|
ÖZET: Bu karar, İlahiyat Fakültesi Lisans Eğitiminin açık öğretim uygulaması ile yapılabilmesi talebine ilişkin bir başvurunun değerlendirilmesine dayanıyor. Başvuran, örgün eğitime devam edemeyen bireylerin ilahiyat lisans eğitiminden mahrum kalmalarının, açık öğretim lisans eğitimi verilmemesi nedeniyle yaşandığını belirtmiştir. Kurum incelemesi sonucunda, mevcut uygulamada ilahiyat alanında önlisans, lisans ve lisans tamamlama programlarının bulunduğu, ancak lisans düzeyinde açık öğretim eğitimi verilmediği tespit edilmiştir. 18/05/2018 tarihli 7141 sayılı Kanun ile ilahiyat önlisans mezunlarına lisans tamamlama eğitimi verilmesi imkanı sağlanmış, ancak bu durumun yetersiz olduğu vurgulanmıştır.
Sonuç olarak, başvurunun kabulü yönünde tavsiye kararı verilmiş ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile ilgili üniversitelere, ilahiyat açık öğretim lisans eğitiminin başlatılması için ivedilikle çalışmalar yapmaları önerilmiştir. Bu karar, eğitim hakkının sağlanması ve din hizmetlerinin kalitesinin artırılması açısından önem taşımaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 18058-18058 |sayi|86171061-101.07.04-E.86171061-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2018/5716 2018/ 5716
KARAR TARİHİ : 30/10/2018 |tarih|
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : İlahiyat Fakültesi Lisans Eğitimin açık öğretim uygulaması ile yapılabilmesi talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 30/04/2018 30.4.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. tarafından
Kurumumuza yapılmış olan başvuruda; kendisini geliştirmek ve okumak isteyen üyelerinin bir kısmının yaşının ilerlemiş olması, ailevi durumları, ekonomik ve sosyal şartları nedeniyle örgün eğitime devam edemedikleri, İlahiyat Fakültesi Lisans Eğitiminin birçok alanda olduğu gibi açık öğretim uygulaması ile elde edilmesine fırsat verilmesinin yoğun olarak talep edildiği, Yükseköğretim Kurulu’nun kararı doğrultusunda birkaç Üniversitenin açık öğretim programı ile
İlahiyat Ön Lisans eğitimi verdiği, İlahiyat Lisans Tamamlama (İLİTAM) eğitimi veren birkaç fakülteye de Dikey Geçiş Sınavına (DGS) girmeden kayıt alınmadığı ve sınırlı sayıda kontenjan ile kayıt alındığı, ancak açık öğretim programı ile İlahiyat Lisans Eğitimi verilmediği, hemen her alana ilişkin açık öğretim lisans eğitimi verilmekteyken İlahiyat Lisans eğitiminin bundan mahrum bırakılmasının, çeşitli sebeplerle örgün eğitime devam edemeyen üyelerinin ve vatandaşların ilahiyat lisans eğitiminden mahrum kalmalarına yol açmakta olduğu belirtilerek, İlahiyat Ön
Lisans eğitimini tamamlayanlara açıköğretim kapsamında İLİTAM veya benzeri programlar
1 / 17ile herhangi bir sınav zorunluluğu olmaksızın dört yıllık İlahiyat Lisans eğitimi imkânı
verilmes i talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na yazılan 28/ 05/ 2018 tarihli ve sayılı yazı ile 11/ 07/ 2018 tarihli ve sayılı yazıya istinaden Başkanlık tarafından gönderilen 19/ 06/ 2018 tarihli ve sayılı yazı ile 01/ 08/ 2018 tarihli ve sayılı yazıda özetle; 2.1. Meslek yüksekokulu mezunlarının lisans tamamlayabilmelerinin 06/ 11/ 1981 tarihli ve 17506 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 7’nci maddesinin (c) bendi ile 4702 sayılı Kanunla 45’inci maddesine eklenen (c) bendi gereği hazırlanan
“Meslek Yüksekokulları ve Açıköğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine
Devamları Hakkında Yönetmelik” hükümleri uyarınca yapıldığı; 2.2. Yürütme Kurulu’nun 25/ 04/ 2018 tarihli toplantısında uygun görülen 2018 yılı DGS Başvuru
Kılavuzunda yer alan koşullar ve kontenjanlar kapsamında lisans tamamlanabildiği; 2.3. Açıköğretim lisans düzeyinde hangi programlarda eğitim verileceğinin her yıl ilgili YKS ve
DGS Kılavuzlarına göre değişiklik gösterdiği, Kılavuzların ÖSYM’nin resmi sayfasında yayınlandığı, 2018 YKS ve DGS kapsamında açıköğretim ilahiyat lisans eğitimi verilmemekle birlikte DGS kapsamında İLİTAM uzaktan lisans tamamlama programlarının yer alması hususlarına 31/ 05/ 2018 tarihli Yükseköğretim Genel Kurulu toplantısı ile 25/ 04/ 2018 tarihli
Yürütme Kurulu toplantılarında karar verildiği; 2.4. İlahiyat önlisans mezunlarının 18/ 05/ 2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
7141 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan; “ Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle
ilahiyat önlisans programından mezun olanlara ilahiyat fakültesi ve aynı programı uygulayan fakültelerde, eşdeğer alanlarda lisans tamamlama eğitimi yaptırılır . Bu eğitimin usul ve esasları ile her yıl tahsis edilecek kontenjanlar Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir .” hükmü uyarınca lisans tamamlayabilecekleri belirtilmiştir .
3. Kurumumuz tarafından Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü’ne yazılan 28/ 05/ 2018 tarihli ve sayılı yazıya istinaden Rektörlük tarafından gönderilen 06/ 06/ 2018 tarihli ve sayılı yazıda özetle; 3.1. Üniversitelerinde Açıköğretim Fakültesinde İlahiyat Önlisans Programının bulunduğu , İlahiyat Önlisans Programının; lise mezuniyeti, yaşı ve mesleği ne olursa olsun herkese açık, büyük toplum kesimlerini doğru dinî bilgiyle buluşturmayı amaçlayan bir program olduğu, İlahiyat Önlisans Programının kişilerin ilahiyat alanındaki bilgilerini artırmayı amaçladığı, Üniversitelerinin Açıköğretim Sistemiyle öğretim yapan Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri bünyesinde İlahiyat Lisans Programının bulunmadığı, ancak İlahiyat Lisans Programı açılması ile ilgili başvuruların bulunduğu ; 3.2. Yükseköğretim Kurumlarında yeni programların açılmasının Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından yürütüldüğü, Üniversiteleri bünyesinde İlahiyat Fakültesi bulunmadığından İlahiyat
2 / 17Lisans Tamamlama Programı bulunmadığı, halen Açıköğretim Sisteminde lisans düzeyinde Felsefe,
Halkla İlişkiler ve Reklamcılık, Sağlık Yönetimi, Sosyal Hizmet, Sosyoloji, Tarih, Türk Dili ve
Edebiyatı, Yönetim Bilişim Sistemleri, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, İktisat, Kamu
Yönetimi, Malive, Uluslararası İlişkiler, Havacılık Yönetimi, İşletme, Konaklama İşletmeciliği, Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi programlarının bulunduğu belirtilmiştir .
4. Kurumumuz tarafından İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne yazılan 28/ 05/ 2018 tarihli ve sayılı yazı ile 30/ 07/ 2018 tarihli ve sayılı yazıya istinaden Rektörlük tarafından gönderilen 05/ 06/ 2018 tarihli ve sayılı yazı ile 24/ 09/ 2018 tarihli ve sayılı yazıda özetle; 4.1. Üniversitelerinde İlahiyat Programının İlahiyat Fakültesinde Örgün ve Uzaktan Eğitim Lisans
Tamamlama olarak verildiği, İlahiyat Fakültesinde ilahiyat açıköğretim lisans düzeyinde eğitim verilmediği, Üniversitelerinde 2010- 2011 eğitim öğretim yılından beri İLİTAM programı bulunduğu, bu programda eğitimin uzaktan eğitim yoluyla verildiği, Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesinde
Lisans Programı olarak “Coğrafya, Felsefe, İktisat, İşletme, Sosyoloji ve Tarih” Programlarında eğitim verildiği, Program açma ölçütlerinin 2547 sayılı Kanunun 2880 sayılı Kanun’la değişik 7/d- 2 ve 7/h maddeleri uyarınca Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı iznine tabi olduğu, Açık ve Uzaktan
Eğitim Fakültesinde İlahiyat Önlisans Programı açılmasının talep edildiği, ancak
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın 11/ 04/ 2018 tarihli ve sayılı yazısı ile açılmasının uygun görülmediği, İLİTAM programına devam eden öğrencilerin pedagojik formasyon alabilmeleri hususunun 18/ 10/ 2017 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında uygun görüldüğü, ancak uygulamadaki belirsizlikler nedeniyle eğitime henüz başlanmadığı belirtilmiştir .
5. Kurumumuz tarafından Atatürk Üniversitesi Rektörlüğüne yazılan 28/ 05/ 2018 tarihli ve sayılı yazıya istinaden Rektörlük tarafından gönderilen 08/ 06/ 2018 tarihli ve sayılı yazıda özetle; 5.1. Üniversiteleri bünyesinde halihazırda Önlisans, Lisans ve Lisans Tamamlama seviyelerinde ilahiyat programlarının mevcut olduğu, Açıköğretim Fakültesi İlahiyat Önlisans Programına
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ve sınavsız ikinci üniversite yoluyla, İlahiyat Fakültesi
İlahiyat Lisans Programına YKS ve Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ile ve Uzaktan Eğitim Uygulama ve
Araştırma Merkezi Müdürlüğü bünyesinde yürütülen İlahiyat Lisans Tamamlama Programına DGS ile öğrenci alındığı, Açıköğretim Fakültesi bünyesinde; Halkla İlişkiler ve Tanıtım, İşletme, Sosyal
Hizmet, Sosyoloji lisans programlarının yürütülmekte olduğu, Açıköğretim Fakültesinde İlahiyat
Lisans düzeyinde eğitim verilemediği, ancak lisans düzeyinde Üniversite bünyesinde (lisans ve lisans tamamlama) eğitim verilmekte olduğu, Üniversiteler bünyesinde yeni açılması planlanan bölüm/programların teklifinin Üniversiteler tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına yapıldığı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı onayladığı takdirde bölüm/programların açıldığı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına İlahiyat Lisans/Lisans Tamamlama programı açılması ile ilgili başvurularının bulunmadığı, İlahiyat Lisans Tamamlama Programının (İLİTAM), Uzaktan Eğitim
Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü bünyesinde yürütüldüğü, önlisans derecesine sahip öğrencilerin DGS yolu ile bu programa kayıt yaptırabildiği, İlahiyat Lisans Tamamlama Programı kontenjanının 450 adet olduğu, Yükseköğretim Kurumları Sınavı ve DGS sınavı sonucunda İlahiyat
3 / 17Fakültesine yerleşen öğrencilerin örgün ve ikinci öğretim programlarında öğrenimlerine devam
ettikleri, Fakülte bünyesinde devam etmekte olan İlahiyat Önlisans Programına YKS ve sınavsız ikinci üniversite yoluyla yerleşen öğrencilerin ise öğrenimlerine açıköğretim metodu ile devam ettikleri, Fakülte bünyesinde Sağlık Alanında Lisans Tamamlama yolu ile Acil Yardım ve Afet
Yönetimi ile Sağlık Yönetimi programlarına Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından sınavsız öğrenci alınmakta olduğu, ayrıca sınavsız ikinci üniversite yoluyla Sosyal Hizmet Lisans Programı dışındaki tüm lisans ve ön lisans programlarına öğrenci alınmakta olduğu, İlahiyat Önlisans
Programından açılış yılından ( 2011) itibaren günümüze kadar toplamda 3600 adet öğrencinin mezun edildiği, İlahiyat Lisans Tamamlama Programı kontenjanının 450 adet olduğu belirtilmiştir .
6. Kurumumuz tarafından Diyanet İşleri Başkanlığına yazılan 11/ 07/ 2018 tarihli ve sayılı yazıya istinaden Başkanlık tarafından gönderilen 10/ 08/ 2018 tarihli ve sayılı yazıda özetle; 6.1. Başkanlık personelinden ve özellikle ilahiyat ön lisans mezunu olanlardan, kendilerine lisans tamamlama eğitimi alma imkanı sağlanması hususunda bir çok talep geldiği, bu taleplerin YÖK
Başkanlığı ile paylaşıldığı , ilahiyat önlisans mezunu olan personellerine açıköğretim ilahiyat lisans tamamlama eğitimi alma imkanı tanınması hususunda YÖK Başkanlığından talepte bulundukları, taleplerinin karşılanmasının imam hatip lisesi ve önlisans mezunu olan personellerinin okuma şevkini artıracağı ve kendini geliştirmesine imkan sağlayacağının açık olduğu, böylece personellerinden lisans mezunu olanların sayısının artacağı, bunun sonucunda da bilgi seviyelerinin ve mesleğe katkılarının artmasının yanı sıra Başkanlık hizmetlerinin iyileşmesinde olumlu rol oynayacağının kuşkusuz olduğu, bu itibarla Başkanlık personelinin lisans düzeyinde ilahiyat eğitimi almalarının büyük önem arz ettiği; 6.2. Topluma etkili bir din hizmeti sunulabilmesinin temel şartlarından birisinin bilgili ve kültürlü din görevlisi yetiştirilmesi olduğundan Başkanlıklarının bu ihtiyacı hizmet içi eğitim faaliyetleri ile gidermeye çalıştıkları, Başkanlıklarında ilahiyat önlisans mezunu olup da ilahiyat lisans tamamlama programına başvurabilecek durumda olan personel sayısının 58.137 olarak tespit edildiği, ayrıca hali hazırda ilahiyat önlisans eğitim programına devam eden personelde dikkate alındığında bütün personelin yarısı veya daha fazlasının açılacak bir ilahiyat lisans programına katılma ihtimalinin mevcut olduğu, bu sayıdaki personele verilecek bir eğitimin hem personelin kişisel gelişimine, hem de Başkanlığın hizmetlerinin kalitesine önemli bir katkı sağlayacağı; 6.3. Konunun Başkanlıklarınca önerildiği ve desteklendiği, ancak bu fakültelerin mezunlarının en büyük istihdam alanı Başkanlıkları olduğundan, bu programların müfredatı tespit edilirken
Başkanlıklarına danışılmasının ve önerilerinin dikkate alınmasının isabetli olacağı belirtilmiştir .
7. Kurumumuz tarafından Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikasına (Diyanet-Sen)
yazılan 11/ 07/ 2018 tarihli ve sayılı yazıya istinaden Sendika tarafından gönderilen
25 / 07/ 2018 tarihli ve sayılı yazıda özetle;
7.1. Sendikalarına üye olan personelden açıköğretim ilahiyat lisans ( 4 yıllık) eğitimi hususunda
4 / 17yoğun talep geldiği, bu talepler doğrultusunda Diyanet İşleri Başkanlığı ve özellikle YÖK
Başkanlığı nezdinde girişimlerde bulunulduğu, Sendikalarına 25/ 07/ 2018 tarihi itibariyle kayıtlı üye olan 82.361 kişiden 726 kişinin ilköğretim, 27.722 kişinin lise, 52.470 kişinin önlisans, 1249 kişinin lisans, 191 kişinin yüksek lisans ve 3 kişinin de doktora eğitimini tamamladığı, esas yığılmanın önlisans grubunda olduğu belirtilmiştir .
8. Kurumumuz tarafından Türkiye Diyanet Ve Vakıf Hizmetleri Kolu Kamu Görevlileri
Sendikasına (Türk Diyanet Vakıf-Sen) yazılan 11/ 07/ 2018 tarihli ve sayılı yazıya istinaden Sendika tarafından gönderilen 30/ 07/ 2018 tarihli ve sayılı yazıda özetle; 8.1. Üyelerinin büyük çoğunluğunun lisans eğitimi verilmesi yönünde taleplerinin bulunduğu, konu ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı ve YÖK Başkanlığı nezdinde sözlü ve yazılı olarak girişimlerde bulunulduğu, açıköğretim lisans düzeyinde ilahiyat eğitimi verilmesinin personellerinin bilgi ve birikimlerinin artırılmasına katkı sağlayacağı, 50 bin civarında personelin açıköğretim ilahiyat önlisansı bitirdiği ve lisansı tamamlamak için bekledikleri, lisans eğitimi alınmasının hem kişisel eğitime katkı sağlayacağı, hem de bilgilerin yenilenmesine sebep olacağı, topluma önderlik, rehberlik yapan ve dinimizi anlatan, öğreten ve yaşantıları ile örnek olan din görevlilerinin, Diyanet çalışanlarının ilahiyat lisans mezunu olmalarının halkımız tarafından da olumlu karşılanmakta olduğu, ancak sınav vs.
ücretlendirmelerin makul düzeyde tutulması gerektiği belirtilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
9. Anayasamızın “Devletin temel ve amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddesinde ; “ Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır .” hükmüne, 9.1. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. maddesinde ; “ Herkes din, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşittir, Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir . Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür . Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz . Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz . Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde
Kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadırlar .” hükmüne, 9.2. “Din ve Vicdan Hürriyeti” kenar başlıklı 24. maddesinde ; “ Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir . 14. madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir . Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz… ” hükmüne, 9.3.“Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42’nci maddesinde ; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz . Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir . …” hükmüne, 9.4. “Çalışma hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 49. maddesinde; “ Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir . Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için
5 / 17çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir
ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır .” hükmüne, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında ; “ Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” hükmüne, “Yükseköğretim kurumları” başlıklı 130’uncu maddesinde ;
“Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur …” hükmüne, 9.5. “Yükseköğretim üst kuruluşları” başlıklı 131 inci maddesinde ; “ Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim – öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur .” hükmüne, 10. Birleşmiş Milletler “İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması için Kurulan Ulusal
Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkeler/Paris Prensipleri’nin Ulusal kuruluşların yetkileri ve görevlerini düzenleyen ilk bölümünün 3’üncü maddesinde ; “ Ulusal kuruluşlar …Hükümete, parlamentoya ve diğer ilgili bütün organlara, bunların talebi üzerine veya kendi inisiyatifleriyle, insan haklarının geliştirilmesi ve korunmasına ilişkin konularda görüş bildirir, tavsiyelerde bulunur, öneriler ve raporlar sunar; …İnsan haklarının korunması ve yaygınlaştırılması konusundaki yasama ve yürütme hükümleri ile yargının düzenlenmesiyle ilgili hükümler; bu amaçla ilgili olarak ulusal kuruluşlar, yürürlükteki yasaları, mevzuatı ve yasa tasarıları ile yasa önerilerini incelerler ve metinlerin, insan haklarının temel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeleri için uygun gördükleri tavsiyeleri yaparlar; gerek gördükleri takdirde, yeni yasaların kabul edilmesini, yürürlükteki yasaların uyumlu hale getirilmesini ve idari önlemlerin alınmasını veya değiştirilmesini tavsiye ederler… ” düzenlemesine, 11. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 26’ncı maddesinde ; “ Herkes eğitim hakkına sahiptir .” hükmüne, 18 inci maddesinde ; “Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkının olduğu, bu hak, din ve vicdan değiştirme özgürlüğünü, dinini veya inancını tek başına veya topluca, açık ya da özel olarak öğretim, uygulama, ibadet ve törenlerle açığa vurma özgürlüğünü içereceği…” düzenlemesine, 12. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında ; “Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, herkesin eğitim görme hakkına sahip olduğunu kabul ederler . Taraf Devletler, eğitimin, insanın kişiliğinin ve onur duygusunun tam olarak gelişmesine yönelik olacağı ve insan hakları ile temel özgürlüklere saygıyı güçlendireceği hususunda mutabıktırlar . Taraf Devletler, ayrıca, eğitimin, herkesin özgür bir topluma etkin bir şekilde katılmasını sağlayacağı, tüm uluslar ve tüm ırksal, etnik ve dinsel gruplar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu geliştireceği ve Birleşmiş Milletler’in barışın korunmasına yönelik faaliyetlerini güçlendireceği hususlarında mutabıktırlar .” düzenlemesine, 13. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No’lu Protokol’ün 2 nci maddesinde ; “ Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz . Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin
6 / 17yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre
yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir .” düzenlemesine, 14. 04/ 11/ 1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun “Yükseköğretim Kurulunun
Görevleri” başlıklı 7’nci maddesinin (d) bendinde ; “Devlet kalkınma planlarının ilke ve hedefleri doğrultusunda ve yükseköğretim planlaması çerçevesi içinde; ( 2) Bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak, Yükseköğretim kurumları içinde bölüm, anabilim ve anasanat dalları ile uygulama ve araştırma merkezi açılması, birleştirilmesi veya kapatılması; konservatuvar, meslek yüksekokulu veya destek, hazırlık okul veya birimleri kurulması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek öneriler üzerine karar vermek,… ” hükmüne, (e) bendinde ; “ Yükseköğretim kurumlarında eğitim – öğretim programlarının asgari ders saatlerini ve sürelerini,öğrencilerin yatay ve dikey geçişleriyle ve yüksekokul mezunlarının bir üst düzeyde öğrenim yapmalarına ilişkin esasları
Üniversitelerarası Kurulun da görüşlerini alarak tespit etmek,… ” hükmüne, (ı) bendinde ;
“ Yükseköğretim kurumlarında ve bu kurumlara girişte imkân ve fırsat eşitliği sağlayacak önlemleri almak ” hükmüne, (h) bendinde ; “Üniversitelerin her eğitim – öğretim programına kabul edeceği öğrenci sayısı önerilerini inceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insangücü planlaması, kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ortaöğretimdeki yönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi ve kabul edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek,… ” hükmüne, “Yükseköğretime giriş ve yerleştirme” başlıklı 45’inci maddesinin (a) fıkrasında ;
“ Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır .” hükmüne, 15. 18/ 05/ 2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7141 sayılı Kanun’un 5.
maddesinde; “ Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle ilahiyat önlisans programından mezun olanlara ilahiyat fakültesi ve aynı programı uygulayan fakültelerde, eşdeğer alanlarda lisans tamamlama eğitimi yaptırılır . Bu eğitimin usul ve esasları ile her yıl tahsis edilecek kontenjanlar
Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir .” hükmüne yer verilmiştir .
V. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
16. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvurunun kabulü yönünde hazırlanan “ Tavsiye Kararı Önerisi”
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 17. Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, hemen her alana ilişkin açık öğretim lisans eğitimi verilmekteyken İlahiyat Lisans eğitiminin bundan mahrum bırakılmasının, çeşitli sebeplerle örgün eğitime devam edemeyen üyelerinin ve vatandaşların ilahiyat lisans eğitiminden mahrum kalmalarına yol açmakta olduğunu belirterek, İlahiyat Ön Lisans eğitimini tamamlayanlara açık öğretim kapsamında herhangi bir sınav zorunluluğu olmaksızın dört yıllık İlahiyat Lisans eğitimi imkânı verilmesi talebinde bulunmaktadır .
.
7 / 1718. Kurumumuz tarafından yapılan incelemede mevcut uygulamada Önlisans, Lisans ve Lisans
Tamamlama seviyelerinde ilahiyat programlarının mevcut olduğu, Açıköğretim Fakültesi İlahiyat
Önlisans Programına Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ve İlahiyat Fakültesi İlahiyat Lisans
Programına YKS ve Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ile öğrenci alındığı, Uzaktan Eğitim verilen İlahiyat
Lisans Tamamlama Programına 18/ 05/ 2018 tarihli değişiklik öncesi DGS ile öğrenci alındığı, iki
Üniversitenin Açıköğretim Fakültesinde (Eskişehir Anadolu Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi, Bknz : https : //dokuman .osym .gov.tr/pdfdokuman/ 2018/YKS/KONTKILAVUZ 6082018.pdf ) önlisans düzeyinde ilahiyat eğitimi verildiği, ancak hiçbir üniversitede Lisans düzeyinde İlahiyat eğitim verilmediği, 18/ 05/ 2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7141 sayılı
Kanun’un 5. maddesi ile de ilahiyat önlisans programından mezun olanlara kontenjan dahilinde ilahiyat lisans tamamlama eğitimi verilmesi imkanının getirildiği, 18.1. Bünyesinde açıköğretim fakültesi bulunan 3 üniversite incelendiğinde; Anadolu Üniversitesi
Rektörlüğü bünyesinde Açıköğretim Fakültesinde İlahiyat Önlisans Programının bulunduğu, bünyesinde İlahiyat Fakültesi bulunmadığından İlahiyat Lisans Tamamlama Programı (İLİTAM)
bulunmadığı, açıköğretim eğitimi veren İlahiyat Lisans Programı açılması ile ilgili başvuruların bulunduğu; İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde İlahiyat Programının İlahiyat Fakültesinde
Örgün ve Uzaktan Eğitim Lisans Tamamlama olarak verildiği, uzaktan eğitim yoluyla eğitimin verildiği İLİTAM programı bulunduğu, bu programın 2000 civarında mevcudunun bulunduğu, Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesinde İlahiyat Önlisans Programı açılmasının talep edildiği, ancak
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından açılmasının uygun görülmediği, Atatürk Üniversitesi
Rektörlüğü bünyesinde Önlisans, Lisans ve Lisans Tamamlama seviyelerinde ilahiyat programlarının mevcut olduğu, açıköğretim eğitimi verilen İlahiyat Önlisans Programı, uzaktan eğitim verilen
İlahiyat Lisans Tamamlama Programı bulunduğu, İlahiyat Lisans Tamamlama Programı kontenjanının 450 adet olduğu, İlahiyat Önlisans Programından açılış yılından ( 2011) itibaren günümüze kadar toplamda 3600 adet öğrencinin mezun edildiği, 18.2. Mevcut mevzuat incelendiğinde ; Üniversiteler bünyesinde yeni açılması planlanan bölüm/programların teklifinin Üniversiteler tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına yapıldığı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı onayladığı takdirde bölüm/programların açıldığı, yani
Program açma ölçütlerinin 2547 sayılı Kanunun 2880 sayılı Kanun’la değişik 7/d- 2 ve 7/h maddeleri uyarınca Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı iznine tabi olduğu anlaşılmaktadır .
19. İdarelerin Kurumumuza göndermiş olduğu bilgi ve belgeler incelendiğinde; Üniversitelere benzer konularda talepler geldiği, kimi Üniversitelerin anılan talepler doğrultusunda YÖK
Başkanlığına yapmış olduğu başvuruların Başkanlık tarafından uygun görülmediği, 19.1. YÖK Başkanlığı tarafından Kurumumuza gönderilmiş olan cevabi yazıda mevcut uygulamaya, mevzuata ve 18/ 05/ 2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7141 sayılı Kanun’un 5. maddesi hükmüne yer verilmekle yetinildiği, konuya ilişkin başka bir açıklama yapılmadığı, 19.2. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından personelinden konuya ilişkin birçok talep geldiği, Başkanlıklarının da YÖK Başkanlığından konuya ilişkin talepte bulundukları, taleplerinin karşılanmasının personellerinin okuma şevkini artıracağı ve kendini geliştirmesine imkân sağlayacağı, personellerinden lisans mezunu olanların sayısının artacağı, bilgi seviyelerinin ve mesleğe katkılarının artmasının yanı sıra Başkanlık hizmetlerinin iyileşmesinde olumlu rol oynayacağı, personelinin lisans düzeyinde ilahiyat eğitimi almalarının büyük önem arz ettiği, mevcut durumda bu yönde bir ihtiyaç olduğu ve bu ihtiyacı hizmet içi eğitim faaliyetleri ile gidermeye
8 / 17çalıştıkları, Başkanlıklarında ilahiyat önlisans mezunu olup da ilahiyat lisans programına
başvurabilecek durumda olan personel sayısının 58.137 olarak tespit edildiği, ayrıca hali hazırda ilahiyat önlisans eğitim programına devam eden personelde dikkate alındığında bütün personelin yarısı veya daha fazlasının açılacak bir ilahiyat lisans programına katılma ihtimalinin mevcut olduğu, bu sayıdaki personele verilecek bir eğitimin hem personelin kişisel gelişimine, hem de Başkanlığın hizmetlerinin kalitesine önemli bir katkı sağlayacağı, konunun Başkanlıklarınca önerildiği ve desteklendiği açıklamalarına yer verildiği, 19.3. Türkiye Diyanet Ve Vakıf Görevlileri Sendikası (Diyanet-Sen) tarafından üyelerinden açıköğretim ilahiyat lisans ( 4 yıllık) eğitimi hususunda yoğun talep geldiği, bu talepler doğrultusunda Diyanet İşleri Başkanlığı ve özellikle YÖK Başkanlığı nezdinde girişimlerde bulunulduğu, Sendikalarına kayıtlı üye olan 82.361 kişiden 726 kişinin ilköğretim, 27.722 kişinin lise, 52.470 kişinin önlisans, 1.249 kişinin lisans, 191 kişinin yüksek lisans ve 3 kişinin de doktora eğitimini tamamladığı, esas yığılmanın önlisans grubunda olduğu açıklamalarına yer verildiği, 19.4. Türkiye Diyanet ve Vakıf Hizmetleri Kolu Kamu Görevlileri Sendikası (Türk Diyanet
Vakıf-Sen) tarafından üyelerinin büyük çoğunluğunun lisans eğitimi verilmesi yönünde taleplerinin bulunduğu, konu ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı ve YÖK Başkanlığı nezdinde sözlü ve yazılı olarak girişimlerde bulunulduğu, açıköğretim lisans düzeyinde ilahiyat eğitimi verilmesinin personellerinin bilgi ve birikimlerinin artırılmasına katkı sağlayacağı, 50 bin civarında personelin açıköğretim ilahiyat önlisansı bitirdiği ve lisansı tamamlamak için bekledikleri, lisans eğitimi alınmasının hem kişisel eğitime katkı sağlayacağı, hem de bilgilerin yenilenmesine sebep olacağı, topluma önderlik, rehberlik yapan ve dinimizi anlatan, öğreten ve yaşantıları ile örnek olan din görevlilerinin, Diyanet çalışanlarının ilahiyat lisans mezunu olmalarının halkımız tarafından da olumlu karşılanmakta olduğu açıklamalarına yer verildiği anlaşılmaktadır .
20. Bilindiği üzere, Anayasamıza göre devletin temel amaç ve görevleri arasında (md .5), demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak sayılmıştır . Kişinin maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartlardan biri de kuşkusuz eğitim ve öğrenim hakkının herkese sağlanması ve bu hakkın kullanımını sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerin kaldırılmasıdır .
21. Hem bir hak hem de ödev olarak Anayasanın 42 nci maddesinde düzenlenen “Eğitim ve öğrenim” eğitim ve öğrenim hakkından hiç kimsenin yoksun bırakılamayacağı; öğretim hakkının kapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği; eğitim ve öğretim kurumlarında yürütülen faaliyetlerin her ne suretle olursa olsun engellenemeyeceği kurala bağlanmıştır . Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No’lu Protokol’ün 2 nci maddesinin birinci cümlesinde de benzer bir ifadeyle hiç kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı hüküm altına alınmıştır .
22. Kamu hizmeti niteliği taşıyan “eğitim”, diğer kamu hizmetlerinden farklı olarak Anayasa ve Sözleşme uyarınca doğrudan güvence altına alınmış bir haktır . Eğitim, çok özel bir kamu hizmeti olarak sadece doğrudan faydaları olan bir hizmet değil, geniş sosyal fonksiyonları da olan bir hizmet olarak, demokratik bir toplumda insan haklarının sağlamlaşması ve devamı için vazgeçilmez bir niteliğe sahiptir . Anayasanın 42 nci maddesinde yer alan eğitim ve öğrenim hakkı, bir yandan kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif ödevini yüklerken, diğer yandan, koşulları sağlayan herkesin eğitim ve öğretime etkin bir şekilde katılabilmesini sağlama sorumluluğunu da yüklemektedir .
9 / 1723. Eğitim hakkının sınırlandırılmasına ilişkin olarak Anayasanın 42 nci maddesi
incelendiğinde, eğitim hakkının sınırlandırılmasına ilişkin bir düzenleme yapılmadığı, ancak
“öğrenim hakkının kapsamının” kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği hüküm altına alındığından, bu alanda yasama organına bir takdir yetkisi tanındığı görülmektedir . Bu durumda devletin takdir alanının sınırsız olduğu söylenemez . Nitekim, “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması”na ilişkin Anayasanın 13 üncü maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükmüne yer verilmiştir .
24. Din ve inanç hürriyeti ise kişinin mensubu olduğu dinin gereklerini yerine getirmek için; ibadet yerleri açması, ibadetlerini özgürce bireysel veya topluca yerine getirmesi, dini eğitim alması vb.
taleplerinin din ve inanç hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi ve bu hakların güvence altına alınmasını gerektirmektedir .
25. Yukarıda yer verilen ulusal ve uluslararası mevzuat hükümlerine rağmen eğitim hakkını engelleyecek ve din ve vicdan özgürlüğünü zedeleyecek şekilde dini eğitim alma imkânının kısıtlandığı, imam hatip liseleri ile meslek liselerinin katsayı problemi nedeniyle öğrenci bulmakta zorlandıkları, dini yaşamın ve dini eğitimin baskı altına alındığı süreçlerin yaşandığı, söz konusu demokrasi dışı engellemelerin pek çok demokratik açılımla giderilmeye çalışıldığı, ancak dönemin mağduru olan vatandaşların söz konusu dönemdeki kayıplarının etkilerini bu demokratik kazanımlara rağmen hala hissettikleri bilinmektedir .
26. Hukuk ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve hürriyetlerin hukuki alt yapıdan yoksun, siyasi ve ideolojik nedenlerle sınırlandığı 28 Şubat sürecinin resmi olarak 28 Şubat 1997 tarihinden itibaren etkisini daha açık şekilde göstermeye başladığı, bu dönemde “irticaya karşı” başlatıldığı iddia edilen ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalar ile kılık kıyafetlerinden veya dini hassasiyetlerinden ötürü birçok vatandaşımızın, başta memurlar ve üniversite öğrencileri olmak üzere mağduriyetler yaşadığı, çeşitli haksızlıklara uğradığı görülmektedir . Üniversitelerde başörtüsü yasağı, İstanbul Üniversitesi Rektörü’nün başörtülü ve sakallı öğrencilerin sınıflara alınmamalarını, girmişlerse derslerin iptal edilmesini öngören 23/ 02/ 1998 tarihli Genelgesi ile başlamıştır . 28 Şubat post modern darbesi sürecinin yaşandığı, Milli Güvenlik Kurulu uzmanlarının
YÖK Başkanı ve üniversite rektörlerine brifingler verdiği bu süreçte, Yükseköğretim Kurulunun 07/ 09/ 1998 tarihli ve 19922 sayılı Genelgesi ile başörtüsü yasağı tüm üniversitelerde başlamıştır .
Başörtülü öğrencilere Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin 7 nci maddesinin (a) bendinde öngörülen “öğrencilik sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” veya aynı maddenin (e) bendinde öngörülen “ders, seminer, uygulama, laboratuvar, atölye çalışması, konferans gibi çalışmaların düzenini bozmak” suçlarından kınama cezaları verilmiş, başörtülü öğrencilerin eğitimlerine başörtülü olarak devam etmelerine izin verilmediği için devamsızlık sebebiyle eğitimlerini bırakmaya zorlandıkları veya okullarıyla ilişkilerinin kesildiği görülmüştür (Gözler, K. ( 2009) İdare Hukuku, Cilt 2. 2. Baskı, Bursa, Ekin Kitabevi, s.338) “Devrin YÖK Başkanının ‘hizmete özel’ bir yazı göndererek üniversiteye türbanlı olarak gelen öğrencilerin Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 10/b maddesi uyarınca cezalandırılmasını istediği anlaşılmaktadır .” (Gözler, 2009:340 ) . Söz konusu dönemin etkilerini İlahiyat Fakülteleri de aynen yaşamış olup, 1998 yılından sonra İlahiyat Meslek Yüksek
Okullarına öğrenci alımının durdurulduğu bilinmektedir . 2002 yılından itibaren ise üniversitelerde başörtüsü yasağı ile ilgili uygulamada bazı yumuşamalar meydana gelmiş, 2007 yılında üniversitelere başörtülü öğrencilerin girmesinin önünün açılmış, YÖK Başkanının
10 / 17Rektörlüklere gönderdiği talimatla yasaklar uygulamadan tamamen kaldırılmıştır .
27. Yaşanan söz konusu sıkıntılar ve baskı ortamı nedeniyle pek çok vatandaşımızın dini eğitimden mahrum kaldığı, dini özgürlüklerin süreç içerisinde sağlanmasından ve eğitim hakkının önündeki engeller kaldırıldıktan sonra ise gerek ülke şartlarında gerekse aradan geçen zamanda kendi özel koşullarındaki hayatın olağan akışından kaynaklanan değişimler neticesinde birtakım engellerle karşılaştıkları bilinmektedir .
28. 1999 ve 2010 yıllarında İlahiyat Fakültelerine ayrılan kontenjan ve katsayı durumu incelendiğinde aşağıdaki sonuçlara ulaşıldığı görülmektedir . 1999 ÖSS kılavuzunda verilen bilgilere
göre, 1999 yılında toplam 1280 adet İlahiyat kontenjanı açıldığı (Bknz :
http : //www .osym .gov.tr/Genel/dg .ashx?DIL= 1&BELGEANAH= 17539&DOSYAISIM=tablo 4.pdf ), İHL mezunu adaylara “İlahiyat” bölümlerini seçerlerse ek puan verildiği, ancak bu okulların dışında kendi puan türü olmasına rağmen sözel türden bile olsa hangi bölümü seçerlerse seçsinler, ortaöğretim başarı puanlarının 0,5 yerine 0,2 ile çarpıldığı, bunun da yaklaşık olarak 30 puan eksik hesaplanması anlamına geldiği, 2010 yılında 6.495 adet İlahiyat kontenjanı açıldığı, kontenjan sınırlaması olmaksızın (herhangi bir puan türünden 140.000 ve üzeri puan almış olmak kaydıyla)
Açık Öğretim İlahiyat Önlisans programına kayıt alındığı ve katsayı probleminin ortadan kalktığı anlaşılmaktadır .
29. 2018 DGS Kılavuzunda İLİTAM programı açılan üniversitelere ve açılan kontenjan sayıları incelendiğinde ise (Bknz : Tablo- 1) 11 üniversitede İLİTAM programı bulunduğu ve toplam 3.950 kontenjan açıldığı anlaşılmaktadır .
Tablo- 1: İLİTAM programı açılan üniversiteler ve kontenjan sayıları .
S.N. Üniversite Kontenjan
1 DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ (İZMİR) 450
2 FIRAT ÜNİVERSİTESİ (ELAZIĞ) 300
3 İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ (MALATYA) 450
4 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 450
5 KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ 200
6 ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ 300
(SAMSUN)
7 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ 250
8 ANKARA ÜNİVERSİTESİ 400
9 ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ (ERZURUM) 500
10 CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ (SİVAS) 300
11 DİCLE ÜNİVERSİTESİ (DİYARBAKIR) 350
TOPLAM 3.950
30. Somut başvuru konusu talep açısından bakıldığında; örgün eğitim alma imkânı olmayan, ancak ilahiyat eğitimi almak isteyen vatandaşların YKS sınavına girmeleri şartıyla 2
Üniversitenin Açıköğretim Fakültesinde (Bknz : Tablo- 2) önlisans düzeyinde ilahiyat eğitimi alabildikleri, bu eğitimi tamamladıktan sonra ise 18/ 05/ 2018 tarihli değişiklik öncesi DGS sınavına girmeleri şartıyla 11 Üniversitenin İLİTAM programına ayrılmış olan 3.950 kontenjan arasına girerek lisans eğitimi alabildikleri, 18/ 05/ 2018 tarihli değişiklik sonrası ilahiyat önlisans programından mezun olanlara kontenjan dahilinde ilahiyat lisans tamamlama eğitimi verilmesi imkanının getirildiği, bunun dışında hiçbir üniversitede İlahiyat
Lisans düzeyinde açıköğretim eğitimi verilmediğinden ilahiyat eğitimi alma imkânının
11 / 17olmadığı anlaşılmaktadır .
Tablo- 2: Önlisans düzeyinde açıköğretim eğitimi verilen üniversiteler .
S.N. Üniversite
1 Anadolu Üniversitesi (Eskişehir)
2 Atatürk Üniversitesi (Erzurum)
31. Yukarıda değinildiği üzere imam hatip liselerinde eğitim gören vatandaşların yaşadıkları katsayı mağduriyeti nedeniyle uzun bir süre ilahiyat fakülteleri dışında başka bir üniversiteye gidemedikleri bilinmektedir . Mevcut ilahiyat fakültesi sayısının ise söz konusu dönemdeki talebi karşılayamadığı, bu nedenle üniversite sınavlarında çok yüksek puanlardan alım yapıldığı, neticesinde kontenjan kısıtı nedeniyle pek çok vatandaşın ilahiyat fakültesine yerleşemediği ve dini eğitiminden mahrum kaldığı bilinmektedir . Daha sonraki dönemde ise imam hatip liselerine katsayı mağduriyeti nedeniyle rağbet azaldığından ilahiyat fakültelerine de talebin eşanlı olarak azaldığı bilinmektedir . Netice olarak ülkemizin yakın geçmişte yaşadığı dini özgürlükler ve eğitim alanındaki baskı ve kısıtlamalar nedeniyle pek çok vatandaşımız ilahiyat fakültelerinde eğitim görme imkânından mahrum kalmışlardır . Nitekim genel olarak dini eğitim alınarak girildiği aşikâr olan Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin dahi ilahiyat alanında lisans eğitimi alamadığı , Başkanlık tarafından ilahiyat lisans programına başvurabilecek durumda olan personel sayısının 58.137 olarak tespit edildiği, hatta bütün personelin yarısı veya daha fazlasının açılacak bir ilahiyat lisans programına katılabilecek durumda olduğu yönünde açıklamada bulunulduğu, söz konusu açıklamanın açılacak olan açıköğretim ilahiyat lisans eğitimine olması muhtemel talebi yansıttığı gibi, oldukça yüksek oranda ilahiyat lisans eğitiminden mahrum kalındığının göstergesi olduğu ve yukarıda yer verilen açıklamaları desteklediği değerlendirilmektedir . Diyanet-Sen tarafından hazırlanmış olan
“Diyanet İlahiyat Lisans Tamamlama Programı Önerisi Hakkında Rapor”da Diyanet İşleri
Başkanlığında çalışmakta olan personelin eğitim durumlarına yer verildiği görülmektedir (Bknz :
Tablo- 3) . Buna göre; dini öğretim içeren lisans eğitimi alan personel oranının % 14,5, dini öğretim içeren önlisans eğitimi alan personel oranının % 44,35, lise eğitimi alan personel oranının ise yaklaşık % 23 olarak gerçekleştiği görülmektedir . Aynı şekilde Diyanet-Sen üyelerinin eğitim düzeyine ilişkin istatistiki veriler incelendiğinde 82.361 üyeden 52.470 üyenin önlisans, 1.249 üyenin lisans, 191 üyenin yüksek lisans ve 3 üyenin de doktora eğitimini tamamladığı, önlisans grubunda ciddi bir yığılma olduğu, lisans mezunu oranının %1,5 gibi oldukça düşük seviyede gerçekleştiği anlaşılmaktadır . Ancak açıköğretim eğitimi verildiği bilinen önlisans alanındaki mezun sayısının çokluğu, taşrada örgütlenme hususu ve memuriyet göreviyle birlikte örgün eğitim alınmasındaki zorluk birlikte değerlendirildiğinde, açılacak olan bir açıköğretim ilahiyat lisans eğitimine talebin oldukça fazla olacağı anlaşılmaktadır .
Tablo- 3: Diyanet İşleri Başkanlığında çalışmakta olan personelin eğitim durumları .
Personelin Mezuniyet Durumu Sayısı Oran
Lisans (Dini Öğrenim) 17.813 % 14,5
Lisans 8.979 % 7,35
Önlisans (Dini Öğrenim) 54.118 % 44,35
Önlisans 9.385 % 7,7
İmam Hatip Lisesi 26.601 % 21,8
Lise ve Dengi Okul 1.322 % 1,08
Ortaokul ve Dengi Okul 1.010 % 0,82
İlkokul 515 % 0,42
.
12 / 17Yüksek Lisans 2.125 % 1,74
Doktora 141 % 0,11
Doç . 7 % 0,0057
Prof . 20 %0, 016
Toplam 122.036 % 100 32. Bilindiği üzere Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin meslek alanı gereği ve vatandaşlarla doğrudan iletişimi nedeniyle kişisel gelişimleri ve vatandaşları doğru bilgiyle buluşturabilmeleri için dini eğitimin sürekliliği, hayat boyu devamı ve önemi tartışmasızdır .
İlahiyat eğitiminin ilk hedefinin toplumu din konusunda aydınlatacak hedef kitlenin eğitilmesi olduğu bilinmektedir . Ülkenin en ücra köşelerine kadar örgütlenmiş olan, vatandaşla birebir iletişimde bulunan, bulunduğu bölgede halka yol göstermesi, bir nevi kanaat önderi olması beklenen ve vatandaşlar tarafından bu şekilde algılanan imam-hatiplerin kendileriyle muhatap olan vatandaşlardan daha düşük eğitim seviyesinde olmalarının görevlerini yapmalarının önündeki en büyük engel olacağı açıktır . Özellikle genç nesle hitap edebilme açısından alınan eğitimin zaruri öneme sahip olduğu bilinmektedir . Aynı zamanda vatandaşları doğru dini bilgiyle buluşturma misyonu olan imam-hatiplerin kişisel gelişimlerini artırarak önce kendilerinin doğru bilgiyle buluşmaları zaruri olup, bunun yolu da ilahiyat eğitiminden geçmektedir .
Nitekim Diyanet İşleri Başkanlığının söz konusu durumun önemine vakıf olduğu ve YÖK
Başkanlığı nezdinde buna ilişkin girişimlerde bulunduğu, ancak söz konusu girişimlerin yeterli seviyeye ulaşmadığı konunun çözüme kavuşturulamamasından anlaşılmaktadır .
33. Prof, Dr . M . Sait YAZICIOGLU tarafından yazılmış olan bir makalede (Bknz : http : //dergiler .ankara .edu .tr/dergiler/ 37/ 756/ 9627.pdf); 1987 yılında Diyanet İşleri Başkanı olarak göreve başladığında 70 bini aşkın personelin eğitim seviyesinin düşüklüğü karşısında çözüm önerisi olarak iki yıllık İlâhiyat Meslek Yüksekokullarının açılmasının hedeflendiği , ancak fiiliyata geçme yönünde pek çok engelle karşılaşıldığı, uzun uğraşılardan sonra, Ankara, Marmara, Dokuz Eylül ve Uludağ Üniversiteleri İlâhiyat Fakülteleri bünyelerinde 2 yıllık eğitim verecek olan İlâhiyat Meslek Yüksekokulları’nın açılmasının kararlaştırıldığı ve 90’lı yıllarda uygulamaya geçirildiği, İlâhiyat Meslek Yüksekokulları’nın açılışı, geçirdiği safhalar, gördüğü fonksiyonlar ve nihayet 1998- 1999 öğretim yılından itibaren, öğrenci alımı durdurularak kapanmaları sürecinin ayrı bir araştırma konusu olduğu, çok az sayıdaki kontenjanlarla sayıları 50 binleri aşan kitlenin eğitiminin çok uzun yılları alacağı, hâlbuki konunun beklemeye tahammülünün olmadığı, bu safhada Açıköğretim sisteminden faydalanma konusunun gündeme geldiği , 1989’lu yıllarda Anadolu Üniversitesi ile temasa geçildiği, Diyanet mensupları için belli bir kontenjanın ayrıldığı mesleki olmayan 2 yıllık Sosyal Bilimler Önlisans Programının başlatıldığı, programın muhtevası ve derslerin Açıköğretim yetkililerince belirlendiği ve ders notlarının o programa göre hazırlandığı, her şeye rağmen Diyanet olarak bir başlangıç olması hasebiyle programa ciddiyetle yaklaşıldığı, 1990- 1991 öğretim yılında baraj puanı 120 olan birinci basamak sınavlarında 12 bine yakın kişi ile başarı gösterdiği ve programın başladığı, 1993 yılında
Yükseköğretim Kurulu Üyeliği’ne atanmalarıyla birlikte, programın meslekî bir yapıya kavuşturulması ve muhtevasının yeniden düzenlenmesi gerekliliğini her fırsatta en üst yetkililere hatırlatmaya devam etmelerine rağmen olumlu bir tepki alınamadığı , Yükseköğretim Yürütme
Kurulu’nun 11/ 07/ 1997 tarihli ve 97.23.1660 sayılı kararı ile “İlâhiyat Önlisans Programı”nın (İÖP)
hayata geçirildiği, programın akademik koordinasyonunun Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi, uzaktan eğitim koordinasyonunun ise Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi tarafından gerçekleştirildiği, İlâhiyat Önlisans Programına 1998- 1999 Öğretim Yılında 3.145, 1999- 2000
Öğretim Yılında da 1.605 olmak üzere 4.750 din görevlisinin devam ettiği, bu eğitimden geçmesi gereken 50 bini aşkın kişi düşünüldüğünde çok düşük bir rakam olarak ortaya çıktığı,
13 / 17konuyla ilgili ilerleme kaydedilememesinin Diyanet İşleri Başkanlığının konuya kayıtsız
kalmasından da kaynaklandığı belirtilerek, standardı yakalayabilmek için süratli bir şekilde, önce 2 yıllık sonra da 4 yıllık bir yüksek öğrenimle mesafe alınması gerektiği , ilk safhada bu 2 yıllık önlisans programının, mümkün olan en kısa sürede ve olabilecek en yüksek katılımla tamamlanması için herkesin üzerine düşeni azami gayreti göstermesi, daha sonra 4 yıla tamamlamak hedefine yönelik çabaların sürdürülmesi gerektiği, aksi halde kayıpların telafisinin mümkün olmayacağı, yapılması gerekenin her türlü imkânla bu eğitim seferberliğinin desteklenmesi, bu dönemin tamamlanmasından sonra da 4 yıla tamamlama programlarının arayışına geçilmesi olduğu hususlarına dikkat çekilmiştir .
34. Söz konusu makale incelendiğinde Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin yaşadığı eğitim probleminin aradan geçen yıllara rağmen bugün aynen devam ettiği, ilahiyat eğitimi alanında yaşanan gelişmelere, açılan fakültelere, İLİTAM ile lisans eğitimini tamamlama imkânına ulaşılmasına rağmen, 60.000’den fazla Diyanet personelinin ve sayısı bilinmeyen vatandaşın lisans eğitimi alma imkânına ulaşmayı beklediği hususları dikkate alındığında fiili durumun ve
İLİTAM ile gerçekleştirilen olumlu gelişmelere ve kontenjanın günden güne artmış olmasına rağmen
İLİTAM’ın mevcut hali ile ihtiyacın karşılanamadığı anlaşılmaktadır . Makalede belirtilen süreçten sonra 28 Şubat sürecinin neden olduğu mağduriyetlerde dikkate alındığında yıllar boyu ötelenen ve görmezden gelinen durumun neden olduğu yığılmaların mevcut uygulamayla giderilemediği görülmektedir .
35. Yine pek çok alanda açıköğretim eğitimi verilmekteyken örgün eğitim alma imkanı olmayan vatandaşların yukarıda arz edilen mağduriyetleri de dikkate alınarak ilahiyat lisans eğitimi almalarının Yükseköğretim Kurumları Sınavına girerek ilahiyat önlisans eğitimi almaları, bundan sonra tekrar Dikey Geçiş Sınavına girerek kontenjan dahilinde İLİTAM programına yerleşmeleri şartına tabi tutularak diğer bölümlere nazaran daha zorlu bir sürece tutulduklarının açık olduğu, nitekim olumlu bir gelime olan Dikey Geçiş Sınavına girme şartında 18/ 05/ 2018 tarihinde değişikliğe gidildiği, ancak bu olumlu ancak gecikmeli gelişmeye rağmen kontenjan kısıtı nedeniyle mağduriyetin devam edeceğinin anlaşıldığı, bunun yanı sıra yukarıda arz edildiği üzere pek çok zorlu süreçten geçerek demokratik kazanımlar sayesinde mağduriyetlerin giderilmesine çalışılan ve yalnızca açıköğretim eğitimi alarak lisans eğitimi yapabilecek olan vatandaşların kontenjan dahilinde yalnızca uzaktan eğitime tabi tutulması uygulamasının eşitlik, adalet ve hakkaniyet ilkelerine uymadığı, konunun kalıcı şekilde çözümünün yukarıda açıklandığı üzere eğitim hakkının gereği olduğu değerlendirilmektedir .
36. Yukarıda arz edilen hususlar dışında başvuru konusu talep incelenirken ilahiyat açıköğretim eğitiminin teknik açıdan mümkün olup olmadığı hususu da ayrıca dikkate alınmıştır . Uzaktan eğitim yolu ile eğitim verilen İstanbul Üniversitesinde Kur ’an-ı Kerim dersi sınavının yüz yüze diğer derslerin sınavının test olarak yapıldığı yönündeki açıklaması da gözetilerek gelişen teknoloji ile beraber teknik açıdan karşılaşılabilecek sorunlara çeşitli şekillerde çözüm bulunabileceği ve ilahiyat açıköğretim eğitimine duyulan ihtiyaç karşısında söz konusu durumun asli bir engel olarak yorumlanmaması gerektiği değerlendirilmekle birlikte, konuya ilişkin teknik değerlendirmenin yapılabilmesi için Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof . Dr . Selçuk COŞKUN bilirkişi olarak görevlendirilmiştir . Kurumumuza sunulmuş olan 15/ 08/ 2018 tarihli bilirkişi raporunda; halihazırda ilahiyat öğretimi için açıköğretim ve uzaktan eğitim yöntemlerinin zaten kullanıldığı , gerek önlisans gerekse lisans tamamlama öğretimi veren üniversitelerin ders programlarının ve içeriklerinin incelendiği, önlisansta verilen derslere ve içeriklerine bakıldığında; Temel İslam
Bilimleri alanına ait olan İslam Hukuku, Hadis, Tefsir, Kelam, Tasavvuf, Arapça, Kur ’an-ı
Kerim gibi derslerden oluştuğunun görüldüğü , söz konusu derslerin ilahiyat öğretimi sürecinde
14 / 17özellikle 1. ve 2. sınıfta yoğun olduğunun görüldüğü , lisans eğitimi verilen üniversitelerin 8
yarıyılda okuttukları derslere bakıldığında; yukarıda tespit edilen derslerin tamamına yakınının ilk 4 yarıyılda verildiğinin görüldüğü, şu anda açıköğretim şeklinde önlisans müfredatı uygulayan veya İLİTAM tarzında yaygın eğitim yapan üniversitelerin tamamında bu derslerin zaten uzaktan eğitimle verilmeye devam ettiğinin bir gerçek olduğu , sadece bazı
İLİTAM programlarındaki sınavlarda, Kur ’an-ı Kerim dersinin sınavının yüz yüze yapıldığı, geriye kalan dört yarıyıldaki derslerin yaygın öğretimle verilmesi mümkün olan dersler olduğu, derslerin uzaktan eğitim veya açıköğretim programıyla verilmesinde herhangi bir olumsuzluk olmayacağı belirtilmiştir .
37. Yukarıda yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ; yakın geçmişte eğitim hakkını engelleyecek ve din ve vicdan özgürlüğünü zedeleyecek şekilde dini eğitim alma imkânının kısıtlandığı demokrasi dışı süreçlerin yaşandığı , söz konusu demokrasi dışı engellemelerin pek çok demokratik açılımla giderilmeye çalışıldığı, ancak dönemin mağduru olan vatandaşların söz konusu dönemdeki kayıplarının etkilerini bu demokratik kazanımlara rağmen hala hissettikleri , yaşanan söz konusu sıkıntılar ve baskı ortamı nedeniyle pek çok vatandaşımızın dini eğitimden mahrum kaldığı, dini özgürlüklerin süreç içerisinde sağlanmasından ve eğitim hakkının önündeki engellerin kaldırılmasından sonra ise gerek ülke şartlarında gerekse aradan geçen zamanda kendi özel koşullarındaki hayatın olağan akışından kaynaklanan değişimler neticesinde birtakım engellerle (yaşlarının ilerlemiş olması, ailevi durumları, ekonomik ve sosyal şartlar vb.)
karşılaştıkları, 37.1. Pek çok alanda açıköğretim eğitimi verilmekteyken örgün eğitim alma imkanı olmayan bu vatandaşların ilahiyat lisans eğitimi almalarının Yükseköğretim Kurumları Sınavına (YKS)
girerek ilahiyat önlisans eğitimi almaları, bundan sonra kontenjan dahilinde İLİTAM programına yerleşmeleri şartına tabi tutularak diğer bölümlere nazaran daha zorlu bir sürece tutulduklarının açık olduğu , bunun yanı sıra yukarıda arz edildiği üzere pek çok zorlu süreçten geçerek demokratik kazanımlar sayesinde mağduriyetlerin giderilmesine çalışılan ve yalnızca açıköğretim eğitimi alarak lisans eğitimi yapabilecek olan bu vatandaşların kontenjan dahilinde yalnızca uzaktan eğitime tabi tutulması uygulamasının eşitlik, adalet ve hakkaniyet ilkelerine uymadığı , yıllar boyu ötelenen ve görmezden gelinen durumun neden olduğu yığılmaların mevcut uygulamayla giderilemediği , konunun kalıcı şekilde çözümünün eğitim hakkının gereği olduğu, 37.2. Meslek alanı gereği ve vatandaşlarla doğrudan iletişimi nedeniyle kişisel gelişimleri ve vatandaşları doğru bilgiyle buluşturabilmeleri için dini eğitimin sürekliliği, hayat boyu devamı ve önemi açık olan Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin dahi mevcut uygulamada ilahiyat alanında lisans eğitimi alamadığı , Başkanlık tarafından ilahiyat lisans programına başvurabilecek durumda olan personel sayısının 58.137 olarak tespit edildiği, hatta bütün personelin yarısı veya daha fazlasının açılacak bir ilahiyat lisans programına katılma ihtimalinin mevcut olduğu , açıköğretim eğitimi verildiği bilinen önlisans alanındaki mezun sayısının çokluğu ile taşrada örgütlenme hususu da göz önüne alındığında memuriyet göreviyle birlikte örgün eğitim alınmasındaki zorluk birlikte değerlendirildiğinde, açılacak olan bir açıköğretim ilahiyat lisans eğitimine talebin oldukça fazla olacağı, ancak Diyanet İşleri Başkanlığının konunun çözümüne ilişkin çalışma ve girişimlerinin yeterli seviyeye ulaşmadığı , bu nedenle konunun kalıcı bir şekilde çözümüne yönelik ilgili İdarelere tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
15 / 1738. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarelerin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak İdarelerin, şikâyetçiye verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarelerin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
39. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE ;
İlahiyat Açıköğretim Lisans Eğitimi verilmesi yönünde çalışmalara ivedilikle başlanılması hususunda Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına, Anadolu Üniversitesi Rektörlüğüne, Atatürk
Üniversitesi Rektörlüğüne ve İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne, İlahiyat Açıköğretim Lisans Eğitiminin kapsamı ve ders içeriğinin tespiti, İLİTAM programının yaygınlaştırılması ve konuyla ilgili yaşanan sıkıntıların, eksikliklerin tespiti hususunda işbirliği ve koordinasyonun sağlanması ve tarafların (Sendikalar, Üniversiteler vs) bir araya getirilmesi ile konuya ilişkin bir toplantı yapılması hususunda Diyanet İşleri Başkanlığına ve Yükseköğretim
Kurulu Başkanlığına, İLİTAM programının yaygınlaştırılması, kontenjanların artırılması ve başvuranların kendilerine özgü durumları dikkate alınarak programdan yararlanma şartlarının kolaylaştırılması hususunda
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına, Söz konusu hususlarda daha etkin bir rol üstlenerek Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı nezdinde girişimlerde bulunulması ve işbirliğinin artırılmasının sağlanması yönünde Diyanet İşleri
Başkanlığına TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Kararın Başvurana ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına, Diyanet İşleri Başkanlığına, Anadolu Üniversitesi Rektörlüğüne, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne, Atatürk Üniversitesi
Rektörlüğüne tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca , Yükseköğretim Kurulu
Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü, İstanbul Üniversitesi
Rektörlüğü, Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
16 / 17Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi