ÖZET: Başvuran, diş tedavisi sürecinde yaşadığı sorunlar nedeniyle tazminat davası açmak amacıyla İstanbul 1 Nolu Barosu’ndan adli yardım talep etmiş, ancak talebi baro tarafından reddedilmiştir. Baro, başvuranın ekonomik ve hukuki yarar koşullarını taşımadığını belirterek, adli yardım talebini kabul etmemiştir. Anayasa’nın sosyal hukuk devleti ilkesine ve adil yargılanma hakkına dayanan düzenlemeleri gereği, devletin, bireylerin hak arama özgürlüğünü sağlamak ve ekonomik engelleri ortadan kaldırmakla yükümlü olduğu vurgulanmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın adli yardım talebinin gerekli şartları taşıdığına ve bu talebin reddinin, mahkemeye erişim hakkına müdahale anlamına geldiğine karar vermiştir. Bu bağlamda, başvuranın adli yardım talebinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, İstanbul 1 Nolu Barosu’na başvuranın adli yardım talebinin kabul edilmesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/10349-S.23.16581

BAŞVURU NO : 2023/8147

KARAR TARİHİ : 18/08/2023

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL 1 NOLU BAROSU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın adli yardım talebi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 12/06/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; diş tedavisi sürecinde karşılaştığı sorunlar nedeniyle uğradığı zararının karşılanması için dava açmak amacıyla İstanbul 1 Nolu Barosu Başkanlığından adli yardım talebinde bulunduğunu, ancak baro tarafından adli yardım talebinin reddedildiğini, itiraz başvurusuna ise cevap verilmediğini, gerekli şartları taşıdığı halde adli yardımdan faydalandırılmadığını belirterek Kurumumuza başvurmuştur.

Kurumumuzca başvuruya ilişkin olarak 15.05.2023 tarihinde gönderme kararı verilmiştir. Ancak başvuran gönderme kararı üzerine herhangi bir işlem yapılmadığını belirterek tekrar başvuruda bulunmuştur.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla İstanbul 1 Nolu Baro Başkanlığına, 21/06/2023 tarih, sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, Başkanlığın 22/06/2023 tarihli ve – – sayılı cevabi yazısında özetle; 2.1. Başvurucuların adli yardımdan faydalanabilmesi için Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım

Yönetmeliğinin 1. ve 5. maddeleri gereği “ekonomik ve hukuki yarar koşulları” kriterlerini taşımaları gerektiği, 2.2. Başvurucu 21.03.2023 tarihinde İstanbul Barosu Adli Yardım Bürosu Bakırköy Temsilciliği’ne diş tedavisi sürecinde karşılaştığı sorunlar nedeniyle “tazminat davası” talebiyle başvurduğu, başvurunun hem ekonomik hem de hukuki yarar koşulları nedeniyle Yönetim Kurulu’na sunulduğu, Yönetim Kurulunca yapılan değerlendirmede, başvurucunun tazminat davası açacağı karşı tarafla ilgili konu hakkında açılmış bir ceza davası veya mahkumiyet bulunmaması nedeniyle hukuki yarar; açmak istediği dava konusunun maddi içerikli bir dava türü olması, ailesine ait bir evde ikamet etmesi, kira giderinin bulunmaması,

bakmakla yükümlü olduğu kimsenin bulunmaması ve çalışmasına engel bir durumunun bulunmaması sebebiyle ekonomik koşulları taşımaması nedeniyle başvurunun reddine karar verildiği, 2.3. Başvurucunun adli yardım talebinin TBB Adli Yardım Yönetmeliği’nin 1 ve 5 maddeleri uyarınca reddedildiğinin bildirilmesi üzerine başvurucu, 04.04.2023 tarihli dilekçesiyle süresi içinde karara itiraz ettiği, bunun üzerine başvurucunun dosyası İstanbul Barosu Başkanlığı’na sunulduğu ve Başkanlık tarafından yapılan değerlendirmede aynı gerekçeyle itirazın reddine karar verildiği, Başkanl ıkça verilen itiraz ın reddi kararı kesin oldu ğundan ayrıca bir itiraz yolu bulunmad ığı, bu kapsamda, söz konusu başvuruyla ilgili dostane çözüm yolu bulunmad ığı, ancak, başvurucu red gerekçesine göre ko şullarının deği şmesi halinde Baro’ya yeniden başvuru yapma hakk ına sahip oldu ğu,

2.4. İstanbul Barosu’nca adli yard ım taleplerinin karşılanmas ına yönelik mevcut uygulamada tarih ve öncelik s ıralamas ının sadece şiddet mağduru çocuk ve kad ınların 6284 Sayıl ı Kanun kapsam ındaki başvurularında yap ıldığı, di ğer tüm adli yard ım başvurularında mevcut adli yard ım yönetmeli ğinin uyguland ığı,

İfade edilmi ştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesi; ” Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 3.2.”Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesi; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 3.3. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesi; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 3.4. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir…” 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinin 1’inci fıkrası; “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece

bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi; “(1)

Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” düzenlemesini içerir.

6. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” kenar başlıklı

334 üncü maddesinin 1 inci fıkrası; “(1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma

düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” 6.1. “Adli yardımın kapsamı” kenar başlıklı 335 inci maddesi;”(1) Adli yardım kararı, ilgiliye, aşağıdaki hususları sağlar: a) Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet. b)

Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet. c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi. ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini. (2) Mahkeme, talepte bulunanın, yukarıdaki bentlerde düzenlenen hususlardan bir kısmından yararlanmasına da karar verebilir. (3) Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” 6.2. “Adli yardım talebi” kenar başlıklı 336 ncı maddesinin ilgili kısımları; “(1) Adli yardım, asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenir.” 6.3. “Adli yardım talebinin incelenmesi” kenar başlıklı 337 nci maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları; “(1) Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir. Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir. (2) Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.” 7. 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun “Adlî yardımın kapsamı” kenar başlıklı 176 ncı maddesi; ” Adlî yardım, avukatlık ücretlerini ve diğer yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanlara bu Kanunda yazılı avukatlık hizmetlerinin sağlanmasıdır.” 7.1. “Adlî yardım bürosu” kenar başlıklı 177 nci maddesi: “Adlî yardım hizmeti, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adlî yardım bürosu tarafından yürütülür. Baro yönetim kurulu, ayrıca baro merkezi dışında avukat sayısı beşten çok olan her yargı çevresinde de bir avukatı adlî yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Büro ve temsilciler, baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışırlar. Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosu, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulur. Büroda görevlendirme, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek

yapılır. Adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterilir.” 7.2. “Adlî yardım istemi” kenar başlıklı 178 inci maddesi; “Adlî yardım istemi, adlî yardım bürosuna veya temsilcilerine yapılır. İstek sahibi, isteminde haklı olduğunu gösterdiği delillerle kanıtlamak zorundadır. Yardım isteminin reddi halinde, ilgilisi yazı veya sözle baro başkanına başvurabilir. Baro başkanının vereceği karar kesindir.” 8. Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinin “Adli Yardım İstemi ve Görevlendirme” başlıklı 5 inci maddesi; “Adli yardım istemi, hizmetin görüleceği yer adli yardım bürosuna ve temsilciliklerine yapılır. Başvurularda, adli yardım başvuru formu doldurulur ve adli yardım esas defterine kaydedilir. Adli yardım bürosu ve temsilcilikleri, istem sahibinden gerekli bilgi ve belgeleri ister, istemin haklılığı konusunda uygun bulacağı araştırmayı yapar, gerektiğinde karar verir. Bu araştırmada, kamu ve özel kurum ve kuruluşları, adli yardım bürosuna ve temsilciliklerine yardımcı olurlar. Adli yardım isteminin reddi halinde istemde bulunan; tebliğden itibaren on gün içinde yazılı veya sözlü olarak baro başkanına başvurabilir. Birden fazla baronun bulunduğu illerde başvuru, başvuru tarihinde büro yönetimine başkanlık eden sorumlu yönetim kurulu üyesinin bağlı bulunduğu baronun başkanına yapılır. Baro başkanı yedi gün içinde karar verir ve bu karar kesindir. Süresinde karar verilmediği takdirde talep ret edilmiş sayılır.“

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye

Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran diş tedavisi sürecinde karşılaştığı sorunlar nedeniyle uğradığı zararının karşılanması için dava açmak amacıyla yapmış olduğu adli yardım talebinin gerekli şartları taşıdığı halde Baro tarafından reddedildiğini belirterek Kurumumuza başvurmuştur.

11. Anayasamızın 2. maddesinde yer alan “Sosyal Hukuk Devleti”, 5. maddesinde yer alan “Devletin Temel

Amaç ve Görevleri” ve 10. maddesinde yer alan “Kanun önünde eşitlik” ilkeleri ile “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi ve AİHS’in 6. maddesinde düzenlenen “Adil yargılanma hakkının” gereği olarak adli yardım müessesesine mevzuatımızda yer verilmiştir.

12. Anayasa’nın 5. maddesi gereğince Devlet kişilerin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri ortadan kaldırmak zorundadır. Dolayısıyla, hak arama özgürlüğünün kullanımını güçleştiren ekonomik ve sosyal engelleri ortadan kaldırmak devletin başlıca görevlerindendir. Adli yardım kurumu devletin bu görevini yerine getirebileceği bir araçtır.

13. AİHS’in 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrası gereği bireylere tanınan hak arama özgürlüğünün etkin bir şekilde gerçekleştirebilmesi için sözleşmeye taraf devletler, bireylerin hak aramasını sağlayacak ve kolaylaştıracak tedbirleri almakla ve bireylerin mahkemeye başvurabilme imkânlarını haksız şekilde kısıtlayan engelleri de ortadan kaldırmakla yükümlü kılınmıştır. Anayasanın 36’ncı maddesinin 1’inci fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

14. AİHS’in ve Anayasanın adil yargılanma hakkını vurgulayan maddeleri çerçevesinde, Türk hukukunda, mali imkânı yetersiz olan kişilerin, mahkeme ve hukuki temsil masrafları gibi giderlerini karşılamak üzere, bu kişilerin adalete etkin erişimini garanti altına almakta olan adli yardım sistemi, adalete erişim için temel bir araç ve adil yargılanma hakkının önemli bir parçası kabul edilmektedir.

15. Bilindiği üzere, yargılama harç ve giderlerinin ödenmesi hukuk mahkemelerinde dava açılabilmesinin bir koşuludur. Harç ve masrafların, kişilerin ekonomik durumu ne olursa olsun ödenmesinin zorunlu olması yoksul kişilerin mahkemelerde dava açmalarını zorlaştırmaktadır. Yoksul kişilerin de dava açabilmelerini sağlamak amacıyla, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda ve Avukatlık Kanunu’nda adli yardım müessesesi düzenlenmiştir. Buna göre, esas davasında haklı olmak koşuluyla yoksul bir kişi, dava sürecinde mahkemeden veya dava açmadan önce barodan adli yardım talep edebilir. Adli yardım kararı vermesi üzerine de hiçbir yargılama gideri ödemeden esas davasını açabilir.

16. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52)

17. Adli yardım, iddialarından hareketle ilk görünüşe göre haklı olan gerçek kişilerin yoksullukları nedeniyle yargılama giderlerinden yargılama sonuna kadar geçici olarak, avukat ücretinden ise tamamen muaf tutulmasıdır. Buna göre, kendilerinin ve ailelerinin geçimini önemli ölçüde zora sokmaksızın yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda olan kişiler, haklı oldukları yönünde bir kanaat uyandırdıkları takdirde yargılama giderlerinden geçici olarak muaf tutulurlar.

18.1. Dava ve takip ehliyetine sahip her gerçek kişi gerekli şartları taşıyorsa adli yardım talebinde bulunabilir. Adli yardımdan yararlanabilmek için kişinin yoksul ve ilk görünüşe göre esas davasında haklı olması gerekir. Burada genel anlamda yoksulluk değil, nispi bir yoksulluk aranmaktadır. Adli yardım talebinde bulunan kişi, genel olarak yoksul olmayabilir; ancak, yargılama giderlerini ödediği takdirde kendisinin ve ailesinin geçimi önemli ölçüde sıkıntıya düşecekse, yoksulluk koşulu var sayılır.

18.2. Adli yardım talebinde bulunan kişinin, yoksul olmasının yanında, haklı da olması gerekir. Haklılık şartını, esas davanın sonucunda ulaşılan hukuken haklı olma şeklinde değil, ilk bakışta asıl davayı kazanma olasılığının, kaybetme olasılığına göre daha fazla olması şeklinde anlamak gerekir. Diğer bir ifade ile buradaki ispat daha çok ilk görünüşte açıkça haksız durumda bulunmamak ve hâkimde haklı olunduğu konusunda bir izlenim uyandırmaktır. Asıl davada başarısız olunacağı açıkça anlaşılıyorsa adli yardım talebinde bulunulamaz. Adli yardım talepte bulunan kişi, dava veya savunmasında haklı olduğu yönünde kanıtlarını göstermelidir. (Mehmet AKBAL Medeni Yargılama Hukukunda Adli Yardım TBB Dergisi)

19. Somut olaya bakıldığında; başvuranın tedavi gördüğü diş hekimine yönelik çeşitli isnatlarla açmak istediği tazminat davasının takip edilmesi için İstanbul Barosu’na adli yardımdan yararlanma talebiyle başvurduğu, ancak Baro tarafından ekonomik ve hukuki yarar koşullarını taşımadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiği, bunun üzerine yapmış olduğu itirazının reddedildiği, Baro tarafından yapılan ilk değerlendirmede ekonomik olarak uygun olduğu ancak hukuki yarar koşulunu karşılamaması nedeniyle talebin uygun görülmediği, Yönetim Kurulu’nca yapılan nihai değerlendirmede ise başvuranın tazminat davası açacağı karşı tarafla ilgili konu hakkında açılmış bir ceza davası veya mahkûmiyet bulunmaması nedeniyle hukuki yarar; kira giderinin bulunmaması, bakmakla yükümlü olduğu kimsenin bulunmaması ve

çalışmasına engel bir durumunun bulunmaması dolayısıyla ekonomik koşulu taşımaması nedeniyle başvurunun reddine karar verildiği görülmüştür.

20. Baro tarafından yapılan değerlendirmede başvuranın herhangi bir gelir ve servetinin bulunmadığı ve ailesine muhtaç şekilde yaşadığını gösteren mahalle muhtarından alınmış fakirlik kâğıdının yeterli görülmediği; kira gideri ve bakma yükümlülüğü ile çalışmaya engel durumunun bulunmaması nedeniyle ekonomik koşulu sağlamadığı belirtilmiştir. Ayrıca konuyla alakalı olarak karşı tarafa açılan bir ceza davası veya mahkûmiyetin bulunmayışı hukuki yararın yokluğu olarak yorumlanmıştır. Mezkûr fakirlik kâğıdında başvuranın menkul, gayrimenkul ve maaş gelirinin olmadığı, fakir ve yardıma muhtaç olduğu görülmektedir.

21. Öncelikle belirtmek gerekir ki başvuranın belli giderlerinin ve çalışma engelinin olmaması, adli yardım talebinin maddi açıdan reddi için tek başına yeterli bir gerekçe olmamalıdır. Bu şekildeki kategorik yaklaşım adli yardım kararı verilmesinde ilgililerin gerçek mali durumlarının dikkate alınmasını önlemektedir. Başvuranın sırf belli giderlerinin olmaması ve sağlıklı olmasından hareketle mali güçlerinin yargılama giderlerini karşılayacak düzeyde olduğu sonucu çıkarılamaz. Diğer taraftan başvurucunun yargılama giderlerini karşılaması hâlinde kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde güçleştireceği iddiasını desteklemek için muhtarlıktan aldığı belgeye itibar edilmezken ekonomik durumunun elverişsizliğini ortaya koyabileceği hangi belgelere itibar edileceğinin İdarece belirtilmemesi başvuranı iddiasını ispat hususunda zayıf durumda bırakmıştır.(AYM Bireysel Başvuru E: 2017/39062 Karar

Tarihi;10/11/2021 22. Diğer taraftan başvuranın şikâyeti üzerine, yanlış tedavi uygulandığı iddiası haklı görülerek ilgili diş hekimine, bağlı bulunduğu İstanbul Dişhekimleri Odasınca disiplin cezası verildiği başvuru belgelerinden anlaşılmaktadır. Her ne kadar idarece hukuki yarar koşulu ceza davasının bulunmayışına bağlanmışsa da ilgili kanun hükmünden açıkça anlaşılacağı gibi yanlış tedavi uygulandığının ilgili meslek odasınca tespit edilmesinin hukuki yarar koşulunu sağladığı kabul edilmelidir.

23. Özetle adli yardım talebinde bulunan başvuranın; iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandırdığı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri ilgili mercie sunmakla kanuni gereklilikleri yerine getirdiği görülmektedir. Ancak başvuru konusu olayda adli yardım talebinin Kanun’da öngörülen şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle İdarece reddedilmesinin, başvuranın mahkemeye erişim hakkına müdahale anlamına geldiği açıktır.

24. Kurumumuzca yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda; başvuranın adil yargılanma ve mahkemeye erişim haklarının engellendiği tespit edilmiş olup, başvuranın adli yardım talebinin gerekli maddi ve hukuki şartları taşıdığı kanısına varılarak bu çerçevede İdarenin adli yardım talebini red işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜ; Başvuranın adli yardım talebinin kabul edilmesi konusunda İSTANBUL 1 NOLU BAROSU

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın, BAŞVURANA ve İSTANBUL 1 NOLU BAROSU BAŞKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi