ÖZET: Başvuran, ailesinin bulunduğu Sincan Ceza İnfaz Kurumuna nakil talep etmiş, ayrıca görüntülü görüşme imkanı ve sağlık hizmetlerinin yeterli şekilde sağlanmasını istemiştir. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen “özel ve aile hayatına saygı hakkı” çerçevesinde, mahkumların aileleriyle iletişimlerinin sağlanması devletin pozitif yükümlülüğüdür. Ancak, hapis cezasının doğası gereği, aile hayatının sınırlanması da olağandır. Başvuranın nakil talebinin reddedilmesi, ceza infaz kurumlarındaki doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleriyle haklı bulunmuştur.

Hükümlülerin nakil talepleri, yalnızca cezaevi kapasitesi değil, aynı zamanda ailelerin ziyaret etme imkanları da göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. Başvuranın talep ettiği Sincan Ceza İnfaz Kurumlarının doluluk oranları yüksek olduğundan, nakil talebinin reddi hukuka uygun bulunmuştur. Ancak, ileride boşalma olması durumunda başvuranın nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/9458-S.23.15278

BAŞVURU NO : 2023/3259

KARAR TARİHİ : 28/07/2023

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

SAĞLIK BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın nakil ve diğer talepleri hakkında.

BAŞVURU TARİHİ : 08/03/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan dilekçesinde özetle; Marmara 7

Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, ailesinin Ankara’da ikamet ettiğini, aradaki yol mesafesi ve maddi imkansızlıklar nedeniyle ziyarete gelemediklerini, ailesine yakın olan Sincan cezaevine naklinin yapılmasını, ayrıca yaklaşık 1 yıldır kurumda diğer mahkumların görüntülü görüşme imkanından yararlandığını, ancak kendisinin yararlanamadığını, kurumu ilgilendiren konularda yazdığı şikayet dilekçelerinin gönderilmediğini, bu sebeple ücretli olarak göndermek zorunda kaldığını, 21.11.2022 tarihinde romatizmal rahatsızlığından dolayı muayene için götürüldüğü Başakşehir Şehir

Hastahanesinde Romatoloji doktoru “ ” nin kendisine kötü davrandığını, başından savdığını, muayenesini yarıda kesip ilaç yazmadığını belirtmiş, Sincan Ceza İnfaz Kurumuna isteğe bağlı nakilinin yapılması, görüntülü görüşme imkanından yararlandırılması, ödediği APS ücretlerinin iadesi ve tedavisinin gerektiği gibi yapılması talepleriyle kurumumuza başvurmuştur.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kurumumuzun 16/03/2023 tarih, yazısı ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Genel Müdürlüğün 07/04/2023 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; A) Başvuranın nakil talebiyle ilgili olarak;

2.A.1. Adı geçenin, başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesine ilişkin nakil talebinin 24.03.2023 tarihli ve sayılı yazımız ile uygun görülmediği, 2.A.2. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 2.A.3.Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının

(e) bendinde “İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.A.4. Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.A.5. Adı geçenin, 03.01.3023 tarihli nakil talep dilekçesinde belirttiği, Sincan 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu kapasitesinin 1764, mevcudunun 2449, doluluk oranının %139, Sincan 2 No.lu L Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1724, mevcudunun 2064, doluluk oranının %120, Sincan 3 No.lu L Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 1681, doluluk oranının %127, Sincan 4 No.lu

L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 1187, doluluk oranının %90, Eskişehir

L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1200, mevcudunun 1586, doluluk oranının % 132 olduğu, 2.A.6. 5275 sayılı Kanun’un 54 ile 05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgenin 15 inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, hükümlülerin gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten dilekçe vermeleri gerektiği hüküm altına alınmış olduğundan Genel Müdürlüğün isteğe bağlı nakillerde hükümlülerin nakil gitmek istedikleri yer dışında re’sen kurum belirleme yetkisinin bulunmadığı, 2.A.7. Adı geçenin, suç profilinin 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinde barındırılması gereken tutuklu profili olduğundan yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması ve yukarıda doluluk oranları verilen ceza infaz kurumlarının verileri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, radikalleşmenin artacağı dolayısıyla kamu düzenin bozulacağının düşünüldüğü, 2.A.8. Öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceği değerlendirildiği, bu kapsamda, adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi ve yukarıda açıklanan nedenlerle talep ettiği ceza infaz kurumlarına nakil talebi uygun görülmediği, 2.A.9. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği,

2.A.10. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 2.A.11. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumu mevcutlarının günaşırı değiştiği, 2.A.12. Bu nedenle; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.A.13. Ayrıca her ay isteğe bağlı nakillerin açıldığının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, adı geçenin de nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceği, 2.A.14. Başvuranın kurumda barındırıldığı son 6 aylık süre içerisinde (01/09/2022 – 24/03/2023) 9 kez aile bireyleriyle görüştüğü, haftalık sesli telefon görüşmesini ise aile bireyleri ile düzenli olarak gerçekleştirdiği, B) Başvuranın, görüntülü görüşme talebiyle ilgili olarak; 2.B.1. Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi Bakanlığımız tarafından yürütülmekte olup söz konusu proje ile hükümlülerin personel tarafından oda ve koğuş dışına çıkartılması suretiyle yürütülen çeşitli hizmetlerin, ses izolasyonlu bir kabin içerisinde oda ve koğuşlara yerleştirilecek multimedya cihaz marifetiyle, personel sirkülasyonuna gerek olmaksızın daha az insan kaynağı harcanarak, hızlı ve güvenilir bir biçimde gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, 2.B.2. Proje kapsamında görüntülü görüşme ve e-doktor uygulaması gibi daha önce hiç yapılmamış uygulamaların da hayata geçirilmesinin planlandığı, içerik itibariyle geliştirilebilir bir tasarımın tercih edildiği, an itibariyle geliştirilen içeriklerin; sesli ve görüntülü görüşme, sayım, dilekçe, kantin sipariş ve online ödeme, kütüphane kitap talebi, e-mektup, e-doktor ve Bakanlık iletişim uygulamaları olduğu, 2.B.3. Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyuna duyurulan “Yargı Reformu Stratejisi” ile “İnsan Hakları

Eylem Planı”nda da yer alan ACEP (Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu) Projesi kapsamında, Sincan ve Bakırköy Kadın ile Sincan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında yapılan pilot denemelerin akabinde gerekli revizeler yapılarak Ülkemiz genelinde bulunan tüm ceza infaz kurumlarına yaygınlaştırma çalışmalarının başlatıldığı, Marmara 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda da yaygınlaştırma çalışmaları kapsamında kurulumlar yapılarak sistemin kısmen aktif edildiği, ancak teknik alt yapının gerek donanım gerekse yazılım olarak tamamlanmadığından sistem kabulünün henüz Bakanlıkça yapılmadığı, 2.B.4. Diğer yandan; ceza infaz kurumlarında görüntülü görüşme dahil telefon görüşmelerinin, 5275 sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66 ncı maddesi ve Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Yönetmelik’in “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde gerçekleştirildiği ve söz konusu hükümler uyarınca işlem tesis edildiği,

C) Başvuranın, dilekçelerinin işleme alınmadığı, cevap verilmediği ve ücretli gönderme iddiası ile ilgili olarak; 2.C.1. Hükümlü ve tutukluların mahkemelere, resmi kurum veya kuruluşlara ve diğer makamlara gönderdikleri dilekçelerin aynı gün işleme alındığı, herhangi bir gecikmenin söz konusu olmadığı, kurum idaresine yazmış oldukları istek, talep ve öneri içerikli dilekçelerine “3071 sayılı Dilekçe Hakkının

Kullanılmasına Dair Kanunda” belirtilen süreleri aşmayacak şekilde cevap verildiği, 2.C.2. Anılan Kurumda barındırılan hükümlü ve tutukluların yazmış oldukları dilekçelerin sabah sayımında görevli personel tarafından toplandığı, Kurum nöbetçi müdürünün dilekçeleri havale etmesi sonrasında başmemurluk biriminde görevli personel tarafından dilekçelerin ilgili bürolara gönderildiği, ilgili bürolar aracılığı ile söz konusu dilekçelerin ilgili kurum ve kuruluşlara gönderildiği, adı geçenin 22.07.2016 tarihinden günümüze kadar toplamda 159 adet dilekçe yazdığı ve bu dilekçelerin ilgili yerlere gönderildiği, D) Başvuranın, muayenesinin tamamlanmadığı, ilaç yazılmadığı iddiasıyla ilgili olarak; 2.D.1. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirlerin alındığı, adı geçenin de sağlık durumuna ilişkin gerek kurum revirinde, gerekse de devlet hastanelerinde tedavisinin yaptırıldığı, 2.D.2. Mevzuata göre; hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa aile sağlığı merkezi veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı, 2.D.3. Bu kapsamda, adı geçenin anılan Kurumda barındırıldığı süre içerisinde 18 defa Silivri Devlet

Hastanesinde, 1 defa Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ve 5 defa da Başakşehir Çam ve Sakura

Devlet Hastanesinde olmak üzere toplam 24 defa hastanelerin çeşitli polikliniklerinde muayene edildiği ve muayene sonucunda reçete edilen ilaçların temin edilerek adı geçene teslim edildiği, 2.D.4. Ayrıca, ceza infaz kurumlarında barındırılan tüm hükümlü ve tutuklulara olduğu gibi adı geçenin de sağlık sorunları ile ilgili gerekli tüm tetkiklerin ve tedavilerin özenle yerine getirildiği, infaz kurumlarında yaşayan hükümlü ve tutukluların, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaşın yararlanabildiği sağlık haklarından ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırıldığı, Bilgilerine yer verilmiştir.

3. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kurumumuzun 16/03/2023 tarih, yazısı ile İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. İl

Sağlık Müdürlüğün 10/04/2023 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 3.1. Marmara 7 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunun başvuranın Başakşehir Çam ve Sakura

Şehir Hastanesinde tedavi gördüğü sürece ilişkin bilgi/belgelerin yazı ekinde sunulduğu,

3.2. 17.10.2022 tarihinde Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Romatoloji Polikliniğinde muayene edildiği, 20.20.2022 tarihinde Prof.Dr. ’in talebi üzerine laboratuvar tetkiklerinin yapıldığı,

28.10.2022 tarihinde ise MR çekiminin yapıldığı, hastahanede tedavisinin ardından 10.11.2022 tarihli

ekipriz raporu düzenlenerek başvuranın taburcu edildiği, MR raporunda; “Subkondral kemikte erozyon bulgusu veya subkortikal skleroz saptanmadığı, eklem köşeleri normal görünümde, eklem çevresi yağlı plan ve musküler yapıların morfoloji sinyal özelliği normal olup, görüntü alanındaki yumuşak dokuya ait patoloji saptanmadığı, Sakral kanal ve nöral foramenler normal görünümde olduğu, kesit alanına kısmen giren lomber ve kalça kesitlerinde, L4-L5 düzeyinde geniş tabanlı protrüzyon L5-S1 düzeyinde dural keseye bası yapmayan santral disk protrüzyonu izlenmiş olup gereklilik halinde lomber spinal mrg önerildiği, Femur baş-boyun kesiminde solda iki sağda bir ve sol asetabular tavan posteriorunda bir adet olmak üzere kompak kemik adacıklarının olduğu” bilgilerine yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 4.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

4.3. “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi… halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.” 4.4. ‘‘Özel hayatın gizliliği’’ başlıklı 20 nci maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 4.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin; 5.1.“Yaşam hakkı” başlıklı 1 inci maddesinde; “Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” , 5.2. “İşkence yasağı” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.” 5.3. ‘‘Özel ve aile hayatına saygı hakkı’’ başlıklı 8 inci maddesinde; ‘‘1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 6. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesinde; “Her insanın doğuştan gelen yaşama hakkı vardır. Bu hak yasalarla korunacaktır. Hiç kimsenin yaşamı keyfi olarak elinden alınamaz.” 7. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün 7.1. ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19 uncu maddesinde; ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ 7.2. ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20 inci maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 9. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun; 9.1. “İnfazda temel amaç’’ başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 9.2. ‘‘Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler’’ başlıklı 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili

bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

d) İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir.

e) Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”;

9.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9 uncu maddesinde “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.

(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.

(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.

(5) (Değişik: 25/5/2005-5351/1 md.) Müebbet hapis cezasına hükümlülerden, 107 nci maddede belirtilen koşullu salıverilme süresinin üçte ikisini, süreli hapis cezasına hükümlülerden toplam cezalarının üçte birini, üçüncü fıkrada belirtilen hükümlülerden geriye kalan toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda geçirerek iyi hâl gösterenlerin, tutum ve kişiliklerine uygun diğer ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine karar verilebilir.”; 9.4. “Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27’nci maddesinde; “(1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır.

(2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.”, 9.5. ‘‘Nakiller” başlıklı 53 üncü maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 9.6. ‘‘Kendi istekleri ile nakil’’ başlıklı 54 üncü maddesine göre, “ (1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;

a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. (Ek cümle: 24/1/2013-6411/7 md.) Çocuk hükümlüler ile maddi durumunun yetersiz olduğunu belgelendiren hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz.

(2) Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır.”; 9.7. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57 nci maddesinde; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.

(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.

(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde

Adalet Bakanlığına bilgi verilir.

(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.” 9.8. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” kenar başlıklı 71’inci maddesinde; “Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde

Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” 9.9. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78 inci maddesinde;

“ (1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”, 9.10. “Hastaneye sevk” başlıklı 80’inci maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.” 10. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Yönetmelik’in 74’üncü maddesinde; “(1) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlüler, belgelendirmeleri koşuluyla eşi, dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir.

(2) Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:

…

g) Görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkân sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu

Bakanlıkça belirlenen kurumlarda, haftalık görüşme süresi otuz dakika olarak uygulanır. Bu sistem oda veya koğuş içine ya da idarece uygun görülen diğer yerlere kurulabilir. Haftalık ziyaret hakkını kullanmayan hükümlülerin bir sonraki haftalık telefon görüşme süresine ayrıca otuz dakika ilave edilir ve bu süre devredilemez. Bu kapsamdaki görüşmeler aynı hafta içerisinde toplam üç görüşmeyi aşmamak koşuluyla bölünmek suretiyle de yapılabilir. İlave edilen otuz dakika için üç görüşme hakkı daha verilir.

Bu görüşmeler görüntülü ve sesli olarak yapılabileceği gibi sadece sesli olarak da yapılabilir. …

Hükümlülere mensubu bulundukları dinin bayramlarında kullanılmak üzere otuz dakika ilave görüşme hakkı verilir.

ğ) Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü üyeleri, görüntülü görüşme ve görüşme süresinin uzatılmasına ilişkin bu haktan kurumdaki tutum, davranış, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılma gibi durumları göz önünde bulundurularak idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre yararlandırılabilir.” 11. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Tüzük’ün; 11.1. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 94’üncü maddesinde; “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir”.

11.2. “Hastaneye sevk” başlıklı 115’inci maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle bir hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, cezaevi tabibi tarafından bir raporla derhâl kurum en üst amirine bildirilir.”; 11.3. “Hükümlülerin hastanelerde muayene ve tedavileri” başlıklı 116’ncı maddesinde; “(1) Kurumda tedavisi mümkün olmayan hastalığı bulunan hükümlülerin muayene ve tedavileri Devlet ve üniversite hastanelerinde gerçekleştirilir. Hükümlülerin yatarak tedavileri bunlar için ayrılan hükümlü koğuşlarında yapılır. Hükümlü koğuşu yoksa tedavileri dış güvenlikten sorumlu güvenlik görevlileri tarafından gerekli önlemler alınarak hastanelerin diğer birimlerinde yapılır.

(2) Açık kurumlar ile çocuk eğitimevi hükümlülerinin kurum dışındaki yatarak tedavileri, tedavi eden kurumun bulunduğu yerdeki kurumun iç güvenlik görevlileri gözetiminde ve hükümlü odası dışındaki bir bölümde yapılır.

(3) Kurum dışında yatarak tedavileri yapılan hükümlülerin yanında, tedaviyi yapan hekimin raporuyla zorunlu olduğunun bildirilmesi hâlinde, eşi, annesi, babası, kardeşi, çocuğu, bunların olmaması hâlinde

Cumhuriyet başsavcılığının uygun gördüğü bir aile yakını refakatçi olarak bulundurulabilir.”, 11.4. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 117’nci maddesinde; “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi cezaevi tabibi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Kurumda, hükümlünün muayene veya tedavisi sırasında cezaevi tabibi tarafından talep edilmediği sürece muayene odasında sağlık personeli dışında görevli bulundurulmaz. Ancak güvenlik amacıyla ve konuşulanların duyulmayacağı şekilde, kurum idaresi tarafından gerekli tedbirler alınır.

(3) Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(4) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”, 12. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Yönetmelik’in 12.1. “Sağlık servisi” başlıklı 13’üncü maddesinde; “(1) Sağlık servisi; kurumda koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerini cezaevi tabibinin başkanlığında yerine getiren servistir. Sağlık servisinde; cezaevi tabibi, diş tabibi, eczacı, veteriner, diyetisyen, sağlık memuru ve hayvan sağlık memuru görev yapar.

(2) Cezaevi tabibi; a) Kurumun sağlık koşullarını düzenleyerek, hükümlülerin ve kurum personelinin muayene ve tedavilerini yapar. b) Kurumun sağlık koşullarını bozan hareketlerin önlenmesi amacıyla, tedavi olmayı reddedenleri ve kurumun sağlığını bozacak şekilde hareket edenleri, kurum en üst amirine bildirir”

12.2. “Revir” başlıklı 97’nci maddesinde; “(1) Her kurumda bir revir bulunur. Revir, cezaevi tabibinin sorumluluğunda faaliyet gösterir.

(2) Kurum revirinde bulundurulması gerekli tıbbi araç ve gereçler ile kurum revirinin çalışma esas ve usulleri kurum iç yönergesinde gösterilir. “ 12.3. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 98’inci maddesinde; “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi cezaevi tabibi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Kurumda, hükümlünün muayene veya tedavisi sırasında cezaevi tabibi tarafından talep edilmediği sürece muayene odasında sağlık personeli dışında görevli bulundurulmaz. Ancak güvenlik amacıyla ve konuşulanların duyulmayacağı şekilde, kurum idaresi tarafından gerekli tedbirler alınır.

(3) Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(4) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbi deney yapılamaz.” 12.4.“Hükümlülerin hastaneye sevki ile hastanelerde muayene ve tedavileri” başlıklı 99’uncu maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle bir hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, cezaevi tabibi tarafından bir raporla derhal kurum en üst amirine bildirilir.

(2) Kurumda tedavisi mümkün olmayan hastalığı bulunan hükümlülerin muayene ve tedavileri devlet ve üniversite hastanelerinde gerçekleştirilir. Hükümlülerin yatarak tedavileri bunlar için ayrılan hükümlü koğuşlarında yapılır. Hükümlü koğuşu yoksa tedavileri dış güvenlikten sorumlu güvenlik görevlileri tarafından gerekli önlemler alınarak hastanelerin diğer birimlerinde yapılır.

(3) Açık kurumlar ile çocuk eğitimevi hükümlülerinin kurum dışındaki yatarak tedavileri, tedavi eden kurumun bulunduğu yerdeki kurumun iç güvenlik görevlileri gözetiminde ve hükümlü odası dışındaki bir bölümde yapılır.

(4) Kurum dışında yatarak tedavileri yapılan hükümlülerin yanında, tedaviyi yapan hekimin raporuyla zorunlu olduğunun bildirilmesi hâlinde eşi, annesi, babası, kardeşi, çocuğu, bunların olmaması hâlinde

Cumhuriyet başsavcılığının uygun gördüğü bir aile yakını refakatçi olarak bulundurulabilir.” 13. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 6’ncı maddesinde; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder.

Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ” 14. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri İle

Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokol’ün 14.1.“Sevk ve nakillerin yapılması, süresi ve esasları” başlıklı 19’uncu maddesinde; “(1) Ceza infaz kurumu idaresince hükümlü ve tutukluların hastane ve duruşmaya sevk yazıları, zorunlu haller dışında en geç iki gün öncesinden jandarmaya gönderilir ve jandarma koruma birlik komutanlığınca da istenilen gün ve saatte hizmete uygun olarak sevkler yapılır.”,

14.2.“Sağlık kurum ve kuruluşlarından randevu alınması” başlıklı 28’inci maddesinde; “(1) Acil veya hayati bir sağlık sorunu dışında hükümlü ve tutukluların muayene, tetkik, tahlil ve tedavileri için sağlık kurum ve kuruluşlarına sevklerinde, mümkün olduğu ölçüde önceden randevu alınır ve sevkler jandarma tarafından randevu saatinde sağlık kuruluşunda hazır olunacak şekilde yapılır.”; 14.3.“Hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavilerinin yapılacağı hastaneler” başlıklı 34’üncü maddesinde; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavileri, bulunduğu yer ya da en yakın Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşlarında yapılır.

(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlü ve tutukluların başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu raporuyla; acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde ise varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilen ve başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleşmediği, hastaya nerede ve ne tür tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla olur. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3) Hükümlü ve tutuklular acil haller dışında özel sağlık kuruluşlarına sevk edilmez.

(4) Kampüslerde kurulan semt polikliniklerinde, kampüste bulunan ceza infaz kurumu hasta hükümlü ve tutuklularının yanında, başka ceza infaz kurumlarından gelen hasta hükümlü ve tutukluların da muayene ve tedavisi yapılabilir.”, 15. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin ‘‘Hükümlülerin Kendi

İstekleri İle Nakilleri’’ başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Tüzük’ün ‘‘Kendi istekleri ile nakil ’’ maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı)Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir’’ ; 16. 01/06/2020 tarihinde yayımlanan 172 No’lu Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların

Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığı Erişimi ve Tedavileri, Tedavi Nedeniyle

Nakiller, Ceza Tehir İşlemleri konulu Genelgenin “Hükümlü ve Tutukluların Tedavi Nedeni İle Nakil

İşlemleri Ve Ceza Tehiri İşlemleri” başlıklı 3 üncü kısım 4 üncü Bölümünde; 16.1. “ A. Tedavi Nedeni İle Hastaneye Sevk” başlıklı maddesinde; “1. Ceza İnfaz Kurumunda bulunan kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için Devlet veya Üniversitesi hastanesine sevk edilicektir.”,

16.2. “B. Tedavi Nedeni İle Nakil” başlıklı maddesi; “1. Devlet hastaneleri ya da üniversite hastanelerine gönderilen hükümlü ya da tutukluların, başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu raporuyla, acil ve hayati tehlikesi bulunması halinde, mevcut ise biri hastalığın uzmanı olmak üzere, iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemeyeceği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkün olacaktır. Bu durumda da öncelikle, en yakın ve mahkum koğuşu bulunan

Devlet ve Üniversite hastaneleri tercih edilecektir.

2. Hükümlü ve tutukluların bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekli olup; aksi halde hükümlü ve tutuklular ait olduğu ceza infaz kurumuna iade edilecektir.

3. Hükümlü ve tutukluların sağlık nedeniyle başka ceza infaz kurumuna naklinin kurum idaresince tespit edilmesi veya hükümlü ve tutukluların kendi talebi halinde, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekimi ve aile hekiminin önerisi ve en üst amirin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakilleri yapılabilecektir.” 17. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin (8/4/1998 tarihli oturumda kabul edilmiş olan) Üye

Devletlere Cezaevinde Tıbbi Bakımın Ahlaki ve Kurumsal Yönleri ile İlgili R (98) 7 sayılı Tavsiye

Kararı’nın ilgili kısımları;

“R (98) 7 SAYILI TAVSİYE KARARINA EK

17.1. Cezaevinde Tıbbi Bakımın Ana Özellikleri

A. Bir Doktora Müracaat 1. Mahkûmlar cezaevine girdiklerinde ve orada bulundukları süre içerisinde herhangi bir yersiz gecikme olmaksızın ve tutukluluk rejimlerine bakılmaksızın, gerekirse sağlık durumları itibarıyla her zaman bir doktora veya tam mesleki tecrübeye sahip olan bir hemşireye müracaat etme imkânına sahip olmalıdır.

Bütün tutuklular cezaevine alınmalarında uygun olan bütün tıbbi uygulamalardan yararlandırılmalıdır.

Akli dengesizliğin, cezaevine psikolojik adaptasyonun, uyuşturucu kullanımından kaynaklanan zararlı belirtilerin, hap ve alkol bağımlılığının ve bulaşıcı ve kronik durumların üzerinde özel bir önemle durulmalıdır.

2. Mahpusların sağlık gereksinimlerini karşılayabilmek için, mahpusların sayılarına, sirkülasyonuna ve ortalama sağlık durumlarına dayalı olarak, büyük ceza infaz kurumlarında devamlı surette doktorlar ve tecrübeli hemşireler bulundurulmalıdır.

3. Bir cezaevi sağlık bakım ünitesi en azından açık tedavi ve dış hasta konsültasyonlarını yapabilecek imkanlara sahip olmalıdır. Şayet, mahkûmun sağlık durumu cezaevinde garanti altına alınamayacak bir tedaviyi gerektiriyorsa, cezaevi dışında bulunan sağlık kuruluşlarında ve her türlü güvenlik ortamında tedavinin yerine getirilmesi için mümkün olan her şey yapılmalıdır.

4. Mahpuslar gündüz ve gecenin her anında gerekli olduğunda bir doktora görünebilmelidir. Cezaevi binası ve eklentilerinde ilk yardımda bulunabilecek bir görevli her zaman hazır bulundurulacaktır. Ciddi acil durumlarda doktor, hemşire, personelinin bir üyesi ve cezaevi idaresi haberdar edilmelidir; gözetim personelinin aktif katılımı ve işlemde bulunması esastır…

9. Gerektiğinde, mahpus hastaneye götürülürken kendine doktor veya hemşire personelince refakat edilmelidir…”

Düzenlemelerine yer vermektedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

18. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilmesi sonucu, başvuranın görüntülü görüşme, dilekçelerinin işleme alınmadığı ve muayenesinin tamamlanmadığı iddialarına yönelik talepleri açısından hazırlanan “Ret Karar Önerisi”, nakil talebi ile ilgili olarak hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 19. Başvuranın, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda, ailesinin bulunduğu ildeki

Sincan Ceza İnfaz Kurumuna isteğe bağlı nakilinin yapılmasını, görüntülü görüşme imkanından yararlandırılmasını, ödediği APS ücretlerinin iadesini ve tedavisinin gerektiği gibi yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.

20. Başvuranın, ailesinin ikamet ettiği Ankara ilinde bulunan Sincan Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebiyle ilgili olarak; 20.1. Anayasamızda ve AİHS’nde herkesin “özel ve aile hayatına saygı hakkına” sahip olduğu düzenlenmiştir.

20.2. Anayasamızın 19 uncu maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Ancak mahkumun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. ( AİHM, Messina v. Italy, B.No:

25498/94; EpnersGefners v. Latvia, B.No: 37862/02, AYM, Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708).

20.3. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da, hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılması olağandır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması bir gerekliliktir (AYM, Murat Aydın, B. No: 2016/58533).

20.4. AİHM kararlarında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere

Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, /

hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.

20.5. Yine, AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v. Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkumların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8 inci maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

20.6. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)

bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.

Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak “cezaevi kapasitesi” bakımından değerlendirilmesi, “kendi istekleri ile nakil” düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.

20.7. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca “Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanların” yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği, dolayısıyla talepte bulunanların ceza miktarları ve örgütteki konumları da dikkate alınarak ve incelenerek taleplerin değerlendirildiği belirtilmiştir.

20.8. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmaları, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, başvuranın talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarının ise kapasitesinin oldukça dolu olduğu, başvuranın idareye verdiği dilekçesinde nakil talep ettiği kurumlarının çoğunluğunun kapasitesinin %100 doluluk oranının üzerinde olduğu, ayrıca Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değişmekte olduğu, talep edilen kurumların kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu gibi kriterler göz önüne alınarak naklinin uygun görülmediği, en son alınan nakil talebinin ise başvuranın talep ettiği kurumların kapasitesinin dolu olması nedeniyle naklinin uygun olarak değerlendirilemediği, ilerleyen dönemlerde isteğe bağlı nakil talep dilekçesini

bulunduğu ceza infaz kurumu idaresi aracılığı ile Genel Müdürlüğe göndermesi halinde durumunun değerlendirileceği hususları göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının halihazırda kapasitelerinin üzerinde dolu olması nedeni ile nakli sağlanamamış olsa da nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda, nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

21. Başvuranın, nakil dışındaki diğer talepleriyle ilgili olarak; 21.1. “Yargı Reformu Stratejisi” ile “İnsan Hakları Eylem Planı”nda da yer alan ACEP (Akıllı

Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu) Projesi kapsamında, Sincan ve Bakırköy Kadın ile

Sincan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında yapılan pilot denemelerin akabinde gerekli revizeler yapılarak Ülkemiz genelinde bulunan tüm ceza infaz kurumlarına yaygınlaştırma çalışmalarının başlatıldığı, başvuranın barındırıldığı Marmara 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda da yaygınlaştırma çalışmaları kapsamında kurulumlar yapılarak sistemin kısmen aktif edildiği, ancak teknik alt yapının gerek donanım gerekse yazılım olarak tamamlanmadığından sistem kabulünün henüz

Bakanlıkça yapılmadığı anlaşılmakla, çalışma ve işlemlerin devam ettiği, bu aşamada başvuranın

“görüntülü görüşme imkanından yararlanma talebine” yönelik idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

21.2. Hükümlü ve tutukluların mahkemelere, resmi kurum veya kuruluşlara ve diğer makamlara gönderdikleri dilekçelerin aynı gün işleme alındığı, herhangi bir gecikmenin söz konusu olmadığı, kurum idaresine yazmış oldukları istek, talep ve öneri içerikli dilekçelerine “3071 sayılı Dilekçe Hakkının

Kullanılmasına Dair Kanunda” belirtilen süreleri aşmayacak şekilde cevap verildiği, anılan Kurumda başvuran da dahil diğer hükümlü ve tutukluların yazmış oldukları dilekçelerin sabah sayımında görevli personel tarafından toplandığı, Kurum nöbetçi müdürünün dilekçeleri havale etmesi sonrasında başmemurluk biriminde görevli personel tarafından dilekçelerin ilgili bürolara gönderildiği, ilgili bürolar aracılığı ile söz konusu dilekçelerin ilgili kurum ve kuruluşlara gönderildiği, nitekim başvuranın kurumumuza da aynı yöntemle başvuruda bulunduğu, ayrıca başvuranın 22.07.2016 tarihinden günümüze kadar toplamda 159 adet dilekçe yazdığı, bu dilekçelerin ilgili yerlere gönderildiği ve kayıtlarının tutulduğu anlaşılmakla, başvuranın “dilekçelerinin gönderilmediğine dair şikayetine” yönelik olarak idarenin işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

21.3. Başvuranın, anılan Kurumda barındırıldığı süre içerisinde 18 defa Silivri Devlet Hastanesinde, 1 defa

Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ve 5 defa da Başakşehir Çam ve Sakura Devlet Hastanesinde olmak üzere toplam 24 defa hastanelerin çeşitli polikliniklerinde muayene edildiği ve muayene sonucunda reçete edilen ilaçların temin edilerek adı geçene teslim edildiği, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ışığında ve ilgili mevzuat çerçevesinde, başvuranın rahatsızlandığında ve/veya talepte bulunduğunda muayenesinin sağlandığı, rahatsızlığı ile ilgili olarak Başakşehir Çam ve Sakura Devlet Hastanesi Romatoloji polikliniğine yatış yapıldığı, tedavisinin tamamlanmasını müteakip ekipriz raporu düzenlenerek başvuranın taburcu edildiği, gerekli tüm tetkiklerin yapıldığı, dolayısıyla başvuranın sağlık hizmetlerine erişim hakkının kısıtlandığına dair herhangi bir tespitin yapılamadığı, başvuranın “tedavisinin tamamlanmadığına dair şikayetine”yönelik olarak idarenin işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

23. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun

Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemesi’ne yargı yolu açıktır.

VII. KARAR ÖNERİSİ

Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde,

BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE;

Başvuranın Ankara İlindeki Sincan Ceza İnfaz Kurumuna nakil ve diğer taleplerinin REDDİNE, Diğer yandan başvuranın nakil koşullarını taşıması ve talep edilen kurumlarda boşalma olması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI ile SAĞLIK BAKANLIĞI’NA tebliğine;

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi