|
ÖZET: Bu karar, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Bilim ve Sanat Merkezleri’ne (BİLSEM) öğrenci alımında uyguladığı baraj sisteminin hukuka aykırı olduğuna dair bir değerlendirme içermektedir. Başvuruda bulunan velinin, oğlu için BİLSEM’e kayıt hakkı talebi, MEB’in 2016 yılında getirdiği baraj uygulaması nedeniyle reddedilmiştir. Başvuruda, 130-140 puan aralığında bir başarı elde eden çocuğun, 140 puan barajını geçememesi nedeniyle mağdur olduğu belirtilmiştir.
MEB’in, öğrenci alımında kontenjanları dikkate alarak baraj belirlemesi, üstün yetenekli çocukların eğitim hakkını ihlal etmekte ve bu durum, eğitimde fırsat eşitliği ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Kararda, MEB’in baraj uygulamasını terk etmesi ve kontenjanları artırarak, baraj uygulanmadan tanılamaların yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, eğitimde fırsat eşitliği sağlanması amacıyla, üstün yetenekli çocukların doğru bir şekilde tanımlanması ve eğitim fırsatlarına erişimlerinin sağlanması gerektiği ifade edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 3049-3049 86171061- 101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2016/4357 2016/ 4357
KARAR TARİHİ : 10/04/2017 |tarih|
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –
BAŞVURUYA KONU İDARE : Milli Eğitim Bakanlığı(MEB)
BAŞVURUNUN KONUSU : Milli Eğitim Bakanlığının 1. ve 2.
sınıf düzeyinde Bilim ve Sanat
Merkezlerine (BİLSEM) öğrenci alım sürecinde, genel zihinsel yetenek alanında üstün(özel) yetenekliliği tanılamada baraj uygulamasına gitmesinin yanlış olduğu iddiası ile baraj uygulaması nedeniyle adı geçen merkezde eğitim göremeyen oğlunun merkezden faydalanması talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 09/10/2016 9.10.2016
I. USUL
A. Başvuru Süreci 1. Başvuru, Kurumumuza elektronik ortamda gönderilen ve 9/ 10/ 2016 tarih 11326 sayı ile kayıt altına alınan şikayet başvuru belgesi vasıtasıyla yapılmıştır . Başvurunun karara bağlanması için 14/ 06/ 2012 tarihli 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve İmza Yetkileri Yönergesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, başvurunun incelenmesine ve araştırılmasına geçilmiştir .
1 / 15B. Ön İnceleme Süreci
2. Yapılan ön inceleme neticesinde, başvuru konusunun Kurumumuzun görev alanına girdiği, başvuranın kişisel bir menfaatinin olduğu, idari başvuru yollarının tüketildiği, başvurunun süresinde yapıldığı ve diğer ön inceleme konularında da bir eksiklik bulunmadığı, bu nedenle başvurunun incelenmesine ve araştırılmasına engel bir durumun olmadığı tespit edilmiştir .
II. OLAY VE OLGULAR
A. Başvuranın Konu Hakkındaki Açıklamaları ve İddiaları 3. Başvuran özetle; oğlu üstün yetenekli öğrencilerin eğitim görmesi için açılan Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) eğitim almak için 2016 yılında yapılan
MEB Bilim ve Sanat Merkezine Öğrenci Seçme Sınavlarına 1. Sınıflar düzeyinde girdiğini, sınavdan 130- 140 aralığında puan aldığını, Bakanlığın Türkiye kontenjanı uygulaması nedeniyle oğluna
BİLSEM’e kayıt hakkı tanınmayarak mağdur edildiklerini, BİLSEM’lerin kurulduğu günden 2016 yılına kadar yapılan tüm sınavlarda 130 ve üzeri puan alan öğrencilere kayıt hakkı tanınmasına rağmen ilk kez 2016 yılında 1. ve 2. sınıf öğrencilerine baraj uygulamasıyla 140 ve üzeri puan şartı getirilmesinin ve Bakanlığın bunun sebebi olarak Türkiye kontenjanı uygulamasını göstermesinin yanlış bir uygulama olduğunu, BİLSEM’lerin üstün yetenekli tüm çocukların eğitim görmesi için açılmış kurumlar olduğunu tüm dünyada olduğu gibi IQ’su 130 ve üzeri olan kişilerin üstün zekalı kabul edilirken, Türkiye’de böyle bir baraj usulünün benimsenmesinin mağduriyetlerine neden olduğunu ifade ederek, oğlu a BİLSEM’e kayıt hakkı verilmesini talep etmektedir .
B. İdarenin Başvuru Konusuna İlişkin Açıklamaları 4. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi-belge talebimize istinaden Milli Eğitim Bakanlığı
Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden gelen 07/ 02/ 2017 tarih ve
cevabi yazı ve eklerinde özetle :
4.1) Bakanlıklarına bağlı olarak faaliyet gösteren Bilim ve Sanat Merkezlerinin amacının Bilim ve
Sanat Merkezleri Yönergesi gereğince, Türk milli eğitiminin genel amaçları ve temel ilkeleri doğrultusunda BİLSEM’de sunulan eğitim hizmetleri ile özel yetenekli öğrencilerin; a) Atatürk ilke ve inkılaplarını benimseyen; ailesini, vatanını, milletini seven, ülkesine karşı görev ve sorumluluklarını bilen, bunları davranış hâline getirmiş bireyler olarak yetiştirilmesi, b) Ülkesinin millî, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip; lider, yapıcı, yaratıcı ve ülke kalkınmasına katkıda bulunan bireyler olarak yetiştirilip geliştirilmesi, c) Bilimsel düşünce ve davranışlarla estetik değerleri birleştiren, üretken, sorun çözen, kendini gerçekleştirmiş bireyler olarak yetişmeleri, yetenekleri ve yaratıcılıklarını erken yaşta fark ederek en üst düzeyde kullanmaları, ç) Öğrencilerin yaratıcı düşünce, keşif, icat, sosyal ilişkilerde başarı, inovasyon, liderlik, iletişim ve sanatsal beceriler kazanmaları,
2 / 15d) Özel yetenekleri doğrultusunda bilimsel çalışma disiplini kazanmaları, disiplinler arası düşünme,
sorunları çözme, belirlenen ihtiyaçları karşılamaya yönelik projeler gerçekleştirmeleri olduğu,
4.2) Adı geçen kurumlara yerleştirilecek öğrencilere ait iş ve işlemlerin, Bakanlıklarınca yayımlanan
tanılama kılavuzu doğrultusunda il tanılama sınav komisyonları, BİLSEM’ler ile rehberlik ve araştırma merkezlerince yürütüldüğü, tanılamadan önce, tanılanacak öğrencilerin yaş ve sınıf düzeylerinin belirlendiği ve sınıf öğretmenleri tarafından aday gösterme sürecinin başladığı, aday gösterilen öğrencilerin, tüm ülke genelinde merkezî olarak yapılan grup tarama sınavına alınarak başarılı olmaları durumunda yetenek alanlarına göre bireysel incelemeye hak kazandıkları, bireysel incelemenin, üç yetenek dalında (genel zihinsel yetenek, resim ve müzik), alanında uzman kişi veya kişilerden oluşan komisyon tarafından Bakanlıklarınca belirlenen kriterlere göre yapıldığı,
4.3) Türkiye genelinde 2015- 2016 eğitim öğretim yılında 1 ve 2. sınıf düzeyinde bulunan 167.116
öğrenciye 27/ 02/ 2016 – 24/ 04/ 2016 tarihleri arasında tablet bilgisayar üzerinden ilk defa grup tarama uygulaması gerçekleştirildiği, bu uygulamada genel zihinsel yetenek alanında barajı geçen 16.236 öğrencinin bireysel inceleme sürecine katılmaya hak kazandığı, öğrencinin birinci aşamada aldığı puanın sadece ikinci aşamaya katılabilmesini sağlamadığı, 16/ 05/ 2016- 24/ 06/ 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen bireysel incelemelerde öğrencilere yapılacak iş ve işlemler ile ilgili görevleri yürütmek üzere Bilim ve Sanat Merkezleri Yönergesi’nin 13. maddesi gereği bütün illerde İl
Tanılama Sınav Komisyonlarının oluşturulduğu,
4.4) Bilim ve Sanat Merkezleri Yönergesinin 22. maddesinde “İl Tanılama Sınav Komisyonu
tarafından Bakanlıkça belirlenen ölçütler doğrultusunda objektif ve standart ölçme araçları ile öğrencilerin bireysel incelemesi yapılır .” denildiği, bu madde doğrultusunda 2015- 2016 eğitim öğretim yılında bilim ve sanat merkezleri öğrenci seçim sürecinde 1. ve 2. sınıf düzeyinde grup tarama uygulamasını geçen öğrencilere KBIT- 2 testi uygulanması kararı alındığı, Ülke uyarlaması yapılmış ve uluslararası geçerliliği olan söz konusu testin değerlendirme kriterleri sonucunda
Bakanlıklarınca ülke genelindeki bilim ve sanat merkezlerinin öğrenci kontenjanları dikkate alınarak baraj puanı belirlendiği,
4.5) 2015- 2016 eğitim ve öğretim yılında Bakanlıklarınca yayımlanan Tanılama Kılavuzuna göre 1
ve 2. sınıf öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen tablet bilgisayar uygulamasında genel zihinsel yetenek alanında bireysel incelemeye hak kazanan öğrenciler için taban puanların, Türkiye ortalaması üzerinden belirlendiği , her soru 10 puan olmak üzere, uygulama 450 puan üzerinden değerlendirildiği, 1. sınıflar genel zihinsel yetenek alanı için taban puanın 330, 2. sınıflar genel zihinsel yetenek alanı için taban puanın 380 olarak belirlendiği, söz konusu tablet bilgisayar uygulaması sonucunda öğrenci 370 puan aldığının tespit edildiği, bu puan sonucu öğrencinin genel zihinsel yetenek alanında bireysel incelemeye hak kazandığı ve inceleme sonucunda 135 puan aldığı, bireysel inceleme sonucunda 140 ve üzeri puan alan 1. ve 2.
sınıf öğrencilerinin bilim ve sanat merkezlerine yerleştirildiği,
4.6) 2015- 2016 eğitim öğretim yılında 1. sınıflara yapılan bireysel incelemede 130- 139 puan
arasında alan öğrenci sayısının Yalova ilinde 13, ülke genelinde ise 1.793 olduğunu , bilim ve sanat merkezlerinin kontenjanları dikkate alınarak ülke baraj puanı belirlendiğinden, bazı illerimizde herhangi bir barajı geçemeyen öğrencilerin olmasının olası bir durum olduğu, bunun bir
3 / 15sıralama sınavı olmadığı gibi barajı geçemeyen öğrencinin yeteneği olmadığı anlamına da gelmediği ,
4.7) Bakanlıklarının politikası gereği bilim ve sanat merkezlerine, var olan kontenjanlar
doldurana kadar öğrenci alınmasının amaçlanmadığı; esas amacın tanılama sürecinden geçen özel yetenekli çocukların yeteneklerinin ve yaratıcılıklarının erken yaşta fark edilerek geliştirilmesi olduğu, söz konusu merkezlerde 2014 yılında 13.827, 2015 yılında 14.390, 2016 yılında ise 24.717 öğrencinin eğitim gördüğü,
4.8) Bakanlıklarınca uygulanan bilim ve sanat merkezlerine öğrenci alım sürecinin akademik
başarıyı ölçen bir uygulama olmayıp yeteneklerin tespit edilmesi amacı taşıdığından öğrenci ve velilerin yüksek yararı düşünülerek puanların tam detaylarının ve bu konu hakkındaki diğer detayların Bakanlıklarınca açıklanmadığı,
4.9) 2016- 2017 yılı için uygulanacak olan bilim ve sanat merkezlerine öğrenci seçme sürecinde
öğrenci ‘un hâlen bilim ve sanat merkezlerinde eğitim görme fırsatının olduğu ve bu süreçte gerçekleştirilecek tablet bilgisayar uygulamasına aday gösterildiğinin tarafınca tespit edildiği , bu süreç sonunda Bakanlıklarınca belirlenmiş kriterlere göre başarılı sayılan her öğrencinin bilim ve sanat merkezlerinde eğitim görebileceği,
4.10) Yine öğrencinin eğitim hakkının engellenmemesi adına Bakanlıklarınca Özel Eğitim
Hizmetleri Yönetmeliği’nin 28. maddesine göre velilerin, il/ilçe rehberlik ve araştırma merkezine başvurarak öğrencinin yeteneğini tanılatabildiği ve bu tanılama neticesinde il millî eğitim müdürlüğü özel eğitim hizmetleri kurulu kararı gereğince öğrencilerin eğitim gördüğü okullarda destek eğitim odaları açılabildiği, söz konusu öğrencinin yeteneği doğrultusunda her zaman destek eğitim odasından yararlanma hakkının bulunduğu, açıklamalarına yer verilmiştir .
5. 10/ 03/ 2017 tarihinde MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünce elektronik posta yoluyla Kurumuza ulaştırılan ve Kurumumuzca 13/ 03/ 2017 tarih ve 3727 sayı ile kayıt altına alınan ek bilgilerde özetle;
5.1) Türkiye’de 80 ilde toplam 109 BİLSEM’in yer aldığı, merkezlere öğrenci seçiminin iki aşamada
gerçekleştiği, grup tarama uygulaması denen ilk aşamada baraj puanı belirlenirken ülkedeki tüm bilim ve sanat merkezlerindeki öğretmen ve derslik sayıları belirlenerek bu merkezlerde eğitim alabilecek öğrenci sayılarının istendiği, Merkezlerde eğitim alacak öğrenci sayılarının 3 katına denk gelen son sıradaki öğrencilerin puanı baraj puanı olarak belirlendiği, bu belirleme sonucu barajı aşan öğrencilerin ikinci aşama olan bireysel değerlendirmeye hak kazandığı, bireysel değerlendirmede uygulanan test olan KBIT- 2 testinin açılımının Kaufman Kısa Zeka Testi (Kaufman Brief
Integelligence Test) olduğu, KBIT- 2 testi vb. testlerde alınan puanların dağılımında üstün ya da özel yetenek olarak ifadesinin söz konusu olmadığı, KBIT- 2’de aralıkların aşağıdaki tabloda yer aldığı şekilde olduğu, Standart Puan Aralığı Tanımsal Kategoriler
131 ya da üstü Ortalamanın Çok Üstünde
116- 130 Ortalama Üstü
4 / 1585- 115 Ortalama
70- 84 Ortalama Altı
69 ya da altı Ortalamanın Çok Altında
5.2) Ayrıca BİLSEM’lerin derslik planlamalarına göre alınacak toplam öğrenci sayısının ülke barajı
dikkate alınarak belirlendiğini bireysel değerlendirmeye hak kazanan öğrencilerden 130- 139 aralığında puan alan öğrenci sayısı toplam BİLSEM’lerin kontenjanını aştığından Genel
Müdürlüklerince barajın 140 olarak belirlendiği ifade edilmektedir .
C. Olaylar
6. Başvuru belgesi ve ekleri ile idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde olaylar aşağıdaki gibi özetlenmektedir;
6.1) 27/ 02/ 2016 – 24/ 04/ 2016 tarihleri arasında 1. ve 2. sınıf düzeyinde olan 167.116 öğrenciye tablet
bilgisayar üzerinden ilk defa grup tarama uygulaması gerçekleştirilmiştir . Bu uygulamada ‘genel zihinsel yetenek’ alanından barajı geçen 16.236 öğrenci bireysel inceleme sürecine katılmaya hak kazanmıştır .
6.2) 1. sınıf düzeyinde genel zihinsel yetenek alanından grup tarama
uygulamasında baraj olan 330 puanı geçerek 370 puan almış ve bireysel incelemeye katılmaya hak kazanmıştır .
6.3) Bireysel inceleme sonucu BİLSEM’lerin kontenjanları dikkate alınarak ülke baraj puanı 140
olarak belirlenmiştir . 140 puan ve üzeri alan 1. ve 2. sınıf öğrencileri bilim ve sanat merkezlerine yerleştirilmişlerdir .
6.4) bireysel inceleme sonucunda 135 puan alarak BİLSEM’e kayıt
olamamıştır . ’un ikamet ettiği Yalova ilinde 1. sınıf düzeyinde bireysel inceleme sonucunda 130 – 139 arasında bir puan alarak BİLSEM’e kayıt olamayan öğrenci sayısı 13, ülke genelinde ise bu sayı 1.793 tür .
6.5) ’un velisi 29/ 08/ 2016 tarihinde
Kurumumuza başvuruda bulunmuş, idari başvuru yollarını tüketilmediğinden hareketle 09/ 09/ 2016 tarihinde Kurumumuzca Gönderme Kararı verilmiştir . İlgili idare olan Milli Eğitim Bakanlığının şikayete konu talebi yerine getirmemesi üzerine 09/ 10/ 2017 tarihinde
Kurumumuza tekrar başvuruda bulunmuştur .
D. Kamu Denetçisi Arif DÜLGER’in İnceleme ve Araştırma Bulguları 7. Başvuruyla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığı’ndan 18/ 01/ 2017 tarihli ve sayılı yazıyla bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili idare tarafından gönderilen cevabi yazı ve eklerine II .B.“İdarenin
Başvuru Konusuna İlişkin Açıklamaları” ve II .C.“Olaylar” bölümünde yer verilmiştir .
III. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat
5 / 158. Anayasamızın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde ; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler… ” 9. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” hükümleri düzenlenmiştir .
10. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 21 nci Maddesinde , herkesin ülkesinin kamu hizmetlerinden eşit olarak yararlanma hakkının olduğu düzenlenmiştir .
11. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 26 ncı Maddesinde, herkesin eğitim hakkına sahip olduğu, eğitimin en azından ilk ve temel eğitim açısından parasız olduğu, eğitimin insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olduğu düzenlenmiştir .
12. Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin (ESKHUS)
13 üncü Maddesinde, ‘ ‘Bu Sözleşmeye taraf devletler, herkesin eğitim görme hakkına sahip
olduğunu kabul ederler… Her düzeyde okullar sisteminin geliştirilmesi aktif bir şekilde yürütülecek, yeterli bir burs sistemi yerleştirilecek ve öğretim personelinin maddi koşulları sürekli olarak iyileştirilecektir .’ hükmü ile aynı sözleşmenin 2’nci maddesinde ‘ Bu sözleşmeye taraf devletler, bu sözleşmede belirtilen hakların ırk, renk,…ya da başka bir statü bakımından herhangi bir ayrım gözetilmeksizin uygulanmasını taahhüt eder ’ hükmüne yer verilmiştir .
13. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına İlişkin Sözleşme’nin;
13.1) 3 üncü Maddesinde , ‘ Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari
makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir .’
13.2) 28 inci Maddesinde,
‘ 1- Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler ve bu hakkın fırsat eşitliği temeli üzerinde tedricen gerçekleştirilmesi görüşüyle…’
13.3) 29 uncu Maddesinde,
‘ 1- Taraf Devletler çocuklar eğitiminin aşağıdaki amaçlara yönelik olmasını kabul ederler; a) Çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi ’ hükümleri yer almaktadır .
14. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek 1. No.lu Protokol’ün 2 nci Maddesinde, ‘ Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz . Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir .’ hükmüne yer verilmiştir .
6 / 1515. Avrupa Sosyal Şartı Şartının “Çocukların ve gençlerin sosyal, yasal ve ekonomik korunma
hakkı” başlıklı 17 inci Maddesine göre taraf devletler, çocukların ve gençlerin kişilikleri ile fiziksel ve zihinsel yeteneklerinin tam gelişimini sağlayacak bir çevrede yetişme haklarını etkili bir biçimde kullanmalarını sağlamak amacıyla, doğrudan ya da kamusal ve özel örgütlerle işbirliği yaparak…
çocukların ve gençlerin, ebeveynlerinin hak ve ödevleri göz önünde tutularak, gereksinim duydukları bakım, yardım, öğretim ve eğitim olanaklarına sahip olmalarını özellikle bu amaç için uygun ve yeterli kurum ile hizmetlerin kurulması ve sürdürülmesini sağlamayı taahhüt ederler .
16. T. C. Anayasasının “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu Maddesinde , ‘Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir . Çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz . Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar .’ hükmü düzenlenmiştir .
17. T. C. Anayasasının “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42 nci Maddesine göre
‘ Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz .’ hükmü düzenlenmiştir .
18. 24/ 06/ 1973 tarih 14574 sayı ile Resmi Gazetede yayımlanan 1739 numaralı Milli Eğitim
Temel Kanunu’nun;
18.1) “Ferdin ve toplumun ihtiyaçları” başlıklı 5 inci maddesinde , ‘ Milli eğitim hizmeti, Türk
vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir .’
18.2) “Yöneltme” başlıklı 6 inci maddesinde, ‘ Fertler, eğitimleri süresince, ilgi, istidat ve
kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler . (Değişik : 16/ 8/ 1997 – 4306/ 3 md .) Milli eğitim sistemi, her bakımdan, bu yöneltmeyi gerçekleştirecek biçimde düzenlenir .’
18.3) “Fırsat ve imkan eşitliği” başlıklı 8 inci maddesinde , ‘Eğitimde kadın, erkek herkese fırsat
ve imkan eşitliği sağlanır . Maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin en yüksek eğitim kademelerine kadar öğrenim görmelerini sağlamak amacıyla parasız yatılılık, burs, kredi ve başka yollarla gerekli yardımlar yapılır . Özel eğitime ve korunmaya muhtaç çocukları yetiştirmek için özel tedbirler alınır .’ hükümleri düzenlenmiştir .
19. 31/ 05/ 2006 tarih ve 26184 sayılı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nin; 19.1)“Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin ğğ bendinde, ‘ Üstün yetenekli birey : Zeka, yaratıcılık, sanat, spor, liderlik kapasitesi veya özel akademik alanlarda akranlarına göre yüksek düzeyde performans gösteren bireydir .’ şeklinde üstün yetenekli birey tanımlanmaktadır .
19.2) “Üstün yetenekli bireylerin eğitimi amacıyla açılan kurumlar” başlıklı 43 üncü
maddesinde, ‘ Okul öncesi, ilköğretim ve orta öğretim çağındaki üstün yetenekli öğrencilerin bireysel yeteneklerinin farkında olmalarını ve kapasitelerini geliştirerek en üst düzeyde kullanmalarını sağlamak amacıyla Bakanlıkça gündüzlü özel eğitim kurumları açılır .’ hükümlerine
7 / 15yer verilmiştir .
20. 27/ 08/ 2015 tarihinde yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Bilim ve Sanat Merkezleri
Yönergesinin;
20.1) “Merkez açma” başlıklı 5 inci maddesinde , ‘ Merkezler , okul öncesi eğitim,ilkokul,ortaokul
ve lise çağındaki özel yetenekli öğrencilerin bireysel yeteneklerinin farkında olmalarını ve kapasitelerini geliştirerek en üst düzeyde kullanmaları amacıyla yerleşim biriminin özellikleri, ulaşım imkanları ve hizmet alması öngörülen öğrenci sayısı gibi hususlar da dikkate alınarak
Valiliklerin teklifi üzerine Bakanlıkça açılır .
20.2) “İl tanılama sınav komisyonu ve üyeleri” başlıklı 13 üncü maddesinde, ‘( 1)Her eğitim
öğretim yılında merkezlere yerleştirilecek öğrencilerin tanılama süreçleri ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek üzere, il tanılama sınav komisyonu oluşturulur .’
20.3) “Aday gösterme” başlıklı 19 uncunci maddesinde, ‘ ( 1) Genel zihinsel yetenek/beceri
alanından, görsel sanatlar ve müzik alanında özel yetenekli olduğu düşünülen öğrencilerin merkezlere aday gösterilmesi ile ilgili iş ve işlemler, Bakanlıkça belirlenen tanılama yaşı ve sınıf seviyesi esas alınarak, tanılama takvimi olarak ilan edilen dönemde alınan başvurular doğrultusu yapılır .’, ( 2)Özel yetenekli olduğu düşünülen öğrenciler; …b)İlkokul çağı öğrencileri için örgün eğitim kurumu sınıf öğretmenlerince, …verilen karar doğrultusunda aday gösterilir .’
20.4) “Grup tarama” başlıklı 21 inci maddesinde, ‘Aday gösterilen öğrenciler Bakanlıkça
belirlenen ölçütler ve ölçme araçları ile grup taramasına alınır .’
20.5) “Bireysel inceleme” başlıklı 22 nci maddesinde, ‘( 1) …İl tanılama sınav komisyonu
tarafından Bakanlıkça belirlenen ölçütler doğrultusunda, objektif ve standart ölçme araçları ile öğrencilerin bireysel incelemesi yapılır…( 3)Bireysel ineleme ve değerlendirme sonuçlarına göre oluşturulan öğrenci listeleri il tanılama sınav komisyonunca Bakanlığa gönderilir .’ hükümleri yer almaktadır .
B. Şikâyet Konusuna İlişkin Uygulamalar 21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kjeldsen, Busk Madsen ve Pedersen / Danimarka ( 1976) kararında, AİHM 2. maddenin 2. cümlesini tanımlarken eğitimin demokratik bir toplum yapısındaki önemine dikkati çeker ve devamında bu maddenin eğitimde çoğulculuğu garanti altına aldığını ve çoğulculuğun sözleşmede belirtilen demokratik toplumun muhafazasında çok esaslı bir rolünün olduğunu belirtir . Eğitimde bu çoğulculuğun modern devletin gücüde düşünüldüğünde tüm devlet kaynaklı eğitimin üstünde olması gerektiğini ve bu amacın mutlaka gerçekleşmek zorunda olduğunu beyan eder .
22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Orsus ve Diğerleri v. Hırvatistan (Case of
Oršuš and Others v. Croatia (Application no. 15766/ 03), European Court of Human Rights Grand
Chamber Judgment Strasbourg 16 March 2010) kararında; 1 No’lu Protokol’ün 2. maddesindeki eğitim hakkının eğitim kurumlarına erişim ve verilen eğitimden diğerleriyle eşit faydalanmayı ihtiva ettiğini, devletlerin belli nedenlere dayalı olarak yapacakları eğitimsel ayırma konusunda da
8 / 15sınırlı bir takdir marjına sahip olduklarının ifade edildiği görülmüştür .
23. Anayasa Mahkemesinin 17/ 04/ 2008 tarih E:2005 / 5 ve K : 2008/ 93 sayılı kararında;
“Bilindiği üzere, Anayasanın 2 inci maddesinde Devletin temel nitelikleri arasında hukuk devleti ilkesine yer verilmiş olup, hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik” tir . Bu ilkeye göre, hukuki düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması , ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir . Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir . Ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar . Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını , bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar .” denilmiştir .
24. TBMM ‘ Üstün Yetenekli Çocukların Keşfi, Eğitimleriyle İlgili Sorunların Tespiti ve Ülkemizin
Gelişimine Katkı Sağlayacak Etkin İstihdamlarının Sağlanması Amacıyla Kurulan Meclis
Araştırma Komisyonu Raporu (Kasım 2012) incelendiğinde; çeşitli ülkelerin ziyaret edilerek iyi uygulama örneklerinin araştırıldığı görülmektedir . Bu raporda nerdeyse araştırılan tüm ülkelerde üstün yetenekli eğitiminde ‘üstün yeteneklilik’ tanımının kapsamının genişletildiği görülmektedir . Örneğin; Yeni Zelanda’da üstün yetenekli eğitiminde toplumun yüzde ikisine ulaşmak amaçlanırken, normal gelişim gösteren öğrencilerin de bu eğitimi alabilecek seviyeye çıkarılmasıyla % 2 lik dilimin % 5 e çıkarılması hedeflenmektedir . Yine Uluslararası Olimpiyatlarda iyi dereceler alan Güney Kore’de , üstün yetenekli öğrenci tanılamasında ikinci aşamayı oluşturan testin kaldırıldığı; sistemin gözlem ve tavsiye üzerine yoğunlaştığı anlaşılmaktadır . Bununla beraber ilgili raporda sunulan bazı ülkelerin tanılama ve üstün yetenekli öğrenci politikalarına bakıldığında;
Rusya’da sistemin 1950’li yıllarda Nobel Ödüllü bilim adamları tarafından kurulduğu, üstün yetenekli eğitimindeki amacının çocuğun iyi olması, teknolojik gelişim teşviki ve ülkenin refahı olarak belirlendiği, erken tanılamaya önem verildiği; Almanya’da tanılamanın öğretmen, aile ve çocuğun kendisinin dahil olduğu bir sistemin yer aldığı ayrıca gözlem ve tavsiye üstüne kurulu olduğu nadiren zeka testlerinden yararlanıldığı, sınıf atlama şansının tanındığı, üstün yetenekli çocukları destekleme programları genel eğitimin bir parçası olduğu; İngiltere’de bütün öğrencilerin yeteneklerine göre yetiştirilmesinin bir yasal sorumluluk olduğu, ulusal literatürlerinde üstün zekalı ve üstün yetenekli terimlerinin kullanıldığı ve bu oranın her okulda % 5- 10 aralığında kabul edildiği,
1990 ’lı yılların sonunda üstün yeteneklilere yasal koruma getirildiği, ülkede üstün yetenekli
okulların 7 yaşında eğitime başladığı ve yatılı olduğu, ülkedeki idarecilerin % 80’inin bu okullardan mezun olduğu; Finlandiya’da üstün yetenekliler için ayrı bir yasa olmamakla beraber okul mevzuatının bireysel farklılıkları kabul ettiği, okullara yaş ve beceriye göre düzenleme yapma konusunda esneklik tanındığı, resmi tanılama ve aday gösterme prosedürünün bulunmadığı;
Avusturalya’da üstün yetenekli çocukların eğitimine 4 ila 6 yaş arasında başlandığı, üstün yetenekli öğrencilere desteğin öncelikle “zenginleştirme” adı altında yapıldığı, zenginleştirmenin, yetenekleri tanıma ve tanılama, uygulama ve bireyselleştirilmiş çalışma olmak üzere 4 aşamayı içerdiği;
İsrail’in 1970’li yıllarda çıkarmış olduğu mevzuat ile üstün yeteneklilerin haklarını koruma altına aldığı, çocuklara farklı aşamalarda tarama testleri uygulandığı ancak testlerde başarı gösteremese
9 / 15dahi yetenekli olduğu anlaşılırsa yetenekli sayıldığı görülmektedir .
C. Kamu Denetçisi Arif DÜLGER’in Kamu Başdenetçisi’ne Önerisi
25. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; MEB’in BİLSEM’lere öğrenci alımında, kontenjan dikkate alınarak baraj uygulaması sistemini terketmesi, BİLSEM kontenjanlarının üstün yetenekli tüm çocukları kapsayacak şekilde artırılması, ve baraj uygulamasından dolayı BİLSEM’e kayıt hakkı kazanamayan diğer çocukların, baraj uygulanmadan üstün yetenek tanılamalarının yapılması ve bu doğrultuda Milli
Eğitim Bakanlığı’na tavsiyede bulunulması gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ ne sunulmuştur .
D. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 26. Şikayet başvurucusu , 3. paragrafta ifade edildiği üzere MEB’in BİLSEM’lere öğrenci alırken bireysel tanılama sürecinde Türkiye kontenjanı dikkate alarak baraj uygulaması getirmesinin haksız bir uygulama olduğunu ifade ederek; oğlu ’a BİLSEM’e kayıt hakkı verilmesi talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur .
27. Şikayete ilişkin olarak yukarıda III.A.‘İlgili Mevzuat’ kısmında yer verilen tüm hükümler birlikte değerlendirildiğinde; 28. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 28 ve 29. maddelerinde çocukların eğitim haklarından bahsedilirken devletlerden çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesinin beklendiği, İnsan Hakları Bildirgesi’nde eğitimin insan kişiliğini tam geliştirmeye yönelik olduğu, yine ESKHUS’un 13. maddesinde Her düzeyde okullar sisteminin geliştirilmesi aktif bir şekilde yürütüleceği belirtilmektedir .
29. Milli Eğitim Temel Kanununun 5. maddesinde, milli eğitim hizmetinin vatandaşların kabiliyetleri doğrultusunda düzenleneceği, 6. maddesinde de, fertlerin eğitim süresince ilgi, istidat, kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda eğitim almaları gerektiğinden söz edilmiştir . Anılan
Kanun ile üstün yeteneğe sahip çocukların kapasite ve yeteneklerinin tespit edilerek bunları geliştirmenin devletin görevi olduğunun ifade edildiği, dolayısıyla halihazırda devletin bu yönde bir iradesi olduğu görülmektedir .
30. Somut olayda 4. paragraf boyunca yer verilen MEB’in Kurumumuza ulaştırdığı bilgi ve belge yazısında; ‘ Bakanlığımızca ülke genelindeki Bilim ve Sanat Merkezlerinin kontenjanları dikkate alınarak baraj puanı belirlenmiştir ’ ifadesinin yer aldığı, yine aynı yazıda ‘ Bakanlığımız politikası gereği bilim ve sanat merkezlerine var olan kontenjanlar dolana kadar öğrenci alınması amaçlanmamaktadır ’ denilerek önce kapasiteye göre bir baraj puanının belirlendiği sonra aslında o kapasitenin önemsiz olduğu söylendiğinden düzenlemenin asıl amacını tespit etmek güçleşmiştir . Dolayısıyla, BİLSEM’lerin kuruluşu yukarıda özetlenen ulusal ve uluslararası mevzuata göre; devletin üstün yetenekli öğrencileri destekleme iradesine uygun olarak kurulmuş olsa da üstün yeteneğin tespiti aşamasında yaşanan belirsiz uygulamalarla asıl amaçtan uzaklaşıldığı görülmektedir . Yine söz konusu yazıda ‘ BİLSEM’lere öğrenci alım süreci akademik başarıyı ölçen bir uygulama olmayıp yeteneklerin tespit edilmesi amacı taşıdığından
10 / 15öğrenci ve velilerin yüksek yararı düşünülerek puanların tam detayları ve bu konudaki diğer detaylar
Bakanlığımızca açıklanmamaktadır .’ denilerek objektif ve şeffaf bir uygulamadan uzaklaşıldığı görülmüştür .
31. 5 nolu paragrafta idarenin elektronik posta yoluyla Kurumumuza ulaştırdığı yazıda, bireysel değerlendirme sürecinde uygulanan KBIT- 2 testinde 131 ve üzerindeki puanın ‘ortalamanın çok üzerinde’ tanımsal kategorisinde olduğu ve daha üst düzey için bir belirleme yapılmadığı görülmektedir . Bu bakımdan bireysel değerlendirme sürecinde öğrencilerin aldığı 131 ve üzeri puanın ortalamanın çok üzerinde olduğu anlaşılmaktadır . Bu anlamda uluslararası bakımdan kabul gördüğü söylenen bu teste ilgili idarece 140 düzeyinde bir baraj eklemek, öğrencilerin eğitim hizmetinden yeteneklerine uygun bir şekilde eşit faydalanmasının önünde engel teşkil etmektedir .
32. Doğuştan gelen ve her kuşakta sayıca farklılık göstermesi doğal olan, nüfusun %2- 2,5’u arasında değişen bir zeka ve yetenek grubuna, kontenjana göre bir baraj puanı belirlemek, ülkemizde üstün zekalı bireylerin önemli bir kısmının kaybedilmesi, dahası bu neslin normalleştirilmesi anlamına gelir . Bu noktada bazı üstün(özel) yetenekli öğrencilerin
BİLSEM’lerden yararlanamamaları bir yana pek çoğunun üstün yetenekli olduğunun tespit dahi edilemeyeceği görülmektedir . 24. paragrafta bahsedildiği üzere TBMM Araştırma
Komisyonunun Raporu (Kasım 2012) incelendiğinde; nerdeyse araştırılan tüm ülkelerin her birinde devletin bir üstün yeteneklilik politikası olduğu, bu kapsamda bu öğrencilere yönelik alt yapının oluşturulduğu; üstün yetenekli eğitiminde ‘üstün yeteneklilik’ tanımının kapsamını genişlettikleri ve ülkelerinin potansiyellerini tam anlamıyla gerçekleştirmek amacıyla tanılama ve eğitim süreçlerinde katı ve sınırlandırıcı uygulamalardan kaçındıkları, üstün yeteneklilerin haklarını yasal koruma altına aldıkları ya da bu kişilerin yetiştirilme süreçlerini sistematize ettikleri görülmektedir .
33. Dolayısıyla, Dünya ülkeleri beşeri kapasitelerini tam ve doğru kullanmak adına katı uygulamalardan uzaklaşarak ulaşabildikleri üstün(özel) yetenekli çocuk sayısını artırma yoluna giderken, ülkemizin, getirilen taban puanı uygulaması, iki aşamalı test, kontenjan uygulaması vb. ile tersine bir uygulama eğilimi içine girmekte olduğu görülmektedir . Baraj ve kontenjan gibi kısıtlamaların kaldırılarak üstün(özel) yetenekli çocukların doğru tespit edilebilmesi, bu çocukların bireysel kapasitelerini en yüksek mertebede kullanmalarının sağlanması milli insan kaynağının israf edilmemesi ve daha kuvvetli nesiller yetiştirilmesi bakımından büyük önem arz etmektedir .
34. Bu bakımdan BİLSEM’in tanılama sürecinde kullandığı ölçme araçlarının, Bilim ve Sanat
Merkezleri Yönergesinde yer alan ‘üstün yetenekli çocuk/öğrenci’ tanımını kapsayıcı olması gerekmektedir . Aksi takdirde doğru tanılaması yapılamayan çocuk etkili ve kendisine uygun olarak verilmesi gereken eğitimden yoksun bırakılmış olur . AİHM nin 21. Paragrafta sunulan Kjeldsen, Busk Madsen ve Pedersen / Danimarka davasında devletin etkili bir eğitimden yoksun bırakmama yükümlülüğünden bahsedilmiştir . Etkili, doğru ve kendi seviyelerine uygun bir eğitimden yoksun bırakma ülke kaynağının israf edilmesiyle eşdeğerdir .
35. Diğer yandan, 20.1 no lu paragrafta belirtildiği üzere BİLSEM, özel yetenekli öğrencilerin
11 / 15bireysel yeteneklerinin farkında olmaları ve kapasitelerini geliştirerek en üst düzeyde
kullanmaları amacıyla açılmakta, üstün yetenekli öğrencinin eğitimini destekleyici nitelik taşımakta, eğitimin kendisi olmasa da BİLSEM’e erişim halihazırda az sayıda tespit edilmiş üstün yetenekli çocuk için büyük önem arz etmektedir . Bu anlamda, 22 inci paragrafta bahsedildiği üzere, AİHM, Orsus ve diğerleri vs. Hırvatistan davasında olduğu gibi, 1 No’lu
Protokol’ün 2. maddesinde ifade edilen eğitim hakkı, eğitim kurumlarına erişim ve verilen eğitimden diğerleriyle eşit faydalanmayı ihtiva ettiği gibi devletlerin belli nedenlere dayalı olarak yapacakları eğitimsel ayırma konusunda sınırlı bir takdir marjına sahip olmaktadır . Burada, idarenin yapmış olduğu düzenleme ile BİLSEM’e erişimi sınırladığı ve erişimi sınırlandırmada idarenin takdir yetkisini hangi amaçla kullandığı anlaşılamamakla beraber, bu sınırlamayı yaparken kamu yararı ve hizmet gereğini güttüğüne ilişkin bir bulguya da rastlanamamıştır . Nitekim, mevcut uygulama ile ülke kapasitesine göre kontenjan genişletmek yerine kontenjana göre sınırlamaya gidilmiştir .
36. Ülkemiz, Anayasada ifade bulduğu üzere, sosyal devlet ilkesini benimsemiştir . Sosyal devlet olma vatandaşlara bazı sosyal haklar tanıyarak bu haklardan yararlanmada eşit bir konuma sahip olmayı garanti eder . Kuşkusuz anlaşılması gereken eşitlik, özdeş konumda olanların aynı haklara tabi olması olarak ifade edilebilen nisbi eşitlik olmalıdır . Yine Anayasamızda ve kabul ettiğimiz uluslararası sözleşmelerde yer bulan ‘eğitim hakkı’ fırsatlarda yaratılacak eşitlikle anlamlı olacaktır . Eğitimde fırsat eşitliği ise sadece ırk, din, dil ayrımı yapılmadan herkesin eğitime erişimini değil, aynı zamanda herkesin yetenekleri doğrultusunda potansiyelini gerçekleştirmek için eğitime eşit ölçüde erişimini ifade eder . Farklı bilişsel ve fiziksel özelliklere sahip olanların farklılıklarının dikkate alınarak eğitim verilmesi tüm vatandaşların eğitim hakkından faydalanabilmesi için elzemdir .
37. Ülkemizde üstün yetenekli çocuklara özel eğitim sunma konusunda yapılmış olan ve kararın
İlgili Mevzuat kısmında yer verilen tüm düzenlemeler eğitimde yaratılacak fırsat eşitliği ile anlamlı olacaktır . Eğitimde fırsat eşitliği yaratmak yalnızca farklı yeteneklere sahip çocuklara farklı eğitim kurumları açarak oralarda destek eğitimi ile mümkün olmaz, aynı zamanda bu eğitim kurumlarına öğrenci alım sürecinde yapılacak ‘tanılamanın’; herkese, objektif, belirli, şeffaf ve dünya standartlarına uygun bir şekilde yürütülmesiyle mümkün olur .
38. Tüm dosya kapsamı ve yapılan incelemeden; üstün yetenekliliği tanılamada tek bir doğrunun olmadığı gibi değerlendirmede kullanılan araçların hepsinde ölçme hatalarının olabileceği anlaşılmakla, bu bakımdan katı bir kontenjan, baraj uygulaması yerine dünya uygulamalarında olduğu gibi ‘çoklu kriterlere’ geçmenin, üstün yeteneklilik tanılamasının kapsamının genişletilerek, tanılama süreçlerinde baraj belirleme, kontenjan uygulama vs. gibi süreçler terkedilmesinin kamusal değer niteliği taşıyan üstün yetenekli nüfusun tespitinde, buna bağlı olarak beşeri sermayenin potansiyelinin en üst düzeyinde değerlendirilmesinde etkinliğinin artırılmasını sağlayacağı, eğitimde fırsat eşitliği ilkesine daha da yaklaşılacağı düşünülmektedir .
39. Yukarıdan beri anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; MEB’in BİLSEM’lere öğrenci alırken bireysel tanılama sürecinde Türkiye kontenjanını dikkate alarak baraj uygulamasının terkedilerek, baraj uygulanmadan yapılacak bir
12 / 15üstün yeteneklilik tanılamasından sonra BİLSEM’lere öğrenci yerleştirmesine ve üstün yetenekli tüm
çocukları kapsayacak şekilde kontenjanların artırılmasına, şikayetçinin oğlu ve onun gibi KBIT- 2 den 131 ya da üstü ‘ortalamanın çok üstünde’ tanımsal kategorisinde puan aldığı halde baraj uygulamasından dolayı BİLSEM’e kayıt hakkı kazanamayan diğer çocukların, baraj uygulanmadan üstün yetenek tanılamalarının yapılmasının gerektiği kanaatine varılmıştır .
E. İnsan Hakları Yönünden Değerlendirme 40. 2709 sayılı T .C. Anayasasının “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinde ifadesini bulan kanun önünde eşitlik ilkesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13’üncü maddesindeki etkili başvuru hakkının ve 17’inci maddesindeki hakları kötüye kullanma yasağının ihlal edildiğine dair herhangi bir bulgu ve bilgiye rastlanmadığı gibi başvuruya konu olayda, uluslararası sözleşmelerde yazılı ve güvence altına alınmış olan diğer haklara da aykırı bir durum tespit edilememiştir .
F . İyi Yönetişim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 41. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri beklenmektedir .
42. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar .” şeklinde yer verilmektedir .
43. Ayrıca, Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesinin 41’inci maddesi ve Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen “Avrupa Doğru İdari Davranış Yasası’ nda Yönetmeliğimizin 6 ncı maddesinin temelini oluşturan benzer düzenlemeler yer almaktadır .
44. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusu kapsamında ilgili idarelerden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde fakat ayrıntılı açıklamalara yer vermeden ve tam olarak gerekçelendirilmeden Kurumumuza gönderildiği, bu anlamda “makul sürede karar verme” “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket edilerek cevap verilirken , “kararların gerekçeli olması” ilkesine tam olarak uyulmadığı, diğer taraftan 2015- 2016 üstün yetenekli öğrencilerin tanılanması sürecinde ülke kontenjanlı baraj uygulaması yapılacağının tanılama sürecinden önce idarece duyurulmaması, yine öğrenci ve velilerin yüksek yararının düşünüldüğünden bahisle puanların tam detayları ve konu hakkındaki diğer detayların idarece açıklanmamış olması, iyi yönetim ilkelerinden “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “haklı beklentiye uygunluk”, “kazanılmış hakların korunması”, ilkelerine aykırı olduğu tespit edilmekle birlikte, idareden bundan böyle bu ilkelere uygun hareket etmesi beklenmektedir .
13 / 15IV. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
A. Dava Açma Süresinin Yeniden Başlaması 45. 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli tavsiye kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır .
B. Yargı Yolu 46. 2709 Sayılı 1982 Anyasası’nın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında, “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır .” hükmü yer almakta olup, 6328 sayılı Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarenin işlemine karşı varsa dava açma süresinden arta kalan süre içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre ŞİKÂYETİN KABULÜYLE ;
1) MEB’in BİLSEM’lere öğrenci alımında, kontenjan dikkate alınarak baraj uygulaması sistemini
terketmesi, BİLSEM kontenjanlarının üstün yetenekli tüm çocukları kapsayacak şekilde artırılması,
2) ve onun gibi KBIT- 2 den 131 ya da üstü ‘ ortalamanın çok üstünde ’
tanımsal kategorisinde puan aldığı halde baraj uygulamasından dolayı BİLSEM’e kayıt hakkı kazanamayan diğer çocukların, baraj uygulanmadan üstün(özel) yetenek tanılamalarının yapılması ve bu doğrultuda MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Milli Eğitim Bakanlığınca bu karar
üzerine tesis edilecek işlem ya da tavsiye edilen çözümün uygulanabilir nitelikte görülmediği takdirde gerekçesinin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin ve ayrıca bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinin başvurana ve Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın ŞİKAYET BAŞVURUCUSUNA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’na tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’ nce karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
14 / 1515 / 15