|
ÖZET: Bu karar, milletvekillerinin ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlüleri ziyaret etme taleplerinin Adalet Bakanlığı’nın yazılı iznine tabi olduğu ve bu iznin Bakanlığın takdir yetkisi çerçevesinde verileceği hususunu ele almaktadır. Başvuran, Adalet Bakanlığı’nın bu izni vermemesi nedeniyle ayrımcılığa uğradığını iddia etmiştir. Ancak, yapılan değerlendirmede, Adalet Bakanlığı’nın bu yetkisini hukuka ve hakkaniyete uygun bir şekilde kullandığı sonucuna varılmıştır.
Kararda, yasama organının üyesi olan milletvekillerinin, ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlüleri ziyaret etme taleplerinin, ilgili mevzuat çerçevesinde düzenlendiği ve bu düzenlemenin Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla, başvuranın talebinin reddedilmesi, hukuka uygun bulunmuş ve başvurunun reddine karar verilmiştir. Bu durum, idarenin takdir yetkisini kullanırken kamu yararını gözetmesi gerektiğini vurgulamaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/7185-S.21.11518
BAŞVURU NO : 2020/100377
KARAR TARİHİ : 05/05/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlüleri ziyaret talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 17/11/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuruda bulunan başvuran, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 3 dönemdir (25. 26. ve 27. dönem) yürüttüğü milletvekilliği görevi boyunca, tutuklu ve hükümlülerle açık görüş yapmak amacıyla Adalet Bakanlığına ilettiği taleplerin bugüne kadar biri hariç hiçbirine olumlu yanıt alamadığı gibi, çoğunlukla olumlu ya da olumsuz hiçbir geri dönüş de yapılmayarak fiili olarak taleplerinin reddedilmesi yolunun tercih edildiğini, bugüne kadar yapılan işlemler kayda alınmadığı gibi, bu gayriidari ret işleminin hukuki gerekçesinin de tarafına bildirilmediğini, Milletvekillerinin hükümlü ve tutuklularla görüşme hakkı, ‘‘Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’’ ile düzenlendiğini, ne var ki, yönetmelikte belirtilen, ‘‘5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Üçüncü Kısım Beşinci Bölüm, Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümleri ile 3713 sayılı Terörle
Mücadele Kanununda yer alan suçlardan tutuklu ve hükümlülerin milletvekilleri tarafından ziyaret edilmelerinde Bakanlığın yazılı izni aranır.’’ hükmü, kuruluş ve işleyiş amacı hukukun hâkim hale gelmesini sağlamak olan Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa 10. Maddesiyle güvence altına alınan eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı başta olmak üzere, ilgili yasa, yönetmelik ve hukukun genel ilkelerine aykırı biçimde kullanılmakta, ikili bir hukuk sisteminin varlığına ilişkin sorulara yol açtığını, çünkü, 40.
Maddede değişiklik yapılmadan önce suç/suçlu ayrımına gidilmemiş; ayrıca milletvekillerinin tutuklu ve hükümlüleri ziyareti sadece ceza infaz kurumu idaresine bilgi verme koşuluna bağlandığını, bu haliyle yasama faaliyeti yürüten bir milletvekilinin hizmet alanı ve ondan hizmet bekleyen mahpuslar, suç türüne
göre ayrıma tabi tutulmadığını, çünkü yasama faaliyetinin ve milletvekillerinin sorumluluk sahalarının belirli suç türleri ile sınırlı olmadığını, TBMM nasıl ki cezaevlerinde olmayan yurttaşlardan din-dil-ırk cinsiyet-düşünce vs. ayrım yapmaksızın objektif olarak sorumlu ise, cezaevlerinde bulunanların da belirli bir kısmının değil, tümünün sorunlarından ve şartlarından sorumlu olduğunu, yönetmelikte yapılan değişiklik ile uygulamaya giren suç türü ayrımı ve idareden izin alma şartı, herkesin hukuk önünde eşit olduğu yönündeki Anayasal kurala aykırı olduğunu, bu konuda yasal değişikliği gerçekleştirmek, makamınızın görevi değilse de, bir tavsiye kararı verilebileceğini, diğer yandan, birkaç istisnai durum dışında Partisi milletvekillerinin tümünün aynı sorunla karşılaştığını; Adalet
Bakanlığı yalnızca milletvekillerinin talepleri karşısında bu tutumu takınırken diğer siyasi partilere mensup milletvekillerinin bu haktan yararlandırıldığını, Oysa yürütmenin çok önemli bir makamında yetki sahibi olan Adalet Bakanının yasaları herkese eşit ve tarafsız biçimde uygulama sorumluluğu bulunduğunu, görüşemediğimiz tutuklu ve hükümlülerin durumları ile cezaevi koşullarına ilişkin inceleme ve tespitlerde bulunamamalarının, bu kişilerin temel haklarının ihlaline neden olurken, milletvekilliği yapma görevinin de engellenmesi anlamına geldiğini, görüldüğü gibi, yönetmeliğin mevcut hali, gerek tutuklu ve hükümlüler, gerekse milletvekilleri arasında ayrımcılığa neden olduğunu, cezaevi ziyareti, parlamenterin aynı zamanda denetleme ve bilgi edinme görevinin bir parçası olduğunu, avukatlık mesleğini yürütenler, cezaevi ziyaretlerini gerçekleştirebildiği halde, avukat olan kişi parlamenter seçildiği anda bu hakkını yitirdiğini, 35 yıllık bir hukukçu olarak, avukatken yapabildiği faaliyeti milletvekili olarak gerçekleştirememesinin ayrıca bir ayrımcılık olduğunu, Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin yerinde tespiti ve bu doğrultuda parlamento çatısı altında çalışmalar yürütülmesi demokratik ve işleyen bir parlamentonun olmazsa olmaz koşulu olduğunu, bu nedenle, pandemi koşulları da dikkate alınarak, hiçbir ayrımcılığa ve keyfiyete mahal vermeden açık ya da kapalı görüş hakkını kullanabilmek istediğini iddia ederek sorununun çözümünü talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı’ndan, 25/01/2021 tarih ve tarihli yazılarımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğü’nün 13/04/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısında; 2.1. “5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlüyü ziyaret” başlıklı
83 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar
kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir.
Çocuk hükümlüler için ziyaret süresi bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir.” 2.2. Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in “Temel İlkeler” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fırkasının (d) bendinde, “Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir.”
2.3. “Ziyaret gün ve saatleri” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, “Ziyaret günleri ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısı, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak, kurumca belirlenir.”, ikinci fıkrasında, “Görüş süresi, yarım saatten az, bir saatten fazla olacak şekilde belirlenemez. Görüş süresi, görüşmenin fiilen başladığı andan itibaren işletilir.” hükümlerinin yer aldığı, 2.4. Bu kapsamda da, ceza infaz kurumunda barındırılan hükümlü/tutukluların ziyaret gün ve saatlerinin anılan Yönetmelik’in ilgili maddeleri uyarınca kurum idareleri tarafından belirlendiği, 2.5. Bunun yanı sıra, ceza infaz kurumlarında avukat görüşmelerinin, 5275 sayılı Kanun’un “Avukat ve noterle görüşme hakkı” başlıklı 59 uncu maddesinde belirtilen hükümlerine göre yaptırıldığı, 2.6. 5275 sayılı Kanun’un ‘Adalet Bakanlığının ziyaret izni verme yetkisi’ başlıklı 85 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, kurul ve kuruluşlar, heyet hâlinde veya bireysel olarak ceza infaz kurumlarını ziyaret edebilmek ve hükümlülerle görüşebilmek için Adalet Bakanlığından izin almak zorundadırlar.
Bilimsel araştırma yapanlarla görsel ve yazılı basın mensupları hakkında da bu hüküm uygulanır. Adalet
Bakanlığı talepte bulunan kişilerin hükümlüleri ziyaret etmelerine de izin verebilir.” hükmü, 2.7. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların ziyaret edilmelerine dair usul ve esasları düzenleyen Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in “Milletvekillerinin görüşmeleri” başlıklı 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında, “5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci
Kitap Üçüncü Kısım Beşinci Bölüm, Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümleri ile 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlardan tutuklu ve hükümlülerin milletvekilleri tarafından ziyaret edilmelerinde Bakanlığın yazılı izni aranır.” hükümlerine yer verildiği, 2.8. Dolayısıyla, ceza infaz kurumu ziyaretlerinde yukarıda anılan Kanun’un 85 inci maddesi uyarınca
Adalet Bakanlığının takdir yetkisinin olduğu, Yönetmelik’in 40 ıncı maddesinde ise Bakanlığın yazılı izninin arandığı anlaşılmıştır.”, Bilgisi edinilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun “Adalet Bakanlığının ziyaret izni verme yetkisi” başlıklı 85. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, kurul ve kuruluşlar, heyet hâlinde veya bireysel olarak ceza infaz kurumlarını ziyaret edebilmek ve hükümlülerle görüşebilmek için Adalet Bakanlığından izin almak zorundadırlar. Bilimsel araştırma yapanlarla görsel ve yazılı basın mensupları hakkında da bu hüküm uygulanır. Adalet Bakanlığı talepte bulunan kişilerin hükümlüleri ziyaret etmelerine de izin verebilir.”;
5. 17.06.2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret
Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in “Milletvekillerinin görüşmeleri” başlıklı 40. maddesine;
“Milletvekillerinin, ceza infaz kurumlarındaki yaşam şartlarını yerinde görerek tespitlerde bulunmak, inceleme yapmak veya hükümlü ve tutuklular ile görüşmede bulunmak amacıyla yapmış oldukları istemler, ceza infaz kurumu idaresine bilgi vermek koşuluyla yerine getirilir. Milletvekilleri, hükümlü ve tutuklularla açık ziyaret şeklinde görüşebilir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Üçüncü Kısım Beşinci Bölüm, Dördüncü Kısım
Dördüncü ve Beşinci Bölümleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlardan tutuklu ve hükümlülerin milletvekilleri tarafından ziyaret edilmelerinde Bakanlığın yazılı izni aranır.
Ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlüler ile barındırıldıkları bölümler, Türkiye Büyük Millet
Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve diğer komisyonların başkan ve üyeleri ile yanlarında bulunan görevliler tarafından komisyon kararı ve görevleri çerçevesinde ziyaret edilebilir.”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 7. Milletvekili olan başvuran, dilekçesinde ismini belirttiği tutuklu ve hükümlüleri ziyaret talebinin olumlu şekilde sonuçlanmasını talep etmiştir.
8. Konu ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı’ndan bilgi istenilmiş, ilgili idare tarafından, söz konusu ziyaret talebinin idarenin takdir yetkisinde olduğu ifade edilmektedir.
9. Başvuran tarafından Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelikte belirtilen, ‘‘5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Üçüncü Kısım Beşinci Bölüm, Dördüncü Kısım
Dördüncü ve Beşinci Bölümleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlardan tutuklu ve hükümlülerin milletvekilleri tarafından ziyaret edilmelerinde Bakanlığın yazılı izni aranır.’’ hükmü, kuruluş ve işleyiş amacı hukukun hâkim hale gelmesini sağlamak olan Adalet Bakanlığı tarafından
Anayasa 10. Maddesiyle güvence altına alınan eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı başta olmak üzere, ilgili yasa, yönetmelik ve hukukun genel ilkelerine aykırı biçimde kullanıldığını, yönetmelikte yapılan değişiklik ile uygulamaya giren suç türü ayrımı ve idareden izin alma şartı, herkesin hukuk önünde eşit olduğu yönündeki Anayasal kurala aykırı olduğunu, Adalet Bakanlığı yalnızca milletvekillerinin talepleri karşısında bu tutumu takınırken diğer siyasi partilere mensup milletvekillerinin bu haktan yararlandırıldığını, yönetmeliğin mevcut hali, gerek tutuklu ve hükümlüler, gerekse milletvekilleri arasında ayrımcılığa neden olduğunu, cezaevi ziyareti, parlamenterin aynı zamanda denetleme ve bilgi edinme görevinin bir parçası olduğunu, avukatlık mesleğini yürütenler, cezaevi ziyaretlerini
Beşinci Bölümleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlardan tutuklu ve hükümlülerin milletvekilleri tarafından ziyaret edilmelerinde Bakanlığın yazılı izin şartı getirilmektedir.
Yönetmelik ile ‘Kamu Barışına Karşı İşlenen Suçlar’ üst başlığı altında TCK’nın 213-221 maddelerinde sayılan: Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, Suç işlemeye tahrik, Suçu ve suçluyu övme, Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, Kanunlara uymamaya tahrik, Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma, Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçları, ‘Devletin Güvenliğine Karşı
Suçlar” üst başlığı altında 5237 sayılı TCK’nın 302-308 maddelerinde sayılan: Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, Düşmanla işbirliği yapmak, Devlete karşı savaşa tahrik, Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama, Yabancı devlet aleyhine asker toplama, Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma, Düşman devlete maddi ve mali yardım suçları, ‘Anayasal
Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” üst başlığı altında 5237 sayılı TCK’nın 309-316 maddelerinde sayılan: Anayasayı ihlal, Cumhurbaşkanına suikast ve fiilî saldırı, Yasama organına karşı suç, Hükûmete karşı suç, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyan, Silâhlı örgüt, Silâh sağlama, Suç için anlaşma suçları ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlar yönünden yazılı izin şartı getirilmektedir. Adı geçen suçların cezalandırılmasıyla korunan hukuki yarar önem taşımaktadır. Söz konusu suçların işlenmesiyle toplumun huzur ve barışı, kamu güvenliği, devletin varlığı ve bağımsızlığı etkilenmektedir. Bu suçlardan tutuklu ve hükümlülerin ziyaret edilmelerine yönelik kanun koyucu tarafından özel bir düzenleme öngörülmektedir.
15. Benzer bir konuda Kurumumuz tarafından verilen 23/12/2020 tarihli ve 2018/11234 başvuru nolu kararda; “ 15.1. Milletin temsilcisi olan meclislerin, birinci görevi kanun yapmak olmakla birlikte, bunun yanında yürütme organını denetleme yetkisi de bulunmaktadır. Milletvekillerinin yerine getirmekle yükümlü oldukları milli iradenin temsili ve yürütme organını denetleme görevini güçleştirmemek adına, milletvekillerinin hukuki statüsü, özel olarak düzenlenmiştir. Türk Hukukunda da, TBMM üyelerine yaptıkları görev gereği ve milletvekili sıfatına bağlı olarak bazı hak ver ayrıcalıklar tanınmıştır. (GÜVEYİ, s. 306.)
15.2. Milletvekillerine tanınmış bu ayrıcalıklar, meclisin baskıdan uzak ve etkin bir biçimde işleyişi amacıyla öngörülmüştür. Zira temsil işlevinin gereğince yerine getirilmesi amacıyla temsilcilere belirli olanakların sağlanması kaçınılmazdır. (GÜVEYİ, s. 328; ARSLAN Kahan Onur, Türk Parlamento Hukuku, Adalet
Yayınevi, 2018, s. 84.)
15.3. Milletvekillerinin ziyaretine ilişkin olarak bahsi geçen hükümlerde, “… Adalet Bakanlığından izin almak zorundadırlar” ve “…suçlardan tutuklu ve hükümlülerin milletvekilleri tarafından ziyaret edilmelerinde Bakanlığın yazılı izni aranır.” ifadelerinin emredici ve söz konusu ziyaretlerde Bakanlığın takdir yetkisinin açık olduğu görülmüştür.
15.4. Pozitif Anayasa hukukuna göre kanun koyucunun hukuken düzenleyemeyeceği hiçbir alan olmayıp
Anayasaya aykırı olmamak şartıyla, “yasama yetkisinin genelliği ilkesi” uyarınca her konu kanunla
düzenlenebilir. Kanun koyucu, her alanda olduğu gibi idari faaliyetler alanında da düzenlemeler yapabileceğinden, kanun koyucu, dilediği takdirde, idarenin faaliyetlerini en ince ayrıntılarına kadar
düzenleyip idareyi bağlı yetki ile sınırlayabilir. (AKYILMAZ Bahtiyar, SEZGİNER Murat, KAYA Cemil, Türk
İdare Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 2017, s. 151)
15.5. Ancak modern toplumlarda günden güne gelişen teknolojiye bağlı olarak yeni nitelikler kazanan ve daha karmaşık biçimler alan, uzmanlaşmış ve çok geniş alanlara yayılmış bulunan idari faaliyetlerin kanun koyucu tarafından önceden ayrıntılı olarak düzenlenmesi mümkün olmadığından, idarenin bütün yetkilerinin bağlı yetkiler şeklinde olamayacağı açıktır. Bu nedenle, hukuk kurallarının idareye belli bir takdir alanı ve yetkisi tanıması hem mantıki bakımdan gerekli hem de yöntem olarak zorunludur.
(AKYILMAZ / SEZGİNER / KAYA, s. 151; ATAY Ender Ethem, İdari Yargılama Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 2018, s. 65)
15.6. İdare belli şart ve durumlar gerçekleştiğinde, belli bir işlemi yapıp yapmamak veya kanunda öngörülen çeşitli çözümler arasında bir tercihte bulunma konusunda serbestiye sahip ya da belli konuda bir işlem yapabilmek için hangi şart ve durumların ortaya çıkması gerektiğini belirleme imkanını elinde bulunduruyor ise, idarenin takdir yetkisinden söz edilir. (ATAY, s. 65-66)
15.7. Ancak idarenin bu takdir yetkisi, sınırsız olmadığı gibi takdir yetkisinin tamamen ortadan kaldırılması da mümkün değildir. Nitekim bu husus Anayasamızın 125/4 hükmünde, “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Hükümde açık olduğu üzere yargı, idarenin takdir yetkisini, hukuka uygunluk açısından denetleyecek; yerindelik denetimi yapamayacaktır.
15.8. Danıştay birçok kararında idareye takdir yetkisi tanınan hallerde, bu yetkinin kamu yararı ve kamu hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak kullanılması gerektiğini vurgulamıştır. (Danıştay 2. Daire, 2016/8974 Esas, 2018/2071 Karar, 28.03.2018 tarihli kararı; Danıştay 5. Daire, 2015/6032 E., 2015/6032 K., 16.11.2015 tarihli kararı)
15.9. İdare takdir yetkisini, bu yetkiyi kendisine veren “kanuni düzenlemenin çizdiği sınırlar içinde” (Kanuna uygunluk); “takdir yetkisinin anayasal sınırlara uygun kullanımı kuralı” uyarınca talidir yetkisini Anayasa’da yer alan sosyal devlet, ailenin korunması, savunma hakkı, eşitlik ilkesi gibi bazı ilke ve kurallara uygun biçimde (Anayasal ilkelere uygunluk); “kamu yararı ve kamu hizmetinin gereklerine uygun” olarak; takdir yetkisini kullanırken, takdir yetkisinin kullanımına ilişkin kanuni düzenlemede öngörülen esasları, hangi ölçüde ve nasıl değerlendirdiğini; takdir yetkisi kendisine seçenek sunulmak suretiyle verilmişse tercihini neden o şekilde kullandığını da açıklamak zorundadır. (AKYILMAZ /
SEZGİNER / KAYA, s. 157-158.)
15.10. Nitekim Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tavsiye kararında takdir yetkisi, “İdareye alınacak karar konusunda belli ölçüde serbestlik tanıyan, yasal olarak kabul edilebilir kararlar arasından uygun gördüğünü seçme imkânı veren yetki” olarak tanımlanmıştır. Bu Kararda takdir yetkisinin kullanımında uyulması gereken temel ilkeler aşağıdaki şekilde ifade edilmiştir: “Takdir yetkisini kullanan bir idari makam: 1. Yetkinin veriliş amacından başka amaç güdemez. 2. Yalnızca somut olaya ilişkin öğeleri dikkate alarak nesnelliğe ve tarafsızlığa uyar. 3. Hakkaniyete uymayan ayrımcılıktan kaçınarak kanun önünde eşitlik ilkesini gözetir. 4. İşlemin amacıyla, kişilerin hakları, özgürlükleri veya menfaatleri üzerindeki olumsuz etkileri arasında bir denge sağlar.”. (Bkz., ATAY, s. 68)”,
Şeklinde değerlendirmelerde bulunulmuş ve başvurunun reddine karar verilmiştir.
16. Yukarıda ayrıntısı verildiği üzere, yasama organının üyesi, milli iradenin temsilcisi olan milletvekillerinin, ceza infaz kurumlarında bulunan mevzuatta yazılı suçlardan tutuklu ve hükümlü bulunan kişileri ancak Adalet Bakanlığı’nın yazılı izin vermesi halinde ziyaret edebileceği, söz konusu iznin Bakanlığın takdir yetkisinde olduğu, bu takdir yetkisinin ise yasama organı olan kanunkoyucu tarafından düzenlendiği, başvuranın talebinin yasama organının bir üyesi olması nedeniyle, Türkiye
Büyük Millet Meclisi aracılığıyla çözüme kavuşturmasının uygun olduğu, bu nedenle takdir yetkisini hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak kullanmadığı anlaşıldığından, başvuranın ceza infaz kurumlarında ismini belirttiği mahpusları ziyaret etme talebinin idare tarafından reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana itiraz ve şikayet mercii ve süresi bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı, başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderilmediği, bu nedenle “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı görülmüştür.
İdareden bundan sonra bu ilkelere de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
18. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın Başvurana, Adalet Bakanlığına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi