ÖZET: Danıştay Beşinci Dairesi, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararını temyiz incelemesi sonucunda onamıştır. Davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesi uyarınca yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu, savunma hakkının ihlal edildiğini ve masumiyet karinesinin göz ardı edildiğini ileri sürmüştür. Ancak, Danıştay, davacının terör örgütü üyeliği suçlamasıyla ilgili kesinleşmiş bir mahkumiyetinin bulunmadığını, bu nedenle yargılama sürecinin devam ettiğini belirterek, masumiyet karinesinin geçerli olduğunu vurgulamıştır.

Bununla birlikte, Danıştay, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatının belirlenmesi açısından değerlendirilebileceğini ifade etmiştir. Davacının terör örgütü ile ilişkisini ortaya koyan tanık ifadeleri ve diğer deliller, davacının kamu görevinden çıkarılmasını haklı kılacak nitelikte bulunmuştur. Sonuç olarak, temyiz isteminin reddine ve Bölge İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/2669 E.  ,  2024/7436 K.

“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/2669
Karar No : 2024/7436

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davalı) : … Bakanlığı – ANKARA
Vekilleri : Hukuk Müşaviri … Hukuk Müşaviri V. …

İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına dair Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, savunma hakkı ve adil yargılanma hakkının gereklerine uyulmadığı, dava konusu işlemin keyfi olduğu, dayanak olarak gösterilen suçun somut delillere dayanmadığı, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiği, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, masumiyet karinesinin ve hukukun genel ilkelerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanunun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” hükmü gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının terör örgütü üyeliği suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, davacının anılan suçtan mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Bununla birlikte, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Bu kapsamda, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan; “…Sanık (davacı) hakkında beyanda bulunan tanık Ö.Ç., sanığın 2013-2014 yıllarında müzahir evde kaldığını, tanık N.Ü ise, sanığın av abisi olduğunu ve … Kod ismini kullandığını beyan ettiğinin görüldüğü, dinlenen tanıkların sanığın örgütle irtibatını ortaya koyduğu…” tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 14/05/2024 tarihinde oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.