|
ÖZET: Başvuran, Türkiye Barolar Birliği’ne, Avukatlık Kanunu’nun 63. maddesi çerçevesinde mesleği yapmadan yalnızca avukatlık unvanını kullanabilmesi için tavsiye kararı verilmesini talep etmiştir. Ancak, başvuranın Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmen olarak çalışması nedeniyle baroya kayıt yaptıramadığı ve avukatlık mesleğinin icra edilebilmesi için baro levhasına kayıt olmanın zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Danıştay, avukatlık ruhsatnamesinin verilmesinin, avukatlık mesleğini fiilen yapma yetkisini sağlamadığını, bu yetkinin yalnızca baro levhasına kayıtlı avukatlar için geçerli olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca, Avukatlık Kanunu’nun 63. maddesi gereğince, baro levhasında yazılı olmayanların avukatlık unvanını taşıyamayacağına dair düzenlemenin istisnasının yalnızca belirli şartları sağlayan avukatlar için geçerli olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebinin reddedilmesi yönünde karar verilmiş, bu kararın hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilmiştir. Başvuranın, avukatlıkla bağdaşmayan bir memuriyet görevinde bulunması nedeniyle baroya kayıtlı olarak fiilen avukatlık yapamayacağı sonucuna varılmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/3542-S.22.5334
BAŞVURU NO : 2021/21398
KARAR TARİHİ : 14/03/2022
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretmen olarak görev yapan
BAŞVURUNUN KONUSU :
başvuranın, Türkiye Barolar Birliğine Avukatlık Kanunu 63.
maddedeki yetkileri kullanmamak üzere mesleği yapmadan sadece avukatlık unvanını kullanabilmesi için tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 16/12/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan (TCKN: başvurusunda özetle; 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 9. maddesinde “Avukatlık meslekine kabul edilen adaya, ilgili baro tarafından bir ruhsatname verilir. Avukatlığa kabul, ruhsatnamenin verildiği andan itibaren hüküm ifade eder. Aday böylece avukatlığa kabul edildikten sonra(Avukat) unvanını kullanmak hakkını kazanır.
Durum Türkiye Barolar Birliğine bildirilir.” hususlarının belirtildiğini, avukatlık stajını Kahramanmaraş
Barosunda tamamlayıp yemin ederek avukatlık ruhsatnamesini aldığını, ( Baro Sicil TBB Sicil ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmen olarak çalışmasından dolayı baroya kayıt yaptıramadığını, Türkiye Barolar Birliği’ne Avukatlık Kanununun m.9/3 uyarınca avukatlık unvanını (m.
63’teki yetkileri kullanmamak şartıyla) kullanıp kullanamayacağını bilgi edinmek amacıyla sorduğunu, ancak TBB tarafından tarihinde mail olarak verilen cevapta 1136 sayılı Kanunun 63.
maddesinde geçen baroya kayıtlı olmayanların avukatlık unvanını kullanamayacaklarının bildirildiğini, Kanunun 63. maddesinin avukatlık mesleğinin yapılması ile ilgili düzenleme olduğunu, Avukatlık
/
mesleğinin yapılması ile unvanı taşımanın farklı kavramlar olduğunu, Avukatlık mesleğinin yapılmasının mahkemelerde davaya girme, ücretli hukuki danışmanlık yapma gibi avukatlık mesleğine has işleri kapsarken avukatlık unvanının sadece avukatlık için gerekli eğitim ve stajı tamamlayan kişiye verilen bir unvan olduğunu, unvanı kullanan kişinin mesleği yapmasını kapsamadığını, hatta söz konusu maddede meslekte 20 yılını dolduran avukatların mesleği yapmadan sadece unvanı kullanabileceklerinin düzenlenmesinin de bahsettiği farkın doğru olduğunun bir kanıtı olduğunu belirterek; Türkiye Barolar
Birliğine Avukatlık Kanunu 63. maddedeki yetkileri kullanmamak üzere mesleği yapmadan sadece avukatlık unvanını kullanabilmesi için tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 04/01/2022 tarih ve . sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Barolar Birliği Başkanlığından bilgi ve belge talep edilmiş olup; Türkiye
Barolar Birliği Hukuk Müşavirliği tarafından gönderilen 02/02/2022 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 Mevzuatta, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Avukatlıkla birleşemeyen işler” başlıklı 11. maddesi,
“Yalnız avukatların yapabileceği işler” başlıklı 35.maddesinin 1. fıkrası, “Büro edinme zorunluluğu” başlıklı 43.maddesi, “Avukatlık yetkilerinin başkaları tarafından kullanılmaması” başlıklı 63.maddesi, ve
“Levhaya yazılma yükümlülüğü” 66. maddesine yer verildiği,
2.2 Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/01/2014 tarih 2010/2022 E. ve 2014/123K. sayılı kararı
ile, usulüne uygun şekilde avukatlık stajını tamamlayarak staj bitim belgesi aldıktan sonra avukatlıkla birleşmeyen bir işte çalışanların avukatlık ruhsatnamesi taleplerinin kabul edileceğine karar verilmiş, kararda avukatlık mesleği ile birleşmeyen bir işte çalışmama şartının avukatlık mesleğini icra edebilmek için aranan bir şart olduğu, aksi düşüncenin kabulünün avukatlık ruhsatnamesi aldıktan sonra herhangi bir nedenle baro levhasından kaydını sildirmek suretiyle avukatlık mesleğinden ayrılan ve başka bir işte çalışmaya başlayan kişilerin avukatlık ruhsatnamelerinin iptali sonucunu doğuracağı, ilgilinin avukatlık ruhsatnamesi almasının memuriyetle birlikte avukatlık mesleğini yürüteceği anlamına gelmeyeceğinin değerlendirildiği,
2.3 Baro levhasına yazılma ile ruhsatname düzenlenmesi işlemlerinin birbirinden bağımsız olarak
yürütülebileceğinin kabul edildiği, Avukatlık Kanunu 43. maddesinde düzenlenen, levhaya yazılma tarihinden başlayarak baro bölgesinde üç ay içinde büro kurma zorunluluğu ile 66. maddesinde düzenlenen, bölgesi içinde sürekli avukatlık edilecek baro levhasına yazılma yükümlülüğü birlikte değerlendirildiğinde, usulüne göre avukatlık stajını tamamlayıp staj bitim belgesi aldıktan sonra avukatlıkla birleşmeyen bir işte çalışanların sadece avukatlık ruhsatnamesi taleplerinin kabulüne karar verilmesi, baro levhasına yazılma kararı verilmemesi gerektiği,
2.4 Avukatlık Kanununun 63.maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinin, avukatlık mesleğinin yapılmasına
ilişkin bir düzenleme ise de, ikinci fıkrasının da avukatlık unvanının kullanımı ile ilgili olduğu ve bu cümlede ise, baro levhasında yazılı bulunmayanların avukatlık unvanını kullanamayacağı hususunun hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde açıkça öngörüldüğü,
2.5 Usulüne uygun olarak avukatlık stajının tamamlanması üzerine avukatlık ruhsatnamesi düzenlenmesi
ile baro levhasına yazılma işleminin iki ayrı işlem olduğu, ücretsiz izin kullanarak avukatlık stajı yapan memurların, stajları bittikten sonra memurluğa dönmeleri ve memurluğun avukatlıkla bağdaşmaması nedeniyle baro levhasına yazılmaksızın adlarına avukatlık ruhsatnamesi düzenlendiği, söz konusu kişilere,
baro levhasına yazılma ve baro kart talepleri olmadığı, gerekli görüldüğünde Avukatlık Kanununu 43 ve 66.maddelerinin gereklerini yerine getirerek ayrıca levhaya yazılma talebinde bulunacaklarını belirten bir başvuru dilekçesi alındığı, ruhsatnamelerde baro sicil numarası ve Türkiye Barolar Birliği sicil numarası bölümleri bulunduğu için ruhsatname verilmesi kararı tarihi itibari ile talep sahibi için bunun baro levhasına kayıt anlamına gelmediğinin dosyasında açıkça belirtilerek sicil numarası verildiği,
2.6 Başvurucunun Avukatlık Kanununun 63.maddesinin 1. fıkrasının 3.cümlesinde yer alan “baro
levhasından kaydı yirmi yılı dolanlardan, bürosunu kapatarak vergi kaydını sildiren avukatlar durumları hakkında bilgi vermek ve baroya karşı görev ve yükümlülüklerini yerine gedmek koşuluyla sadece avukat unvanını kullanabilirler.” şeklindeki düzenlemenin avukatlık unvanının kullanılması için baro levhasına yazılı olunması gerekliliğine ilişkin kurala getirilen bir istisna olduğu, baro levhasında yirmi yıl süre ile kayıtlı olup bürosunu kapatarak vergi kaydını sildiren avukatların, baroya karşı görev ve yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle avukat unvanını kullanabileceklerinin öngörüldüğü, 20 yıl baro levhasında kayıtlı kalan ve bürosunu kapatmak isteyen avukatların, baro aidatı gibi yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle baro levhasına yazılı bulunmaksızın avukat unvanını kullanabildiği, kanun koyucunun avukat unvanının kullanımının baro levhasına yazılı bulunanlara özgü olduğu kuralının, yine kanun koyucu tarafından avukat unvanı kullanımına baro levhasında 20 yıl yazılı bulunan ve aidatlarını ödemeye devam edenler için bir istisna olarak getirildiği belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1 “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî
dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”
3.2 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
3.3 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve
hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
3.4 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.
fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”, 5. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun;
5.1 “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1. maddesinde; “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.
Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.”
5.2 “Avukatlığın amacı” başlıklı 2. maddesinde; “Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin
düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder. Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.”
5.3 “Avukatlığa kabulde engeller:” başlıklı 5. maddesinde; “Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı
halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur : a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…)(1)
zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak, b) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya
avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak, c) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 28/2/2013 tarihli ve E.:
2012/116, K.: 2013/32 sayılı Kararı ile.) d) Avukatlık mesleği ile birleşemeyen bir işle uğraşmak, e)
Mahkeme kararı ile kısıtlanmış olmak, f) İflas etmiş olup da itibarı iade edilmemiş bulunmak (Taksiratlı ve hileli müflisler itibarları iade edilmiş olsa dahi kabul olunmazlar), g) Hakkında aciz vesikası verilmiş olup da bunu kaldırmamış bulunmak, h) Avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak. (Değişik ikinci fıkra: 2/5/2001 – 4667/5 md.) Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kızartıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler. Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan dolayı hakkında kamu davası açılmış olması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir.(4) Şu kadar ki, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun avukatlığa kabul isteğinin geri çevrilmesi gereken hallerde, sonuç beklenmeden istek karara bağlanır.”
5.4 “Avukatlık ruhsatnamesi ve yemin:” başlıklı 9. maddesinde; “Avukatlık mesleğine kabul edilen
adaya, ilgili baro tarafından bir ruhsatname verilir. Avukatlığa kabul, ruhsatnamenin verildiği andan itibaren hüküm ifade eder. Aday böylece avukatlığa kabul edildikten sonra (Avukat) unvanını kullanmak hakkını kazanır. Durum Türkiye Barolar Birliğine bildirilir…”
5.5 “Avukatlıkla birleşemiyen işler:” başlıklı 11. maddesinde; “Aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi
ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev, sigorta prodüktörlüğü, tacirlik ve esnaflık veya meslekin onuru ile bağdaşması mümkün olmıyan her türlü iş avukatlıkla birleşemez”
5.6 “Yalnız avukatların yapabileceği işler:” başlıklı 35. maddesinde; “Kanun işlerinde ve hukuki
meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. Baroda yazılı avukatlar birinci fıkradakiler dışında kalan resmi dairelerdeki bütün işleri de takip edebilirler. Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi
davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. Ancak, Türk Ticaret
Kanununun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir. Hukuk ve Ceza Muhakemeleri Usulleri kanunları ile diğer kanun hükümleri saklıdır.”
5.7 “Büro edinme zorunluluğu:” başlıklı 43. maddesinde; “Her avukat, levhaya yazıldığı tarihten
itibaren üç ay içinde baro bölgesinde bir büro kurmak zorundadır. Büronun niteliklerini barolar belirtir.
23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre ana gayrimenkulün mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerinde kat maliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmaksızın avukatlık büroları faaliyet gösterebilir. Bu konuda, yönetim planındaki aksine hükümler uygulanmaz. Bir avukatın birden fazla bürosu olamaz. Birlikte çalışan avukatlar ayrı büro edinemezler. Avukatlık ortaklığı yurt içinde şube açamaz.
Milletvekilleri, milletvekilliği süresince avukatlık yapamazlar. Bürosunu veya konutunu değiştiren avukat yenilerinin adreslerini bir hafta içinde baroya bildirmek zorundadır.”
5.8 “Avukatlık yetkilerinin başkaları tarafından kullanılmaması:” başlıklı 63. maddesinde; “Baro
levhasında yazılı bulunmayanlar ve işten yasaklanmış olan avukatlar, şahıslarına ait olmayan dava evrakını düzenleyemez, icra işlemlerini takip edemez ve avukatlara ait diğer yetkileri kullanamazlar. Baro levhasında yazılı bulunmayanlar avukatlık unvanını da taşıyamazlar. Şu kadar ki, baro levhasındaki kaydı yirmi yılı dolanlardan, bürosunu kapatarak vergi kaydını sildiren avukatlar durumları hakkında bilgi vermek ve baroya karşı görev ve yükümlülüklerini yerine getirmek koşuluyla sadece avukat unvanını kullanabilirler. Birinci fıkra hükmüne aykırı eylemde bulunanlara Cumhuriyet savcısı tarafından beş yüz
Türk Lirasından iki bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. Avukatlık yapmak yetkisini taşımadıkları halde muvazaalı yoldan alacak devralarak ve kanunların tanıdığı başka hakları kötüye kullanarak avukatlara ait yetkileri kullananlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar. Mahkemeler, icra ve iflas daireleri ve barolar, bu maddenin kapsamına giren bir olayı öğrenince Cumhuriyet Savcılığına bildirmek zorundadırlar. Yapılacak kovuşturma sonucu
Cumhuriyet Savcısı tarafından baroya bildirilir.”
5.9 “Levhaya yazılma yükümlülüğü:” başlıklı 66. maddesinde; “Her avukat, bölgesi içinde sürekli
olarak avukatlık edeceği yerin baro levhasına yazılmakla, yükümlüdür. Bir ilde birden fazla baronun bulunması hâlinde avukat, bunlardan birinin levhasına yazılır. Bir baro levhasına yazılmış olan avukat, sürekli olmamak şartıyla, memleketin her yerinde avukatlık yapmaya yetkilidir.”
5.10 “Levhadan silinmeyi gerektiren haller :” başlıklı 72. maddesinde; “Aşağıdaki hallerde avukatın
adı levhadan silinir: a) Avukatlığa kabul için bu kanunun aradığı şartların sonradan kaybedilmiş olması, b) Ruhsatnamenin verildiği tarihte onun verilmemesini gerekli kılan sebeplerin varlığının sonradan tespit edilmiş bulunması, c) (Değişik : 2/5/2001 – 4667/43 md.) Üç ay içinde baro bölgesinde bir büro açılmamış olması veya büronun kapatılmış yahut baro bölgesi dışına nakledilmiş bulunması, uyarıya rağmen kayıtlı olduğu baro dışında sürekli olarak avukatlık yapan avukatın çalışmasını sürdürdüğü baroya kaydını yaptırmaması, d) (Değişik: 2/5/2001 – 4667/43 md.) Baro ve Türkiye Barolar Birliği yıllık keseneklerinin veya staj kredilerinin tebligata rağmen geri ödenmemesi, e) Avukatın, meslekten isteği ile ayrılmış olması,
f) Topluluk sigortası primlerinin topluluk sözleşmesinde gösterilen zamanlarda ödenmemesi, g) (Ek:
22/1/1986 – 3256/9 md.) 10 uncu maddedeki engele rağmen levhaya yazılmış olması. (Ek fıkra: 22/1/1986
– 3256/9 md.) Şu kadar ki, staj sırasında mesleğin onuru ile bağdaşması mümkün olmayan işler müstesna olmak üzere, 11 inci maddede sayılan işlerden biri ile uğraştığı, ruhsatnamenin verildiği tarihten itibaren
/
5 yıl geçtikten sonra anlaşılan avukat, staj süresi içinde elde ettiği ödemelerin veya gelirlerin tutarının üç
katını Baroya ödediği takdirde levhaya yeniden yazılır. (Ek fıkra: 22/1/1986 – 3256/9 md.) Baroya bildirilen büro terk edilmiş ve yenisi bildirilmemiş ise, 71 inci maddeye göre avukatın dinlenmek üzere çağırılmasından vazgeçilebilir.”
5.11 “Birliğin kuruluş ve nitelikleri” başlıklı 109. maddesinde; “Türkiye Barolar Birliği, bütün baroların
katılmasıyla oluşan bir kuruluştur. Birlik, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur…”,
5.12 “Birliğin görevleri” başlıklı 110. maddesinde; “…2. Baroların çalışmalarını ortak amaca ulaşacak
şekilde tasarlayıp meslekin gelişmesini sağlamak,3. Baro mensuplarının genel menfaatlerini ve meslekin ahlak, düzen ve geleneklerini korumak…9. Avukatların meslekte gelişmelerini teşvik edecek ve sağlayacak her türlü tedbirleri almak…”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Türkiye Barolar Birliğine
Avukatlık Kanunu 63. maddedeki yetkileri kullanmamak üzere mesleği yapmadan sadece avukatlık unvanını kullanabilmesi için tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
8. Somut olayda bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
8.1 Başvuranın, avukatlık stajını Kahramanmaraş Barosunda tamamlayarak yemin edip avukatlık
ruhsatnamesini aldığı, Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmen olarak çalışmasından dolayı baroya kayıt yaptıramadığı,
8.2 Başvuranın hali hazır Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmen olarak çalıştığı anlaşılmıştır.
9. Yargının kurucu unsurlarından olan ve bağımsız savunmayı temsil eden avukatlık kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.
10. Avukatlığın amacı; her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.
11. Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve
Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.
/
12. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarında; avukatların, baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin bağımsızlığının gereğine ve bu konuda kendilerine gerek kişi, gerek kuruluş olarak düşen görevleri başarmaya inanmaları gerektiği ve Türkiye Barolar Birliği’nce kabul olunan mesleki dayanışma ve düzen gereklerine uygun davranmak zorunda oldukları düzenlenmiştir.
13. Avukatlık mesleğine ilişkin usul ve esasları düzenleyen 1136 sayılı Avukatlık Kanunun avukatlık yetkilerinin başkaları tarafından kullanılmaması başlıklı 63. maddesinde; baro levhasında yazılı bulunmayanlar ve işten yasaklanmış olan avukatların, şahıslarına ait olmayan dava evrakını düzenleyemeyeceği, icra işlemlerini takip edemeyeceği ve avukatlara ait diğer yetkileri kullanamayacağı hatta baro levhasında yazılı bulunmayanların avukatlık unvanını da taşıyamayacakları düzenlenmiştir. Kanun koyucu Avukatlık unvanının kullanımında baro levhasına yazılmayı şart olarak koşmuş ve bu durumun istisnasını da yine aynı madde de açık hüküm ile düzenlemiştir. O halde istisna hükme bakıldığında; baro levhasındaki kaydı yirmi yılı dolanlardan, bürosunu kapatarak vergi kaydını sildiren avukatların durumları hakkında bilgi vermek ve baroya karşı görev ve yükümlülüklerini yerine getirmek koşuluyla sadece avukat unvanını kullanabileceklerdir.
14. Kanunun 66. maddesi ile ancak bir baro levhasına yazılmış olan avukatın, avukatlık yapmaya yetkili olduğu hükme bağlanmıştır ve her avukatı, bölgesi içinde sürekli olarak avukatlık edeceği yerin baro levhasına yazılmakla yükümlü kılmıştır. Kanunun avukatlık mesleğine kabul şartlarının düzenlendiği 3. maddesinde de yine bu husus vurgulanarak levhasına yazılmak istenen baro bölgesinde ikametgahın bulunmasını, avukatlığa kabul şartları arasında saymıştır. Kanun koyucu avukatlığa kabul için kanunun aradığı şartların sonradan kaybedilmiş olmasını da levhadan silinmeyi gerektiren hal olarak kabul etmiş ve böyle bir durumda avukatın adının levhadan silineceğini belirtmiştir.
15. Başvuranın; “1136 sayılı Avukatlık Kanununun 9. maddesi hükmü gereğince ruhsatname alımı ile avukatlık unvanının kullanılması hakkının kazanılacağı” iddiasına ilişkin olarak;
15.1 Ruhsatname, belli etkinliklerde bulunabilmek için kişilere, önceden belirlenmiş bazı şartlara uyma
kaydıyla idarece verilen izin belgesi anlamında olup, ruhsatnamenin verilmesi, mesleğin fiilen yapılacağı anlamına gelmemektedir. Ruhsatname ayrı, bu ruhsatname ile izin verilen faaliyetin fiilen yapılabilir hale gelmesi ayrı hususlardır. Avukatlık ruhsatnamesi, kişinin avukatlık mesleğine kabul edildiğine, diğer koşuları yerine getirmek kaydıyla artık fiilen avukatlık yapabileceğine ilişkin bir belge niteliğindedir. Yürürlükteki mevzuata göre, avukatlık mesleğinin “fiilen” yapılabilmesi için, avukatlık ruhsatnamesi tek başına yeterli olmayıp, ruhsatnamenin yanında Kanunun 43. maddesi uyarınca kayıtlı olunan baro bölgesinde bir büro açılması da gerekmektedir. Büro açmak, mesleğin fiilen yapılabilecek hale gelmesi anlamındadır. Zaten, Kanunun 72/c maddesinde de üç ay içinde baro bölgesinde bir büro açılmamış olması halinde levhadan adın silineceği düzenlenmesine yer verilmiştir. Baro levhasına yazılarak avukatlık ruhsatnamesi alınması memuriyetle birlikte avukatlık mesleğinin yürütüleceği anlamına gelmemektedir. Diğer bir anlatımla kişi avukatlıkla bağdaşmayan memuriyet görevinden ayrılmadıkça baroya kayıtlı olarak fiilen avukatlık yapamayacaktır. (Danıştay 8.
Dairesinin 21/06/2017 tarihli ve 2013/5548 Esas, 2017/5750 Karar sayılı kararı.)
15.2 Kanun koyucu Avukatlık Kanunun 63. maddesinde; baro levhasında yazılı bulunmayanların
avukatlık unvanını da taşıyamayacaklarını açıkça düzenlemiştir.
15.3 Avukatlık Kanununun 182. maddesi gereğince çıkarılan ve kanununun uygulanması amacıyla
düzenlenen Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 25. maddesinde de; avukatlığa kabul
/
için kanunun aradığı şartların sonradan kaybedilmiş olması halinde avukatın adının levhadan silinmesine karar verileceğini düzenlemiştir.
15.4 Kanununun 3. maddesinin f bendine bakıldığında da; avukatlık mesleğine kabul edilmek için
avukatlığa engel bir halin bulunmaması gerektiği, avukatlığa kabulde engeller başlıklı 5. maddesinin 1.
Fıkrasının d bendinde ise avukatlık mesleği ile birleşmeyen bir işle uğraşmanın avukatlığa kabule engel teşkil ettiğinin düzenlendiği görülmektedir.
15.5 Avukatlıkla birleşmeyen işler ise Kanunun 11. maddesinde düzenleme altına alınmıştır. Kanun koyucu
madde düzenlemesinde aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görevin avukatlıkla birleşemeyeceğini belirtmiştir.
15.6 Kanun 12. maddesinde ise avukatlıkla birleşen işleri sınırlı bir şekilde sayılarak kanunda yer alan işler
dışındaki tüm işlerin avukatlıkla birleşmeyen iş olduğunu kabul etmiş, baroya kayıtlı olarak avukatlık mesleğini icra eden avukatların da avukatlık mesleği dışında bir işte çalışmasını yasaklamıştır. Birleşmeyen işten kastedilen; Avukatlık Kanunu’nun 11. maddesinde sayılan işlerin, avukatlık mesleği ile birlikte fiilen sürdürülüyor olması halidir. (Danıştay 8. Dairesinin 21/06/2017 tarihli ve 2013/5548 Esas, 2017/5750
Karar sayılı kararı.)
16. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Kanunun 9. maddesinde; avukatlığa kabul, ruhsatnamenin verildiği andan itibaren hüküm ifade eder. Aday böylece avukatlığa kabul edildikten sonra (Avukat) unvanını kullanmak hakkını kazanır düzenlemesi bulunsa da; ruhsatnamenin ayrı, bu ruhsatname ile izin verilen faaliyetin fiilen yapılabilir hale gelmesinin ayrı hususlar olduğu ve mesleğinin “fiilen” yapılabilmesi için, avukatlık ruhsatnamesinin tek başına yeterli olmayıp, ruhsatnamenin yanında ancak bir baro levhasına yazılmış olan avukatın, avukatlık yapmaya yetkili olduğu, avukatlığa kabul için kanunun aradığı şartların sonradan kaybedilmiş olması halinde avukatın adının levhadan silinmesine karar verileceği, Kanunu’nun 11. maddesinde sayılan işlerin, avukatlık mesleği ile birlikte fiilen sürdürülüyor olmasının avukatlıkla birleşmeyen iş olarak kabul edildiği ve levhadan silinmeyi gerektirdiği, başvuranın hali hazır Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmen olarak çalıştığı ve avukatlıkla bağdaşmayan memuriyet görevinden ayrılmadıkça baroya kayıtlı olarak fiilen avukatlık yapamayacağı o halde Kanunun avukatlık yetkilerinin başkaları tarafından kullanılmaması başlıklı 63. maddesinin; baro levhasında yazılı bulunmayanların avukatlık unvanını da taşıyamayacakları düzenlemeleri dikkate alındığında; idarenin ret işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birincisi fıkrası uyarınca, bu Ret
Kararının başvurana tebliğ edildiği tarihten itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi