ÖZET: Bu Danıştay kararında, bir sendikanın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bünyesindeki kamu çalışanlarının isim ve sendika üyelik bilgilerini talep etmesi üzerine yaşanan hukuki uyuşmazlık ele alınmıştır. SGK, talebi “özel hayatın gizliliği” gerekçesiyle reddetmiş, sendika ise bu bilgilerin kamu hizmeti ifa eden çalışanlara ait olduğunu ve bilgi edinme hakkının ihlal edildiğini savunmuştur.

Kamu Denetçisi, başvurunun reddinin hukuka uygun olduğunu belirterek, kişisel verilerin korunmasının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde önemli bir hak olduğunu vurgulamıştır. Kamu çalışanlarının sendika üyelik bilgilerinin özel nitelikli kişisel veri olarak kabul edildiği ve bu bilgilerin işlenmesinin ilgili kişinin açık rızasına bağlı olduğu ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, sendikanın talebinin reddedilmesi, Anayasa’nın 20. maddesi ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na uygun bulunmuş, bilgi edinme hakkının ihlali olmadığı değerlendirilmiştir. Bu karar, kamu çalışanlarının özel hayatlarının korunmasının önemini ortaya koymaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/4520-S.21.7325

BAŞVURU NO : 2020/98215

KARAR TARİHİ : 22/03/2021

RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuran Sendika, idarede çalışan belli

BAŞVURUNUN KONUSU :

mevkilerdeki kamu çalışanlarının isim/soyisimleri ile sendika üyeliği bilgilerinin bilgi edinme hakkı kapsamında taraflarına bildirilmesini talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 09/10/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran Sendika, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı bünyesinde fiilen görev yapan il müdür yardımcılarının isim/soy isimleri ile hangi sendikaya üye oldukları ve merkez müdürlüğü, merkez müdür yardımcılığına vekaleten veya görevlendirme usulüyle bakanların iller itibariyle isim/soy isimleri ile hangi sendikaya üye olduklarının 4982 sayılı Bilgi Edinme

Hakkı Kanunu ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 19/f maddesi gereğince Sendikaya bildirilmesinin talep edildiğini, SGK tarafından taleplerinin

4982 sayılı Kanunun “özel hayatın gizliliği” başlıklı 21 inci maddesi kapsamında kaldığından

bahisle reddedildiğini, ancak kamu kurum ve kuruluşlarında belli statü ve mevkilere ataması yapılan kamu çalışanlarının bilgilerinin saklanmasının bilgi edinme hakkının ihlal edilmesine yol açtığını, zira bu kişilerin isimlerinin kişisel olarak değil kamuda sahip oldukları mevkileri sebebiyle talep edildiğini, kamu hizmeti ifa eden bu kişilerin isimlerinin kamudan saklanmasının haklı bir gerekçesinin bulunmadığını, Yargıtay içtihatlarında da kamu çalışanlarının hayatlarının gizli alanının sade insanlara göre daha dar yorumlandığını iddia ve ifadeyle, şikayete konu bilgi edinme başvurularının idarece yanıtlanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

Devletin mevcut düzeni söz konusu olduğunda, daha geniş bir eleştiri sınırının olması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Yargıtay 4. C.D’de 1998 yılda verdiği bir kararda, fotomontaj yoluyla da olsa kamuoyunu ilgilendiren gerçek ve güzel olaylar nedeniyle siyasal parti başkanlarını eleştirmek hukuka uygundur. Kamuoyuna mal olmuş kişiler, kendilerine yönelen alkışlar kadar gerçeği yansıtan eleştirilere de katlanmak zorunda olduğu sonucuna ulaşmıştır.” (Ankara Barosu Dergisi – Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar – Prof. Dr. Zeki

Hafızoğulları, Doç. Dr. Muharrem Özen)” denmek suretiyle talebin yinelendiği, Ancak SGK Başkanlığının 11/09/2020 tarihli yazısında “talebe yönelik 29/07/2020 tarihli yazıyla yanıt verildiği, yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı” yönünde yanıt verildiği tespit edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” 4.2. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 4.3. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesi “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” 4.4. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrası “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” üçüncü fıkrası “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” 4.5. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin ilk iki fıkrası

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/16 md.)

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.”

4.6. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi:

“(1) Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye

Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (2) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. (3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı

8 nci maddesi “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi

hakkına sahiptir. (2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 7. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu; 7.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”, 7.2. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesi “b) Başvuru sahibi: Bu Kanun kapsamında bilgi edinme hakkını kullanarak kurum ve kuruluşlara başvuran gerçek ve tüzel kişileri, … ifade eder.” 7.3. “Bilgi Edinme Hakkı” başlıklı 4 üncü maddesi; “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir…” 7.4. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5 inci maddesi “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler…” 7.5. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 21 inci maddesi “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.” 8. 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 8.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi “Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.” 8.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesi “Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır.”

8.3. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesi “Bu Kanunun uygulanmasında; … ç) İlgili kişi:

Kişisel verisi işlenen gerçek kişiyi d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi… ı) Veri sorumlusu: Kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi, ifade eder.” 8.4. “Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 6 ncı maddesi “(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir. (2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır. (3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. … (4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır.” 8.5. “Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler” başlıklı 12 nci maddesinde “(1) Veri sorumlusu; a) Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. … (4) Veri sorumluları ile veri işleyen kişiler, öğrendikleri kişisel verileri bu Kanun hükümlerine aykırı olarak başkasına açıklayamaz ve işleme amacı dışında kullanamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder. (5) İşlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi halinde, veri sorumlusu bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirir. Kurul, gerekmesi halinde bu durumu, kendi internet sitesinde ya da uygun göreceği başka bir yöntemle ilan edebilir…” 8.6. “Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8 nci maddesi “(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz. (2) Kişisel veriler; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b)

Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir. (3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.” 9. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 19 uncu maddesinin (f) fıkrası “ Sendika ve konfederasyonlar kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek aşağıdaki faaliyetlerde bulunabilirler: … (f) Üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak, …” hükümlerini amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 11. Başvuran Sendika (1) numaralı paragrafta yer verildiği üzere, SGK Başkanlığı bünyesinde fiilen görev yapan il müdür yardımcılarının isim/soy isimleri ile hangi sendikaya üye oldukları ve merkez müdürlüğü, merkez müdür yardımcılığına vekaleten veya görevlendirme usulüyle bakanların iller itibariyle isim/soy isimleri ile hangi sendikaya üye olduklarının 4982 sayılı

Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme

Kanununun 19/f maddesi gereğince Sendikaya bildirilmesini talep etmektedir.

12. Sendikanın talebi, idare tarafından 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 21 inci maddesi gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. İdare tarafından

Kurumumuza yapılan açıklamada ayrıca, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun

“Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi” başlıklı 6 ncı maddesine göre, dernek, vakıf ya da sendika üyeliğinin özel nitelikli kişisel veri olduğu ve özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesinin yasak olduğu; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve

Toplu Sözleşme Kanununun “Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri” başlıklı 19/f maddesinde Sendikanın kendi üyelerini her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmeye yetkili olduğu, başka Sendika üyeleri ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmediği belirtilmiştir.

13. Sendika tarafından ise 4982 sayılı Kanunun 21 nci madde hükmü açık olmakla birlikte, kamu kurum ve kuruluşlarında belli statü ve mevkilere ataması yapılan kişilerin kamu hizmetini yerine getiren kamu çalışanları olmaları sebebiyle isimlerinin kamudan gizlenemeyeceği, zira yargı içtihatları uyarınca kamu görevlilerinin ve kamu hizmeti yapanların, özel hayatlarının gizliliğinin kapsamı ve sınırlarının farklı olduğu, görevleri itibariyle bilgileri talep edilen bu kişilere ilişkin taleplerinin yanıtlanmamasının bilgi edinme hakkının ihlali olduğu belirtilmektedir.

14. İdarenin işleminin bilgi edinme hakkının ihlali olup olmadığının tespiti için, bilgi edinme hakkının yasal çerçevesinin incelenmesi, başta Anayasa olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında

“özel hayat” tanımı kapsamının belirlenmesi ve bu kapsamda talep edilen kişisel verilerin üçüncü kişilerin erişimine açılabilecek türden bilgilerden olup olmadığının açığa kavuşturulması gerekmektedir.

15. Bilgi edinme hakkı Anayasanın 74 üncü maddesinde düzenlenmiş olup, anılan madde hükmünde “herkesin bilgi edinme hakkına sahip olduğu” belirtilmiştir. Söz konusu madde genel bir düzenleme olup, hakkın sınırı konusunda ayrıca bir düzenleme içermemektedir.

Ancak elbette ki söz konusu hak da mutlak bir hak olmayıp, Anayasanın 13 üncü maddesi kapsamında belli bazı kısıtlamalara tabi tutulabilmektedir.

16. Anayasal güvence altına alınan bilgi edinme hakkının eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kullanılması amacıyla hakkın kullanımına ilişkin esas ve usuller 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununda düzenlemiştir. Anılan Kanunun 3 üncü maddesinde bilgi edinme hakkının konusunu oluşturan “bilgi” kamu kurum ve kuruluşlarının sahip olduğu kayıtlarda yer alan her türlü veri, “başvuru sahibi” bu Kanun kapsamında bilgi edinme hakkını kullanarak kurum ve kuruluşlara başvuran gerçek ve tüzel kişiler olarak tanımlanmış; Kanunun

4 üncü maddesinde ise herkesin bilgi edinme hakkı bulunduğu belirtilmiştir.

17. Bilgi edinme hakkının kullanımının zorlaştırılması veya imkânsız hale getirilmesinin önüne geçmek amacıyla 4982 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır. Dolayısıyla, Kanunun temel amacı açısından serbesti kural olmakla birlikte, 4982 sayılı Kanun kapsamındaki bir bilgi edinme başvurusu bu Kanunun getirdiği bir istisnaya dayanılarak reddedilebilecektir.

18. Bilgi edinme hakkının istisnaları 4982 sayılı Kanunun 4. Bölümünde 15 ile 27 nci maddeler arasında düzenlenmiştir. Kanunda yer alan bu istisnalar arasında sayılan 21 inci maddede özel hayatın gizliliğinin korunması amacıyla “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.” denmektedir.

19. “Özel hayatın gizliliği kapsamında, yalnızca açıklanması halinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, mesleki ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak türden bilgi ve belgeler, kişinin izin verdiği haller dışında, bilgi edinme hakkının kapsamı dışında tutulmuştur. Ancak Kanunun 21 nci maddesi, özel hayat kapsamındaki tüm bilgi ve belge talepleri için geçerli olmayıp, talep konusu bilgi veya belgenin erişime açılmasının üçüncü kişilerin özel hayatına “haksız bir müdahale” oluşturması gereklidir.” (BEDK Kararları Işığında

Açıklamalı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, T.C. Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme

Kurulu Yayınları, Nisan 2015)

20. Bu madde ile kaynağını Anayasadan alan “bilgi edinme hakkı” düzenlenirken bir diğer

Anayasal hak olan “özel hayatın gizliliğinin” korunması noktasında bir istisna getirildiği, üçüncü kişilerin özel hayatına “haksız bir müdahale” oluşturacak türden bilgi edinme taleplerinin bilgi edinme hakkının kapsamından çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Bu noktada, “özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması” hakkına somut dosya bağlamında daha yakından bakılması gerekmektedir.

21. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 nci maddesinde “herkesin özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu” düzenlenmiştir. Kişisel veri kavramı AİHS’de açık bir şekilde düzenlenmemekle birlikte, AİHS’nin uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) kararlarında bu verilerin özel yaşamın gizliliğinin bir parçası olduğu kabul edilmektedir.

22. Anayasamızın 20 nci maddesinin birinci fıkrasında ise “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” denilerek özel hayatın gizliliği güvence altına alınmıştır. Maddenin üçüncü fıkrasında “kişisel veriler” münhasıran özel hayat kapsamına alınarak, herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı ifade edilmiştir. Maddede kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.

23. Anayasa Mahkemesinin 28/09/2017 tarihli ve 2016/125 E. ve 2017/143 K. sayılı kararında

“Özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkı, temel hak ve özgürlükler arasında önemli bir yer alır. Özel hayatın gizliliğinin korunması, bu hayatın başkalarının gözleri önüne serilmemesi demektir. Kişinin özel hayatının, yalnız kendisi veya kendisinin bilmesini istediği kimseler tarafından bilinmesini isteme hakkı, kişinin temel haklarından biridir ve bu niteliği nedeniyle insan haklarına ilişkin beyanname ve sözleşmelerde yer almış; demokratik ülkelerin mevzuatında açıkça belirlenen istisnalar dışında devlete, topluma ve diğer kişilere karşı korunmuştur. Kişisel verilerin korunması hakkı ise özel hayatın gizliliği hakkının özel bir biçimi olarak bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sağlanan anayasal güvencenin yaşama geçirilebilmesi için bu hakkı ilgilendiren yasal düzenlemelerin açık, anlaşılabilir ve kişilerin söz konusu haklarını kullanabilmelerine elverişli olması gerekir. Ancak böyle bir düzenleme ile kişilerin özel hayatlarını ilgilendiren veri ve bilgilerin resmi makamların keyfi müdahalelerine karşı korunması mümkün olabilir.” denmiştir.

24. Anayasa Mahkemesinin 17/09/2020 tarihli ve 2016/4060 sayılı kararında ise “Devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle yükümlüdür. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal çıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Ancak mahremiyet hakkı sadece yalnız kalma hakkından ibaret olmayıp bu hak, bireyin kendisiyle ilgili bilgileri kontrol edebilme hukuksal çıkarını da kapsamaktadır. Bireyin kendisine ilişkin herhangi bir bilginin kendi rızası olmaksızın açıklanmaması, yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafına kullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaati bulunmaktadır. Bu husus, bireyin kendisiyle ilgili bilgilerin geleceğini belirleme hakkına işaret etmektedir (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31, 32). Özel hayata saygı hakkının kapsamında olan bireylerin kişisel verilerinin korunması hakkı, Anayasa’nın 20. Maddesinde açık olarak düzenlenmiştir (Nurcan Belin, B. No: 2014/14187, 10/1/2018, § 38). … Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, §§ 19, 20; Nurcan Belin, § 45).” denmek suretiyle özel hayat kapsamında kişisel verilerin korunmasının temel haklar arasında yer aldığı belirtilmiştir.

25. 2016 yılında yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununda, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması zorunlu ilke ve kurallar, kişisel verilerin işlenme şartları, veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğü, veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler ile veri sorumlusuna başvuru ve Kurula şikâyete ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.

26. Kanunun 5 nci maddesinde “kişisel verilerin işlenmesine” yönelik hükümler yer almakta olup; kural olarak kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası veya maddede sayılan istisnalar dışında işlenmesi yasaktır.

27. Kanunun “Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 6 ncı maddesinde ise kişisel veriden ayrı olarak “Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veri” olarak tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde, özel nitelikli kişisel verilerin “başkaları tarafından öğrenildiği takdirde ilgili kişinin mağdur olabilmesine veya ayrımcılığa maruz kalabilmesine neden olabilecek nitelikte veriler oldukları dikkate

alınarak, bu tür verilerin özel nitelikli (hassas) veri olarak kabul edildiği” belirtilmiştir (kaynak:

www.corpus.com.tr, son erişim tarihi: 24/02/2021).

28. 6 ncı maddenin ikinci fıkrasında “özel nitelikli kişisel verilerin ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesinin yasak olduğu” hüküm altına alınmış; üçüncü fıkrasında ise bu kuralın istisnası düzenlenerek, sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel verilerin, ancak kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceği belirtilmiştir.

29. Bu kapsamda, sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel verilerin işlenmesinde kanunda açıkça imkân tanınan durumlarda kişinin açık rızasına ayrıca ihtiyaç bulunmamaktadır. Bu yönüyle kural Anayasa hükmünün tekrarı niteliğinde olup, söz konusu kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenebileceği halleri doğrudan düzenlememekte “kanunlarda öngörülen hallere” atıfta bulunmaktadır.

30. Maddenin dördüncü ve son fıkrasında ise “Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınmasının şart olduğu” ifade edilmiştir.

31. 6698 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin tamamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Kanun koyucu tarafından Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemler alınmaksızın (özel nitelikli) kişisel verilerin işlenememesinin öngörüldüğü, ayrıca istisnalar hariç olmak üzere, kural olarak bu tür verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceğinin hükme bağlandığı açıktır.

32. Kanunun 8 nci maddesinde ise kural olarak kişisel verilerin, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamayacağı belirtilmiştir. Ancak maddenin alt fıkralarında kuralın istisnalarına da yer verilmiştir. Buna göre, özel nitelikli kişisel verilerin yeterli önlemler alınmak kaydıyla, ancak 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında tahdidi olarak sayılan şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabileceği hüküm altına alınmış; diğer kanunlarda belirtilen hükümler saklı tutulmuştur.

33. 4688 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca, Sendikalar üyeliği kesinleşen kamu görevlisinin başvuru belgesinin bir örneğini üyelik ödentisine esas olmak ve dosyasında saklanmak üzere onbeş gün içinde işverene göndermek zorundadır. Bu kapsamda, kamu çalışanlarının sendika üyelikleri görevli oldukları idareler tarafından kayıt altına alınmakta, bu verileri işleyen idareler “veri sorumlusu” olarak söz konusu hassas verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini, üçüncü taraflara aktarılmasını önlemek ve muhafazasını sağlamakla yükümlü kılınmaktadır.

34. Kanunun 17 nci maddesinde kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununun 135 ila 140 ncı madde hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. 5237 sayılı Kanunun 136 ncı maddesi uyarınca da kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek suç olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla, gerek kamu idareleri gerekse özel işyerlerinde, çalışanların kişisel verilerinin korunmaması veya bu verilerin hukuka aykırı olarak aktarılması, kişilerin Anayasal güvence altına alınan özel hayatın ve kişisel verilerin gizliliğinin korunması ilkelerinin ihlali anlamına gelmektedir ve cezai yaptırımlara tabidir.

35. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve içtihat kapsamında, kişisel verilerin korunmasının, Anayasanın 20 nci maddesinde ve AİHS’in 8 nci maddesinde öngörülen özel hayatın gizliliğinin korunması açısından temel öneme sahip olduğu; somut dosya kapsamında kişilerin “sendika üyeliğine” ilişkin verilerinin özel nitelikli kişisel veri olduğu, söz konusu verilerin işlenmesinin ve aktarılmasının kişilerin açık rızasına bağlı olduğu, ancak kanunlarda belirtilen hallerde açık rıza olmaksızın bu verilerin işlenebileceği ve kanunlarda belirtilen hallerde ve yeterli önlemler alınmak şartıyla aktarılabileceği açıktır. Bu kapsamda, idare tarafından bu bilgilerin üçüncü kişi niteliğindeki başvurucu Sendikanın erişimine açılması, bu hususta kanunlarda Sendikaya bu yönde yetki veren herhangi bir düzenleme bulunmadığı, bilgilerin Sendikaya aktarılmasında herhangi bir kamu yararı bulunmadığı ve bilgileri talep edilen kişilerin açık rızalarının olmadığı hususları dikkate alındığında, kişilerin özel hayatına haksız müdahale niteliğindedir ve Anayasanın 20 nci maddesinde yer alan “özel hayatın gizliliğine” ilişkin amir hüküm ile 6698 sayılı Kanunun 6 ve 8 nci maddelerine ve 4982 sayılı

Kanunun 21 inci madde hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir. Nitekim söz konusu verilerin

Sendikaya verilmesi, bir yandan bilgileri talep edilen ilgili kişilerin meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturarak öngörülemeyen birtakım mağduriyetlere sebep olabilecek; diğer yandan idareyi cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakabilecektir. Belirtilen gerekçeyle, bilgi edinme hakkı kapsamında olmadığı açık olan şikâyete konu talebin reddine ilişkin idari işlemin hukuken yerinde olduğu değerlendirilmiştir.

36. Her ne kadar başvuran Sendika tarafından, yargı içtihatlarına atıfta bulunularak kamu çalışanlarının özel hayatlarının dar yorumlanması gerektiği ve 4688 sayılı Kanunun 19/f maddesine atıfla bu bilgilerin talep edildiği belirtilmekte ise de anılan Kanunun başvuran

Sendikaya kendisine üye olmayan kişiler hakkında bu türlü bilgileri temin etme hakkı tanımadığı açıktır. 6698 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin gerekçesinde, bu Kanun maddesi ile

“siyasi parti, vakıf, dernek veya sendika gibi kâr amacı gütmeyen kuruluş ya da oluşumlar tarafından da, özel nitelikli kişisel verilerden bazılarının işlenebilmesi mümkün hale gelmiştir.

Buna göre, bu kuruluş ve oluşumlar, kendi üye ve mensuplarının özel nitelikli verilerini, kuruluş amaçlarına ve tabi oldukları mevzuata uygun, faaliyet alanlarıyla sınırlı ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla işleyebileceklerdir. Örneğin, bir sendika, kendi faaliyet alanına ve amacına ilişkin olarak sadece sendika üyeliğiyle ilgili verileri işleyebilecektir.

Buna karşın üyelerin sağlık veya din ya da mezhebine yönelik kişisel verileri, faaliyet alanıyla ve amacıyla ilgisi olmaması sebebiyle işleyemeyecektir.” denmek suretiyle, Kanunun

Sendikalara sadece kendi üye ve mensuplarının özel nitelikli verilerini işleme yetkisi verdiği açıkça belirtilmiştir. (6698 sayılı Kanunun 6 ncı madde gerekçesi, www.corpus.com.tr, son erişim tarihi: 24/02/2021).

37. Öte yandan, ilgili mevzuat kapsamında, idare bünyesinde görev yapan talebe konu kamu çalışanlarının kamu hizmeti ifa etmeleri sebebiyle sadece “isim/soy isim” bilgilerinin başvuran

Sendika ile paylaşılabileceği görülmekte ise de; bu bilgilerin ilgili kişilerin hangi sendikaya üye oldukları bilgisi ile birlikte talep edildiği ve nihai amacın kişilerin sendika üyelik bilgilerine ulaşmak olduğu değerlendirilerek, bu talebin de idarece reddinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir.

38. Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma ışığında sonuç olarak, 6698 sayılı

Kanun uyarınca dernek, vakıf ya da sendika üyeliğinin özel nitelikli kişisel veri niteliğinde olduğu, 4688 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca kamu çalışanlarının sendika üyeliklerinin idareler tarafından kayıt altına alındığı, 6698 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca idarelerin bu verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini ve erişilmesini önlemek, muhafazasını sağlamak, yetkisiz kişiler tarafından elde edilmesini veya kullanılmasını önlemek ve bu verilerin ifşa edilmesini engellemekle yükümlü oldukları; sendika, dernek ve vakıfların ise sadece kendi üye ve mensuplarının özel nitelikli verilerini, kuruluş amaçları ve faaliyet alanlarıyla sınırlı ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla işleyebilecekleri, SGK

Başkanlığına bağlı çalışan belirli mevki ve statülerdeki kamu görevlilerin isim/soyisim ve sendika üyelikleri bilgilerinin, başvurucu Sendikayla paylaşılmasına izin veren herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığı, talebin karşılanmasında kamu yararı bulunmadığı ve bu hususta bilgileri talep edilen kişilerin açık rızalarının da bulunmadığı dikkate alındığında, talebe konu bilgilerin üçüncü kişi niteliğindeki Sendikaya verilmesinin 6698 sayılı Kanunun 6 ncı ve

8 nci maddelerine aykırılık teşkil edeceği, ilgili kişilerin meslekî ve ekonomik değerleri

temelinde özel hayatlarına haksız müdahale oluşturması sebebiyle 4982 sayılı Bilgi Edinme

Hakkı Kanununun 21 nci maddesi uyarınca bilgi edinme hakkının dışında kalacağı ve anılan bu Kanun hükümlerinin dayanağı olan Anayasanın 20 nci maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkının ihlali anlamına geleceği anlaşıldığından, talebin reddine yönelik idari işlemin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 39. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin başvuran Sendika ile Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazıları incelendiğinde, “dürüstlük”, “nezaket”, “şeffaflık”, “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği, ancak “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup; idareden bundan böyle bu ilkeye de uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

40. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın Başvuran Sendikaya ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Sadettin KALKAN

Kamu Başdenetçisi V.