|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın mahkeme kararının yerine getirilmesi talebi üzerine yapılan değerlendirmede, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 14. maddesi uyarınca, mülkiyet hakkından doğan taleplere dair mahkeme kararlarının kesinleşmeden icraya konulamayacağı belirtilmiştir. İdare Mahkemesi’nin kararının henüz kesinleşmediği için başvuranın talebinin reddedilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Ayrıca, 19/06/2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun ile, kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış olan taşınmazlara ilişkin mahkeme kararlarının icrasının kesinleşmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu durum, mülkiyet hakkının korunması ve adil yargılanma hakkının sağlanması açısından önem arz etmektedir. Sonuç olarak, başvuranın talebinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile mahkeme kararının kesinleşmesini müteakip tazminat bedelinin ödenmesi hususunda Sağlık Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, idarenin mahkeme kararlarına uyma yükümlülüğünü ve hukukun üstünlüğünü pekiştirmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/1367-S.22.2101
BAŞVURU NO : 2021/13793
KARAR TARİHİ : 31/01/2022
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
SAĞLIK BAKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Mahkeme kararının yerine getirilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 16/08/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan şikayet başvurusunda bulunan Av. özetle; müvekkillerine ait taşınmaza kamulaştırmasız el atılması nedeniyle Eskişehir 1. İdare Mahkemesi’nin / E. /
K. sayılı kararı ile Sağlık Bakanlığı aleyhine tazminata hükmedildiğini, söz konusu mahkeme ilamına dayanarak Eskişehir İcra Daireleri nezdinde ilamlı icra takipleri başlattığını, icra emirlerinin iptali talebi ile idarece açılan davaların İcra Hukuk Mahkemesi tarafından reddedilerek kesinleştiğini, ancak ilgili idare tarafından icra dosyalarına ödeme yapılmadığını belirterek; icra dosya borçlarının ödenerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Sağlık Bakanlığı’ndan 02/09/2021 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili idarenin 30/09/2021 tarih ve E– – sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. , , , ve vekili Av.
tarafından, davacıların hisseli maliki olduğu, Eskişehir İli, Tepebaşı İlçesi, Eskibağlar
Mahallesi, ada, sayılı parselde bulunan taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından ve mülkiyet hakkın sınırlandırıldığından bahisle, 554.580,00 TL taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle, Sağlık Bakanlığı ve Tepebaşı Belediye Başkanlığı aleyhine
Eskişehir 1. İdare Mahkemesi’nin / esasına kayden açılan davada, mezkûr Mahkemenin
22/02/2021 tarihli ve E. / -K / sayılı kararı ile “davanın kabulüne, …davacıların hissesine düşen 554.580,00 TL’nin dava açma tarihi olan 21/06/2019 tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte, her bir idare yününden 08/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen sorumluluk miktarlarınca davacılara ödenmesine” karar verildiği, 08/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda Bakanlıktan talep edilebilecek toplam miktarın 476.010,00 TL olduğunun belirtildiği, 2.2. Söz konusu karara dayanılarak davacı vekili tarafından 04/02/2021 tarihli dilekçeyle Eskişehir İl Sağlık
Müdürlüğü’ne hitaben PTT kanalıyla yapılan başvuruda, Mahkeme kararında hüküm altına alınan kalemlerin kendilerine ödenmesi talebinde bulunulduğu, söz konusu evrakın 10/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği, 2.3. 12/06/2019 tarihli ve 30799 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7176 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen geçici 14 üncü madde ile kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerine tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen mahkeme kararlarının kesinleşmedikçe icraya konulamayacağı hüküm altına alındığı, İdare Mahkemesi kararı henüz kesinleşmediği için davacı vekiline herhangi bir ödeme yapılmadığı, 2.4. Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 14 üncü maddesinin birinci cümlesinde yer alan “Mahkeme kararları kesinleşmeden icraya konulamaz…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi’nin 04/02/2021 tarihli ve E.2019/89K.2021/10 sayılı kararı ile, malike aşırı bir külfet yüklenmesi ve kamu yararı ile, kişisel yarar arasında gözetilmesi gereken adil dengenin malik alehine bozulması gerekçesiyle iptaline karar verildiği ve mezkûr kararın 07/05/2021 tarihli ve 31477 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, 2.5. Bunun üzerine, davacı vekili tarafından Mahkeme kararında hüküm altına alınan vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hariç sadece asıl alacağa dayalı olarak 10/05/2021 tarihinde beş ayrı icra takibi başlatıldığı,(Eskişehir 1. İcra Müdürlüğü’nün E. / ; Eskişehir 2. İcra Müdürlüğünün E. / ; Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü’nün E. / , E / ve E. / Sayılı dosyaları) ve her bir icra dosyasına ait icra emrinin 11/05/2021 tarihinde Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğüne tebliğ edildiği, 2.6. Aynı ilama dayanılarak birden fazla icra takibi yapılmasının hakkın açıkça kötüye kullanımı niteliğinde olduğu ve icra dosyasında hesaplanan nispi icra vekâlet ücretinin hatalı olduğu, Kamulaştırma Kanunu’nun
Geçici 6 ncı maddesi uyarınca maktu vekâlet ücreti hesaplanması gerektiğinden bahisle anılan icra takiplerine karşı 18/05/2021 tarihinde şikâyet yoluna gidildiği, Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davalarda Mahkemece “şikayetin reddine”; Eskişehir 1. Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davalarda ise “şikayetin kısmen kabulü ile kısmen reddine” karar verildiği, söz konusu kararlara karşı Bakanlık tarafından Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu, (09/09/2021 tarihinde UYAP üzerinden yapılan sorgulamada) dosyaların istinaf aşamasında olduğu ve henüz kesinleşmediği, 2.7. Mezkûr icra takiplerine rağmen davacı vekili tarafından, İdare Mahkemesi kararında hüküm altına alınan kalemlerin ödenmesi için PTT aracılığıyla Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’ne hitaben yeni bir dilekçe gönderildiği, söz konusu dilekçenin 10/05/2021 tarihinde Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğüne tebliğ edildiği,
2.8. Davacı vekilinin aynı zamanda ilamlı icra takibi başlatması ve söz konusu icra takiplerine karşı şikâyet yoluna gidilmiş olması hususları ile birlikte, şikâyetlerin icra vekâlet ücretleri ile aynı ilama dayalı olarak birden fazla icra takibi yapılamayacağı sebeplerine dayanması; asıl alacağa yönelik herhangi bir itiraz ya da şikâyet olmaması nedeniyle başvurucu vekilinin iddialarının aksine herhangi bir hak kaybı yaşanmaması ve mülkiyet hakkından kaynaklı bir ihlal doğmaması amacıyla Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğünün 09/06/2021 tarihli ve sayılı yazısı ile Bakanlık Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğünden ödenek talep edildiği, 2.9. Bilahare Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünce; üçüncü kişilere ait taşınmazlara veya kaynaklara malikin rızası olmaksızın fiili el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle Bakanlık aleyhine açılan davalarda hükmedilen tazminatların kararlar kesinleşmeden ödenip ödenmeyeceği hususundaki tereddütleri gidermek ve uygulama birliğini sağlamak üzere Bakanlık Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğüne ve 81 İl
Valiliği’ne verilen 28/09/2021 tarihli ve E.28228 sayılı mütalaa ile; “19.06.2021 tarihli ve 31516 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 21 inci maddesi ile 2942 sayılı
Kanuna eklenen geçici 16 ncı madde ile; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak başlatılan icra takipleri kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulur.” kuralı ve yine 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi ile 2942 Kanuna eklenen geçici 17 inci madde ile; “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla bu Kanunun ek 3 üncü maddesine eklenen cümle, bu cümleyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kanun yolu incelemesindekiler dâhil görülmekte olan davalarda da uygulanır ” kuralı vazedilmiştir.
Bilindiği üzere; Anayasanın 138 inci maddesinin son fıkrasında, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmüne yer verilmiş olup, 2577 sayılı İdarî
Yargılama Usulü Kanunu’nun 28 inci maddesinde de, İdarenin, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu belirtilerek kararın uygulanmasının, idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği, mezkur Kanunun 52 nci maddesinde de, temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olmasının, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmayacağı, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Keza, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 350 nci maddesi; “(1) İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. (2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.” şeklinde düzenlenmiş olup; kişiler hukuku, aile hukuku ile taşınmaz mal ile ilgili aynî haklara ilişkin davalarda
verilmiş olan kararlar hariç olmak üzere istinaf ve temyiz yoluna başvurmanın kararın icrasını durdurmayacağı, yine aynı Kanunun 381 inci maddesinde, yargılamanın iadesi davasının da hükmün icrasını durdurmayacağı sarahaten öngörülmüştür.
Bu itibarla Anayasa ve Kanun hükümleri mucibi yargı kararlarının uygulanması konusunda idarenin bağlı yetki içerisinde olduğu ve mahkeme kararlarına uyma mecburiyetinin bulunduğu; 2942 sayılı Kanunun
19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 16 ncı maddesi uyarınca; 4/11/1983 tarihi ile 19.06.2021 tarihi
arasındaki fiilî el konulma veya hukuki el atma sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen yargı kararlarının taşınmaz mal ile ilgili aynî haklara ilişkin kararların icrasına dair hükümlere göre yerine getirileceği ve dolayısıyla anılan kararların icrası için kesinleşmelerinin gerektiği” bildirildiği, 2.10. Mahkeme kararı gereği ödeme yapılamamasının tek sebebinin; anılan kararın kesinleşene kadar icra edilemeyeceğine ilişkin yasa hükmü olduğu, mezkûr İdare Mahkemesi kararının kesinleşmesini müteakip
2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nun 28 inci maddesi uyarınca karar gereğinin ifası için gerekli
işlemlerin tesis edileceği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” 3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”, 3.3. “Mülkiyet Hakkı’ başlıklı 35’inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” 3.4.“Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.6. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125’inci maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”,
3.7. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17’nci maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verildiği, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”, 6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683’üncü maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.”, 7. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun; 7.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1’inci maddesinin ilk fıkrasında; “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”, 7.2. “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3’üncü maddesinde; “İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler… İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.”, 7.3. “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister. …”, 7.4. Geçici Madde 16- (Ek:9/6/2021-7327/21 md.) “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak başlatılan icra takipleri kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulur.”
7.5. Geçici Madde 17- (Ek:9/6/2021-7327/22 md.); “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla bu Kanunun ek 3 üncü maddesine eklenen cümle, bu cümleyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kanun yolu incelemesindekiler dâhil görülmekte olan davalarda da uygulanır.” 8. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun; 8.1. “Başvurunun icraya etkisi” başlıklı 350’nci maddesinde; “(1)İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. (2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.” 8.2. “Temyizin icraya etkisi” başlıklı 367’nci maddesinde; “Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. (2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; mahkeme kararının yerine getirilerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
11. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri gereğince, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği düzenlenmiş olup, söz konusu uluslararası metne uygun bir biçimde Anayasanın 35’inci maddesinde de, herkesin sahip olduğu mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacı ile kanunla sınırlanabileceği öngörülmüş iken, Anayasanın 13’üncü maddesinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin genel hüküm getirilmiş, buna göre temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı, Anayasanın 15’inci maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabilmesinin mümkün olduğu olağanüstü hallerde dahi milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlâl edilmemesi ve kısıtlamanın durumun gerektirdiği ölçüde olması zorunluğunun öngörüldüğü görülmektedir. (Bkz: Kamu Denetçiliği
Kurumu’nun 2017/6341 Başvuru Numaralı ve 14/11/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
12. Anayasanın 46’ncı maddesine göre, kamulaştırma, Devlet ve kamu tüzelkişilerinin, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılığını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz bir malın tamamına veya bir kısmına, kanunda gösterilen esas ve usullere göre zorla el atması işlemidir.
Kamulaştırmasız el atma ise, Anayasa Mahkemesinin 2013/9381 Başvuru No’lu ve 03/03/2016 tarihli
Bireysel Başvuruya İlişkin Kararında belirtildiği üzere, kamulaştırma yapmaya yetkili olan Devlet, kamu
tüzelkişileri, kamu kurumları ve kamu yararı bulunması halinde yararlarına kamulaştırma yapılabilecek gerçek ve özel hukuk kişileri tarafından, Anayasanın 46’ncı maddesi ve 2942 sayılı Kamulaştırma
Kanununa aykırı şekilde, özel mülkiyete konu taşınmazlara kısmen veya tamamen, fiilen veya hukuken el konulması işlemidir.
13. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
14. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8’inci maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın Dağıtım
Ağustos 2017, s.28) Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
15. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138’nci ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28’inci maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. (Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
16. Somut olayda; idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde; 16.1. Eskişehir İli, Tepebaşı İlçesi, Eskibağlar Mahallesi, ada, sayılı parselde bulunan taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından ve mülkiyet hakkının sınırlandırıldığından bahisle, Sağlık Bakanlığı ve
Tepebaşı Belediye Başkanlığı aleyhine Eskişehir 1. İdare Mahkemesi’nin / esasına kayden tazminat davası açıldığı, 16.2. Mahkemenin 22/02/2021 tarihli ve E. / -K. / sayılı kararı ile “davanın kabulüne, …davacıların hissesine düşen 554.580,00 TL’nin dava açma tarihi olan 21/06/2019 tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte, her bir idare yününden 08/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen sorumluluk miktarlarınca davacılara ödenmesine” karar verildiği, 16.3. Mahkeme heyetine sunulan 08/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda Sağlık Bakanlığından talep edilebilecek toplam miktarın 476.010,00 TL olarak belirtildiği, 16.4. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’ne 10/03/2021 tarihinde tebliğ edilen 04/02/2021 tarihli dilekçe ile davacı vekili tarafından söz konusu karara dayanılarak Mahkeme kararında hüküm altına alınan kalemlerin kendilerine ödenmesi talebinde bulunulduğu, 16.5. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 14’üncü maddesinde malikin rızası olmaksızın fiili el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen mahkeme kararlarının kesinleşmedikçe icraya konulamayacağı hususunun hüküm altına alındığı ve İdare Mahkemesi kararı henüz kesinleşmediği için davacı vekiline herhangi bir ödeme yapılmadığı,
16.6. Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 14 üncü maddesinin 07/05/2021 tarihli ve 31477 sayılı Resmî
Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 04/02/2021 tarihli ve E.2019/89-K.2021/10 sayılı kararı ile iptal edildiği, 16.7. Davacı vekili tarafından Mahkeme kararında hüküm altına alınan vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hariç sadece asıl alacağa dayalı olarak 10/05/2021 tarihinde beş ayrı icra takibi başlatıldığı, İdare tarafından aynı Mahkeme kararına dayanarak ayrı icra dosyaları açılmasına ilişkin itirazları dolayısıyla 18/05/2021 tarihinde şikâyet yoluna gidildiği, sürecin istinaf aşamasında devam ettiği, 16.8. Diğer yandan mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesini teminen Eskişehir İl Sağlık
Müdürlüğü tarafından 09/06/2021 tarihli ve sayılı yazı ile Bakanlık Sağlık Yatırımları Genel
Müdürlüğünden ödenek talep edildiği, 16.9. 19/06/2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2942 sayılı Kanuna eklenen geçici 16 ncı madde ve geçici 17 inci madde ile 4/11/1983 tarihi ile 19/06/2021 tarihi arasındaki fiilî el konulma veya hukuki el atma sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen yargı kararlarının taşınmaz mal ile ilgili aynî haklara ilişkin kararların icrasına dair hükümlere göre yerine getirileceğinin hüküm altına alındığı, başvuruya konu mahkeme kararı henüz kesinleşmediği dolayısıyla idare tarafından ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır.
17. 2492 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 14’üncü maddesi hükmünün iptaline ilişkin, Anayasa
Mahkemesi’nin 04/02/2021 tarihli ve E.2019/89, K.2021/10 sayılı kararında; “2942 sayılı Kanun’un geçici 14. maddesinin dava ve itiraz konusu kuralları, kamulaştırmasız el atmalardan dolayı kişiler tarafından açılmış bedele ve tazminata ilişkin davalarda verilen mahkeme kararlarının kesinleşmedikçe icraya konulamamasını ve başlatılan ve hâlen devam etmekte olan icra süreçlerine müdahale ederek bu süreçlerin kesinleşmiş mahkeme kararları ibraz edilinceye kadar durmasını öngörmektedir. Bu itibarla kurallar, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına ilişkin icra takibinin başlamasına engel olma ve başlamış olan icra takiplerinin durmasına neden olmak suretiyle Anayasa’da öngörülen usule aykırı biçimde mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin telafi edilebilmesi amacıyla malik lehine hükmedilen bedel veya tazminata kavuşmanın gecikmesine neden olmaktadır. Açıklanan nedenlerle kurallar mülkiyet ve adil yargılanma hakkını sınırlamaktadır. (…)Mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ölçüsüz biçimde sınırlandırılmasına neden olan maddenin ikinci cümlesinde yer alan dava ve itiraz konusu kural, alacağın tahsili sürecinin başlamasından sonra geçmişe etkili yasama tasarruflarıyla kararın uygulanma imkânını önemli oranda zorlaştırması yönüyle de devlete olan güven duygusunu zedelemekte ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal etmektedir.” ifadelerine yer verilmiştir.
18. Ancak akabinde 19/06/2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 21 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanuna eklenen geçici 16 ncı madde ile; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak başlatılan icra
takipleri kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulur.” düzenlemesi eklenerek 4/11/1983 tarihi ile 19/06/2021 tarihi arasındaki fiilî el konulma veya hukuki el atma sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen yargı kararlarının taşınmaz mal ile ilgili aynî haklara ilişkin kararların icrasına dair hükümlere göre yerine getirileceği ve dolayısıyla anılan kararların icrası için kesinleşmelerinin gerektiği açıkça hükme bağlanmıştır.
19. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 14 üncü maddesinin 07/05/2021 tarihli ve 31477 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 04/02/2021 tarihli ve E.2019/89-K.2021/10 sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine İdare tarafından 09/06/2021 tarihli ve sayılı yazı ile Bakanlık Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğünden ödenek talep edildiği, ancak 19/06/2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 21 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanuna eklenen geçici 16 ncı madde ile 4/11/1983 tarihi ile 19/06/2021 tarihi arasındaki fiilî el konulma veya hukuki el atma sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen yargı kararlarının taşınmaz mal ile ilgili aynî haklara ilişkin kararların icrasına dair hükümlere göre yerine getirileceği ve dolayısıyla anılan kararların icrası için kesinleşmelerinin gerektiğinin hüküm altına alındığı, başvuruya konu mahkeme kararı henüz kesinleşmediği dolayısıyla ilgili idare tarafından ödeme yapılmadığı, bu bakımdan idarenin işlem ve eylemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı, bununla birlikte mahkeme kararının kesinleşmesini müteakip hükmedilen tazminat bedelinin geciktirilmeksizin ödenmesi hususunda gerekli tedbirlerin alınması gerektiği değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21’inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Eskişehir İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN
REDDİNE;
Başvuranın mahkeme kararında hükmedilen tazminatın ödenmesi talebinin REDDİNE,
Söz konusu mahkeme kararının kesinleşmesini müteakip hükmedilen tazminat bedelinin geciktirilmeksizin ödenmesi hususunda gerekli tedbirlerin alınması hususunda SAĞLIK
BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek
işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi