; Özel Kuvvetler Karargah Destek Grup Komutanlığı Spor ve
Eğitim Tesisleri İşletme Bölük Komutanlığında sıhhi tesisat teknikeri olarak çalıştığını, özel kuvvetler komutanlığının 5.174.000 metrekare arazi üzerine kurulduğunu, spor ve eğitim tesisleri işletme bölük komutanlığı sorumluluk sahasının yaklaşık 317.723 metrekare olduğunu, belirtilen alan üzerinde yangın hidrantları, bahçe sulama hatları, bina dışındaki pis su temiz su tesisat hatları ile 5000 tonluk su deposunun bulunduğunu, bunların faal çalışması için kontrollük hizmeti yerine getirdiğini, Bakanlar Kurulu Kararı ve 160 seri nolu Devlet
Memurları Kanunu Genel Tebliğinde geçen hizmet binaları ifadesinin Planlı Alanlar İmar ve
Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliklerinde de açıkça tanımlandığını, Ek Özel Hizmet
Tazminatıyla ilgili olarak Adana 1.İdare Mahkemesinin (Esas No:2013/1383, Karar
No:2014/2284), AYİM 2. İdare Mahkemesinin (Esas No:2009/621, Karar No:2010/200), AYİM 2. İdare Mahkemesinin (Esas No:2007/665, Karar No:2007/976) sayılı kararları ile
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün bazı kamu ve kuruluşlarına olumlu mütalaa görüş yazılarının bulunduğunu belirterek; 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararına ekli II sayılı cetvel Özel Hizmet Tazminatı E bölümü 6 ncı maddesi gereğince, 2018 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları içerisinde açık mahallerde yapmış olduğu görevler için
Ek Özel Hizmet Tazminatı ödenmesini talep etmiştir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
5. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Milli Savunma Bakanlığından 19/03/2019 tarihli ve … sayılı, 03/05/2019 tarihli ve … sayılı yazılarımızla bilgi ve belge talep edilmiştir.
6. Başvuran hakkında başlatılan disiplin soruşturmasına ilişkin olarak, Milli Savunma
Bakanlığı Genelkurmay Başkanlığının 14/05/2019 tarihli ve … sayılı yazısında ve ekinde özetle; 6.1. De.Me. … …’ın (G-15460), 28 Ocak 2019 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumuna yaptığı başvurusunun Ek’inde çeşitli isimlerde ve “jpg” formatında birtakım fotoğraflar ile
Öz.Kuv.K.lığı kışlasına ait istatistiksel bilgiler paylaştığı, paylaşılan fotoğrafların ve
Öz.Kuv.K.lığı kışlasına ait istatistiksel bilgilerin Öz.Kuv.K.lığı ile ilgili açıklanması yasaklanan bilgi içerip içermediği, bu nitelikte fotoğraflar paylaşılıp paylaşamadığının tespiti kapsamında hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, 6.2. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 127’nci maddesi “a” fıkrasında; “Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı”, 6.3. Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin
Amirleri Yönetmeliğinin 11’inci maddesinin 1’inci fıkrasında ise “Disiplin amirlerinin memurların uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve memurluktan çıkarma cezalarından biriyle cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatarak, gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemek” yükümlülüğü olduğu; 13’üncü maddesinde “Devlet memurlarına 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125’ inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan disiplin cezalarının verileceği”; 17’nci maddesinde “Kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırmayı gerektiren fiil ve halleri bulunan memurlar hakkında, memurun görevli olduğu birlik komutanlıkları veya kurum amirliklerince gerekli soruşturmanın yapılacağı”; 26’ncı maddesinin l’inci fıkrasında “Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı” hüküm altına alındığı, 6.4. Ayrıca 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanununun “Silahlı Kuvvetlerde Çalışan Sivil Personel” kenar başlığı altında yer alan 115’inci maddesinde “Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından amir vazifesi alanların; maiyetindeki bütün askeri ve sivil personele hizmetin icabettirdiği emirleri verebileceği, bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecbur olduğu” hükmü ile 116’ncı maddesi “a” fıkrasında “sivil personelin bu kanunun müracaat ve şikayet bölümlerinde gösterilen usûl, hak ve kayıtlara aynen tabi oldukları” hüküm altına alındığı, bahsi geçen fıkrada ifade edilen “bu kanunun müracat ve şikayet bölümlerinde gösterilen usul, hak ve kayıtlara” ilişkin esasların aynı Kanunun 25, 26, 27, 28, 29, 30 ve 31’inci maddelerinde detaylı olarak düzenlendiği, 6.5. Bu kapsamda; Öz.Kuv.K.lığı mahremiyeti olan ve yurt içi/yurt dışında çeşitli görevler icra eden kritik ve operasyonel birlik olduğundan; De.Me. … …’ın başvurusunda paylaştığı bilgi ve fotoğrafların Öz.Kuv.K.lığının bu kritikliğini ve mahremiyetini olumsuz yönde etkiler nitelikte olup olmadığının, bu sebeple de açıklanması yasaklanan bilgi olup olmadığının, 657 sayılı
Kanunun 125’inci madde D/k fıkrasında belirtilen “Açıklanması yasaklanan bilgileri açıklamak” şeklinde ifade edilen disiplin cezasını gerektiren bir hal olup olmadığının; yine 211 sayılı Kanunun 115 ve 116’ncı maddeleri kapsamında disiplin cezasını gerektiren bir hal olup olmadığının tespiti için disiplin soruşturması icra edildiği, 6.6. İcra edilen disiplin soruşturmasının 11 Mart 2019 tarihinde tamamlandığı, disiplin soruşturması sonucunda disiplinsizlik veya suç teşkil eden bir husus tespit edilmediğinden
De.Me. … … hakkında cezai veya idari bir yaptırım uygulanmadığı, 7. Başvuranın görev yerinin değiştirilmesine ilişkin olarak Milli Savunma Bakanlığı
Genelkurmay Başkanlığının 12/06/2019 tarihli ve … sayılı yazısında ve ekinde özetle; 7.1. TSK’da sivil memurların yer değiştirme işlemlerinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli
Devlet Memurlarının Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik esasları çerçevesinde amir görüşleri de dikkate alınarak yapıldığı, 7.2. 657 sayılı Kanunun 76’ncı maddesi “Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68’inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.” hükmünü amir olduğu, anılan hüküm kapsamında idarenin, personel planlamasını ve atama işlemini yaparken takdir hakkına sahip olduğu, idarenin bu takdir hakkını elbette kamu yararı ve kişi yararı dengesini gözeterek hizmet gerekleri doğrultusunda ve kamu hizmetinin etkinliği için kullanacağı, 7.3. Adı geçen personelin, “Ankara ilinin zorlu yaşam koşulları, mesaiye geç kaldığında
Öz.Kuv.K.lığı nizamiyesinde uzun süre bekletilmesine alışamaması” gibi birtakım gerekçeler sunarak Afyonkarahisar’a atamasına yönelik 14 Ağustos 2018 tarihli dilekçesinin olduğu, yerine personel verilemediğinden atama talebinin Gnkur.Bşk.lığınca uygun görülmediğinin 11
Ekim 2018 tarihli yazı ile bildirildiği, 7.4. Ancak geçen süre zarfında, personelin mağduriyetinin devam etmesi ve Öz.Kuv.K.lığında çalışma motivasyonunu kaybettiğinin değerlendirilmesi nedeniyle 14 Mart 2019 tarihli yazı ile personelin birlik dışına atamasının Gnkur.Bşk.lığına teklif edildiği, 7.5. Öz.Kuv.K.lığı Sıhhi Tesisat Teknikeri kadrosunun yedi, mevcut personel sayısının ise beş olduğu, 7.6. Öz.Kuv.K.lığının yerine getirdiği görevler ve statüsü nedeniyle, TSK içerisinde özel konumda olması, bu nedenle Komutanlıkta her birimde çalışan personelin özellikle bu dönemde nitelikli, özverili, her daim teyakkuz hissine sahip olmasının beklendiği, bu nedenle çalışma ortamının ve verilecek kamu hizmetinin aksamaması için Gnkur.Bşk.lığınca personelin atamasının, amirlerinin görüşleri doğrultusunda Ankara garnizonunda eğitimine ve görevine uygun bir kadroya yapıldığı, personelin özlük haklarında herhangi bir değişiklik olmadığı, 7.7. Atama tasarrufunun; ilke olarak, kamu hizmetinin iyi işlemesi için ve idarenin faaliyetlerini akılcı ve verimli olarak yerine getirmek amacıyla tesis ettiği yönetsel işlem olduğu, kamu personelinin aynı hizmet örgütü içindeki başka bir göreve atanmasında göz önüne alınacak temel amacın “kamu hizmeti” olduğu, kamu personelinin temel işlevinin, kamu hizmetini yürütmek olduğuna göre atanmasında da göz önünde bulundurulacak temel ilkenin kamu hizmetinin daha iyi yürütülmesi amacı olması gerektiği, yapılan atama işleminin de bu amaca hizmet ettiğinin değerlendirildiği, 8. Başvuranın, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında talep ettiği Ek Özel
Hizmet Tazminatı ödenmesi talebine ilişkin olarak Milli Savunma Bakanlığı
Genelkurmay Başkanlığının 14/03/2019 tarihli ve … sayılı yazısında ve ekinde özetle; 8.1. Devlet memurlarına ödenecek zam ve tazminatları düzenleyen, 05.05.2006 tarihli ve 26159 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve
Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararına ekli II sayılı Cetvel’in “Özel Hizmet
Tazminatı”nın E bölümünün 6’ncı maddesi; “Teknik Hizmetler Sınıfına ait kadrolarda bulunan personelden; büro, atölye, ısı santrali, laboratuar, tesis (sosyal tesisler dahil), işletme, fabrika ve hizmet binaları dışında olmak kaydıyla arazi, şantiye, inşaat, baraj, park, bahçe, maden, açık alanlarda kurulu tarım ve hayvancılık uygulama birimleri ve yol gibi açık çalışma mahallerinde fiilen çalışanlara (belirtilen mahallerde yapılan kontrollük hizmetleri dahil), çalışılan her gün için aşağıda gösterilen oranlarda ayrıca özel hizmet tazminatı ödenir. Faal durumdaki hizmet binalarının tadilat, bakım ve onarım işleri açık çalışma mahalli kapsamında değerlendirilmez.” hükmünü amir olduğu, 8.2. “Teknik Hizmetler Sınıfında İstihdam Edilen Devlet Memurlarının Açık Mahallerde Görev
Yapanların Üç Aylık Tespit Çizelgesinde” belirtilen açık mahallerin ilgili Bakanlar Kurulu
Kararındaki faal durumdaki hizmet binalarını kapsaması nedeniyle başvuranın anılan madde hükmünden istifade etmesinin imkanı olmadığı, 8.3. Dolayısıyla Bakanlar Kurulu Kararı’na ekli II sayılı Cetvelin E bölümü 6’ncı maddesi kapsamında tazminat ödenecek çalışma mahal ve özellikleri ile şartlarına haiz olunmadan bahse konu tazminatın ödenmesinin mümkün olmadığının değerlendirildiği, Belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
9. 1982 Anayasasının; 9.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi: “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 9.2. “Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” başlıklı 128’inci maddesinin ikinci fıkrası: “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, haklarının ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenir.”, 10. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 11. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun; 11.1. “Memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesi” başlıklı 76’ncı maddesi: “Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.
Memurlar istekleri ile, kurumlarında kazanılmış hak derecelerinin en çok üç derece altında aynı veya başka yerlerdeki kadrolara atanabilirler.”, 11.2. 152’nci maddesi (152/II-A-c): “…(Ek paragraf: 21/3/2006 5473/3 md.) Teknik
Hizmetler Sınıfına dahil kadrolarda bulunan personelden açık çalışma mahallerinde fiilen çalışanlara, bulundukları kadrolar esas alınmak suretiyle, çalışılan her gün için belirlenecek oranlarda ve üçer aylık dönemler İtibarıyla toplamı 60 puanı aşmayacak şekilde, dönem sonlarında ödenmek üzere ek özel hizmet tazminatı verilebilir…”, 11.3. 152’ nci maddenin “III – Ortak Hükümler” başlığı: “ Bu zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul ve esasları (…)(1) bütün kurumları kapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarınca katsayının
Cumhurbaşkanınca değiştirilmesi durumu hariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır ve
Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulur….”, 11.4. “Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan memurlara uygulanmaya devam olunacak hükümler” başlıklı 233’üncü maddesi: “Bu kanunun 7 nci bölümünde yer alan “Disiplin” e ait 124, 136 ncı maddelerindeki hükümlerin Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurlar ile sözleşmeli ve yevmiyeli personel hakkında uygulanmasından, Türk Silahlı Kuvvetleri İç
Hizmet Kanun ve Yönetmeliği, Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu ve konu ile ilgili diğer hükümleri saklıdır.”, 12. 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun; 12.1. “I – Müracaatlar” başlıklı 25’inci maddesi: “Her asker resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaatini söz veya yazı ile en yakın amirinden başlıyarak silsile yoliyle yapar.
Müracaatlar takip ve tahkik ve bir karara bağlanarak neticesi müracaat sahibine mümkün olan en kısa zamanda mutlaka bildirilir. Ancak; bu müddet hiçbir halde bir ayı geçemez.
Birden fazla kimselerin toplu olarak söz veya yazı ile müracaatleri yasaktır.”, 12.2. “II – Şikayetler” üst başlıklı 26’ncı maddesi: “Her asker, gerek hizmete ve gerek zati işlerine ait kanun ve nizamların kendisine vermiş olduğu hak ve salahiyetler her hangi bir surette haksız olarak ihlal edilirse veya ihlal edildiğini zannederse şikayet etmek hakkını haizdir.”, 12.3. “II – Şikayetler” üst başlıklı 27’nci maddesi: “Şikayet söz veya yazı ile en yakın amire yapılır. Eğer bu amirden şikayet olunacaksa bir derece üstündeki amire yapılır. Ve bunun gibi her şikayet edilen amir geçilir. Sözle yapılan şikayetler bir zabıtla tesbit olunur.”, 12.4. “II – Şikayetler” üst başlıklı 29’uncu maddesi: “Şikayet reddedildiği takdirde, şikayetçiye bu yüzden ceza verilmez. Ancak şikayet ederken şikayetçi bir suç işlemiş veya bir disiplin tecavüzünde bulunmuşsa ayrıca mesul olur.”, 12.5. “II – Şikayetler” üst başlıklı 30’uncu maddesi: “Şikayetler ve itirazlar mutlaka tahkik olunarak bir karara bağlanır ve neticesi şikayet edene ve lüzum görülürse şikayet olunana mümkün olan en kısa zamanda bildirilir. Ancak bu müddet hiçbir halde bir ayı geçemez.
Adli tahkikata mevzu olan şikayet ve itirazlar hakkında Ceza ve Usul kanunlarındaki hükümler mahfuzdur.” 12.6. “II – Şikayetler” üst başlıklı 31’inci maddesi: “Bir şikayet üzerine karar vermek selahiyeti, şikayetin müstenit olduğu vaka hakkında şikayet olunana disiplin cezası vermek salahiyetini haiz olan ilk disiplin amirine verilmiştir.
O amirin vereceği karar aleyhine gerek şikayet eden ve gerekse şikayet olunan, mertebeler silsilesi yolu ile daha yüksek amirlere itiraz edebilir.”, 12.7. “U) SİLAHLI KUVVETLERDE ÇALIŞAN SİVİL PERSONEL” ana başlıklı 115’inci maddesi: “Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve
hizmetlerin ifası bakımından:
a) Amir vazifesi alanlar; maiyetindeki bütün askeri ve sivil personele hizmetin icabettirdiği
emirleri verebilir. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 3/10/2016-KHK-676/53 md.; Aynen kabul:
1/2/2018-7070/46 md.)(…)
b) Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. (Mülga ikinci cümle: 31/1/2013-6413/45 md.) (…)”, 12.8. 116’ncı maddesi: “Sivil personelin, bu kanunun askerlere tanıdığı hak ve salahiyetlerden
faydalanmaları ve mükellefiyetleri yerine getirmeleri aşağıdaki esaslar dahilinde olur:
a) Bu Kanunun müracat ve şikayet bölümlerinde gösterilen usul, hak ve kayıtlara aynen tabidirler…….”, 13. 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan
Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar’a ekli II sayılı Özel
Hizmet Tazminatı Cetvelinin “(E) Teknik Hizmetler” bölümünün 6’ncı sırası: “ Teknik
Hizmetler Sınıfına ait kadrolarda bulunan personelden; büro, atölye, ısı santralı, laboratuar, tesis (sosyal tesisler dahil), işletme, fabrika ve hizmet binaları dışında olmak şartıyla arazi, şantiye, inşaat, baraj, park, bahçe, maden, açık alanlarda kurulu tarım ve hayvancılık uygulama birimleri ve yol gibi açık çalışma mahallerinde fiilen çalışanlara (belirtilen mahallerde yapılan kontrollük hizmetleri dahil), çalışılan her gün için aşağıda gösterilen oranlarda ayrıca özel hizmet tazminatı ödenir. Faal durumdaki hizmet binalarının tadilat, bakım ve onarımı işleri açık çalışma mahalli kapsamında değerlendirilmez.
a) 1/a, b ve c sıralarında sayılanlara ………….. : 3,0 b) 1/d sırası ile 2 nci sırada sayılanlara ……….: 2,0 c) 3 ve 4 üncü sıralarda sayılanlara …………….: 1,2
Bu ek özel hizmet tazminatının ödenmesinde ilgililerin kadroları esas alınır. Tazminatın kimlere ödeneceği; iş programları ve çalışma mahallerinin özellikleri dikkate alınarak, üçer aylık dönemler itibarıyla ilgili birim amirlerince belirlenir. Ödemeler görevin filen yerine getirilmesinden sonra üçer aylık dönem sonlarında yapılır.
Ancak, bu şekilde ödenecek ek özel hizmet tazminat toplamı üçer aylık dönemler itibarıyla, a) 1/a, b ve c sıralarında sayılanlara …………… : 60 b) 1/d sırası ile 2 nci sırada sayılanlara ………..: 40 c) 3 ve 4 üncü sıralarda sayılanlara ……………..: 24 oranlarını aşamaz.” 14. 04/04/1983 tarihli ve 18008 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Silahlı
Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri
Yönetmelik’in; 14.1. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesi: “ (Değişik birinci fıkra: 22/9/2017 – 2017/10894 K.)
Bu Yönetmelik, 657 sayılı Kanunun 1 inci maddesi kapsamına giren Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurları hakkında uygulanır.
(Ek ikinci fıkra: 8/4/2015 – 2015/7581 K.) Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ile Kuvvet Komutanlıklarına bağlı döner sermayeli kuruluşlarda görevli Devlet memurlarının disiplin işlerinde bu Yönetmelik kapsamında oluşturulan kurullar yetkilidir.
657 Sayılı Kanunun 233. maddesi hükmü saklıdır.”,
14.2. “Disiplin Amirlerinin Yetkileri” başlıklı 10’uncu maddesi: “Disiplin amirleri, hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile Kanunların, Tüzüklerin ve
Yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği görevleri yurtiçinde veya dışında yerine getirmiyenlere, uygulamasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliği ve ağırlık derecesine göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezası vermeye, Özel Kanunların disiplin işleriyle ilgili olarak verdiği yetkileri kullanmaya, (Değişik üçüncü fıkra: 8/4/2015 – 2015/7581 K.) Disiplin Kurulunca itirazı kabul edilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezasını hafifletmeye veya tamamen kaldırmaya yetkilidirler.”, 14.3. “Disiplin Amirlerinin Sorumlulukları” başlıklı 11’inci maddesi: “ Disiplin amirleri, disiplin işlerinde kendilerine 657 sayılı Devlet memurları Kanunu ve Özel Kanunlarla verilen yetkileri hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla; memurlara Kanun, Tüzük ve
Yönetmeliklerle tanınan hakları gözönünde tutan, hakkaniyet ve eşitliği esas alan bir tutum ve davranış içinde kullanmak ile yükümlüdürler.
Bu genel sorumluluğun dışında disiplin amirleri ayrıca;
1) Memurların uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve
memurluktan çıkarma cezalarından biriyle cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatarak; gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemek,
2) Uyarma, kınama, aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı tarihi izleyen 15
gün içinde vermek,
3) (Mülga: 8/4/2015 – 2015/7581 K.)”,
14.4. “Zamanaşımı” başlıklı 26’ncı maddesi: “Bu yönetmelikte sayılan fiil ve halleri
işliyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren:
1) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay
içinde disiplin soruşturmasına,
2) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı
takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”, 14.5. “Savunma Hakkı” başlıklı 28’inci maddesi: “Devlet Memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmıyan memur savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.”, 15. 26/02/2010 tarihli ve 27505 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Millî Savunma
Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet
Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik’in; 15.1. “Temel ilkeler” başlıklı 5’inci maddesi: “ (1) Yer değiştirme suretiyle atamalarda esas alınacak temel ilkeler şunlardır; a) Bu Yönetmelik kapsamındaki Devlet memurları için hizmet alanlarındaki görevin sürekliliği esastır.
b) Yer değiştirme sureti ile atamalarda, atanmak istenilen hizmet bölgesi ve alanındaki kadro imkânları ile ayrılmak istenen yerdeki hizmet ihtiyacı öncelikle dikkate alınır.
c) Kurumun hizmet ihtiyacı nedeniyle hizmet bölgelerindeki zorunlu çalışma sürelerine bakılmaksızın belirli bir süre görev yapmak üzere sürekli görevle atama yapılabilir.
ç) Hizmet ihtiyacı nedeniyle yapılacak atamalarda, görevin özelliğine göre hizmet bölgeleri ve alanları arasında memurların adil ve dengeli dağılımının sağlanması esastır.
d) Atama isteklerinin değerlendirilmesinde birlik komutanı veya kurum amirlerinin görüşleri de dikkate alınır.
e) Atanacak memurun asaletinin onaylanmış olması gerekir.”, 15.2. “Bölgelerdeki zorunlu çalışma süreleri” başlıklı 6’ncı maddesi: “(1) (Değişik:RG12/6/2015-29384) Bu Yönetmelik kapsamındaki memurların atanma istekleri; birinci hizmet bölgesinde altı yıl, ikinci hizmet bölgesinde beş yıl, üçüncü hizmet bölgesinde dört yıl, dördüncü hizmet bölgesinde üç yıl, beşinci hizmet bölgesinde ise iki yıllık zorunlu çalışma süresi tamamlanmadan dikkate alınmaz.
(3) (Ek:RG-12/6/2015-29384) Bulunduğu hizmet alanında görev yapan personel en az iki yıl fiilen çalışmadan başka bir yere atama talebinde bulunamaz.”, 15.3. “İstek üzerine daha alt hizmet bölgesine atanma” başlıklı 7’nci maddesi: “(1)
Memurlar, istekleri ve kurumlarının uygun görmesi üzerine bulundukları hizmet bölgesinden daha alt hizmet bölgesine atanabilirler. Bu takdirde alt hizmet bölgesinde geçen hizmet süreleri ayrıldıkları bölge hizmetinden sayılır.”, 15.4. “Atamalarda göz önünde bulundurulacak hususlar” başlıklı 9’uncu maddesi: “(1)
Atamalarda aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulur:
ç) Önceki görev yerinden disiplinsizlik ve ahlaki nedenlerle atamaya tabi tutulan memurların, eski görev yerlerine yeniden atanma istek ve teklifleri dikkate alınmaz.
e) Terör eylemleri etkisi ve sebebiyle şehit olan veya çalışamayacak derecede malul olan ya da malul olup da çalışabilir durumda olan kamu görevlileri ile er ve erbaşların, Devlet memuru olarak görev yapan eş ve çocukları ile anne, baba ve kardeşlerinin; yer değiştirme suretiyle atanma talepleri, bu durumlarının ilgili yerlerce belgelendirilmiş olması kaydıyla, kadro imkânları da dikkate alınmak suretiyle bu Yönetmelikteki kısıtlayıcı hükümlere bakılmaksızın öncelikle gerçekleştirilir.
f) (Ek:RG-3/8/2012-28373) (Değişik:RG-12/6/2015-29384) Aynı kurumun başka başka yerlerde bulunan aynı sınıftaki memurları atama dönemlerinde, karşılıklı olarak yer değiştirme suretiyle atanmalarını isteyebilirler. Bu isteğin yerine getirilmesi atamaya yetkili amirin uygun bulmasına bağlıdır.”, 15.5. “Hizmet gereği yapılacak yer değiştirmeler” başlıklı 10’uncu maddesi: “(1)
Haklarında yapılan adli veya idari bir soruşturma sonucuna göre o yerde kalmalarında sakınca görülenlerin, hizmet bölgelerindeki ve/veya hizmet alanlarındaki zorunlu çalışma sürelerine bakılmaksızın, hizmetin gereği olarak yer değiştirme suretiyle atamaları yapılabilir. Bu şekilde atanan memurun ayrıldığı hizmet bölgesindeki eksik hizmetleri aynı hizmet bölgesi içinde başka bir hizmet alanında tamamlattırılır. Memurun görev yaptığı hizmet bölgesinde ihtiyaç bulunmaması halinde diğer hizmet bölgelerine de ataması yapılabilir. Bu şekilde ataması yapılan memurun ayrıldığı hizmet bölgesindeki eksik hizmetleri daha sonra tamamlattırılır. Bu fıkra uyarınca başka bir hizmet bölgesi veya hizmet alanına atanan memurlar, ayrıldığı hizmet alanına yeniden atanamaz.
(2) İdari teşkilatlanmadaki değişikliklere bağlı olarak kadroların iptali durumunda kazanılmış hak aylığı derecesiyle öncelikle aynı il içerisindeki benzer bir kadroya, bunun mümkün olmaması halinde öncelikle aynı hizmet bölgesinde bulunan diğer illerdeki benzer kadrolara atanma yapılır. Bu şekilde yapılacak yer değiştirme suretiyle atamalarda, durumuna uygun boş kadro bulunması halinde personelin isteği dikkate alınır.”, 15.6. “Yer değiştirme suretiyle atama yetkisi” 16’ncı maddesi: “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki Devlet memurlarının atama ve nakil yetkisi Millî Savunma Bakanına aittir. Millî
Savunma Bakanı bu yetkisini; a) Birinci ve ikinci derecelerde istihdam edilen Devlet memurları için;
1) Millî Savunma Bakanlığında; Müsteşarına,
2) Genelkurmay Başkanlığında; Genelkurmay Personel Başkanına,
3) (Değişik:RG-12/6/2015-29384) Kuvvet komutanlıklarında; Kuvvet Personel Başkanına,
b) Üç ila on beşinci derecelerde istihdam edilen Devlet memurları için;
1) Millî Savunma Bakanlığında; Müsteşar İdari Yardımcısına,
2) Genelkurmay Başkanlığında; Genelkurmay Personel Başkanına,
3) Kuvvet komutanlıklarında; Kuvvet Personel Başkanına,
devredebilir.”, 16. 11.05.2006 tarihli ve 26165 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 160 seri no.lu Devlet
Memurları Kanunu Genel Tebliği’nin “C-II sayılı Cetvele İlişkin Açıklamalar” başlığı altında yer alan 6 ncı maddesi: “ II sayılı Cetvelin (E) Teknik Hizmetler Bölümünün 6 ncı sırasında, Teknik Hizmetler Sınıfına ait kadrolarda bulunan personelden; büro, atölye, ısı santralı, laboratuar, tesis (sosyal tesisler dahil), işletme, fabrika ve hizmet binaları dışında olmak şartıyla arazi, şantiye, inşaat, baraj, park, bahçe, maden, açık alanlarda kurulu tarım ve hayvancılık uygulama birimleri ve yol gibi açık çalışma mahallerinde fiilen çalışanlara (belirtilen mahallerde yapılan kontrollük hizmetleri dahil), çalışılan her gün için %3, %2 ve
%1,2 oranlarında ek özel hizmet tazminatı ödeneceği; bu şekilde ödenecek ek özel hizmet tazminatı toplamının üçer aylık dönemler itibarıyla %60, %40 ve %24 oranlarını aşamayacağı, bu ilave tazminatın kimlere ödeneceğinin ise iş programları ve çalışma mahallerinin özellikleri dikkate alınarak, üçer aylık dönemler halinde, ilgili birim amirlerince belirleneceği ve ödemelerin görevin fiilen yerine getirilmesinden sonra üçer aylık dönem sonlarında yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Buna göre, kadroları Teknik Hizmetler Bölümünün l ila 4 üncü sırasında sayılanlara, söz konusu ek özel hizmet tazminatının ödenebilmesi için; a) Bu personelin büro, atölye, ısı santralı, laboratuar, tesis (sosyal tesisler dahil), işletme, fabrika ve hizmet binaları gibi “kapalı mahaller” dışında arazi, park, bahçe, şantiye, inşaat, maden, açık alanlarda kurulu tarım ve hayvancılık uygulama birimleri, yol, tünel, demiryolu, büyük içme suyu, köprü, kıyı yapıları, baraj v.b. açık çalışma mahallerinde görevlendirilmiş ve bu mahallerde fiilen çalışmış olmaları, b) Söz konusu görevlendirmelere ilişkin olarak ilgili birim amirlerince belirlenen görev ve isimleri ihtiva eden listelerin ibrazı, yeterli olacaktır.
Faal durumdaki hizmet binalarının tadilat, bakım ve onarım işleri açık çalışma mahalli kapsamında değerlendirilmeyecektir.
Söz konusu ek özel hizmet tazminatı oranları, kontrol edilen cetvellerde gösterilmeyecektir.
Bu ödeme ilgililerin kadroları esas alınarak görevin fiilen yerine getirilmesinden sonra üçer aylık dönem sonlarında yapılacaktır. Söz konusu listeler programlanmış ve önceden bilinebilen işler dikkate alınarak hazırlanacak, muhtemel işler söz konusu listelerde yer almayacaktır.
İlgili birim amirlerince hazırlanan listelerde yer almamakla birlikte, yukarıda belirtilen açık çalışma mahallerinde fiilen çalıştığını tevsik edenlere, birim amirlerinin onayı ile söz konusu ödeme yapılabilecektir.
Birim amirleri, iş programlarını ve personelin bir önceki üç aylık dönemlerindeki büro içi ve büro dışı çalışmalarını dikkate alarak her üç ayda bir ek özel hizmet tazminatı ödemesi yapılacak personel listelerini yeniden gözden geçireceklerdir.”, Şeklindedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
17. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 18. Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuranın, Kurumumuza birbiriyle bağlantılı üç başvurusu bulunmaktadır. Başvuran; tarihli başvurusunda, hakkında yürütülen disiplin soruşturmasının sonlandırılmasını; 11/04/2019 tarihli başvurusunda, görev yerinin değiştirildiğinden bahisle buna ilişkin işlemin iptal edilmesini; 15/04/2019 tarihli başvurusunda ise, 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan
Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar’a ekli II sayılı Özel Hizmet
Tazminatı Cetvelinin “(E) Teknik Hizmetler” bölümünün 6’ncı sırası uyarınca, Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları içerisinde açık mahallerde yapmış olduğu görevler için Ek Özel Hizmet
Tazminatı ödenmesini talep etmektedir. Bu çerçevede, her üç başvuru ayrı ayrı değerlendirmeye tutulacaktır.
19. Başvuran hakkında açılan disiplin soruşturmasına ilişkin konunun incelenmesi:
19.1. Başvuranın, ilk olarak Kurumumuza 28/01/2019 tarihinde başvuru yaptığı ve 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları için Ek Özel Hizmet Tazminatı ödenmesi talebinde bulunduğu, yapılan ön inceleme neticesinde
Milli Savunma Bakanlığına Gönderme Kararı verildiği, daha sonra bu karar üzerine başvuranla ilgili olarak disiplin soruşturması başlatıldığı, başvuranın söz konusu disiplin soruşturmasının sonlandırılması talebiyle Kurumumuza tekrar geldiği tespit edilmiştir.
19.2. Konuyla ilgili (11), (12) ve (14) numaralı paragraflar ve alt bentlerindeki mevzuat hükümleri incelendiğinde; 657 sayılı Kanunun 233’üncü maddesinde, Türk Silahlı
Kuvvetlerinde çalışan memurların disipline ilişkin hükümlerinin uygulanmasında TSK mevzuatı hükümlerinin saklı olduğunun hükme bağlandığı; Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli
Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinde, 657 sayılı
Kanundaki disipline ilişkin hükümlerle benzer şekilde disiplin amirinin yetki ve sorumluluklarının düzenlendiği, anılan Yönetmeliğin 10’uncu maddesinde disiplin amirlerinin, hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile Kanunların, Tüzüklerin ve
Yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği görevleri yurtiçinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uygulamasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliği ve ağırlık derecesine göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezası vermeye yetkili olduğu; 11’inci maddesi uyarınca disiplin amirlerinin, memurlarla ilgili disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatmak, gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemekle sorumlu tutulduğu; ayrıca 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanununun 116’ncı maddesiyle, TSK’da görev yapan sivil personelin anılan Kanundaki askerlik için getirilen müracaat ve şikayete ilişkin usul, hak ve kayıtlara aynen tabi olacağının düzenlendiği anlaşılmıştır.
19.3. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; Kurumumuzun verdiği Gönderme
Kararının İdareye ulaşması sonrasında, başvuran hakkında 211 sayılı Kanunda yer alan hükümlere aykırı olarak usulsüz müracaatta bulunulduğu gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatıldığı görülmüştür. Bu konuda İdare tarafından, başvurandan 06/03/2019 tarihinde yazılı bilgi alınmıştır. Başvurana ayrıca Kurumumuzla paylaşılan belgeleri nereden aldığı sorusu yöneltilmiştir. Yapılan disiplin soruşturması neticesinde; dilekçe verilen makamın (KDK’nın)
bağımsız bir yapısının olması nedeniyle, üst makama başvurma gerekliliğinin oluşmayacağı; şikayet başvuru ekine konulan 11 adet fotoğrafın kışlaya ve birliğe ait herhangi bir bilgi ve belge içermediği, kışla içerisinden çıkarılmadığı, herhangi bir şekilde kışla içerisinden fotoğraf çekilmediği gerekçeleriyle başvuran hakkında disiplin cezasını gerektiren bir suçun bulunmadığı kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvuran hakkında yürütülen ve sonuçlandırılması gereken halihazırda bir disiplin soruşturması söz konusu değildir.
19.4. Diğer taraftan, her ne kadar devam eden bir disiplin soruşturması bulunmasa da İdarenin bu disiplin soruşturmasını başlatmasının gerekçesinin yerinde olup olmadığını değerlendirmek gerekir. Yukarıda bahsedildiği üzere, TSK’da görevli sivil personel müracaat ve şikayet konusunda askerlerle aynı uygulamalara tabi tutulmaktadır. Bu sebeple, buna aykırı uygulamaların yapılıp yapılmadığını tespit noktasında İdarenin her zaman bir denetim yetkisi bulunmaktadır. Ancak somut olayda İdarenin bu konudaki yaklaşımının, Kurumumuza yapılan başvuruyu yanlış değerlendirmesinden kaynaklandığı düşünülmüştür.
19.5. Bilindiği üzere, 1982 Anayasasının 74’üncü maddesi ile herkesin kamu denetçisine başvurma hakkına sahip olduğu düzenlemiştir. Bu kapsamda, 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ile kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarının insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak amacıyla Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı Kamu Denetçiliği Kurumu kurulmuştur. Kamu Denetçiliği
Kurumunun en önemli misyonu, vatandaşların idareden kaynaklanan mağduriyetlerini gidermek için vatandaşla devlet arasında bir köprü oluşturarak dostane yolla sorunun çözümüne katkı sunmayı sağlamaktır. Bunu da kanun ve yönetmelik ile kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde gerçekleştirmektedir.
19.6. Kamu Denetçiliği Kurumu, idari uyuşmazlıklarda mahkemeden önceki son durak olarak tanımlanmaktadır. Verdiği kararlarla hem idarelere hem de vatandaşlara rehber olmaktadır.
Aynı zamanda kararlarıyla, yönetimde iyi yönetim ilkelerinin yerleşmesine katkı sağlamaktadır. Dolayısıyla, İdarenin kendi iç işleyişindeki şikayet mekanizmasının farklı belirlenmesi nedeniyle, Anayasal bir hak olan “kamu denetçisine” başvurma hakkını kısıtlayıcı uygulamalar (usulsüz başvuru yapıldığı gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatılması gibi)
yapılması Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün engellenmesi anlamına gelecektir.
19.7. Öte yandan, söz konusu disiplin soruşturmasının konusu oluşturan bir diğer neden de başvuranın Kurumumuzla paylaştığı belgelerle ilgilidir. (6.5.) numaralı paragrafta İdare tarafından belirtildiği gibi Öz.Kuv.K.lığı mahremiyeti olan, yurt içinde ve yurt dışında çeşitli görevler icra eden kritik ve operasyonel Birliktir. Dolayısıyla paylaşılan bilgi ve fotoğrafların
Öz.Kuv.K.lığının bu kritikliğini ve mahremiyetini olumsuz yönde etkiler nitelikte olup olmadığını tespit etme noktasında İdare her türlü önlemi alabilir. Bu noktada İdarenin çekincesini makul görmek gerekir. Nitekim bu çekincenin giderilmesi adına, başvuruya konu disiplin soruşturması raporundaki Benzer Olaylar İle Karşılaşılmaması İçin Öneriler Başlığı altında “Dilekçe ile başvurularda ek olarak kullanılacak bilgi, belge, fotoğrafların kullanılması gerektiğinde İsth.ve İKK kapsamında uygunluğunun personellerin amirleri tarafından kontrol edilmesi” şeklinde öneri getirildiği görülmüştür. Ancak, İdare bu tedbirleri alırken (19.5. ,19.6.
ve 19.7.) numaralı paraflardaki hususları dikkatten kaçırmamalıdır.
19.8. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde başvuranla ilgili başlatılan disiplin soruşturmasının, İdarenin mevzuatında yer alan hükümler çerçevesinde yapıldığı ve tarihinde sonuçlandırıldığı, sonucunda da başvuranla ilgili herhangi bir disiplin yaptırımı önerilmediği, dolayısıyla başvuranın disiplin soruşturmasının sonlandırılması talebiyle ilgili olarak ortada devam eden bir soruşturma bulunmadığı için yapılacak herhangi bir işlem olmadığı kanaatine varılmıştır. Bunun dışında İdarenin farklı bir amaçla hareket ettiğine ilişkin somut bilgi veya belgeye rastlanılmamıştır.
20. Başvuranın, görev yerinin değiştirilmesine ilişkin konunun incelenmesi:
20.1. Başvuran, Kurumumuza yaptığı ikinci başvurusunda; Kurumumuza başvurduğu için, talebi olmamasına rağmen Gnkur.Bşk.lığının 19 Mart 2019 tarihli yazısıyla TSK Spor ve
Eğitim Merkezi Komutanlığına atamasının yapıldığını; yaşanılan bu süreçte psikolojik tedavi gördüğünü, ilaç kullanmaya başladığını belirtmiştir. Ayrıca, daha önceki atanma taleplerinin personel ihtiyacı olduğu gerekçesiyle reddedilmesine karşın şimdi bu atamanın yapılmasının mobbing amacıyla yapıldığını iddia etmiştir.
20.2. İdare bu konuda; başvuranın daha önce (2018 yılında) “Ankara ilinin zorlu yaşam koşulları, mesaiye geç kaldığında Öz.Kuv.K.lığı nizamiyesinde uzun süre bekletilmesine alışamaması” gibi birtakım gerekçeler sunarak Afyonkarahisar’a atamasının yapılmasını talep ettiği, ancak yerine personel verilemediğinden atama talebinin uygun görülmediği, bu süreçte personelin mağduriyetinin devam etmesi ve Öz.Kuv.K.lığında çalışma motivasyonunu kaybettiğinin değerlendirilmesi nedeniyle atamasının TSK içerisinde başka bir birime yapıldığı, söz konusu atamanın başvuranın eğitimine ve görevine uygun bir kadroya yapıldığı, özlük haklarında herhangi bir değişiklik olmadığı açıklamalarında bulunmuştur.
20.3. 657 sayılı Kanunun 76’ncı maddesiyle Kurumlarınca, memurların, görev ve unvan eşitliği gözetilmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle bulundukları kadro derecelerine eşit veya daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atanabileceği hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, TSK’da görev yapan devlet memurlarının yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esasların belirlendiği Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve
Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle
Atanmalarına İlişkin Yönetmelik’in 5’inci maddesinde, yer değiştirme suretiyle atamalarda esas alınacak temel ilkelere yer verilmiştir. Buna göre, Yönetmelik kapsamına giren memurların hizmet alanlarındaki görevlerinin sürekliliği esas olarak kabul edilmiştir. Ayrıca bu şekildeki atamalarda, atanmak istenilen hizmet bölgesi ve alanındaki kadro imkânları ile ayrılmak istenen yerdeki hizmet ihtiyacı öncelikle dikkate alınması; hizmet ihtiyacı nedeniyle yapılacak atamalarda, görevin özelliğine göre hizmet bölgeleri ve alanları arasında memurların adil ve dengeli dağılımının sağlanması gerekmektedir. Yine atama isteklerinin değerlendirilmesinde birlik komutanı veya kurum amirlerinin görüşleri de dikkate alınmalıdır.
Anılan Yönetmeliğin 10’uncu maddesinde ise hizmet gereği yapılacak yer değiştirmelere ilişkin kural belirlenmiştir. Buna göre, haklarında yapılan adli veya idari bir soruşturma sonucuna göre o yerde kalmalarında sakınca görülenlerin, hizmet bölgelerindeki ve/veya hizmet alanlarındaki zorunlu çalışma sürelerine bakılmaksızın, hizmetin gereği olarak yer değiştirme suretiyle atamaları yapılabilmektedir. Yönetmeliğin 7’nci maddesine göre memurların istekleri halinde daha alt bölgelere atanabilmeleri de mümkündür. Yönetmelik kapsamındaki memurların atama ve nakil yetkisi Millî Savunma Bakanına ait olmakla birlikte bu yetkinin alt birimlere devredilmesi söz konusu olabilmektedir. Nitekim Genelkurmay
Başkanlığında bu yetki Genelkurmay Personel Başkanına devredilmektedir.
20.4. Yukarıda da açıklandığı üzere, başvuranın şikayet konusu yaptığı atamayla ilgili olarak
İdareye herhangi bir atanma talebini içeren bir başvurusunun söz konusu olmadığı tespit edilmiştir. İdarenin bu atama işlemini takdir yetkisi çerçevesinde, personelin mevcut durumunu gözeterek yaptığı açıklamalarından anlaşılmıştır. 657 sayılı Kanunun 76’ncı maddesi kapsamında, devlet memurlarının kazanılmış hak aylık dereceleriyle bulundukları kadro derecelerine eşit veya daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atanabilmesi noktasında İdarelere bir takdir hakkı tanınmaktadır.
20.5. Bilindiği üzere idareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması idarenin görevlerinin niteliği gereği zorunludur. Ancak, idareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına da gelmez. Bu doğrultuda idare takdir yetkisini kullanırken yasanın koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, bu yetkiyi kamu yararı için kullanmalı, yasanın öngördüğü amaçtan başka ya da kamu yararı dışında bir amaç için kullanamamalı ve bu yetkiyi gerekçeli olarak kullanmalıdır (Prof. Dr. Şeref
Gözübüyük, “Yönetim Hukuku”, Eylül/1991 s.204).
20.6. Somut olayda İdarenin, kamu hizmetini ön planda tutularak ve başvuranın daha önceki yer değiştirme talebinde öne sürdüğü gerekçeleri gözetip, mağduriyetinin biraz olsun giderilmesi adına aynı özlük hakları aynı olarak atama işlemini gerçekleştirerek takdir yetkisini kullandığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede atamaya ilişkin mevzuat hükümleri ve İdarenin öne sürdüğü gerekçeler dikkate alındığında, söz konusu atama işlemi için kullanılan takdir yetkisinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaati oluşmuştur.
20.7. Diğer taraftan başvuranın, kendisine mobbing yapılması amacıyla bu atamanın yapıldığı iddiasını incelemeden önce mobbing konusundan kısaca bahsedilmesinde yarar vardır.
20.8. Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır (İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle Mücadele
Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mayıs 2014).
20.9. Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır (Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat
Eşitliği Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Çözüm Önerileri Komisyon
Raporu, Nisan 2011).
20.10. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/09/2013 tarihli ve E:2012/91925, K:2013/1407 sayılı kararında; “Türk Hukukunda psikolojik taciz (mobbing); işyerinde çalışanlara, diğer çalışanlar veya işverenler tarafından sistematik biçimde uygulanan, tekrarlanan her türlü kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışlar olarak ifade edilmiştir. Psikolojik tacizin en bariz örnekleri, kendini göstermeyi engellemek, sözünü kesmek, yüksek sesle azarlamak, sürekli eleştiri, çalışan iş ortamında yokmuş gibi davranmak, iletişimin kesilmesi, fikirlerine itibar edilmemesi, asılsız söylenti, hoş olmayan imalar, nitelikli iş verilmemesi, anlamsız işler verilip sürekli yer değiştirilmesi, ağır işler verilmesi ve fiziksel şiddet tehdidi sayılabilir.
Görüldüğü üzere, bir eylemin psikolojik taciz olarak kabul edilebilmesi için, bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, belli bir süreye yayılması ve bu durumun sistematik bir hal alması gerekir. Belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin, her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Psikolojik tacizin nedenleri farklılık göstermesine karşın amaç, çoğu kez işçinin işyerinden ayrılmasını sağlamaktır.” denilmektedir.
20.11. Ayrıca, ülkemizin taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi uluslararası sözleşmeler ile Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerinde de, herkesin elverişli koşullarda çalışma, edinilen iş veya meslekte tabi olunacak muamelede eşitliğin sağlanması, kamu çalışanları dahil olmak üzere istihdam edilen bütün kişilerin çalışma sırasındaki sağlığı etkileyen fiziksel ve zihinsel unsurların dikkate alınması gerektiği düzenlenmiş ve üye devletlere bu konularda gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getirilmiştir. Bu bağlamda, Devletin ve kamu otoritelerinin çalışanların fiziksel ve ruhsal yönden zarar görmelerine neden olmamaları gerekmektedir.
20.12. Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararında; “Kural olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucu1arın bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir. Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması durumunda, bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.
20.13. Bu açıklamalar çerçevesinde başvuranın iddiaları ve somut olay incelendiğinde; başvuranın yaşadığı tüm bu süreçte psikolojisinin bozulduğunu, ilaç tedavisine başladığını, İdarenin üzerinde baskı kurmak için hakkındaki bu işlemleri gerçekleştirdiğini iddia ettiği görülmüştür. Yukarıda da açıklandığı üzere mobbingden bahsedilebilmesi için; mobbingin sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Somut olayda, başvuran hakkında başlatılan disiplin soruşturmasının, başvuran üzerinde baskı kurmaktan ziyade hukuka aykırı bir durum olup olmadığının ortaya çıkarılmasına yönelik olduğu açıktır. Soruşturma sonucunda başvurana herhangi bir disiplin yaptırımı uygulanmaması da bunu destekler niteliktedir. Yine başvuranın atama yapıldığı yerde özlük hakları anlamında kaybının olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bu atamayla başvuranın, 2018 yılında il dışı yer değişikliği için verdiği dilekçesinde gerekçe olarak öne sürdüğü bir takım olumsuz durumların giderilmesi anlamına da gelmektedir. Dolayısıyla İdarenin buradaki yaklaşımının; başvuranı yıldırmaya, üzerinde baskı kurmaya yönelik olmadığı kanaati oluşmuştur.
20.14. Diğer taraftan başvuranın kısa süre içerisinde maruz kaldığı bu olayların üzerinde olumsuz etkileri olmuş olabilir. Çalışma ortamı açısından bir motivasyon kaybı da söz konusu olabilir. Nitekim, bunun yansıması olarak başvuran ilaç tedavisine başladığını belirtmektedir.
Ancak bu durumu İdarenin başvurana yönelik son dönemdeki işlemlerine bağlamak hakkaniyetli bir yaklaşım olmayacaktır. Şöyle ki; başvuranın 14/08/2018 tarihinde İdareye sunduğu yer değişikliği dilekçesinde içerisinde bulunduğu psikolojik durum açıkça görülmektedir. Nitekim başvuranın söz konusu dilekçesinde yer alan “….Ankara ilinin büyükşehir olması zorlu yaşam şartları, kurumumuzun sağlamış olduğu mali ve sosyal haklar şahsımın ihtiyaçları ve beklentilerine ekonomik açıdan cevap vermemekle beraber psikolojik olarak yıpratmaktadır. Ayrıca atanmış olduğum Tümgeneral Daniş Karabelen Kışlasına; mesai saatinin erken başlamasına, erken başlaması sebebiyle geç kalındığında nizamiye birinci kontrol noktasında mesaiye girmek için saatlerce bekletilmeye alışamadım. Ailecek Ankara iline alışamadık. Yukarıda belirtmiş olduğum nedenlerden dolayı Memleketim olan
Afyonkarahisar da yaşamakta olan anne ve babamın yaşlı ve gün geçtikçe bakıma muhtaç olmaları ve tek erkek evladı olmam, Afyonkarahisar iline atamamın yapılması halinde gerek maddi, manevi olarak rahatlayacağımdan Afyonkarahisar garnizonuna Asker Alma Bölge
Başkanlığı ve 8′ inci Ana Bakım Merkezi Müdürlüğüne mevcut tekniker unvanımla, şayet olmaması durumunda tüm haklarım saklı kalmak kaydıyla 657 sayılı Kanunun 76’ıncı maddesince aynı hizmet grubundaki alt kadroda olan teknisyen unvanıyla çalışmak suretiyle atanmak istiyorum.” şeklindeki açıklamalarından çalışma şartlarıyla ilgili sorunlarının olduğu anlaşılmaktadır.
20.15. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde; başvuranla ilgili söz konusu atama işlemindeki takdir yetkisinin hukuka uygun olduğu; diğer taraftan söz konusu atamanın mobbing amacıyla yapıldığı iddiasıyla ilgili olarak, mobbingin sahip olması gereken birçok unsurun somut olayda gerçekleşmediği, başvuranın işyeri ortamıyla ilgili rahatsızlığının bu olaylardan çok daha öncesine dayandığı, nitekim il dışı tayininin gerçekleşmesi için daha alt bir kadroda çalışmayı göze almasının bu durumu destekler nitelikte dolduğu, dolayısıyla başvuranın kendisine mobbing yapıldığı iddiasının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
21. Başvurana, 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca
Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları için Ek Özel Hizmet Tazminatı ödenip ödenemeyeceği
konusunun incelenmesi:
21.1. Başvuran, Kurumumuza yaptığı üçüncü başvurusunda; 2006/10344 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararına ekli II sayılı cetvelin Özel Hizmet Tazminatı E bölümü 6’ncı maddesi gereğince, 2018 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları içerisinde açık mahallerde yapmış olduğu görevler için Ek Özel Hizmet Tazminatı ödenmesini talep etmiştir.
21.2. İdare bu konuda, başvuranın görev yaptığı açık mahallerin, ilgili Bakanlar Kurulu
Kararındaki faal durumdaki hizmet binalarını kapsaması nedeniyle, başvuranın anılan madde hükmünden istifade etmesinin imkanı olmadığı açıklamalarında bulunmuştur.
21.3. 657 sayılı Kanunun 152’nci maddesinde yer alan hüküm ile görevin önemi, sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim düzeyi gibi hususlar göz önüne alınarak, hangi işi yapanlara, hangi görevlerde bulunanlara ne oranda özel hizmet tazminatı ödeneceğinin belirlenmesi ve bunların ödeme koşulları hususunda düzenleme yapma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. Söz konusu yetkiye istinaden 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılmıştır. Kararın ekinde yer alan (II) sayılı
Cetvelin (E) Teknik Hizmetler Bölümünün 6’ncı maddesinde, Teknik Hizmetler Sınıfına dahil kadrolarda bulunan personelden açık çalışma mahallerinde fiilen çalışanlara, bulundukları kadrolar esas alınmak suretiyle, çalışılan her gün için belirlenecek oranlarda ve üçer aylık dönemler itibarıyla toplamı 60 puanı aşmayacak şekilde, dönem sonlarında ödenmek üzere ek özel hizmet tazminatı verilebileceği belirtilmiştir. Ayrıca söz konusu maddede açık çalışma mahallinin ise; arazi, şantiye, inşaat, baraj, park, bahçe, maden ve yol biçiminde sayıldığı, faal durumdaki hizmet binalarının ise açık çalışma mahalli kapsamı dışında tutulduğu görülmektedir.
21.4. Danıştay 2. Dairesi, 27/10/2014 tarihli ve E:2014/2826, K:2014/8613 sayılı kararında; “…Adana ili, Sarıçam ilçesi, İncirlik, 10. Tanker Üs Komutanlığı İstihkam Bakım Tabur
Komutanlığı’nda sivil memur statüsünde teknisyen olarak görev yapan davacının, görev yaptığı komutanlığa ait açık arazide bulunan jeneratörlerin bakım ve onarımını yapması nedeniyle tarafına ödenmekte olan ek özel hizmet tazminatının ödenmesinin durdurulması üzerine söz konusu işleminin iptali ile ödenmeyen özel hizmet tazminatlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; … 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı’nın eki II sayılı Cetvelin E. Teknik Hizmetler Bölümünün 6. maddesi kapsamında çalışan personele ek özel hizmet tazminatı ödenebilmesi için, anılan personelin faal durumdaki hizmet binalarından tamamen bağımsız bir yerde olan arazi, şantiye, inşaat, baraj, park, bahçe ve yol gibi açık çalışma mahallerinde çalışması gerekmektedir. Bu durumda, İncirlik, 10. Tanker Üs
Komutanlığı İstihkam Bakım Tabur Komutanlığında görev yapan davacının, arazide yapmış olduğu çalışmalara yönelik olarak her hangi bir görevlendirme yazısının bulunmadığı gibi, kışla alanı içindeki çalışmalarının, 2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve
Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının eki II sayılı Cetvelin E. Teknik Hizmetler
Bölümünün 6. maddesi kapsamında da olmaması nedeniyle, davacıya anılan madde kapsamında ek özel hizmet tazminatının ödenmesine hukuken olanak bulunmadığından aksi yönde verilen Mahkeme kararında yasal isabet görülmemiştir.” şeklinde karar vermiştir.
21.5. Danıştay 2. Dairesi 25/03/2013 tarihli ve E:2009/3677, K:2013/1700 sayılı başka bir kararında “Dosyanın incelenmesinden, ….Üniversitesinde Bilgi İşlem Daire Başkanlığında
Tekniker olarak görev yapan davacının, telefonla ilgili tüm alt yapı ve santralden sorumlu olması nedeniyle üniversite kampüsü ile yan kampüslerde arazide görev yaptığından bahisle,
2008 yılının Ocak ayından itibaren ödenmeyen ek özel hizmet tazminatının verilmesi amacıyla
yaptığı başvurunun zımnen reddi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır…2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın eki II sayılı Cetvelin E. Teknik
Hizmetler Bölümünün 6. maddesinde de, “açık çalışma mahalli”nin, arazi, şantiye, inşaat, baraj, park, bahçe, maden ve yol biçiminde örneklenerek sayıldığı, faal durumdaki hizmet binalarının ise açık çalışma mahalli kapsamı dışında tutulduğu görülmektedir. Buna göre, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın eki II sayılı Cetvelin E. Teknik Hizmetler
Bölümünün 6. maddesi kapsamında çalışan personele ek özel hizmet tazminatı ödenebilmesi için, anılan personelin faal durumdaki hizmet binalarından tamamen bağımsız bir yerde olan arazi, şantiye, inşaat, baraj, park, bahçe ve yol gibi açık çalışma mahallerinde çalışması gerekmektedir. Bu durumda, …Üniversitesinde görev yapan davacının, arazide yapmış olduğu çalışmalara yönelik olarak 1.10.2007 tarihinden sonrası için her hangi bir görevlendirme yazısının bulunmadığı gibi, kampus alanı içindeki çalışmalarının, 2006/10344 sayılı Devlet
Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının eki II sayılı
Cetvelin E. Teknik Hizmetler Bölümünün 6. maddesi kapsamında da olmaması nedeniyle, davacıya anılan madde kapsamında ek özel hizmet tazminatının ödenmesine hukuken olanak bulunmadığından aksi yönde verilen Mahkeme kararında yasal isabet görülmemiştir.” şeklinde hüküm kurmuştur.
21.6. Teknik Hizmetler Sınıfında İstihdam Edilen Devlet Memurlarının Açık Mahallerde Fiilen
Görev Yapanların Üç Aylık Tespit Çizelgesi incelendiğinde, “Yapılan Açık Mahal Çalışması” olarak; Temmuz ayında; toplam 7 (yedi) gün “Su Deposu Kontrolü ve Onarımlarının
Yapılması”, 1 (bir) gün “Açık Futbol sahası Çevresinde Bulunan Yangın Hidrantların Kontrolü ve Onarımların Yapılması”, 1 (bir) gün “Kayak Similasyonu Dış Su Hattı Bağlantı Kontrolü ve
Onarımların Yapılması”, 1 (bir) gün “Sıhhiye Similasyonu Çevre Sulama Hattı Kontrolü ve
Onarımlarının Yapılması”, Ağustos ayında; 1 (bir) gün “Su Deposu Kontrolü ve Onarımların
Yapılması” çalışmalarının yapıldığının işaretlendiği tespit edilmiştir. Ayrıca Personel Görev
Tanım Formu incelendiğinde, açık alanlarda yapıldığı öne sürülen görevlerin sıhhi tesisat teknisyeni/teknikeri unvana sahip sivil memurların görev tanımları içerisinde yer aldığı görülmüştür.
21.7. Bu çerçevede, yukarıda da açıklandığı üzere şikayete konu Bakanlar Kurulu Kararının eki
II sayılı Cetvelin E Teknik Hizmetler Bölümünün 6’ncı maddesi kapsamında Ek Özel Hizmet
Tazminatı ödenebilmesi için yapılan çalışmaların, hizmet binaları dışında açık çalışma mahallinde yapılması gerekmektedir. Anılan düzenlemede, hizmet binası kavramının tam olarak neyi ifade ettiği açıkça belirtilmemekle birlikte uygulamada nasıl kabul edilmesi gerektiğini Danıştay kararlarından anlayabilmekteyiz. Danıştay bu konuda, Ek Özel Hizmet
Tazminatı ödenebilmesi için yapılan çalışmaların “faal durumdaki hizmet binalarından tamamen bağımsız bir yerde olan arazi, şantiye, inşaat, baraj, park, bahçe ve yol gibi açık çalışma mahallerinde olması gerektiği” değerlendirmesinde bulunmaktadır. Bu sebeple de
“kışla alanı içindeki çalışmalar” veya “kampus alanı içindeki çalışmalar” için Ek Özel Hizmet
Tazminatı ödenemeyeceği şeklinde kararlar vermiştir.
21.8. Somut olayda başvuran, Özel Kuvvetler Komutanlığı Spor ve Eğitim Tesisleri İşletme
Bölük Komutanlığındaki sorumluluk sahasının yaklaşık 317.723 metrekare olduğunu belirtmiştir. Öte yandan açık alanda yaptığını öne sürdüğü (21.6.) numaralı paragrafta yer verilen çalışmalar başvuranın görev tanımı içerisinde sayılmıştır. Ancak söz konusu çalışmalar aynı kışla içerisinde gerçekleştirilmiştir. Yani başvuranın iddia ettiği gibi yapılan bu çalışmaların hizmet binaları dışında açık mahallerde gerçekleştirilmediği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, yukarıda bahsedilen Danıştay kararlarında da yer verildiği üzere, başvurana yaptığı çalışmalar için Ek Özel Hizmet Tazminatı ödenmesini gerektirecek bir durumun olmadığı kanaatine varılmıştır.
22. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuran hakkındaki disiplin soruşturması sonlandırıldığı için bu konuda yapılacak herhangi bir işlem olmadığı; başvuranın görev yerinin değiştirilmesi işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı; ayrıca başvuranın 2018 yılı
Temmuz-Ağustos aylarında yaptığı çalışmalar için 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararına ekli II sayılı cetvel Özel Hizmet Tazminatı E Bölümü 6’ncı maddesindeki şartları tam olarak karşılamaması nedeniyle Ek Özel Hizmet Tazminatı ödenemeyeceği; yine İdarenin başvuranla ilgili gerçekleştirdiği işlemler dolayısıyla başvurana yönelik mobbing yapıldığına ilişkin iddianın yerinde olmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve GENELKURMAY BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi