ÖZET: Başvuran, 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan bir kurumda öğretmen olarak çalışırken çalışma izninin iptal edilmesi nedeniyle mağduriyet yaşadığını belirtmiş ve iptal kararının dayanağına ilişkin bilgi talep etmiştir. Anayasa’nın 42. maddesi gereğince eğitim ve öğretim, devletin denetimi altında olup, özel öğretim kurumlarının çalışma izinleri valilikler tarafından düzenlenmektedir. Çalışma hakkı, Anayasa ve uluslararası insan hakları metinlerinde güvence altına alınmış temel bir haktır.

Başvuranın çalışma izninin iptali, 667 sayılı KHK çerçevesinde milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapılarla bağlantılı olarak gerçekleştirilmiştir. Ancak, başvuranın beraat kararı alması ve iptal kararının gerekçesinin açıklanmaması, hukuki denetim açısından sorun teşkil etmektedir. İdarenin, başvuranın talebini değerlendirirken, nesnel ve hukuki denetime elverişli bilgi ve belgelerle hareket etmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Sonuç olarak, başvuranın çalışma izninin iptaline ilişkin kararın yeniden değerlendirilmesi ve gerekçeli bir yanıt verilmesi yönünde tavsiyelerde bulunulmuştur. Bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanlığı ve Ordu Valiliği’ne, başvuranın durumunun nesnel kriterler çerçevesinde yeniden ele alınması önerilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/11994-S.18560

BAŞVURU NO : 2019/10537

KARAR TARİHİ : 22/11/2019

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

ORDU VALİLİĞİ

BAŞVURUNUN KONUSU : 667 sayılı KHK kapsamında çalıştığı kurumun kapatılması sonucunda çalışma izni iptal olan başvuranın çalışma izninin iadesi veya çalışma izninin iptali kararının dayanağına ilişkin bilgi ve belgelerin tarafına tebliğ edilmesi talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 24/05/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran … Kurumumuza yapmış olduğu tarihli başvuruda özetle, Ordu

Fatsa … Ortaokulunda öğretmen olarak çalışmaktayken 667 sayılı KHK kapsamında kurumun kapatılması sonucunda öğretmenlik yapma izninin iptal olduğunu, iş bulmak amacıyla yaptığı başvuruların çalışma izninin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından iptal edildiği gerekçesiyle kabul edilmediğini, çalışma izni durumunu öğrenmek amacıyla 06/06/2018 tarihinde dilekçe verdiğini, dilekçenin cevabının yazılı olarak tebliğ edilmediğini, 09/03/2019 tarihinde MEBİM sistemi üzerinde yaptığı incelemede iptal edilen çalışma izninin iadesi için yapmış olduğu başvurunun Komisyon tarafından kabul edilmediğini ve 08/06/2018 tarihinde reddedildiğini öğrendiğini, ancak MEBİM sisteminde çalışma izninin hangi somut bilgi ve belgeye istinaden iptal edildiğine ilişkin bir bilgiye yer verilmediği gibi Komisyonun ret gerekçesine de yer verilmediğini, diğer taraftan hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu davası açıldığını, yapılan ilk duruşmada Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesi 13/03/2019 tarih, … Esas ve … Karar sayılı ilamı ile beraat ettiğini, beraat kararının kesinleşmesiyle örgütle hiçbir irtibatı ve iltisakı olmadığının ortaya konulduğunu, çalışma izninin iptal edilmesi ve daha sonra hiçbir gerekçe gösterilmeden iade edilmemesi nedeniyle mağduriyetinin her geçen gün arttığını, uzmanlık alanına ilişkin iş bulamadığı için geçimini sağlamakta zorlandığını, bu hususları içerir bir dilekçe ile 18/04/2019 tarihinde Ordu İl Milli Eğitim Müdürlüğüne başvurduğunu, Ordu İl

Milli Eğitim Müdürlüğünün 08/05/2019 tarih ve … sayılı yazısı ile dilekçesinde belirttiği beraat kararı dahil hiçbir maddi olguyu değerlendirmeye almadan ve gerekçelendirmeden yeni bir işlem tesisine gerek görmediklerini ifadeyle yetinerek çalışma izninin iadesi yönündeki talebini tekrar reddettiğini, kendisiyle aynı kurumda çalışan ve aynı durumda olan …. isimli arkadaşının

Ordu İl Milli Eğitim Müdürlüğünün verdiği izin doğrultusunda özel eğitim kurumlarında çalışmaya devam ederken kendisine izin verilmemesinin eşitlik ilkesinin açık ihlali olduğunu, yine kendisiyle aynı durumda olan bir öğretmenin başvurusunun ise Kütahya İl Milli Eğitim

Müdürlüğü tarafından kabul edildiğini, ayrıca 18/04/2019 tarihli dilekçesinde çalışma izninin iade edilmesi talebinin kabul edilmediği takdirde, hukuki haklarının ileri sürülmesinde kullanılmak üzere çalışma izninin iptaline ilişkin kararın dayanağının ne olduğunu ve hangi somut eylemlerinden dolayı bu kararın alındığına ilişkin 4982 Bilgi Edinme Hakkı Kanunu hükümleri uyarınca tarafına bilgi verilerek çalışma izninin iptalinden bugüne kadar alınan tüm kararlar ile dayanak bilgi ve belgelerin tarafına tebliğ edilmesini talep etmiş olmasına rağmen idare tarafından söz konusu taleplerinin hiçbirine cevap verilmediğini ifade etmekte olup çalışma izninin iadesini talep etmekte; talebinin kabul edilmemesi halinde çalışma izninin iptaline ilişkin kararın dayanağının ne olduğuna ilişkin 4982 Bilgi Edinme Hakkı Kanunu hükümleri uyarınca tarafına bilgi verilerek çalışma izninin iptalinden bugüne kadar alınan tüm kararlar ile dayanak bilgi ve belgelerin tarafına tebliğ edilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 07/08/2019 tarihli ve … sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Ordu

Valiliği tarafından gönderilen 22/08/2019 tarihli ve … sayılı yazı ve eklerinde; 2.1. Milli Eğitim Bakanlığının 2016/7783529 sayılı yazısı gereği Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan öne görev yapan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin

MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinlerinin iptal edildiği, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmediği ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgilerin işlendiği, 2.2. Milli Eğitim Bakanlığının … sayılı yazısı gereği, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı çerçevesinde 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK Eki II sayılı listesinde yer alan (673 sayılı KHK’nin 1’inci maddesi gereği bu listeden çıkarılanlar hariç) özel öğretim kurumu ile öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmaksızın 667 sayılı KHK ile kapatılanlarda KHK’nin Resmi Gazete’de yayımlandığı 23/07/2016 tarihinde çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personel ile

667 sayılı KHK’nin 2’nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Bakan onayı ile kapatılan

kurumlarda Bakanlık onay tarihi itibariyle o kurumda çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin çalışma izin onaylarının iptal edildiği, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmediği ve

MEBBİS üzerinde de gerekli değişikliklerin yapıldığı, 2.3. Milli Eğitim Bakanlığının 01/03/2017 tarihli ve … sayılı yazısının “667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarda görevliyken çalışma izni iptal edilen personeller hakkında, … sayılı Makam Oluru doğrultusunda valilikler tarafından komisyon oluşturularak milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı, bunlarla irtibatı olmadığı belirtilen personellerin Genel Müdürlüğümüze bildirilmesi istenmiş, ayrıca Bakanlığımızca kurulan komisyonda bu personellerin durumları da gözden geçirilmiştir. Milli Eğitim Müdürlüklerine müracaat edenlerden KHK kapsamında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı, bunlarla irtibatı olmadığı, oluşturulan bu komisyon marifetiyle belirlenerek Genel Müdürlüğümüze gönderilen personellerin Bakan Oluru ile MEBBİS’teki

667 sayılı KHK kapsamında aldıkları cezalar silinmiş olup görevden ayrılış sebepleri

düzeltilmiştir.” şeklinde olduğu, 2.4. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün .. sayılı yazısı doğrultusunda, 667 sayılı KHK ile kapatılan özel okul ve özel öğrenci yurtlarında çalışmakta iken çalışma izin onayları iptal edilen personellerden, mağdur duruma düştüğü yönündeki başvuruların değerlendirilmesi amacıyla komisyon oluşturulması gerektiği, bu bağlamda inceleme ve değerlendirme komisyonu oluşturulduğu, 2.5. Başvuran …’ın Ordu Fatsa … Ortaokulu’nda 06/09/2013 – 30/06/2015 tarihleri ile 25/04/2016 – 18/07/2016 tarihleri arasında Fen Bilgisi öğretmeni olarak çalıştığı, anılan okulun

667 sayılı KHK kapsamında kapatıldığı ve Milli Eğitim Bakanlığının … sayılı yazısı gereği

başvuranın çalışma izin onayının iptal edildiği, 2.6. Başvuranın 24/10/2016 tarihinde Denizli Valiliğine vermiş olduğu itiraz dilekçesinin Ordu

Valiliğine gönderildiği, bu dilekçeye istinaden 11/01/2017 tarihinde komisyonun toplandığı ve gerekli saha araştırmalarını yaparak “uzun süre kurumda çalıştığı”nın değerlendirildiği, 2.7. Başvuranın ilk dilekçesi ile 18/04/2019 tarihli son dilekçesi arasında geçen süre içerisinde

Bakanlığın 20/09/2016 tarihli ve … sayılı yazısından farklı bir görüşü olmadığından ilgilinin durumuyla alakalı yeni bir işlem tesisine gerek görülmediği, 2.8. Başvuranın kendisiyle aynı durumda olup çalışma izinleri iade edilen personellerle ilgili komisyon tarafından ayrı ayrı yapılan saha araştırmalarında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı, bunlarla irtibatı olmadığı yönünden kanaat oluştuğu, 2.9. Çalışma izni iade edilen …. isimli şahsın, 11/01/2017 tarihli komisyon tutanağı ile kayıt altına alındığı üzere, 667 sayılı KHK ile kapatılan kurumda eğitim-öğretim dışında farklı bir unvanla görev yapmış olması ve yine yapılan saha araştırmalarında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı, bunlarla irtibatı olmadığı yönünden kanaat oluştuğu belirtilmektedir.

3. Kurumumuzun 08/10/2019 tarihli ve … sayılı gizlilik kaydı ile talep edilen bilgi-belge isteme yazısına cevaben Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen 18/10/2019 tarihli ve … sayılı yazıda; Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün …

sayılı Makam Oluru gereği çalışma izni iptalinin kaldırılması işleminin valiliklerce oluşturulan komisyonun kararı ve valinin uygun görüşüyle Genel Müdürlüğe gönderildiği, 6749 sayılı

Kanun kapsamında kurulan komisyonda Makama sunulmak üzere değerlendirildiği bilgilerine yer verilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15’inci maddesinde; “Savaş, seferberlik (…) veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler (…) dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.” hükmü, “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49’uncu maddesinde; “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. (Değişik fıkra: 3/10/20014709/19 md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” hükmü, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” hükmü, 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı

Kanun’un 16’ncı maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılan “Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilânı” başlıklı 120’nci maddesinde; “Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddî belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik

Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.” hükmü, 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılan

“Olağanüstü hallerle ilgili düzenleme” başlıklı 121’inci maddesinde, “Anayasanın 119 ve 120’nci maddeleri uyarınca olağanüstü hal ilanına karar verilmesi durumunda, bu karar Resmi

Gazetede yayımlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye

Büyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağırılır. Meclis, olağanüstü hal süresini değiştirebilir, Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere, süreyi uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir. 119’uncu madde uyarınca ilan edilen olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstü hallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15’inci maddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği, görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstü yönetim usulleri, Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir. Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmi

Gazete’de yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların

Meclisçe onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir.” hükmü yer almaktadır.

5. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 23’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.” hükmü, 30’uncu maddesinde; “Bu Bildirgenin hiçbir hükmü, herhangi bir Devlet, grup ya da kişiye, burada belirtilen hak ve özgürlüklerden herhangi birinin yok edilmesini amaçlayan herhangi bir etkinlikte ve eylemde bulunma hakkı verecek şekilde yorumlanamaz.” hükmü yer almaktadır.

6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8’inci maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” hükmü, “Ayrımcılık yasağı” başlıklı 14’üncü maddesinde; “Bu

Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.” hükmü, “Olağanüstü hallerde yükümlülükleri askıya alma” başlıklı 15’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.” “Hakları kötüye kullanma yasağı” başlıklı 17’nci maddesinde; “Bu Sözleşme’deki hiçbir hüküm, bir devlete, topluluğa veya kişiye, Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesi veya bunların Sözleşme’de öngörülmüş olandan daha geniş ölçüde sınırlandırılmalarını amaçlayan bir etkinliğe girişme ya da eylemde bulunma hakkı verdiği biçiminde yorumlanamaz.” hükmü, “Haklara getirilecek kısıtlanmaların sınırlanması” başlıklı 18’inci maddesinde; “Anılan hak ve özgürlüklere bu Sözleşme hükümleri ile izin verilen kısıtlamalar öngörüldükleri amaç dışında uygulanamaz.” hükmü yer almaktadır.

7. Avrupa Sosyal Şartı’nın 1’inci maddesinde; “Akit Taraflar çalışma hakkının etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla: tam istihdamı gerçekleştirmek amacıyla olabildiğince yüksek ve istikrarlı bir istihdam düzeyine ulaşmayı ve bu düzeyi korumayı başta gelen amaç ve sorumluluklarından biri saymayı; çalışanların özgürce edindikleri bir işle yaşamlarını sağlama haklarını etkili bir biçimde korumayı; tüm çalışanlar için ücretsiz iş bulma hizmetlerini kurmayı ya da sürdürmeyi; uygun mesleğe yöneltme, eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerini sağlamayı ya da teşvik etmeyi taahhüt ederler.” hükmü, Gözden

Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın “Ayrımcılık Yasağı” başlıklı E maddesinde; “Nesnel ve makul bir gerekçeye dayanan farklı uygulamalar ayrımcılık sayılmayacaktır.” hükmü, “Savaş veya Olağanüstü Halde Yükümlülüklere Aykırı Önlemlerin Alınması” başlıklı F maddesinde; “Bir savaş durumunda ya da ulusun varlığını tehdit eden olağanüstü hallerde herhangi bir akit taraf ancak, uluslararası hukuktan kaynaklanan diğer yükümlülüklere aykırılık oluşturmamak koşuluyla durumun gerektirdiği ölçüde bu Şartla öngörülen yükümlülüklerine aykırı önlemler alabilir. Yükümlülüklerine aykırı önlemler alma hakkını kullanan herhangi bir akit taraf, makul bir süre içinde Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne alınan önlemler ve bunları gerektiren nedenler ile ilgili olarak tam bilgi verir. Yine aynı biçimde, söz konusu Taraf anılan önlemlerin sona erdiği ve Şart hükümlerinin tamamıyla uygulanmasına yeniden başlandığı tarihten de Genel Sekreteri haberdar eder.” hükmü, “Sınırlamalar” başlıklı G maddesinde; “I’inci bölümde anılan hak ve ilkelerin etkili bir biçimde gerçekleştirilmesi ve II’nci bölümde öngörüldüğü gibi bunların etkili bir biçimde uygulanmasının sağlanması, bu bölümlerde öngörülenler dışında, sadece demokratik bir toplumda başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması ya da kamu yararının, ulusal güvenliğin, halkın sağlığının ya da ahlakın korunması için ve ancak yasayla sınırlamaya ve kısıtlamaya tabi tutulabilir. Bu Şart’ın hükümleri çerçevesinde, anılan hak ve yükümlüklere yapılan sınırlamalar öngörüldüklerinden başka bir amaç için kullanılamazlar.” hükmü yer almaktadır.

8. Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası

Sözleşme’nin “Hakların Sınırlanması” başlıklı 4’üncü maddesinde; “Bu Sözleşmeye Taraf

Devletler, bu Sözleşmeye uygun olarak tanımış oldukları hakların kullanılmasını, demokratik bir toplumda sadece kamunun yararını korumak amacıyla ve yalnızca bu hakların niteliklerine uygun düştüğü ölçüde, ancak hukuk tarafından tespit edilmiş sınırlamalara tabi tutmayı kabul eder.” hükmü, “Çalışma Hakkı” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Bu

Sözleşmeye Taraf Devletler herkesin çalışma hakkını tanır ve bu hakkı korumak için gerekli tedbirleri alır. Çalışma hakkı, herkesin kendi seçtiği ve girdiği bir işte çalışarak geçimini sağlama imkanına ulaşma hakkım da içerir.” hükmü yer almaktadır.

9. Uluslararası Çalışma Örgütü 111 No’lu Ayrımcılık (İş ve Meslek) Sözleşmesi’nin 4’üncü maddesinde; “Devletin güvenliğine halel getiren faaliyetlerden ötürü muhik sebeplerle zanlı bulunan veya bu faaliyetlere girişen bir şahıs hakkında alınan tedbirler, ilgili kişinin milli tatbikata uygun olarak kurulmuş olan yetkili bir makama başvurma hakkı saklı kalmak şartıyla, ayırım sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.

10. 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun “Olağanüstü halin ilanı” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; “Cumhurbaşkanı, … Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Milli Güvenlik Kurulunun görüşünü de aldıktan sonra …

yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir.” hükmü, “Kanun hükmünde kararname” başlıklı 4’üncü maddesinde, “Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda Anayasanın 91’inci maddesindeki kısıtlamalara ve usule bağlı olmaksızın, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler Resmi

Gazete’de yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur.” hükmü yer almaktadır.

11. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun “Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “(Değişik birinci fıkra: 9/5/2018-7141/11 md.) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin

Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî

Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır.” hükmü, “Kurumlarda çalıştırılacak personel” başlıklı 8’inci maddesinin üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkralarında; “Kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde, en az dengi resmî öğretim kurumlarına atanabilmek için gerekli nitelik ve şartları taşıyanlar, resmî dengi bulunmayan kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde ise yönetmelikle belirtilen nitelik ve şartları taşıyanlar görevlendirilir. … Kurumların müdürleri, kurucu/kurucu temsilcisi tarafından; diğer yönetici ve öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticileri ise müdürlerince seçilir ve çalışma izinleri valiliğin iznine sunulur. Valiliğin izni alınmadan müdür ile diğer yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler işe başlatılamaz. Gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler için valilikçe çalışma izni düzenlenir. Çalışma izninin iptali yine valilikçe yapılır.” hükmü, “Özlük hakları ve sorumluluklar” başlıklı 9’uncu maddesinin dördüncü, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarında; “Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, bu Kanun hükümleri saklı kalmak üzere; a) Sosyal güvenlik ve özlük hakları yönünden; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu, b) Yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,

1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun, 4357

sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına Terfi, Taltif ve

Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimaî Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun ile 4483 sayılı Memurlar ve

Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine tâbidir. … 1702 sayılı

Kanuna göre meslekten çıkarılma veya 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlenmesi hâlinde, Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle personelin görevine, izni veren makam tarafından son verilir. Yetki, sorumluluk, ödül, sicil, disiplin ve cezaların uygulanmasına ilişkin diğer esas ve usûller çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır.” hükmü yer almaktadır.

12. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır.

13. (18/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yürürlüğe giren 6749 sayılı Kanun ile değiştirilerek kabul edilen) 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 2’inci maddesinde; “Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen… ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları… kapatılmıştır. Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. …” hükmü yer almaktadır.

14. 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî

Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Görevlendirme” başlıklı 26’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında; “Kurum müdürlüğünce, çalışma izni verilmesi istenen eğitim personelinin (Ek ibare: RG-5/7/2014-29051) ve diğer personelin bu izne esas olan belgelerini eksiksiz olarak tamamlamak suretiyle evrakı kurumun doğrudan bağlı bulunduğu millî eğitim müdürlüğüne teslim edilir. Nitelik ve şartları uygun bulunanlara müracaattan itibaren 10 gün içinde çalışma izni valilikçe düzenlenir. Valilikten çalışma izni alınmadan personel işe başlatılamaz.” hükmü yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

15. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Başvuru, Ordu Fatsa … Ortaokulunda öğretmen olarak çalışmaktayken 667 sayılı KHK kapsamında kurumun kapatılması sonucunda çalışma izni iptal olan başvuranın terditli olarak çalışma izninin iadesi veya çalışma izninin iptali kararının dayanağına ilişkin bilgi ve belgelerin tarafına tebliğ edilmesi talebini içermektedir.

17. Anayasa’nın 42’nci maddesi gereğince eğitim ve öğretim, devletin gözetim ve denetimi altında yapılmakta olup özel okulların bağlı olduğu esaslar devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak kanunla düzenlenir. Bu bağlamda, özel öğretim kurumlarında eğitimöğretim ve personel çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları

Kanunu’nda düzenlenmektedir. Anılan kanun ve yönetmelik hükümlerine göre (bkz. 10 ve 13 numaralı paragraf) öğretmenlerin özel öğretim kurumlarında çalışma izinlerine ilişkin işlemler valilikler tarafından yürütülmekte olup en az dengi resmi öğretim kurumlarına atanabilmek için gerekli nitelik ve şartları taşıyanlar özel öğretim kurumlarında öğretmen olarak görevlendirilmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23/02/2018 tarihli ve 2018/2 sayılı kararında belirtildiği üzere, eğitim ve öğretimin önemi ve özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim personelinin yaptığı işin niteliği karşısında, bu kurumlarda çalışacak personelin sosyal güvenlik ve özlük hakları bakımından 5510 ve 4857 sayılı kanuna tabi olacağı ancak yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve belirtilen diğer kanunlara tabi oldukları gibi ceza hukuku bakımından kamu görevlisi sayıldıkları, iki defa teftiş raporuyla başarısız olduğu tespit edilen eğitim personelinin çalışma izninin iptal edileceği ve iş sözleşmesinin sonlandırılacağı yönünde yukarıda ayrıntılı belirtilen düzenlemeler dikkate alındığında, eğitim ve öğretim konusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olan kanun koyucunun eğitim ve öğretimi güvenceye alarak, yeknesak bir model oluşturarak öğrencilerin eğitiminin aksamadan sürdürülmesini amaçladığı anlaşılmaktadır.

18. Çalışma hakkı; dinlenme hakkı, ücret hakkı, sendikal haklar ve sosyal güvenlik hakkı gibi birçok hakkı içinde barındıran, Anayasa’da ve uluslararası insan hakları metinlerinde yer bulan temel insan haklarından biridir. Anayasa’nın 49’uncu maddesine göre, devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır. 4, 6 ve 7 numaralı paragraflarda görüldüğü üzere; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara

İlişkin Uluslararası Sözleşme (ESKHUS) ve Avrupa Sosyal Şartı da çalışma hakkına dair düzenlemeler içermektedir. Diğer yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde çalışma hakkı doğrudan düzenlenmemiştir. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına bakıldığında, çalışma hakkına dair unsurların 8’inci maddede yer alan özel ve aile hayatına saygı hakkı ve 14’üncü maddede yer alan ayrımcılık yasağı kapsamında değerlendirilebildiği görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, Anayasa’da güvence altına alınmış olan ancak

AİHS ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerden herhangi birinin kapsamına girmeyen çalışma hakkına dair başvuruları, diğer haklarla bağlantı kurarak inceleyebilmektedir. Anayasa

Mahkemesi’nin Tuğba Arslan başvurusuna (başvuru no. 2014/256) ilişkin kararında, AİHS ve buna ek protokollerin, kamu hizmetine girmeyi, belli bir mesleği icra etmeyi garanti altına almadığı, ancak çalışma hakkı kapsamında değerlendirilebilecek bazı konularla ilgili şikâyetlerin Sözleşme’de korunan diğer hakları da ilgilendirmesi durumunda Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi’nin ilgili haklarla bağlantı kurarak bir inceleme yapabildiği belirtilmektedir.

19. Bilindiği üzere, hem Anayasa’da hem uluslararası insan hakları metinlerinde temel hak ve özgürlüklerin bazı hallerde sınırlandırılabileceği öngörülmektedir. Anayasa’nın 13’üncü maddesinde, olağan dönemde temel hak ve özgürlüklerin yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlandırılabileceği ve bu sınırlamanın

“kanunilik”, ”meşru amaç”, ”Anayasa’nın sözüne ve ruhuna uygunluk”, “öze dokunmama”, “demokratik toplum düzenine uygunluk”, “laik Cumhuriyet’in gereklerine uygunluk” ve

“ölçülülük” kıstaslarına uygun olması gerektiği belirtilmektedir. Benzer şekilde, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin 8’inci maddesi, Birleşmiş Milletler ESKHUS’nin 4’üncü maddesi, Avrupa Sosyal Şartı’nın G maddesi; hak ve yükümlülüklerin sınırlandırılmasına ilişkin hükümler ihtiva etmekte olup “yasayla öngörülmüş”, “demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli”, “hakların niteliklerine uygun düştüğü ölçüde” gibi kıstasları aramaktadır.

20. Diğer yandan, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü halin varlığı halinde sınırlandırma şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirler alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standarda çekilmesi söz konusudur. Anayasa’nın 15’inci maddesinde, olağanüstü hallerde milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla ve durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kısmen ya da tamamen durdurulabileceği ve Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmektedir. Bu anlamda Anayasa’nın 15’inci maddesinin uygulanabilmesi için öncelikle, olağanüstü bir durumun bulunması, olağanüstü halin ilan edilmiş olması ve alınan önlemin olağanüstü hal ilanına neden olan tehlikenin ortadan kaldırılmasıyla ilgili olması gerekmektedir. Alınan önlemin gerek Anayasa’nın 15’inci maddesine gerek uluslararası sözleşmelere uygun olup olmadığı noktasında, milletlerarası hukuktan doğan diğer yükümlülüklere aykırılık oluşturmaması ve durumun gerektirdiği ölçüde olması kıstasları dikkate alınmaktadır.

21. İdarelerin, olağanüstü hal ilanına neden olan tehlikenin ortadan kaldırılmasıyla ilgili alınan önlemler konusunda geniş bir takdir yetkisi bulunduğu kuşkusuzdur. Nitekim somut olaya konu olan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde

Kararname, “Anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, ülkemizde yaşanan bu son darbe teşebbüsünün tamamen sonlandırılması ve buna benzer bir müdahale girişiminin yeniden yaşanmaması ve terörle mücadelenin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için, olağanüstü hal süresince birtakım ivedi tedbirlerin alınması zorunlu hale gelmiştir.” gerekçesiyle, olağanüstü hal ilanını takiben

Anayasa’nın 121’inci maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar

Kurulunun kararıyla çıkarılmıştır. Anılan KHK’nın 2’nci maddesi çerçevesinde, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen ve KHK’nın ekli listesinde tek tek sayılmış olan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonlarının kapatılmasına hükmedildiği görülmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının 2.2. numaralı paragrafta yer verilen yazısında, anılan KHK hükümleri çerçevesinde söz konusu kurumlarda çalışan tüm personelin çalışma izinlerinin iptal edildiği, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyeceği ve MEBBİS üzerinde gerekli değişikliklerin yapılacağı il ve ilçe teşkilatlarına bildirilmiştir.

22. Öte yandan, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunmayan personelin mağduriyetinin önüne geçilmesi amacıyla, 20/09/2016 tarih ve … sayılı bir başka yazı ile Kararname öncesinde

Kayyum atanan Kurumlarda Kayyum atamasından sonra çalışanlar ile 23/07/2016 ve 03/08/2016 öncesinde ilgili Kurumlarda görev yapmış ve muhtelif nedenlerle görevlerinden ayrılmış kişiler MEBBİS Özel Öğretim Kurumları modülünde yer alan “667 sayılı KHK kapsamında kurumu kapatıldı” butonu kapsamı dışında tutulduğu, son olarak Bakanlığın 11/10/2016 tarihli Olur’u ile kurum ve kuruluşlarda çalışıp Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunmadığı değerlendirilen personelin mağduriyetinin önüne geçilmesi amacıyla Valiliklerce Komisyon kurulacağı, Valiliklerce aidiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunmadığı belirlenen personelin listesinin Bakanlıkça değerlendirileceğine ilişkin Bakanlık tarafından düzenleme yapıldığı, yapılan değerlendirmeler sonucunda terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunmadığı anlaşılan personelin

MEBBİS’te yer alan 667 sayılı KHK kapsamında aldıkları cezaların silinerek görevden ayrılış sebeplerinin düzeltileceği bildirilmiştir.

23. Başvuruya konu somut olayın incelenmesinden, başvuranın hakkında verilen çalışma izin iptali kararına karşı Denizli Valiliğine 24/10/2016 tarihinde başvurduğu, en son çalıştığı kurumun Ordu Valiliğine bağlı olması nedeniyle dilekçesinin Ordu Valiliğine gönderildiği, 11/01/2017 tarihinde Ordu Valiliği nezdindeki komisyon tarafından çalışma izninin iptalinin devam etmesi yönünde karar alındığı anlaşılmaktadır. Ancak bu kararın, başvuranın 06/06/2018 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı İletişim Merkezi (MEBİM) sisteminden yapmış olduğu başvuruya cevaben sistem üzerinden 08/06/2018 tarihinde iletildiği, başvuranın 05/10/2018 tarihinde gözaltına alındığı, başvurusunun reddedildiğini ise 09/03/2019 tarihinde öğrendiğini beyan ettiği görülmektedir.

24. MEBİM sistemi üzerinden başvurana verilen yanıtta; Özel Dolunay Ortaokulunun 667 sayılı KHK gereğince kapatıldığı, kurumda çalışanların çalışma izin onaylarının iptal edildiği, başvuranın çalışma izninin iadesi talebinin komisyon kararı doğrultusunda uygun görülmediğinin belirtildiği, öte yandan komisyon kararının gerekçesinin açıklanmadığı görülmektedir.

25. Başvuran hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla 10/10/2018 tarihinde açılan kamu davası sonucunda Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından beraat kararı verildiği, kararın 21/03/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

26. Bunun üzerine başvuranın 18/04/2019 tarihinde Ordu Valiliğine tekrar başvurduğu, hakkında verilen mahkeme kararının da göz önünde tutularak çalışma izninin iadesini talep ettiği, bu talebinin kabul edilmemesi halinde ise hukuki haklarının ileri sürülmesinde kullanılmak üzere çalışma izninin iptaline ilişkin kararın dayanağını oluşturan somut bilgi ve belgelerin tarafına tebliğ edilmesini talep ettiği görülmektedir.

27. Ordu Valiliği tarafından verilen 08/05/2019 tarihli yanıtta, başvuranın çalışma izninin iadesi talebinin 11/01/2017 tarihinde komisyon tarafından değerlendirildiği ve çalışma izninin iptalinin devam etmesi yönünde karar alındığı, başvuranın 18/04/2019 tarihli dilekçesinde belirttiği hususlarla ilgili yeni bir işlem tesisine gerek görülmediğinin belirtildiği; başvuranın çalışma izninin iptalinin devamına yönelik verilen karara dayanak oluşturan bilgi ve belgelerin tarafına tebliğ edilmesi talebine ise herhangi bir yanıt verilmediği görülmekte, anılan yanıtı takiben başvuranın tarihinde Kurumumuza başvurduğu anlaşılmaktadır.

28. 15 Temmuz darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ/PDY’nin devletin tüm anayasal kurumlarını ele geçirmeyi ve toplumu kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirerek bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçladığı, amacına ulaşmak için eğitim ve din alanlarında yoğun faaliyet gösterdiği, bu anlamda özel okul, özel yurt, dershaneler kurduğu, genç yaştaki kişilerden seçtiği elemanlarını öğretmenler vasıtasıyla örgüt amaçları doğrultusunda yetiştirdiği, sonuçta askeriye, mülkiye, emniyet, yargı ve diğer kamu kurumlarında hiyerarşik ve hücre tipi bir yapılanmayla örgütlendiği, bu mensupları vasıtasıyla kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Türkiye Büyük Millet

Meclis binası ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi gibi simge binalara ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırmak suretiyle 15 Temmuz darbe teşebbüsünü gerçekleştirdiği, bununla birlikte FETÖ/PDY’ye ilişkin olguların gerek adli ve idari yargı kararlarında gerek Anayasa

Mahkemesi kararlarında delilleriyle birlikte ortaya konulduğu görülmektedir (Birçok karar içinden bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, K. 2017/370, T. 26/09/2017; Danıştay 5. Daire, K.

2019/4157, T. 17/06/2019; Anayasa Mahkemesi Aydın Yavuz ve diğerleri, başvuru no.

2016/22169).

29. Bu anlamda, olağanüstü halin ilanını gerektiren ve ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin bulunduğu açık olmakla birlikte yukarıda kısaca belirtildiği üzere FETÖ/PDY’nin demokratik anayasal düzeni tehdit eden atipik niteliği ve devletin tüm kurumlarında hücre tipi yapılanmayla örgütlenmesi göz önüne alındığında, alınan tedbirlerin olağan demokratik düzene geri dönebilmek için zorunluluk arz ettiği anlaşılmaktadır.

30. Somut olaya konu uygulamaya bakıldığında; FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu tespit edilen özel okul, yurt ve kurumların olağanüstü hal tedbirleri kapsamında 667 sayılı KHK ile kapatıldığı anlaşılmakta olup olağanüstü hal ilanına neden olan tehlikenin ortadan kaldırılması adına yapılan idari işlemlerin idarenin takdir yetkisi alanında olduğuna kuşku yoktur. Nitekim olağanüstü hal ilanını gerekli kalan tehlikenin bertaraf edilmesi noktasında, idarenin olağan döneme göre çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğu kabul edilmektedir.

31. Diğer yandan, idarenin tedbir olarak 667 sayılı KHK sonrası kapatılan kurumlarda çalışmaktayken çalışma izin onaylarını iptal ettiği personelden FETÖ/PDY ile ilgisi olmadığı anlaşılanlara çalışma izinlerini iade etme yönünde irade gösterdiği (bkz. 21 no’lu paragraf), böylelikle durumun gerektirdiği acil tedbirler karşısında oluşabilecek mağduriyetlerin giderilmesini amaçladığı görülmektedir.

32. Konuya ilişkin emsal teşkil edebilecek içtihat incelendiğinde; Danıştay 13. Dairesi’nin 08/01/2018 tarihli ve 2018/75 sayılı kararında, “… İl Emniyet Müdürlüğü’nden 4734 sayılı

Kanun uyarınca ihaleye teklif veren şirket hakkında gerekli inceleme ve araştırmanın yapılarak bilgi verilmesi istendiği, gönderilen tutanağa istinaden şirketin ihale dışı bırakıldığı, araştırma tutanağı incelendiğinde tutanakta yer alan bazı konulara dair bilgilerin gerçeği yansıtmadığı, diğer bilgilerin de varsayıma dayalı soyut ifadelerden ibaret olduğu, davacı şirketin

FETÖ/PDY terör örgütüyle veya başka terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatını ortaya koyacak nitelikte bulunmadığının görüldüğü belirtilmekte olup haklarında araştırma yapılan gerçek ve tüzel kişilerin, terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatı bulunduğunun, tahmin ve varsayıma dayalı soyut ifadeler yerine, hukukî denetime elverişli bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerektiği, davacı şirketin tek sahibine ilişkin araştırma tutanağında, kendisi ve şirket hakkında FETÖ/PDY terör örgütüyle veya diğer terör örgütleriyle iltisakı yahut irtibatının bulunduğuna dair herhangi bir soruşturma veya bu hususta açılmış dava bilgisine ya da başka bir bilgi ve belgeye yer verilmediğinin anlaşıldığı, bu itibarla, kesin istihbarat bilgisinin değil,… olabileceği şeklindeki tahmin ve varsayıma dayalı soyut ifadelerin yer aldığı araştırma tutanağına istinaden davacı şirketin ihale dışı bırakılmasında ve bu karara yönelik yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin dava konusu Kamu İhale Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmadığına …” hükmedilmektedir. Buna göre, idarelerin gerçek veya tüzel kişilerin terör örgütüyle iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığına ilişkin yaptıkları araştırmalarda; kesin istihbarati bilgilerle hukukî denetime elverişli bilgi ve belgeleri ortaya koymaları gerektiği, tahmin ve varsayıma dayalı soyut ifadelerle araştırma tutanakları hazırlanmasında ve bu tutanaklara istinaden yapılan işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı saptanmaktadır.

33. Nitekim bir başka yargı içtihadında, bir yargı mensubunun Hâkimler ve Savcılar Kurulu

Genel Kurulu’nun 667 sayılı KHK kapsamında aldığı kararla meslekten çıkarıldığı olay üzerine açılan davada Danıştay 5. Dairesi; “ … devletlerin AİHS’in 15’inci maddesi uyarınca öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği, HSK Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS’in 15’inci maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu, nitekim AİHM’e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkün olduğu” değerlendirilmiştir (bkz. Danıştay 5. Dairesi, K. 2019/4157, T. 17/06/2019).

34. Bu çerçevede başvuruya konu somut olay incelendiğinde; başvuranın ilk dilekçesine istinaden Ordu Valiliği nezdindeki komisyonun 11/01/2017 tarihinde toplandığı, gerekli “saha araştırmaları”nı yaparak “uzun süre kurumda çalıştığı” değerlendirmesinde bulunduğu, başvuranın ilk dilekçesi ile 18/04/2019 tarihli dilekçesi arasında Bakanlığın 20/09/2016 tarih ve 9899240 sayılı yazısı dışında bir görüşü bulunmadığından başvuranın çalışma izni iptalinin devamı yönünde karar aldığı görülmektedir. Ancak Ordu İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından başvuran hakkında yapılan “saha araştırmasına” ilişkin Kurumumuza herhangi bir tutanak/dosya veya kararın dayanağını oluşturan hukuki denetime elverişli herhangi bir bilgi veya belge gönderilmediği görülmektedir. Buna göre, başvuran hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davası sonucunda beraat kararı verildiği ve kararın 21/03/2019 tarihinde kesinleştiği, bunun üzerine başvuranın karar ilamı doğrultusunda çalışma izninin iptali kararının yeniden incelenmesi ve karara dayanak oluşturan bilgi ve belgelerin kendisine tebliğ edilmesi yönünde Valiliğe yapmış olduğu başvuru hakkında İdare tarafından başvuranın sunmuş olduğu yeni bilgi ve belgelerin dikkate dahi alınmadığı, yeni somut delil ve unsurların değerlendirilmesi yoluna gidilmediği, bunun yerine Bakanlığın 20/09/2016 tarih ve …sayılı yazısı temel alınarak hareket edildiği anlaşılmaktadır.

35. Yukarıdan beri açıklanan uluslararası sözleşmeler ile yargı içtihatları çerçevesinde başvuruya konu taşra teşkilatının başvuranın dilekçesi hakkındaki işlem ve tutumu değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın, devletin olağanüstü şartlar karşısında almış olduğu tedbirlerin taşra teşkilatı komisyonlarınca uygulanmasında usul şartlarının yerine getirilip getirilmediği, kesin istihbarati bilgilerle hukukî denetime elverişli bilgi ve belgeler ile öğretmenlik yapma iznine ilişkin değerlendirmelerin yapılıp yapılmadığı unsurlarından oluştuğu görülmektedir. Taşra teşkilatı nezdinde kurulan önceki adıyla OHAL Komisyonları yeni adıyla Güvenlik Komisyonları’nın, öğretmenlik yapma izinlerinin iptaline dair işlemleri bireysel başvurular çerçevesinde değerlendirmesine ilişkin usul ve esasların oluşturulmasında görevli idarenin Milli Eğitim Bakanlığı olduğu da şüphesizdir. Bu bağlamda, Kurumumuza

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Genel Müdürlüğü tarafından iletilen bilgi ve belgeler arasında, Komisyonun değerlendirme usul ve esasları ile öğretmenlik yapma izni iptal edilenlerin bireysel başvurularında hangi yöntemleri izleyeceği, hangi belgeleri dikkate alacağı, hangi kriterler çerçevesinde iptal işleminin kaldırılmasına ilişkin kanaatin oluşabileceği hakkında genel bir düzenleme yaparak taşra teşkilatını bilgilendirdiğine dair herhangi bir bilgi dosya kapsamından tespit edilememiştir.

36. Buna göre, devletin olağanüstü hal çerçevesinde birtakım önlemler almasının anlaşılabilir olduğu, bu çerçevede olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile idareye birtakım yetkiler tanındığı ve alınan önlemlerin uygulanmasında Milli Eğitim Bakanlığı’na son derece geniş bir takdir yetkisi alanı bırakıldığı, nitekim 667 sayılı KHK ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen özel öğretim kurumlarının kapatıldığı ve bu okullarda çalışan tüm personelin çalışma izinlerinin Bakan oluruyla iptal edildiği, yine bu dönemde idari işlemler yolu ile gerekli incelemelerin yapılabilmesi için Valilikler nezdinde komisyon kurulduğu, Komisyon’un olumlu kanaatinin Milli Eğitim Bakanlığı makamının değerlendirilmesine sunulduğu, nihai kararın Milli Eğitim Bakanı tarafından verileceği, bu şekilde birtakım mağduriyetlerin giderilmesinin amaçlandığı görülmektedir.

37. Diğer yandan, geçen süre zarfında 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de geçen hükümlerin 5580 sayılı Özel Öğretim Kanunu’nda olağanüstü halin kaldırıldığı 2018 yılında yapılan değişiklik ile kanunlaştırıldığı, buna göre Kanun’da “ terör örgütlerine ya da Millî

Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır.” denilerek değerlendirme marjının son derece geniş tutulduğu ancak idarenin öğretmenlik yapma izin iptallerine ilişkin talepleri değerlendirirken yüksek mahkeme kararlarında da görüldüğü üzere tahmin ve varsayıma dayalı soyut ifadelerle değil hukuki denetime elverişli bilgi ve belgelere dayanarak karar vermesi gerektiği, somut olayda başvuranın yeniden inceleme talebine karşı idarenin yapması gereken aidiyet, iltisak ve irtibata ilişkin değerlendirmede aksinin olmadığı kanaatine nasıl vardığına ilişkin hukuki denetime elverişli bir muhakemeye yer vermeden başvuruyu reddettiği gibi Kurumumuza da sadece başvuranın 24/10/2016 tarihli dilekçesine istinaden alınan Komisyon kararında “uzun süre kurumda çalıştığını” değerlendirdiği bilgisinin verildiği görülmektedir.

38. Tüm bu yargı makamlarınca yapılan muhakemeler, uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve diğer yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın öğretmenlik yapma izninin iptaline ilişkin yapmış olduğu ikinci başvuruda, Komisyon tarafından başvuranın ileri sürdüğü yeni belgelere bakılmaksızın sadece Bakanlığın 20/09/2016 tarih ve 9899240 sayılı yazısı esas alınarak hareket edildiği, Komisyon nezdinde başvuranın aidiyet, iltisak ve irtibata ilişkin kanaatinin sadece kapatılan kurumda uzun süre çalışma kriteri çerçevesinde değerlendirildiği ancak bu kriterden ne kadar sürenin anlaşılması gerektiğine dair bir değerlendirmenin yapılmadığı, “saha çalışması” ile ne kastedildiğinin açıklanmadığı, idarenin uzun süre çalışma kavramının ölçülebilir ve denetlenebilir olmasını sağlamakla mükellef olduğu, ancak bu görevin tek başına Valiliklerce kurulan komisyonlara yüklenmesinin beklenemeyeceği, Bakanlık merkez teşkilatının komisyonlarca verilecek kararlara esas alınmak üzere nesnel, ölçülebilir, hukuken denetlenebilir kıstaslar belirleyerek ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirmesi, “aidiyet, iltisak ve irtibatın bulunmadığı” kavramına ilişkin anılan

Komisyonlar arasında yeknesaklık ve çalışma kolaylığı sağlayacak rehber ilkeler oluşturulması ve bu ilkeler kapsamında idarenin başvuranın çalışma izninin iptalinin devamına yönelik kararını yeniden değerlendirmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 39. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; 39.1. Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin Ordu Valiliği tarafından zamanında iletildiği, böylece “makul sürede karar verme” ilkesine uygun davranıldığı ancak başvuranın 26 no’lu paragrafta yer verilen bilgi edinme talebine yanıt verilmediği, böylece “bilgi edinme hakkı”, “kararların gerekçeli olması”, “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı anlaşılmış olup idareye bundan böyle bu ilkelere uyması önerilmektedir.

39.2. Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerden bir kısmının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yanıtsız bırakıldığı, böylece “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik”, “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davranılmadığı anlaşılmış olup bundan böyle bu ilkelere uyması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

40. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararı’nın idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ordu

İdare Mahkemesi’nde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE;

667 sayılı KHK uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı’na tanınan yetki ve sorumluluk

kapsamında Valilikler nezdinde oluşturulan komisyonların öğretmenlik yapma izni iptallerine ilişkin yapılan başvuruları değerlendirmesinde esas alacağı nesnel, ölçülebilir ve hukuken denetlenebilir kriterler oluşturulması ve Komisyonların çalışma usul ve esaslarının belirlenmesi yönünde MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Ordu Valiliği tarafından başvuranın ikinci dilekçesi ve ekleri incelenerek başvuranın talebinin nesnel, ölçülebilir ve hukuken denetlenebilir kriterler çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi ile kararın gerekçeli olarak başvurana bildirilmesi yönünde ORDU

VALİLİĞİ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA VE ORDU VALİLİĞİ’NE tebliğine;

6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Milli Eğitim Bakanlığı

ve Ordu Valiliği tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemleri otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna ilişkin bilgilendirilmelerine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi