|
ÖZET: Bu karar, hükümlünün Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine yatarak tedavi edilmesi talebinin reddine ilişkindir. Hükümlü, ceza infaz kurumunda yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle bu hastaneye sevk edilmek istemiştir. Ancak, yapılan incelemeler sonucunda, başvuranın sağlık durumunun takip ve tedavisinin, Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda yeterli uzman personel ve ekipmanla gerçekleştirildiği belirlenmiştir.
İlgili mevzuat uyarınca, hükümlülerin hastanelere sevk işlemlerinin, uzman hekimlerin değerlendirmesi ve onayı ile yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Başvuranın durumunun uzman hekimlerce uygun görülmemesi nedeniyle, Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevk edilmesine gerek olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede, ceza infaz kurumunun sağlık hizmetleri sunma yükümlülüğünü yerine getirdiği ve başvuranın talebinin hukuka uygun olarak reddedildiği ifade edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/13352-S.22.20462
BAŞVURU NO : 2022/6763
KARAR TARİHİ : 14/10/2022
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran hükümlünün, yatarak tedavi olmak için sevk talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 09/05/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunda barındırıldığını, hakkında müebbet hapis cezasına hükmedildiğini, psikolojik sorunları bulunduğunu, sorunlarını kurum psikoloğuna ve Ödemiş Devlet Hastanesinden gelen psikiyatri uzmanına anlattığını ancak durumunda bir düzelme olmadığını, Burhaniye T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmakta iken yaşadığı sıkıntılar dolayısıyla Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevk edildiğini, yatarak tedavi sonrası durumunda iyileşme olduğunu, yeniden aynı sorunları yaşadığı için yatarak tedavi olmak istediğini ancak Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevk edilmediğini ifade ederek Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine yatarak tedavi için sevk edilmeyi talep etmektedir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kurumumuzun 08/06/2022 tarih ve sayılı yazısı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili idarenin
25/07/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle:
2.1. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirlerin alındığı, adı geçenin de sağlık durumuna ilişkin gerek Kurum revirinde, gerekse de Devlet hastanelerinde tedavisinin yaptırıldığı, 2.2. İnfaz mevzuatına göre hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine
sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa aile sağlığı merkezi veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı, 2.3. Ayrıca, ceza infaz kurumlarında barındırılan tüm hükümlü ve tutuklulara olduğu gibi adı geçenin sağlık sorunları ile ilgili gerekli tüm tetkiklerin ve tedavilerin özenle yerine getirildiği, infaz kurumlarında yaşayan hükümlü ve tutukluların, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaşın yararlanabildiği sağlık haklarından ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırıldığı, yapılan işlemlerin usûl ve yasaya uygun olduğu, muayene ve tedavi kayıtlarına bakıldığında herhangi bir ihmalin söz konusu olmadığı, bunun yanında, Kurumda bulunan tüm hükümlü ve tutukluların revir biriminden eşit bir şekilde faydalandığı, reçete edilen ilaçlarının aynı gün temin edilerek, kendilerine teslim edildiği, 2.4. Bu kapsamda adı geçenin yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle anılan Kurumun psiko-sosyal servisi ile
16 kez görüşme yaptığı ve halen de düzenli olarak psiko-sosyal servis ile görüşmeler yaptığı,
2.5. Diğer taraftan adı geçenin, anılan Kurumda görevli psikiyatri uzmanı tarafından 07.07.2021 tarihinde yapılan muayene sonrası ilaç tedavisine başlanılmış ise de vermiş olduğu dilekçe ile tedaviyi reddettiği, adı geçene 04.08.2021 tarihinde kabus bozukluğu tanısı ile ilaç tedavisinin düzenlendiği, 19.01.2022 tarihinde de kabus görme şikayeti ile muayene edilerek depresyon tanısı ile ilaç tedavisinin düzenlendiği, 2.6. Adı geçenin Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine ise herhangi bir sevk işleminin yapılmadığı ancak gerekli tedavisinin anılan Kurumda görevli doktorlar tarafından düzenli olarak yapıldığı ve tedavi gidişatının sürekli olarak izlendiği, psikiyatri uzmanının adı geçenin başka hastanelere sevk edilmesini uygun görmesi durumunda sevk işlemlerinin eksiksiz olarak yerine getirileceği, bu doğrultuda söz konusu
Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevk işleminin adı geçenin talebi üzerine değil psikiyatri uzmanının sevk etmesi halinde yapılabileceği, 2.7. Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Psiko-sosyal Servisi tarafından hazırlanan 16/06/2022 tarih ve sayılı raporda; ‘Hükümlü ile kurumumuz psikososyal servis birimi uzmanlarınca hükümlü kurumumuzda kaldığı süre boyunca on altı bireysel görüşme yapılmış, hükümlü ile yapılan bireysel görüşmelerin çoğunlukla hükümlünün ailevi sorunları hakkında olduğu ve hükümlünün düzenli olarak kurumumuzda ilaç tedavisi gördüğü bilinmektedir.
Kurumumuzda bulunan psikososyal servis uzmanları tarafından hükümlü ve tutukluların psikiyatri servisine çıkarılması yönünde yönlendirme yapılmakta ancak yatılı tedavi konusunda nihai karar psikiyatri uzmanları tarafında verilmektedir ve hükümlünün birimimiz tarafından yapılan bireysel görüşme kayıtlarında bu yönde bir talebi bulunduğuna dair veri bulunmamaktadır. Hükümlünün kurumumuzda en son psikiyatri servisi tarafından 19/01/2022 tarihinde değerlendirildiği ve depresyon tanısı ile altı aylık ilaç tedavisi planlandığı bilgisi mevcut olup hükümlünün Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevkinin yapılması yönünde psikiyatri uzman görüşü bulunmamaktadır.’ hususlarının ifade edildiği, 2.8. Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosu’nun 27/06/2022 tarih ve sayılı yazısında; adı geçen hükümlünün yaşadığı sağlık sorunları için kurum psiko-sosyal servis ile 16 kez görüşme yaptığı, ailevi sorunlar yaşadığı, düzenli olarak psiko-sosyal servis ile görüşmeler yaptığı, psikiyatri servisi ile görüşme yapması için refere yapıldığı, hükümlü ‘a psikiyatri uzmanı tarafından 07/07/2021 günü yapılan muayene sonrası ilaç tedavisine başlanılmış ise de hükümlünün vermiş olduğu dilekçe ile tedaviyi reddettiği, hükümlüye 19/01/2022 günü kabus görme şikâyeti ile muayene edilerek depresyon tanısı ile ilaç tedavisinin düzenlendiği ancak uzman doktor tarafından Manisa Ruh ve
Sinir Hastalıkları Hastanesine herhangi bir sevk işleminin yapılmadığı, tedavilerinin doktorlar tarafından
düzenli olarak yapıldığı ve tedavi gidişatının izlendiği, Uzman Psikiyatri doktorunun başka hastanelere sevk etmesi durumunda hükümlü işlemlerinin eksiksiz olarak yerine getirildiği, Manisa Ruh ve Sinir
Hastalıkları Hastanesine hükümlünün talebi üzerine değil Uzman Psikiyatri Doktorunun sevk etmesi halinde götürülebileceği, hükümlü ile konunun dostane çözümüne ulaştırılabilmesi için her ne kadar görüşülmüş ise de tedavisinin ancak Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde mümkün olacağını ifade ettiği, neticede hükümlünün iddialarına ilişkin yerinde yapılan denetim sonucunda kurumun Kanun ve yönetmeliklere uygun olarak işlem tesis ettiği kanaatine varıldığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” , 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinin ilgili fıkralarında; “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
(…) Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 3.3. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinin ilgili fıkralarında; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
(…) Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.”, 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 13’üncü maddesinde; “Bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyasi hakkında rapor tanzimine münhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabipler mezundur. Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz olmayan tabiplerin raporları muteber olamaz”, 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun
7.1. “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’inci maddesinde; “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.
(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.”; 7.2. “Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27’nci maddesinde; “(1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır.
(2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.”, 7.3. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57’nci maddesinde; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.
(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde
Adalet Bakanlığına bilgi verilir.
(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.” 7.4. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71’inci maddesinde; “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde
Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” 7.5. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78’inci maddesinde; “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.
(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.
(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.” 7.6. “Hastaneye sevk” başlıklı 80’inci maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.”,
8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 8.1. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 94’üncü maddesinde; “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir”.
8.2. “Hastaneye sevk” başlıklı 115’inci maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle bir hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, cezaevi tabibi tarafından bir raporla derhâl kurum en üst amirine bildirilir.”; 8.3. “Hükümlülerin hastanelerde muayene ve tedavileri” başlıklı 116’ncı maddesinde; “(1) Kurumda tedavisi mümkün olmayan hastalığı bulunan hükümlülerin muayene ve tedavileri Devlet ve üniversite hastanelerinde gerçekleştirilir. Hükümlülerin yatarak tedavileri bunlar için ayrılan hükümlü koğuşlarında yapılır. Hükümlü koğuşu yoksa tedavileri dış güvenlikten sorumlu güvenlik görevlileri tarafından gerekli önlemler alınarak hastanelerin diğer birimlerinde yapılır.
(2) Açık kurumlar ile çocuk eğitimevi hükümlülerinin kurum dışındaki yatarak tedavileri, tedavi eden kurumun bulunduğu yerdeki kurumun iç güvenlik görevlileri gözetiminde ve hükümlü odası dışındaki bir bölümde yapılır.
(3) Kurum dışında yatarak tedavileri yapılan hükümlülerin yanında, tedaviyi yapan hekimin raporuyla zorunlu olduğunun bildirilmesi hâlinde, eşi, annesi, babası, kardeşi, çocuğu, bunların olmaması hâlinde
Cumhuriyet başsavcılığının uygun gördüğü bir aile yakını refakatçi olarak bulundurulabilir.”, 8.4. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 117’nci maddesinde; “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi cezaevi tabibi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.
(2) Kurumda, hükümlünün muayene veya tedavisi sırasında cezaevi tabibi tarafından talep edilmediği sürece muayene odasında sağlık personeli dışında görevli bulundurulmaz. Ancak güvenlik amacıyla ve konuşulanların duyulmayacağı şekilde, kurum idaresi tarafından gerekli tedbirler alınır.
(3) Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.
(4) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”, 9. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri İle
Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün 9.1. “Sevk ve nakillerin yapılması, süresi ve esasları” başlıklı 19’uncu maddesinde; “(1) Ceza infaz kurumu idaresince hükümlü ve tutukluların hastane ve duruşmaya sevk yazıları, zorunlu haller dışında en geç iki gün öncesinden jandarmaya gönderilir ve jandarma koruma birlik komutanlığınca da istenilen gün ve saatte hizmete uygun olarak sevkler yapılır.”, 9.2. “Sağlık kurum ve kuruluşlarından randevu alınması” başlıklı 28’inci maddesinde; “(1) Acil veya hayati bir sağlık sorunu dışında hükümlü ve tutukluların muayene, tetkik, tahlil ve tedavileri için sağlık kurum ve kuruluşlarına sevklerinde, mümkün olduğu ölçüde önceden randevu alınır ve sevkler jandarma tarafından randevu saatinde sağlık kuruluşunda hazır olunacak şekilde yapılır.”;
9.3. “Hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavilerinin yapılacağı hastaneler” başlıklı 34’üncü maddesinde; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavileri, bulunduğu yer ya da en yakın Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşlarında yapılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlü ve tutukluların başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu raporuyla; acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde ise varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilen ve başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleşmediği, hastaya nerede ve ne tür tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla olur. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3) Hükümlü ve tutuklular acil haller dışında özel sağlık kuruluşlarına sevk edilmez.
(4) Kampüslerde kurulan semt polikliniklerinde, kampüste bulunan ceza infaz kurumu hasta hükümlü ve tutuklularının yanında, başka ceza infaz kurumlarından gelen hasta hükümlü ve tutukluların da muayene ve tedavisi yapılabilir.”, 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 10.1. “Temel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde; “3.Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 10.2. “Tıbbi Bakım” başlıklı 39’uncu maddesinde, “39. Cezaevi yetkilileri tüm mahpusların sağlığını korumalıdır.”, 10.3. “Tıbbi Bakımın Temini” başlıklı 46’ncı maddelerde; “46.1. Özel tedaviye ihtiyacı olan hasta mahpuslar cezaevinde bu tedavinin gerçekleştirilemediği hallerde bu amaca özgülenmiş kurumlara ya da sivil hastanelere nakledilmelidir.
46.2. Cezaevinin kendi sağlık tesislerinin bulunduğu hallerde bu tesisler tedavi için gelen mahpuslara uygun bakım ve hizmeti sunmaya yeterli personel ve ekipmanla donatılmış olmalıdır.”, 11. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 6’ncı maddesinde;“Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ” 12. Hasta Hakları Yönetmeliğinin 12.1. “Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım” başlıklı 11’inci maddesinde; “ Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir.
Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.” 12.2. “Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı” başlıklı 42’inci maddesinde; “Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.”
Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
13. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 14. Bir numaralı paragrafta ayrıntılı olarak yer verilen başvuruda özetle; Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları
Hastanesine yatarak tedavi için sevk edilmeyi talep etmektedir.
15. Sağlık hakkı tüm insanlık için kabul görmüş önemli bir insan hakkıdır. Ancak ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutuklular için bu hak toplumun diğer kesimine oranla daha fazla önem arz etmektedir.
Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklular içinde bulundukları özel koşullar nedeniyle sağlık hizmetlerinden yararlanma konusunda diğer bireylere oranla daha dezavantajlı konumda bulundukları için hükümlü ve tutukluların beden ve ruh sağlığının korunması ve bunun için tedavi başta olmak üzere sağlık hizmetlerinden yararlandırılması ceza infaz kurumu idaresinin sorumluluğu altındadır. (TBMM İnsan Haklarını
İnceleme Komisyonu, Ceza İnfaz Kurumlarında Hükümlü ve Tutuklulara Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında İnceleme Raporu; 2015.
https://www.tbmm.gov.tr/Files/Komisyonlar/insanHaklari/docs/2015/saglik_hizmetleri_hakkinda.pdf )
16. AİHM Kudla/Polonya davasında kronik depresyon hastası olan ve iki kez intihar teşebbüsünde bulunan başvuran özellikle, tutukluluk sürecinde, yeterli psikiyatrik tedavi görmemesi nedeniyle şikâyette bulunmuş, mahkeme intihar teşebbüslerinin, yetkililerin belirgin bir kusuruyla bağlantılı olamayacağını tespit etmiş ve başvuranın uzman doktorlar tarafından muayene edildiğini ve sık sık psikiyatrik yardım aldığını gözlemlemiştir. Mahkeme; “Bir kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakmak için alınan önlemler, bazen böyle bir unsur içerebilir. Yine de tutuklama kararının infazının tek başına Sözleşme’nin 3. Maddesi’ni işlettiği söylenemez. Aynı şekilde, bu Maddenin, sağlık nedenleriyle tutukluların serbest bırakılabileceği veya belli bir tıbbi tedavi görebilmeleri için sivil bir hastaneye kaldırılabileceği konusunda genel bir yükümlülük getirdiği şeklinde de yorum yapılamaz. Yine de bu hüküm çerçevesinde Devlet, kişiyi insan haysiyetine saygı açısından yeterince uygun koşullarda tutmak, alıkoyma tedbirinin uygulanma şekli ve yönteminin kişi üzerinde yarattığı sıkıntı veya zorluk derecesinin, alıkonma nedeniyle kaçınılmaz olarak yaşanan eza düzeyini aşmamasını sağlamak ve hapsedilmenin bir gereği olarak, örneğin genel sağlık durumunun yeterince güvence altına alınmasını ve diğer hususların yanı sıra, kendisine yeterli tıbbi bakım sunmak zorundadır.” ifadelerine yer vererek 3. maddenin (insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı)
ihlal edilmediğine karar vermiştir. Ancak, belirtilen hüküm uyarınca, Devletin, alıkoyma yönteminin alıkonan kişiyi tutukluluğun tabiatında bulunan kaçınılmaz sıkıntı düzeyini aşacak ölçüde yoğun bir zorluğa maruz bırakmadığını ve yeterli tıbbi yardım sağlanarak sağlık ve refahının yeterli olacak şekilde güvence altına alındığını temin etmesi gerektiğinin altını çizmiştir. (Kudla/Polonya, B.N:30210/96, 26 Ekim 2000, (Büyük Daire), prg: 92-94)
17. Mevzuatımızda hükümlülerin muayene ve tedavilerine ilişkin hususlar 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda düzenlenmiş olup, hükümlünün beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahip olduğu, bunun için öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirileceği hüküm altına alınmıştır. Tutuklu ve hükümlülere ilk muayene ve tedavi hizmeti öncelikli olarak tutuldukları hapishanelerde bulunan aile hekimliği birimlerinde veya revirlerde aile hekimleri tarafından verilmekte olup, ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gereken hallerde devlet hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gereksinimi halinde ise üniversite hastanelerine sevk edilmektedirler.
18. 5275 sayılı Kanunun 57’nci maddesi uyarınca, hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır. Hükümlünün bulunduğu ildeki devlet veya üniversite hastanelerinde tedavisinin mümkün olamaması durumunda, tedavisinin yapılabileceği daha kapsamlı hastanelerin bulunduğu illere sevk edilmek suretiyle tedavisi yaptırılmaktadır. Hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması halinde, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir. Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi halde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.
19. İnfaz mevzuatından anlaşılacağı üzere hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktoru, kurum doktoru bulunmuyorsa sağlık ocağı veya hastanede görevli doktor karar vermektedir. Bu aşamada ceza infaz kurumu idaresinin bir yetkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
20. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün cevabi yazısı ve ekinde sunulan evrakların incelenmesi neticesinde özetle; başvuranın yaşadığı sağlık sorunları dolayısıyla 16 kez Ceza İnfaz Kurumunun Psikososyal servisi ile görüştüğü, Psiko-sosyal servis uzmanları tarafından psikiyatri servisi ile görüşme yapması hususunda başvuranın yönlendirildiği, 21/06/2021, 12/10/2021 ve 19/01/2022 tarihlerinde İzmir Ödemiş
Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine sevk edildiği, psikiyatri uzmanı tarafından yapılan muayene sonucunda ilaç tedavisine başlandığı, başvuranın 07/07/2021 tarihli dilekçesi ile psikiyatri uzmanı tarafından verilen ilaçları kullanmayacağını belirterek tedaviyi reddettiği, 19/01/2022 tarihinde kabus görme şikayeti ile muayene edilerek depresyon tanısı ile yeniden ilaç tedavisine başlandığı ancak uzman doktor tarafından başvuranın Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevkini gerektirir herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşılmıştır.
21. Sonuç olarak tüm bilgi ve belgeler ile ilgili mevzuat bir arada değerlendirildiğinde; Ödemiş T Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunca başvuran hükümlünün hastalığının takip ve tedavisini yapabilecek uzman personele ve ekipmana sahip hastanelere ilgili mevzuatı çerçevesinde sevklerinin yapıldığı, bu hastanelerde uzman hekimler tarafından değerlendirilerek tedavi uygulandığı, başvuranın Manisa Ruh ve Sinir
Hastalıkları Hastanesinde yatarak tedavi olmasına ilişkin uzman hekimlerce herhangi bir sevk işlemine gerek görülmediği, hükümlülerin tedavi nedeni ile hastanelere sevk işlemlerinde ceza infaz kurumu idaresinin herhangi bir yetkisinin bulunmadığı dikkate alındığında, ceza infaz kurumunca hükümlüye yeterli tıbbi yardım sağlanarak sağlık ve refahının güvence altına alındığı değerlendirilerek başvuranın
Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yatarak tedavi edilmesi talebinin reddi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, dosya kapsamında ilgili idarelerin iyi yönetim ilkelerine uymayan herhangi eylem, işlem, tutum ya da davranışı tespit edilmemiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
23. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren varsa dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, İzmir İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi