|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın müvekkilinin tedavi sürecinde hekime ait Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin paylaşılmasını talep etmesi üzerine idarenin bu talebi reddetmesi ele alınmıştır. İdarenin, sigorta poliçesinin tarafı olmaması ve yalnızca poliçe priminin bir kısmını ödemekle sınırlı sorumluluğu olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda, başvuranın bilgi edinme talebinin 4982 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirildiğinde, idarenin bu bilgiyi paylaşma yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Kararda, ayrıca, hekimlerin tıbbi hatalarına bağlı olarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin sigorta poliçesi üzerinden yöneltilmesi gerektiği, bu nedenle poliçenin paylaşılmasının gerekliliğinin hukuken geçerli olmadığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebinin reddedilmesi yönündeki idarenin işleminin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir. Bu durum, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği ilkeleri çerçevesinde de desteklenmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/7630-S.22.11690
BAŞVURU NO : 2021/21996
KARAR TARİHİ : 14/06/2022
RET KARARI TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SELÇUK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, müvekkilini tedavi eden hekime ait Tıbbi Kötü
Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta
Poliçesinin tarafıyla paylaşılması talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 28/12/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; Av. müvekkili (T.C.K.N:
) adına yaptığı başvuruda özetle; 30/04/2018 tarihinde müvekkilinin tek taraflı kaza ile motosikletten düştüğünü, düşmeye bağlı olarak yaralanan müvekkilinin ameliyat olduğunu ve ameliyat sırasında sol bacağına platin yerleştirildiğini, sonrasında Konya Numune Hastanesi’ne giden müvekkilinin sol bacağındaki platinin alındığını ancak yarasının kapanmadığını, yarasının kapanmadığını gören müvekkilinin Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik Cerrahi Servisine giderek Dr.
‘ye muayene olduğunu, müvekkilinin şikayetleri üzerine, doktor tarafından ilk ameliyat 2019 yılı
Şubat ayında yapıldığını, Dr. müvekkiline iki ameliyat daha yapacağını söylediğini, bu durum karşısında müvekkilinin doktora güvendiğinden ötürü başka hiçbir doktor ile iletişime geçmediğini ve Dr. söylediği şekilde hareket ederek iki ameliyat daha geçirdiğini, müvekkilinin son ameliyatından sonra 2019 yılı Mart ayında hastaneden taburcu edildiğini, taburcu olduktan sonra, birkaç hafta ameliyatlarını gerçekleştiren Dr. ‘ye kontroller için gittiğini ve iki ay sonra dikişlerin alındığını, müvekkilinin 2020 yılı Ocak ayında bacağında ağrı hissetmeye başladığını, bunun üzerine
Konya Numune Hastanesine giderek durumu anlattığını, Konya Numune Hastanesi tarafından tanzim
edilen epikriz raporunda yapılan incelemeler ve yeniden çekilen röntgen neticesinde müvekkilinin bacağında 7 adet dikiş olduğu tespit edildiğini, müvekkilinin yaşam kalitesini düşürecek şekilde ağrıya sebep olan durumun dikişler olduğu söylendiğini, bu dikişlerin çıkarılabileceği ancak çıkarma işlemi sonrasında cildin kapanmayacağını, enfeksiyona neden olabileceğini ve kemikte kırılma riskinin olduğu düzenlenen epikriz raporu içerisinde beyan edildiğini, 1.1. Yukarıda izah edildiği üzere; Dr. tarafından gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesine bağlı olarak meydana gelen hata neticesinde müvekkilinin tel dikişler ve beraberinde gelen ağrılar ile yaşamaya mecbur bırakıldığını, müvekkilinin Dr. hatasından kaynaklı bozulan vücut tamlığı ve zarar gören psikolojisi nedeni ile maddi ve manevi tazminat hakkı doğduğunu, bu doğrultuda
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesine dilekçe ile başvuru yapıldığını ve hekimin poliçesi talep edildiğini, ancak Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü tarafından gönderilen yazıda, KVKK gereği ilgili hekime ait özel bilgilerin yer aldığı poliçe bilgilerinin paylaşılmasının uygun olmadığının ifade edildiğini, bu durum karşısında müvekkilinin hak kaybına uğraması söz konusu olduğunu, hekime ait poliçe bilgilerinin dosya ilgilisi ile ulaşılmasının KVKK kapsamında değerlendirilmesi ve gizlilik endişesi duyulmasının kabulü mümkün olmadığını, nitekim hekimlerin tıbbi hatasına bağlı maddi ve manevi tazminat talebini hekimin poliçesi kapsamında, bağlı olduğu sigorta şirketine yöneltilecek olup bu noktada hekimin poliçesinin bilinmesi zorunluluğu doğurduğunu iddia ederek hekim hatasına bağlı maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin husumet yöneltilecek sigorta şirketinin tespiti amacı ile hekim poliçesinin öğrenilmesi ve buna bağlı olarak hekim poliçesinin talep halinde hekimin tıbbi hatasına bağlı maddi ve manevi zarara uğrayarak davanın tarafı haline gelen ilgililer ile paylaşılması gerekliliğinin kurum ve kuruluşlara bildirilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Selçuk Üniversitesi Rektörlüğünün başvuru konusuna ilişkin 11/03/2022 tarih ve sayılı yazısında özetle; 2.1. Dr. sigorta poliçe bilgilerinin talep edildiği, 6698 sayılı Kişisel Verileri
Koruma Kanunu gereği ilgili hekime ait özel bilgilerin yer aldığı poliçe bilgilerinin paylaşılmasının uygun olmadı kanaatine varıldığı ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 1982 Anayasasının; 3.1. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’nci maddesi: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” , “…Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” ,
3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesi: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”, 3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ncı maddesi: “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. …”; 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi: “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Avukatlığın amacı” başlıklı 2’nci maddesi: “…Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.”, 6. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun; 6.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesi: “Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”, 6.2. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5’inci maddesi: “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler…”, 6.3. “İstenecek bilgi veya belgenin niteliği” başlıklı 7’nci maddesi: “…Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır…”, 6.4. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 21’inci maddesi: “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır….”, 7. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun;
7.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesi: “Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.” , 7.2. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi: “d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi….ifade eder.”, 7.3. “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.
(2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin
işlenmesi mümkündür:
a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.
b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.
c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.
ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.
d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.
e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.
f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.” , 7.4. “Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8’inci maddesinin birinci fıkrası: “ Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz.”, 7.5. “Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler” başlıklı 12’nci maddesinin birinci fıkrası: “Veri sorumlusu; a) Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır.”, hükümlerini ihtiva etmektedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret
Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuruda; Dr. tarafından gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesine bağlı olarak meydana gelen hata neticesinde müvekkilinin tel dikişler ve beraberinde gelen ağrılar ile yaşamaya mecbur bırakıldığını, müvekkilinin Dr.
hatasından kaynaklı bozulan vücut tamlığı ve zarar gören psikolojisi nedeni ile maddi ve manevi tazminat hakkı doğduğunu, bu doğrultuda Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesine dilekçe ile başvuru yapıldığını ve hekimin poliçesi talep edildiğini, ancak Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü tarafından gönderilen yazıda, KVKK gereği ilgili hekime ait özel bilgilerin yer aldığı poliçe bilgilerinin paylaşılmasının uygun olmadığının ifade edildiğini, bu durum karşısında müvekkilinin hak kaybına uğraması söz konusu olduğunu, hekime ait poliçe bilgilerinin dosya ilgilisi ile ulaşılmasının KVKK kapsamında değerlendirilmesi ve gizlilik endişesi duyulmasının kabulü mümkün olmadığını, nitekim hekimlerin tıbbi hatasına bağlı maddi ve manevi tazminat talebini hekimin poliçesi kapsamında, bağlı olduğu sigorta şirketine yöneltilecek olup bu noktada hekimin poliçesinin bilinmesi zorunluluğu doğurduğunu iddia ederek hekim hatasına bağlı maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin husumet yöneltilecek sigorta şirketinin tespiti amacı ile hekim poliçesinin öğrenilmesi ve buna bağlı olarak hekim poliçesinin talep halinde hekimin tıbbi hatasına bağlı maddi ve manevi zarara uğrayarak davanın tarafı haline gelen ilgililer ile paylaşılması gerekliliğinin kurum ve kuruluşlara bildirilmesini talep etmektedir.
10. Yönetimde şeffaflığın, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün gereklerinden olan bilgi edinme hakkı; bireylere daha yakın bir yönetimi ve halkın denetimine açıklığı sağlamada önemli bir rol oynamaktadır.
Anayasa ile güvence altına alınan bilgi edinme hakkının kullanımının zorlaştırılması veya imkânsız hale getirilmesinin önüne geçmek amacı ile 4982 sayılı Kanunun 5’inci maddesi ile kamu kurum ve kuruluşları, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır. Ayrıca, anılan Kanunun 7’nci maddesinde; bilgi edinme başvurusunun, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olması gerektiği açıkça hükme bağlanmıştır.
11. Bütün haklarda olduğu gibi bu hak da sınırsız değildir. Esasında temel hak ve özgürlüklerin daha verimli ve etkin kullanılabilmeleri amacıyla, özlerine dokunulmaksızın sınırlandırılmaları, bu şekilde kamusal çıkarlarla aralarında bir denge oluşturulması zorunludur. Bu noktada, 4982 sayılı Kanunda, bilgi edinme hakkının istisnaları tek tek sayılmış olup Kanunun Dördüncü Bölümünde 15 ila 27’nci maddeleri arasında yer alan bu istisnaların; yargı denetimi kapsamındaki işlemler, devlet sırrına, ülkenin ekonomik çıkarlarına, istihbarata, idari ve adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler, özel hayatın gizliliği, haberleşmenin gizliliği, ticari sır, fikir ve sanat eserleri, kurum içi düzenlemeler, kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyelerden oluştuğu görülmektedir.
12. Diğer taraftan, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa göre kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Yalnızca ad, soyad, doğum tarihi ve doğum yeri gibi kişinin kesin teşhisini sağlayan bilgiler değil, kişinin fiziki, ailevi, ekonomik, sosyal ve sair özelliklerine ilişkin bilgiler de kişisel veridir. Yasa koyucunun kişisel verilere atfettiği önemden dolayı, Kanuna göre kişisel veriler ancak ilgilisinin açık rızası ile üçüncü kişilerle paylaşılabilmektedir.
13. Öte yandan, sigorta sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1401’nci maddesinde açıkça ifade edildiği üzere; sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir. Tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olan sigorta sözleşmesinin tarafları sigorta ettiren ve sigortacıdır.
14. Sigorta sözleşmelerinin bir türü olan mesleki sorumluluk sigortaları, sigorta ettirenin kusurlu davranışlarından kaynaklanan üçüncü kişilere verdiği zarar nedeniyle hem sigorta ettirenin hem de üçüncü kişilerin zararının giderilmesine yönelik toplumsal fayda ve amaçların dikkate alınması suretiyle oluşturulan bir sigorta türüdür. Bu minvalde, hekimin teşhis ve tedaviye yönelik faaliyetlerinin teminat altına alınması amacıyla uygulanan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası da bir mesleki sigorta türüdür ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun hükümlerine tabidir.
15. Somut olayda; başvuranın, müvekkilini tedavi eden hekime ait Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu
Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin idare tarafından verilmesini talep ettiği görülmekle birlikte, İdarenin bu noktadaki sorumluluğunun, sigorta sözleşmesinin tarafı olmaktan ziyade, poliçe priminin bir kısmını ödemekle sınırlı olduğu görülmektedir.
16. Kurumumuza benzer konuda yapılan 2021/1923 şikayet numaralı başvuru sonrası yapılan inceleme sonucunda; “başvuranın söz konusu bilgi edinme talebinin, 4982 sayılı Kanunun 7’nci maddesi uyarınca, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmadığından, talebin reddi yönünde kullanılan takdir yetkisinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali
Sorumluluk Sigorta Poliçelerinin bir an için idarede olduğu kabul edilse bile, bunun üçüncü kişilerle paylaşılması hem 4982 sayılı Kanunun 21’inci maddesindeki özel hayatın gizliliği hem de 6698 sayılı
Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 8’inci maddesindeki kişisel verilerin, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılmaması hükümlerine aykırılık teşkil edecektir. Dolayısıyla başvuranın, hekimlere ait
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçelerinin, talep halinde zarar gören hak sahipleri, mirasçılar ve bunların avukatları ile derhal paylaşılması şeklindeki genel talebinin de yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.” 16.1. Anılan Kararın devamında ise; “tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın, müvekkilini tedavi eden hekime ait Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta
Poliçesinin tarafıyla paylaşılması talebinin, 4982 sayılı Kanunun 7’nci maddesi uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamında olmadığı; ayrıca hekimlere ait Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk
Sigorta Poliçelerinin, talep halinde zarar gören hak sahipleri, mirasçılar ve bunların avukatları ile derhal paylaşılması şeklindeki genel talebinin ise 4982 sayılı Kanunun 21’inci ve 6698 sayılı Kanunun 8’inci maddeleri uyarınca yerinde olmadığı, dolayısıyla başvuruya konu bilgi edinme talebinin reddi yönündeki
idarenin işleminde herhangi bir hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.” Şeklinde karar verilmiştir.
17. Yukarıda da açıkça belirtildiği üzere, sigorta sözleşmelerinin tarafları sigorta ettiren ve sigortacıdır.
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin bir tarafı sigorta ettiren konumundaki, serbest ya da kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman hekim iken diğer tarafta sigortacı bulunmaktadır. Yani sigorta sözleşmesinde idarenin herhangi bir taraf sıfatı bulunmamaktadır. Bu itibarla idarenin, tarafı olmadığı bir sözleşmeye ilişkin bilgileri içeren Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta
Poliçesini vermekle yükümlü tutulmasının gerçekçi olmayacağı açıktır.
18. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; başvuranın söz konusu bilgi edinme talebinin, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçelerinin üçüncü kişilerle paylaşılması hem 4982 sayılı Kanunun 21’inci maddesindeki özel hayatın gizliliği hem de 6698 sayılı
Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 8’inci maddesindeki kişisel verilerin, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılmaması hükümlerine aykırılık teşkil edecektir. Dolayısıyla başvuranın, hekimlere ait
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçelerinin, talep halinde zarara uğrayarak davanın tarafı haline gelen ilgililer ile paylaşılması şeklindeki talebinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
19. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın, müvekkilini tedavi eden hekime ait Tıbbi Kötü Uygulamaya
İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçelerinin, talep halinde zarara uğrayarak davanın tarafı haline gelen ilgililer ile paylaşılması şeklindeki genel talebinin 4982 sayılı Kanunun 21’inci ve 6698 sayılı
Kanunun 8’inci maddeleri uyarınca yerinde olmadığı, dolayısıyla başvuruya konu bilgi edinme talebinin reddi yönündeki idarenin işleminde herhangi bir hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde iyi yönetim ilkelerine uygun davranıldığı tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
21. 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Konya İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SELÇUK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi