|
ÖZET: Bu karar, başvuranın sağlık durumu ve ailevi nedenlerle nakil talebinin incelenmesine ilişkindir. Başvuran, ciddi psikolojik sağlık sorunları ve astım hastalığı nedeniyle tedavi için ailesinin bulunduğu İstanbul’a nakil talep etmiştir. Ancak, Adalet Bakanlığı, başvuranın bulunduğu ceza infaz kurumunun doluluk oranı ve mevcut sağlık raporları gerekçesiyle nakil talebini reddetmiştir. Danıştay, hükümlülerin nakil taleplerinin değerlendirilmesinde sadece cezaevi kapasitesinin değil, aynı zamanda hükümlünün ailevi durumu ve sağlık ihtiyaçlarının da dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır.
Sonuç olarak, başvuranın sağlık durumu ve ailevi sebeplerle talep ettiği naklin, COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, mümkün olan en kısa sürede öncelikli olarak gerçekleştirilmesi için Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, hükümlülerin insan onuruna yaraşır koşullarda cezalarını çekmelerinin sağlanması ve aile bağlarının korunmasının önemini ortaya koymaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/2520-S.22.3821
BAŞVURU NO : 2021/8706
KARAR TARİHİ : 24/02/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın nakil istemi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 26/04/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, ciddi psikolojik sağlık sorunları olduğunu, bu sağlık sorunlarının hekim raporlarıyla sabit olduğunu, Elazığ ilinde tutulması nedeniyle haklarının ihlal edildiğini, can güvenliğinin tehlikeye atıldığını, tedavisi için cezaevi şartlarının uygun olmadığı, bakıma muhtaç olduğunu, sağlık sorunlarının tedavisi için ailesinin bulunduğu İstanbul ilinde tedavi görmek istediğini, nakil taleplerinin kabul edilmediğini, bu nedenle aile bağlarının zedelendiğini, maddi ve manevi sıkıntılar yaşadığını, sağlık sorunlarıyla ilgili gerekli işlemlerin yapılmaması halinde telafisi imkânsız zararların doğacağını, son olarak
Elazığ Fethi Sekin Devlet Hastanesi tarafından hakkında rapor düzenlendiğini, bu raporların gereğinin yapılmadığını, astım hastalığı olduğunu, atak geçirmesi halinde ölümcül risk oluşturduğunu, bakıma muhtaç olması ve hastalığının tedavisi için ailesinin bulunduğu İstanbul iline isteğe bağlı naklinin yapılması gerektiğini, ailesiyle 3 yıldır iletişim kuramadığını, dilekçesinde belirttiği 8 ceza infaz kurumundan birine nakil istediğini, doğuştan engelli olduğunu, duyma ve konuşma problemleri olduğunu, hayati risk taşıması nedeniyle psikiyatrik tedavilerinin Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yapılması gerektiğini, bu tedavi isteğinin acil olduğunu, yapılmaması halinde telafisi mümkün olmayan zararlar göreceğini, annesinin yaşlı ve hasta olduğunu, İstanbul ilinde ikamet ettiğini, hasta annesinin uzun yolculuğu yapmasının mümkün olmadığını, yolculuğun Kovid-19 hastalığı açısından da risk oluşturduğunu, aile özlemi ve hasretinin her geçen gün intihara sürüklediğini, Elazığ ilinde yapılan tedavilerin hiçbir faydasının olmadığını, bakıma muhtaç olduğu halde cezaevinde tutulmasının insanlık dışı muamele olduğunu, psikolojik rahatsızlığının tetiklenmesi halinde cezaevi personelinin de hayatının tehlikede olacağının bilinmesi gerektiğini, ailesinden uzakta olması ve duyma ve konuşma sorunları olması nedeniyle uzaktan ailesiyle irtibat kuramadığını, bu suretle de görüş hakkının engellendiğini, tedavi amaçlı hastanelere sevk yapmanın mümkün olduğunu, hâlihazırda birçok hükümlünün başka hastanelere sevkinin yapıldığını,
hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporları uyarınca Metris R Tipi ceza İnfaz Kurumuna naklinin yapılması gerektiğini, ailesinden uzak olmanın ve hastalığının tedavi edilememesinden dolayı çok sayıda intihar girişiminde bulunduğunu iddia ederek tedavisi için İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları
Hastanesine sevkinin yapılmasını, öncelikle sağlık kurulu raporundaki tavsiye uyarınca Metris R Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin yapılmasını, bunun mümkün olmaması halinde İstanbul ilinde bulunan ceza infaz kurumlarından birine, bu da olmazsa sırasıyla Kocaeli Kandıra 2 No.lu F Tipi, Kocaeli
Kandıra 1 No.lu F Tipi, Tekirdağ 2 No.lu F Tipi, Tekirdağ 1 No.lu F Tipi, Edirne F Tipi ve Bolu F Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine naklinin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğünden 17/05/2021 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, yazımıza cevaben anılan idarenin 16/07/2021 tarihli ve sayılı yazısında özetle; 2.1. Anılan Kanun ve Genelgenin ilgili maddeleri uyarınca zorunlu nedenlerde nakil yetkisi Bakanlığa tanınmış olup adı geçenin Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan,
27.03.2018 tarihinde Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna kapsama gücünün
aşılması nedeniyle naklinin gerçekleştirildiği, 2.2. Adı geçenin bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 2.3.Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.4. Başvuranın naklini talep ettiği; Metris 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının
%148, Metris 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %146, Kartal H Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %137, Maltepe 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %136, Maltepe 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %130, Maltepe 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %170, Maltepe Çocuk ve Gençlik
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %97, Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %85, Silivri 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %132, Silivri 2 No.lu
L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %132, Silivri 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun doluluk oranının %118, Silivri 4 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının
%130, Silivri 5 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %136, Silivri 6 No.lu L Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %133, Silivri 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %126, Silivri 8 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %129, Silivri
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %64, Ümraniye E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %125, Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %107, Üsküdar/Paşakapısı Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %72, Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %88, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun doluluk oranının %120, Kocaeli 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun doluluk oranının %73, Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun doluluk oranının %83, Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun doluluk oranının %81, Tekirdağ 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun doluluk oranının %77 olduğu, 2.5. Adı geçenin psikolojik rahatsızlığı ile ilgili tüm raporların ve astım hastalığına ilişkin tedavi kayıtlarının bir örneğinin ekte gönderildiği, 2.6. Hükümlü ‘in intihar girişiminde bulunduktan sonra barındırıldığı odada olayın tekrarlanmasına sebep olacak herhangi bir materyalin bulundurulmadığı, hükümlünün intihar girişiminden sonra Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi THAP Erkek Servisinde tedavi gördüğü ve sağlık raporlarının yazımız ekinde gönderildiği, 2.7. Adı geçenin anılan Kurumda barındırıldığı süre içerisinde herhangi bir ziyaretçisinin gelmediğinin
UYAP kayıtlarından anlaşıldığı, 2.8. Adı geçen hakkında Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen raporda Bakırköy
Ruh ve Sinir Hastalıları Hastanesine sevki gerekli görülen herhangi bir ifade bulunmadığından ve adı geçenin hastalığına ilişkin takiplerinin Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yapılması nedeniyle talebinin uygun görülmediği, 2.9. Hükümlü ‘in anılan kurumda barındırıldığı süre içerisinde telefon görüşü yapmadığı, 2.10. Adı geçenin fiziksel olarak herhangi bir engellik durumunun bulunmadığı, 2.11. Adı geçen hakkında düzenlenen 26.02.2020 tarihli ve sayılı raporda,”Adı geçenin atipikpsikoz denilen ruhsal rahatsızlığa duçar olduğu, bu nedenle R Tipi Ceza İnfaz Kurumunda kalmasının uygun olacağı, bakıma muhtaç olduğu, psikiyatri tedavilerinin düzenli sürdürülmesi hasta yararı açısından ailesine yakın bir yerde cezasının infazı ve psikiyatrik tedavisinin devamının uygun olacağını bildirir sağlık kurulu raporudur.” ifadelerine yer verildiği, bahse konu rapor üzerine Genel Müdürlüğümüzün 17.08.2020 tarihli ve – – sayılı yazısı ile “Sağlık kurulu raporunun yetersiz olması, adı geçen hükümlünün ‘ağır hasta veya başkasının bakımına muhtaç’ olup olmadığı veya Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 18 inci madde kapsamında olup olmadığı açıkça belirtilmediğinden başka ceza infaz kurumuna nakli değerlendirilememiştir.” ifadeleri gereği nakil talebinin reddedildiği, 2.12. Hükümlü ‘in bakıma muhtaç olup olmadığını bildiren sağlık kurulu raporunun ekte gönderildiği, 2.13. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda oldukları, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği,
2.14. Genel Müdürlüğümüzün 24.07.2020 tarihli ve 12403619.207.99/6296/88523 sayılı genel yazısı ile ağustos ayı ile sınırlı ve bir defaya mahsus olmak üzere; kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü, hükümözlü ve tutukluların isteğe bağlı nakil taleplerinin alınarak Bakanlığa gönderilmesinin uygun görüldüğü, nakil taleplerinin değerlendirmeye alınıp alınmayacağına Sağlık Bakanlığı Bilim
Kurulunun hükümlü ve tutukluların nakillerine ilişkin tavsiyeleri doğrultusunda karar verileceği, 2.15. Geçen süre zarfında Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda pandeminin seyri dikkate alınarak ağustos ayında alınan nakil talepleri yukarıda izah edildiği üzere, Sağlık Bakanlığı
Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü/tutuklu nakilleri geçici olarak durdurulmuş olduğundan 04.11.2020 tarihli ve 12403619.207.99/10667/128037 sayılı yazımızda; ikinci bir talimata kadar kapalı ceza infaz kurumlarında kalan hükümlü, hükümözlü ve tutukluların isteğe bağlı nakil taleplerinin alınmaması ve Bakanlığa gönderilmemesi, mahallinde reddedilmesinin uygun görüldüğü, 2.16. Bunun yanı sıra, 05.03.2021 tarihli ve E-35211520-249.01-890/20512 sayılı genel yazı ile 01.03.2021-19.03.2021 tarihleri arasında bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alındığı ve
19.03.2021 tarihi itibarıyla sistemin taleplere kapatıldığı, ancak Kovid-19 pandemi seyrine göre Sağlık
Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda ileriki aylarda nakillerin açılması durumunda adı geçenin tekrardan isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirileceği,” 3. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğünden 08/12/2021 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, yazımıza cevaben anılan İdarenin 28/01/2022 tarihli ve sayılı yazısında özetle; 3.1. 27.12.2021 tarihi itibarıyla İstanbul ilinde bulunan ve talep edilen diğer ceza infaz kurumlarının mevcut ve doluluk oranlarını gösterir tablonun ekte gönderildiği, 3.2. Adı geçen hakkında Genel Müdürlüğümüzün 15.06.2021 tarihli ve – / sayılı yazısına istinaden, tedavi nedeniyle nakle esas sağlık kurulu raporu işlemlerinin başlatıldığı, buna göre Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesinin 26.02.2020 tarihli sağlık kurulu raporunda, “Adı geçenin atipik psikoz denilen ruhsal rahatsızlığa duçar olduğunu, bu nedenle R tipi cezaevinde kalmasının uygun olacağını, bakıma muhtaç olduğunu, psikiyatri tedavilerinin düzenli sürdürülmesi hasta yararı açısından ailesine yakın bir yerde cezasının infazı ve psikiyatrik tedavisinin devamının uygun olacağını bildirirsağlık kurulu raporudur.” ifadelerine yer verildiği, 3.3. Söz konusu raporda adı geçenin psikolojik rahatsızlığı nedeniyle bakıma muhtaç olduğu belirtilmiş ise de, fiziksel açıdan bir engel ya da bakıma muhtaçlığı olduğuna dair bir hususun bulunmadığı, ayrıca adı geçenin 5275 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamında değerlendirildiğine dair bir kararın da verilmediği, bu nedenle adı geçenin R tipi kapalı ceza infaz kurumuna veya 5275 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre mahsus bölümü bulunan ceza infaz kurumlarına naklinin değerlendirilemediği, 3.4. Diğer taraftan, Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesinde 50 yataklı THAP (Tutuklu Hükümlü
Adli Psikiyatri) servisinin bulunduğu, adı geçenin tedavisinin mahallinde yapılamadığına yönelik de alınan herhangi bir sağlık kurulu raporunun bulunmadığı, 3.5. Buna göre, mevcut sağlık evrakına göre adı geçenin tedavi nedeniyle nakli hususunda bir değerlendirme yapılamayacağı, ancak ailevi nedenlerle isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin bu doğrultuda değerlendirilebileceği,
4. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz
Kurumu Müdürlüğünden 13/10/2021 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, yazımıza cevaben Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 01/12/2021 tarihli ve sayılı yazısı ekinde sunulan Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 01/12/2021 tarihli ve sayılı yazısında özetle; Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesince düzenlenen 20/10/2021 tarihli raporunda “Hakkındaki kararın Adli Tıp Kurumunca verilmesi uygundur” kanaatinin bildirildiği ifade edilmiştir.
5. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz
Kurumu Müdürlüğünden 06/12/2021 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, yazımıza cevaben Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 25/01/2022 tarihli ve sayılı yazısı ekinde sunulan Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 21/01/2022 tarihli ve sayılı yazısında özetle; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen 03/01/2022 tarihli ve sayılı raporunda “T.C Anayasası’nın 104.maddesinde belirtilen sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında değerlendirilmediği, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanunun 16/6. maddesi kapsamında değerlendirilmediği, hayatını yalnız idame ettirebileceği, –
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/1. ve 16/2. maddesi kapsamında
değerlendirilmediği, tedavisi ve önerilen aralıklarla düzenli poliklinik kontrollerinin sağlanarak cezaevi şartlarında infazına devam edilebileceği” mütalaa edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 6.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
6.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 6.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler” 7. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 8. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkân verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 9. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 10. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 10.1. “İnfazda temel ilke” başlıklı 2. maddesinde; “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.
(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.
10.2. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 10.3. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili
bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 10.4. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “- (1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.
10.5. “Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi” başlıklı 16. maddesinin birinci fıkrasında; “ (1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.”, 10.6. “Akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlığı olan hükümlülerin cezalarının infazı” başlıklı 18.
maddesinde; “ (1) Hapsedilme ve diğer nedenlerden kaynaklanan akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına geri gönderilenlerin cezaları, belirlenen infaz kurumlarının mahsus bölümlerinde infaz edilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilenlerin cezalarının infazı için belirlenen infaz kurumlarının ihtiyaç duyduğu uzman ve diğer tıp görevlileri, Sağlık Bakanlığınca karşılanır.”, 10.7. “Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27. maddesinde; “(1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır.
(2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.”, 10.8. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”, 10.9. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde, “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;
a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.
10.10. “Hastalık Nedeniyle nakil” başlıklı 57. maddesinde, “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.
(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde
Adalet Bakanlığına bilgi verilir.
(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.
10.11. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71. maddesinde; “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde
Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.
10.12. “Hastaneye sevk” başlıklı 80. maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.”, 11. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile
Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokol’ün;
11.1. “Acil sağlık sorunları hâlinde sevk” başlıklı 29. maddesinde; “ (1) Hükümlü ve tutuklular, acil veya hayati bir sağlık sorunu nedeniyle muayene, teşhis ve tedavi amacıyla kurumun bulunduğu yerdeki sağlık kuruluşuna hekim raporu ile hekimin bulunmaması hâlinde ise kurum amiri veya nöbetçi amirinin yazılı izni ile sevk edilir.
(2) Ancak acil durumlarda acil çağrı merkezi vasıtasıyla 112 acil yardım aracıyla sevk istenir.”, 11.2. “Hastanelerdeki tedavilerin hükümlü koğuşlarında yapılması” başlıklı 33. Maddesinin birinci fıkrasında; “ (1) Hastaneye sevk edilen hükümlü ve tutuklular, yatarak tedavi edilmeleri gerektiği takdirde, o hastanede bunlara tahsis edilen hükümlü koğuşuna yatırılır ve tedavileri burada yapılır. Hastanede hükümlü koğuşu olmadığı takdirde, jandarma tarafından gerekli güvenlik tedbirleri alınarak oluşturulacak geçici hükümlü koğuşlarında tedavileri tamamlanır.”, 11.3. “Hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavilerinin yapılacağı hastaneler” başlıklı 34.
Maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “ (1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavileri, bulunduğu yer ya da en yakın Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşlarında yapılır.
2) Bu hastanelere gönderilen hükümlü ve tutukluların başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu
raporuyla; acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde ise varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilen ve başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleşmediği, hastaya nerede ve ne tür tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla olur. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.”, 12. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin Nakillerinde
Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında;“ Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”, 13. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi
İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Tüzük’ün “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘ j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”; 14. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesi ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’, 14.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1., 17.2. ve 17.3. maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’,
14.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , 15. Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli
Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavileri Nedeniyle Nakilleri, ceza Tehiri İşlemleri Konulu 06/01/2020 Tarihli ve 172 No.lu Genelgesinin; 15.1. Üçüncü Kısım Birinci Bölümünün “A-Tedavi Nedeniyle Hastaneye Sevk” başlığının birinci, ikinci ve üçüncü maddelerinde; “1-Ceza İnfaz Kurumlarında Bulunan Kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; Hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için
Devlet veya üniversite hastanelerine sevk edileceklerdir.
2- Acil durumlarda, hükümlü ve tutuklular için 112 acil servis hizmeti ivedilikle sağlanarak, gerekli güvenlik önlemleri çerçevesinde tedavileri gerçekleştirilecektir.
3- Hükümlü ve tutukluların acil olarak, sağlık kuruluşuna sevki gerektiğinde, aile hekiminin veya kurum hekiminin kurumda olması halinde hekim raporuyla, bulunmaması durumunda, o an kurumda bulunan en üst yetkilinin yazılı izniyle, gerekli güvenlik tedbirleri alınarak, ivedilikle sevki sağlanacaktır.
15.2. Üçüncü Kısım Birinci Bölümünün “B-Tedavi Nedeniyle Nakil” başlığının sekizinci maddesinde; “1- Devlet hastaneleri ya da üniversite hastanelerine gönderilen hükümlü ve tutukluların, başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde, mevcut ise biri hastalığın uzmanı olmak üzere, iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkün olacaktır.
2- Hükümlü ve tutukluların bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekli olup; aksi halde hükümlü ve tutuklular ait olduğu ceza infaz kurumuna iade edilecektir.
8- İl veya ilçe dışındaki bir sağlık kuruluşuna sevk edilen hükümlü ve tutukluların, tetkik ve tedavilerin aynı gün bitmesi veya ileri bir tarihe randevu verilmesi halinde, aynı güvenlik kuvvetleriyle geldikleri ceza infaz kurumuna iadeleri sağlanacaktır. Yatarak tedavilerine karar verilmesi halinde ise hükümlü ve tutukluların evrakı o yer ceza infaz kurumu kayıtlarına geçirilmesi için ilgili cumhuriyet başsavcılığına teslim edilecektir.
Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
16. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmi
Tavsiye Kısmi Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 17. Başvuranın 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; tedavisi için ailesinin bulunduğu İstanbul ilindeki Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevkinin yapılmasını, öncelikle sağlık kurulu raporundaki tavsiye uyarınca Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin yapılması, bunun mümkün olmaması halinde İstanbul ilinde bulunan ceza infaz kurumlarından birine, bu da olmazsa sırasıyla Kocaeli Kandıra 2 No.lu F Tipi, Kocaeli Kandıra 1 No.lu F Tipi, Tekirdağ 2 No.lu F Tipi, Tekirdağ
1 No.lu F Tipi, Edirne F Tipi ve Bolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine naklinin yapılması
talep edilmektedir.
18. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin maddi ve manevi yönden sağlıklı olmaları infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
19. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56.
maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.
20. 5275 sayılı Kanun, ilgili Tüzük ve 167 sayılı Genelge’de hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık
5275 sayılı Kanun, ilgili Tüzük, ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen, ‘Kendi istekleri
ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.
21. Anayasamızın 20. maddesi ve AİHS’in 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)
22. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v. Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale
getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.
maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
23. Hem AİHM kararlarında hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere
Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
24. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
25. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.
Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
26. Somut olayda ilgili idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde; 26.1. Başvurana “Disosyal Kişilik Bozukluğu-Atipik Psikoz” hastalığı teşhisi konulduğu, 03/04/2018 tarihli psikolog görüşünde; “Başvuranın psikolojik durumunun Kurumda barınmasına uygun olmadığı, psikososyal servisi olan bir kurumda kalmasının uygun olacağı, hastaneye sevkinin uygun olacağının” ifade edildiği, 20/07/2018 tarihli Psiko-Sosyal Servis Raporunda; “başvuran ile sözlü ve yazılı iletişim kurulamadığı, birçok kez kendisine zarar verdiği ve intihar girişiminde bulunduğu, koğuştaki diğer hükümlüye cinsel istismar iddiasında bulunması nedeniyle 3 kişilik koğuşta kalmasının da sakıncalı olduğu, tek kişilik odada kalmasının uygun olmadığına yönelik sağlık kurulu raporu olması nedeniyle Elazığ Ruh
ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevki yapılarak 25/04/2018 – 10/05/2018 tarihleri arasında tedavi altına alındığı, daha sonrasında 10/05/2018 – 18/07/2018 tarihleri arasında Elazığ E Tipi Ceza İnfa Kurumu
Psiko-Sosyal servisinde tedavi altına alındığı, hükümlünün mevcut hastalığının tedavisi için kullanılan ilaçların kurum doktoru, Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi ve Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi tarafından düzenli olarak reçete edildiği, başvuranın 29/01/2019-07/03/2019 tarihleri arasında ve 07/10/2020 tarihinde Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde, 27/11/2020-11/12/2020 tarihleri arasında Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi THAP Servisinde tedavi edildiği, 26.2. Başvuranın bakıma muhtaç olup olmadığının tespitine yönelik hakkında rapor tanzim edilmesi için
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine sevk edildiği, Elazığ Fethi Sekin Hastanesinin 20/10/2021 tarihli raporunda “Hakkındaki kararın Adli Tıp Kurumunca verilmesi uygundur” kanaatinin bildirildiği, başvuranın Adli Tıp Kurumuna sevk edildiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen 03/01/2022 tarihli ve sayılı raporunda “T.C Anayasası’nın 104. maddesinde belirtilen sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında değerlendirilmediği, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanunun 16/6. maddesi kapsamında değerlendirilmediği, hayatını yalnız idame ettirebileceği, –
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/1. ve 16/2. maddesi kapsamında
değerlendirilmediği, tedavisi ve önerilen aralıklarla düzenli poliklinik kontrollerinin sağlanarak cezaevi şartlarında infazına devam edilebileceği”nin mütalaa edildiği, sonuç olarak başvuranın bakıma muhtaç olmadığının tespit edildiği görülmüştür.
26.3. Dolayısıyla, 5275 sayılı Kanunun “Hastalık Nedeniyle nakil” başlıklı 57’nci maddesi uyarınca başvuranın tedavisinin bulunduğu hastanede gerçekleştirilememesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, zira başvuranın tedavisinin 50 yataklı THAP (Tutuklu Hükümlü Adli Psikiyatri) servisi bulunan
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesinde gerektiği gibi yapıldığı, bu kapsamda başvuranın hastalık nedeniyle nakil olmasının zorunlu olmadığı ve hastalık nedeniyle nakil şartlarını taşımadığı değerlendirilmiştir.
26.4. Bununla birlikte, Elazığ E Tipi Ceza İnfaz Kurumu Psiko-Sosyal servisi tarafından başvuranın mevcut durumu itibariyle kurumda barındırılmasının uygun olmadığı, kurumda barındırılmasının başvuranın sağlığını ve ruhsal durumunu olumsuz etkileyeceği, devamlı olarak Psiko-Sosyal servis koğuşu olan ya da
5275 sayılı Kanunun 18/1 maddesi kapsamında R tipi ceza infaz kurumunda kalmasının değerlendirilmesi
amacıyla hastaneye sevkinin uygun olacağı” görüşünün ifade edildiği, başvuranın 4 kez intihar teşebbüsünde bulunduğu, Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 27/03/2019 tarihli Sağlık Kurulu
Raporunda “Başvuranın Atipik Psikoz denilen ruhsal hastalığa düçar olduğu, R tipi ceza infaz kurumunda kalmasının uygun olacağı fakat sevki sağlanana kadar psikiyatrik tedavisinin düzenli sürdürülebilmesi ve hasta yararı açısından ailesine yakın bir yerde, psikososyal servisi bulunan bir ceza infaz kurumunda cezasının devamının uygun olacağının” mütalaa edildiği, Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesinin 06/03/2020 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda ise “Başvuranın Atipik Psikoz denilen ruhsal hastalığa düçar olduğu, R tipi ceza infaz kurumunda kalmasının uygun olduğu, bakıma muhtaç olduğu, psikiyatri tedavilerinin düzenli olarak sürdürülmesi, hasta yararı açısından ailesine yakın bir yerde cezasının infazı ve psikiyatrik tedavisinin devamının uygun olacağının” bildirildiği, 26.5. Ayrıca başvuranın konuşma engelinin bulunduğu, Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza
İnfaz Kurumuna naklinin yapıldığı 27.03.2018 tarihinden itibaren bugüne kadar herhangi bir ziyaretçisinin gelmediği ve telefon görüşmesi yapmadığı anlaşılmıştır.
27. Bu kapsamda her ne kadar idarenin cevabi yazısından, başvuranın F tipi yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği, bu kurumların “güvenlik” gerekçesiyle başvuranın durumuna uygun kurumların doluluk oranlarının %100’e ulaştığı anda gerekli tedbirler alınarak F tipi yüksek
güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının mevcutlarının (olağan dışı durumlar hariç) hiçbir zaman kapasitenin üzerine çıkarılmadığı ve somut olayda başvuranın, hastalık nedeniyle nakil koşullarını taşımadığı anlaşılsa da 26.4. No.lu paragrafta bahsedilen Sağlık Kurulu Raporlarındaki hususların ve başvuranın konuşma engeli nedeniyle telefon görüşmesi yapamadığı hususunun dikkate alınması gerektiği, bu çerçevede başvurana uygulanacak tedavilerin etkisini artırarak “yaşam hakkını” ve “sağlık hakkını” korumak amacıyla ailesinin ikametine yakın bir Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebine öncelik verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
28. Nitekim benzer bir başvuruda (2020/86014 başvuru numaralı dosya), konuşma engeli ve psikolojik rahatsızlığı bulunan bir mahkûmun, ailesinin ikametinin bulunduğu yerdeki ceza infaz kurumlarından birine naklinin yapılması istemiyle Kurumumuza başvurduğu, dosya kapsamında başvuranın cezasının infazına ailesine yakın bulunan cezaevinde devam etmesinin hastalığı açısından yararlı olacağına ilişkin sağlık kurulu raporu yer aldığı ve hastalığının tedavisi için ailesinin desteğine ihtiyaç duyduğundan bahisle
“…başvuranın sağlık durumu ve ailevi sebeplerle Ceza İnfaz Kurumlarından birine nakledilmesi talebinin
COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, idarece mümkün olan en kısa sürede öncelikli olarak yerine getirilmesi için” yönünde tavsiye kararı verildiği görülmüştür.
29. Kurumumuzca yapılan değerlendirmede sonuç olarak; idarelerin hükümlülerin insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunduğu, bu kapsamda yaşam haklarının ve sağlık haklarının korunması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği, başvuranın bulunduğu kuruma ya da burada sağlanan sağlık hizmetlerine ilişkin herhangi bir şikâyette bulunmadığı, ancak hastalığının tedavisi için ailesinin desteğine ihtiyaç duyduğunu ifade ederek nakil talebinde bulunduğu, bu kapsamda başvuranın nakil talebi değerlendirilirken 26.4. No.lu paragrafta yer verilen Sağlık Kurulu Raporlarında belirtilen hususların da dikkate alınması gerektiği, bu çerçevede başvurana uygulanacak tedavilerin etkisini artırarak “yaşam hakkını” ve “sağlık hakkını” korumak amacıyla COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben başvuranın ailesinin ikametine yakın bir Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebine öncelik verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 30. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana itiraz, şikâyet mercii ve süresi bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı, ayrıca başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderilmediği, bu nedenle “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı görülmüştür. İdareden bundan sonra bu ilkelere de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
31. 6328 sayılı Kanun’un “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 25/10/2021 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvuranın sağlık durumu ve ailevi sebeplerle talep ettiği ceza infaz kurumlarından birine naklinin yapılmasını talebinin COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, idarece mümkün olan en kısa sürede öncelikli olarak yerine getirilmesi için ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığı tarafından bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi