ÖZET: Başvuran, İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan bir hükümlünün sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamadığını ve cezasının infazının ertelenmesini talep etmiştir. İlgili idare, hükümlünün sağlık durumuna ilişkin düzenli muayeneler yapıldığını, tedavi süreçlerinin takip edildiğini ve gerekli sağlık raporlarının alındığını belirtmiştir. Ceza infaz kurumunun, hükümlünün sağlık durumu ile ilgili taleplerini yerine getirdiği, infazın ertelenmesi talebinin ise Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından değerlendirileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın sağlık hizmetlerinden yararlanma iddialarının ve nakil talebinin reddedilmesi, mevcut sağlık raporları ve infaz kurumunun uygulamaları doğrultusunda hukuka uygun bulunmuştur. Ancak COVID-19 tedbirlerinin kaldırılması durumunda, hükümlünün nakil koşullarını taşıması halinde talep edilen kurumlarda boşalma olması durumunda nakil taleplerinin yeniden değerlendirilmesi önerilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/10903-S.21.17527

BAŞVURU NO : 2021/1646

KARAR TARİHİ : 26/07/2021

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

Adres:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : Adalet Bakanlığı

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, barındırılmakta olduğu ceza infaz kurumunda sağlık hizmetlerinden tam ve zamanında yararlandırılmadığı iddiaları ile hastalık nedeniyle cezasının infazının ertelenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 25/01/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza İnsan Hakları Derneği tarafından yapılan başvuruda, İskenderun T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu’nda kalmakta olan ’in kızı tarafından kendilerine başvuru yapıldığını, ’in birçok hastalığı olduğunu, ceza infaz kurumu koşullarının hükümlünün yaşı ve hastalıkları nedeniyle kişiye uygun olmadığını, ailesinin bulunduğu Diyarbakır iline naklinin sağlanmasını ifade ederek, hükümlü hakkında Sağlık Kurulu Raporu alınmasını, Adli Tıp Kurumuna sevkinin yapılması ve bu süre zarfında hastane ve cezaevine süreklileşen gidiş gelişlerin hasta üzerindeki olumsuz etkisi göz önünde bulundurularak ailesinin ikamet ettiği ildeki hastaneye yatışının yapılması ve hükümlünün infazının ertelenmesi için Kurumumuz nezdinde gerekli girişimlerde bulunulmasını talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden 28/01/2021 tarih, sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili Genel Müdürlük ’ün 19/03/2021 tarihli cevabi yazısında; /

2.1. “Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirlerin alındığı, adı geçenin de sağlık durumuna ilişkin gerek kurum revirinde, gerekse de devlet hastanelerinde tedavisinin yaptırıldığı, 2.2. Bu kapsamda, adı geçenin anılan Kurumda barındırıldığı süre içerisinde 14 defa kurum revirinde, 6 defa da devlet hastanesinin ilgili polikliniklerinde gerekli muayene, tetkik ve tedavilerinin yapıldığı, uzman hekimler tarafından reçete edilen ilaçların kurum idaresince temin edilerek eksiksiz olarak kullanmasının sağlandığı, sağlık işlemlerine ilişkin belgelerin ekte gönderildiği, 2.3. İnfaz mevzuatına göre hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa aile sağlığı merkezi veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı, 2.4. Ayrıca, ceza infaz kurumlarında barındırılan tüm hükümlü ve tutuklulara olduğu gibi adı geçenin sağlık sorunları ile ilgili gerekli tüm tetkiklerin ve tedavilerin özenle yerine getirildiği, infaz kurumlarında yaşayan hükümlü ve tutukluların, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaşın yararlanabildiği sağlık haklarından ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırıldığı, yapılan işlemlerin usûl ve yasaya uygun olduğu, muayene ve tedavi kayıtlarına bakıldığında herhangi bir ihmalin söz konusu olmadığı, 2.5. Adı geçen hakkında 5275 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesi kapsamında 11.09.2019 tarihinde

İskenderun Devlet Hastanesine sevk edilerek ceza tehiri işlemlerinin başlatıldığı, bu kapsamda yapılan muayeneleri sonucu İskenderun Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 11.10.2019 tarihli ve sayılı

Sağlık Kurulu Raporunda “Hayati tehlike teşkil etmez, bu haliyle doktor ve reviri olan infaz kurumunda kalabilir, cezasının tehirine gerek yoktur.” ifadelerine yer verildiği, 2.6. Daha sonra adı geçenin 17.06.2020 tarihinde ikinci defa İskenderun Devlet Hastanesine sevk edilerek ceza tehiri işlemlerinin başlatıldığı, bu kapsamda yapılan muayeneleri sonucu İskenderun Devlet

Hastanesi tarafından düzenlenen 26.06.2020 tarihli ve 1 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda “Kocama hali, ağır hastalığı yoktur.” ifadelerine yer verildiği,”

Bilgileri edinilmiştir.

3. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden 15/06/2021 tarih, sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili Genel Müdürlük

‘ün 01/07/2021 tarihli cevabi yazısında; 3.1. “Adı geçenin hükümlü ve tutuklu bilgi formunun incelenmesi sonucunda, ceza infaz kurumlarında barındırıldığı süre içerisinde bugüne kadar toplamda 5 adet disiplin cezası aldığı, 29.05.2018 tarihi itibarıyla iyi halliliğini kazandığı, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı,

3.2. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması,” ifadelerine yer verildiği, 3.3. Bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 3.4. Ülkemizde bilinen pek çok sayıda farklı terör örgütünün bulunduğu, bu örgütlerin tespit edilen liderleri, örgütte söz sahibi olan kişiler, basından da duyulan tehlikeli bir eylemi gerçekleştiren veya katılan ve buna benzer kişiler ile çıkar amaçlı suç örgütlerinin liderleri, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hüküm alanlar ve 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olunduğu, 3.5. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının kapasiteleri günaşırı olarak değişiklik gösterdiği, 3.6. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel Müdürlüğümüze ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 3.7. Adı geçenin, 04.08.2020 tarihli isteğe bağlı nakil talep dilekçesinde naklini talep ettiği; Diyarbakır D

Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 688, mevcudunun 857, doluluk oranının %125; Diyarbakır 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 757, doluluk oranının %76; Diyarbakır 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 833, doluluk oranının %83 olduğu, 3.8. Ayrıca adı geçenin, “Devletin Egemenliği Altında Bulunan Topraklardan Bir Kısmını Devlet

İdaresinden Ayırmaya Çalışmak (PKK)” suçundan hükümlü olması nedeniyle, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği ve talep ettiği kurumların bir bölümünün yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu olduğu, bu nedenle hükümlü/tutukluların nakilleri yapılırken sadece doluluk oranlarının değil, terör ve örgütlü suçlardan hükümlü ve tutuklu olanların oranlarının da dikkate alınarak değerlendirmenin yapıldığı, 3.9. Genel Müdürlüğümüzün, 24.07.2020 tarihli ve sayılı yazısı ile ağustos ayı ile sınırlı ve bir defaya mahsus olmak üzere; kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü, hükümözlü ve tutukluların isteğe bağlı nakil taleplerinin alınarak Bakanlığa gönderilmesinin uygun

/

görüldüğü, nakil taleplerinin değerlendirmeye alınıp alınmayacağına Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun hükümlü ve tutukluların nakillerine ilişkin tavsiyeleri doğrultusunda karar verileceği, Geçen süre zarfında

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda pandeminin seyri dikkate alınarak ağustos ayında alınan nakil talepleri yukarıda izah edildiği üzere, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü/tutuklu nakilleri geçici olarak durdurulmuş olduğundan 04.11.2020 tarihli ve sayılı yazımızda; ikinci bir talimata kadar kapalı ceza infaz kurumlarında kalan hükümlü, hükümözlü ve tutukluların isteğe bağlı nakil taleplerinin alınmaması ve

Bakanlığa gönderilmemesi, mahallinde reddedilmesinin uygun görüldüğü, 3.10. Bunun yanı sıra, Genel Müdürlüğümüzün 05.03.2021 tarihli ve sayılı yazısı ile 01.03.2021-19.03.2021 tarihleri arasında bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alındığı ve 19.03.2021 tarihi itibarıyla sistemin taleplere kapatıldığı, ancak Covid-19 pandemi seyrine göre Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda ileriki aylarda nakillerin açılması durumunda adı geçenin tekrardan isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirileceği,”

Bilgileri edinilmiştir.

4. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Müdürlüğü ile iletişime geçilmiş olup, ilgili ceza infaz kurumunun Kurumumuza 12/07/2021 tarihinde ulaşan cevabi yazısında özetle; 4.1. “5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 16. Maddesi kapsamında tehir işlemlerinin ceza infaz kurumu tarafından 11/09/2019 tarihinde re’sen başlatıldığı, İskenderun

Devlet Hastanesinin 11/10/2019 tarihli raporu ile ‘Ceza İnfaz Kurumunda kalabilir. Ceza tehirine gerek yoktur’ şeklinde düzenlenen karar ile ceza tehiri ret kararı verildiği, 4.2. 17/06/2020 tarihinde 65 yaş üstü olup ağır hastalık, kronik veya engel durumun bulunan hükümlüler için bakanlığın talimatları doğrultusunda ceza tehir işlemlerinin re’sen başlatıldığı, İskenderun Devlet

Hastanesinin 17/06/2020 tarihli raporu ile ‘Kocama hali, Ağır hastalığı yoktur, Ceza tehirine gerek yoktur’ şeklinde düzenlenen karar ile ceza tehiri ret kararı verildiği, 4.3. 23/01/2021 tarihinde ceza infaz kurumu tarafından re’sen ceza tehir işlemlerinin yeniden başlatıldığı, 4.4. 02/03/2021 tarihinde sonuçlandığı sonuç olarak “doktor ve reviri olan cezaevinde kalmasında sakınca yoktur.” olarak ret kararı verildiği, 4.5. Hükümlünün tekerlekli sandalyeye bağımlılığının bulunmadığı, günlük yaşamanı yürüyerek sağladığı, Bilgileri edinilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi

edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesinin 1.

fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının ilgili bendinde; “f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 7.1. “Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi” başlıklı 16. maddesinde; “(1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza

Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.

(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet

Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir.

Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili

Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet

Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet

Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren

Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.

(5) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.

(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut

/

tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.”; 7.2. “Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27. maddesinde; “(1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır.

(2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.”; 7.3. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71. maddesinde; “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde

Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.”; 8. 06/01/2020 tarihli, 172 No’lu Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası

Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavi Nedeniyle Nakilleri, Ceza Tehiri İşlemleri Hakkında Genelge’nin “A- Tedavi Nedeni İle Hastaneye Sevk” başlıklı maddesinin ilgili hükümlerinde; “1-Ceza infaz kurumunda bulunan kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi hâlinde; hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için Devlet veya üniversite hastanelerine sevk edilecektir.

2-Acil durumlarda, hükümlü ve tutuklular için 112 acil servis hizmeti ivedilikle sağlanarak, gerekli güvenlik tedbirleri çerçevesinde tedavileri gerçekleştirilecektir.

3-Hükümlü ve tutukluların acil olarak, sağlık kuruluşuna sevki gerektiğinde, aile hekimi veya kurum hekiminin kurumda olması halinde hekim raporuyla, bulunmaması durumunda, o an kurumda bulunan en üst yetkilinin yazılı izniyle, gerekli güvenlik tedbirleri alınarak, ivedilikle sevki sağlanacaktır.”; 8.1. 172 No’lu Genelge’nin Üçüncü Kısım Birinci Bölümünde yer alan “B-Tedavi Nedeniyle Nakil” başlıklı maddesinin ilgili hükümlerinde; “1- Devlet hastaneleri ya da üniversite hastanelerine gönderilen hükümlü ve tutukluların, başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde, mevcut ise biri hastalığın uzmanı olmak üzere, iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkün olacaktır.

2- Hükümlü ve tutukluların bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekli olup; aksi halde hükümlü ve tutuklular ait olduğu ceza infaz kurumuna iade edilecektir.

3- Hükümlü ve tutukluların sağlık nedeniyle başka ceza infaz kurumuna naklinin kurum idaresince tespit edilmesi veya hükümlü ve tutukluların kendi talebi halinde, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekimi ve aile hekiminin önerisi ve en üst amirin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakilleri yapılabilecektir.

4-Tedavi nedeniyle nakle esas sağlık kurulu raporlarında yer tespitinin yapılmadığı durumlarda, konunun ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından değerlendirilmesi ve gerektiğinde, ilgili sağlık kuruluşu idaresi veya il/ilçe sağlık müdürlüğü ile gerekli görüşmelerin, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yapılması, /

oluşabilecek gecikme ve mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi açısından konunun titizlikle takip edilmesi ve belirsizliğin giderilerek gerekli nakil işleminin yapılması sağlanacaktır.”; 8.2. 172 No’lu Genelge’nin Üçüncü Kısım Birinci Bölümünde yer alan “C- Ceza Tehiri İşlemleri” başlıklı maddesinde; “1-5275 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi gereğince, hükümlü ve tutuklular ile ilgili olarak kurum hekimi, aile hekimi veya kurum müdürlüğünce re’sen ya da kişinin kendi talebi üzerine, ceza tehiri işlemi başlatılabilecektir.

2-5275 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi gereğince işlem başlatılanlar hakkında, tam teşekküllü Devlet hastanesi (sağlık kurulu raporu verebilecek düzeyde) veya üniversite hastanelerinden sağlık kurulu raporu aldırma sürecinde, ilgili hastane yönetimi ile ivedilikle gerekli koordinasyon sağlanacaktır.

Hastane yönetimleri ile irtibata geçilerek, ceza tehiri kapsamında sağlık kurulu raporu sürecinde işlemlere öncelik verilecektir.

3-Hükümlü ve tutuklular hakkında, 5275 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinden faydalanmaya uygun olduğu yönünde sağlık kurulu raporu tanzimi hâlinde, ceza infaz kurumu idaresince aynı gün, öncelikle

UYAP sistemi üzerinden, daha sonra fiziki olarak, hızlı gönderi sistemi ile sağlık kurulu raporu ve tüm sağlık dosyasının (MR, tomografi, röntgen ve diğer filmler ile ultrason, tetkik ve tahlil sonuçları da dahil)

onaylı örneği, ivedilikle ilgili Cumhuriyet başsavcılığı kanalıyla Adli Tıp Kurumuna gönderilecektir.

Acil ve hayati tehlikesi bulunan hükümlü ve tutukluların Adli Tıp Kurumu işlemleri, kurum müdürlüklerince titizlikle takip edilecek ve gerek görülmesi hâlinde, sağlık kurulu raporu beklenmeksizin, mevcut durumunu bildirir sağlık raporuyla Adli Tıp Kurumu işlemleri başlatılacak ve derhal Genel

Müdürlüğe bilgi verilecektir.

4-Uygulamada birliğin sağlanması ve farklı uygulamaların önüne geçilebilmesi amacıyla; hükümlülerin hapis cezasının infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi işlemlerinin başlatılması ve sonuçlandırılmasında mutlak suretle ilgili Cumhuriyet başsavcılığı değerlendirme sinin yapılması gerekmekte olup; gerek

Devlet veya üniversite hastanelerinin sağlık kurulu raporları, gerekse Adli Tıp Kurumunun cezanın infazının hastalık nedeniyle ertelenmesine ilişkin ret veya kabulüne dair raporları, olumlu ya da olumsuz karara bağlanmak üzere, ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilecektir.

5-Hükümlü ve tutukluların, ceza infaz kurumu koşulları altında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği yönünde Adli Tıp Kurumu tarafından rapor tanzim edilmesi hâlinde, işlemler titizlikle yürütülerek, toplum güvenliği bakımından tehlike durumunun hükümlüler için ilgili Cumhuriyet başsavcılığı, tutuklular için ilgili mahkemesi tarafından değerlendirmesi sonucunda infazın ertelenmesi veya mahkemesince tahliyesinin uygun görülmesi durumunda gereği ivedilikle yerine getirilecektir.

Dosyası Yargıtay’da ya da Bölge Adliye Mahkemesinde olan hükümözlülerin, ceza tehiri kapsamında sonuçlanan sağlık işlemleri hakkında, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi veya mahkemesince değerlendirilmek üzere, ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ivedilikle gerekli yazışmalar yapılacak ve işlemler takip edilecektir.

6-Hükümlü ve tutukluların ceza tehiri kapsamında başlatılan tüm işlemleri, hastaneye sevk edildiği andan, Adli Tıp Kurumu süreci sonuçlanıp, tüm işlemleri tamamlanıncaya kadar, aşamalar halinde, ayrı ayrı Genel Müdürlüğe bildirilecektir.

7-Ceza tehiri işlemi başlatılan hükümlü ve tutukluların, gerek tedavi nedeniyle gerekse diğer nedenlerle başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi hâlinde; gönderen ceza infaz kurumu, hükümlü ve

tutukluların nakil gittiği ceza infaz kurumunu öncelikle sözlü, daha sonrasında, yazılı olarak ceza tehir süreci hakkında bilgilendirmekle yükümlüdür.

Hükümlü ve tutuklu, gönderildiği kuruma misafir olarak kabul edilmiş olsa dahi, bulunduğu ceza infaz kurumu ceza tehiri sürecini takip edecektir.

8-5275 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi gereğince, ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca sağlık nedeniyle infaza ara verilmesi kararı verilerek tahliye işlemi gerçekleştirilen hükümlüler hakkında Cumhuriyet başsavcılıklarınca tanzim edilen erteleme karar evrakı uyarınca, erteleme süresinin bitiminden önce belirlenecek tarihte ilgilerin Cumhuriyet başsavcılıklarına başvurması ve yeniden rapor aldırma süreci başlatılması sağlanacaktır.”;

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen

Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden 10. Başvuran İnsan Hakları Derneği, İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalmakta olan

’in kızı tarafından kendilerine başvuru yapıldığını, ’in çok fazla hastalığı olduğunu, ceza infaz kurumu koşullarının kişiye uygun olmadığını, ailesinin bulunduğu Diyarbakır iline naklinin sağlanmasını ifade ederek, hükümlü hakkında Sağlık Kurulu Raporu alınmasını, Adli Tıp Kurumuna sevkinin yapılması ve bu süre zarfında hastane ve cezaevine süreklileşen gidiş gelişlerin hasta üzerindeki olumsuz etkisi göz önünde bulundurularak ailesinin ikamet ettiği ildeki hastaneye yatışının yapılması ve hükümlünün infazının ertelenmesi için Kurumumuz nezdinde gerekli girişimlerde bulunulmasını talep etmiştir 11. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talep edilmiş olup, idareden gelen ayrıntılı cevaplarda, hükümlünün düzenli olarak tedavisinin yapıldığı, hastane tetkiklerine ve adı geçen mahkum hakkında alınan sağlık kurulu raporlarına yer verildiği görülmüştür.

12. Öncelikle belirtmek gerekir ki, hastalık nedeniyle infazın ertelenmesi talebi hakkında karar verme yetkisi, 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca hükümlünün infazının yapıldığı yer

Cumhuriyet Başsavcılıklarının görevinde olup, 6328 sayılı Kurum Kanunumuz gereği yargı yetkisi kapsamında kalan talep, inceleme konusu yapılmamıştır. Mevcut başvuru, başvuran hükümlünün (Kurumumuza İnsan Hakları Derneği başvurduğundan, bundan sonra başvuran hükümlü olarak geçecektir.) ağır hastalık durumlarına ilişkin olduğundan, hastalık-tetkik-tedavi süreçleri ve ailesine yakın ceza infaz kurumuna nakil talebi bakımından inceleme konusu yapılmıştır.

13. Başvuran hükümlü hakkında son olarak İskenderun Devlet Hastanesi’nden rapor aldırıldığı, ilgili

Devlet Hastanesi’nin 02/03/2021 tarihli raporunda “Doktor ve reviri olan cezaevinde kalmasında sakınca yoktur.” hususlarına yer verildiği ve İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 14/07/2021 tarihli kararıyla, başvuran hükümlünün infazın ertelenmesi talebini reddettiği görülmüştür.

/

14. Başvuran hükümlünün infazının ertelenmesi talebi ile ilgili olarak, kalmakta olduğu ceza infaz kurumu tarafından başvuran hükümlünün 2019, 2020 ve 2021 yıllarında hastane sevklerinin yapıldığı, infazın ertelenmesi talebini incelemekle yetkili mercii Cumhuriyet Başsavcılığı olduğundan konunun esasına girmemekle birlikte, ilgili infaz kurumu tarafından konuyla ilgili gerekli iş ve işlemlerin yerine getirildiği görülmüştür. Nitekim başvuran Dernek de Kurum Kanunumuza uygun olarak infazın ertelenmesi hususunda gerekli girişimlerde bulunmamızı talep etmiş olup, Kurumumuz tarafından görev alanımız dahilinde hareket edilmiştir.

15. Başvuranın sağlık durumu / hastaneye erişimi / tedavisi bakımından dosya kapsamında yapılan incelemede; 15.1. Başvuran hükümlünün 29/12/2020, 09/02/2021, 17/02/2021 ve 20/04/2021 tarihlerinde kurum revirine çıkarılarak tedavisinin yapıldığı, ilaç reçete edildiği, reçete edilen ilacın kendisine elden teslim edildiği, 15.2. Başvuran hükümlünün 18/02/2021 tarihinde İskenderun Devlet Hastanesine sevkinin sağlanarak

Covid-19 aşısının 1. dozunu olduğu; 19/03/2021 tarihlerinde İskenderun Devlet Hastanesine sevkinin sağlanarak Covid-19 aşısının 2. dozu da yapılarak Covid-19 aşısının tamamlandığı, 15.3. Başvuran hükümlünün hastalıklarına (gastrit, hipertansiyon gibi) ilişkin reçetelerin düzenlendiği, 15.4. Başvuran hükümlünün Dahiliye, Kardiyoloji Polikliniğine sevklerinin gerçekleştirildiğinin görüldüğü, 15.5. Başvuranın ceza infaz kurumunda cezasını infaz edebilip edemeyeceğine dair 2019, 2020 ve 2021 yıllarında rapor aldırıldığı, söz konusu raporların gereği için İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği, 15.6. İskenderun Devlet Hastanesi’nin 26/06/2020 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda “Reviri olan cezaevlerinde infazı uygundur.” ifadesine yer verildiği, 15.7. İskenderun Devlet Hastanesi’nin 02/03/2021 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda “Doktor ve reviri olan cezaevinde kalmasında sakınca yoktur.” ifadelerine yer verildiği, 15.8. İskenderun Devlet Hastanesi’nin 02/03/2021 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda, Nöroloji hekimi tarafından “nörolojik şikayeti, hastalığı olmadığı ifade ediyor. Tuvalet, banyo, giyinme, yemek yeme kendisi yapıyormuş.(…)” bilgilerine yer verildiği, 15.9. Ceza infaz kurumundan gelen cevabi yazıda, başvuran hükümlünün tekerlekli sandalyeye bağımlılığının bulunmadığı, günlük yaşamanı yürüyerek sağladığı bilgisinin verildiği, görülmüştür.

16. Yapılan değerlendirmede, idare tarafından başvuran hükümlünün tedavisi için gerekli hastane sevklerinin, tetkiklerinin yaptırıldığı, başvuran hükümlü hakkında sağlık durumuna ilişkin olarak birçok kez Sağlık Kurulu Raporu alındığı, idarenin mevcut raporlar doğrultusunda hareket ettiği, başvuran hükümlünün rapor alınması sürecinde hastaneye yatışının yapılması talep edilmişse de, 172 No’lu Ceza

İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığa Erişimi

ve Tedavileri, Tedavi Nedeniyle Nakilleri, Ceza Tehiri İşlemleri Hakkında Genelge uyarınca bu hususun sağlık kurulu raporunda yer alması gerektiğinin düzenlendiği, bu noktada da başvuran hükümlünün raporları uyarınca idarenin hareket ettiği görülmüş olduğundan, idarenin işlemlerinde herhangi bir hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilmemiştir.

17. Başvuran dernek tarafından, hükümlülerin mahkeme ya da hastane sevkleri sonrası odaya alınmadan önce 15 gün COVİD-19 şüphesiyle başka odalarda kaldığı, bu nedenle hastane sevkinden vazgeçtikleri ifade edilmişse de, salgın hastalık nedeniyle karantina odaları gibi önlemler alınmasının, ceza infaz kurumları gibi hastalığın yayılma hızının yüksek olabileceği yerler bakımından, tüm mahkumların sağlığı açısından arz ettiği önem nedeniyle makul olduğu değerlendirilmiştir.

18. Başvuran hükümlünün yaşı, hastalıkları ve ailesinin Diyarbakır ilinde ikamet ettiğinden bahisle, ailesinin ikamet ettiği ilde bulunan ceza infaz kurumlarına nakil talepleri ile ilgili olarak yapılan incelemede; 18.1. Başta 5275 sayılı İnfaz Kanunu olmak üzere, İnfaz Yönetmeliği ve 167 sayılı Genelge’de ‘kendi istekleri ile nakil’ hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hüküm, çoğu zaman hükümlüler tarafından

‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ olarak değerlendirilmektedir.

18.2. Mahpusların ailelerine yakın ceza infaz kurumlarına nakil talebine ilişkin başvurularda Kurumumuz tarafından birçok kez, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesinin, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmadığı, bu taleplerin yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirilmesi, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır (Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararları için bkz., Başvuru No : 2021/1646 2021/3619; 2020/101301; 2020/1243; 2020/1217; 2019/22252; 2018/15013 ).

18.3. Yapılan incelemede, başvuran hükümlünün ailesine yakın ceza infaz kurumuna nakil talebinin, ceza infaz kurumlarının kapasitesi; dünyada olduğu gibi ülkemizde de yayılan Covid-19 salgınına karşı, ceza infaz kurumlarında alınan tedbirler ile Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulması ve başvuran hükümlünün suç türü itibariyle 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği, başvuranın talep ettiği kapalı ceza infaz kurumlarının, tamamının yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu olmayıp bir bölümü yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu olması nedeniyle başvuranın barındırılabileceği oda sayısının çok kısıtlı olduğu hususları birlikte ele alındığında reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu; bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda, COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece

“makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

20. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin 1. fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21. maddenin 2. fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre, ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede, ceza infaz kurumunda gerekli sağlık hizmetlerinden faydalanamadığı iddiasına karşı İskenderun İnfaz Hakimliği’ne; başvuranın nakil talebi konusunda ise Ankara İdare

Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiği takdirde, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE;

Başvuran hükümlünün ceza infaz kurumunda gerekli sağlık hizmetlerinden faydalanamadığı iddiasıyla gereğinin yapılması ve ailesinin ikamet ettiği ilde bulunan ceza infaz kurumlarından birine nakledilmesi taleplerinin REDDİNE, Diğer yandan COVID-19 kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması halinde nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığınca bu karar üzerine

tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvuran İnsan Hakları Derneği’ne, Başvuran ’e ve Adalet Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi