onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, bir tren kazası sonucu meydana gelen cismani zarardan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebini incelemektedir. İlk Derece Mahkemesi, davacının tren durmadan trene binmek istemesi nedeniyle %75 oranında kusurlu olduğunu, ancak davalı kurumun yolcu güvenliği açısından gerekli önlemleri almadığına ve kazanın bu nedenle gerçekleştiğine hükmetmiştir. Mahkeme, davacının %56 oranında kalıcı sakatlık yaşadığını belirleyerek, maddi tazminat olarak 8.500,00 TL ve manevi tazminat olarak 60.000,00 TL talebini kabul etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davalı TCDD’nin sorumluluğunu kabul ederek, davacının kusurunun bulunmasına rağmen, davalı kurumun etkin güvenlik önlemleri almadığını ve dolayısıyla kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararı karşılamakla yükümlü olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda, manevi tazminatın da hakkaniyete uygun olduğuna karar verilmiştir.

Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve ilk derece mahkemesi kararı onanmıştır. Bu karar, demiryolu taşımacılığında yolcu güvenliği ve sorumluluk ilkeleri açısından önemli bir içtihat oluşturmaktadır.

11. Hukuk Dairesi         2023/3652 E.  ,  2024/6280 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/193 Esas, 2023/540 Karar
    HÜKÜM : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
    SAYISI : 2020/23 E., 2022/535 K.

    Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

    KARAR
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 04.01.2009 günü kızı, eşi ve torunu ile birlikte Anadolu Mavi Treni ile yolcu sıfatı ile seyahat etmek üzere trene binerken meydana gelen kazada sağ ayağının tren tekeri altında kalması ve dizden altının kesilmesi neticesinde Sağlık Bakanlığı Konya Numune Hastahanesi 04.08.2009 tarih ve 3754/9322 sayılı özürlü Sağlık Kurulu Raporuna Göre % 52 oranında tam vücut kaybına uğradığını, olayın akabinde davalı aleyhine Konya 1. İdare Mahkemesinde 30.06.2010 tarihinde 68.500,00 TL lik 2010/1050 E 2012/650 K sayılı tam yargı davası açıldığını, dava uzun bir yargı sürecinden sonra Danıştay 10. Dairesinin 2012/6139E- 2015/4426 K sayılı ilamı ile TCCD’nin Kamu İktisadi kuruluşu olduğu, bu nedenle özel Hukuk hükümlerine tabi olduğunu, yolcu olan davacı tarafı ile davalı tarafı aralarında bilet alma ile başlayan taşıma sözleşmesi kurulduğu, bu nedenle Adli yargının görevli olduğu gerekçesi ile bozulduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 8.500,00 TL gelir kaybından kaynaklı maddi ve 60.000,00 TL manevi zararlarının tespit masrafları ve 04.01.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayla ilgili olarak hazırlanan tahkikat raporu ve soruşturma dosyası kapsamında, sorumluluk bakımından İşletme Nizamnamesinin 1 nci fasıl 19 uncu maddesine aykırı bir şekilde “tren daha durmadan vagonlardan inmek yada binmek, makinalara ve demiryolu hattına yaklaşmak” yasak olmasına rağmen treni temin eden makinaya yaklaşarak olayın meydana gelmesinde kendi hatalı ve kusurlu hareketleri ile kendisinin sebebiyet verdiği ve olayın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varıldığını, olayın meydana gelmesinde kuruluş personelinin herhangi ihmal ve kusurlarının bulunmadığını savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamında alınan rapora göre kazanın meydana gelmesinde davacının tren durmadan trene binmek istemesi durumunda; % 75 oranında birinci derecede kusurlu davrandığı, trenin işletilmesinden sorumlu idarenin % 25 oranında ikinci derecede kusurlu olduğu, davacının trene binmekte olduğu sırada trenin tekrar hareket etmesi durumunda; trenin işletilmesinden sorumlu idarenin %100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, İş Güvenliği Uzmanından alınan raporda ise, davacının hareket halindeki trenin önünden, yer kapmak amacıyla, (dosya kapsamında trenin durduktan sonra kapı kilitlerinin açıldığı, yolcuların kolu çevirmeleri ile kapıların açılabildiği, treni kullanan yolcuların bu durumu bilmelerinin mümkün olduğu, dolayısıyla trenin sol tarafından da binilebileceği) aceleci ve tedbirsiz olarak, çok tehlikeli bir bölgeye girmek suretiyle olayın vuku bulmasında kusurlu olduğu, davacının girmiş olduğu 3 ve 4 demiryolu ara boşluğun 3.5 metre olduğu, bulunduğu alanda görgü tanıkları ifadeleri ile yaya geçidi ayağının da bulunduğu, yaya geçidi ile çarpma noktasının yatay mesafesinin 2 metre olduğu da dikkate alındığında, girmiş olduğu alanın çok yüksek risk taşıdığı, bu durumlarda dikkate alındığında davacının kusurlu olduğu, olayın bu şekilde olduğu kabulüyle, davalı kurumunun yolcu güvenliği açısından tehlikeli alana yolcuların geçişine müsaade ettiğinden, bu alana yolcu girmesini engellemediğinden dolayı kusurlu olduğu, ikinci duruma göre davacının herhangi bir kusurunun olmayacağı, davalı kurumun yolcu güvenliği açısından hiç bir tedbir almadan karlı ve buzlu havada, ulaşımı uygun olmayan yolcu peronunda, (1 metre eninde ve çakıllı alana 45 cm yükseklikte bulunan peron ) trene binmek üzere olan yolcuyu dikkate almadan treni hareket ettirerek yaralanmasına sebebiyet verdiğinden kusurlu olacağı, maluliyete ait değerlendirmede, kişide meydana gelen arızanın % 56 (yüzdeellialtınoktasıfır) oranında kalıcı sakatlık (sürekli iş göremezlik) niteliğinde olduğu, alt ekstremite diz altı ampütasyonu arızasının emsallerine göre iyileşme süresinin 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğini, kişinin bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğini, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olduğu, Aktüerya/hesap incelemesi bakımından, kaza tarihi dikkate alınarak PMF 1931- TRH 2010 yaşam tablosu üzerinden hasaplama yapıldığında davacının maddi tazminat talebi 8.500,00 TL olduğundan sürekli iş göremezlik tazminatına, manevi tazminat bakımından ise olayın oluş biçimi, tarafların sosyo-ekonomik durumları, davacının duyduğu elem, çektiği sıkıntı ve acılar ile davalı idarenin kusurunun/kusursuz sorumluluğunun yoğunluğu, davacının alınan malüliyet raporları, paranın alım gücünün yıllara göre düşmesi, manevi tazminatın ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması amacı da olmadığı, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağı, ancak davacının duyduğu acı ve elemi de bir nebze hafifletecek miktarda olması gerektiği için tamamen vicdani olarak 60.000,00 TL manevi tazminatın 04.01.2009 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

    IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
    Bölge Adliye Mahkemesince, somut uyuşmazlığa konu tren kazası 04.01.2009 tarihinde meydana geldiğinden sorumluluğu doğuran olayın meydana geldiği zaman yürürlükte olan kurallar gereğince taşıma sözleşmesinin tarafı olan davalı TCDD sorumlu olduğu, 6461 sayılı Türkiye Demiryolları İşletmesinin Ulaştırılmasının Sebestleştirilmesi Hakkında Kanun (6461 sayılı Kanun) uyarınca kurulan davalı T.C. Taşımacılık A.Ş.’ne husumet yöneltilemeyeceği, maddi tazminat bakımından alınan kusur raporlarına göre davacının kusurunun olduğunun kabul edilmesi halinde bile (davacının kusuru tren durmadan trene binmek istemesi, davacının hareket halindeki trenin önünden, yer kapmak amacıyla, aceleci ve tedbirsiz olarak, çok tehlikeli bir bölgeye girmesi) idarenin davacının bu eylemlerini engelleyici önlemlerin alınmadığı (davalı TCDD kurumunun yolcu güvenliği açısından tehlikeli alana yolcuların geçişine müsaade ettiği, bu alana yolcu girmesini engellemediği, davalı kurumun yolcu güvenliği açısından hiç bir tedbir almadan karlı ve buzlu havada, ulaşımı uygun olmayan yolcu peronunda, (1 metre eninde ve çakıllı alana 45 cm yükseklikte bulunan peron ) trene binmek üzere olan yolcuyu dikkate almadan treni hareket ettirerek yaralanmasına sebebiyet verdiği) bu nedenle mahkememizce davalı idarenin etkin güvenlik önlem ve tertibatlarının alınmadığı ve kazanın da bu nedenle gerçekleştiği kanaatine varılarak idarenin kusursuz sorumluluğu ilkesi gereği zararı karşılamakla yükümlü olduğu, manevi tazminat kriterleri bakımında davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, olayın oluş şekli ve vehameti dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

    V. TEMYİZ İNCELEMESİ
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, cismani zarardan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

    2. 6461 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesi

    3. Değerlendirme
    Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

    VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun’un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.