|
ÖZET: Bu karar, başvuranın bilirkişilik yenileme başvurusunun reddedilmesi üzerine yapılan bir incelemenin sonucudur. Başvuran, hakkında devam eden bir ceza davası ve meslek odasından aldığı disiplin cezası gerekçe gösterilerek başvurusunun reddedildiğini belirtmektedir. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 11/3 maddesi ve Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 10. maddesi uyarınca, başvuranın liyakat ve saygınlık açısından uygun bulunmadığı ifade edilmiştir. Ancak, başvuranın henüz kesinleşmiş bir cezasının olmaması ve masumiyet karinesinin geçerliliği göz önünde bulundurulduğunda, idarenin bu kararı hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak, başvurunun kabul edilmesine ve Samsun Bilirkişilik Bölge Kurulu’na başvuranın bilirkişilik başvurusunun yeniden incelenmesi yönünde tavsiyede bulunulmasına karar verilmiştir. Bu karar, bilirkişilik sisteminin etkinliğini artırmayı ve başvuranın hak arama özgürlüğünü güvence altına almayı amaçlamaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/1365-S.23.2296
BAŞVURU NO : 2022/11586
KARAR TARİHİ : 01/02/2023
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SAMSUN BİLİRKİŞİLİK BÖLGE KURULU
Başvuran, bilirkişilik başvurusunun kabul edilmesini talep etmektedir.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 13/08/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza (T.C Kimlik No: ) tarafından yapılmış olan şikayet başvurusunda başvuran özetle; Samsun Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinde bilirkişi olarak yer aldığını, 2022 yılında yapmış olduğu bilirkişilik yenileme başvurusunun; hakkında Samsun 6. Asliye Ceza
Mahkemesinde görevi kötüye kullanma ve sahtecilikten derdest dava bulunması, meslek odasından da
“uyarma” disiplin cezası olması gerekçesiyle 6754 sayılı Kanunun 11/3 maddesi ve 10. maddesi gereğince reddedildiğini belirterek; bilirkişilik başvurusunun kabul edilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 23/08/2022 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Samsun Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Samsun Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı tarafından gönderilen 26/08/2022 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 6754 Sayılı Bilirkişilik Kanununun 8/1-b ve 12/3 maddeleri ile Bilirkişilik Yönetmeliğinin 21/1-b ve
46 maddeleri uyarınca, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Bilirkişilik Daire Başkanlığınca
25/01/2022 tarihinde resmi İnternet sitesinde yayımlanan duyuruda belirtilen başvuru şartları kapsamında bilirkişilik başvurularının duyurulduğu,
2.2 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun “Bilirkişiliğe başvuru, seçilme usulü ve sicile kayıt” başlıklı 11.
maddesinde; (3) Bölge kurulu karar verirken sicile kayıt bakımından öncelikle başvuranın 10 uncu maddedeki şartları taşıyıp taşımadığını değerlendirir ve şartları taşıyanlar arasından başvuranın mesleki tecrübesini, katıldığı meslek içi eğitimleri veya uzmanlığı gösteren belgeleri dikkate alarak en liyakatli olanları seçer.” hükmünün yer aldığı,
2.3 Bilirkişilik Yönetmeliği’nin “Saygınlık ve güven” başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında “Bilirkişi,
görevinin saygınlığını ve kişilerin adalete olan güvenini zedeleyen veya şüpheye düşüren her türlü tavır ve davranıştan kaçınır. (2) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin her türlü kişisel veya özel menfaatin üzerinde olduğu bilinciyle hareket eder; görevini layıkıyla yerine getirir. (3) Bilirkişi, görev almak amacıyla her türlü öneri veya girişimden kaçınır” hükmüne yer verildiği,
2.4 Bilirkişilik yenileme talebinde bulunan şikayetçi hakkında Samsun 6. Asliye Ceza Mahkemesi /
Esas sayılı dosyasına kayden “Özel Belgede Sahtecilik, Görevi Kötüye Kullanma” suçundan kovuşturma olması ve meslek odasından uyarma disiplin cezası alması sebebiyle 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 11/3 maddesi uyarınca liyakat ve Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 10. maddesi uyarınca başvurusunun kabul edilmediği,
2.5 Başvuranın müracaatının reddedilmesine ilişkin 16/06/2022 tarih ve / sayılı kararın, bölge
kurulunun İnternet sitesinde 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 15 inci maddesinin 1 inci fıkrası gereğince 17/06/2022 tarihinde tebliğ mahiyetinde duyurulduğu, bilirkişilik başvurularına ilişkin sonuçların duyurunun alt kısmında bulunan sorgulama ekranından ad-soyad, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve güvenlik kodu girmek suretiyle yayımlandığı,
2.7 İlgilinin başvuru sonucu sorgulandığında; “BAŞVURUNUZ RED EDİLMİŞTİR. HAKKINDA SAMSUN
6. ASCM DE GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA VE SAHTECİLİKTEN DAVA OLMASI, MESLEK
ODASINDAN UYARMA DİSİPLİN CEZASI ALMASI SEBEBİYLE 6754 SK 11/3 MADDESİ UYARINCA
LİYAKAT VE BY 10. MADDESİ UYARINCA SAYGINLIK VE GÜVEN NOKTASINDAN BAŞVURU
KABUL EDİLMEDİ” şeklinde yayımlandığı,
2.8 Başvuranın UYAP Bilirkişi Portal sistemi üzerinden 18/07/2022 tarihinde hakkında verilen bilirkişilik
yenileme talebinin reddi kararına itiraz dilekçesi gönderdiği, ilgilinin itirazıyla ilgili henüz bir karar verilmediği,
2.9 Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Bilirkişilik Daire Başkanlığının ve gerek hali hazırda
bölge adliye mahkemelerinin faaliyette bulunduğu bilirkişilik bölge kurullarının en önemli amacının; bilirkişilik sisteminin ülke, vatandaşlarının ve kurumların açısından reformist bir yaklaşımla en iyi şekilde düzenlemek, bu alandaki bütün süjeler bakımından ülkemizde yaşanan sorunlara en doğru ve yararlı çözümler bulmak, özellikle yargının güven ve etkinliğinin artırılması için hızlı, adil, ekonomik, herkesçe kabul edilebilir kararlar alabilmesine yardımcı olacak bilirkişilik sistemini kurabilmek olduğu,
2.10 Samsun Bilirkişilik Kurulu olarak bu duygu ve düşüncelerle bilirkişilik sistemine katkı sağlayabileceği
düşünülen şartları taşıyan herkesin bu sistemin içerisine alabilmek için azami gayret içerisinde olduklarını, bilirkişilik müessesesi bakımından farkındalık oluşturacak her türlü etkinliği yapmaya çalıştıklarını ve özellikle uzmanlık alanlarında iyi olduklarını bildikleri kişilere ulaşarak bu kişileri listelere ve sicile
kaydetmeye çalıştıkları ve şikayetçinin bilirkişilik için aranan şartları taşımadığı kabul edilerek başvurusunun reddedildiği ve bu konuda başka bir sebebin söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
3. Kurumumuzun 13/10/2022 tarih ve sayılı yazısı ile Samsun Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup; Samsun Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanlığı tarafından gönderilen 21/10/2022 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
3.1 Yapılan inceleme sonucunda üye hakkında Medikal Ürünler Tic. Ltd.
Şti Vekili Av. tarafından verilen 01/04/2021 tarih ve evrak kayıt sayılı şikayet dilekçesinin Yönetim Kurulunun 15/04/2021 tarih ve sayılı kararı ile soruşturma yapılmak üzere Haksız Rekabetle Mücadele Kurulu’na sevk edildiği,
3.2 Haksız Rekabetle Mücadele Kurulu’nun 07/12/2021 tarih ve sayılı soruşturma raporuna
istinaden, Yönetim Kurulunun 15/12/2021 tarih ve sayılı kararı ile Disiplin Kovuşturması başlatılmasına karar verildiği,
3.3 Yapılan kovuşturma sonucunda, Disiplin Kurulu’nun 11/02/2022 tarih ve sayılı kararı ile meslek
mensubu ’ e “Uyarma Cezası” verildiği, ilgili kararın 15/03/2022 tarihinde şikayetçi
Medikal Ürünler Tic. Ltd. Şti’ ne ve 14/03/2022 tarihinde meslek mensubu ’ e posta yolu ile tebliğ edildiği, vaki karar hakkında tarafların yasal tebliğden itibaren 30 gün içinde Oda aracılığı ile yahut doğrudan TÜRMOB Disiplin Kurulu’na itiraz etme hakkı bulunduğundan, meslek mensubuna verilen “Uyarma” cezasına ilişkin olarak; şikayetçi vekili Av.
13.04.2022 tarih ve kayıt sayılı itiraz dilekçesinde, adli yargıda devam eden soruşturma
sonucunun beklenilmeksizin karar verildiği ve disiplin soruşturmasının derinleştirilmesi ile daha ağır disiplin cezalarının da uygulanması gerekçesiyle başvuruda bulunulmuş olup; meslek mensubu hakkında düzenlenen Disiplin Soruşturma dosyasının 21/04/2022 tarih ve sayılı yazı ile TÜRMOB’ a gönderildiği,
3.4 Meslek mensubu hakkında yapılan Disiplin Soruşturmasına istinaden verilen 11/02/2022 tarih ve
sayılı Disiplin cezasının, yapılan itiraz nedeniyle kesinleşmemiş olup; TÜRMOB’ da halen görüşüldüğü belirtilmiştir.
4. Kurumumuzun 26/10/2022 tarih ve sayılı yazısı ile Bilirkişilik Daire Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup; Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından gönderilen 22/11/2022 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
4.1 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi ve Bilirkişilik
Yönetmeliği’nin 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, “Bilirkişiliğe kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek” Daire Başkanlığımızın görevleri arasında yer aldığı, diğer taraftan Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, “Bilirkişiliğe kabule ve bilirkişilerin sicile ve listeye kaydedilmesine karar vermek” bilirkişilik bölge kurullarının görevleri arasında sayılmıştır. Buna göre Daire
Başkanlığımızca, 25.01.2022 tarihinde resmi internet sitemizde (www.bilirkisilik.adalet.gov.tr) 2022 Yılı
Bilirkişilik Başvuru İlanı yapıldığı, bu İlanda, bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanları ile temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerde aranacak niteliklerin belirtildiği,
4.3 Başvurucunun talep konusuna ilişkin olarak, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi ile Bilirkişilik Yönetmeliğinin 38 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
gözetilerek, Bilirkişilik Başvuru Usul ve Esasları ile Bilirkişiliğe Kabule İlişkin İlanda; “26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak.” bilirkişiliğe başvuruda bulunacak kişilerde aranacak şartlardan biri olarak kabul edildiği,
4.4 Bilirkişilik Kanununda ve Bilirkişilik Başvuru Usul ve Esasları ile Bilirkişiliğe Kabule İlişkin
Duyuruda, anılan hüküm kapsamındaki cezalardan birini gerektiren bir suçtan dolayı hakkında soruşturma veya kamu davası açılmamış olmasının başvuru şartı olarak kabul edilmediği, Bilirkişilik Yönetmeliğinin
10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, bilirkişinin görevinin saygınlığını ve kişilerin adalete olan güvenini
zedeleyen veya şüpheye düşüren her türlü tavır ve davranıştan kaçınması yükümlülüğü hüküm altına alınmış ise de, bu hükmün, ilanda bilirkişiliğe başvuru şartlarına ilave edilmediği,
4.5 Bilirkişilik Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca nihai olarak bilirkişiliğe
kabule ve bilirkişilerin sicil ve listeye kaydedilmesine karar verme görev ve yetkisinin bilirkişilik bölge kurullarına ait olduğu, bilirkişilik mevzuatına göre, Daire Başkanlığının bölge kurulu kararlarını itirazen inceleme veya kaldırma görev ve yetkisinin bulunmadığı,
4.6 Açıklanan hususlar çerçevesinde, Samsun Bilirkişilik Bölge Kuruluna bilirkişilik yenileme
başvurusunda bulunan başvurucunun, bu yöndeki talebinin itiraz ve yargı yolu dahil, tüm süreçlerinin Kurul tarafından incelenmesi, değerlendirilmesi ve karara bağlanması gerektiği, Daire Başkanlığının bilirkişilik başvuru usul ve esaslarını belirleme dışında bilirkişilik başvuru değerlendirme sürecine katılımının bilirkişilik mevzuatı gereği mümkün olmadığı,
4.7 Bu itibarla, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen
suçlardan mahkum olmamak bilirkişiliğe kabul şartlarından sayılmış olup, bu suçlardan soruşturma veya kamu davası açılmamış olmasının şart olmadığı, söz konusu hükmün mevcut haliyle, Anayasa ve taraf olunan uluslararası sözleşmelere uygun olduğu, bu bağlamda, bilirkişilik başvurularında anılan hükümde geçen bir suçtan dolayı soruşturma veya kamu davası açılmamış olması şartının bilirkişilik mevzuatına eklenmesinin düşünülmediği hususlarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği
Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 7. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun,
7.1 “Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve görevleri” başlıklı 6. maddesinde; “Bilirkişilik hizmetlerinin etkin,
düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla bu Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı kurulur. Daire Başkanlığı, bir daire başkanı ile yeteri kadar tetkik hâkimi ve diğer personelden oluşur.
Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Bilirkişilik hizmetlerine ilişkin temel ve alt uzmanlık alanlarını tespit etmek. b) Temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin sahip olması gereken nitelikleri belirlemek. c) Bilirkişilerin, görevlerini yürütürken uymaları gereken etik ilkeleri belirlemek. ç) Temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin uyacağı rehber ilkeleri ve hazırlayacağı raporların standardını belirlemek. d) Bilirkişilik temel eğitimine ilişkin usul ve esasları belirlemek, eğitim verecek eğitim ve öğretim kurumları ile diğer kurumların niteliklerini belirlemek ve bunlara izin vermek, bu kurum ve kuruluşları listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak. e) Alanlarındaki uzmanlıkları ve bilimsel yeterliliklerini dikkate alarak bilirkişilik temel eğitiminden veya listeye kaydolmaktan muaf tutulacaklara ilişkin usul ve esasları belirlemek, bu kişilerin listesini oluşturmak ve yayımlamak. f) Bilirkişilerin denetimine ve performansına ilişkin usul ve esasları belirlemek. g) Bilirkişiliğe kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek. ğ) Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesini belirlemek ve her yıl güncellemek. h) Temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin aylık olarak bakacağı iş sayısını belirlemek. ı) Bilirkişi olarak hizmet verecek özel hukuk tüzel kişilerinin ve bu tüzel kişilik bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişilerin taşıması gereken nitelikleri belirlemek. i) Bilirkişi olarak hizmet verecek özel hukuk tüzel kişilerinin temel ve alt uzmanlık alanları ile yetki çevrelerini belirlemek. j) Bilirkişiliğe kabul şartları bakımından 10 uncu maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde aranan asgari çalışma süresini, temel ve alt uzmanlık alanlarına göre artırmak.2 k) Yıllık faaliyet raporunu ve izleyen yıl faaliyet planını hazırlamak. l) Görev alanına giren konularda bilim komisyonları veya çalışma grupları oluşturmak. m) Danışma Kurulunun sekretarya hizmetini yürütmek. n) Bilirkişilikle ilgili uygulamaları izlemek, sorunları tespit etmek ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmek. o)
Bilirkişilik alanında her türlü istatistiki veriyi toplamak ve bu alana ilişkin planlamaları yapmak. ö)
Bilirkişilik sicilini ve listesini tutmak. p) Bilirkişilikle ilgili yayınlar ile bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek. r) Bilirkişiliğe ilişkin ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve panel gibi bilimsel organizasyonları düzenlemek veya desteklemek. s) Görev alanıyla ilgili kamu ya da özel kurum veya kuruluşlarla iş birliği yapmak. ş) Bilirkişilik listelerinden çıkarılanlar ile bilirkişilik yapmaktan yasaklananların listesini tutmak ve yayımlamak. t) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
7.2 “Bilirkişilik bölge kurullarının görevleri” başlıklı 8. maddesinde; “Bölge kurullarının görevleri
şunlardır:
a) Bilirkişilik hizmetlerinin ilgili mevzuata uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak.
b) Bilirkişiliğe kabule ve bilirkişilerin sicile ve listeye kaydedilmesine karar vermek.
c) Sicile kayıtlı bilirkişilerin temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilik listelerini oluşturmak. ç)
Bilirkişilerin sicil ve listeden çıkarılmasına karar vermek.
d) İlgili mevzuat çerçevesinde bilirkişilerin denetimini yapmak ve performansını ölçmek.
e) Özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik faaliyetinde bulunmalarına izin vermek, izinlerini iptal etmek, bilirkişiliğe ilişkin faaliyet ve raporlarını denetlemek.
f) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”,
7.3 “Bilirkişiliğe kabul şartları” başlıklı 10. maddesinde; “Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek
kişilerde aşağıdaki şartlar aranır:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet,
irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak.
b) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak.
c) Daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olmak.
ç) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak. d) Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak.
e) Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak.
f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak.
g) Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için mevzuat tarafından aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, mesleki yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak.
ğ) Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak. Özel hukuk tüzel kişilerinin bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişiler bakımından da birinci fıkradaki şartlar aranır ve düzenlenen raporlarda bu kişilerin adı ve soyadı ile imzası bulunur. Daha önce yaptığı başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez.”,
7.4 “Bilirkişiliğe başvuru, seçilme usulü ve sicile kayıt” başlıklı 11. maddesinde; “Bilirkişiliğe başvuru,
ilgilinin yerleşim yerinin veya mesleki faaliyetlerini yürüttüğü yerin bağlı olduğu bölge kuruluna ilgili belgeler eklenmek suretiyle yapılır. Başvuru şekline ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. Başvuru dilekçesine eklenmesi zorunlu belgelerin eksik olması hâlinde, başvuru sahibine belgeleri tamamlaması için on beş gün süre verilir. Eksik belgelerin tamamlanması hâlinde bölge kurulu tarafından başvuru hakkında karar verilir. Bölge kurulu karar verirken sicile kayıt bakımından öncelikle başvuranın 10 uncu maddedeki şartları taşıyıp taşımadığını değerlendirir ve şartları taşıyanlar arasından başvuranın mesleki tecrübesini, katıldığı meslek içi eğitimleri veya uzmanlığı gösteren belgeleri dikkate alarak en liyakatli olanları seçer. Bilirkişiliğe kabul edilenler, sicile üç yıl için kaydedilir.”,
7.5 “Bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma” başlıklı 13. maddesinde; “(1) Bilirkişiler, aşağıdaki
şartlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır: a) Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi. b)
Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi. c) Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması. ç) 3 üncü maddede belirtilen temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması. d) Bölge kurulu tarafından yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması. e) Bilirkişilik süresinin dolmasına rağmen süresi içerisinde yenileme talebinde bulunulmaması. f) Bilirkişinin sicilden çıkarılmayı talep etmesi. (2) Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir.”,
7.6 “İtiraz ve dava hakkı” başlıklı 15. maddesinde; “Bölge kurulu kararlarına karşı, kararın tebliğ veya
ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilir. Bölge kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı yetkili idare mahkemesine dava açılabilir.”,
8. Bilirkişilik Yönetmeliğinin;
8.1 “Temel İlkeler” başlıklı 5. maddesinde; “(1) Bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde
bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirir. (2) Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. (3) Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (4) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye devredemez. (5) Bilirkişi, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla ve korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam eder. (6) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorun açıkça belirtilmeden ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi görevlendirilemez. (7)
Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır. Ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebilir. (8) UYAP ile bu Sisteme entegre bilişim sistemleri veya yazılımlar vasıtasıyla ulaşılabilen bilgiler veya çözülebilen sorunlar için bilirkişiye başvurulamaz.”,
8.2 “Saygınlık ve Güven” başlıklı 10. maddesinde; “(1) Bilirkişi, görevinin saygınlığını ve kişilerin
adalete olan güvenini zedeleyen veya şüpheye düşüren her türlü tavır ve davranıştan kaçınır. (2) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin her türlü kişisel veya özel menfaatin üzerinde olduğu bilinciyle hareket eder; görevini layıkıyla yerine getirir. (3) Bilirkişi, görev almak amacıyla her türlü öneri veya girişimden kaçınır.”,
8.3 “Daire Başkanlığı” başlıklı 18. maddesinde; “Bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir
şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere Genel Müdürlük bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı kurulmuştur. Daire Başkanlığı, bir daire başkanı, yeteri kadar tetkik hâkimi ve diğer personelden oluşur.”,
8.4 “Daire Başkanlığının görevleri” başlıklı 19. maddesinde; “Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Bilirkişilik hizmetlerine ilişkin temel ve alt uzmanlık alanları ile temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin sahip olması gereken nitelikleri ve bilirkişilerin aylık bakacağı iş sayısını; ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ile bu alandaki çalışmaları dikkate alarak tespit etmek.
b) Bilirkişilerin, görevlerini yürütürken uymaları gereken etik ilkeleri belirlemek.
c) Temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin uyacağı rehber ilkeleri ve hazırlayacağı raporların standardını belirlemek.
ç) Bilirkişilik temel eğitimine ilişkin usul ve esaslar ile eğitim verecek eğitim ve öğretim kurumları ve diğer kurumların niteliklerini belirlemek, gerektiğinde güncellemek, bunlara izin vermek, bu kurum ve kuruluşları listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak.
d) Alanlarındaki uzmanlıkları ve bilimsel yeterliliklerini dikkate alarak bilirkişilik temel eğitiminden veya listeye kaydolmaktan muaf tutulacaklara ilişkin usul ve esasları belirlemek, gerektiğinde güncellemek, bu kişilerin listesini oluşturmak ve yayımlamak.
e) Bilirkişilerin denetimine ve performansına ilişkin usul ve esasları belirlemek.
f) Bilirkişiliğe kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek.
g) Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesini belirlemek ve her yıl güncellemek.
ğ) Bilirkişi olarak hizmet verecek özel hukuk tüzel kişilerinin ve bu tüzel kişilik bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişilerin taşıması gereken nitelikleri belirlemek.
h) Bilirkişi olarak hizmet verecek özel hukuk tüzel kişilerinin temel ve alt uzmanlık alanları ile yetki çevrelerini; ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri, bu alandaki çalışmaları dikkate alarak belirlemek.
ı) Bilirkişiliğe kabul şartları bakımından Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde aranan asgari çalışma süresini, temel ve alt uzmanlık alanlarına göre artırmak.
i) Bölge kurulları tarafından gönderilen yıllık faaliyet raporlarını değerlendirerek takip eden takvim yılı içinde faaliyet raporu ile faaliyet planını hazırlamak ve yayımlamak.
j) Görev alanına giren konularda bilim komisyonları veya çalışma grupları oluşturmak.
k) Danışma Kurulunun sekretarya hizmetini yürütmek.
l) Bilirkişilikle ilgili uygulamaları izlemek, sorunları tespit etmek ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmek.
m) Bilirkişilik alanında her türlü istatistikî veriyi Bakanlık Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü ve Bilgi
İşlem Dairesi Başkanlığı ile işbirliği içinde toplamak ve bu alana ilişkin planlamaları yapmak.
n) Bilirkişilik sicilini ve listesini tutmak.
o) Bilirkişilikle ilgili yayınlar ile bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek.
ö) Bilirkişiliğe ilişkin ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve panel gibi bilimsel organizasyonlar düzenlemek veya desteklemek.
p) Görev alanıyla ilgili kamu veya özel kurum ya da kuruluşlar ile işbirliği yapmak.
r) Bilirkişilik listelerinden çıkarılanlar ile bilirkişilik yapmaktan yasaklananların listesini tutmak ve elektronik ortamda yayımlamak.
s) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
(2) Daire Başkanlığı, birinci fıkranın (a), (b), (c), (e), (f), (ğ) ve (h) bentlerinde sayılan görevlere ilişkin olarak gerektiğinde güncellemeleri yapar, elektronik ortamda yayımlar ve bölge kurullarına gönderir.”,
8.5 ‘‘Bölge kurulunun görevleri’’ başlıklı 21. maddesinde; “Bölge kurulunun görevleri şunlardır:
a) Bilirkişilik hizmetlerinin ilgili mevzuata ve belirlenen ilkelere uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak.
b) Bilirkişiliğe kabule ve bilirkişilerin sicile ve listeye kaydedilmesine karar vermek.
c) Sicile kayıtlı bilirkişilerin temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bölge listesini oluşturmak.
ç) Bilirkişilerin sicil ve bölge listesinden çıkarılmasına karar vermek.
d) İlgili mevzuat ve Bakanlığın düzenleyici işlemleri ile belirlediği ilkeler çerçevesinde bilirkişilerin denetimini yapmak ve performansını ölçmek.
e) Özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik faaliyetinde bulunmalarına izin vermek, izinlerini iptal etmek, bilirkişiliğe ilişkin faaliyet ve raporlarını denetlemek.
f) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”,
8.6 ”İtiraz ve Dava Hakkı” başlıklı 28. maddesinde; “Bölge kurulu kararlarına karşı, kararın tebliğ veya
ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilir. İtiraz üzerine bölge kurulu tarafından verilen karar yeniden değerlendirilerek itirazın kabulüne ya da reddine karar verilir ve karar itiraz edene tebliğ edilir. Bölge kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir.”,
8.7 “Bilirkişiliğe başvuru ve kabul şartları” başlıklı 38. maddesinde; “Bilirkişilik başvurusunda
bulunacak gerçek kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak.
b) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak.
c) Daha önce kendi isteği dışında sicilden ve listeden çıkarılmamış veya bilirkişilik yapmaktan yasaklanmamış olmak.
ç) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak.
d) Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak.
e) Bilirkişilik temel eğitimini başarıyla tamamlamak.
f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da Daire Başkanlığınca daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak.
g) Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için ilgili mevzuat gereği aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, meslekî yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi, ustalık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak.
ğ) Daire Başkanlığının bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlediği yeterlilik koşullarını taşımak.
Özel hukuk tüzel kişilerinde birinci fıkradaki şartları taşıyan ve sicile kayıtlı gerçek kişilerin istihdam edilmesi gerekir. Daha önce yaptığı başvurusu, meslekî olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, sicile ve listeye kaydedilemez.
Sermaye Piyasası Kanununa göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları ile taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar için, Kamulaştırma Kanununun 15 inci maddesi gereğince sadece kamulaştırma alt uzmanlık alanında görev yapmak kaydıyla, bilirkişiliğe kabul şartları bakımından fiilen beş yıl görev yapma şartı aranmaz.”,
8.8 “İlan” başlıklı 39. maddesinde; “ Bölge kurulu, bilirkişi listelerinin oluşturulması veya ihtiyaca göre
güncellenmesi amacıyla, bilirkişi sıfatıyla listeye kaydolmak isteyen ilgililerin yerleşim yerinin veya mesleki faaliyetlerini yürüttüğü yerin bağlı olduğu bölge kuruluna ya da ilk derece mahkemesi adli veya idari yargı adalet komisyonuna müracaat etmeleri hususunda her yıl Daire Başkanlığınca belirlenecek tarihe kadar ilân yapar. Bu hususu, yetki çevresinde gerekli gördüğü kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ve ilgili diğer yerlere yazıyla bildirir. İlân, Daire Başkanlığı, bölge kurulları ile bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinin internet sitelerinde yayımlanır. İlânda, sicile ve listeye başvuru ve kabul şartları için gerekli belgeler ile başvuru alınacak temel ve alt uzmanlık alanları gösterilir.”
8.9 “Sicil ve Listeden Çıkarılma” başlıklı 48. maddesinde; “Bilirkişiler, aşağıdaki şartlardan birinin
gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır:
a) Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi.
b) Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi.
c) Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması.
ç) Temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması.
d) Bölge kurulu tarafından yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması.
e) Bilirkişilik süresinin dolmasına rağmen süresi içerisinde yenileme talebinde bulunulmaması.
f) Bilirkişinin sicilden ve listeden çıkarılmayı talep etmesi.
Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edildiğinden, başvurunun kabulü yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; hakkında görevi kötüye kullanma ve sahtecilikten derdest dava bulunması, meslek odasından da “uyarma” disiplin cezası alması gerekçesiyle bilirkişilik yenileme başvurusunun reddedildiğini belirterek, mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
11. 6754 sayılı Bilirkişi Kanunu ve bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Bilirkişilik Daire Başkanlığı oluşturulmadan önce bilirkişiler, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarınca oluşturulan listelerde yer alan bilirkişiler arasından seçilmekte, bu listelerde istenilen uzmanlık alanında bilirkişinin bulunmaması halinde gerekçesi belirtilmek suretiyle liste dışından da bilirkişi görevlendirilebilmekteydi, adalet komisyonları tarafından liste oluşturulması dışında kurumsal bir yapının bulunmaması, tüm yargı kollarını kapsayacak bir bilirkişilik sistemi kurulmaması, bilirkişilerin mesleki yeterlilik ve yetkinlik düzeylerinin belirlenmemesi, temel bilirkişilik eğitimi verilmemesi, liyakati bulunan bilirkişilerin sisteme yeterince dahil edilememesi ve sertifikasyonunun sağlanamaması, denetim mekanizması kurulmaması, bilirkişilik alanına ilişkin düzenleyici işlemler yapılmaması, bilirkişilerin ihtiyaç duyulan yetkinlikte ve yeterlilikte olmamaları, bilirkişiliği meslek olarak görmeleri gibi uygulama ve doktrinden bilirkişilik kurumuna, bilirkişilere ve bu konudaki yargı uygulamalarına yönelik eleştiriler üzerine, sorunların çözümü ve etkin işleyen bir sistemin kurulabilmesi için bilirkişilik hizmetlerinde temel ve alt uzmanlık alanlarını belirleyerek bu uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin sahip olması gereken nitelikleri ve uyacakları rehber ilkeleri tespit edecek, bilirkişilerin uymaları gereken etik kuralları belirleyecek, temel usul hükümleri ile rapor yazım teknikleri gibi bilirkişi yeterliliğine ilişkin hususlarda verilecek eğitimlerin usul ve esaslarını düzenleyecek, bilirkişi listelerinin oluşturulmasından denetimlerine kadar bütün bir süreç üzerinde düzenleyici bir rol üstlenecek ve müstakilen bu alanda faaliyet gösterecek bir kurumsal yapının oluşturulmasının zaruret haline gelmesi üzerine adli ve idari yargı alanında yürütülen her türlü bilirkişilik faaliyetinin yürütülmesinde bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, seçimi ve denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi ile bilirkişilik için etkin ve verimli bir kurumsal yapı oluşturulması amacıyla 2016 yılında Bilirkişilik Kanunu ve akabinde bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bilirkişilik
Daire Başkanlığı kurulmuştur. (Bkz: 6754 sayılı Bilirkişi Kanunu Genel Gerekçe)
12. Somut olayda; idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;
12.1 Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Bilirkişilik Daire Başkanlığınca 25/01/2022 tarihinde
resmi İnternet sitesinde yayımlanan bilirkişilik başvuru usul ve esasları ile bilirkişiliğe kabule ilişkin
duyuruda belirtilen başvuru şartları kapsamında başvuruların duyurulduğu ve bilirkişilik bölge kurullarınca duyuruda belirtilen şekilde 31 Ocak – 28 Şubat 2022 tarihleri arasında e-Devlet üzerinden UYAP Bilirkişi
Portal Bilgi Sistemi’nden elektronik imza (e-imza) veya mobil imza (m-imza) ile bilirkişilik başvuruları alındığı,
12.2 Başvuranın, bu kapsamda yapmış olduğu bilirkişilik yenileme başvurusunun reddedilmesine ilişkin
müracaatın Samsun Bilirkişilik Bölge Kurulunun 16/06/2022 tarih ve sayılı kararı ile reddedildiği ve Kurulun resmi internet sitesinde 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 15. maddesinin 1. fıkrası gereğince 17/06/2022 tarihinde tebliğ mahiyetinde duyurulduğu,
12.3 Başvuranın, UYAP Bilirkişi Portal sistemi üzerinden 18/07/2022 tarihli dilekçesi ile hakkında verilen
bilirkişilik yenileme talebinin reddi kararına itiraz ettiği, ilgilinin itirazıyla ilgili henüz bir karar verilmediği anlaşılmıştır.
13. Başvuranın, yenileme talebinin idare tarafından; “Başvurunuz red edilmiştir. Hakkında Samsun 6.
ASCM’ de görevi kötüye kullanma ve sahtecilikten dava olması, meslek odasından uyarma disiplin cezası alması sebebiyle 6754 sk 11/3 maddesi uyarınca liyakat ve by 10. maddesi uyarınca saygınlık ve güven noktasından başvuru kabul edilmedi” hususları belirtilmek suretiyle, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 11/3 maddesi uyarınca liyakat ve Bilirkişilik Yönetmeliği’nin “saygınlık ve güven” başlıklı 10. maddesi uyarınca kabul edilmediği anlaşılmıştır.
13.1 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinde bilirkişiliğe kabul şartları düzenleme altına
alınmıştır. Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aranacak şartlardan birisi de 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak şeklinde belirtilmiştir. Söz konusu hususlar Bilirkişilik Yönetmeliğinin 38. maddesinde de tekrar vurgulandığı,
13.2 Somut olayda Başvuran hakkında; Samsun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin / Esas sayılı
dosyasına kayden “Özel Belgede Sahtecilik, Görevi Kötüye Kullanma” suçundan kovuşturma dosyasının bulunduğu, yine Samsun Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler odası tarafından yapılan Disiplin
Kovuşturmasına istinaden “…Yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucunda meslek mensubu
, Disiplin Yönetmeliği’nin 6,maddesinin (n) bendi uyarınca Meslek mensuplarınca, kasıt olmaksızın gerekli özen ve titizlik yeterince gösterilmeden; yasal düzenlemelere ve ilan olunmuş norm ve standartlara aykırı olarak beyanname ve bildirimlerin imzalanması, denetlenmesi ve tasdik edilmesi yolunda Kurulumuzda kesin kanaat oluşmuştur…” gerekçesiyle verilen 11/02/2022 tarih ve sayılı
Uyarma cezasının bulunduğu, ancak disiplin cezasının yapılan itiraz nedeniyle kesinleşmediği ve
TÜRMOB’da halen görüşüldüğü,
13.3 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38.
maddesinde; “…Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz…” hükmü, Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde; “… Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır…” hükmü, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 11.
maddesinde; “1. Bir suç işlemekten sanık herkes, savunması için kendisine gerekli bütün tertibatın
sağlanmış bulunduğu açık bir yargılama ile kanunen suçlu olduğu tespit edilmedikçe masum sayılır…” hükümlerine yer verildiği,
13.4 Anayasa Mahkemesi’nin 2015/19616 başvuru numaralı kararında; “… Masumiyet karinesi,
Anayasa’nın 38. Maddesinin dördüncü fıkrasında Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. Maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan maddeye adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme’nin 6.
Maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36.
Maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair Anayasa’nın 38. Maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954, 15/2/2017, § 33).Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).Sanık masumiyet karinesi gereği suçsuz sayıldığı için yargılama yapılmakta ve maddi gerçeğe ulaşılmaya çalışılmaktadır. Maddi gerçeğe ulaşmak için suç isnadı altında olan kişiden masum olduğunu ispat etmesi istenemez. Çünkü suç isnadı altında da olsa kişi, hükmen sabit oluncaya kadar suçsuz kabul edilmektedir (Adem Hüseyinoğlu, § 35).Masumiyet karinesi kapsamında yer alan ve iddia edenin iddiasını ispatla yükümlü olması kuralı, Anayasa’nın 38. Maddesinin gerekçesinde de açıkça ifade edilmiştir.
Bununla birlikte genel anlamda suçun kanıtlanması yükümlülüğü iddia edende kaldığı sürece savunmasını oluşturmak için ispat yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki veya fiilî varsayımların olduğu durumlarda ispat yükünün yer değiştirmesi masumiyet karinesine aykırılık taşımaz (AYM, E.2013/38, K.2014/58, 27/3/2014). Ancak suç isnadını içeren karinenin aksinin başvurucu tarafından yargılama sırasında ispat edilebilmesinin mümkün olması, hâkimin de bu yönde ileri sürülen iddiaları inceleyip kararını buna göre verebilmesi, bir başka ifadeyle karinelerin kişiyi otomatik olarak suçlu hâline getirmemesi gerekir. Karineler, masumiyet karinesini ihlal eder boyuta ulaşmamalı ve suç isnadı altındaki kişi savunma imkânlarından yararlandırılmalıdır (Adem Hüseyinoğlu, § 36)… ” hususları ile,
13.5 Anayasa Mahkemesinin 26/07/2022 tarihli E. 2020/8344, K. 2020/8344 kararında; “Adil
yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır. Güvencenin ilk yönü kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda
da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (Galip Şahin, B. No:
2015/6075, 11/6/2018, § 39). Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında
bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir.” hususlarına yer verildiği,
13.6 Adalet Bakanlığı Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen 22/11/2022 tarihli
ve sayılı yazıda; Bilirkişilik Kanununun 10. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlardan mahkum olmamanın bilirkişiliğe kabul şartlarından sayıldığı, bu suçlardan soruşturma veya kamu davası açılmamış olmasının şart olmadığının belirtildiği dikkate alındığında başvuranın; Kanunun 10. ve Yönetmeliğin 38. maddesinde sayılan şartları taşıdığı anlaşılmıştır.
14. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun 11. maddesinde belirtilen liyakat hususu uyarınca yapılan incelemede;
14.1 Kanunun 11. maddesinde; bilirkişiliğe başvuru, seçilme usulü ve sicile kayıt hususları düzenlenmiş
olup; bölge kurullarının karar verirken sicile kayıt bakımından öncelikle başvuranın 10 uncu maddedeki şartları taşıyıp taşımadığını değerlendireceği ve şartları taşıyanlar arasından başvuranın mesleki tecrübesini, katıldığı meslek içi eğitimleri veya uzmanlığı gösteren belgeleri de dikkate alarak en liyakatli olanları seçeceğini hüküm altına alındığı anlaşılmıştır. Bilirkişilik başvurusu kabul edilen diğer adaylar hakkında mesleki tecrübe, meslek içi eğitim veya uzmanlığı gösteren belgelerin bulunmaması ve bu kapsamda karşılaştırma imkanının da olmaması sebebiyle Kurumumuz adına liyakat bakımından herhangi bir değerlendirme yapılamamıştır.
15. Bilirkişilik Yönetmeliği’nin “saygınlık ve güven” başlıklı 10. maddesi uyarınca yapılan incelemede;
15.1 Bilirkişilik Yönetmeliğinin, “Saygınlık ve Güven” başlıklı 10. maddesinde; bilirkişinin, görevinin
saygınlığını ve kişilerin adalete olan güvenini zedeleyen veya şüpheye düşüren her türlü tavır ve davranıştan kaçınacağı, kendisine tevdi olunan görevin her türlü kişisel veya özel menfaatin üzerinde olduğu bilinciyle hareket edeceği, görevini layıkıyla yerine getireceği ve görev almak amacıyla her türlü öneri veya girişimden kaçınacağı düzenlenmiştir.
15.2 Samsun Bilirkişilik Bölge Kurulu’nun Toplantı No, Karar No’lu Kararında
da; “… . . hakkında Kurulumuz 05/04/2021 tarih ve Sayılı Kararıyla … hakkında Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesinde devam eden dava, Diyarbakır CBS de açık bulunan soruşturmalar nedeniyle BY’nin 10. Maddesinde düzenlenen Saygınlık ve Güven ilkesinin ihlal edilmesi … 6754 SK’un 13/1-ç maddesi uyarınca bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılmasına dair verilen kararın Samsun 2. İdare Mahkemesinin 23/03/2022 tarih / esas ve / sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline ilişkin kararı gözetilerek Kurulumuzun 29/04/2022 tarih ve sayılı kararı ile 2577 Sayılı
İYUK’un 28’inci maddesi gereğince ilgili hakkında Kurulumuz 05/04/2021 tarih ve sayılı kararı ile verilen “6754 S.K.’un 3/2 maddesini ihlal ettiği gözetilerek aynı kanunun 13/1-ç maddesi uyarınca
BİLİRKİŞİ SİCİLİNDEN VE LİSTESİNDEN ÇIKARILMASINA” ilişkin yaptırımın ortadan kaldırılmasına, ilgilinin 21/05/2021 tarihinden itibaren Uyapta pasife alınarak hakkında men işlemi yapılması sebebiyle 2022 yılı bilirkişilik başvuruları döneminde bilirkişilik yenileme başvurusu yapamadığı da düşünülerek, isteği halinde, kararın kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içinde 2022 yılı bilirkişilik başvuru ilanındaki usule göre bilirkişilik yenileme başvurusunda bulunmak üzere kendisine süre verilmesine karar verildi…” hususlarına yer verildiği,
15.3 Danıştay 10. Daire Başkanlığının 23/11/2021 tarihli ve 2016/466 E. , 2021/5773 K. Sayılı
kararında; Hukuki niteliği itibariyle hakimin yardımcısı ve danışmanı konumunda bulunan bilirkişinin, kendisine başvurulan özel veya teknik konuda yetkin ve uzman olması, tarafsız bir konumda bulunması, tarafsız bir tutum içinde görüş bildirmesi ve dürüst davranması gerektiği tartışmasız olup; bilirkişilikle bağdaşmayan her hal ve davranışın önceden belirlenmesinin mümkün olmadığı, ancak; bir daha bilirkişilik görevi yapılmasına engel olmak gibi ağır bir sonucu olan bilirkişi listesinden çıkarma işlemi tesis edilirken, işlem ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir denge kurulması, bir başka deyişle ölçülülük ilkesine uygun davranılması amacıyla hassas bir değerlendirme yapılması gerektiği, nitekim; 6754 sayılı Bilirkişilik
Kanunu’nun 13. maddesinin 2. fıkrası ve 03/08/2017 tarih ve 30143 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 48. maddesinin 2. fıkrasında, ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabileceğinin öngörülerek somut olaya göre ölçülülük ilkesinin gözetilmesine olanak tanındığı, uyuşmazlıkta; davalı idarece, davacı hakkında avukat olarak görev yaptığı bir dosyaya ilişkin olarak “rüşvet verme, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” suçlarından başlatılan soruşturmaya dayanılarak “bilirkişilikle bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunulduğundan” bahisle, davacının bilirkişi listesinden çıkarılmasına karar verilmişse de, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla davacının bilirkişilikle bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunduğunun ispatlanamadığı, davacının üzerine atılı suçları işlediği varsayımından hareketle bilirkişi listesinden çıkarıldığının anlaşıldığı, bu durumda; dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla, hakkında suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan ve bilirkişilik görevi ile bağdaşmayan bir davranışta bulunduğu ispatlanamayan davacının, bir daha bilirkişilik listesine yazılmasına engel olacak şekilde bilirkişilik listesinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık; dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozma kararı verildiği,
15.4 Somut olayda başvuran hakkında; Samsun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin / Esas sayılı
dosyasına kayden “Özel Belgede Sahtecilik, Görevi Kötüye Kullanma” suçundan kovuşturma dosyasının bulunduğu, yine Samsun Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler odası tarafından yapılan Disiplin
Kovuşturmasına istinaden “…Yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucunda meslek mensubu
, Disiplin Yönetmeliği’nin 6,maddesinin (n) bendi uyarınca Meslek mensuplarınca, kasıt olmaksızın gerekli özen ve titizlik yeterince gösterilmeden; yasal düzenlemelere ve ilan olunmuş norm ve standartlara aykırı olarak beyanname ve bildirimlerin imzalanması, denetlenmesi ve tasdik edilmesi yolunda Kurulumuzda kesin kanaat oluşmuştur…” gerekçesiyle verilen 11/02/2022 tarih ve sayılı
Uyarma cezasının bulunduğu, ancak disiplin cezasının yapılan itiraz nedeniyle kesinleşmediği ve
TÜRMOB’da halen görüşüldüğü bu nedenle hakkında gerek cezai gerekse de kesinleşmiş bir cezanın da bulunmadığı, 6 yıldır bilirkişilik listesine kayıtlı olarak bilirkişilik yaptığı, başvuru konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla, hakkında suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan ve bilirkişilik görevi ile bağdaşmayan bir başkaca davranışta bulunduğu da ispatlanamayan başvuranın üzerine atılı suçları işlediği varsayımından hareketle yenileme başvurusunun reddedildiği değerlendirilmiştir.
16. Diğer yandan;
16.1 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun “Bilirkişiliğe kabul şartları” başlıklı 10. maddesinde; “(1)
Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aşağıdaki şartlar aranır: a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat
karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik
veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak. b) (Ek:
5/6/2017-KHK-691/10 md.; Aynen kabul: 31/1/2018-7069/10 md.) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak. (4) c) Daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olmak. ç) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak. d) Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak. e)
Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak. f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak. g)
Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için mevzuat tarafından aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, mesleki yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak. ğ) Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak. (2) Özel hukuk tüzel kişilerinin bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişiler bakımından da birinci fıkradaki şartlar aranır ve düzenlenen raporlarda bu kişilerin adı ve soyadı ile imzası bulunur.
(3) Daha önce yaptığı başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar. (4) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez.” hususları ile,
16.2 Bilirkişilik Yönetmeliğinin “Bilirkişiliğe başvuru ve kabul şartları” başlıklı 38. maddesinde; “ (1)
Bilirkişilik başvurusunda bulunacak gerçek kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır: a) 26/9/2004 tarihli ve
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen
bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak. b) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak. c) Daha önce kendi isteği dışında sicilden ve listeden çıkarılmamış veya bilirkişilik yapmaktan yasaklanmamış olmak. ç) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak. d) Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak. e) Bilirkişilik temel eğitimini başarıyla tamamlamak. f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da
Daire Başkanlığınca daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak. g)
Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için ilgili mevzuat gereği aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, meslekî yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi, ustalık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak. ğ) Daire Başkanlığının bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlediği yeterlilik koşullarını taşımak. (2) Özel hukuk tüzel kişilerinde birinci fıkradaki şartları taşıyan ve sicile kayıtlı gerçek kişilerin istihdam edilmesi gerekir. (3) Daha önce yaptığı başvurusu, meslekî olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar. (4) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, sicile ve listeye kaydedilemez. (5) Sermaye Piyasası Kanununa göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları ile taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar için, Kamulaştırma Kanununun 15 inci maddesi gereğince sadece kamulaştırma alt uzmanlık alanında görev yapmak kaydıyla, bilirkişiliğe kabul şartları bakımından fiilen beş yıl görev yapma şartı aranmaz.” hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır.
16.3 Kurumumuzun 2022/13720 sayılı dosyası kapsamında Adana Bilirkişilik Bölge Kurulu
tarafından Kurumumuza gönderilen 17/10/2022 tarihli ve Muh sayılı cevabi yazısında;
“…Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve Bilirkişilik Bölge Kurulları arasında yapılan toplantıda, başvurucular hakkında Bilirkişilik Kanunu’nun 10/1-a maddesinde sayılan bilirkişiliğe engel suçlardan açılmış dava dosyalarının derdest olsa dahi başvurularının reddedilmesi gerektiğine yönelik görüş ve önerilerde bulunulduğu…” hususlarının belirtildiği görülmüştür.
16.4 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun “Görevden uzaklaştırma” başlıklı 137. maddesinde;
“Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir.” hükmü ile
16.5 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun “ Avukatlığa kabulde engeller” başlıklı 5. maddesinde;
“Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur :…
(Değişik üçüncü fıkra: 22/1/1986 – 3256/2 md.) Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan dolayı hakkında kamu davası açılmış olması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir…” düzenlemesi mevcuttur.
16.6 Söz konusu mevzuat maddelerinin konulması ile kanun koyucu, idarelere, somut olayın mahiyetine
göre takdir hakkı tanımıştır. İdarenin faaliyetlerini düzenleyen mevzuatta her türlü ayrıntının gösterilememesi, zamanın geçmesiyle idarenin karşılaştığı sorunların artması, kamu hizmetlerinin değişen nitelikleri nedeniyle idarenin takdir hakkı bulunmaktadır. İdarenin ne zaman, nerede, nasıl bir işlem yapacağının hukuk kuralları ile baştan emredici bir biçimde saptanmadığı durumlarda, takdir yetkisinin varlığı kabul edilmektedir. İdarenin belli bir konuda karar alıp almama veya birden fazla karar arasında seçim yapma imkanına idarenin takdir yetkisi denir. Takdir yetkisi, idarenin kamu hizmetini yerine getirmesinde, kamu yararını gözeterek kendisine tanınan bir serbest alandır. Bu alan idarenin ne şekilde veya nasıl hareket edeceğinin mevzuat çerçevesinde kesin bir biçimde açıklanmadığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Bir başka deyişle; kanunlarda da emredici kelimeler yerine
“verebilir”, “edilebilir”, “atayabilir”, “görevlendirilebilir”, “dönüştürülebilir” gibi yetki verdiği makama yapmak ya da yapmamak konusunda bir seçim imkanı tanıyan düzenlemelerle idarenin takdir yetkisinin mevcut olduğu durumlar gösterilmektedir.
16.7 İdarenin takdir yetkisine sahip olması, elbette ki sınırsız bir takdir yetkisine sahip olduğu anlamına da
gelmemektedir. Zira idareye her ne kadar geniş yetkiler verilse de gerek yargı içtihatlarında gerekse de doktrinde takdir yetkisinin kamu hizmeti gerekleri ve kamu yararına, sosyal devlet ilkesi, aile birliğinin korunması ilkesi, eşitlik ilkesi, idarenin bütünlüğü ilkesi, savunma hakkı, düşünce ve kanaat hürriyeti, çalışma ve sözleşme hürriyeti, ölçülülük ilkesi, çevrenin korunması ilkesi, şehircilik ve planlama ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği öngörülmektedir.
16.8 Nitekim Anayasa Mahkemesi de 13/09/2000 Tarih, 2000/14 E., 2000/21 K. sayılı
kararında: ”Yasa ile yetkilendirme, Anayasa’nın öngördüğü biçimde yasa ile düzenleme anlamına gelmez.
İdareye keyfi uygulamalara yol açabilecek çok geniş takdir yetkisi verilmesi Anayasa’nın 7. maddesine aykırılık oluşturur.” diyerek, idarenin keyfiyete varabilecek kararlarının önüne geçilmesi için yasa ile sınır çizilmesi gerektiğini belirtmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 12.11.2015 karar tarihli ve 2015/1134 E., 2015/1134 K., sayılı kararında; takdir yetkisi ile idareye ancak hukuk kuralları içinde hareket özgürlüğü tanınmış olduğundan, yasa koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği belirtilmiştir.
16.9 6754 sayılı Kanun’un 1. maddesinde; Kanun’un, bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, seçimi ve denetimine
ilişkin usul ve esasların belirlenmesi ile bilirkişilik için etkin ve verimli bir kurumsal yapının oluşturulması amacıyla çıkarıldığı ifade edilmiştir. Kanun uyarınca, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşüne başvurulan bilirkişiler bu konuda temel eğitim almak, yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmak, alanlarında uzmanlıkları ve bilimsel yeterlilikleri bulunmak ve bilirkişilik yapması için Kanun’da öngörülen diğer şartları taşımak kaydıyla başvuranlar arasından bölge bilirkişilik kurullarınca seçilerek sicile kaydedilirler. Böylece ülke genelinde bilirkişilerin seçimi ve bilirkişilik listelerinin oluşumu bakımından belli bir standart ve uyum sağlanmasının ayrıca bilirkişilerin görevleriyle ilgili tutum ve davranışları ile hazırladıkları raporların ilgili mevzuata uygunluğun bölge kurulları tarafından denetlenerek bilirkişilik kurumunun varlık amacına uygun olarak işlemesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 19/02/2020 tarihli ve 2018/152E. 2020/11K. sayılı Kararı )
16.10 Tüm bu değerlendirmeler ışığında; benzer bir düzenlemenin 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ve
Bilirkişilik Yönetmeliğinde bulunmadığı, bilirkişi başvurularının şikayete konu husus bakımından değerlendirilmesinde; somut olayın mahiyetine göre Bilirkişilik Bölge Kurullarına takdir hakkı verilmesinin yerinde olacağı ancak bu kapsamda bir düzenlemenin 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ve
Bilirkişilik Yönetmeliğinde bulunmadığı dikkate alındığında; Kanunun 10/1-a maddesinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan dolayı hakkında kamu davası açılmış olan bilirkişilerin isteklerinin, Yönetmeliğin 10. maddesi kapsamında reddedilmesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38.
maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 11. maddesinde düzenlenen Masumiyet Karinesi İlkesine aykırılık teşkil edeceği anlaşılmıştır.
17. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10.
maddesinde bilirkişiliğe kabul şartları düzenleme altına alındığı, Kanunun 11. maddesinde ise bölge kurullarının karar verirken sicile kayıt bakımından öncelikle başvuranın 10 uncu maddedeki şartları taşıyıp taşımadığını değerlendireceği ve şartları taşıyanlar arasından başvuranın mesleki tecrübesini, katıldığı meslek içi eğitimleri veya uzmanlığı gösteren belgeleri de dikkate alarak en liyakatli olanları seçeceğinin hüküm altına alındığı, somut olayda başvuran hakkında; Samsun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin /
Esas sayılı dosyasına kayden “Özel Belgede Sahtecilik, Görevi Kötüye Kullanma” suçundan kovuşturma dosyasının bulunduğu, yine Samsun Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler odası tarafından yapılan Disiplin
Kovuşturmasına istinaden “…Yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucunda meslek mensubu
, Disiplin Yönetmeliği’nin 6,maddesinin (n) bendi uyarınca Meslek mensuplarınca, kasıt olmaksızın gerekli özen ve titizlik yeterince gösterilmeden; yasal düzenlemelere ve ilan olunmuş norm ve standartlara aykırı olarak beyanname ve bildirimlerin imzalanması, denetlenmesi ve tasdik edilmesi yolunda Kurulumuzda kesin kanaat oluşmuştur…” gerekçesiyle verilen 11/02/2022 tarih ve sayılı
Uyarma cezasının bulunduğu, ancak disiplin cezasının yapılan itiraz nedeniyle kesinleşmediği ve
TÜRMOB’da halen görüşüldüğü bu nedenle hakkında gerek cezai gerekse de kesinleşmiş bir cezanın da bulunmadığı, 6 yıldır bilirkişilik listesine kayıtlı olarak bilirkişilik yaptığı, başvuru konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla, hakkında suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan ve bilirkişilik görevi ile bağdaşmayan ayrıca bir davranışta bulunduğu da ispatlanamayan başvuranın üzerine atılı suçları işlediği varsayımından hareketle yenileme başvurusunun reddedildiği dikkate alındığında idarenin işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
/
18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde ilgili
İdareler tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Samsun İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın bilirkişilik başvurusunun yeniden incelenmesi yönünde SAMSUN BİLİRKİŞİLİK BÖLGE
KURULU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Samsun Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA, SAMSUN BİLİRKİŞİLİK BÖLGE KURULU BAŞKANLIĞINA ve bilgi için ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi