onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, bir rücuen tazminat davasında davalı doktorun sorumluluğu üzerine odaklanmaktadır. İlk Derece Mahkemesi, davalı doktorun olayda tıbbi bir kusurunun bulunmadığına ve asıl kusurun hastane yönetiminde olduğuna karar vermiştir. Davacı vekili, bu kararı istinaf ederek bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve davalı doktorun ihmali davranışta bulunduğunu iddia etmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını onayarak davalı doktorun sorumluluğuna dair bir kusur bulunmadığını belirtmiştir.

Yargıtay, temyiz aşamasında, davacının rücu şartlarının oluştuğunu savunmasına rağmen, 7406 sayılı Kanun’un 15. maddesi gereğince, kamu kurumlarında görevli hekimlerin sağlık hizmeti sunumu sırasında yaptıkları işlemler nedeniyle açılan rücu davalarında Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvuru yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Bu bağlamda, davacıya iki aylık süre verilmesi gerektiği ve başvuru yapılmaması halinde davanın usulden reddedileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

4. Hukuk Dairesi         2021/25924 E.  ,  2024/1125 K.

    “İçtihat Metni”


    MAHKEMESİ :…Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/2435 E., 2021/2440 K.
    DAVA TARİHİ : 25.02.2020
    HÜKÜM/KARAR : Red -Esastan red
    İLK DERECE MAHKEMESİ :…4. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2020/87 E., 2021/276 K.

    Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının…Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde uzman doktor olarak görev yaptığını, dava dışı… ve …in bebeklerinin 24.12.2008 tarihinde ölü olarak dünyaya geldiğini, dava dışı anne ve baba tarafından…1. İdare Mahkemesinin 2017/1961 Esas sayılı dosyası üzerinden davacı idare aleyhine tazminat davası açıldığını, dava sonucunda hükmedilen tazminatın hak sahiplerine davacı idare tarafından ödendiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 196.453,03 TL’nin davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte rücuen tahsilini istemiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı doktorun meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığını, kusurun tamamen dava dışı gebe hastayı sancısı olmasına rağmen sabaha kadar doğum salonunda bekleten doğum odası görevlileri ve nöbetçi doktorda olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece kusura ilişkin rapor alındığı, alınan 05.05.2021 tarihli heyet kusur raporuna göre, bebeğin ölü doğumu olayında davalı doktora atfedilecek tıbbi bir kusurun olmadığı, asıl kusurun hastane içi işleyiş ve sağlık personeli arasında olması zorunlu işbirliğinin oluşmasını sağlamayarak organizasyon kusurunu oluşturan hastane yönetiminde olduğu, davalının kusurunun bulunmaması nedeniyle sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, eksik ve yetersiz inceleme sonucu düzenlendiğini, ret kararının hatalı olduğunu, davalı doktorun meydana gelen olayda gereken önlemleri almayarak ihmali davranışı olduğunu, bu nedenle rücu şartlarının oluştuğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf sebepleri ile sınırlı inceleme yapıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan 05.05.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporuna ve ceza dosyası içeriğinde bulunan 13.04.2016 gün ve 1981 karar sayılı ATK 1. İhtisas Kurulu raporu ile 12-13/10/2011 toplantı tarih ve 12918 karar sayılı Yüksek Sağlık Şurası raporuna nazaran dava dışı bebeğin ölümünde davalı doktorun tıbbi kusurunun bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi isabet ise de kamu düzenine ilişkin olmayan bu hususu davacının istinaf sebebi yapmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, AYM 129/5 maddesi gereği kamuda çalışan doktorların görevleri sırasındaki eylemlerinden dolayı kendilerine rücu edilmek şartıyla devlet aleyhine dava açılabileceğini, rücu şartlarının oluştuğunu, Yüksek Sağlık Şurası kararında bu durumun netleştiğini, davalı doktorun meydana gelen olayda gereken önlemleri almayarak kusurlu davrandığını, vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık; davacının…Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde görevli uzman doktor olan davalının dava dışı… ve …in bebeklerinin 24.12.2008 tarihinde ölü olarak doğması olayında hatalı müdahale sonucu hizmet kusuru nedeniyle hak sahiplerine ödenen bedelin davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun), 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 27.05.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7406 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na (3359 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 18, 7406 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Kanun’a eklenen geçici 13 üncü madde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 73 üncü maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Resmi Gazete’de 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Kanun’a eklenen geçici 13 üncü madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.

    Dosya kapsamından, davalı doktor …’nun olay tarihinde…Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde uzman doktor olduğu, dava dışı… ve …in bebeklerinin 24.12.2008 tarihinde ölü olarak doğması nedeniyle, dava dışı anne ve baba tarafından olayda hizmet kusuru olduğundan bahisle … aleyhine…1. İdare Mahkemesinde 2017/1961 Esas 2018/164 Karar sayılı dosyası ile açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiği, anılan karar gereği ödenen bedelin davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

    2. Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.