ÖZET: Bu Danıştay kararı, bilirkişilik başvurusunun reddine ilişkin bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Başvuran, Adana Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından, hakkında devam eden bir dava nedeniyle bilirkişilik kaydının yenilenmesinin reddedilmesini, masumiyet karinesine aykırı olarak değerlendirmiştir. Danıştay, bilirkişilik başvurularında, başvuranın suçlu olduğuna dair kesin bir hüküm olmadan, yalnızca derdest dava bulunmasının, bilirkişilik başvurusunun reddi için yeterli olamayacağına hükmetmiştir.

Kararda, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinde belirtilen kabul şartlarının, kesinleşmiş bir mahkumiyet olmaksızın uygulanamayacağı vurgulanmıştır. Bu bağlamda, başvuranın bilirkişilik başvurusunun yeniden incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Danıştay, idarenin işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, başvurunun kabulüne ve bilirkişilik başvurusunun yeniden değerlendirilmesine tavsiyede bulunmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/1372-S.23.2303

BAŞVURU NO : 2022/13720

KARAR TARİHİ : 01/02/2023

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADANA BİLİRKİŞİLİK BÖLGE KURULU

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, bilirkişilik başvurusunun kabul edilmesini talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 22/09/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza (T.C Kimlik No: ) tarafından yapılmış olan şikayet başvurusunda özetle; 2018 yılından beri Adana Bilirkişilik Bölge Kurulunda bilirkişilik yaptığını, 06/07/2022 tarihinde bilirkişi kaydının yenilenmesi talebinin “hakkında bilirkişiliğe engel suçlardan olan resmi belgede sahtecilik suçundan açık dava dosyasının bulunması” gerekçesi ile reddedildiğini, Adana

Bilirkişilik Bölge Kuruluna 18/07/2022 tarihinde itiraz ettiğini; itirazı hakkında “Mersin 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin / esas sayılı dosyası üzerinden bilirkişiliğe engel suçlardan olan resmi belgede sahtecilik suçundan derdest dosyanın bulunması nedeniyle ilgilinin bilirkişilik bölge kurulumuzda güven oluşturmadığı, bilirkişiliğin önem ve mahiyeti, alanda yeteri kadar bilirkişi bulunması da göz önüne alınarak bilirkişilik kanununun 11/3 maddesi gereğince…” itirazının reddedildiğini, ancak hakkında verilmiş kesin bir hükmün bulunmadığını, yargılama sürecinin hali hazırda devam ettiğini, kararın, Anayasanın 38. maddesinde düzenlenen masumiyet karinesine aykırılık teşkil ettiğini belirterek; yeniden bilirkişilik listesine yazılmasının sağlanarak mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 03/10/2022 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adana Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Adana Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı tarafından gönderilen 17/10/2022 tarih ve

Muh sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1 Kurul olarak 31/01/2022 tarihinde kurul internet sitesinde (https://adanabbk.adalet.gov.tr) Bilirkişilik

Başvuru Usul Ve Esasları İle Bilirkişiliğe Kabule İlişkin Duyuru’nun yayınlanarak listemize kayıtlı bilirkişilerin, bilirkişiliğe devam etmeyi istemeleri halinde bilirkişilik yenileme talebinde bulunmaları gerektiğine ve bu konuda hangi usul ve esaslara dikkat etmeleri konusunda detaylı ilan yapıldığı,

2.2 Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü, Bilirkişilik Daire Başkanlığınca 25.01.2022 tarihinde

yayımlanan 2022 yılı Bilirkişilik Başvuru Usul ve Esasları ile Bilirkişiliğe Kabule İlişkin Duyuru üzerine bilirkişiliğe ilk kez başvuru yapanlar ile bilirkişi listesine kayıtlı olup yenileme talebinde bulunan başvurucuların başvurularına ilişkin incelemeler yapılarak, başvuruların 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun

10 uncu maddesi ve Bilirkişilik Yönetmeliğinin 38 inci maddesinin birinci fıkrasında aranan şartlar ile

Daire Başkanlığının duyurusunda ilan edilen EK-1 de yer alan temel uzmanlık alanları için EK-2 de belirlenen aranan niteliklerin bulunup bulunmadığı noktasında ve 6754 S.K ‘un 11 inci maddesinin 3 üncü fıkrasındaki “Bölge kurulu karar verirken sicile kayıt bakımından öncelikle başvuranın 10 uncu maddedeki şartları taşıyıp taşımadığını değerlendirir ve şartları taşıyanlar arasından başvuranın mesleki tecrübesini, katıldığı meslek içi eğitimleri veya uzmanlığı gösteren belgeleri dikkate alarak en liyakatli olanları seçer.” hükmü uyarınca değerlendirme yapılmak suretiyle başvuruların değerlendirildiği,

2.3 ‘nin, Kurulca yayınlanan ilanda belirtilen usul ve esaslara uygun şekilde 2022 yılı

bilirkişilik yenileme başvurusunda bulunduğu, başvuruda bulunduğu uzmanlık alanlarına ilişkin gerekli şartları sağladığı, ancak Kurulca yapılan inceleme neticesinde ilgili hakkında bilirkişiliğe engel suçlardan olan Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan hakkında Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin / Esas sayılı dosyası üzerinden derdest dosyası bulunması hasebiyle, Kurulca yine internet sitemizde yayınlanan

06.07.2022 Tarihli 2022 Yılı Bilirkişilik Başvuruları Kabul/Ret, Kısmen Kabul/Ret Edilenler İle Yenileme

Başvurusunda Bulunmayanlar Ve Yemine İlişkin Duyuru’da başvurusunun reddine karar verildiğinin tebliğ mahiyetinde ilanen duyurulduğu ve Bilirkişilik başvuruları tamamen veya kısmen reddedilenler ile yenileme yapmadıkları için bilirkişilik sicilinden çıkarılmalarına karar verilenlerin, 6754 Sayılı Bilirkişilik

Kanunu’nun 15 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca tebliğ mahiyetinde olan iş bu ilandan itibaren 30 (otuz) gün içinde Bölge Kurulumuza itiraz edebileceklerinin belirtildiği,

2.4 İlgilinin Kurul kararına yapmış olduğu itiraz neticesinde yapılan inceleme sonrasında yine internet

sitemizde yayınlanan 02.09.2022 Tarihli 2022 Yılı Bilirkişilik Başvuruları Tamamen Veya Kısmen Ret

Edilenler İle Usulüne Uygun Şekilde Yenileme Talebinde Bulunmayanların İtirazlarına İlişkin Duyuru’da ilgilinin itirazının “İtiraz eden hakkında Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin / Esas sayılı dosyası üzerinden bilirkişiliğe engel suçlardan olan Resmi Belgede Sahtecilik suçundan derdest dosyanın bulunması nedeniyle ilgilinin Bilirkişilik Bölge Kurulumuzda güven oluşturmadığı, Bilirkişiliğin önem ve mahiyeti, alanda yeteri kadar bilirkişi bulunması da göz önüne alınarak Bilirkişilik Kanunu’nun 11/3 maddesi gereğince itirazın reddine karar verilmiştir.” gerekçesiyle reddedildiğinin tebliğ mahiyetinde ilanen duyurulduğu,

2.5 Bilirkişilik Kanunu’nun 10/1 (a) “… suçlarından mahkum olmamak” şeklinde düzenlemeye yer verilmiş

ise de ilgili hakkında Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin / Esas sayılı dosyası üzerinden bilirkişiliğe engel suçlardan olan Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan derdest dava dosyası bulunmasının, Bilirkişilik Bölge Kurulunda güven oluşturmadığı,

2.6 Bilirkişilik Kanunu’nun “Bilirkişilik Sicilinden ve Listesinden Çıkarılma” hususunu düzenleyen 13/1-c

maddesinde “Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması.” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, her ne kadar13/2 maddesinde “Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre

sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiş ise de bu hususta yapılacak değerlendirmenin Bölge Kurullarının takdirine bırakıldığının görüldüğü,

2.7 Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve Bilirkişilik Bölge Kurulları arasında yapılan toplantıda,

başvurucular hakkında Bilirkişilik Kanunu’nun 10/1-a maddesinde sayılan bilirkişiliğe engel suçlardan açılmış dava dosyalarının derdest olsa dahi başvurularının reddedilmesi gerektiğine yönelik görüş ve önerilerde bulunulduğu, kaldı ki Bilirkişilik Bölge Kurulumuzun idari bir kurum olduğu, bilirkişiliğin önem ve mahiyeti açısından, haklarında bilirkişiliğe engel suçlardan derdest dava dosyası bulunan başvurucuların Kurulumuzda güven oluşturmamaları hasebiyle başvurularının Bilirkişilik Kanunu’nun 11/3 maddesi gereğince reddine karar verildiği,

2.8 İlgilinin hakkında açık bulunan davadan kesinleşmiş beraat kararı aldıktan sonra Bilirkişilik Daire

Başkanlığı tarafından yayınlanacak olan yeni bir bilirkişilik başvuru ilanına istinaden başvuruda bulunması halinde durumunun yeniden değerlendirilebileceği belirtilmiştir.

3. Kurumumuzun 2022/11586 başvuru numaralı dosyası kapsamında; 26/10/2022 tarih ve sayılı yazı ile Bilirkişilik Daire Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup; Bilirkişilik Daire

Başkanlığı tarafından gönderilen 22/11/2022 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

3.1 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi ve Bilirkişilik

Yönetmeliği’nin 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, “Bilirkişiliğe kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek” Daire Başkanlığımızın görevleri arasında yer aldığı, diğer taraftan Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, “Bilirkişiliğe kabule ve bilirkişilerin sicile ve listeye kaydedilmesine karar vermek” bilirkişilik bölge kurullarının görevleri arasında sayılmıştır. Buna göre Daire

Başkanlığımızca, 25.01.2022 tarihinde resmi internet sitemizde (www.bilirkisilik.adalet.gov.tr) 2022 Yılı

Bilirkişilik Başvuru İlanı yapıldığı, bu İlanda, bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanları ile temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerde aranacak niteliklerin belirtildiği,

3.2 Başvurucunun talep konusuna ilişkin olarak, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin birinci

fıkrasının (a) bendi ile Bilirkişilik Yönetmeliğinin 38 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gözetilerek, Bilirkişilik Başvuru Usul ve Esasları ile Bilirkişiliğe Kabule İlişkin İlanda; “26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak.” bilirkişiliğe başvuruda bulunacak kişilerde aranacak şartlardan biri olarak kabul edildiği,

3.3 Bilirkişilik Kanununda ve Bilirkişilik Başvuru Usul ve Esasları ile Bilirkişiliğe Kabule İlişkin

Duyuruda, anılan hüküm kapsamındaki cezalardan birini gerektiren bir suçtan dolayı hakkında soruşturma veya kamu davası açılmamış olmasının başvuru şartı olarak kabul edilmediği, Bilirkişilik Yönetmeliğinin

10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, bilirkişinin görevinin saygınlığını ve kişilerin adalete olan güvenini

zedeleyen veya şüpheye düşüren her türlü tavır ve davranıştan kaçınması yükümlülüğü hüküm altına alınmış ise de, bu hükmün, ilanda bilirkişiliğe başvuru şartlarına ilave edilmediği,

3.4 Bilirkişilik Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca nihai olarak bilirkişiliğe

kabule ve bilirkişilerin sicil ve listeye kaydedilmesine karar verme görev ve yetkisinin bilirkişilik bölge kurullarına ait olduğu, bilirkişilik mevzuatına göre, Daire Başkanlığının bölge kurulu kararlarını itirazen inceleme veya kaldırma görev ve yetkisinin bulunmadığı,

3.5 Açıklanan hususlar çerçevesinde, Samsun Bilirkişilik Bölge Kuruluna bilirkişilik yenileme

başvurusunda bulunan başvurucunun, bu yöndeki talebinin itiraz ve yargı yolu dahil, tüm süreçlerinin Kurul tarafından incelenmesi, değerlendirilmesi ve karara bağlanması gerektiği, Daire Başkanlığının bilirkişilik başvuru usul ve esaslarını belirleme dışında bilirkişilik başvuru değerlendirme sürecine katılımının bilirkişilik mevzuatı gereği mümkün olmadığı,

3.6 Bu itibarla, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen

suçlardan mahkum olmamak bilirkişiliğe kabul şartlarından sayılmış olup, bu suçlardan soruşturma veya kamu davası açılmamış olmasının şart olmadığı, söz konusu hükmün mevcut haliyle, Anayasa ve taraf olunan uluslararası sözleşmelere uygun olduğu, bu bağlamda, bilirkişilik başvurularında anılan hükümde geçen bir suçtan dolayı soruşturma veya kamu davası açılmamış olması şartının bilirkişilik mevzuatına eklenmesinin düşünülmediği hususlarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 6. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun,

6.1 “Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve görevleri” başlıklı 6. maddesinde; “Bilirkişilik hizmetlerinin etkin,

düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla bu Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı kurulur. Daire Başkanlığı, bir daire başkanı ile yeteri kadar tetkik hâkimi ve diğer personelden oluşur.

Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Bilirkişilik hizmetlerine ilişkin temel ve alt uzmanlık alanlarını tespit etmek. b) Temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin sahip olması gereken nitelikleri belirlemek. c) Bilirkişilerin, görevlerini yürütürken uymaları gereken etik ilkeleri belirlemek. ç) Temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin uyacağı rehber ilkeleri ve hazırlayacağı raporların standardını belirlemek. d) Bilirkişilik temel eğitimine ilişkin usul ve esasları belirlemek, eğitim verecek eğitim ve öğretim kurumları ile diğer kurumların niteliklerini belirlemek ve bunlara izin vermek, bu kurum ve kuruluşları listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak. e) Alanlarındaki uzmanlıkları ve bilimsel yeterliliklerini dikkate alarak bilirkişilik temel eğitiminden veya listeye kaydolmaktan muaf tutulacaklara ilişkin usul ve esasları belirlemek, bu kişilerin listesini oluşturmak ve yayımlamak. f) Bilirkişilerin denetimine ve performansına ilişkin usul ve esasları belirlemek. g) Bilirkişiliğe kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek. ğ) Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesini belirlemek ve her yıl güncellemek. h) Temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin aylık olarak

bakacağı iş sayısını belirlemek. ı) Bilirkişi olarak hizmet verecek özel hukuk tüzel kişilerinin ve bu tüzel kişilik bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişilerin taşıması gereken nitelikleri belirlemek. i) Bilirkişi olarak hizmet verecek özel hukuk tüzel kişilerinin temel ve alt uzmanlık alanları ile yetki çevrelerini belirlemek. j) Bilirkişiliğe kabul şartları bakımından 10 uncu maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde aranan asgari çalışma süresini, temel ve alt uzmanlık alanlarına göre artırmak.2 k) Yıllık faaliyet raporunu ve izleyen yıl faaliyet planını hazırlamak. l) Görev alanına giren konularda bilim komisyonları veya çalışma grupları oluşturmak. m) Danışma Kurulunun sekretarya hizmetini yürütmek. n) Bilirkişilikle ilgili uygulamaları izlemek, sorunları tespit etmek ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmek. o)

Bilirkişilik alanında her türlü istatistiki veriyi toplamak ve bu alana ilişkin planlamaları yapmak. ö)

Bilirkişilik sicilini ve listesini tutmak. p) Bilirkişilikle ilgili yayınlar ile bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek. r) Bilirkişiliğe ilişkin ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve panel gibi bilimsel organizasyonları düzenlemek veya desteklemek. s) Görev alanıyla ilgili kamu ya da özel kurum veya kuruluşlarla iş birliği yapmak. ş) Bilirkişilik listelerinden çıkarılanlar ile bilirkişilik yapmaktan yasaklananların listesini tutmak ve yayımlamak. t) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

6.2 “Bilirkişilik bölge kurullarının görevleri” başlıklı 8. maddesinde; “Bölge kurullarının görevleri

şunlardır:

a) Bilirkişilik hizmetlerinin ilgili mevzuata uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak.

b) Bilirkişiliğe kabule ve bilirkişilerin sicile ve listeye kaydedilmesine karar vermek.

c) Sicile kayıtlı bilirkişilerin temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilik listelerini oluşturmak. ç)

Bilirkişilerin sicil ve listeden çıkarılmasına karar vermek.

d) İlgili mevzuat çerçevesinde bilirkişilerin denetimini yapmak ve performansını ölçmek.

e) Özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik faaliyetinde bulunmalarına izin vermek, izinlerini iptal etmek, bilirkişiliğe ilişkin faaliyet ve raporlarını denetlemek.

f) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”,

6.3 “Bilirkişiliğe kabul şartları” başlıklı 10. maddesinde; “Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek

kişilerde aşağıdaki şartlar aranır:

a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak.

b) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak.

c) Daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olmak.

ç) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak. d) Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak.

e) Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak.

f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak.

g) Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için mevzuat tarafından aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, mesleki yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak.

ğ) Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak. Özel hukuk tüzel kişilerinin bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişiler bakımından da birinci fıkradaki şartlar aranır

ve düzenlenen raporlarda bu kişilerin adı ve soyadı ile imzası bulunur. Daha önce yaptığı başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez.”,

6.4 “Bilirkişiliğe başvuru, seçilme usulü ve sicile kayıt” başlıklı 11. maddesinde; “Bilirkişiliğe başvuru,

ilgilinin yerleşim yerinin veya mesleki faaliyetlerini yürüttüğü yerin bağlı olduğu bölge kuruluna ilgili belgeler eklenmek suretiyle yapılır. Başvuru şekline ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. Başvuru dilekçesine eklenmesi zorunlu belgelerin eksik olması hâlinde, başvuru sahibine belgeleri tamamlaması için on beş gün süre verilir. Eksik belgelerin tamamlanması hâlinde bölge kurulu tarafından başvuru hakkında karar verilir. Bölge kurulu karar verirken sicile kayıt bakımından öncelikle başvuranın 10 uncu maddedeki şartları taşıyıp taşımadığını değerlendirir ve şartları taşıyanlar arasından başvuranın mesleki tecrübesini, katıldığı meslek içi eğitimleri veya uzmanlığı gösteren belgeleri dikkate alarak en liyakatli olanları seçer. Bilirkişiliğe kabul edilenler, sicile üç yıl için kaydedilir.”,

6.5 “Bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma” başlıklı 13. maddesinde; “(1) Bilirkişiler, aşağıdaki

şartlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır: a) Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi. b)

Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi. c) Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması. ç) 3 üncü maddede belirtilen temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması. d) Bölge kurulu tarafından yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması. e) Bilirkişilik süresinin dolmasına rağmen süresi içerisinde yenileme talebinde bulunulmaması. f) Bilirkişinin sicilden çıkarılmayı talep etmesi. (2) Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir.”,

6.6 “İtiraz ve dava hakkı” başlıklı 15. maddesinde; “Bölge kurulu kararlarına karşı, kararın tebliğ veya

ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilir. Bölge kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı yetkili idare mahkemesine dava açılabilir.”,

7. Bilirkişilik Yönetmeliğinin;

7.1 “Temel İlkeler” başlıklı 5. maddesinde; “(1) Bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde

bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirir. (2) Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. (3) Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (4) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye devredemez. (5) Bilirkişi, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla ve korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam eder. (6) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorun açıkça belirtilmeden ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi görevlendirilemez. (7)

Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır. Ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebilir. (8) UYAP ile bu Sisteme entegre bilişim sistemleri veya yazılımlar vasıtasıyla ulaşılabilen bilgiler veya çözülebilen sorunlar için bilirkişiye başvurulamaz.”,

7.2 “Saygınlık ve Güven” başlıklı 10. maddesinde; “(1) Bilirkişi, görevinin saygınlığını ve kişilerin

adalete olan güvenini zedeleyen veya şüpheye düşüren her türlü tavır ve davranıştan kaçınır. (2) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin her türlü kişisel veya özel menfaatin üzerinde olduğu bilinciyle hareket eder; görevini layıkıyla yerine getirir. (3) Bilirkişi, görev almak amacıyla her türlü öneri veya girişimden kaçınır.”,

7.3 “Daire Başkanlığı” başlıklı 18. maddesinde; “Bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir

şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere Genel Müdürlük bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı kurulmuştur. Daire Başkanlığı, bir daire başkanı, yeteri kadar tetkik hâkimi ve diğer personelden oluşur.”,

7.4 “Daire Başkanlığının görevleri” başlıklı 19. maddesinde; “Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Bilirkişilik hizmetlerine ilişkin temel ve alt uzmanlık alanları ile temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin sahip olması gereken nitelikleri ve bilirkişilerin aylık bakacağı iş sayısını; ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ile bu alandaki çalışmaları dikkate alarak tespit etmek.

b) Bilirkişilerin, görevlerini yürütürken uymaları gereken etik ilkeleri belirlemek.

c) Temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin uyacağı rehber ilkeleri ve hazırlayacağı raporların standardını belirlemek.

ç) Bilirkişilik temel eğitimine ilişkin usul ve esaslar ile eğitim verecek eğitim ve öğretim kurumları ve diğer kurumların niteliklerini belirlemek, gerektiğinde güncellemek, bunlara izin vermek, bu kurum ve kuruluşları listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak.

d) Alanlarındaki uzmanlıkları ve bilimsel yeterliliklerini dikkate alarak bilirkişilik temel eğitiminden veya listeye kaydolmaktan muaf tutulacaklara ilişkin usul ve esasları belirlemek, gerektiğinde güncellemek, bu kişilerin listesini oluşturmak ve yayımlamak.

e) Bilirkişilerin denetimine ve performansına ilişkin usul ve esasları belirlemek.

f) Bilirkişiliğe kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek.

g) Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesini belirlemek ve her yıl güncellemek.

ğ) Bilirkişi olarak hizmet verecek özel hukuk tüzel kişilerinin ve bu tüzel kişilik bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişilerin taşıması gereken nitelikleri belirlemek.

h) Bilirkişi olarak hizmet verecek özel hukuk tüzel kişilerinin temel ve alt uzmanlık alanları ile yetki çevrelerini; ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri, bu alandaki çalışmaları dikkate alarak belirlemek.

ı) Bilirkişiliğe kabul şartları bakımından Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde aranan asgari çalışma süresini, temel ve alt uzmanlık alanlarına göre artırmak.

i) Bölge kurulları tarafından gönderilen yıllık faaliyet raporlarını değerlendirerek takip eden takvim yılı içinde faaliyet raporu ile faaliyet planını hazırlamak ve yayımlamak.

j) Görev alanına giren konularda bilim komisyonları veya çalışma grupları oluşturmak.

k) Danışma Kurulunun sekretarya hizmetini yürütmek.

l) Bilirkişilikle ilgili uygulamaları izlemek, sorunları tespit etmek ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmek.

m) Bilirkişilik alanında her türlü istatistikî veriyi Bakanlık Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü ve Bilgi

İşlem Dairesi Başkanlığı ile işbirliği içinde toplamak ve bu alana ilişkin planlamaları yapmak.

n) Bilirkişilik sicilini ve listesini tutmak.

o) Bilirkişilikle ilgili yayınlar ile bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek.

ö) Bilirkişiliğe ilişkin ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve panel gibi bilimsel organizasyonlar düzenlemek veya desteklemek.

p) Görev alanıyla ilgili kamu veya özel kurum ya da kuruluşlar ile işbirliği yapmak.

r) Bilirkişilik listelerinden çıkarılanlar ile bilirkişilik yapmaktan yasaklananların listesini tutmak ve elektronik ortamda yayımlamak.

s) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

(2) Daire Başkanlığı, birinci fıkranın (a), (b), (c), (e), (f), (ğ) ve (h) bentlerinde sayılan görevlere ilişkin olarak gerektiğinde güncellemeleri yapar, elektronik ortamda yayımlar ve bölge kurullarına gönderir.”,

7.5 ‘‘Bölge kurulunun görevleri’’ başlıklı 21. maddesinde; “Bölge kurulunun görevleri şunlardır:

a) Bilirkişilik hizmetlerinin ilgili mevzuata ve belirlenen ilkelere uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak.

b) Bilirkişiliğe kabule ve bilirkişilerin sicile ve listeye kaydedilmesine karar vermek.

c) Sicile kayıtlı bilirkişilerin temel ve alt uzmanlık alanlarına göre bölge listesini oluşturmak.

ç) Bilirkişilerin sicil ve bölge listesinden çıkarılmasına karar vermek.

d) İlgili mevzuat ve Bakanlığın düzenleyici işlemleri ile belirlediği ilkeler çerçevesinde bilirkişilerin denetimini yapmak ve performansını ölçmek.

e) Özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik faaliyetinde bulunmalarına izin vermek, izinlerini iptal etmek, bilirkişiliğe ilişkin faaliyet ve raporlarını denetlemek.

f) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”,

7.6 ”İtiraz ve Dava Hakkı” başlıklı 28. maddesinde; “Bölge kurulu kararlarına karşı, kararın tebliğ veya

ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilir. İtiraz üzerine bölge kurulu tarafından verilen karar yeniden değerlendirilerek itirazın kabulüne ya da reddine karar verilir ve karar itiraz edene tebliğ edilir. Bölge kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir.”,

7.7 “Bilirkişiliğe başvuru ve kabul şartları” başlıklı 38. maddesinde; “Bilirkişilik başvurusunda

bulunacak gerçek kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır:

a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak.

b) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak.

c) Daha önce kendi isteği dışında sicilden ve listeden çıkarılmamış veya bilirkişilik yapmaktan yasaklanmamış olmak.

ç) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak.

d) Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak.

e) Bilirkişilik temel eğitimini başarıyla tamamlamak.

f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da Daire Başkanlığınca daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak.

g) Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için ilgili mevzuat gereği aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, meslekî yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi, ustalık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak.

ğ) Daire Başkanlığının bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlediği yeterlilik koşullarını taşımak.

Özel hukuk tüzel kişilerinde birinci fıkradaki şartları taşıyan ve sicile kayıtlı gerçek kişilerin istihdam edilmesi gerekir. Daha önce yaptığı başvurusu, meslekî olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar. Hukuk

öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, sicile ve listeye kaydedilemez.

Sermaye Piyasası Kanununa göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları ile taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar için, Kamulaştırma Kanununun 15 inci maddesi gereğince sadece kamulaştırma alt uzmanlık alanında görev yapmak kaydıyla, bilirkişiliğe kabul şartları bakımından fiilen beş yıl görev yapma şartı aranmaz.”,

7.8 “İlan” başlıklı 39. maddesinde; “ Bölge kurulu, bilirkişi listelerinin oluşturulması veya ihtiyaca göre

güncellenmesi amacıyla, bilirkişi sıfatıyla listeye kaydolmak isteyen ilgililerin yerleşim yerinin veya mesleki faaliyetlerini yürüttüğü yerin bağlı olduğu bölge kuruluna ya da ilk derece mahkemesi adli veya idari yargı adalet komisyonuna müracaat etmeleri hususunda her yıl Daire Başkanlığınca belirlenecek tarihe kadar ilân yapar. Bu hususu, yetki çevresinde gerekli gördüğü kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ve ilgili diğer yerlere yazıyla bildirir. İlân, Daire Başkanlığı, bölge kurulları ile bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinin internet sitelerinde yayımlanır. İlânda, sicile ve listeye başvuru ve kabul şartları için gerekli belgeler ile başvuru alınacak temel ve alt uzmanlık alanları gösterilir.”

7.9 “Sicil ve Listeden Çıkarılma” başlıklı 48. maddesinde; “Bilirkişiler, aşağıdaki şartlardan birinin

gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır:

a) Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi.

b) Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi.

c) Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması.

ç) Temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması.

d) Bölge kurulu tarafından yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması.

e) Bilirkişilik süresinin dolmasına rağmen süresi içerisinde yenileme talebinde bulunulmaması.

f) Bilirkişinin sicilden ve listeden çıkarılmayı talep etmesi.

Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edildiğinden, başvurunun kabulü yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; hakkında görevi kötüye kullanma ve sahtecilikten derdest dava bulunması, meslek odasından da “uyarma” disiplin cezası alması gerekçesiyle bilirkişilik yenileme başvurusunun reddedildiğini belirterek, mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

10. 6754 sayılı Bilirkişi Kanunu ve bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Bilirkişilik Daire Başkanlığı oluşturulmadan önce bilirkişiler, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarınca oluşturulan listelerde yer alan bilirkişiler arasından seçilmekte, bu listelerde istenilen uzmanlık alanında bilirkişinin bulunmaması halinde gerekçesi belirtilmek suretiyle liste dışından da bilirkişi görevlendirilebilmekteydi, adalet komisyonları tarafından liste oluşturulması dışında kurumsal bir yapının bulunmaması, tüm yargı kollarını kapsayacak bir bilirkişilik sistemi kurulmaması, bilirkişilerin mesleki yeterlilik ve yetkinlik düzeylerinin belirlenmemesi, temel bilirkişilik eğitimi verilmemesi, liyakati bulunan bilirkişilerin sisteme yeterince dahil edilememesi ve sertifikasyonunun sağlanamaması, denetim mekanizması kurulmaması, bilirkişilik alanına ilişkin düzenleyici işlemler yapılmaması, bilirkişilerin ihtiyaç duyulan yetkinlikte ve yeterlilikte olmamaları, bilirkişiliği meslek olarak görmeleri gibi uygulama ve doktrinden bilirkişilik kurumuna, bilirkişilere ve bu konudaki yargı uygulamalarına yönelik eleştiriler üzerine, sorunların çözümü ve etkin işleyen bir sistemin kurulabilmesi için bilirkişilik hizmetlerinde temel ve alt uzmanlık alanlarını belirleyerek bu uzmanlık alanlarına göre bilirkişilerin sahip olması gereken nitelikleri ve uyacakları rehber ilkeleri tespit edecek, bilirkişilerin uymaları gereken etik kuralları belirleyecek, temel usul hükümleri ile rapor yazım teknikleri gibi bilirkişi yeterliliğine ilişkin hususlarda verilecek eğitimlerin usul ve esaslarını düzenleyecek, bilirkişi listelerinin oluşturulmasından denetimlerine kadar bütün bir süreç üzerinde düzenleyici bir rol üstlenecek ve müstakilen bu alanda faaliyet gösterecek bir kurumsal yapının oluşturulmasının zaruret haline gelmesi üzerine adli ve idari yargı alanında yürütülen her türlü bilirkişilik faaliyetinin yürütülmesinde bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, seçimi ve denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi ile bilirkişilik için etkin ve verimli bir kurumsal yapı oluşturulması amacıyla 2016 yılında Bilirkişilik Kanunu ve akabinde bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bilirkişilik

Daire Başkanlığı kurulmuştur. (Bkz: 6754 sayılı Bilirkişi Kanunu Genel Gerekçe)

11. Somut olayda; idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;

11.1 Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Bilirkişilik Daire Başkanlığınca 25/01/2022 tarihinde

resmi İnternet sitesinde yayımlanan bilirkişilik başvuru usul ve esasları ile bilirkişiliğe kabule ilişkin duyuruda belirtilen başvuru şartları kapsamında başvuruların duyurulduğu ve bilirkişilik bölge kurullarınca duyuruda belirtilen şekilde 31 Ocak – 28 Şubat 2022 tarihleri arasında e-Devlet üzerinden UYAP Bilirkişi

Portal Bilgi Sistemi’nden elektronik imza (e-imza) veya mobil imza (m-imza) ile bilirkişilik başvuruları alındığı,

11.2 Başvuranın, bu kapsamda yapmış olduğu bilirkişilik yenileme başvurusunun reddedilmesine ilişkin

müracaatın Adana Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından reddedildiği ve Kurulun resmi internet sitesinde

6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 15. maddesinin 1. fıkrası gereğince 06/07/2022 tarihinde tebliğ

mahiyetinde duyurulduğu,

11.3 Başvuranın, Kurulun ret kararı hakkında itiraz başvurusunda bulunduğu ve ilgilinin itirazının Kurul

tarafından reddedilerek kararın Kurulun resmi internet sitesinde 02/09/2022 tarihinde tebliğ mahiyetinde duyurulduğu anlaşılmıştır.

12. Başvuranın, yenileme talebinin idare tarafından; “İtiraz eden hakkında Mersin 1. Ağır Ceza

Mahkemesi’nin / Esas sayılı dosyası üzerinden bilirkişiliğe engel suçlardan olan Resmi Belgede

Sahtecilik suçundan derdest dosyanın bulunması nedeniyle ilgilinin Bilirkişilik Bölge Kurulumuzda güven oluşturmadığı, Bilirkişiliğin önem ve mahiyeti, alanda yeteri kadar bilirkişi bulunması da göz önüne alınarak Bilirkişilik Kanunu’nun 11/3 maddesi gereğince itirazın reddine karar verilmiştir.” hususları

belirtilmek suretiyle, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 11/3 maddesi uyarınca liyakat ve Bilirkişilik

Yönetmeliği’nin “saygınlık ve güven” başlıklı 10. maddesi uyarınca kabul edilmediği anlaşılmıştır.

12.1 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinde bilirkişiliğe kabul şartları düzenleme altına

alınmıştır. Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aranacak şartlardan birisi de 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak şeklinde belirtilmiştir. Söz konusu hususlar Bilirkişilik Yönetmeliğinin 38. maddesinde de tekrar vurgulandığı,

12.2 Somut olayda Başvuran hakkında; Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin / Esas sayılı

dosyasına kayden “Resmi Belgede Sahtecilik ” suçundan derdest dava dosyasının bulunduğu,

12.3 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38.

maddesinde; “…Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz…” hükmü, Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde; “… Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır…” hükmü, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 11.

maddesinde; “1. Bir suç işlemekten sanık herkes, savunması için kendisine gerekli bütün tertibatın sağlanmış bulunduğu açık bir yargılama ile kanunen suçlu olduğu tespit edilmedikçe masum sayılır…” hükümlerine yer verildiği,

12.4 Anayasa Mahkemesi’nin 2015/19616 başvuru numaralı kararında; “… Masumiyet karinesi,

Anayasa’nın 38. Maddesinin dördüncü fıkrasında Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. Maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan maddeye adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme’nin 6.

Maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36.

Maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair Anayasa’nın 38. Maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954, 15/2/2017, § 33).Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).Sanık masumiyet karinesi gereği suçsuz sayıldığı için yargılama yapılmakta ve maddi gerçeğe ulaşılmaya çalışılmaktadır. Maddi gerçeğe ulaşmak için suç isnadı altında olan kişiden masum olduğunu ispat etmesi istenemez. Çünkü suç isnadı altında da olsa kişi, hükmen sabit oluncaya kadar suçsuz kabul edilmektedir (Adem Hüseyinoğlu, § 35).Masumiyet karinesi kapsamında yer alan ve iddia edenin iddiasını ispatla yükümlü olması kuralı, Anayasa’nın 38. Maddesinin gerekçesinde de açıkça ifade edilmiştir.

Bununla birlikte genel anlamda suçun kanıtlanması yükümlülüğü iddia edende kaldığı sürece savunmasını oluşturmak için ispat yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki veya fiilî varsayımların olduğu durumlarda ispat yükünün yer değiştirmesi masumiyet karinesine aykırılık taşımaz (AYM, E.2013/38, K.2014/58, 27/3/2014). Ancak suç isnadını içeren karinenin aksinin başvurucu tarafından yargılama sırasında ispat edilebilmesinin mümkün olması, hâkimin de bu yönde ileri sürülen iddiaları inceleyip kararını buna göre verebilmesi, bir başka ifadeyle karinelerin kişiyi otomatik olarak suçlu hâline getirmemesi gerekir. Karineler, masumiyet karinesini ihlal eder boyuta ulaşmamalı ve suç isnadı altındaki kişi savunma imkânlarından yararlandırılmalıdır (Adem Hüseyinoğlu, § 36)… ” hususları ile,

12.5 Anayasa Mahkemesinin 26/07/2022 tarihli E. 2020/8344, K. 2020/8344 kararında; “Adil

yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır. Güvencenin ilk yönü kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda

da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (Galip Şahin, B. No:

2015/6075, 11/6/2018, § 39). Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir.” hususlarına yer verildiği,

12.6 Adalet Bakanlığı Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen 22/11/2022 tarihli

ve sayılı yazıda; Bilirkişilik Kanununun 10. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlardan mahkum olmamanın bilirkişiliğe kabul şartlarından sayıldığı, bu suçlardan soruşturma veya kamu davası açılmamış olmasının şart olmadığının belirtildiği dikkate alındığında başvuranın; Kanunun 10. ve Yönetmeliğin 38. maddesinde sayılan şartları taşıdığı anlaşılmıştır.

13. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun 11. maddesinde belirtilen liyakat hususu uyarınca yapılan incelemede;

13.1 Kanunun 11. maddesinde; bilirkişiliğe başvuru, seçilme usulü ve sicile kayıt hususları düzenlenmiş

olup; bölge kurullarının karar verirken sicile kayıt bakımından öncelikle başvuranın 10 uncu maddedeki şartları taşıyıp taşımadığını değerlendireceği ve şartları taşıyanlar arasından başvuranın mesleki tecrübesini, katıldığı meslek içi eğitimleri veya uzmanlığı gösteren belgeleri de dikkate alarak en liyakatli olanları seçeceğini hüküm altına alındığı anlaşılmıştır. Bilirkişilik başvurusu kabul edilen diğer adaylar hakkında mesleki tecrübe, meslek içi eğitim veya uzmanlığı gösteren belgelerin bulunmaması ve bu kapsamda karşılaştırma imkanının da olmaması sebebiyle Kurumumuz adına liyakat bakımından herhangi bir değerlendirme yapılamamıştır.

14. Bilirkişilik Yönetmeliği’nin “saygınlık ve güven” başlıklı 10. maddesi uyarınca yapılan incelemede;

14.1 Bilirkişilik Yönetmeliğinin, “Saygınlık ve Güven” başlıklı 10. maddesinde; bilirkişinin, görevinin

saygınlığını ve kişilerin adalete olan güvenini zedeleyen veya şüpheye düşüren her türlü tavır ve

davranıştan kaçınacağı, kendisine tevdi olunan görevin her türlü kişisel veya özel menfaatin üzerinde olduğu bilinciyle hareket edeceği, görevini layıkıyla yerine getireceği ve görev almak amacıyla her türlü öneri veya girişimden kaçınacağı düzenlenmiştir.

14.2 Danıştay 10. Daire Başkanlığının 23/11/2021 tarihli ve 2016/466 E. , 2021/5773 K. Sayılı

kararında; Hukuki niteliği itibariyle hakimin yardımcısı ve danışmanı konumunda bulunan bilirkişinin, kendisine başvurulan özel veya teknik konuda yetkin ve uzman olması, tarafsız bir konumda bulunması, tarafsız bir tutum içinde görüş bildirmesi ve dürüst davranması gerektiği tartışmasız olup; bilirkişilikle bağdaşmayan her hal ve davranışın önceden belirlenmesinin mümkün olmadığı, ancak; bir daha bilirkişilik görevi yapılmasına engel olmak gibi ağır bir sonucu olan bilirkişi listesinden çıkarma işlemi tesis edilirken, işlem ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir denge kurulması, bir başka deyişle ölçülülük ilkesine uygun davranılması amacıyla hassas bir değerlendirme yapılması gerektiği, nitekim; 6754 sayılı Bilirkişilik

Kanunu’nun 13. maddesinin 2. fıkrası ve 03/08/2017 tarih ve 30143 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan

Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 48. maddesinin 2. fıkrasında, ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabileceğinin öngörülerek somut olaya göre ölçülülük ilkesinin gözetilmesine olanak tanındığı, uyuşmazlıkta; davalı idarece, davacı hakkında avukat olarak görev yaptığı bir dosyaya ilişkin olarak “rüşvet verme, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” suçlarından başlatılan soruşturmaya dayanılarak “bilirkişilikle bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunulduğundan” bahisle, davacının bilirkişi listesinden çıkarılmasına karar verilmişse de, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla davacının bilirkişilikle bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunduğunun ispatlanamadığı, davacının üzerine atılı suçları işlediği varsayımından hareketle bilirkişi listesinden çıkarıldığının anlaşıldığı, bu durumda; dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla, hakkında suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan ve bilirkişilik görevi ile bağdaşmayan bir davranışta bulunduğu ispatlanamayan davacının, bir daha bilirkişilik listesine yazılmasına engel olacak şekilde bilirkişilik listesinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık; dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozma kararı verildiği,

14.3 Somut olayda başvuran hakkında; Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin / Esas sayılı

dosyasına kayden “Resmi Belgede Sahtecilik ” suçundan derdest dava dosyasının bulunduğu, hakkında kesinleşmiş bir cezanın bulunmadığı, 2018 yılından beri bilirkişilik listesine kayıtlı olarak bilirkişilik yaptığı, başvuru konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla, hakkında suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan ve bilirkişilik görevi ile bağdaşmayan bir başkaca davranışta bulunduğu da ispatlanamayan başvuranın üzerine atılı suçları işlediği varsayımından hareketle yenileme başvurusunun reddedildiği değerlendirilmiştir.

15. Diğer yandan;

15.1 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun “Bilirkişiliğe kabul şartları” başlıklı 10. maddesinde; “(1)

Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aşağıdaki şartlar aranır: a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik

veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak. b) (Ek:

5/6/2017-KHK-691/10 md.; Aynen kabul: 31/1/2018-7069/10 md.) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak. (4) c) Daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olmak. ç) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak. d) Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak. e)

Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak. f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak. g)

Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için mevzuat tarafından aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, mesleki yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak. ğ) Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak. (2) Özel hukuk tüzel kişilerinin bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişiler bakımından da birinci fıkradaki şartlar aranır ve düzenlenen raporlarda bu kişilerin adı ve soyadı ile imzası bulunur.

(3) Daha önce yaptığı başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar. (4) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez.” hususları ile,

15.2 Bilirkişilik Yönetmeliğinin “Bilirkişiliğe başvuru ve kabul şartları” başlıklı 38. maddesinde; “ (1)

Bilirkişilik başvurusunda bulunacak gerçek kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır: a) 26/9/2004 tarihli ve

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen

bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak. b) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak. c) Daha önce kendi isteği dışında sicilden ve listeden çıkarılmamış veya bilirkişilik yapmaktan yasaklanmamış olmak. ç) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak. d) Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak. e) Bilirkişilik temel eğitimini başarıyla tamamlamak. f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da

Daire Başkanlığınca daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak. g)

Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için ilgili mevzuat gereği aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, meslekî yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi, ustalık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak. ğ) Daire Başkanlığının bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlediği yeterlilik koşullarını taşımak. (2) Özel hukuk tüzel kişilerinde birinci fıkradaki şartları taşıyan ve sicile kayıtlı gerçek kişilerin istihdam edilmesi gerekir. (3) Daha önce yaptığı başvurusu, meslekî olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar. (4) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, sicile ve listeye kaydedilemez. (5) Sermaye Piyasası Kanununa göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları ile taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar için, Kamulaştırma Kanununun 15 inci maddesi gereğince sadece kamulaştırma alt uzmanlık alanında görev yapmak kaydıyla, bilirkişiliğe kabul şartları bakımından fiilen beş yıl görev yapma şartı aranmaz.” hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır.

15.3 Adana Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından Kurumumuza gönderilen 17/10/2022 tarihli ve

Muh sayılı cevabi yazısında; “…Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve Bilirkişilik Bölge Kurulları arasında yapılan toplantıda, başvurucular hakkında Bilirkişilik Kanunu’nun 10/1-a maddesinde sayılan

bilirkişiliğe engel suçlardan açılmış dava dosyalarının derdest olsa dahi başvurularının reddedilmesi gerektiğine yönelik görüş ve önerilerde bulunulduğu…” hususlarının belirtildiği görülmüştür.

15.4 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun “Görevden uzaklaştırma” başlıklı 137. maddesinde;

“Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir.” hükmü ile

15.5 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun “ Avukatlığa kabulde engeller” başlıklı 5. maddesinde;

“Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur :…

(Değişik üçüncü fıkra: 22/1/1986 – 3256/2 md.) Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan dolayı hakkında kamu davası açılmış olması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir…” düzenlemesi mevcuttur.

15.6 Söz konusu mevzuat maddelerinin konulması ile kanun koyucu, idarelere, somut olayın mahiyetine

göre taktir hakkı tanımıştır. İdarenin faaliyetlerini düzenleyen mevzuatta her türlü ayrıntının gösterilememesi, zamanın geçmesiyle idarenin karşılaştığı sorunların artması, kamu hizmetlerinin değişen nitelikleri nedeniyle idarenin taktir hakkı bulunmaktadır. İdarenin ne zaman, nerede, nasıl bir işlem yapacağının hukuk kuralları ile baştan emredici bir biçimde saptanmadığı durumlarda, takdir yetkisinin varlığı kabul edilmektedir. İdarenin belli bir konuda karar alıp almama veya birden fazla karar arasında seçim yapma imkanına idarenin takdir yetkisi denir. Takdir yetkisi, idarenin kamu hizmetini yerine getirmesinde, kamu yararını gözeterek kendisine tanınan bir serbest alandır. Bu alan idarenin ne şekilde veya nasıl hareket edeceğinin mevzuat çerçevesinde kesin bir biçimde açıklanmadığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Bir başka deyişle; kanunlarda da emredici kelimeler yerine

“verebilir”, “edilebilir”, “atayabilir”, “görevlendirilebilir”, “dönüştürülebilir” gibi yetki verdiği makama yapmak ya da yapmamak konusunda bir seçim imkanı tanıyan düzenlemelerle idarenin takdir yetkisinin mevcut olduğu durumlar gösterilmektedir.

15.7 İdarenin takdir yetkisine sahip olması, elbette ki sınırsız bir takdir yetkisine sahip olduğu anlamına da

gelmemektedir. Zira idareye her ne kadar geniş yetkiler verilse de gerek yargı içtihatlarında gerekse de doktrinde takdir yetkisinin kamu hizmeti gerekleri ve kamu yararına, sosyal devlet ilkesi, aile birliğinin korunması ilkesi, eşitlik ilkesi, idarenin bütünlüğü ilkesi, savunma hakkı, düşünce ve kanaat hürriyeti, çalışma ve sözleşme hürriyeti, ölçülülük ilkesi, çevrenin korunması ilkesi, şehircilik ve planlama ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği öngörülmektedir.

15.8 Nitekim Anayasa Mahkemesi de 13/09/2000 Tarih, 2000/14 E., 2000/21 K. sayılı

kararında: ”Yasa ile yetkilendirme, Anayasa’nın öngördüğü biçimde yasa ile düzenleme anlamına gelmez.

İdareye keyfi uygulamalara yol açabilecek çok geniş takdir yetkisi verilmesi Anayasa’nın 7. maddesine aykırılık oluşturur.” diyerek, idarenin keyfiyete varabilecek kararlarının önüne geçilmesi için yasa ile sınır çizilmesi gerektiğini belirtmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 12.11.2015 karar tarihli ve 2015/1134 E., 2015/1134 K., sayılı kararında; takdir yetkisi ile idareye ancak hukuk kuralları içinde hareket özgürlüğü tanınmış olduğundan, yasa koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği belirtilmiştir.

15.9 6754 sayılı Kanun’un 1. maddesinde; Kanun’un, bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, seçimi ve denetimine

ilişkin usul ve esasların belirlenmesi ile bilirkişilik için etkin ve verimli bir kurumsal yapının oluşturulması

amacıyla çıkarıldığı ifade edilmiştir. Kanun uyarınca, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşüne başvurulan bilirkişiler bu konuda temel eğitim almak, yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmak, alanlarında uzmanlıkları ve bilimsel yeterlilikleri bulunmak ve bilirkişilik yapması için Kanun’da öngörülen diğer şartları taşımak kaydıyla başvuranlar arasından bölge bilirkişilik kurullarınca seçilerek sicile kaydedilirler. Böylece ülke genelinde bilirkişilerin seçimi ve bilirkişilik listelerinin oluşumu bakımından belli bir standart ve uyum sağlanmasının ayrıca bilirkişilerin görevleriyle ilgili tutum ve davranışları ile hazırladıkları raporların ilgili mevzuata uygunluğun bölge kurulları tarafından denetlenerek bilirkişilik kurumunun varlık amacına uygun olarak işlemesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 19/02/2020 tarihli ve 2018/152E. 2020/11K. sayılı Kararı )

15.10 Tüm bu değerlendirmeler ışığında; benzer bir düzenlemenin 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ve

Bilirkişilik Yönetmeliğinde bulunmadığı, bilirkişi başvurularının şikayete konu husus bakımından değerlendirilmesinde; somut olayın mahiyetine göre Bilirkişilik Bölge Kurullarına taktir hakkı verilmesinin yerinde olacağı ancak bu kapsamda bir düzenlemenin 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ve Bilirkişilik Yönetmeliğinde bulunmadığı dikkate alındığında; Kanunun 10/1-a maddesinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan dolayı hakkında kamu davası açılmış olan bilirkişilerin isteklerinin, Yönetmeliğin 10. maddesi kapsamında reddedilmesinin Türkiye Cumhuriyeti

Anayasasının 38. maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde, İnsan Hakları

Evrensel Beyannamesinin 11. maddesinde düzenlenen Masumiyet Karinesi İlkesine aykırılık teşkil edeceği anlaşılmıştır.

16. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 10.

maddesinde bilirkişiliğe kabul şartları düzenleme altına alındığı, Kanunun 11. maddesinde ise bölge kurullarının karar verirken sicile kayıt bakımından öncelikle başvuranın 10 uncu maddedeki şartları taşıyıp taşımadığını değerlendireceği ve şartları taşıyanlar arasından başvuranın mesleki tecrübesini, katıldığı meslek içi eğitimleri veya uzmanlığı gösteren belgeleri de dikkate alarak en liyakatli olanları seçeceğinin hüküm altına alındığı, somut olayda başvuran hakkında; Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin /

Esas sayılı dosyasına kayden “Resmi Belgede Sahtecilik ” suçundan derdest dava dosyasının bulunduğu, kesinleşmiş bir cezanın bulunmadığı, 2018 yılından beri bilirkişilik listesine kayıtlı olarak bilirkişilik yaptığı, başvuru konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla, hakkında suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan ve bilirkişilik görevi ile bağdaşmayan ayrıca bir davranışta bulunduğu da ispatlanamayan başvuranın üzerine atılı suçları işlediği varsayımından hareketle yenileme başvurusunun reddedildiği dikkate alındığında idarenin işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde ilgili

İdareler tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

18. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Adana İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın bilirkişilik başvurusunun yeniden incelenmesi yönünde ADANA BİLİRKİŞİLİK BÖLGE

KURULU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Adana Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA, ADANA BİLİRKİŞİLİK BÖLGE KURULU BAŞKANLIĞINA ve bilgi için

ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi