ÖZET: Danıştay Beşinci Dairesi, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davanın reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararını inceledi. Davacı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibatının detaylarının belirtilmediğini, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ve ayrımcılık yasağının çiğnendiğini iddia etti. Ancak, mahkeme, davacının FETÖ/PDY üyeliğinden mahkumiyetine dair ceza mahkemesi kararının kesinleştiğini ve bu kararın idari yargı açısından da dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Mahkeme, ceza yargılamasında elde edilen delillerin, davacının örgütle olan irtibat düzeyinin belirlenmesinde önemli olduğunu vurguladı. Sonuç olarak, temyiz isteminin reddine ve Bölge İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verildi. Bu karar, adli yardım talebinin de devam ettiğini, ancak temyiz aşamasında yeni bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığını ortaya koydu. Böylece, idari yargı sürecinde ceza yargılaması sonuçlarının etkisi net bir şekilde ortaya konmuş oldu.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/11398 E.  ,  2024/410 K.

“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/11398
Karar No : 2024/410

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …

Karşı Taraf (Davalı) : … Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına dair … tarih ve E…. sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Savunma istem yazısında neyle suçlandığının ve suçlamanın detaylı içeriğinin bildirilmediği, barınma saikiyle ve dini saiklerle 17/25 Aralık tarihlerinden önce yapıyla irtibat kurduğu, örgütsel anlamda irtibat çabalarını reddettiği, asker olmasından bahisle idarenin takdir yetkisinin üst düzeyde olduğu sonucuna varılmasının kanuna ve hukuka aykırı olduğu, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, masumiyet karinesinin, ayrımcılık yasağının, özel hayata saygı hakkının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun’un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ”adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder” düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Öte yandan, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği belirtilmiş ise de, masumiyet karinesi ilkesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, ilgilisi lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağı açık olmakla birlikte, idari yargı mercilerince ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve TCK’nın “etkin pişmanlık” hükümleri kapsamında ceza indirimi yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisinin kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğu anlaşılmaktadır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 06/02/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.