|
ÖZET: Bu karar, Nusaybin Belediye Başkanlığı’nın, mahkeme kararlarını uygulamama konusundaki tutumunu ele almaktadır. Başvuran, Nusaybin İcra Müdürlüğü’nde başlatılan icra takibi kapsamında, mahkeme tarafından belirlenen alacakların ödenmesini talep etmiştir. İdare, mahkeme kararının kesinleşmesini beklediğini belirtmiş, ancak Anayasa’nın 138. maddesi gereği, mahkeme kararlarının geciktirilmeden uygulanması gerektiği vurgulanmıştır.
Mahkeme, yargı kararlarının uygulanmasının, adil yargılanma hakkının bir parçası olduğunu ve bu kararların yerine getirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatları, mahkeme kararlarının uygulanmamasının, hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Nusaybin Belediye Başkanlığı’na, mahkeme kararının gereği olan işlemleri makul sürede yerine getirmesi için tavsiyede bulunulmuş ve bu işlemin 30 gün içinde bildirilmesi zorunlu kılınmıştır. Bu durum, hukuk devletinin gereklilikleri ve idarenin yargı kararlarına uyması gerektiği ilkesini pekiştirmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/1512-S.23.2566
BAŞVURU NO : 2022/12561
KARAR TARİHİ : 06/02/2023
TAVSİYE KARARI
/
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : NUSAYBİN BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, mahkeme kararının uygulanması hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 01/09/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza vekili aracılığıyla şikayet başvurusunda bulunan (T.C Kimlik No:
başvurusunda özetle; Nusaybin Belediye Başkanlığı tarafından Hizmet Alım İhalesi kapsamında “ Spor Kompleksi Projesi” işi için açılan ihalede idare ile ihale sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda kısmi ödeme yapıldığını, tamamı ödenmeyince ilamsız icra yoluna başvurulduğunu ve idare tarafından takibe itiraz sonucunda Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesinde itirazın iptali davasında mahkeme tarafından; Nusaybin İcra Dairesinin sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 87.729,38-TL asıl alacak ve 24.444,05-TL işlemiş faiz üzerinden DEVAMINA, karar verildiğini belirterek; Nusaybin İcra Müdürlüğünde / E sayılı dosya ile başlatılan takipte dosyadaki alacağın tüm ferileriyle birlikte ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 13/09/2022 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Nusaybin Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.
Nusaybin Belediye Başkanlığı Hukuk Müşavirliği tarafından gönderilen 27/01/2023 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 Nusaybin İcra Müdürlüğü’nün 2019/423 Esas sayılı dosyası 01/10/2019 tarihinde, Nusaybin Asliye
Hukuk Mahkemesi’nin 2020/336 Esas sayılı dosyası 15/10/2021 tarihinde Belediyemiz Hukuk İşleri
Müdürlüğü’ne tebliğ edilmiş; Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 01/09/2021 tarihli / Esas, Karar Numaralı kararına karşı Belediye avukatınca 18/10/2021 tarihinde Diyarbakır Bölge
Adliye Mahkemesinde istinaf yoluna başvurulduğu ve istinaf yasa yolunun devam ettiği,
2.2 Nusaybin İcra Müdürlüğü’nün numaralı icra takibi ve Nusaybin Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin 01/09/2021 tarihli Esas, Karar numaralı kararıyla ilgili işlem (ödeme)
yapılmamasının sebebi ise bu kararlara karşı İstinaf kararının beklenilmesi olduğu,
2.3 Mali Hizmetler Müdürlüğünce 26/08/2016 tarihinde numaralı ödeme emri belgesi
ile 46.790,62 TL ödeme yapılmış olup bunun dışında bir ödeme yapılmadığı,
2.4 Kurumunuza konuyla ilgili bilgi ve belge cevaplarının kısa süre içinde gönderilmemesi konusuyla ilgili
olarak; kurumda bir süredir avukat bulunmamakla birlikte yeni görece başlayan avukatın hemen hem sorunun çözümü hem de kurumunuza gerekli bilgi ve belgeleri göndermekle görevlendirildiği belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1 “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî
dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”,
3.2 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
3.3 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve
hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
3.4 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.
fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, /
3.5 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı
ödemekle yükümlüdür.”,
3.6 “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme
organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”, 5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun;
5.1 “Başvurunun icraya etkisi” başlıklı 350. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını
durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır.
Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.”
5.2 “Temyizin icraya etkisi” başlıklı 367. maddesinde; “Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas
Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Nusaybin İcra
Müdürlüğünde sayılı dosya ile başlatılan takipte dosyadaki alacağın tüm ferileriyle birlikte ödenmesini talep etmektedir.
8. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
9. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine
getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın
Yayın Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
10. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
11. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. (Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
12. Başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca
Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (Bkz: Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)
13. Anayasa Mahkemesi, Mahkeme kararlarının uygulanmasını, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsur olarak ele almakta, yargı kararlarının uygulanmasını
“mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre, yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli olmayıp ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin benzer konulu ihlal kararlarında belirtildiği gibi, Anayasa’nın 138.
maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı da kalmayacaktır.
(AYM, E.2013/1752, 26/6/2014 ).
14. Mahkeme, Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını, yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkı değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir hak olarak tanımlamıştır. (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).
15. Benzer şekilde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( AİHM), Sözleşme’nin 6. Maddesi kapsamında bir yargı yerine ulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmiştir (AİHM, Apostol/Gürcistan, B. No: 40765/02, 28/2/2007,) Mahkeme, kararların icrası hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmekte, mahkemeye erişim hakkının, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığını, Mahkeme kararlarının uygulanmasının, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç vermesini sağlayan bir unsur olduğunu, karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacağını belirtmiştir.
(AİHM, Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997).
/
16. AİHM Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye kararında, davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka uygunluğun sağlanmasının, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı kararlarına uymasını gerektirdiği, idarenin, yargı kararını uygulamayı reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyor olmasının, davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı
Sözleşme’nin 6. maddesinde öngörülen teminatların, her türlü varlık nedenini kaybetmesine yol açacağı vurgulanmıştır. (AİHM, Süzer ve Eksen Holding A.Ş. /Türkiye, B. No: 6334/05, 23/10/2012).
17. Somut olayda; idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Nusaybin İcra
Müdürlüğü’nün Esas sayılı dosyasının 01/10/2019 tarihinde, Nusaybin Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin Esas sayılı dosyasının 15/10/2021 tarihinde Belediye Hukuk İşleri Müdürlüğü’ne tebliğ edildiği söz konusu mahkeme kararının yerine getirilebilmesi için; kesinleşmesinin beklendiği ve kararın kesinleşmesine müteakiben mahkeme kararının gereklerinin yerine getirileceği anlaşılmıştır.
18. Öteden beri gerek usul gerekse icra ve iflas hukukumuzda benimsenmiş olan temel ilkeye göre; bir karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olması, kural olarak o kararın yerine getirilmesini durdurmaz. Bu kuralın istisnaları da yine yasalarda ayrıca düzenlenmiştir. Somut olayda; Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesi’nin İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Karar sayılı ilamı istisnalar kapsamında sayılmamıştır.
19. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi: İdare Hukuku Alanında İdari Kararlar İle Mahkeme
Kararlarının İcrası Hakkında Rec (2003) 16 Sayılı Tavsiye Kararında; Özel kişilerin idari sistem ve yargı sistemine olan güveninin sürdürülmesi, bu nedenle gerek idari mercilerin özel kişilere ilişkin yükümlülükleri kapsayan kararlarının gerekse idare hukuku alanındaki, özel kişi haklarının gözetilmesine yönelik mahkeme kararlarının icra edilmesi gerektiğini, idari mercilerin kararlarının icrasında özel kişilerin hak ve menfaatlerinin dikkate alınması gerektiğini, idare hukuku alanında yargı kararlarının, özellikle bu kararların muhatabı idari merciler olduğunda icrasını gerektirdiğini, üye devletlere kamu mercilerinin gerekli fonların bulunmaması gerekçesiyle yükümlülüklerini icradan kaçınmalarını engelleyecek uygun mekanizmayı kurmaları gerektiğini belirterek; idare hukuku alanındaki idari kararlar ile yargı kararlarının etkin icrasını sağlamalarını tavsiye etmiştir.
20. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa
Mahkemesinin yerleşik içtihatları gereğince; mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı
/
maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine
30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma
süresinden arta kalan sürede Mardin İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile; Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için
NUSAYBİN BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Nusaybin Belediye Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURAN VEKİLİNE ve NUSAYBİN BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/