|
ÖZET: Başvuran, Emniyet Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı davada, aleyhine hükmedilen 1.362,00 TL avukatlık ücretinin icra takibi ile tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek fazladan ödediği miktarın iadesini talep etmiştir. İdare, başvuranın icra takibine konu olan mahkeme kararının geçerliliğini savunarak, ödeme davet yazısı göndermeden icra takibine geçebileceğini belirtmiştir. Ancak, başvuranın adli yardım talebinin kabulü nedeniyle, karar kesinleşmeden avukatlık ücretinin tahsil edilemeyeceği ve sulh davetinin yapılması gerektiği yönündeki iddiaları dikkate alınmıştır.
Danıştay, idarenin icra takibi öncesinde ödeme davet yazısı göndermesi gerektiğine dair güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde bir tavsiyede bulunmuştur. İdarenin, başvuranın itirazlarını ve hukuki durumunu göz önünde bulundurarak, icra takibi işlemlerinde hukuka uygun davranması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, başvuranın fazladan ödediği miktarın iadesi talebi reddedilmiş, ancak idareye sulh davet yazısı göndermesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/8316-S.23.13527
BAŞVURU NO : 2023/3727
KARAR TARİHİ : 07/07/2023
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Başvuranın ödemeye davet yazısı gönderilmeden icra takibi yapılması
BAŞVURUNUN KONUSU :
nedeniyle uğradığı zararın tazmini talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 19/03/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; İdare aleyhine Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından / esas ve / karar sayılı dosya ile açmış olduğu davada aleyhine vekâlet ücretine hükmedildiğini, idarenin ücreti vekâleti herhangi bir bildirimde bulunmadan icra takibi yapmak suretiyle talep ettiğini, Ankara 9. İcra Dairesi’nin / esas sayılı dosyası kapsamında düzenlenen
02.11.2022 tarihli İcra emrinin tarafına 16.11.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, dosyanın açık kalmaması ve
faiz işlememesi için 21.11.2022 tarihinde ihtirazi kayıtla ödemede bulunduğunu, ancak tarafına icra takibi başlatılması usulsüz ve hukuka aykırı olduğundan 25.11.2022 tarihli dilekçe ile 659 sayılı KHK’nın 9.
maddesi uyarınca sulh başvurusunda bulunduğunu, İcra emrine konu edilen Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin
05.11.2019 tarih ve E: / K: / sayılı kararından sonra tarafına avukatlık ücretinin
ödenmesi için herhangi bir tebligatta bulunulmadığını, idarenin icra takibine başlamadan önce sulhe davet etmesinin şart olduğunu, hangi hesap numarasına hangi açıklama ile ödeme yapılacağına dair bir tebligat ulaşmadan ödeme yapamayacağını, mahkeme kararının verildiği tarihte cezaevinde olduğunu, Mahkeme kararında yer alan ve dosyaya sunduğu dilekçelerde belirttiği adrese göre şahsına cezaevi müdürlüğü aracılığıyla tebligat yapılması gerektiğini, idarenin 14.12.2022 tarih ve sayılı yazısında, 10.05.2019 tarihli bir sulhe davet yazısının tarafıma gönderildiği iddia edilmiş ise de ceza infaz kurumunda bulunması nedeniyle tebligatın kendisine ulaşmadığını, tebligatın kendisine ulaşıp ulaşmadığı hususunun idarenin sorumluluğunda olmadığı şeklindeki savunmasının hukuken değeri olmadığını, Ankara 3. idare
Mahkemesi’nin 28.01.2019 tarih ve E: / K: / sayılı kararı ile davanın reddine karar
verildiğini ve aleyhine 1.362,00 TL avukatlık ücretine hükmedildiğini, yaptığı istinaf başvurusu üzerine
28.01.2019 tarihli kararın, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi’nin 24.09.2019 tarih ve
E: / K: / sayılı kararıyla bozulduğunu, bozma kararı üzerine dava yeniden görüldüğünü ve Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin 05.11.2019 tarih ve E: / K: / sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verildiğini ve aleyhine 1.362,00 TL avukatlık ücretine hükmedildiğini, icra emrine konu edilen kararın, 05.11.2019 tarihli işbu karar olduğunu, İdarenin 10.05.2019 tarihli yazı ile kendisine ödeme bildiriminde bulunduğunu iddia ettiğini, bir karar henüz verilmeden önce bu kararda yer alan avukatlık ücretinin ödenmesinin istenilmesinin mümkün olamayacağını, idarenin göndermiş olduğu ödemeye davet yazısı bozma kararı ile ortadan kalkan mahkeme kararına dayanak iken icra takibine konu mahkeme kararının ödemeye davet yazısından sonra verilmiş bir görevsizlik kararı olduğunu, diğer yandan açtığı davada adli yardım talebinin kabul edildiğini, adli yardım talebinin kabul edildiği davalarda karar kesinleşmeden avukatlık ücretinin takibe konulamayacağını, idare tarafından sulh başvurusunun hukuka ve maddi gerçeğe aykırı gerekçelerle reddedildiğini iddia ederek sulh başvurusunun kabulü ile ihtirazi kayıtla ödediği fazlaya ilişkin kısmın tarafına iade edilmesini (l .362,00 TL’nin üstündeki ödemelerin tarafına iadesi) talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz 18/04/2023 tarihli ve sayılı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Emniyet Genel
Müdürlüğü tarafından gönderilen 04/05/2023 tarihli ve – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1. Davacının açmış olduğu dava neticesinde Ankara 3. İdare Mahkemesinin E: / , K: / sayılı ilamı ile “davanın reddine” karar verilip davacı aleyhine 1.362,00 TL vekâlet ücretine hükmedildiği, davacıdan tahsili için yazımız ekinde yer alan 10.05.2019 tarihli sulhe davet yazımız gönderildiği, takip eden süreçte ilk derece mahkemesi kararı bozularak Ankara 3. İdare Mahkemesinin E: / , K: / sayılı “görevsizlik” kararı verilmiş ve tekrar 1.362,00 TL vekâlet ücretine hükmedildiği, 02.11.2022 tarihine kadar beklenilmiş olup hesaplarımızın kontrolü neticesinde davacı adına herhangi bir ödeme bulunmadığından 02.11.2022 tarihinde Ankara 9. İcra Müdürlüğünün
/ esas sayılı icra takibi başlatıldığı,
2.2. Bu iki mahkeme kararında da 1.362,00 TL aynı tutar vekalet ücretine hükmedilmiş ve takip tarihine kadar 3 yılı aşkın sürede herhangi bir ödeme yapılmamıştır. 659 sayılı KHK’nın başvuraya konu edilen 9 uncu maddenin 2 nci fıkrası “Gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süre verilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yoluna başvurulabilir.” hükmü dikkate alınarak aynı dava kapsamında bir sefer sulhname gönderilmiş olmasına rağmen ödeme yapılmaması ve hükmedilen tutarın aynı olması nedenleriyle açık KHK hükmüne uygun olarak işin mahiyeti gereği tekrar süre verilmesinde fayda görülmeyerek söz konusu icra takibi açıldığı, 2.3. Başvuruya konu mahkeme kararlarına ilişkin tebliğ mazbata suretlerinin ekte gönderildiği, 2.4. Başvurucudan tahsil edilen vekâlet ücreti Ankara 3. İdare Mahkemesinin E: / , K: / sayılı “görevsizlik” kararına ilişkin olup yargı kararları suretlerinin ekte gönderildiği, 2.5. Şikâyete konu icra dosyası Ankara 9. İcra Müdürlüğünün / esas sayılı dosyası olup
02.11.2022 tarihli icra emri suretinin ekte gönderildiği,
2.6. Şikâyete konu işlemler hakkında başvurucuya verilen 14.12.2022 tarihli cevabi yazı suretinin ekte gönderildiği, 2.7. Başvurucuya yapılan ödemeye davet yazısı suretinin ekte gönderildiği,
2.8. Şikâyete konu icra takibi kapsamında ayrıntılı Uyap Hesap Dökümü suretinin ekte gönderildiği, 2.9. Ayrıntıları ile açıklanan iş ve işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığından yapılan başvuru talebinin kabulü mümkün bulunmadığı, 2.10. 659 sayılı KHK 14 üncü maddenin 2 nci fıkrasının c bendi “Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir.” hükmüne haiz olduğu, 2.11. Sayıştay 2. Dairesinin 24.06.2021 tarihli 2016/35673-2 sayılı kararında: “…Sorumluların söz konusu ödemelerin kamu zararı olmadığına ilişkin savunmaları bulunsa da, yukarıda yazılı 14 üncü maddenin 2 nci fıkrasının (c) bendinde yer alan dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedileceğine ilişkin hüküm nedeniyle, üç yılın sonunda dağıtılmayan ve dolayısıyla idare bütçesine gelir kaydedilecek tutarda meydana gelen azalmalar, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “KAMU ZARARI” başlıklı 71 inci maddesine göre kamu zararı olup tazmini gerekir.” İçtihadı bulunduğu, 2.12. Dolayısıyla kamu kurumlarınca tahsil edilen vekalet ücretleri 3. bütçe yılı sonunda hazineye gelir kaydedildiğinden kamu geliri statüsünde olup meri mevzuat ve içtihat kararları doğrultusunda kamu kaynağının kullanılması hükümlerince kamu zararına neden olunmayacak şekilde kullanılması gerektiği, 2.13. Ayrıntıları ile açıklanan nedenlerle idaremiz iş ve işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık olmayıp borçludan tahsil edilmiş tutarların başvurana iadesi kamu gelirinden vazgeçme usulüne tabi olacağından ve 659 sayılı KHK 11 inci maddesi gereği kamu yararı görülmediğinden şikayet başvurusunun kabulü mümkün görülmediği, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye
Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk
Devletidir”, 3.1. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”, 3.2. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ncı maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 3.3. ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.4. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125’nci maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan
zararı ödemekle yükümlüdür.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 5. 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun;
5.1 “ Para borcu ve teminat için takip” başlıklı 42. maddesinde; “Bir paranın ödenmesine veya bir
teminatın verilmesine dair olan cebri icralar takip talebiyle başlar ve haciz yoluyla veya rehinin paraya çevrilmesi yahut iflas suretiyle cereyan eder…”,
5.2 “Hukuku amme borçları” başlıklı 47. maddesinde; “ Para cezasıyla diğer hukuku amme borçlarının
takibi hakkındaki kanunlar hükmü mahfuzdur. Şu kadar ki, Devletin bir akitten veya haksız bir fiilden doğan alacakları hakkında bu kanunun hükümleri cereyan eder.”,
5.3 “Ödeme emri ve muhtevası” başlıklı 60. maddesinde; “İcra müdürü takip talebinin bu Kanunda
öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde verilen karar tutanağa yazılır. Emir:… Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı olan banka hesabına ödenmesi, borç, teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını,3. Takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse yine bu yedi gün içinde bu cihetin ayrıca ve açıkça bildirilmesi; aksi halde icra takibinde senedin kendisinden sadır sayılacağı, Senet altındaki imzayı reddettiği takdirde icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada hazır bulunması; buna uymazsa vaki itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verileceği, Borcun tamamına veya bir kısmına yahut alacaklının takibat icrası hakkına dair bir itirazı varsa bunu da aynı süre içinde beyan etmesi ihtarını…5.
Borç ödenmez veya itiraz olunmazsa cebri icraya devam edileceği beyanını ihtiva eder.”,
5.4 “Paraların Paylaştırılması Zamanı, Masraflar ve Vekalet Ücreti” başlıklı 138. maddesinde; “…Vekil
vasıtasıyla yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış sözleşmeye bakılmaksızın, icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu şekilde tayin olunan vekalet ücreti de takip masraflarına dahildir…”, 6. Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder…Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”, 7. 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk
Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin;
7.1 “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı; genel
bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa
Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesidir.”
7.2 “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde; “…ç) İdare: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî
Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerini…”
7.3 “Takip ve temsil yetkileri ile bunların kapsamı, niteliği ve kullanılması” başlıklı 6. maddesinde;
“İdareler, kendi iş ve işlemleriyle ilgili olarak açılacak adli ve idari davalar ile tahkim yargılaması ve icra işlemlerinde taraf sıfatını haizdir. İdareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisi; hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir…”
7.4 “Davaların açılması” başlıklı 8. maddesinde; “ İdareler adına dava açma veya icra takibine başlama
talebi, üst yönetici veya iş ve işlemle ilgili merkez veya taşra birim amiri tarafından yapılır. Merkez veya taşra birim amirince yapılan talep üzerine davayı açmakla yetkili ve görevli olanlarca, maddi ve hukuki sebeplerle dava açılmasında kamu menfaati bulunmadığı yönünde görüş belirtilmesi halinde, üst yöneticinin talimatına göre işlem yapılır. Dava açılması veya icra takibinde bulunulmasını isteyen idare veya birim, dava açılması talebi ile birlikte davaya dair bilgi ve belgeleri zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri dikkate alarak hukuk birimine gönderir. Süresinde gönderilmeyen veya eksik ya da yanlış gönderilen bilgi ve belgeden kaynaklanan sorumluluk bunu gönderen idareye veya birime aittir…”
7.5 “Adli uyuşmazlıklarda sulh” başlıklı 9. maddesinde; “İdarelerin adli yargıda dava açmadan veya
icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esastır. İdareler, kendi aleyhlerine dava açılacağını veya icra takibine başlanılacağını öğrenmeleri durumunda da karşı tarafı sulhe davet edebilirler. Sulhe davet, uyuşmazlığın tarafı olan gerçek veya tüzel kişilerce de yapılabilir. İlgili mevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde, sulhe davette karşı tarafa, ifa, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz güne kadar süre verilir. Gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süre verilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yoluna başvurulabilir. Dava konusu edilmiş veya icraya intikal etmiş uyuşmazlıklarda da taraflarca sulh teklifinde bulunulabilir.
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan tüm taksit tekliflerinin değerlendirilmesi de bu madde kapsamında yapılır. Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır”
7.6 “Adli uyuşmazlıklarda sulhün usul ve esasları” başlıklı 10. maddesinde; “…Tarafların sulhe davet
yazısının diğer tarafa tebliği ile uyuşmazlık konusu hak ve alacağın tabi olduğu kanuni süreler durur.
Sulhün sağlanamaması halinde bu husus tutanağa bağlanır, tutanak tarihinden itibaren uyuşmazlığın niteliğine göre kanuni süreler yeniden işlemeye başlar. Mücbir sebep halinde genel hükümlere göre işlem yapılır.”
7.7 “Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkileri” başlıklı 11. maddesinde;
“…nci maddeye göre başka idare tarafından takip edilen davalar ile Maliye Bakanlığı tarafından takip edilen diğer idarelere ait dava ve icra işlerindeki vazgeçme, feragat ve kabul işlemleri ile yargıya intikal etmiş uyuşmazlıkların sulhen çözümlenmesine ilişkin işlemler, dava veya icra dosyasını takip eden idarenin tabi olduğu usulde yapılır.”
7.8 “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14.
maddesinde; “Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir…”
7.9 “Yönetmelik” başlıklı 16. maddesinde; “Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında hukuki
uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun çalışma usul ve esasları, avukatlık hizmeti satın alınmasıyla ilgili
usul ve esaslar ile bunların takip ve denetimine ilişkin hususlar ve vekalet ücretlerinin dağıtımına dair usuller Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir”
7.10 “Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18. maddesinde;
“…İdarelerin hukuk hizmetlerine, uyuşmazlıkların sulh yoluyla halline, avukatlık hizmeti satın alınmasına ve davalarla ilgili vazgeçme yetkilerine dair diğer kanunlarda yer alan hükümlerden bu Kanun Hükmünde
Kararname hükümlerine aykırı olanlar uygulanmaz…” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Ankara 3. idare
Mahkemesi’nin 28.01.2019 tarih ve E: / K: / sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini ve aleyhine 1.362,00 TL avukatlık ücretine hükmedildiğini, yaptığı istinaf başvurusu üzerine
28.01.2019 tarihli kararın, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi’nin 24.09.2019 tarih ve
E: / K: / sayılı kararıyla bozulduğunu, bozma kararı üzerine dava yeniden görüldüğünü ve Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin 05.11.2019 tarih ve E: / K: / sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verildiğini ve aleyhime 1.362,00 TL avukatlık ücretine hükmedildiğini, icra emrine konu edilen kararın, 05.11.2019 tarihli işbu karar olduğunu, İdarenin 10.05.2019 tarihli yazı ile kendisine ödeme bildiriminde bulunduğunu iddia ettiğini, bir karar henüz verilmeden önce bu kararda yer alan avukatlık ücretinin ödenmesinin istenilmesinin mümkün olamayacağını, idarenin göndermiş olduğu ödemeye davet yazısı bozma kararı ile ortadan kalkan mahkeme kararına dayanak iken icra takibine konu mahkeme kararının ödemeye davet yazısından sonra verilmiş bir görevsizlik kararı olduğunu, diğer yandan açtığı davada adli yardım talebinin kabul edildiğini, adli yardım talebinin kabul edildiği davalarda karar kesinleşmeden avukatlık ücretinin takibe konulamayacağını, idare tarafından sulh başvurusunun hukuka ve maddi gerçeğe aykırı gerekçelerle reddedildiğini iddia ederek sulh başvurusunun kabulü ile ihtirazi kayıtla ödediği fazlaya ilişkin kısmın tarafıma iade edilmesini (l.362,00 TL’nin üstündeki ödemelerin tarafıma iadesi) talep etmektedir.
10. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
11. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın
Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
12. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa
Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesi amacıyla 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk
Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname yürürlüğe girmiştir. Kararnamenin genel gerekçesinde; Kamuda hukuk hizmetinin yürütülmesine ilişkin farklı ve pek çok sayıdaki hukuki düzenleme yerine tek bir kanuni düzenleme yapılarak hukuk hizmetlerinde uygulama birliğinin ve sadeleşmenin sağlanmasının hedeflendiği, ayrıca idarelere sulhe davet mekanizması getirilmekle kamu idarelerinin vatandaşla olan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi öngörülerek vatandaşın hak ve menfaatini gözetecek şekilde uyuşmazlığın öncelikle sulh yoluyla çözümlenmesi, tarafların sulh koşullarında anlaşamamaları halinde uyuşmazlıkların yargıya intikal ettirilmesinin yolunun açılacağı, bu düzenlemeler ile idarelere karşı açılacak davaların azalacağı gibi davaların kısa sürede bitirilmesinin de sağlanarak gerek idarelerdeki gerekse yargı mercilerindeki iş yükünün azaltılmasına katkı sağlanacağının belirtildiği görülmektedir.
13. İdare Mahkemesince hükmolunan vekalet ücretinin 659 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesinin kapsamında olmadığı, somut olayda idare tarafından ödemeye davet yazısı gönderilmemesinin yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmediği görülse de, güncel kamu yönetimi anlayışı ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde idareden beklenen davranışın emsalen, idari yargıdan doğan uyuşmazlıklarda da 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında uygulama yapılabileceği değerlendirilmektedir.
14. Somut olayda idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde; “ 14.1. Başvuranın 15/07/2016 tarihinde gözaltına alınarak kötü muameleye maruz kaldığından bahisle
Emniyet Genel Müdürlüğü aleyhine Ankara 3.İdare Mahkemesinde manevi tazminat davası açtığı, Ankara 3. İdare Mahkemesinin 28.01.2019 tarih ve E: / -K: / sayılı davanın reddi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasının ardından dosyanın yeniden esas numarası alması sonucunda Ankara 3. İdare Mahkemesinin 05/11/2019 tarih ve E: / , K: / sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddine karar verildiği ve başvuran aleyhine 1.362,00 TL avukatlık ücretine hükmolunduğu, 14.2. İdarenin ilama konu 1.362,00 TL avukatlık ücreti alacağını Ankara 9. İcra Müdürlüğünün / sayılı dosyasında icra takibine konu ettiği, başvuranın 21/11/2022 tarihinde 2.877,62 TL ödeme yapması üzerine icra takip dosyasının infazen kapatıldığı, 14.3. İdarenin 10 Mayıs 2019 tarih ve – sayılı yazısı ile başvurana ödemeye davet yazısının tebliğe çıkarıldığı ancak yazının tebliğ edildiğini gösterir tebligat parçasının bir suretinin sunulmadığı, başvuranın ise tebligatın kendisine ulaşmadığını ve söz konusu ödemeye davet yazısının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılan Ankara 3. İdare Mahkemesinin 28.01.2019 tarih ve E: / -K: / sayılı davanın reddi kararına yönelik olduğu, yapılan icra takibinin ise Ankara 3. İdare Mahkemesinin 05/11/2019 tarih ve E: / , K: / sayılı kararına ilişkin olduğu ve ödemeye davet yazısının gönderildiği tarihte ilama dayanak mahkeme kararının henüz verilmediğinin iddia edildiği,” tespit edilmiştir.
15. Kurumumuza ulaşan benzer nitelikteki başvuruya Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı verilmiştir. (Bkz: 2022/14422 dosya numaralı başvuruya verilen 10/03/2023 tarihli karar)
16. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm
dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İdare her ne kadar lehine hükmedilen vekâlet ücretlerinin şahıslardan tahsili için ön başvuru zorunluluğunun bulunmadığını, mevzuatın kendisine yazılı bildirimde bulunma şeklinde bir yükümlülük yüklenmediğini belirtmekte ise ve İYUK’ta idare aleyhine hükmedilen vekâlet ücretlerinin idareden tahsili için ön başvuru yapma zorunluluğu bulunmasına rağmen (2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanununun madde 28), 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve
Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname düzenlemesinin somut olay bağlamında kurumun iç düzenleyici bir işlemi olmasından öte bir anlam taşıdığı ve günümüz kamu yönetimi anlayışı ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde idareden beklenen davranışın emsalen, idari yargıdan doğan uyuşmazlıklarda da 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında uygulama yapılabileceği anlaşıldığından idarenin işleminin hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KISMEN REDDİ KISMEN
KABULÜ ile, Başvuranın fazladan (1.362,00 TL’yi aşan kısmın) ödediği icra dosya masrafları ve icra vekâlet ücretinin tarafına iadesi talebinin REDDİNE, İdarenin bundan sonraki işlemlerinde güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde, mahkemelerce hükmedilen vekâlet ücretlerinin tahsilinde ilgilisine öncelikle ödemeye davet yazısı göndermesi yönünde EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararının BAŞVURANA ve EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi