ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın tazminat davasında taraf teşkilinin sağlanması amacıyla plaka numaralı aracın kaza tarihindeki malik ve sigorta poliçesini gösterir belgenin verilmesi talebi, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından reddedilmiştir. Reddin gerekçesi olarak, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun gizlilik hükümleri ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun kişisel verilerin işlenme şartları gösterilmiştir. Ancak, başvuranın talebinin, adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüğü açısından önem taşıdığı vurgulanmıştır.

Somut olayda, “Şüpheli İfade Tutanağı” ve İdare’nin cevabi yazısında belirtilen poliçe numarası ve sigorta şirketi adı bilgileri, tazminat davasında taraf teşkilinin sağlanması için gerekli delil niteliği taşımaktadır. Bu nedenle, avukatların müvekkilleri lehine açacakları davalarda karşı tarafa ait poliçe bilgilerine erişimlerinin sağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Böylece, avukatların bilgi edinme hakları ve adil yargılanma ilkesinin korunması amaçlanmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/8249-S.21.13233

BAŞVURU NO : 2020/101812

KARAR TARİHİ : 31/05/2021

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SİGORTA BİLGİ VE GÖZETİM MERKEZİ MÜDÜRLÜĞÜ

Başvuranın açacağı tazminat davasında taraf teşkilinin sağlanması için

BAŞVURUNUN KONUSU :

plaka numaralı aracın kaza tarihindeki malik ve sigorta poliçesini gösterir belgenin tarafına verilmesi talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 01/12/2020

I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuruda bulunan T. C. Kimlik No’lu avukat

17 Kasım 2019 tarihinde maddi hasarlı/yaralamalı trafik kazasına karışan müvekkili adına açacak olduğu

tazminat davasına konu edilmek üzere Avukatlık Kanununun 2 nci maddesi uyarınca, kazaya karışan aracın kaza tarihine ait malik bilgisi ve sigorta poliçesinin taraflarına verilmesine yönelik yaptıkları başvurunun reddedildiğini belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi

Müdürlüğünden 04.01.2021 tarih, S. sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen

Müdürlüğün 28.01.2021 tarih ve – sayılı cevabi yazısında; 2.1. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 31/B maddesinin birinci fıkrasından almış olduğu yetki ile, sigortalılar ve sigorta sözleşmesinden dolaylı da olsa menfaat sağlayanlara ilişkin olarak, yanlış sigorta uygulamaları dahil, risk değerlendirmesine esas bilgileri toplamak ve bu bilgilerin sigorta, reasürans ve sigortacılık faaliyetinde bulunan emeklilik şirketleri ile T.C.

Sigortacılık, Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından belirlenecek kişilerle paylaşılmasını sağlamak amacıyla kurulmuş olduğu, SEDDK tarafından belirlenen sigortalara ilişkin, poliçe, zeyil, hasar kayıtlarının sigorta şirketleri tarafından elektronik ortamdan transfer edilerek toplandığı, kamu gözetim ve denetiminin daha etkin bir şekilde yerine getirilmesini sağlayan Bilgi ve Gözetim Merkezi olduğu,

2.2. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin, SEDDK tarafından hazırlanan 16.12.2003 tarihli ve 25318 sayılı

Resmi Gazetede yayımlanan Trafik Sigortası Bilgi Merkezi Yönetmeliği ile “Tramer” (Trafik Sigortaları

Bilgi ve Gözetim Merkezi) adı ile Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde tüzel kişiliği haiz bir kurum olarak kurulduğu, 09.08.2008 tarihli ve 26962 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Yönetmelikle adının Sigorta Bilgi Merkezi olarak kabul edildiği, 03.12.2011 tarihli ve 28131 sayılı Resmi

Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile unvanının “Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi” olarak değiştirildiği, 2.3. Hayat, hastalık/sağlık, trafik sigortaları, zorunlu sigortalar gibi SEDDK tarafından belirlenen sigortalara ilişkin verilerin, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi bünyesinde tutulduğu, faaliyet ruhsatı bulunan sigorta, reasürans ve emeklilik şirketlerinin, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’ne üye olmak zorunda olduğu ve sigorta şirketlerinin, merkezin doğal üyesi olduğu, 2.4. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 31/B maddesi kapsamında, T.C. Sigortacılık ve Özel Emeklilik

Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından Merkezlerine, vekâletname ibrazı ile avukatlara sadece kendi vekili oldukları sigortalılara ait istenen verilerin paylaşılması uygunluğu verildiği, bununla birlikte, Sigortacılık Kanunu 31/B maddesinin beşinci fıkrasında “Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin bütün işlem ve kayıtları gizlidir.” hükmü ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun kişisel verilerin işlenme şartlarını düzenleyen 5’inci maddesi kapsamında belirtilen istisnalar dışında kişilere ait kişisel verilerin kişilerin açık rızası olmaksızın işlenmemesinin düzenlendiği, 2.5. Yukarıdaki hukuki mevzuat çerçevesinde Avukat başvuranın 10.09.2020 tarihli yazısına, “5684 sayılı

Sigortacılık Kanununun 31/B maddesinin 5’inci fıkrası gereği, Merkezin bütün işlem ve kayıtları gizlidir.

Söz konusu hüküm gereği, tabi oldukları kanunlar çerçevesinde, gizli olan bilgileri talep etmeye yetkili olduğu tespit edilen kişi ve kurumların bilgi talepleri karşılanabilmekledir. Bir hukuki süreç dahilinde kendilerine verilmiş vekaletname kapsamında avukatlar tarafından müvekkillerine ilişkin olarak talep edilen poliçe ve hasar bilgi talepleri, vekaletnamenin ibraz edilmesi şartı ile Merkezimiz tarafından karşılanmaktadır. Bununla birlikte; belirtilen olaya ilişkin herhangi bir yasal işlem yapılması halinde yetkili mahkeme tarafından konuya ilişkin müzekkereye cevap verilecektir.” şeklinde yanıt verildiği, başvurana mahkemenin müzekkere ile talepte bulunması durumunda vekâletnameye konu olmayan üçüncü tarafa ilişkin bilginin mahkeme ile paylaşılabileceği bilgisi verildiği, 2.6. Şikayet konusu talebin çözümüne yönelik olarak, karşı/üçüncü tarafa ait bilgi talebinde ilgili sigorta şirketine başvuru yapılabilmesi adına sadece üçüncü tarafa ait poliçe numarasının ve sigorta şirketi adı bilgisinin paylaşılmasının uygunluğunun değerlendirildiği, Merkezlerine poliçe bilgilerinin, sigorta şirketleri tarafından sistemlerine elektronik olarak aktarıldığı, şirketlerin sistemlerine aktardığı bu bilgiler doğrultusunda Merkezlerine tebliğ edilen resmi yazılara cevap verildiği, belgelerin asıllarının veya detaylarının ilgili sigorta şirketinden talep edilebileceği, bu sebeple, şikâyete konu olan karşı tarafa ait poliçe numarası ve sigorta şirketi adı bilgisinin listelendiği; Ürün: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu

Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Sigorta Şirketi: SİGORTA Aş. Poliçe Numarası:

Yenileme Numarası: 0 2.7. SEDDK onayının kapsamı ve mevzuat gereği avukatların kendi müvekkillerine ait bilgi ve/ya belge paylaşımının mevcut süreçleri ile karşılandığı, müvekkillerinin dışında karşı/üçüncü tarafa ait bilgi talebinde ise bilgi paylaşımı yapılmadığı, bununla birlikte, yargı organlarına taşınmış herhangi bir şikâyete konu dava/soruşturma kapsamına yetkili merciler tarafından karşı/üçüncü tarafa ait bilgi ve/veya belge talebinin Merkezlerine iletilmesi halinde ilgili bilgi ve/veya belgelerin yetkili merci ile paylaşılacağı, bilgilerinin verildiği görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın

/

3.1. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ıncı maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”, 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Ancak; Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”, 5. 19/03/1969 tarih ve 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun “Avukatlığın Amacı” başlıklı 2 inci maddesinde, “(Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 – 4667/2 md.) Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. / Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder. / (Değişik üçüncü fıkra: 2/5/2001 – 4667/2 md.)

Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.”, 6. 3/6/2007 tarih ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun, 6.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1’nci maddesinde; “(1) Bu Kanunun amacı, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu

Kanuna tâbi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilât, yönetim, çalışma esas ve usûlleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir. (2) Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği, aracılar, aktüerler ile sigorta eksperleri bu Kanun hükümlerine tâbidir…”, 6.2. “Sır saklama yükümlülüğü” başlıklı 31/A maddesinde; “1) Bu Kanunun uygulanmasında ve uygulanmasının denetiminde görev alanlar, bu Kanuna tâbi kuruluşların görevlileri ve yetkilileri, bu

Kanuna tâbi kişiler ile bunların yanında çalışanlar ve dışarıdan hizmet alımı yoluyla sigortacılık sektöründe iş görenler, sıfat ve görevleri dolayısıyla öğrendikleri bu Kanun kapsamında faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlar ile bunların iştirakleri, kuruluşları ve sigorta sözleşmesi ile ilgili kişilere ait sırları bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamaz, kendilerinin veya

başkalarının yararlarına kullanamaz. Bu yükümlülük söz konusu sıfat ve görevlerin sona ermesinden sonra da devam eder. (2) Ancak, gizlilik sözleşmesi yapılması ve sadece risk değerlendirmesi amacıyla kullanılmak üzere sigorta şirketi, reasürans şirketi ve emeklilik şirketlerinin kendi aralarında doğrudan doğruya ya da Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi vasıtasıyla yapacakları her türlü bilgi ve belge alışverişi sırasında sigorta şirketi, reasürans şirketi ve emeklilik şirketlerine ya da sigorta sözleşmesi ile ilgili kişilere ait, yanlış sigorta uygulamaları dâhil, sır niteliğindeki bilgilerin öğrenilmesi ve paylaşımı sır saklama yükümlülüğü dışındadır.”, 6.3. “Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi” başlıklı 31/B maddesinde; “… (5) Sigorta Bilgi ve Gözetim

Merkezinin bütün işlem ve kayıtları gizlidir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi topladığı her türlü bilgiyi, Müsteşarlığa istenen biçim ve sürede vermekle yükümlüdür. Söz konusu bilgiler, sahibinin açık rızasının bulunması durumunda belirlediği kişiye belli bir ücret karşılığında verilir. (6) Sigorta Bilgi ve Gözetim

Merkezi nezdinde bulunan sır niteliğindeki bilgileri, bu konuda kanunen yetkili kılınan mercilerden başkalarına açıklayanlar, hukuka aykırı olarak kendisi ya da başkası yararına kullananlar, yayanlar, verenler, aktaranlar veya ele geçirenler hakkında 35 inci maddenin dokuzuncu ve onuncu fıkraları hükümleri uygulanır. Bu fıkrada tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.”, 7. 24.03.2016 tarih ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun, 7.1. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, “(1) Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır.”, 7.2. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde, “(1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Açık rıza: Belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rızayı, … d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, … ğ) Veri işleyen: Veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişiyi, ı) Veri sorumlusu: Kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi, ifade eder.”

7.3 “Genel ilkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde “(1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer

kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir. (2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur: a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme.” 7.3. “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5 inci maddesinde; “(1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. (2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür: a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü

yerine getirebilmesi için zorunlu olması. d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Kamu Denetçisi incelemesi neticesinde başvurunun kabulü ile Anayasa ile güvence altına alınan “hak arama hürriyeti” ilkesinin korunması için, başvuruya konu plaka numaralı aracın kaza tarihindeki malik ve sigorta poliçesini gösterir belgenin başvurana verilmesi hususunda Sigorta Bilgi ve

Gözetim Merkezi Müdürlüğü’ne tavsiyede bulunulması yönünde hazırladığı karar önerisini Türkiye

Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’ne sunmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle; açılacak olan tazminat davasında taraf teşkilinin sağlanması için plaka numaralı aracın kaza tarihine ait malik ve sigorta poliçesini gösterir belgenin taraflarına verilmesini talep etmektedir.

10. İdarenin tarafımıza gönderdiği bilgi ve belgelerden 17.11.2019 tarihinde saat 16:35’de meydana gelen taksirle yaralama olayında; şüpheli Dr. Sadık Ahmet Caddesi üzerinde seyir halinde iken Göztepe Durağına gelerek tramvay yoluna girdiği, tramvay bitimine doğru geldiği esnada sağ tarafından bisikletli şahsın geldiğini ve aracın sağ tarafından ön camına çarptığını, yere düşüp yaralandığını, kusurun kendisinde olduğunu, şikâyetinin olmadığını ancak müşteki isimli şahıstan şikâyetçi olduğunu belirttiği görülmüştür.

11. avukatı olan başvurucu ise yukarıda bahse konu taksirle yaralama olayında açılacak olan tazminat davasında taraf teşkilinin sağlanması için plaka numaralı aracın kaza tarihine ait malik ve sigorta poliçesini gösterir belgenin taraflarına verilmesini Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğünden talep ettiği; ancak ilgili Müdürlüğün, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun “Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi” başlıklı 31/B maddesinin 5’inci fıkrasında yer alan “Merkezin bütün işlem ve kayıtları gizlidir” hükmü ve aynı Kanunun “Sır saklama yükümlülüğü” başlıklı 31/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…sigorta sözleşmesi ile ilgili kişilere ait sırları bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamaz…” hükmü gereği reddettiği, ayrıca İdarenin cevabi yazısında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.” hükmünü de gerekçe göstererek bu talebi reddettiğini belirttiği, anlaşılmaktadır.

12. Anayasanın 36’ncı maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesi ile güvence altına alınmış olan, yargılamaya ilişkin temel haklardan birisi olan adil yargılanma hakkı, özü itibarıyla, eşitlik temeline dayalı bir biçimde hem davacıya hem de davalıya aktif olarak yargılamaya katılma, karşılıklı olarak iddia ve savunmalarda bulunma, alınacak kararda da etkili olabilme olanağının tanınmasını ve yapılan yargılamanın, en az giderle, mümkün olan en kısa sürede ve en az zorlukla gerçekleştirilmesini sağlamaya yönelmiş bir yargılama hukuku ilkesidir (Kamu Denetçiliği Kurumunun 05/05/2021 tarih ve 2020/99672 sayılı kararı).

13. Medeni Usul Hukukumuzda taraflarca getirilme ilkesi geçerlidir. Bu ilke gereği taraflar kural olarak taleplerini dayandırdıkları iddia ve savunma vakıaları ile bunların doğruluğu destekleyen delilleri mahkemeye bildirme sorumluluğunu taşımaktadır. Bu bakımdan, avukatın dava veya yargılama öncesinde

dava malzemesi hakkında bilgi toplaması ve delil kaynaklarını araştırması gerekmektedir. Avukatın bu noktada asli bilgi kaynağı müvekkildir. Ancak müvekkilin elinde geçerli bir dava başlatılabilmesi için yeterli bilgi olmayabilir. İddiaların desteklenmesi bakımından yeterli ve elverişli delil mevcut olup olmadığının tam olarak belirlenemediği haller ya da vakıalara ilişkin belirsizliklerin giderilmesi gereksinimi bakımından avukatın müvekkili dışındaki bilgi kaynaklarına da zamanında erişebilmesi önem arz etmektedir. Adil yargılanmanın sağlanabilmesi için yargılamada uyuşmazlığa ilişkin bilgilerin toplanmasında tarafların birbiriyle veya üçüncü kişilerin taraflar ve mahkemeyle işbirliği yapması bu bakımdan büyük öneme sahiptir. Nitekim, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu 257nci maddesinde ise vekil tayin edilmiş kişilerin bilgi ve belge istemlerinin Kamu Kurum ve Kuruluşları tarafından kanuna aykırı olarak yerine getirilmemesinin olayın özelliğine görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği düzenlenmiştir (Kamu Denetçiliği Kurumunun 05/05/2021 tarih ve 2020/99672 sayılı kararı).

14. Avukatın özen yükümlülüğü çerçevesinde mesleğini icrası ile toplumun temel ilkelerinden biri olan adil yargılama ilkesine katkı sağlayacak yeterli ve elverişli delil ikame edebilmesi, ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge inceleme ve gerektiğinde bu belgelerden örnek alabilme yetkisini haiz olmasını gerekli kılmaktadır. Yasa koyucu da Avukatlık Kanunu 2 inci maddesinin 4667 sayılı Kanunla değiştirilen 3 üncü fıkrası ile, yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda olduğu, kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla bu kurumların avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlü oldukları, bu belgelerden örnek alınmasının ise vekâletname ibrazına bağlı olduğu, derdest davalarda müzekkerelerin duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabileceğini hükme bağlamıştır (Kamu

Denetçiliği Kurumunun 05/05/2021 tarih ve 2020/99672 sayılı kararı).

15. Avukatlık Kanununun 2 nci maddesi hükmü incelendiğinde, avukatlara yardımcı olma zorunluluğunun, talebin avukatlık görevinin yerine getirilmesi kapsamında olması ve özel kanun hükümlerinde aksine istisnai düzenleme bulunmaması halleri ile sınırlandırıldığı, Kanunda yer verilen mercilerin, avukatın mesleğin ifası için gerek duyduğu bilgi ve belgeleri, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça, vekâletnameye gerek olmaksızın avukatların incelemesine sunmasının zorunlu olduğu, ancak kanunlarda aksi bir düzenleme bulunması halinde avukatın bilgi ve belgelere erişim hakkının kısıtlanabileceği anlaşılmaktadır.

16. Nitekim 1136 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan mercilerin, avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunma yükümlülüğünün istisnası olan özel hükümlere, 1512 sayılı

Noterlik Kanununun “Evrak ve defterlerin gizliliği” başlıklı 55 inci maddesi, 5411 sayılı Bankacılık

Kanunu “Sırların Saklanması” başlıklı 73üncü maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “vergi mahremiyeti” başlıklı 5 inci maddesi örnek olarak verilebilir. Yine bazı kanunlarda da idareye, üçüncü kişiler ve hatta yargı mercilerine bazı bilgi ve belgeleri vermekten imtina hakkı tanınmış, bu hakkın kullanımı ilgili kanunlarda ayrı ve farklı şartlara bağlanmıştır. (Danıştay Birinci Dairesinin 10/04/2002 tarih ve E:2002/26, K:2002/52 sayılı kararı)

17. Yine örnek vermek gerekirse, “Nüfus bilgilerine ulaşılacak kişi ile arasında vekalet ilişkisi bulunmayan avukat stajyerlerine nüfus kayıt örneği verilemeyeceğine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında” Danıştay Sekizinci Dairesinin 22.03.2011 tarih ve E: 2008/11035, K: 2011/1750 sayılı kararında, “… yasa ile şartları açıkça belirlenmiş olan nüfus kayıt örneği verilmesi konusunda, nüfus bilgilerine ulaşılacak kişi ile arasında vekâlet ilişkisi bulunmayan avukat stajyerlerine tanınması istenen bir çeşit muafiyetin 1136 sayılı Yasada belirlenmiş “yardımcı olma zorunluluğu” kapsamında değerlendirilemeyeceği tartışmasızdır.” ifadelerine yer verildiği görülmektedir.

18. Somut talebe ilişkin olarak, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu hükümleri incelendiğinde, bahsi geçen

Kanunun “Sır saklama yükümlülüğü” başlıklı 31/A maddesinde, bu Kanunun uygulanmasında ve

uygulanmasının denetiminde görev alanlar, bu Kanuna tâbi kuruluşların görevlileri ve yetkilileri, bu

Kanuna tâbi kişiler ile bunların yanında çalışanlar ve dışarıdan hizmet alımı yoluyla sigortacılık sektöründe iş görenlerin, sıfat ve görevleri dolayısıyla öğrendikleri bu Kanun kapsamında faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlar ile bunların iştirakleri, kuruluşları ve sigorta sözleşmesi ile ilgili kişilere ait sırları bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamayacağı, kendilerinin veya başkalarının yararlarına kullanamayacağı; yine aynı Kanunun “Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi” başlıklı 31/B maddesinde, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin bütün işlem ve kayıtlarının gizli olduğu, söz konusu bilgilerin sahibinin açık rızasının bulunması durumunda belirlediği kişiye belli bir ücret karşılığında verileceği, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde bulunan sır niteliğindeki bilgileri, bu konuda kanunen yetkili kılınan mercilerden başkalarına açıklayanlar, hukuka aykırı olarak kendisi ya da başkası yararına kullananlar, yayanlar, verenler, aktaranlar veya ele geçirenler hakkında 35 inci maddenin dokuzuncu ve onuncu fıkraları hükümlerinin uygulanacağı, hususları öngörülmüştür 19. Söz konusu açıklamalar doğrultusunda; Kanunda yer verilen mercilerin, avukatın mesleğin ifası için gerek duyduğu bilgi ve belgeleri, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça, vekâletnameye gerek olmaksızın avukatların incelemesine sunmasının zorunlu olduğu, ancak kanunlarda aksi bir düzenleme bulunması halinde avukatın bilgi ve belgelere erişim hakkının kısıtlanabileceği, 5684 sayılı Sigortacılık

Kanununun “Sır saklama yükümlülüğü” başlıklı 31/A maddesinin avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunma yükümlülüğünün istisnası olarak kabul edilmesinin gerektiği değerlendirilmektedir.

20. Örnek vermek gerekirse, Danıştay Birinci Dairesinin 10/04/2002 tarih ve E:2002/26, K:2002/52 sayılı kararında (16 nolu pr.) avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunma yükümlülüğünün istisnası olarak sayılmış olan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “vergi mahremiyeti” başlıklı 5 inci maddesinde, vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar, vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar, vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler ve vergi işlerinde kullanılan bilirkişilerin mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine mütaallik olmak üzere öğrendikleri sırları veya gizli kalması lazımgelen diğer hususları ifşa edemeyecekleri ve kendilerinin veya üçüncü şahısların nef’ine kullanamayacakları hususlarının öngörüldüğü anlaşılmakta olup; işbu başvuruda da benzer bir durumun mevcut olduğunu söylemek mümkündür. Ayrıca nüfus bilgilerinde olduğu gibi (17 nolu pr.), mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine mütaallik bilgilerin de bilgilerine ulaşılacak kişi ile arasında vekalet ilişkisi bulunan avukatların incelemesine sunulmasının zorunlu olduğunda kuşku bulunmadığını da belirtmek gerekmektedir. Nitekim İdarenin başvurana verdiği yanıtta, “Bir hukuki süreç dahilinde kendilerine verilmiş vekaletname kapsamında avukatlar tarafından müvekkillerine ilişkin olarak talep edilen poliçe ve hasar bilgi taleplerinin vekaletnamenin ibraz edilmesi şartı ile tarafından karşılandığı” hususunun belirtildiği görülmektedir.

21. Başvuru dosyasında bulunan tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde; 21.1. ’ın avukatı olan başvurucu ’nın bahse konu taksirle yaralama olayında açılacak olan tazminat davasında taraf teşkilinin sağlanması için plaka numaralı aracın kaza tarihine ait malik ve sigorta poliçesini gösterir belgenin taraflarına verilmesini Sigorta

Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğünden talep ettiği; 21.2. İlgili Müdürlüğün, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi başlıklı 31/B maddesinin 5’inci fıkrasında yer alan “Merkezin bütün işlem ve kayıtları gizlidir” hükmü ve aynı

Kanun’un Sır saklama yükümlülüğü başlıklı 31/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…sigorta sözleşmesi ile ilgili kişilere ait sırları bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamaz…” hükmü reddettiği, ayrıca İdarenin cevabi yazısında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması

Kanunu’nun Kişisel verilerin işlenme şartları başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.” hükmünü de gerekçe göstererek bu talebi reddettiğini belirttiği, 21.3. Somut olayda başvuranın Kurumumuza başvurusuna istinaden İdare ile yapılan yazışma neticesinde, İdarenin cevabi yazısında, vekâletname ibrazı ile avukatlara sadece kendi vekili oldukları sigortalılara ait istenen verilerin paylaşılması uygunluğu verildiği hususunun ve başvuruya konu olan karşı tarafa ait poliçe numarası ve sigorta şirketi adı bilgisinin “Ürün: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali

Sorumluluk (Trafik) Sigortası Sigorta Şirketi: SİGORTA Aş. Poliçe Numarası:

Yenileme Numarası: şeklinde bildirildiği, 21.4. Kaldı ki İdarenin cevabi yazısı ekinde yer alan “Şüpheli İfade Tutanağı” nda isimli şahsın ifadesinde, “ … kendi sevk ve idaresindeki kardeşi adına tescil kayıtlı bulunan sayılı … marka araçla …” ifadelerini kullandığının görüldüğü, bu durumda

’ın avukatı olan başvurucunun avukat sıfatıyla “Şüpheli İfade Tutanağı” na erişimi mümkün olduğu için plaka numaralı aracın kaza tarihine ait malik bilgisinin bu şekilde edinilmiş olduğu ve böylelikle açılacak olan tazminat davasında taraf teşkilinin sağlanabileceğinin kabulü gerektiği, (ayrıca söz konusu bilgilerle hukuk davası açılması akabinde sigorta poliçesinin Mahkemeye sunulmasının zaten zorunlu olduğu), değerlendirilmektedir.

22. Somut olayda “Şüpheli İfade Tutanağı” nda yer alan bilgiler ve İdarenin cevabi yazısında başvuruya konu olan karşı tarafa ait poliçe numarası ve sigorta şirketi adı bilgisinin belirtildiği, dolayısıyla bu durumda açılacak olan tazminat davasında taraf teşkilinin sağlanabileceğinin kabulü gerekmekle birlikte; ceza soruşturmasına veya ceza kovuşturmasına konu olan durumlarda, ilgili sigorta şirketine ait bilgilerin re’sen araştırma ilkesi gereği Savcılıkça ya da Mahkemece istenilmesinin mümkün olduğu; ancak ceza soruşturmasına veya ceza kovuşturmasına konu olmayan benzeri durumlarda, avukatın tazminat dava açabilmesi için kazaya karışan aracın malik bilgilerini ve karşı tarafa ait poliçe numarası ve sigorta şirketi adı bilgisini edinebilmesinin mümkün bulunmadığı, zira Medeni Usul Hukukumuzda geçerli “taraflarca getirilme” ilkesi gereği taraflar kural olarak taleplerini dayandırdıkları iddia ve savunma vakıaları ile bunların doğruluğu destekleyen delilleri mahkemeye bildirme sorumluluğunu taşıdığı için bu durumlarda karşı tarafa ait poliçe numarası ve sigorta şirketi adı bilgisinin paylaşılmadığında avukatın bu verileri elde edemediği sürece hukuk davası açamayacağı ve dolayısıyla bu durumun anayasal bir hak olan hak arama özgürlüğünün kullanılmasını engelleyeceği, değerlendirilmiştir.

23. Dolayısıyla ceza soruşturmasına veya ceza kovuşturmasına konu olmayan durumlarda, trafik kazasında zarar sonradan anlaşılmış (örneğin mağdurun kaza sonrası evine gittikten sonra zarar gördüğünü fark etmesi) ya da Karayolları Trafik Kanunun hükümleri kapsamında araç kullananın/işletenin sorumluluğuna gidilerek tazminat tavası açılmak isteniyor ve mağdur tarafın avukatı da zararın tazminini araç sahibinden değil, maddi durumu itibariyle ödeme gücü yüksek olan sigorta şirketinden almak istiyor ise; 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun “Sır saklama yükümlülüğü” başlıklı 31/A maddesi gereği sigorta poliçesinin avukatın incelemesine sunulması ve bu belgenin bir örneğinin verilmesi mümkün değil ise de, hak arama özgürlüğünün kullanılmasını teminen Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nce başvuruya konu olan karşı tarafa ait poliçe numarası ve sigorta şirketi adı bilgisini avukatla paylaşılması gerektiği, değerlendirilmektedir.

24. Kurumumuzca yapılan değerlendirmede, 24.1. Somut olayda “Şüpheli İfade Tutanağı” nda yer alan bilgiler ve İdarenin cevabi yazısında başvuruya konu olan karşı tarafa ait poliçe numarası ve sigorta şirketi adı bilgisinin (Ürün: Karayolları Motorlu

Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Sigorta Şirketi: SİGORTA Aş. Poliçe

/

Numarası: Yenileme Numarası: belirtildiği, dolayısıyla bu durumda açılacak olan tazminat davasında taraf teşkilinin sağlanabileceği hususu ile, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun “Sır saklama yükümlülüğü” başlıklı 31/A maddesinin avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunma yükümlülüğünün istisnası olarak kabul edilmesi gerektiği değerlendirildiğinden, başvuranın “açılacak olan tazminat davasında taraf teşkilinin sağlanması için plaka numaralı aracın kaza tarihine ait malik ve sigorta poliçesini gösterir belgenin verilmesi” talebinin reddedilmesi, 24.2. Diğer yandan ceza soruşturmasına veya ceza kovuşturmasına konu olmayan ancak tazminat davası açılması gereken durumlarda, Medeni Usul Hukukumuzda geçerli “taraflarca getirilme” ilkesi gereği tazminat davası açılabilmesi için karşı tarafa ait poliçe numarası ve sigorta şirketi adı bilgisinin edinilmesi gerektiği, avukatın bu verileri elde edemediği sürece hukuk davası açamayacağı ve dolayısıyla bu durumun anayasal bir hak olan hak arama özgürlüğünün kullanılmasını engelleyeceği değerlendirildiğinden, Sigorta

Bilgi ve Gözetim Merkezine avukatlarca yapılan ve “müvekkil lehine açılacak davalarda kullanılmak üzere karşı tarafa ait poliçe bilgileri” talebini içeren başvurularda, hak arama özgürlüğünün kullanılmasını teminen başvuruya konu olan karşı tarafa ait poliçe numarası ve sigorta şirketi adı bilgisinin avukatlarla paylaşılması gerektiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; ilgili İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarını süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderdiği tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Kararın başvurana tebliğinden itibaren, ilgili İdarenin eylem ve işlemlerine karşı varsa dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiği takdirde, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE;

İdarenin cevabi yazısında başvuruya konu olan karşı tarafa ait poliçe numarası ve sigorta şirketi adı bilgisinin (Ürün: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Sigorta

Şirketi: SİGORTA Aş. Poliçe Numarası: Yenileme Numarası: belirtilmiş olması sebebiyle, başvuranın “açılacak olan tazminat davasında taraf teşkilinin sağlanması için plaka numaralı aracın kaza tarihine ait malik ve sigorta poliçesini gösterir belgenin verilmesi” talebinin

REDDİNE,

Diğer yandan Kurumlarına avukatlarca yapılan ve “müvekkil lehine açılacak davalarda kullanılmak üzere karşı tarafa ait poliçe bilgileri” talebini içeren başvurularda, hak arama özgürlüğünün kullanılmasını teminen başvuruya konu olan karşı tarafa ait poliçe numarası ve sigorta şirketi adı bilgisinin avukatlarla paylaşılması hususunda SİGORTA BİLGİ VE GÖZETİM MERKEZİ

MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi

Müdürlüğünce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğüne tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi