|
ÖZET: Başvuran, ailesinin ikamet ettiği yere yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmiştir. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı, hem suçun önlenmesi hem de hükümlünün topluma kazandırılması amacı taşımaktadır. Bu bağlamda, hükümlülerin aileleriyle ilişkilerinin devamı, infaz rejiminin ıslah edici rolü açısından önemlidir. 5275 sayılı Kanun’un 53-58. maddeleri, hükümlülerin nakil şartlarını belirlemekte ve kendi istekleri ile nakil taleplerinin değerlendirilmesine olanak tanımaktadır. Ancak, bu taleplerin kabulü, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleri gibi faktörlere bağlıdır.
Başvuranın nakil talebinin reddi, ceza infaz kurumlarının mevcut doluluk oranları ve Covid-19 pandemisi nedeniyle alınan tedbirler göz önünde bulundurularak hukuka uygun bulunmuştur. Hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmesi, her zaman mümkün olmamakta; dolayısıyla, başvuranın talebinin reddi, hem güvenlik hem de infaz koşullarının iyileştirilmesi açısından meşru bir sebep olarak değerlendirilmiştir. Ancak, Covid-19 tedbirlerinin kaldırılması durumunda, başvuranın nakil koşullarını taşıması halinde, talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/10254-S.21.16517
BAŞVURU NO : 2021/3704
KARAR TARİHİ : 09/07/2021
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Başvuran, ailesinin ikametine yakın bir ceza infaz kurumuna
BAŞVURUNUN KONUSU :
nakledilmeyi talep etmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 16/02/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle; Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığını, 6 yılı aşkın süredir cezaevinde olduğunu, bu sürenin çoğunu ailesinden uzak yerlerde geçirdiğini, bu mesafenin hem ailesini hem de kendisini maddi ve manevi olarak mağdur ettiğini, yapmış olduğu nakil taleplerinin
“doluluk oranı” veya “konumuna uygun olmama” gerekçeleriyle reddedildiğini, devam eden davalarına bizzat katılma taleplerinin SEGBİS sebebiyle reddedildiğini ifadeyle İstanbul ilinde durumuna uygun bir kuruma naklini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden 19/02/2021 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Genel
Müdürlüğün 29/06/2021 tarihli cevabi yazısında, 2.1. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda, ceza infaz kurumunda barındırıldığı süre zarfında toplamda 9 adet disiplin cezası aldığı ve disiplin cezalarından anlaşılacağı üzere örgütün tüm eylem ve kararları doğrultusunda hareket ettiği ve bulunduğu kuruma zorluk çıkardığı anlaşılmakta olup 09.07.2019 tarihi itibarıyla iyi halliliğini kazandığı, mevcut durum itibarıyla infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 2.2.Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendinde; ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması,” hükmüne yer verildiği,
2.3. Bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.4. Ayrıca, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, 2.5. Ülke genelinde bulunan F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının doluluk oranları Genel Müdürlükçe titizlikle takip edildiği, doluluk oranları %100’e ulaştığı anda bahse konu kurumlardan diğer kurumlara (nakli istenilen kişilerin, hükümlü ve tutuklu bilgi formu ile ceza infaz kurumu dosyasında incelemeler yapıldıktan sonra, bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmasında herhangi bir sakınca bulunmadığı tespit edilen kişiler belirlenerek) kapasite nedeniyle nakiller yapılarak, F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının mevcutları (olağan dışı durumlar hariç) hiçbir zaman kapasitenin üzerine çıkarılmadığı, Genel Müdürlükçe yapılan bu uygulamanın, ülkemizde her an meydana gelmesi muhtemel olaylarla mücadele etme amacıyla tedbir amaçlı uygulanmakta olduğu, 2.6. Diğer yandan, Ülkemizde F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının sayısının kısıtlı, kapasitelerinin ise diğer kurumlara nazaran çok düşük ve kurumlarda bulunan odaların 1 ve 3 kişilik olduğu, 2.7. Hükümlü ve tutuklular tarafından her ay Genel Müdürlüğe gönderilen isteğe bağlı nakil talepleri incelendiğinde, F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarını talep eden birçok kişi olduğu ve bu taleplerin olumlu karşılandığı düşünüldüğünde, bu kurumların güvenli bir şekilde işleyişinin neredeyse imkansız hal alacağı, 2.8. Adı geçenin Genel Müdürlüğün 09.10.2020 tarihli ve sayılı nakil emri yazısı ile Menemen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan kapasite nedeniyle 12.10.2020 tarihinde
Afyonkarahisar 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, 2.9. Hükümlünün duruşmalarına SEGBİS ile değil şahsen katılma talebine ilişkin olarak yargılandığı mahkemeden bu kapsamda müzekkere yazılması halinde, söz konusu talebinin mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceği hususunun adı geçene tebliğ edildiği, 2.10. Adı geçenin şu anda barındırıldığı Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1200, mevcudunun 1323, doluluk oranının %110 olduğu, Adı geçenin naklini talep ettiği 10.03.2020 tarihinde İstanbul ilinde bulunan; -Silivri 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının kapasite doluluk oranının %133 ile %174 arasında olduğu, -Siirt E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 510, mevcudunun 653, doluluk oranının %128, – Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 688, mevcudunun 913, doluluk oranının
%133 olduğu, – Metris 1 ve 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ve Ümraniye E ve T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumlarının konumuna uygun olmaması sebebiyle nakil talebinin uygun görülmediği,
Ayrıca, adı geçenin talep ettiği Siirt E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 01.12.2020 tarihli Bakan Olur’u ile kapatıldığı, Adı geçenin isteğe bağlı nakil talebinde bulunduğu tarihte, Diyarbakır 3, 4 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumlarının yeni açılmış olması ve tam kapasite çalışmaması, Diyarbakır 1, 2 No’lu Yüksek Güvenlikli, Batman Yüksek Güvenlikli, Batman T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarına henüz hükümlü ve tutuklu nakli yapılmaması dikkate alınarak naklinin uygun görülmediği, 2.11. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucunda, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değiştiği, 2.12. Aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zâfiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, bu kapsamda adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi nedeniyle nakil talebinin olumlu değerlendirilemediği, 2.13. Bunun yanı sıra, hükümlü/tutukluların Genel Müdürlüğümüzün 05.03.2021 tarihli ve E-35211520249.01-890/20512 sayılı genel yazısı ile 01.03.2021-19.03.2021 tarihleri arasında bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alındığı ve 19.03.2021 tarihi itibarıyla sistemin taleplere kapatıldığı, 2.14. Ayrıca, Covid-19 pandemisinin seyrine göre ileriki aylarda nakillerin açılması durumunda ve adı geçenin yeniden isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirileceği, bu konuda
Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun, hükümlü ve tutukluların nakillerine ilişkin tavsiyeleri doğrultusunda karar verileceği ve işlem yapılacağı, Bilgilerinin verildiği görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. Maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 3.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü”
nün ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 6.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 6.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir: c)
Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 6.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. Maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.
(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.
6.4. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 6.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde, “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri,
b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.
7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 8. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin Nakillerinde
Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında;“ Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”, 9. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi
İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”; 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesi ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’; 10.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’; 10.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 12. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; ailesinin ikameti yakınında bulunan bir kapalı ceza infaz kurumuna naklinin gerçekleştirilmesini talep etmektedir.
13. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
14. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56.
maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.
15. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık
5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik, ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen ‘Kendi
istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.
16. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)
17. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun
değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.
maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
18. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere
Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
19. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
20. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.
Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
21. Bununla birlikte, dünyada olduğu gibi ülkemizde de yayılan Covid-19 salgınına karşı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, ceza infaz kurumlarında alınan tedbirler ile Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu, yüksek bulaşıcılığı olan hastalığın halen spesifik etkili bir tedavisinin bulunamadığı, ceza infaz kurumlarının toplu olarak yaşanan yerler olması ve bulaşıcı hastalıklar açısından risk oluşturması nedeniyle bu aşamada nakil istemlerinin gerçekleştirilemediği de aşikardır.
22. Başvuranın suç grubu ve 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi üçüncü fıkrası uyarınca, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği, F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının sayısının kısıtlı, kurumlarda bulunan odaların 1 ve 3 kişilik olması sebebiyle kapasitelerinin diğer kurumlara nazaran çok düşük olduğu, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarını talep eden birçok kişi olduğu ve bu taleplerin tamamının karşılanmasının kurumların güvenli bir şekilde işleyişini olanaksız kılacağı, başvuranın Menemen T Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan kapasite nedeniyle 12.10.2020 tarihinde Afyonkarahisar 2 No’lu T Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, bu kurumun doluluk oranı %110 iken talep ettiği Silivri, Siirt E
Tipi ve Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının doluluk oranlarının %128 ile %174 arasında değiştiği, Metris 1 ve 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ve Ümraniye E ve T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumlarının konumuna uygun olmaması sebebiyle nakil talebinin uygun görülmediği, Siirt E Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 01.12.2020 tarihli Bakan Olur’u ile kapatıldığı, Diyarbakır 3, 4 No’lu T Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının yeni açılmış olması ve tam kapasite çalışmaması, Diyarbakır 1, 2 No’lu
Yüksek Güvenlikli, Batman Yüksek Güvenlikli, Batman T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarına henüz hükümlü ve tutuklu nakli yapılmaması sebebiyle naklinin uygun görülmediği, ayrıca aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zâfiyete uğratabileceği, başvuranın kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi nedeniyle de nakil talebinin olumlu değerlendirilemediği belirtilmiştir.
23. Ayrıca, başvuranın duruşmalarına SEGBİS ile değil şahsen katılma talebine ilişkin olarak yargılandığı mahkemeden müzekkere yazılması halinde, söz konusu talebinin mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceği, ancak bu aşamada bu hususun nakil taleplerinin değerlendirilmesinde esas teşkil etmediği anlaşılmıştır.
24. Diğer yandan, 19 uncu paragrafta belirtildiği üzere, isteğe bağlı nakil taleplerinde hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılması gerektiği, ailelerin hükümlüyü görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkı bulunduğu kabul edilmekte olup, Kurumumuza ulaşan benzer nitelikte, “ailesinin ikameti yakınında bir kuruma nakil” istemli 2020/844 ve 2020/1571 numaralı başvurular hakkında 22/05/2020 tarih, 2020/7740-S.20.12162 sayılı ve 17/04/2020 tarih, 2020/6272-S.20.9914 sayılı
“Kısmen Tavsiye Kısmen Ret” kararları verilmiştir.
25. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde; hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmaları, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, başvuranın talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarının bazılarının kapasitelerinin çok üstünde dolu olduğu, bazılarının konumuna uygun olmadığı, birinin kapatıldığı, bazılarının ise yeni açılmış olması ve tam kapasite çalışmaması sebebiyle, ayrıca aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zâfiyete uğratabileceği kriterleri göz önüne alınarak naklinin uygun görülmediği, bunun yanı sıra Covid-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında ve Sağlık Bakanlığı
Koronavirüs Bilim Kurulu’nun hükümlü ve tutukluların nakillerine ilişkin tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu, nakil taleplerinin değerlendirilmeye alınıp alınmayacağına yine Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda karar verileceği, kısıtlamanın kaldırılması durumunda ise hükümlü ve tutukluların kendi isteği ile nakil taleplerine ilişkin dilekçeleri her ayın biri ile onu arasında gönderilmesi durumunda Genel Müdürlük tarafından değerlendirilmeye alındığı, taleplerin reddine kararı verilse dahi bu tarihlerde tekrar talep yapılması ile güncel verilere göre yeniden değerlendirmeye alınacağı görülmekle, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarına halihazırda nakli sağlanamamış olsa da nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut kurumların tam kapasite çalışmaya başlaması sonucu ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda, Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
26. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazıda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
27. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Diğer yandan Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığı tarafından bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi