|
ÖZET: Başvuran, ceza infaz kurumundaki uygulamalardan dolayı yaşadığı hak gaspları ve can güvenliği endişeleri nedeniyle çeşitli taleplerde bulunmuştur. Bu talepler arasında, kapalı görüş süresinin 1,5 saate çıkarılması, 10 dakikalık ek telefon görüşme hakkının yeniden verilmesi ve özel yaşam alanlarının izlenmesine son verilmesi yer almaktadır. Başvuran, aynı suç grubundan hükümlülerin aynı bloklarda yer almasının kendisine yönelik hakaretlere ve hayati tehlikelere yol açtığını belirtmiştir.
Danıştay, başvuranın taleplerinin, ceza infaz kurumlarında uygulanan kısıtlamaların ve disiplin cezalarının yasal çerçevede değerlendirildiğini belirtmiştir. Ceza infaz kurumlarının güvenlik ve disiplin gereklilikleri doğrultusunda, başvuranın taleplerinin mevcut mevzuatla uyumlu olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, COVID-19 pandemisi nedeniyle alınan tedbirlerin, hükümlülerin sosyal ilişkilerini sürdürme hakkını etkilediği, ancak bu durumun geçici olduğu ve zamanla normalleşme sürecine geçileceği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/8542-S.22.13044
BAŞVURU NO : 2022/702
KARAR TARİHİ : 04/07/2022
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Başvuran, kaldığı ceza infaz kurumunun uygulamalarından şikayet
BAŞVURUNUN KONUSU :
etmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 13/01/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, 14 yıldır ceza infaz kurumunda olduğunu, 5 yıldır da İzmir 2 No’lu F Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumunda kalmakta olduğunu, yaşadıkları hak gaspları ve can güvenliklerini riske atan uygulamalar nedeniyle süresiz açlık grevine girdiğini, aynı sebeplerle kendisiyle birlikte on arkadaşının daha açlık grevinde olduğunu, pandemi sebebiyle son iki yıldır ceza infaz kurumlarındaki kısıtlamaların devam ettiğini, bu doğal kabul edilmekle birlikte son 3-4 ayda gelen yeni Müdür sonrasında adım adım her şeyin sorun haline gelmeye başladığını, salgın sebebiyle kısıtlanan açık görüşleri telafi etmek amacıyla Bakanlık tarafından verilen 10 dakika telefon görüşmesi, 1,5 saat kapalı görüş, son 1 ayda verilen yarım saat açık görüş haklarının kurumlarında talimatlara uygun olarak uygulanmadığını, bir ayda iki kişi ile sınırlı yarım saatlik açık görüş hakkı verilince 10 dakika telefon haklarının kesildiğini, kapalı görüş süresinin yine 1 saat olarak uygulanmaya başladığını, yıllardır kapalı olan özel yaşam alanlarını izleyen kameraların bu konudaki AYM kararlarına rağmen açıldığını, insan onurunu rencide eden bu uygulamaya karşı İzmir İnfaz
Hakimliğinin de kararlarının bulunduğunu, kendisinin de 03/01/2022 tarihinde Anaysa Mahkemesine başvuruda bulunduğunu, aşı olmalarına rağmen sohbet haklarının kısıtlandığını, spor haklarının 1-2 ayda bir aynı odada kaldığı kişilerle kullanmak şartıyla verildiğini, arkadaşlarının FETÖ, adli-çete olan bloklara yerleştirildiğini, bu sebeple hakaretlere maruz kaldıklarını, hiçbir insani-sosyal taleplerinin karşılanmadığını, yeni Müdür geldiğinden beri son 3-4 ayda hakkında 12 disiplin soruşturması açıldığını, hücre, ziyaret ve iletişim cezaları verildiğini ifadeyle, fazladan verilen 10 dakika telefon görüşme hakkının yeniden verilmesini, kapalı görüş hakkının 1,5 saat olarak uygulanmasını, özel yaşam alanlarının
izlenmesine yönelik uygulamanın kaldırılmasını ve bir heyetin gelerek şikayetlerini incelemesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden 15/02/2022 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Genel
Müdürlüğün 05/04/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazısında, 2.1. Ceza infaz kurumlarında ziyaretlerin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Kanun’un “Hükümlüyü Ziyaret” başlıklı 83 üncü maddesi uyarınca, telefon görüşmelerinin ise anılan
Kanun’un “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66 ncı maddesi ile Ceza İnfaz Kurumlarının
Yönetimi ile Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde gerçekleştirildiği, 2.2. Ancak koronavirüs salgını sebebiyle Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda
Genel Müdürlüğümüzün 14.03.2020 tarihli ve 57551099-E.2019/47690 sayılı yazısıyla kapalı ve açık ziyaretlerin ikinci bir talimata kadar ertelenmesine karar verildiğinin tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, 2.3. Ayrıca, hükümlü ve tutukluların telefon görüşlerinin Covid-19 salgın hastalığının özellikle solunum ve temasla bulaşması nedeniyle hükümlü ve tutukluların sağlığını tehlikeye atmamak amacıyla alınan tedbirler kapsamında açık ve kapalı görüşlerin ertelenmesinden dolayı dışarı ile olan ilişkilerinin devamının sağlanması amacıyla 20 dakikaya çıkarıldığı, 2.4. Ancak kademeli normalleşme adımlarının başlaması ile birlikte yine Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda yeniden düzenleme yapılarak 2020 yılı Haziran ayı itibarıyla kademeli olarak hükümlü ve tutuklulara ziyaret hakkının sağlandığı, 2.5. Bunun yanı sıra, Genel Müdürlük tarafından yürütülmekte olan ve ”Yargı Reformu Stratejisi” ile ”İnsan
Hakları Eylem Planı”nda da yer alan ACEP (Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu)
Projesi kapsamında, Sincan ve Bakırköy Kadın ile Sincan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz
Kurumlarında başlatılan pilot denemelerin akabinde gerekli revizeler yapılarak Ülkemiz genelinde bulunan tüm ceza infaz kurumlarına yaygınlaştırma çalışmalarının başlatıldığı, bu kapsamda adı geçenin barındırıldığı kurumda da tüm oda ve koğuşlara kurulumların tamamlandığı, 2.6. Bu konuda, Genel Müdürlüğümüzün 29.03.2022 tarihli ve E-57551099-010.07.01-2415/43105 sayılı yazısıyla “Bilim Kurulu Kararı Gereğince Tedbir Kararlarının Devamı” konulu yazısı gereğince; Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca yaptırılan açık ve kapalı görüşlerin belirlenen kurallar çerçevesinde 2022 yılı Nisan ayı içerisinde 2 yakını ve çocukları ile 1 defa açık görüş,
3 defa kapalı görüş şeklinde yaptırılması, açık görüş hakkını kullanmayan ya da kullanmak istemeyen
hükümlü ve tutuklulara 4 defa kapalı görüş yaptırılması, 1 Mayıs 2022 tarihinde durumun tekrar değerlendirilmesi, zorunluluk arz eden durumlarda Cumhuriyet başsavcılığının yazılı izni ile görüşlerin yaptırılmasının bildirilmiş olduğu, söz konusu yazı doğrultusunda işlem tesis edildiği,
2.7. 5275 sayılı Kanun’un ‘Hükümlünün kendisine verilen yiyecek ve içecekleri reddetmesi’ başlıklı 82 nci maddesi kapsamda, ülkemiz ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu veya hükümlülerin açlık grevi yapması halinde, sağlık tedbirleri alınarak düzenli kontrollerinin yapıldığı, gerekli tetkik sonucuna göre doktor kontrolünde başta “B kompleks vitaminleri” olmak üzere ihtiyaç duyulan vitaminlerinin verilmesi hususunun titizlikle takip edildiği, ayrıca açlık grevi eylemine giren hükümlü veya tutukluların kilo ölçümlerinin de takip edildiği ve sağlık durumu ciddiyet arzeden kişilerle ilgili derhal gerekli işlemlerin yapıldığı, 2.8. Bu kapsamda, adı geçenin 13.12.2021 – 28.01.2022 tarihleri arasında “Kurum uygulamalarını protesto” amacı ile açlık grevi eylemi yaptığı, hükümlünün açlık grevi eylemine başladığı günden itibaren Kurum doktoru tarafından düzenli ve günlük olarak yeteri kadar şeker, limon ve çay ile birlikte vitamin gıda takviyelerinin ve B vitamini (B1-B6-B12) kompleksinin düzenli olarak verildiği, 2.9. Diğer yandan, ceza infaz kurumlarında ortak etkinliklerin, Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil
İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında 45/1 No.lu Genelge’nin ”Ortak Etkinlikler” başlıklı 3 üncü bölümünün ilgili maddeleri uyarınca yaptırıldığı, söz konusu maddeler uyarınca, ortak etkinliklerin İdare ve Gözlem Kurulu kararı ile kısa veya uzun süreli olarak durdurulabildiği, bu kapsamda, hükümlü ve tutukluların spor ve sohbet faaliyetlerinin İdare ve Gözlem Kurulu tarafından hazırlanan programlara göre yapıldığı, faaliyetlerin aylık olarak düzenlendiği, 2.10. Hükümlü ve tutuklulara yönelik yapılması plânlanan etkinlik ve faaliyetlerde, kurumun kapasitesi, mahkûm profilleri, personel durumu, güvenlik durumu, fiziki yapı birlikte ele alınarak bir program oluşturulduğu ve program dahilinde işlemlerin yürütüldüğü, hükümlü ve tutukluların eğitim ve öğretimlerine yönelik kursların açılabildiği, söz konusu kursların açılmasında Milli Eğitim Bakanlığı ve
İlçe Halk Eğitim Merkezi ile birlikte gerekli plânlamaların yapılarak ihtiyaç duyulan ve talep edilen kursların açıldığı, hükümlü ve tutukluların bu kurslardan faydalandırıldığı, 2.11. Ancak birçok ülkede ölümlere neden olan koronavirüsün ülkemizde de görülmesi ve vaka sayısının artmasına bağlı olarak, ceza infaz kurumlarının toplu olarak yaşanan yerler olması ve bulaşıcı hastalıklar açısından risk oluşturması nedeniyle, Bakanlıkça ceza infaz kurumlarında bulaştırıcılığın önlenmesi açısından tedbirlerin alınması yönünde tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına talimatların verildiği ve talimatların ceza infaz kurumları tarafından vakit kaybedilmeksizin uygulanmaya başlandığı, 2.12. Bu kapsamda, anılan Kurumda 24.09.2021 tarihi itibarıyla çim sahada spor faaliyetlerinin uygulanmasına başlandığı, ayrıca hükümlü/tutukluların talep etmesi halinde taleplerine binaen hobi amaçlı resim atölyesi faaliyetlerinden ve çok amaçlı salonunda manevi rehberlik çalışmalarından yararlandırıldığı, 2.13. Bu konuda, Genel Müdürlüğün 29.03.2022 tarihli ve E-57551099-010.07.01-2415/43105 sayılı yazısıyla “Farklı koğuşların bir araya getirilmesi suretiyle yapılan faaliyetlerde; maske, mesafe kurallarına riayet edilmesi, ortamın sık sık havalandırılması” hususunda tüm Cumhuriyet Başsavcılıklarına bilgi verildiği, 2.14. Anılan Kurumda ziyaretlerin 5275 sayılı Kanun’un “Hükümlüyü Ziyaret” başlıklı 83 üncü maddesi uyarınca bir saati geçmeyecek şekilde yaptırıldığı,
2.15. Kurum İdare ve Gözlem Kurulunun 13.12.2021 tarihli ve sayılı kararıyla “hükümlü ve tutukluların kapalı ve açık ziyaret haklarının kendilerine tekrar verildiği anlaşıldığından kurumda haftalık iki defa olarak uygulanan telefon görüşmesinin Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi uyarınca
13.12.2021 tarihi itibarıyla yeniden haftada bir defa olarak kullandırılmasına” karar verildiği ve söz konusu
karar doğrultusunda işlem tesis edildiği, 2.16. 5275 sayılı Kanun’un 8 ve 9 uncu maddelerinde “Kapalı ve Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz
Kurumlarının firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış” olduklarının belirtildiği, 2.17. Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu Komitesi’nin üye devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında 2006/2 No’lu Tavsiye Kararının “Yerleştirme ve Barınma” başlıklı 18 inci maddesinin onuncu fıkrasında, “Bütün mahpusların kaldıkları yerler, onların kaçma ve kendilerine veya başkalarına zarar verme tehlikesine karşı asgari sınırlayıcı güvenlik düzenlemelerine uygun koşullarda olmalıdır.” hükmüne yer verildiği, 2.18. Anılan mevzuat hükümlerine dayalı olarak, ceza infaz kurumlarında yapılan kamera kayıtlarının, hükümlü ve tutuklular arasında meydana gelebilecek şiddet olaylarının önlenmesinde veya erken müdahale ile daha vahim boyutlara ulaşmadan sonlandırılmasında, olaydan sonra delillerin tespitinde, hükümlü ve tutukluların birbirleri üzerinde tahakküm kurmasının engellenmesinde önemli katkı sağladığı, 2.19. Ceza infaz kurumlarında, hükümlü ve tutukluların kullandıkları tuvalet, banyo ve yatakhane gibi alanların kameraların görüş alanı dışında bırakıldığı, özel yaşamın gizliliği ilkesinin kesinlikle ihlâl edilmediği, 2.20. Diğer taraftan, ceza infaz kurumu idareleri tarafından verilen disiplin cezalarının 5275 sayılı
Kanun’un “Disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşulları” başlıklı sekizinci bölümünde yer alan 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51 ve 52 inci maddeleri uyarınca verildiği, 2.21. Bahse konu kurumlarda da ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların, hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, bu uygulamada ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu, 2.22. Hükümlü ve tutuklulara görevli memurların ve yöneticilerin tek başına karar vererek ceza vermesinin söz konusu olmadığı, kurum disiplin kurulu tarafından araştırmasının yapılarak işlemiş olduğu davranışa karşılık gelen cezanın ilgili mevzuatta hükmedilen miktarı kadar verildiği, kararların hükümlü veya tutuklulara tebliğ edildiği, disiplin kararına karşı ilgilinin infaz hâkimliğe şikâyet, infaz hâkimliği kararına karşı da ağır ceza mahkemesine itiraz hakkının bulunduğu,
2.23. 5275 sayılı Kanun’un 2 ve 3 üncü maddelerinde yer alan amir hükümler uyarınca, ceza infaz kurumlarında hiçbir hükümlüye ayrımcılık, kötü muamele ve keyfi uygulama yapılmasının söz konusu olmadığı, görevli personel ile hükümlü ve tutuklu arasındaki ilişkinin Kanun ve Yönetmelik hükümleri çerçevesinde gerçekleştiği, bu hususta şikâyeti olan hükümlü ve tutuklu şikâyetlerinin derhal ilgili mercilere iletilerek gerekli görülmesi halinde ilgili personel hakkında adlî ve idarî soruşturma başlatıldığı, Bilgilerinin verildiği görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 3.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19. maddesinde ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 6.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak,
hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 6.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir: c)
Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.” 6.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. Maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.
(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.
6.4. “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66 ncı maddesinde “1) Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir…” 6.5. “Hükümlüyü Ziyaret” başlıklı 83 üncü maddesinde “(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir buçuk saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. … (3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır…” 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri
ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 8. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin; 8.1. “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde “(1) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlüler, belgelendirmeleri koşuluyla eşi, dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir.
(2) Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:
a) Hükümlüler, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakılma veya kısıtlama cezası ile hücreye koyma cezasının infazı sırasında olmamak koşuluyla, idarenin kontrolünde bulunan ve kurumun uygun yerlerine yerleştirilen telefonlardan yararlandırılır.,, f) Hükümlüler görüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kez ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabilir. Herhangi bir nedenle görüşme gerçekleşememişse daha önceden bildirilen numaralardan bir diğeriyle görüşebilir. Konuşma süresi görüşme başladığı andan itibaren on dakikayı geçemez….
g) Görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkan sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu
Bakanlıkça belirlenen kurumlarda, haftalık görüşme süresi otuz dakika olarak uygulanır. Bu sistem oda veya koğuş içine ya da idarece uygun görülen diğer yerlere kurulabilir. Haftalık ziyaret hakkını kullanmayan hükümlülerin bir sonraki haftalık telefon görüşme süresine ayrıca otuz dakika ilave edilir ve bu süre devredilemez. Bu kapsamdaki görüşmeler aynı hafta içerisinde toplam üç görüşmeyi aşmamak koşuluyla bölünmek suretiyle de yapılabilir. İlave edilen otuz dakika için üç görüşme hakkı daha verilir.
Bu görüşmeler görüntülü ve sesli olarak yapılabileceği gibi sadece sesli olarak da yapılabilir. (Ek cümleler:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/28 md.) …
ğ) Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü üyeleri, görüntülü görüşme ve görüşme süresinin uzatılmasına ilişkin bu haktan kurumdaki tutum, davranış, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılma gibi durumları göz önünde bulundurularak idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre yararlandırılabilir.
h) Tehlikeli hükümlü oldukları idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen hükümlüler on beş günde bir kez olmak ve on dakikayı geçmemek üzere sadece eşi, çocukları, annesi ve babası ile sadece sesli olarak görüşebilir.
i) Terör örgütü yöneticiliği ve suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüt yöneticiliği suçundan mahkûm olanlar, konuşma süresi haftada on dakikayı geçmemek üzere sadece sesli görüşme yapabilir. Suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütün yöneticiliğini yapmaya devam eden, bu konuda herhangi bir yöntemle, kurum içi veya dışındaki kişilere talimat veya mesaj veren hükümlülere idare ve gözlem kurulu kararıyla
[32] telefon görüşmesi hiçbir şekilde yaptırılmaz.
j) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlüler, idare ve gözlem kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve on beş günde bir olmak üzere eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi ile on dakikayı geçmemek üzere sadece sesli görüşebilir….” 9. 17.06.2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret
Edilmeleri Hakkında Yönetmeliğin; 9.1. “Temel ilkeler” başlıklı 5 inci maddesinin ilgili bölümleri;
“Hükümlü ve tutukluların görüşmeleri aşağıdaki esaslara göre gerçekleştirilir:
a) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma ve hücreye koyma disiplin cezası kesinleşmiş olup da bu cezaları infaz edilmekte olan hükümlü ve tutuklular dışında kalan hükümlü ve tutuklular ziyaretçiler ile görüşebilir.
Ancak; ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası infaz edilmekte olanların resmî ve yetkili merciler ile avukatları ve kanunî temsilcileriyle; hücreye koyma cezası infaz edilmekte olanların, resmî ve yetkili merciler ve avukatlarıyla görüşmeleri engellenemez.
c) Görüşler kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır.
d) (Değişik:RG-13/9/2017-30179) Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir.
e) (Ek:RG-18/8/2016-29805) Kurum mevcudu, güvenliği ve düzeni dikkate alınmak suretiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve
Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan, hükümlü ve tutuklular için ceza infaz kurumlarındaki açık görüşler idare ve gözlem kurulu kararıyla iki ayda bir yaptırılabilir.” 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesi ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’; 10.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1, 17.2. ve 17.3. maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.” 10.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar
Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 12. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle; bulunduğu ceza infaz kurumunda ziyaret kısıtlamaları sebebiyle fazladan verilen 10 dakika telefon görüşme hakkının yeniden verilmesini, kapalı görüş hakkının 1,5 saat olarak uygulanmasını, sohbet-spor haklarının verilmesini, özel yaşam alanlarının izlenmesine yönelik uygulamanın kaldırılmasını, aynı suç türünden olan arkadaşlarının FETÖ/PDY terör örgütü, adli çete suçundan hükümlülerle aynı bloklara yerleştirilmesi suretiyle hakaretlere maruz kaldıkları ve hayati tehlikelerinin bulunduğu, yeni Müdür döneminde mevzuatın aleyhlerine uygulandığı, muhtelif diğer uygulamalarla üzerlerinde psikolojik baskı kurulduğunu iddiayla fazladan verilen 10 dakika telefon görüşme hakkının yeniden verilmesini, kapalı görüş hakkının 1,5 saat olarak uygulanmasını, özel yaşam alanlarının izlenmesine yönelik uygulamanın kaldırılmasını ve bir heyetin ceza infaz kurumuna gelerek inceleme yapmasını talep etmektedir.
13. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
14. Başvuranın kapalı görüş hakkının 1,5 saat olarak uygulanması ve 10 dakika fazladan telefon
görüşme hakkının yeniden verilmesi talebi hakkında inceleme:
14.1. 5275 sayılı Kanunun “Hükümlüyü Ziyaret” başlıklı 83 üncü maddesinde “(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir buçuk saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. … (3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet
Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır…” düzenlemesi yer almaktadır.
14.2. Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmeliğin beşindi maddesinde ise açık ve kapalı görüşün temel ilkeleri belirlenmiş; 7 nci maddesinde kapalı görüş, 13 üncü maddesinde ise ”Açık görüş” usulü düzenlenmiştir. Yönetmelik uyarınca, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma ve hücreye koyma disiplin cezası kesinleşmiş olup da bu cezaları infaz edilmekte olan hükümlü ve tutuklular dışında kalan hükümlü ve tutukluların Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabileceği, kurum mevcudu, güvenliği ve düzeni dikkate alınmak suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım
Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ve 3713 sayılı Terörle Mücadele
Kanunu kapsamına giren suçlardan, hükümlü ve tutuklular için ceza infaz kurumlarındaki açık görüşlerin idare ve gözlem kurulu kararıyla iki ayda bir yaptırılabileceği belirtilmiştir.
14.3. Başvuranın dilekçesinde, 2 yıldır ayda iki defa kapalı ve 2 kişi ile sınırlı görüş hakkı tanındığını, ailesi
Diyarbakır gibi uzak bir ilde olduğu için bu haktan yararlanamadığını, Bakanlığın görüş yapılmaması halinde telafi etmek için 10 ar dakika telefon hakkı tanıdığını, yine Bakanlık tarafından mağduriyetlerin giderilmesi için 1 saat olan görüş süresinin 1,5 saate çıkarıldığını, son 1 ay içinde ayda 1 defa yarım saat açık görüş verildiğini, ancak ayda 1 defa yarım saat açık görüş hakkı verilince 10 ar dakikalık telefon hakkının kesildiğini, 1,5 saat görüş saatinin de 1 saat olarak daha kısa uygulamaya başlandığını ifade ederek, kısıtlamalar devam ederken Kurum idaresince mevcut mevzuatın kendilerine doğru uygulanmadığını iddia etmektedir.
14.4. 2019 yılının Aralık ayı sonlarında ortaya çıkan ve hızlıca dünyanın birçok ülkesine yayılan COVID-
19 salgını sonucunda pek çok insan hayatını kaybetmiştir. Yüksek bulaşıcılığı nedeniyle bu hastalık, insan
sağlığına yönelik önemli bir tehdit olarak kabul edilmiştir. Ceza infaz kurumlarının toplu olarak yaşanan yerler olması ve bulaşıcı hastalıklar açısından risk oluşturması nedeniyle, pandemi süresince Adalet
Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce (CTGM) Sağlık Bakanlığının Bilimsel Danışma
Kurulu Tavsiye Kararları doğrultusunda ceza infaz kurumlarında ve denetimli serbestlik müdürlüklerinde alınması gereken tedbirler, dikkat edilmesi gereken hususlar ve bazı faaliyetlerin ertelendiğine dair talimatlar tüm Cumhuriyet Başsavcılıklarına bildirilmiştir.
14.5. İdareden temin edilen bilgi ve belgelerden, bu önlemler kapsamında hükümlü ve tutukluların açık ve kapalı ziyaret haklarının pandeminin seyrine göre düzenlendiği görülmüştür. Hükümlü/tutukluların dış dünya ile olan ilişkilerinin ve aile bütünlüğünün devamının sağlanması amacı ile gerçekleştiremedikleri açık görüş ve kapalı görüşlerin karşılığı olarak, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik 74. Maddesinin 2. Bendinin (f) fıkrasında ”Deprem, salgın hastalık, doğal afet gibi zaruri hâllerde Bakanlık kararı ile telefon ile görüşme süresi ve sayısı artırılabilir” şeklinde ibare bulunduğundan ek telefon görüşmesi ile haftalık telefon görüş süreleri ”personel ile hükümlü/tutukluların daha az temasta bulunması amacıyla kurumun fiziki şartları ve mevcudu, personel sayısı, asayiş ve güvenliği ile telefon cihazı sayısı dikkate alınarak Covid-19 tedbirleri gereği kısıtlanan ziyaretler sonrası mağduriyet yaşatmamak adına haftada bir kez olan telefon görüşlerinin Bakanlık talimatları gereği arttırıldığı anlaşılmıştır.
14.6. 27.11.2021 tarihli ve “Ceza İnfaz Kurumlarında Aralık Ayı Görüş İzni” konulu yazısında özetle
“Kapalı ve açık ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklulara, Hükümlü ve Tutukluların
Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’te belirlenen kurallar ile Sağlık Bakanlığının 26/11/2021 tarihli ve 13588366-149-1637 sayılı tavsiye kararları doğrultusunda; 1-31 Aralık 2021 tarihleri arasında anılan
Yönetmelik’in 9 uncu ve 14 uncu maddesinde belirtilen iki yakını ve 18 yaşını doldurmamış çocukları ile iki kez kapalı ve bir kez açık görüş yaptırılması, Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından hükümlü olanlara ise anılan Yönetmelik’in 11 inci ve 12 inci maddesi uyarınca bir kez kapalı ve bir kez açık görüş yaptırılması, bunun dışındaki diğer ziyaretlerin 1 Ocak 2022 tarihine kadar ertelenmesi uygun görülmüştür.” Denmiştir.
14.7. Bu doğrultuda, Ceza İnfaz Kurumu İdare Gözlem Kurulunun 13/12/2021 tarihli ve sayılı
Kararında “Kurumumuzda açık görüş uygulaması 06/12/2021 ile 10/12/2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmekte olup, diğer iki kapalı ziyaret için ceza infaz kurumumuz idaresi tarafından planlama yapılarak hükümlü/tutuklulara tebliğ edilmiştir. Sonuç olarak hükümlü ve tutukluların 01/04/2020 ile 01/12/2021 tarihleri arasında belli bir kısmı kısıtlanan kapalı ve açık ziyaret hakları ilgili yazı ile kendilerine tekrar verildiğinden mağduriyet ortadan kalkmış bulunmaktadır. Bu sebeple kurumumuzda haftalık iki kez şeklinde uygulanan telefon görüşmesinin Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik 74. Maddesinin 2. Bendinin (f) fıkrasında ”Hükümlüler görüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kez ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabilir. Herhangi bir nedenle görüşme gerçekleşememişse daha önceden bildirilen numaralardan bir diğeriyle görüşebilir. Konuşma süresi görüşme başladığı andan itibaren on dakikayı geçemez” gereğince 13/12/2021 tarihi itibari ile yeniden haftada bir kez olarak kullandırılmasına” karar verildiği tespit edilmiştir.
14.8. İlgili mevzuat, idarenin 2 sayılı paragrafta ayrıntılı olarak yer verilen açıklamaları ve temin edilen diğer bilgi-belgeler ışığında yapılan inceleme kapsamında, başvuranın şikâyetine konu ayda bir defa açık görüş hakkı verilmesine ve 10 dakikalık ilave telefon görüşmesi hakkının kaldırılmasına yönelik İdare ve
Gözlem Kurulunun 13/12/2021 tarihli kararının mevcut mevzuatla ve idarenin genel uygulamasıyla uyumlu olduğu, şikâyetin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
15. Başvuranın özel yaşam alanlarını izleyen kameraların açıldığına ilişkin iddialarının incelenmesi:
15.1. İdareden temin edilen bilgi- belgelerden; başvuran ve diğer hükümlüler hakkında İzmir 2 Nolu F
Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı’nın 28.10.2021 tarih karar sayılı ceza verme kararı ile özetle “barındırıldıkları koğuşların havalandırma alanlarında bulunan kameraları, görüntü almasını engelleyecek biçimde kapattıkları belirtilerek 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 43/2-d, 48/2 ve 44/2 maddesi gereğince “1 (Bir) Gün Hücreye
Koyma” disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği” anlaşılmıştır.
15.2. Başvuranın Hakimlik huzurunda vermiş olduğu savunmasında aynen “F Tipinde koğuşlarımızın havalandırma kısımlarına 2013 yılında pencere kısımları kesilerek kamera konulmuştur. Bu kameralar yaşam alanımızı olduğu gibi görüntülemektedir. Havalandırma kısmında çamaşırlarımızı asmaktayız. Bu kameralar ilk takıldığında bazı cezaevindeki arkadaşlar yakmış veya kırmıştır. Bizim siyasi tutuklular için bu tarz bir kamera uygulaması insanlık onuru ile bağdaşmayacağı için biz kameraya zarar vermeksizin sadece bulduğumuz bir bez ile kamera önünü kapatmaktayız. Bu durum cezaevi idaresince de bilinmekte
ve kabul edilmekteydi. Cezaevinin 31.01.2018 tarih ve sayılı kararında aynı eyleme ilişkin ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. AİHM’nin de bu eylemlerin ceza gerektirir nitelikte olmadığına ilişkin kararları da vardır. 3 ay önce kurum müdürü değişmiştir. Müdür değiştiğinden beri birçok konu sorun haline getirilmiştir. Kendisi siyasi mahkumlara yönelik baskı tarzında eylemlerde bulunmaktadır. Bunun üzerine hatta şu an biz de açlık grevine başladık. Benim müdür ile sözlü görüşmemde
İnfaz Hakimliklerinin cezaları kaldırılması durumunda dahi kameraları açacağını bana söylemiştir.
Hakimliğinizin / Esas sayılı dosyası ile verilen ceza kaldırılmıştır. Biz hukuka aykırı davrandığımız için hükümlü konumundayız. Ancak cezaevinde bizim açımızdan da hukuka aykırı eylemler söz konusudur. Kamera kapatan 2 arkadaşımız koğuşlarından baskın ile alınarak iki ayrı bloğa götürüldüler.
Biz çekpas sapları ile kameraları kapattığımız için bu eşyalar suç unsuru sayılarak toplandı şu an bir tane
75 cm’lik çekpas sapı bırakıldı. Sadece bununla koca koğuşu temizlemeye çalışıyoruz. Daha doğrusu
temizleyemiyoruz. Bu kameralar ile ilgili güvenlik zafiyeti doğacak olsa daha önceden itibaren devlet gerekli ek tedbirler alma yoluna giderdir. Böyle bir tedbir gündeme gelmemiştir. Bu da bu kameraların açılmasının sadece bizi 7/24 saat izleyerek psikolojik baskı oluşturma amacına yönelik olduğunun göstergesidir. Ayrıca kurumda uzun yıllardır çalışan personel bulunmaktadır. Zamanında bu kameralar kapalı kaldığında güvenlik zafiyeti oluşturduysa bu personel hakkında da geçmişe dönük soruşturma açılması gerekir. Bunların hiçbiri akla mantığa uygun olmadığı gibi tutarlı da değildir. Özetle yeni gelen müdür bu tarz uygulamaları ile kendisini tanıtmaya çalışmaktadır. Bahsettiğim sebeplerden dolayı hakkımdaki cezanın kaldırılmasını isterim” dediği görülmektedir.
15.3. İzmir 3. İnfaz Hâkimliğince başvuran ve diğer hükümlülerin itirazlarının esasına ilişkin yapılan değerlendirme sonucunda verilen 20.12.2021 tarihli ve / sayılı kararda özetle “yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarının sıkı güvenlik rejimine tabi hükümlülerin barındırıldıkları yerler olduğu ve nitelikleri dikkate alındığında bu kurumlarda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması hususunda devletin takdir hakkı daha geniş yorumlanması gerektiği; bu kurumlarda diğer kurumlara nazaran daha geniş önlemler alınmasının mümkün olduğu belirtildikten sonra hükümlülerin kurum tarafından havalandırma alanlarına konulan kameraları kapatmaları eylemini hak ihlalini engellemek amacıyla gerçekleştirdikleri savunmasının kabul edilebilir olmadığı kanaatine varıldığı, ancak ceza infaz kurumlarında uygulanan disiplin suç ve cezaları yönünden genel hüküm niteliğinde olan 5275 sayılı
Kanun’un 37. maddesi uyarınca, Kanun kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasının uygulanabilmesi için öncelikle disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesinin aranacağı, disiplin cezası kararına konu edilen “görüntü almasını engellemek maksadıyla güvenlik kameralarını kapatmak” şeklindeki eylemin 5275 sayılı Kanun’un 39. ile 44. maddeleri arasında öngörülen disiplin suçunu oluşturan eylemeler arasında açıkça sayılmadığı, ceza infaz kurumu disiplin kurulunca hükümlüler hakkında 5275 sayılı Kanunun 43/2-d maddesi uyarınca “kurumda korku kaygı panik yaratacak nitelikte davranışta bulunmaları” gerekçesiyle cezalandırılmalarına karar verilmiş iken, disiplin kurulu kararında yahut kurum kararına dayanak kabul edilen tutanak içeriğinde eylemin kurum düzeni ve güvenliği üzerindeki etkisi yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığı, gerçekleştirilen eylem nedeniyle kurumda ne şekilde korku, kaygı, panik oluşmasına sebebiyet verildiği hususunda yeterli bir gerekçeyle açıklama yapılmadığı, hükümlülerin bahçe kameralarını kapatmaları şeklindeki eylemlerinin 5275 sayılı
Yasanın 43/2-d maddesinde düzenlenen kurumda kaygı yaratabilecek nitelikte bir davranış olduğunun da
cezalandırma açısından kabulünün mümkün olmadığı, nitekim bu kapsamda İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek
Güvenlikli CİK tarafından 31/01/2018 tarih sayılı kararında kamera kapatma eyleminin kanunda sayılan eylemler arasında bulunmaması nedeniyle bu eylem nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, aynı ceza infaz kurumunda süregelen zamanda aynı şekilde gerçekleşen eylemlere ilişkin hukuki neticenin zaman içinde değişiminin gerekçesinin kurul kararında gözler önüne serilmesi hukuki belirlilik ve öngörürlülük açısından bir zorunluluk olduğu, bu haliyle ceza verilmesine konu edilen eyleme ilişkin somut bilgilere dayalı ve yeterli bir gerekçe ortaya konulmadığı ve savunma istem yazısında yüklenen suçun, hukuki nitelendirmenin ve sonuçlarının açıkça yer almadığı anlaşılmakla ve ayrıca yukarıda ayrıntılı biçimde izah bulduğu üzere ceza tesisine dayanak teşkil edilen soruşturmanın usulüne uygun biçimde yürütüldüğünün kabulü mümkün olmamakla disiplin cezası verme kararının hukuka uygun olmadığı kanaatine varıldığından; İtiraz eden hükümlülerin İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı
Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığının 28.10.2021 tarih ve / karar sayılı ceza verme kararına yönelik şikayetlerinin kabulü ile anılan disiplin cezası kararının iptaline” karar verildiği, tespit edilmiştir.
15.4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Kanunun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği, hüküm altına alınmış olup; başvuranın özel yaşam alanlarını izleyen kameraların açıldığına ilişkin iddialarına ilişkin şikayetinin yargı organlarınca karara bağlandığı, başvuranın Kurumumuza ilettiği dilekçesinde bu hususta
Anayasa Mahkemesine de başvurduğunu bildirdiği dikkate alınarak, şikâyet başvurusunun Kurumumuzca incelenmesine imkan bulunmadığı anlaşılmıştır.
16. Başvuranın aşı olmalarına rağmen sohbet ve spor haklarının engellendiğine ilişkin iddialarının
incelenmesi:
16.1. Üst paragraflarda belirtildiği üzere, Covid-19 Pandemisi nedeniyle Sağlık Bakanlığı Bilimsel
Danışma Kurulu’nun tavsiye kararları doğrultusunda ülke genelindeki ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların canı, sağlığı ve emniyeti için uygulanmak üzere nedeniyle 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, Ceza İnfaz
Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 96’ncı maddesi birtakım önlemler alınmıştır.
16.2. Bu hususta idarenin açıklamalarına 2 sayılı paragrafta ayrıntılı olarak yer verilmiştir.
16.3. Bu önlemler kapsamında ceza infaz kurumlarında iç ve dış sirkülasyon ve temas asgari olacak şekilde, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 26/11/2021 tarih ve E-57551099-207.016642/122695 sayılı yazısında “Aynı koğuş içerisinde bulunan hükümlülerin eğitim iyileştirme ve işyurdu faaliyetlerinin yaptırılmasına devam edilmesi, diğer koğuşlarla birleşerek yapılan faaliyetlerin ise 01/01/2022 tarihine kadar ertelenmesi” bildirildiği anlaşılmış olup; başvuranın bulunduğu Kurumda sosyal ve sportif faaliyetlerin havalandırma alanlarında oda arkadaşları ile yaptırıldığı; ayrıca Kurumdaki birçok hükümlü/tutukluların çift doz aşıların tamamlanması ile 24/09/2021 tarihi itibariyle ortak alanlardan yararlandırılarak çim sahada spor faaliyetlerinin uygulanmasına başlandığı, son olarak anılan Genel
Müdürlüğün 29.04.2022 tarihli ve 61892 tarihli yazısı ile “Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda, hükümlü/tutuklular ile personel hakkında uygulanan tüm kısıtlama ve tedbirlerin sonlandırılmasına” karar verildiği öğrenildiğinden, başvuranın talebinin pandemide alınan tedbirlerin peyder pey kaldırılması ile karşılandığı, Kurum uygulamalarında idarenin genel talimatlarına riayet edildiği ve bu hususta ayrıca inceleme yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilmiştir.
17. Arkadaşlarının FETÖ/PDY terör örgütü, adli çete suçundan hükümlülerle aynı bloklara yerleştirilmesi suretiyle hakaretlere maruz kaldıkları ve hayati tehlikelerinin bulunduğu, yeni
Müdür döneminde mevzuatın aleyhlerine uygulandığı, keyfi uygulamalarla haklarının gasp edildiği, çok sık disiplin cezaları verilerek üzerlerinde psikolojik baskı kurulduğu iddiaları hakkında yapılan
inceleme:
17.1. Yüksek güvenlikli ceza infaz kurumları sıkı güvenlik rejimine tabi hükümlülerin barındırıldıkları yerler olup 5275 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunanlar, özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usullerine ısrarla karşı koyanların da bu ceza infaz kurumlarında barındırılan kişiler arasında oldukları düzenlenmiştir. Yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarının belirtilen nitelikleri dikkate alındığında bahsekonu ceza infaz kurumlarında düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması hususunda devletin takdir hakkının daha geniş yorumlanması gerektiği ortaya konmuştur (Anayasa Mahkemesinin 1/7/2020 tarih ve 2017/17252 başvuru numaralı Gıyasettin Aydın kararından).
17.2. Başvuranın söz konusu iddialarına karşı idarenin açıklamalarına 2 sayılı paragrafta ayrıntılı olarak yer verilmiştir.
17.3. Dosya kapsamında idareden ayrıca temin edilen bilgi-belgelerden, başvuran ve diğer hükümlülerin yukarıda söz konusu edilen şikayetlerine karşı TBMM İnsan Hakları Komisyonu, TİHEK, KDK gibi şikayet mekanizmalarına başvurmanın yanı sıra “slogan atma” gibi eylemlerde bulundukları, bu ve benzeri eylemleri sebebiyle çok sayıda disiplin cezaları aldıkları görülmüştür.
17.4. Nitekim başvuran ve aynı kurumdaki diğer bazı hükümlülerin “slogan atması” sebebiyle 5275 Sayılı
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 42/2-e, 48/2 ve 43/1 maddesi gereğince “1 (Bir) Ay Ziyaretçi Kabulünden Yoksun Bırakma” disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; başvuranın İzmir 3. İnfaz Hakimliği nezdinde şikayet hakkını kullandığı, Hakimlik tarafından başvuranın
SEGBİS vasıtasıyla alınan beyanında: “… benim olay tarihinde kapıya vurduğum ve slogan attığım doğrudur ancak yaptığımız eylem gereksiz değildir ve kesinlikle kurum güvenliğini tehlikeye sokmayı amaçlamamaktadır, diğer arkadaşlarımın belirtiği gibi slogan atmamızın nedeni kurum idaresinin baskıcı ve keyfi uygulamalardır, biz şuanda can güvenliğimizden endişe duyuyoruz, ceza infaz kurumunda bulunduğumuzdan slogan atma dışında ifade özgürlüğümüzü kullanabileceğimiz başkaca bir yol yoktur bu sloganlar kesinlikle gereksiz değildir, yaklaşık 3 aydır bu eylemlerimiz devam etmektedir bu da 3 aydır devam eden bir sıkıntı olduğunu göstermektedir, kurumun keyfi uygulamalarının sonlandırılması için başvurduğumuz hukuki yollarla bir çözüme ulaşamadığımızdan biz slogan atmaktayız, … ben ayrıca yaklaşık 18 gündür aynı gerekçelerle açlık grevindeyim, belirtiğim nedenlerle verilen haksız disiplin
cezasının iptalini talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunduğu, İzmir 3. İnfaz Hakimliği tarafından verilen
/ dosya ve 2021/5101 karar numaralı 30/12/2021 tarihli kararda “kurum görevlileri tarafından gerçekleştirilen bir eylemin hukuka aykırı bir nitelik taşıdığına ilişkin iddianın öncelikle ilgili mercilerce değerlendirilmesi gerektiği, ilk derece yargı mercilerce verilen kararlara yönelik de olağan ve olağan üstü kanun yollarına başvurma hakkı ve hatta hak ihlalleri bakımından Anayasa Mahkemesine başvuru hakkı bulunan hükümlülerin ilk derece mahkemesinin verdiği kararların sorunlarını çözmediğinden bahisle tepkilerinin veya sorunlara dikkat çekmek amacıyla slogan atmak şeklinde gerçekleştirilen ve ceza infaz kurumunda toplu yaşam kurallarını bozacak nitelikte bulunan slogan atma eyleminin gerekli olduğunun kabulünün mümkün bulunmaması karşısında; itiraz edenler hakkında ceza infaz kurumunda bulunmanın gerektirdiği sorumluluğa uygun davranmamaları nedeniyle verilen cezanın zorunlu bir ihtiyacı karşıladığı, başvurulan yöntemden beklenen fayda ile Ceza İnfaz Kurumundaki disiplinin sağlanması arasındaki dengenin sağlandığı itiraz edenlerin eylemi nedeniyle 5275 sayılı Kanun’un 42. ve 48. Maddesi uyarınca disiplin kurulunca bir takım itiraz edenler hakkında silinmemiş disiplin cezaları nedeniyle tayin edilen bir üst cezanın gerçekleştirilen eylem ile orantılı ve oluşa uygun olduğu, kurum disiplin kurulunun takdirinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla; Şikayet eden hükümlülerin İzmir 2 Nolu F Tipi
Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığı’nın 26/11/2021 tarih ve
/ karar sayılı ceza verme kararına yönelik yapmış olduğu şikayetin reddine karar vermek gerekmiştir.” Dendiği görülmüştür.
17.1. Sonuç itibariyle, başvuran ve kurumda barındırılan diğer bazı hükümlülerin kurum uygulamalarına karşı eylemleri nedeniyle 5275 sayılı Kanun’un “Disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşulları” başlıklı sekizinci bölümünde yer alan ilgili maddeler uyarınca Kurum Disiplin Kurulu tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yargı yoluna başvurdukları ve yargılamaları kapsamında İzmir İnfaz Hakimlikleri ya da
Ağır Ceza Mahkemeleri huzurunda yukarıdaki şikayetlerini dile getirdikleri, dolayısıyla verilen disiplin cezalarına karşı itirazların incelenmesi sırasında idarenin keyfi olduğu iddia edilen uygulamalarının da yargı makamlarınca incelemeye konu edildiği anlaşıldığından, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Kanunun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca başvurunun bu yönden incelenmesi mümkün olmamıştır.
18. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar ışığında, başvuranın kapalı görüş hakkının 1,5 saat olarak uygulanması ve 10 dakika fazladan telefon görüşme hakkının yeniden verilmesi talebi hakkında yapılan inceleme sonucunda Covid-19 pandemisi sebebiyle alınan tedbirlerin kaldırılması sebebiyle ayda bir defa açık görüş hakkı verilmesine ve 10 dakikalık ilave telefon görüşmesi hakkının kaldırılmasına yönelik İdare ve Gözlem Kurulunun 13/12/2021 tarihli kararının mevcut mevzuatla ve idarenin genel uygulamasıyla uyumlu olduğu görüldüğünden talebin reddine; özel yaşam alanlarını izleyen kameraların açıldığına ilişkin iddialar ile idarenin keyfi uygulamalarda bulunduğu, çok sayıda disiplin cezası verildiğine ilişkin iddialarının yargı organlarınca karara bağlandığı tespit edildiğinden Kurumumuzca incelenmemesine, aşı olmalarına rağmen sohbet ve spor haklarının kullandırılmadığına yönelik iddialarının Covid-19 pandemisi sebebiyle Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün talimatları doğrultusunda kısıtlandığı, ancak hükümlü/tutuklular ile personel hakkında uygulanan kısıtlama ve tedbirlerin peyder pey kaldırılması ile taleplerinin karşılandığı, bu hususta ayrıca inceleme yapılmasına gerek olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazıları incelendiğinde, “dürüstlük”, “nezaket”, “şeffaflık”, “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği görülmüştür.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup görevli ve yetkili mahkemede dava yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi