|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, sanığın 2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan mahkûmiyetine ilişkin bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Mahkeme, sanığı 3.000 TL adli para cezasına çarptırmış, ancak Yargıtay, arama işleminin hukuka uygunluğunu sorgulamış ve arama kararının yazılı bir emre dayanması gerektiğini vurgulamıştır. Arama kararı olmaksızın elde edilen kültür varlıklarının hukuka aykırı sayılacağı ve bu nedenle suçun unsurlarının oluşmayacağı belirtilmiştir.
Yargıtay, ayrıca dava konusu eserlerin korunması gereken taşınır kültür varlıkları olup olmadığının bilimsel bir bilirkişi raporuyla tespit edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda, mahkeme tarafından hazırlanan raporun yeterli olmadığı ve hukuka aykırı bir şekilde hükme esas alındığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, sanığın temyiz talepleri reddedilmiş, ancak vekalet ücreti ve eserlerin akıbeti hakkında karar verilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bu durum, hukukun uygulanmasında dikkat edilmesi gereken unsurları ve yargı sürecinin gerekliliklerini ortaya koymaktadır. |
12. Ceza Dairesi 2021/9283 E. , 2024/6568 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/111 – 2019/395
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama
Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün katılan vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece, sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan, aynı Kanun’un 67/1, 75, 5237 sayılı TCK’nın 62, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 24.01.2019 tarihli, 2016/7832 Esas, 2019/1158 Karar sayılı ilamı ile, “1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2016 tarihli, 2016/10-57 Esas, 2016/374 Karar sayılı ve 28/02/2017 tarihli, 2016/20 – 800 Esas, 2017/120 Karar sayılı ilamlarında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, aramanın, yazılı bir karara veya emre dayanmak zorunda olduğu, aksi takdirde, adli arama kararı alınmadan yapılan arama işleminin ve bu arama sonucu ele geçirilen kültür varlıklarının hukuka aykırı şekilde elde edilmiş olacağı, suçun maddi konusu ve delili olan kültür varlıklarının hukuka aykırı yöntemle elde edilmesi durumunda ise hükme esas alınamayacağı ve buna bağlı olarak suçun unsurunun oluşmayacağı, açıklanan nedenle, arama işlemine esas teşkil eden Taşköprü Sulh Ceza Mahkemesinin 01/04/2014 tarihli ve 2014/112 Değişik iş sayılı arama kararının dosya kapsamına alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Dava konusu eserler üzerinde, üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, mevcut durumları itibariyle bilim, kültür, din veya güzel sanatlarla ilgileri, tasnif ve tescile tabi, bildirim zorunluluğu olan, yani 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlıkları olup olmadıkları tespit edilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, dosyanın tarafı konumundaki müze müdürlüğü görevlileri tarafından hazırlanan rapor hükme esas alınmak suretiyle hüküm tesis edilmesi” gerekçesi ile hükmün bozulduğu, bozma ilamı üzerine mahkemece, sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’un 67/1, 5237 sayılı TCK’nın 62, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine,
Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Taşköprü (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 01.04.2014 tarihli, 2014/112 Değişik iş sayılı arama kararına istinaden sanığın ikametgahında yapılan aramada, bağımsız bilirkişi raporu ile 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlığı oldukları tespit edilen iki adet sikkenin ele geçirildiği, sanığın aşamalardaki savunmalarında, suça konu eserleri olaydan 6-7 ay kadar önce köydeki evinin ahırında bulduğunu beyan ettiği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçtan mahkûmiyetine dair hüküm tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1.Kendisini vekille temsil ettiren katılan kurum lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Suça konu eserlerin akıbeti hakkında karar verilmemesi,
Kanuna aykırı bulunduğundan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasına yargılama giderlerinden önce gelmek üzere “Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu 2.725 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine” cümlesinin ve hüküm fıkrasına “Dava konusu eserlerin 2863 sayılı Kanun’un 75. maddesi gereğince müze müdürlüğüne teslimine” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2024 tarihinde karar verildi.