ÖZET: Bu karar, hükümlünün sağlık durumu ve aile hayatı gerekçesiyle başka bir ceza infaz kurumuna nakil talebini incelemektedir. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler, yaşama hakkı ve insan onuruna uygun koşullarda tutulma hakkını güvence altına almaktadır. Hükümlünün sağlık durumu, tedavi gereklilikleri ve mevcut infaz kurumunun yetersizliği, devletin pozitif yükümlülükleri arasında yer almaktadır. Hükümlünün sağlık sorunları nedeniyle nakil talebinin reddedilmesi, mevcut sağlık kuruluşlarının yeterli hizmet sunması ve tedavi imkanlarının bulunduğu gerekçesiyle hukuka uygun bulunmuştur.

Ayrıca, hükümlünün ailesinin yaşadığı yere yakın bir infaz kurumuna nakil talebi, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleriyle de değerlendirilmiştir. Ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması, nakil taleplerinin reddedilmesinde etkili bir faktör olmuştur. Ancak, Covid-19 salgını nedeniyle alınan tedbirlerin kaldırılması durumunda, hükümlünün nakil koşullarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, devletin hükümlülerin sağlık ve aile hayatına saygı gösterme yükümlülüğü vurgulanmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/4741-S.22.7208

BAŞVURU NO : 2021/17606

KARAR TARİHİ : 07/04/2022

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Hükümlü ‘un sağlık durumuna ve aile hayatına bağlı olarak başka bir infaz kurumuna nakli istemine havidir

BAŞVURU TARİHİ : 15/10/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmakta olan hükümlü adına, Milletvekili tarafından yapılan başvuruda özetle; adı geçenin 1992 yılından bu yana ceza infaz kurumunda barındırıldığı, “bağırsak kanseri riski, hemoroid, prostat, hepatitB” hastalıkları olduğu, uzun zamandır ailesinden uzakta bulunan kurumlarda tutulmasına rağmen ailesine yakın bir kuruma nakil istemlerinin yerine getirilmediği ifade edilerek, hastalıkları ve ailesinden uzakta bir kurumda barındırılıyor oluşu da dikkate alınarak adı geçenin ivedilikle Ümraniye T Tipi, Akhisar T Tipi, Bandırma T Tipi veya Kepsut L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine naklinin sağlanması talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 11/11/2021 tarih, sayılı ve 28/01/2022 tarih, sayılı yazıları ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 30/12/2021 tarih, – – – sayılı ve 25/03/2022 tarih, – – sayılı cevabi yazı ve eklerinde; 2.1. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda bugüne kadar toplamda 11 defa disiplin cezası aldığı, 11.08.2020 tarihi itibarıyla iyi halliliğini kazandığı, halihazırda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 2.2. Adı geçenin, başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi ile ilgili olarak 02/09/2021 tarihli dilekçesiyle talepte bulunduğu, ancak talep ettiği kurumların kapasitesinin dolu olması nedeniyle naklinin Genel

Müdürlüğün 27/09/2021 tarihli ve – – sayılı yazısıyla uygun olarak değerlendirilemediği,

2.3.Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)

bendinde ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.4. Bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitesinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi ve güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.5. Adı geçenin naklini talep ettiği; Akhisar T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1408, doluluk oranının %141, Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1670, mevcudunun 2067, doluluk oranının %124, Burhaniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1357, doluluk oranının %136, Bandırma 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1162, doluluk oranının %116 olduğu, naklini talep ettiği kurumlar arasında bulunan Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun ise adı geçenin suç türü itibarıyla konumuna uygun olmadığı, adı geçenin barındırıldığı Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1200, mevcudunun 1093, doluluk oranının %91 olduğu, 2.6. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların bahse konu kurumları talep etmesi halinde, talep eden kişilerin ceza miktarlarının ve örgütteki konumlarının dikkate alınarak ve incelenerek taleplerin değerlendirildiği, 2.7. Ayrıca, yukarıda belirtilen kapalı ceza infaz kurumlarının, tamamı yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumu olmayıp, bir bölümünün yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumu olduğu, bu nedenle de hükümlülerin barındırılabileceği oda sayısının kısıtlı ve kapasitelerinin de dolu olduğu, 2.8. Ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 2.9. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değiştiği, bu nedenle, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü/tutukluların nakil talepleri Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.10. Covid-19 pandemisi nedeniyle virüsün kurumlarda yayılmaması için alınan önlemler kapsamında, başka bir hastalık nedeniyle hastanelere sevk edilen, kuruma ilk defa kabul edilen, güvenlik ve duruşma gibi zorunlu nedenlerle nakledilen hükümlü/tutukluların kurumlara girişlerinde 14 gün boyunca izolasyona tabi tutulmalarının gerektiği, söz konusu uygulama nedeniyle kurum kapasitelerinde artış görüldüğü,

2.11. Bunun yanı sıra, Genel Müdürlüğün 20/08/2021 tarihli ve E-35211520-249.01-3495/79791 sayılı genel yazısıyla hükümlü/tutukluların 01/09/2021-10/09/2021 tarihleri arasında TENSİS üzerinden bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alınacağının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, 10/09/2021 tarihinde sistemin otomatik olarak nakillere kapatıldığı, adı geçenin de söz konusu tarihler arasında nakil talebinde bulunduğu, ancak talep ettiği kurumların kapasitesinin dolu olması nedeniyle naklinin Genel Müdürlüğün 27/09/2021 tarihli ve – – – sayılı yazısıyla uygun olarak değerlendirilemediği, bu konuda Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda ileriki aylarda nakillerin tekrar açılması ve adı geçenin de isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirilebileceği, 2.12. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirlerin alındığı, adı geçenin de sağlık durumuna ilişkin gerek Kurum revirinde, gerekse de Devlet hastanelerinde tedavisinin yaptırıldığı, 2.13. İnfaz mevzuatına göre, hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa aile sağlığı merkezi veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı, 2.14. Ayrıca, ceza infaz kurumlarında barındırılan tüm hükümlü ve tutuklulara olduğu gibi adı geçenin sağlık sorunları ile ilgili gerekli tüm tetkiklerin ve tedavilerin özenle yerine getirildiği, infaz kurumlarında yaşayan hükümlü ve tutukluların, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaşın yararlanabildiği sağlık haklarından ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırıldığı, yapılan işlemlerin usûl ve yasaya uygun olduğu, muayene ve tedavi kayıtlarına bakıldığında herhangi bir ihmalin söz konusu olmadığı, 2.15. Diğer taraftan, hükümlü/tutukluların başka bir ceza infaz kurumuna sağlık nedeniyle nakil taleplerinin değerlendirilmesinin 06.01.2020 tarihli ve 172 sayılı Genelgenin Üçüncü Kısım Birinci Bölüm “Tedavi

Nedeniyle Nakil” alt başlıklı 3 üncü maddesinde yer alan, “Hükümlü ve tutukluların sağlık nedeniyle başka ceza infaz kurumuna naklinin kurum idaresince tespit edilmesi veya hükümlü ve tutukluların kendi talebi halinde, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekimi ve aile hekiminin önerisi ve en üst amirin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakilleri yapılabilecektir.” hükmü uyarınca yapıldığı, 2.16. Bu kapsamda, söz konusu başvuru dikkate alınarak adı geçenin 01/12/2021 tarihinde kurum aile hekimi tarafından gerekli muayenesinin yapıldığı, muayenesine ilişkin düzenlenen durum bildirir sağlık raporunda, “Geçmiş muayene sorgulamasında Delta Ajanlı Hepatit B hastası olduğu, Karaciğerinde Kistik

Hastalığı bulunduğu, Bağırsak Kanserine ilişkin bir tanısının olmadığı, Bağırsak Kanserine ilişkin aktif olarak bir şikâyet tariflemediği anlaşılmıştır. Hastanın rahatsızlıklarının kronik olduğu anlaşılmış olup nakle gidip gidemeyeceğinin 2. basamak sağlık kuruluşunca verilecek raporla belirlenmesi uygundur.

Enfeksiyon hastalıkları ve genel cerrahi polikliniklerine sevki uygun olup hastalıkların seyrinin belirlenmesinden sonra sağlık kurulu raporu alınması uygundur.” ifadelerine yer verildiği, 2.17. Bu doğrultuda adı geçenin 03/12/2021 tarihinde Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Genel Cerrahi

Polikliniğine sevk edildiği, burada yapılan muayenesi sonucunda “anal fissür” teşhisi konularak reçete düzenlendiği, reçete edilen ilaçlarının düzenli olarak hükümlüye teslim edildiği,

2.18. Genel Müdürlüğün 22/12/2021 tarihli ve sayılı Tedavi Nedeniyle Nakil Usulleri konulu yazısında “Tedavi nedeniyle ceza infaz kurumu müdürlüklerince re’sen veya hükümlü ve tutuklular tarafından, başka bir ceza infaz kurumuna nakil talebinde bulunulması halinde; 2.19. Hükümlünün 27/12/2021 tarihinde Afyonkarahisar Devlet Hastanesi İntaniye (Enfeksiyon

Hastalıkları) Polikliniğine sevk edildiği, muayenesinin yapılarak tahlillerin alındığı, sonuçları için 14/01/2022 tarihinde tekrar hastaneye sevk edildiği, burada yapılan muayenesi sonucunda “6 ay sonra kontrolü uygundur.” ifadelerine yer verildiği, reçete düzenlenerek ilaç tedavisine başlanıldığı, ilaçların hükümlüye teslim edildiği, 2.20. “Hükümlü ve tutuklunun en son sağlık durumuna göre tedavi görmesini gerektirir bir rahatsızlığı olup olmadığı, ne gibi tedavi uygulanması gerektiği veya önerildiği, tedavisinin mahallinde yapılıp yapılamadığı, yapılamıyorsa nedenini ve bulunduğu ceza infaz kurumuna en yakın tedavisinin yapılabileceği Devlet veya üniversite hastanelerini belirtir sağlık kurulu raporu aldırılması, Alınan sağlık kurulu raporunda, hükümlü ve tutuklunun maruz kaldığı hastalığının, mahallinde bulunan sağlık kuruluşlarınca yapılamadığı ve tedavisinin yapılabileceği en yakın sağlık kuruluşunun açıkça belirtilmesi halinde naklin değerlendirilmesi için hükümlü ve tutuklu bilgi cetveliyle birlikte evrakların

Genel Müdürlüğe gönderilmesi, Ağır ve sürekli hastalığı nedeniyle bakıma muhtaç olduğu Devlet veya üniversite hastanelerinin sağlık kurulu raporlarıyla tespit edilen hükümlü ve tutuklular hakkında ceza tehiri işlemlerinin derhal başlatılması, bulundukları ceza infaz kurumu koşullarının hükümlü/tutuklunun barındırılmasına uygun olmaması halinde, R tipi ceza infaz kurumlarına nakilleri hakkında gerekli değerlendirme yapılmak üzere

Genel Müdürlükten nakil talebinde bulunulması hususlarının” belirtildiği, 2.21. Bu yazıya istinaden yapılan muayeneler sonucu sağlık kuruluna sevk edilmediği, ilaç tedavisi uygulandığı, hükümlünün tedavisinin Afyonkarahisar ilinde bulunan hastanelerde tedavi edilebildiğinden nakil olması gerektiğine dair düzenlenen sağlık kurulu raporu bulunmadığı, 2.22. Bahse konu başvuruda geçen iddialara ilişkin olarak, ceza infaz kurumu idaresi ve görevli personelin görevleri yönünden herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığı, yapılan işlem ve uygulamaların ilgili mevzuat gereğince yerine getirildiği, Bilgilerinin verildiği ve cevabi yazı ekinde başvuranın 21/06/2021 ila 21/12/2021 tarihleri arasında ailesi ve yakınlarınca ziyaret edilmediğini gösterir ziyaret raporu, başvuran adına düzenlenmiş Afyonkarahisar T

Tipi Kapalı Cezaevi Aile Hekimi kaşesini içerir 01/12/2021 tarihli durum bildirir sağlık raporu, 13/01/2021 tarihli Merkez Kampüs Cezaevi Aile Hekimi kaşesini içerir ve “teslim aldım” ibare ve imzalı reçete, 27/12/2021 tarihli Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü hastane sevk yazısını içerir bilgi ve belgelerin yer aldığı görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1.“Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. Maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

3.3. “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19. Maddesi; “Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi… halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.” 3.4. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.” 3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkraları; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” hükümlerine amirdir.

4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Yaşam hakkı” başlıklı 1. maddesi; “Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” , 4.1. “İşkence yasağı” başlıklı 3. maddesi; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, 4.2. “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesi; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” düzenlemelerine yer vermiştir.

5. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6. maddesi; “Her insanın doğuştan gelen yaşama hakkı vardır. Bu hak yasalarla korunacaktır. Hiç kimsenin yaşamı keyfi olarak elinden alınamaz.” düzenlemesine yer vermiştir.

6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün

‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.

Düzenlemesine yer vermektedir.

7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesi; “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek

başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” hükmüne amirdir.

8. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesi birinci fıkrası; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 8.1. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bentleri; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 8.2. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. maddesi; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.

(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.”, 8.3. “Nakiller” başlıklı 53. maddesi; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 8.4. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesi; “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri,

b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.”, 8.5. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57. maddesi; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.

(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.

(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde

Adalet Bakanlığına bilgi verilir.

(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.” 8.6. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78. Maddesinde; “ (1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”, hükmüne amirdir 9. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin Nakillerinde

Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrası;“ Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı

Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.

9.1. Yönetmeliğin “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 79. Maddesi; “Hükümlü beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbi araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum

revirinde, mümkün olmaması halinde Devlet veya üniversite hastalnelerinin mahkum koğuşlarında tedavi ettirilir.” düzenlemesini içermektedir.

10. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi

İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir” düzenlemelerini içermektedir.

11. 01/06/2020 tarihinde yayımlanan 172 No’lu Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların

Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığı Erişimi ve Tedavileri, Tedavi Nedeniyle

Nakiller, Ceza Tehir İşlemleri konulu Genelgenin “Hükümlü ve Tutukluların Tedavi Nedeni İle Nakil

İşlemleri Ve Ceza Tehiri İşlemleri” başlıklı 3. Kısım 4. Bölümü “ A. Tedavi Nedeni İle Hastaneye Sevk” başlıklı maddesi; “1. Ceza İnfaz Kurumunda bulunan kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için Devlet veya Üniversitesi hastanesine sevk edilicektir.”, 11.1. “B. Tedavi Nedeni İle Nakil” başlıklı maddesi; “1. Devlet hastaneleri ya da üniversite hastanelerine gönderilen hükümlü ya da tutukluların, başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu raporuyla, acil ve hayati tehlikesi bulunması halinde, mevcut ise biri hastalığın uzmanı olmak üzere, iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemeyeceği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkün olacaktır. Bu durumda da öncelikle, en yakın ve mahkum koğuşu bulunan Devlet ve Üniversite hastaneleri tercih edilecektir.

2. Hükümlü ve tutukluların bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekli olup; aksi halde hükümlü ve tutuklular ait olduğu ceza infaz kurumuna iade edilecektir.

3. Hükümlü ve tutukluların sağlık nedeniyle başka ceza infaz kurumuna naklinin kurum idaresince tespit edilmesi veya hükümlü ve tutukluların kendi talebi halinde, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekimi ve aile hekiminin önerisi ve en üst amirin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakilleri yapılabilecektir.” düzenlemelerini içermektedir.

12. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. Maddesi; ‘‘Özgürlüğünden yoksun

bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’, 12.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddeleri; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’, 12.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , düzenlemelerini içermektedir.

13. Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela

Kuralları) ‘nın 42. maddesi; “Beslenme, içme suyu, açık havaya erişim ve fiziksel egzersiz, kişisel hijyen, sağlık hizmeti ve yeterli kişisel alan ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere bu kurallarda belirtilen genel yaşam koşulları istisnasız tüm mahpuslara uygulanır.” düzenlemesini içermektedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

14. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “ Kısmen

Tavsiye Kısmi Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvuru; hükümlü ’un barındırılmakta olduğu ceza infaz kurumundan mevcut hastalığına daha uygun ve ailesinin yaşadığı yere yakın bir infaz kurumuna nakli talebine ilişkindir.

16. Hastalık nedeni ile nakil talebine ilişkin olarak; 16.1. Anayasa’nın 17inci maddesi 1inci fıkrası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2 inci ve Medeni ve

Siyasi Haklar Sözleşmesi 6ıncı maddesi ile koruma altına alınan, en temel ve vazgeçilmez haklardan olan yaşama hakkı; yaşama yönelik tehlike ve risklere karşı kamusal otoriteler tarafından korunma hakkını da içermektedir.

16.2.Aynı şekilde Anayasa’nın 17inci maddesi 3üncü fıkrası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3üncü ve İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 2inci maddesi ile hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı düzenlenmiş ve devlete her mahkuma, insan onuruna yaraşır asgari koşulları sağlama ve hakimiyet alanlarında bulunan kişilere karşı kötü muamelede bulunmama yükümlülüğü yüklenmiştir.

16.3. Yukarıda yer verilen uluslararası ve ulusal mevzuatlar ile koruma altına alınan devredilmez ve vazgeçilmez bu haklar Devlete, her mahkumun insan onuruna uygun koşullarda tutulması ve tedbirin icra yöntemlerinin ilgilinin, tutukluluğa bağlı kaçınılmaz acı eşiğini aşan yoğunlukta bir sıkıntıya veya sınava maruz bırakmaması ve hapis cezasının uygulama gerekleri bakımından gerekli tıbbi bakım ve uygun şekilde

beslenmesi de dahil olmak üzere, mahkumun sağlık ve esenliğinin güvence altına alarak, fiziki bütünlüğünü koruma hususunda pozitif yükümlülük yüklemektedir. (AİHM, Kudła/Polonya, B. No: 30210/96, AİHM, Mouisel/Fransa, B.No: 22277/93, AİHM Tekin Yıldız/Türkiye, B.No: 22913/93). Anılan yükümlülük, hasta bir kişinin uygun koşullarda tutulması ile sağlığının korunmasının da Devlet tarafından olağan ve makul hapsedilme koşulları bakımından güvence altına alınması ve mahkuma uygun tıbbi bakımın sağlanmasını gerekli kılmaktadır.

16.4. Maddi ve manevi olarak ortaya çıkan bir hastalığa bağlı bir acı tek başına, eğer yetkililerin sorumlu tutulabilecekleri tutma şartları ile daha da katlanıyorsa veya katlanma riski varsa bu tutma nedeniyle eylem

Anayasa’nın 17. maddesinin uygulama alanına girebilecektir. Bir mahkumun sağlığı ve rahatlığı için hapsedilmenin pratik gerekleri de dikkate alınarak ve özellikle gerekli tedavilerin uygulanması yoluyla uygun tedbirler almak devletin görev ve sorumluluğundadır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında hasta bir kişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulmasının kural olarak

Anayasa’nın 17. maddesine aykırı bir muamele olduğu kabul edilebilmektedir. (AİHM, Hüseyin

Yıldırım/Türkiye, B.No: 17184/03)

16.5. Devletin mahkumun sağlık ve rahatını sağlama yükümlülüğü kapsamında ve Ceza İnfaz Kurum koşulları, Kurum iç ve dış koşullarının hastalığın tedavisinde yetersiz kalması, Kurumda ilgili tıbbi servislerin olmaması, hastanelerin ise uzak olması gibi nedenlerle mahkumun sağlığının olumsuz etkilendiği hallerde, 5275 sayılı Kanun, 151 sayılı Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü

Genelgesi ilgili hükümlerine göre, başvuranın sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi halinde tedavi nedeniyle başvuranın başka kurumlara naklinin sağlanması mümkün kılınmıştır.

16.6. Başvuruda, adı geçenin, “bağırsak kanseri riski, hemoroit, prostat, Hepatit-B” hastalıkları olduğu beyan edilmiştir. İdare tarafından dosya içeriğine sunulan, Ceza İnfaz Kurumu Aile Hekimi kaşe ve imzasını içerir 01/12/2021 tarihli Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Ceza ve İnfaz Kurumu Durum Bildirir

Sağlık Raporunun incelenmesinde; hastanın geçmiş muayene sorgulamasında Delta Ajanlı Kronik HepatitB hastası olduğu, sistit hastalığı bulunduğu, bağırsak kanserine ilişkin bir tanısının olmadığı ve bağırsak kanserine ilişkin aktif olarak bir şikayet de tariflemediği değerlendirilmiş, hastalıklarının kronik olduğu anlaşıldığından, nakil hususunun 2. Basamak sağlık kuruluşunca verilecek raporla belirlenmesi, adı geçenin, enfeksiyon ve genel cerrahi polikliniklerine sevki ve hastalıklarının seyrinin belirlenmesinden sonra sağlık kurulu raporu alınması uygun görülmüştür.

16.7. Yukarıda izah edildiği üzere mevzuata göre, özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimsenin sağlık gerekçesiyle nakil edilebilmesi için bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının sağlık kurulu raporuyla belirlenmiş olması esas koşuldur. Sağlık durumu nedeniyle nakli ile ilgili hukuki düzenlemelerin adı geçen hükümlü yönünden uygulanabilirliği için hasta, geçmiş ve aktif şikayetleri doğrultusunda Kurum

Hekimince muayene edilerek Üniversite Hastanesine sevk edilmiş; Afyonkarahisar Devlet Hastanesi 03/12/2021 tarihinde Genel Cerrahi Polikliniği’ne, 27/12/2021 ve 14/01/2022 tarihlerinde İntaniye (

Enfeksiyon Hastalıkları) Polikliniği’nde muayeneleri yapılmıştır. Üniversite Hastanesinde yapılan muayeneler ve yapılan tetkiklere göre sağlık kuruluna sevkine lüzum görülmediği, ilaç tedavisi ve belirli aralık ile takibinin uygun görüldüğü, cezaevi idaresince ilaçlarının geciktirilmeksizin eksiksiz temin edilerek teslimi sağlandığı anlaşıldığından, idare tarafından başvuranın tedavi ve kontrollerinin gerçekleştirilmesi bakımından, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunması adına gereken

tedbirlerin alındığı, yasal yükümlülüklerin yerine getirildiği, nakli istenen hükümlünün tedavisinin, hükümlü olarak tutulduğu infaz kurumunun bulunduğu Afyonkarahisar ilinde mevcut sağlık kuruluşlarında sağlanabildiği, bu bakımdan hastalık nedeniyle nakil talebinin reddedilmesinde, hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı değerlendirilmiştir.

17. Aile hayatına bağlı nakil talebine ilişkin olarak; 17.1. Başvuruda, adı geçen hükümlünün uzun süredir ailesinden uzak infaz kurumlarında tutulduğu ifade edilerek nakli talep edilmiş, idare ile yapılan yazışmalardan hükümlünün 02.09.2021 tarihli dilekçesiyle nakil talebinde bulunduğu, kurumların kapasitelerinin dolu olması nedeniyle naklinin uygun görülmediği anlaşılmıştır.

17.2. Anayasanın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Anayasa’nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Ancak mahkumun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. ( AİHM, Messina v. Italy, B.No: 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, B.No: 37862/02, AYM, Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708).

17.3. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da, hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılması olağandır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması bir gerekliliktir (AYM, Murat Aydın, B. No: 2016/58533).

17.4. Somut olayda adı geçen hükümlünün barındırıldığı Ceza İnfaz Kurumunun ailesinin yaşadığı yerden uzak olması nedeniyle nakil talebinde bulunmaktadır. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı Maddesi gereği, idarenin hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir. Çünkü “kurum kapasitesi” nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.

17.5. Kurumumuza ulaşan benzer nitelikte, “ailesinin ikameti yakınında bir kuruma nakil” istemli 2020/844, 2020/1571, 2021/9224 ve 2021/12725 numaralı başvurular hakkında 22/05/2020 tarih, 2020/7740-S.20.12162 sayılı, 17/04/2020 tarih, 2020/6272-S.20.9914, 06/08/2021 tarih, 2021/11395-

S.21.18333 ve 17/01/2022 tarih, 2022/706-S.22.1105 sayılı “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret” kararları verilmiştir.

17.6. Bununla birlikte, dünyada olduğu gibi ülkemizde de yayılan Covid-19 salgınına karşı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, ceza infaz kurumlarında alınan tedbirler ile Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu, yüksek bulaşıcılığı olan hastalığın halen spesifik etkili bir tedavisinin bulunamadığı, ceza infaz kurumlarının toplu olarak yaşanan yerler olması ve bulaşıcı hastalıklar açısından risk oluşturması nedeniyle bu aşamada nakil istemlerinin gerçekleştirilemediği de aşikardır.

17.7. Somut olayın tüm koşulları birlikte değerlendirildiğinde, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmaları, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, başvuranın barındırılabileceği odaların kapasitelerinin sınırlı ve dolu olduğu, ceza infaz kurumlarına hükümlü/tutukluların nakilleri yapılırken sadece doluluk oranlarının değil, kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususların da dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, ayrıca Covid-19 tedbirleri kapsamında, hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda kısıtlamanın kaldırılması durumunda nakil taleplerinin güncel verilere göre yeniden değerlendirmeye alınacağı hususları göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının halihazırda kapasitelerinin üzerinde dolu olması nedeni ile nakli sağlanamamış olsa da nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda, Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idarelerden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği, bu yönüyle “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Nakli istenen hükümlünün tedavisinin, tutulduğu infaz kurumunun bulunduğu Afyonkarahisar ilinde mevcut sağlık kuruluşlarında sağlanabildiği, bu bakımdan hastalık nedeniyle nakil koşullarının oluşmadığı, hükümlünün nakli talep edilen ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin üzerinde dolu olduğu, bunun yanı sıra Covid-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu görülmekle, başvuranın nakil talebinin REDDİNE, Diğer yandan Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi