ÖZET: Kamu İhale Kurulu, davacı şirketin itirazen şikâyet başvurusunun süresinde yapıldığını ve eksikliklerin de belirtilen süre içerisinde tamamlandığını tespit etmiştir. Ancak, başvurunun şekil yönünden reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. İlgili mevzuat uyarınca, başvuru süresinin sonuna kadar eksikliklerin giderilmesi mümkündür ve davacı şirketin başvurusunun esas yönünden incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu durum, Kamu İhale Kurumu’nun kararının iptaline ve başvurunun esasının incelenmesine geçilmesine yol açmıştır. Ayrıca, yürütmenin durdurulması kararı, davacı şirketin uğrayabileceği telafisi güç zararlar göz önünde bulundurularak verilmiştir. Sonuç olarak, hukuka aykırı işlem nedeniyle Kamu İhale Kurulu’nun kararında değişiklik yapılması gerektiği ortaya konmuştur. Bu karar, idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu hatırlatmaktadır.

Karar no 2010/MK-162
Karar tarihi 04.10.2010
Toplantı No 2010/064
Gündem No 70
Gündem Konusu Kamu İhale Kurulu’nun 23.02.2010 tarih ve 2010/UY.II-634 sayılı Kararı hakkında Ankara 13. İdare Mahkemesince verilen 05.08.2010 tarih ve E:2010/645 sayılı yürütmenin durdurulması kararının uygulanmasına ilişkin Kurul Kararı alınması

Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 30.12.2008 tarihinde açık ihale usulü ile yapılan “Erdemli – Silifke – Taşucu – 13. Bl. Hd. Yolu (Anamur – Kaledran Arası) Km: 213+160 -247 + 527.22 Kesiminin Yapım İşi” ihalesine ilişkin olarak Özgün Yapı San. ve Tic. A.Ş.’nin 08.02.2010 tarih ve 2356 sayı ile Kurum kayıtlarına alınan dilekçe ile başvurusu üzerine Kamu İhale Kurulu’nun 23.02.2010 tarih ve 2010/UH.II-634 sayılı Kararı ile, “Başvurunun reddine“karar verilmiştir.

Davacı Özgün Yapı San. ve Tic. A.Ş. tarafından anılan Kurul Kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan davada, Ankara 13. İdare Mahkemesince verilen 05.08.2010 tarih ve E:2010/645 sayılı kararı ile,

“Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirket tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü’nce 30.12.2008 tarihinde açık ihale usulü ile yapılan “Erdemli-Silifke-Tapucu-13.Bl.Hd.Yolu (Anamur-Kaledran Arası) Km:213+160-247+527.22 Kesiminin Yapım İşi” ihalesine ilişkin olarak yapılan itirazen şikâyet başvurusunun “İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği en son 08.02.2010 tarihine kadar başvuru yapılabileceğinin açık olduğu ve davacı tarafından anılan başvuru süresinin son günü olan 08.02.2010 tarih ve 2356 sayı ile Kurum kayıtlarına alınan dilekçe ile başvuruda bulunduğu, Kurum hesaplarına yatırılması gereken başvuru bedelinin Kurum hesaplarına yatırıldığına dair banka dekontunun başvuru dilekçesine eklenmediği hususu tespit edilmiş olup, tespit edilen aykırılığın İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan; “Birinci fıkrada yer alan bilgi ve belgeleri içermeyen ve henüz başvuru süresi dolmamış olan itirazen şikâyet başvurularında, başvuru süresinin sonuna kadar söz konusu eksiklikler başvuru sahibi tarafından giderilebilir.” hükmü uyarınca on günlük itirazen şikâyet süresinin bitimi olan 08.02.2010 tarihine kadar giderilmesi gerekirken, söz konusu eksikliğin bu süre geçtikten sonra 09.02.2010 tarihinde tamamlandığı” gerekçesiyle Kamu İhale Kurumu’nun 23.02.2010 günlü, 2010/UH.II-634 sayılı kararı ile 4734 sayılı Kanunun 54.maddesinin onuncu fıkrasının (c) bendi uyarınca başvurunun şekil yönünden reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Bildirim ve Tebligat Esasları“ başlıklı 65. maddesinin son fıkrasında, Kanunda hüküm bulunmayan hallerde yapılacak tebliğler hakkında Tebligat Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. 4734 sayılı Kanun’da tüzel kişilere yapılacak tebliğde tebliğin kime yapılacağı hususunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Dolayısıyla, davalı idare tüzel şirketlere yapılacak tebliğle ilgili Tebligat Kanunu hükümlerine uymakla yükümlüdür. Tebligat Kanununun 12.ve 13.maddelerinde tüzel şirketlere tebliğin nasıl yapılacağı açıklanmıştır. Kanuna göre, tüzel kişilere tebliğin yetkili temsilcilerine yapılması gerekmektedir. Yetkili kişi/kişilerin tebliğ esnasında şirkette olmaması durumunda tebliğin, orada hazır bulunan memur veya çalışanlarına yapılması zorunludur. Bu nedenle, tebliğin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı hususu uyuşmazlığın çözümünde önem arzetmektedir.

Uyuşmazlıkta, tebligatı davacı şirket adına Doğan BAKIR adlı şahsın aldığının anlaşılması üzerine Mahkememizin 24.06.2010 tarihli ara kararı ile davacı şirketten “söz konusu tebligatı alan Doğan BAKIR’ın şirketinizde bu zaman kadar hiçbir biçimde çalışmadığını, bu kişinin doğrudan ya da dolaylı olarak şirketinizle ilgisinin bulunmadığını gösterir, sigorta kayıtları gibi bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine“ karar verilmiş, davacı şirket tarafından gönderilen sigorta kayıtlarının incelenmesinden Doğan Bakır’ın davacı şirkette hiçbir zaman çalışmadığı görülmüştür.

Bu itibarla, davacı şirket tarafından itirazen şikâyet başvurusunun yukarıda yer verilen Kanun ve Yönetmelik hükümlerinde öngörülen sürede yapıldığı ve söz konusu eksikliğin de süresi içerisinde tamamlandığı açık olup, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacı şirketin itirazen şikâyet başvurusunun esas yönünden incelenmesi gerekirken, 4734 sayılı Kanunun 54.maddesinin onuncu fıkrasının (c) bendi uyarınca başvurunun şekil yönünden reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı olduğu ortaya konulan dava konusu işlem, davacı şirket açısından telafisi güç ve imkânsız zararlara da yol açabilecek niteliktedir.

Açıklanan nedenlerle, davada 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27/2. maddesinde yer alan iki koşul oluştuğundan.” şeklinde gerekçe belirtilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.

Anayasanın 138 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında; Danıştay veya idari mahkemelerin, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebileceği, aynı Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulu’nca işlem tesis edilmesi gerektiğinden,

Açıklanan nedenlerle,

1) Kamu İhale Kurulu’nun 23.02.2010 tarih ve 2010/UH.II-634 sayılı Kararının iptaline,

2) Anılan mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda esasın incelenmesine geçilmesine,


Oybirliği ile karar verildi.

Dr. HasanGÜL

Başkan

HicabiECE

Kurul Üyesi

AliKAYA

Kurul Üyesi

BahattinIŞIK

Kurul Üyesi

KazımÖZKAN

Kurul Üyesi

AdemKAMALI

Kurul Üyesi

AbdullahDÜNDAR

Kurul Üyesi