|
ÖZET: Başvuran, engelli çocuğu için aldığı eğitim ve öğretim desteğinin kesilmesini ve gerekçesinin bildirilmemesini eleştirerek, bu desteğin yeniden bağlanmasını talep etmiştir. İdare, başvuranın sunduğu sağlık raporunun uygun olmadığını belirterek desteği kesmiştir. Ancak, başvuranın 2012 ve 2020 yıllarında aldığı raporların içeriği arasında bir değişiklik olmadığı, dolayısıyla eğitim desteğinin kesilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca, başvurana kesilme gerekçesinin bildirilmemesi ve idarenin bilgi taleplerine cevap vermemesi, hukukun belirlilik ilkesine aykırıdır.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın eğitim desteğinin yeniden bağlanması ve geçmişe yönelik ödemelerin iadesi hususunda Milli Eğitim Bakanlığına tavsiyede bulunmuştur. Bu tavsiye, çocuğun yüksek yararı ilkesine dayanmakta olup, engelli çocukların haklarının korunması gerektiğini vurgulamaktadır. İdarenin, başvuranın durumuna ilişkin bilgi ve belgeleri zamanında sunmaması ve gerekçeleri açıklamaması, iyi yönetim ilkelerine de aykırıdır. Bu nedenle, başvuranın talebinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/7023-S.20.11134
BAŞVURU NO : 2019/22741
KARAR TARİHİ : 07/05/2020
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Kesilen eğitim ve öğretim desteğinin yeniden bağlanması talebi hakkında
BAŞVURU TARİHİ : 24/12/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran , velisi olduğu doğuştan işitme engelli kızları T.C.
Kimlik Numaralı , 2018-2019 eğitim öğretim yılının başında uygun görülen eğitim ve öğretim desteğinin sonradan kesildiğini, Devlet tarafından ödenen tutarın da kendilerinden talep edildiğini ve konu hakkında 08/3/2019 tarihinde Üsküdar İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğüne dilekçe gönderdiğini belirterek, bahse konu desteğin yeniden verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuru konusunun çözümüne dayanak teşkil etmek üzere 07/01/2020 ve 14/02/2020 tarihlerinde Milli Eğitim Bakanlığından ve İstanbul Valiliğinden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Söz konusu bilgi belge taleplerine Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 13/02/2020 ve 09/03/2020 tarihlerinde cevabi yazılarda özetle;
– Başvuran tarafından eğitim-öğretim desteği almak için yapılan başvuruda sunulan sağlık raporunun “5580 Sayılı Kanun Kapsamındaki Özel Okullarda Öğrenim Gören/Görecek
Öğrenciler İçin Verilecek Eğitim ve Öğretim Desteği Uygulama E-Kılavuzu”nda belirtilen hususlara uygun olmadığı gerekçesiyle Komisyon tarafından hazırlanan tarihsiz “İnceleme
Raporu”yla desteğin kesilmesine karar verildiği,
– Konu hakkında başvurana yazılı bildirim yapıldığı ancak başvuranın adres değişikliği nedeniyle bildirimlerin geri döndüğü, başvurana durumun şifahi olarak açıklandığı, ne yapması gerektiğinin şifahi olarak bildirildiği,
– Başvuranın eğitim-öğretim desteği için yapmış olduğu ilk başvurusunda da sağlık raporunun sonradan sunulacağı bilgisi verilmesi sebebiyle bu destekten faydalanmasının sağlandığı, konu hakkında ilgili okulun bilgilendirildiği,
belirtilmiştir.
3. Diğer taraftan, başvuran tarafından çocukları için Sağlık Bakanlığı Medeniyet Üniversitesi
Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesinden 12/02/2020 tarihinde “Çocuklar İçin Özel
Gereksinim Raporu” (ÇÖZGER) alınarak Kurumumuza gönderilmiş, söz konusu ÇÖZGER raporu konunun dostane çözümünü teminen 28/02/2020 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığına gönderilmiştir. Bu defa ilgili Bakanlık tarafından Kurumumuza gönderilen 09/03/2020 tarihli ve E.5096106 sayılı cevabi yazıda; söz konusu raporun yeni tarihli olduğu ve bu raporla geriye dönük işlem yapılamayacağı belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinde; “…Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır. Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur.”,
3.2. ‘Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” hükümleri mevcuttur.
4. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin;
4.1. 3’üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir.
Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.”,
4.2. 6’ncı maddesinin ikinci fıkrasında; “Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.”,
4.3. 18’inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.”,
4.4. 23’üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında; “Taraf Devletler, zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.
Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakları yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve annebabasının veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler.
Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2. fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana-babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları göz önüne alınarak olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.”,
5. Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin;
5.1.“Engelli çocuklar” başlıklı 7 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Taraf
Devletler, engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm temel insan hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alır.
Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun en üst çıkarının gözetilmesine öncelik verir”,
5.2.“Yeterli yaşam standardı ve sosyal korunma” başlıklı 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasında; “…Yoksulluk koşullarında yaşayan engellilerin ve ailelerinin uygun eğitim, danışmanlık, mali yardım ve süreli bakım dâhil engelliliğe ilişkin harcamalarında devlet yardımına erişimini sağlamak…”,
hükümleri mevcuttur.
6. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir” hükmü yer almaktadır.
7. 01/07/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun “Genel esaslar” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde; “Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde; … g) Engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi esastır”,
8. 20/02/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çocuklar İçin Özel
Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin;
8.1. ÇÖZGER Düzenleme Usulü başlıklı 8’inci maddesinin (f) fıkrasında; “Kurula gelen bilgi, belge değerlendirilir ve gereği hâlinde çocuk da kurula davet edilerek Ek-3’te yer alan tabloya göre özel gereksinim durumu rapora yazılır. Raporda engel oranı yazılmaz. Özel gereksinim düzeylerinin engel oranları ile ilgili mevzuatla uyumunda Ek-3’te yer alan tablo kullanılır.”
8.2. “Kazanılmış haklar” başlıklı 15 inci maddesinde ise; “(1) Bu Yönetmelikte geçen “Çok ileri düzeyde ÖGV”, “Belirgin ÖGV” ve “Özel koşul gereksinimi var (ÖKGV)” ifadeleri ilgili mevzuatın uygulanması açısından ağır engellilik durumunu ifade eder.”
düzenlemeleri mevcuttur.
9. 5580 Sayılı Kanun Kapsamındaki Özel Okullarda Öğrenim Gören/Görecek Öğrenciler
İçin Verilecek Eğitim Ve Öğretim Desteği Uygulama E-Kılavuzunun Ek 12 nolu Eğitim ve Öğretim Desteği Verilebilecek Öğrencilerin Tespit Formunun 4’üncü maddesinde;
Anne, baba, kardeş veya öğrencinin %50 ve üzeri oranında engelli olması (üniversite hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri veya tam teşekküllü devlet hastanelerinden alınan raporla beyan edilmesi durumunda) 50 puan verileceği belirtilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11. Başvuran, 1’inci paragrafta açıklandığı üzere engelli çocukları için aldıkları ve kendilerine herhangi bir gerekçe gösterilmeden kesilen eğitim ve öğretim desteğinin yeniden bağlanmasını talep etmektedir.
12. 3 ve 9 nolu paragraflar arasında yer verilen ilgili mevzuat ve İdarenin açıklamaları doğrultusunda başvuranın eğitim ve öğretim desteği almak amacıyla sunmuş olduğu raporun
2012 yılında Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan işitme cihazı
raporu, aynı hastanenin Odyoloji Bölümünden alınan rapor ile aynı yıl Özel bir hastaneden alınan sağlık raporu olduğu anlaşılmaktadır.
13. Başvuranın sunmuş olduğu raporlara istinaden 2017 yılından geçerli olmak üzere eğitim ve öğretim desteğinin bağlandığı, ancak 2019 yılında Milli Eğitim Müdürlüğünce yapılan denetim neticesinde “engelli raporunun uygun olmadığı” gerekçesiyle bahse konu desteğin kesilerek geçmişe yönelik yapılan ödemelerin de geri alındığı anlaşılmaktadır.
14. Başvurana söz konusu desteğin kesildiği bilgisi verildikten sonra desteğin hangi gerekçeyle kesildiğinin bildirilmemesi nedeniyle başvuran Kurumumuza başvurmuştur. Kurumumuz tarafından başvuru hakkında “Gönderme Kararı” verilmiş ve desteğin kesilme gerekçelerinin başvurana bildirilmesi istenilmiştir. Ancak ilgili İdare tarafından başvurana herhangi bir cevap verilmemiştir. Bunun üzerine ikinci kez Kurumumuza başvuru yapılmış, bu defa Milli Eğitim
Bakanlığı ile İstanbul Valiliğinden desteğin kesilme gerekçeleriyle beraber konu hakkındaki
Bakanlık görüşleri iki defa istenilmesine rağmen ilgili Bakanlıktan cevap gönderilmemiş, söz konusu bilgi ve belge taleplerimiz Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından cevaplanmıştır. Ancak talep edilen bilgi ve belgelerin hepsi Kurumumuza gönderilmediğinden, gönderilmemiş bilgi ve belgelerin İdarenin elinde olmadığı değerlendirmesi yapılmıştır.
15. Eğitim ve öğretim desteğinin kesilme gerekçesinin öğrenilmesinden sonra başvuran Sağlık
Bakanlığı Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesinden 12/02/2020 tarihinde “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu” (ÇÖZGER) almış ve Kurumumuza göndermiştir.
16. Bahse konu ÇÖZGER Kurumumuz tarafından Milli Eğitim Bakanlığına gönderilmiş, ancak yeni alınmış raporla geçmiş yönelik işlem yapılamayacağı belirtilerek ilgili Bakanlık tarafından başvuranın eğitim ve öğretim desteğinin yeniden bağlanması talebi reddedilmiştir.
17. Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen yazının eklerinde bulunan tarihsiz “İnceleme Raporu”nda, başvuranın eğitim ve öğretim desteği talebi kapsamında göndermiş olduğu raporun işitme cihazına ait bir rapor olduğu, bu nedenle başvurandan, velisi bulunduğu öğrenciye ait engel oranını gösteren ve kılavuzda yer alan sağlık kurumlarından alınmış güncel sağlık raporunun sunulmasının istenildiği, ancak başvuran tarafından Müdürlüklerine herhangi bir rapor ibraz edilmediği ve bu gerekçeyle eğitim ve öğretim desteğinin kesildiği bildirilmiştir.
18. Kurumumuz tarafından iki defa istenilmiş olmasına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı bilgi ve belge taleplerimize cevap vermemiş, Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından verilen cevaplar arasında da başvurana eğitim ve öğretim desteğinin kesilme gerekçelerinin ve yapması gereken işlemlerin bildirildiği ifade edilen yazının örneği gönderilmemiştir. İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğü tarafından verilen cevaplarda başvuranın durumla ilgili olarak sürekli şifahi olarak bilgilendirildiği belirtilmiştir. Başvuranın konu hakkında sürekli şifahi olarak bilgilendirilmesinin gerekçesi Kurumumuzca anlaşılamamıştır.
19. Diğer taraftan, başvuranın 20/02/2020 tarihinde almış olduğu sağlık kurulu raporuna Milli
Eğitim Bakanlığınca geçmişe yönelik işlem yapılamayacağı belirtilerek reddedilmesine rağmen, Üsküdar Milli Eğitim Müdürlüğünce gönderilen yazı ekinde bulunan tarihsiz
“İnceleme Raporu”nda; başvurandan velisi olduğu öğrenciye ait engel oranını gösteren güncel sağlık kurulu raporu alması halinde eğitim ve öğretim desteğinin kesilmeyeceğinin ifade edildiği anlaşılmaktadır. Bu durum da Bakanlık tarafından geçmişe yönelik işlem olarak değerlendirilen güncel sağlık kurulu raporunun İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce kabul edileceği anlamına gelmekte ve Bakanlıkça verilen cevap uygulamayla tezat teşkil etmektedir.
20. Bununla birlikte, Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce başvuranın 22/3/2019 tarihli dilekçesine cevaben gönderilen 26/3/2019 tarihli ve sayılı yazıda başvuranın sunmuş olduğu sağlık raporunda öğrencinin engel oranının belirtilmediği ve raporun ilgili kılavuzda belirtilen sağlık kurumlarından alınmasının gerektiği bildirilmiştir. Ancak, 8 nolu paragrafta belirtilen ve 20/02/2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikte sağlık kurulu raporlarında engel oranının belirtilmeyeceği açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle, velinin engelli çocuğu için alacağı sağlık kurulu raporunda engel oranının belirtilmesi mevzuat yönünden imkansızdır.
21. Diğer taraftan, her ne kadar iki defa istenilmişse de, gönderilmediği için başvuranın iddiası doğru kabul edilerek, eğitim ve öğretim desteğinin devam edebilmesi için güncel sağlık raporunun başvurandan iki gün içinde gönderilmesinin istenilmesi, sağlık kurulu raporlarının çıktığı süreler göz önüne alındığında hayatın olağan akışına aykırıdır.
22. Ayrıca, başvuranın 20/02/2020 tarihinde almış olduğu sağlık raporunda belirtilen hususların 2012 tarihinde sunulan bilgilerle aynı içerikte olduğu, öğrencinin durumunda sonradan bir değişme olmadığı, çok ileri düzeyde sensörinöral işitme kaybı olduğunun hem 2012’de alınan raporda hem de 2020 tarihinde alınan raporda belirtildiği, 2020 tarihinde alınan raporda belirtilen, “özel koşul gereksinimi vardır.” ve “özel gereksinimi vardır.” ifadelerinin 8.2. nolu paragrafta belirtildiği gibi ağır engel durumunu ifade ettiği anlaşılmaktadır.
23. Bilindiği üzere; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de “belirlilik”tir. Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 tarih ve 2005/5 Esas, 2008/93 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan belirlilik ilkesine göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.
24. Bilindiği üzere, “çocuğun yüksek yararı” kavramı ilk kez 1959 Cenevre Çocuk Hakları
Bildirgesinde yer almış olup, aradan yaklaşık otuz yıl geçtikten sonra imzalanan Birleşmiş
Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile “çocuğun yüksek yararı” kavramı yeniden düzenlenmiştir. Ülkemiz bu Sözleşmeyi 14/09/1990’da imzalamış, 09/12/1994’te onaylamış ve
4058 sayılı Kanunun 11/12/1994 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanması ile ülkemizde
yürürlüğe girmiştir (Topuzoğlu, Aşkın Yaşar, “Çocuk Hakları”, “Mağdur Çocukların
Hukuksal Konumu”, İstanbul Barosu Yayın Kurulu, İstanbul 2004, s. 19). Sözleşmede, çocuğun korunmasına yönelik haklar yanında bağımsızlığına yönelik haklar da düzenlenmiş, ancak daha da önemlisi çocuğun yüksek yararı temel ilke olarak benimsenmiştir. Sözleşmede çocuğun yüksek yararından pek çok maddede söz edilmesine rağmen bu maddelerde çocuğun yüksek yararının ne olduğundan ziyade çocuğun yüksek yararına aykırı düşmedikçe veya uygun düştükçe çocuğun haklarının nasıl uygulanacağı açıklanmıştır. Çocuğun her tür istismarı, çocuğun ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişimi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılması, çocuğun kişiliğine ve onuruna saldırı ile ayrımcılık gibi eylemler yasaklanmış olup, çocuğun hakları bu eylemlere karşı korunmaktadır (Zermatten, Jean, “The
Best Interests of the Child Principle: Literal Analysis and Function”, International Journal of
Children’s Rights, Number 18, 2010, s.486-492). Çocuğun yüksek yararının belirlenmesinde
Sözleşmenin başlangıç metninde ifade edilen amaçlar da yol göstermektedir. Söz konusu amaçlardan anlaşılan, çocuğun özel ilgi ve yardıma gereksinim duyduğu, ailesinin desteklenmesi gerektiği, çocuğun sevgi ve anlayış içindeki bir aile ortamında büyümesi gerekliliği, çocuğun barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhu içinde yetişmesi gerekliliğidir. Bu gerekliliklerin nedeni ise çocuğun kişiliğinin gelişimi, esenliği, uyumu, toplumda bağımsızlaşabilmesi olarak sunulmuştur.
25. Yasama organı, sosyal hizmet kurumları, sağlık kurumları, eğitim kurumları ve çocuğun korunmasında görevli ve yetkili diğer kurumlar, yani yürütme organı ile mahkemeler çocuğu ilgilendiren tüm işlem ve davalarda çocuğun yüksek yararını gözetmekle yükümlüdür (Akyüz, Emine, Çocuk Hukuku, 3. Baskı, Ankara 2013, s. 47.). Bu itibarla, toplumun bedensel ve zihinsel yönden en güçsüz ve başkalarına en bağımlı şekilde hayatını devam ettirebilen çocuklar, hukukun öncelikli konusudur ve çocukların özel olarak korunması anayasa ve yasalarda açıkça güvence altına alınmalıdır. Bu kapsamda T.C. Anayasasının 5, 10, 41 ve 61’inci maddeleri ile 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu, 5395 sayılı Çocuk Koruma
Kanunu, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ve bu kanunların uygulanmasına dair yönetmeliklerde yer alan pek çok maddede “çocuğun yüksek yararı” ilkesi de gözetilerek düzenlemeler yapılmıştır.
26. Engelli ve çocuk haklarının Anayasamız, Uluslararası Sözleşmeler ve kanunlarla güvence altına alındığı değerlendirildiğinde, başvuranın eğitim ve öğretim desteği alma talebiyle yapmış olduğu başvuruda sunduğu sağlık raporunun önce kabul edilip, eğitim ve öğretim desteği bağlandıktan yaklaşık iki sene sonra iptal edileceğinin bildirilerek, başvurana güncel sağlık kurulu raporu alabilmesi için makul bir süre tanımadan söz konusu desteği kesmesi, başvuran tarafından sonradan alınan güncel sağlık kurulu raporunda 2012 yılında alınmış raporda yapılan tespitlerin aynısının yapılması, yani engelli öğrencinin durumunda eğitim ve öğretim desteği alabilmesi için başvurduğu 2017 yılından bu yana bir değişiklik olmadığı ve mevcut durumda öğrencinin engel durumunun 2017 yılında da “ağır engelli” olduğu göz önüne alındığında, yukarıda yapılan değerlendirmelerle birlikte desteğin kesilmesi işleminin hakkaniyete aykırı olduğu düşünülmektedir.
27. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; ilgili kılavuzda sunulacak sağlık raporunun hangi sağlık kurumlarından alınması gerektiği ve engel oranının belirtilmesi gerektiği ifade edildiğinden bahse konu desteğin kesilmesi işleminde hukuka aykırılık olmadığı değerlendirilmekle birlikte, yukarıda yapılan değerlendirmeler neticesinde söz konusu desteğin kesilmesi işleminde hakkaniyete uyarlık olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden 28. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde de yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; İdarenin başvurana verdiği cevaplarda karara karşı başvuru yolunu göstermediği, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin süresi içerisinde gönderilmediği anlaşılmış olup iyi yönetişim ilkelerinde vurgulanan
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uymadığı değerlendirilmiş olup, idarenin bundan böyle bu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
29. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvuranın kesilen eğitim ve öğretim desteğinin yeniden bağlanarak, başvurandan tahsil edilen geçmişe yönelik ödemelerin iade edilmesi hususunda Milli Eğitim Bakanlığına TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Milli Eğitim Bakanlığı
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi