|
ÖZET: Başvuran, ailesinin ikametine yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmiştir. Ancak, başvuranın bulunduğu kurumda, aynı suç grubundan hükümlülerle kalması ve örgütsel bağını koparmadığı gerekçesiyle iyi halli olmadığına dair bir karar verilmiştir. Bu durum, başvuranın denetimli serbestlik tedbirinden faydalanmasını engellemiştir. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesi, koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi halli hükümlülerin denetimli serbestlik tedbiri ile infazına olanak tanımaktadır. Ancak, başvuranın durumu, infaz hakiminin takdirine bağlı olarak değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak, başvuranın nakil talebi, infaz kurumlarının doluluk oranları ve başvuranın iyi halli olmaması gibi sebeplerle reddedilmiştir. İdare, başvuranın talebinin reddine dair hukuka uygun bir gerekçe sunmuş ve bu durum, başvuranın aile bağlarının korunması açısından da dikkate alınmıştır. Ancak, ileride nakil koşullarının sağlanması durumunda, başvuranın talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/1107-S.22.1706
BAŞVURU NO : 2021/13006
KARAR TARİHİ : 25/01/2022
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Başvuran, ailesinin ikametine yakın bir ceza infaz kurumuna naklini
BAŞVURUNUN KONUSU :
talep etmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 30/07/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran tarihli ilk dilekçesinde özetle yaklaşık 60 aydır tutuklu/hükümlü olarak İzmir
Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda barındırıldığını, ailesinin Afyonkarahisar’da ikamet ettiğini, eşinin de kendisinin de kamu görevlerinden ihraç edildiklerini, hiçbir gelirlerinin olmadığını, maddi imkânsızlıklar, çocuklarının eğitimi, İzmir-Afyonkarahisar arasındaki mesafenin fazla ve masraflı olması sebebiyle 5 yıldır çocukları ile çok az görüşebildiklerini, çocuklarının kendisiyle görüşmek istemediğini, çocuklarının kendisinin ilgisi ve desteğine, kendisinin de çocuklarının sevgisine ve ilgisine ihtiyacı olduğunu, ancak 4 yıldır Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü nezdinde yapmış olduğu nakil taleplerinin reddedildiğini ifade ederek, aile bağlarının kopmaması için ekli dilekçesindeki ceza infaz kurumlardan birine acilen naklinin gerçekleştirilmesini Kurumumuzdan talep etmiştir.
2. Başvuran Kurumumuza iletmiş olduğu 08/11/2021 tarihli dilekçesinde ise özetle, 13/04/2021 tarihinde denetimli serbestliğe hak kazandığını, çocuklarına bakan kayınvalidesinin geçirdiği ameliyat sebebiyle artık çocuklarına bakamayacağını, çocuklarının kendisine olan ihtiyacının her zamankinden fazla olduğunu ifadeyle, denetimli serbestlik tedbirinden faydalanabileceği ekli dilekçesindeki infaz kurumlarından birine acilen naklini talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
3. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden 14/09/2021 tarihli ve sayılı; 30.11.2021 tarihli ve sayılı yazılarımız ile bilgi ve belge talep edilmiştir.
4. Genel Müdürlüğün 29/11/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısında; /
4.1. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 4.2. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 4.3. Bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması nedeniyle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 4.4. Adı geçenin naklini talep ettiği; – Dinar T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 400, mevcudunun 450, doluluk oranının %113, – Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1500, mevcudunun 1700, doluluk oranının
%113, – Isparta E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 750, mevcudunun 1040, doluluk oranının
%139, – Burdur E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 734, mevcudunun 802, doluluk oranının %109, – Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1670, mevcudunun 1649, doluluk oranının
%99, – Burhaniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1350, doluluk oranının
%135, – Yenişehir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 170, mevcudunun 229, doluluk oranının
%135, – Aksaray T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1200, mevcudunun 1341, doluluk oranının
%112, – Kayseri Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 460, mevcudunun 429, doluluk oranının %93, – Aydın E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 730, mevcudunun 1002, doluluk oranının
%137, – Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 817, doluluk oranının %82, – Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1600, mevcudunun 1786, doluluk oranının
%107, – Ordu E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 620, mevcudunun 730, doluluk oranının %118, – Bayburt M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 294, mevcudunun 168, doluluk oranının
%57, – Kırşehir E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 650, mevcudunun 679, doluluk oranının
%104 olduğu,
4.5. Başvuranın barındırıldığı İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 900, mevcudunun 700, doluluk oranının %78 olduğu, 4.6. Başvuranın son 6 ayda eşi İlhan Özdal ve çocukları Betül Özdal ile Muhammed Fatih Özdal tarafından ziyaret edildiği, 4.7. Başvuranın, eşi İlhan Özdal ismine kayıtlı telefon numarası üzerinden düzenli olarak haftalık telefon görüşmesini gerçekleştirdiği, 4.8. 5275 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırıldığı, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil talepleri ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği, 4.9. Yukarıda belirtilen kapalı ceza infaz kurumlarının, tamamı yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumu olmayıp, bir bölümünün yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumu olması nedeniyle hükümlülerin barındırılabileceği oda sayısı kısıtlı ve odaların kapasitelerinin de dolu olduğu, 4.10. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemler ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 4.11. Diğer yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceği değerlendirildiği, bu kapsamda adı geçeninde kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi nedeniyle nakil taleplerinin uygun değerlendirilmediği, 4.12. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değiştiği, bu nedenle, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel
Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 4.13. Ayrıca adı geçenin ‘Silâhlı terör örgütüne üye olma (FETÖ/PDY)’ suçundan hükümlü olması nedeniyle, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği ve talep ettiği kurumların bir bölümünün yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu olduğu, bu nedenle hükümlü/tutukluların nakilleri yapılırken sadece doluluk oranları değil, terör ve örgütlü suçlar oranları dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, 4.14. Covid-19 pandemisi nedeniyle virüsün kurumlarda yayılmaması için alınan önlemler kapsamında; başka bir hastalık nedeniyle hastanelere sevk edilen, kuruma ilk defa kabul edilen, güvenlik ve duruşma gibi zorunlu nedenlerle nakil edilen hükümlü tutukluların kurumlara girişlerinde 14 gün boyunca izolasyona tabi tutulmaları gerektiği için kurum kapasitelerinde artış görüldüğü, Ayrıca, 2021 yılı Eylül ayı içerisinde bir defaya mahsus isteğe bağlı nakillerin açıldığının 20.08.2021 tarihli ve E-35211520-249.01-3495/79791 sayılı yazı ile tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği ve 01.09.2021 – 10.09.2021 tarihleri arasında
TENSİS üzerinden nakillerin alındığı ve 10.09.2021 tarihinde sistemin otomatik nakillere kapandığı, adı geçenin de söz konusu tarihler arasında nakil talebinde bulunduğu, ancak talep ettiği kurumların kapasitesinin dolu olması nedeniyle naklinin Genel Müdürlüğün 27.09.2021 tarihli ve sayılı yazısıyla uygun olarak değerlendirilemediği, Sağlık Bakanlığı Bilim
Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda ileriki aylarda nakillerin tekrar açılması ve adı geçenin de isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirilebileceği, bilgilerinin verildiği görülmüştür.
5. Başvuranın 08/11/2021 tarihli dilekçesinde 13/04/2021 tarihinde denetimli serbestliğe hak kazandığını ifadeyle nakil talep ettiği kurumların farklılaşması üzerine Genel Müdürlükten alınan 31/12/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazıda ise; 5.1. Adı geçenin infaz etmekte olduğu 7 yıl 6 ay hapis cezasından dolayı koşullu salıverilme tarihinin
13.04.2022 olduğu,
5.2. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinin birinci fıkrasında, “Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi halli hükümlülerin talebi halinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.” hükmü, 5.3. Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinde, “Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması” hükmünün yer aldığı, adı geçenin, kendisiyle aynı suç grubundan olan hükümlü ve tutukluların barındırıldığı koğuşta kaldığı, kurumda kaldığı süre içerisinde, tarafsız koğuşta kalma talebinin bulunmadığı, mensubu olduğu örgütten ayrıldığına ilişkin herhangi bir kanaat oluşmadığı, açık ceza infaz kurumuna ve denetimli serbestliğe ayrılmasının da bu aşamada uygun olmadığı, anılan Kurum İdare ve Gözlem Kurulunun adı geçen hakkında
05.11.2021 tarihli ve 2021/6520 sayılı kararıyla 09.05.2021-05.11.2021 tarihleri arasındaki dönem
değerlendirmesi sonucunda, “Adı geçenin hâlen kendisiyle aynı suç grubuna mensup hükümlülerle barındırıldığı koğuşta kaldığı ve örgütsel bağını koparmadığı anlaşıldığından değerlendirme dönemi itibarıyla iyi halli olmadığına, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 89 uncu maddesi ile Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair
Yönetmelik uyarınca iyileştirme programlarına katılımının ve gözleminin devamına; açık ceza infaz kurumuna ayrılma, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etme, ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilme tarihine kadar her altı ayda bir değerlendirmeye devam edilmesine” karar verildiği, 5.4. Adı geçenin anılan kurul kararına karşı yasal süresi içerisinde Karşıyaka 2. İnfaz Hâkimliğine şikâyet başvurusunda bulunduğu, 5.5. İlgili infaz hâkimliğince yapılan inceleme sonucunda, adı geçenin başvurusunun 26.11.2021 tarihli ve 2021/2048 sayılı kararıyla reddine dair karar verildiği, hükümlünün söz konusu karara karşı Karşıyaka 1.
Ağır Ceza Mahkemesine itiraz başvurusunda bulunduğu, anılan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan
inceleme sonucunda, adı geçenin itiraz başvurusunun reddine dair karar verildiği, söz konusu kararların adı geçen tebliğ edildiği, 5.6. Diğer taraftan, hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca her talebin uygun değerlendirilemediği, 5.7. Ayrıca, 5275 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi ile 05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgenin 15 inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, bulundukları ceza infaz kurumundan, başka ceza infaz kurumlarına nakil gitmek isteyen hükümlü ve tutukluların, gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri ve nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul ettiklerini belirtir şekilde yazmış oldukları dilekçelerini, ceza infaz kurumu idaresi aracılığı ile Genel Müdürlüğe gönderilmesi gerektiği, 5.8. Adı geçenin talepte bulunduğu; – Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 460, mevcudunun 376, doluluk oranının %82, – Kayseri Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 460, mevcudunun 421, doluluk oranının %92, – Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1670, mevcudunun 1819, doluluk oranının
%109, – Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 799, doluluk oranının %80, – Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1670, mevcudunun 1611, doluluk oranının
%96, – Isparta E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 750, mevcudunun 1083, doluluk oranının
%144, – Burdur E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 734, mevcudunun 860, doluluk oranının %117, – Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 748, mevcudunun 1087, doluluk oranının
%145, – Trabzon E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 589, mevcudunun 569, doluluk oranının
%95, – Bayburt M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 294, mevcudunun 166, doluluk oranının
%56 olduğu, – Aksaray Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun hizmete kapatılmış olması, Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun kadınlar için sınıflandırılmamış olması nedeniyle, bu ceza infaz kurumlarına naklinin mümkün olmadığı, bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 6.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”;
6.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 6.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 7. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 8. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19. maddesinde ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 9. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 9.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 9.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir: c)
Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 9.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. Maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.
(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.
9.4. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 9.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde, “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.
10. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 11. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin Nakillerinde
Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında;“ Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”, 12. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi
İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, /
ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”; 13. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesi ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’; 13.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’; 13.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
14. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 15. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; denetimli serbestlik tedbirinden faydalanabileceği ekli dilekçesindeki infaz kurumlarından birine veya ailesinin ikameti yakınında bulunan bir kapalı ceza infaz kurumuna naklinin gerçekleştirilmesini talep etmektedir.
16. İdareden temin edilen bilgi-belgelerden, başvuranın, bulunduğu Kurum İdare ve Gözlem Kurulunun başvuran hakkında 05.11.2021 tarihli ve 0 sayılı kararıyla 09.05.2021-05.11.2021 tarihleri arasındaki dönem değerlendirmesi sonucunda, “Adı geçenin hâlen kendisiyle aynı suç grubuna mensup hükümlülerle barındırıldığı koğuşta kaldığı ve örgütsel bağını koparmadığı anlaşıldığından değerlendirme dönemi itibarıyla iyi halli olmadığına, iyileştirme programlarına katılımının ve gözleminin devamına…” karar verildiği, başvuranın anılan kurul kararına karşı Karşıyaka 2. İnfaz Hâkimliğine itirazda bulunduğu, ilgili infaz hâkimliğinin 26.11.2021 tarihli ve 2021/2048 sayılı kararıyla başvurunun reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz başvurusunda bulunduğu, anılan Ağır
Ceza Mahkemesi tarafından adı geçenin itiraz başvurusunun reddine dair karar verildiği öğrenilmiştir.
17. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı başlıklı 105/A maddesinin birinci fıkrasında “… açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri
uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.” hükmü yer almaktadır.
18. Anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde, başvuranın cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesinin, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak infaz hakimi tarafından verilecek karara bağlı olduğu açıktır. Bir diğer ifade ile başvuranın çocuklarına yakın olmak amacıyla talep ettiği kurumlar tarafından iyi halli olduğuna karar verilmesi halinde dahi, denetimli serbestlik tedbirinden faydalanması kesin olmayıp, infaz hakiminin kararına bağlıdır. Bu durum karşısında, talebin Kurumumuzca yapılan değerlendirmesinde, başvuranın ilk paragrafta özetlenen “çocuklarına yakın olma” ihtiyacı dikkate alınmış, nakil işlemlerinde ailenin ihtiyaçları bakımından inceleme yapılmıştır.
19. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
20. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56.
maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.
21. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık
5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik, ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen ‘Kendi
istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.
22. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)
23. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.
maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
24. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere
Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
25. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
26. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.
Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
27. İdare tarafından, başvuranın suç grubu nedeniyle, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumların tamamının yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu olmadığı, bir bölümü yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu olması nedeniyle oda sayısının kısıtlı ve oda mevcutlarının da dolu olduğu, bu kurumlara yapılan nakil talepleri
değerlendirilirken sadece doluluk oranları değil, hükümlü ve tutukluların ceza miktarları ve örgütteki konumlarının da dikkate alındığı, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceği, başvuranın da kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi ve kapasitelerinin dolu olması nedeniyle nakil taleplerinin uygun değerlendirilmediği, Covid-
19 pandemisi nedeniyle alınan önlemler sebebiyle kurum mevcutlarında artış görüldüğü, ceza infaz
kurumlarının mevcutlarının günaşırı değiştiği, nakil işlemleri yeniden başladığında taleplerin mevcut verilere göre yeniden değerlendirileceği bildirilmiştir.
28. Kurumumuza ulaşan benzer nitelikte, “ailesinin ikameti yakınında bir kuruma nakil” istemli 2020/844 ve 2020/1571 numaralı başvurular hakkında 22/05/2020 tarih, 2020/7740-S.20.12162 sayılı ve 17/04/2020 tarih, 2020/6272-S.20.9914 sayılı “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret” kararları verilmiştir.
29. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, başvuranın yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumunda barındırılması gerektiği, başvuranın barındırıldığı İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranı
%78 iken ailesinin ikametine daha uzak iller de dâhil olmak üzere talep ettiği kurumların çoğunun doluluk oranının %100’ün üzerinde olduğu, Covid-19 pandemisi nedeniyle hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda kısıtlamanın kaldırılması durumunda nakil taleplerinin güncel verilere göre yeniden değerlendirmeye alınacağı, bu bakımdan başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğu; bununla birlikte, başvuranın aile birliğinin bozulduğuna ilişkin beyanları, çocuklarının eğitim çağında olduğu, ailesinin mesafe ve yol masrafları sebebiyle başvuranı ziyarete gitmesinin güçlüğü dikkate alınarak, nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda, Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 30. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazıda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
31. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Diğer yandan Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/