ÖZET: Başvuran, 70 yaşında ve %63 engelli olarak, barınma yardımı talep etmiştir. Bafra Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, başvuranın evinde yapılan hane ziyaretlerinde, evin yaşanabilir durumda olmadığı ve nafaka yükümlülüğüne haiz çocuklarının bulunduğu gerekçesiyle yardım talebini reddetmiştir. Başvuran, evinin tadilatının maddi imkansızlıklar nedeniyle tamamlanamadığını ve kendisinin yalnız yaşadığını belirtmiştir.

Danıştay, başvuranın barınma yardımı talebinin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın genelgesi çerçevesinde değerlendirildiğinde, nafaka yükümlülüğüne haiz akrabası bulunduğu için yardım talebinin hukuken reddedilmesinde bir aykırılık olmadığını belirtmiştir. Ancak, başvuranın sosyal durumunun göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulanmış ve başvurunun sosyal devlet ilkesi çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi için Bafra Vakfı’na tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, sosyal adaletin sağlanması ve başvuranın mağduriyetinin giderilmesi amacı taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 12926-12926 |sayi|53878609-101.07.04-E.53878609-101.07.04-E.

BAŞVURU NO : 2017/5479 2017/ 5479

KARAR TARİHİ : 24/10/2017 |tarih|

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : Bafra Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışma Vakfı

BAŞVURUNUN KONUSU : Barınma yardımı yapılması talebine ilişkindir .

BAŞVURU TARİHİ : 01/05/2017 1.5.2017

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran; 70 yaşında ve % 63 engelli olduğunu, yalnız yaşadığını, engelliliğinden dolayı 8 yıldır aylık aldığını, 8 yıl öncesine göre durumunun daha ağır olduğunu, sağ kolunu hiç kullanamadığını, babasından kalan yaklaşık 70 metrekarelik eski evinin çatısının yıkıldığını, odaların kapı ve penceresini ikinci elden yakınları ile komşularının aldığını, söz konusu evin yanındaki yaklaşık 25 metrekarelik evde durduğunu, yağan aşırı kar nedeniyle evin kullanılamaz hale geldiğini, yoksulluktan dolayı kullanılabilir hale getiremediğini söylediği 70 metrekarelik evin zemin tahta döşemesi, elektrik, mutfak gibi eksikliklerinin yerinde tespit edilerek giderilmesini talep ettiğini, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na yapmış olduğu başvuruya cevap olarak evde bulunmadığı için hane ziyareti yapılamadığından talebinin reddedildiğinin belirtildiğini, oysa ki komşularının kendisini çarşıya doktora götürdüğünü, ilaçlarını aldığını, engeli dolayısıyla tam konuşamadığını ve sorunlarını anlatamadığını, muhtaçlık sınırının altında yaşamakta olduğunu, daha sonra Vakfın tekrar hane ziyaretine geldiğini, yapılan incelemede evin kendisine ait olmadığına, yaşanır durumda bulunmadığına ve yardım yapılamayacağına karar verildiğini, tadilatın maddi imkansızlıklar nedeniyle tamamlanamadığını, Vakıf Müdürünün ev yardımı yapılamayacağını, kendisini bakım evine yerleştirmek istediğini, evi kızının köye geldiğinde kalmak için yaptırmak istediğini söylediğini, para talep etmemelerine rağmen kendilerine para yardımı teklif edildiğini, hesabına 1.000 TL yatırıldığını ancak bunu kullanmadığını ifade etmekte ve evinin tadilatının

1 / 8yapılmasını talep etmektedir .

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Bafra Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın 18/ 09/ 2017 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinden özetle; 2.1. Başvuranın Dereler Mahallesinde ev yaptırılmasına ilişkin talebinin Şubat 2017’de BİMER aracılığı ile alındığı, başvuru akabinde birkaç defa hane ziyaretine gidildiğini ve çoğunlukla evde bulunamadığı, anılanın köyde oturmadığı, kızları ve çocukları ile birlikte yazları belirli zaman dilimi için Dereler Mahallesine geldiği, kalan zamanlarda çocuklarının yanında ilçe merkezinde ikamet ettiğinin tespit edildiği, 2.2. Başvurana ilişkin yapılan inceleme ve saha ziyaretleri sonucunda 07/ 08/ 2017 tarihi itibarıyla ikametgahını tamamen şehir merkezine taşımış olduğu, Vakıftan barınma talebinde bulunduğu evin çok eski olduğu, o evde kendisinin yaşamsal ihtiyaçlarını gideremeyeceğinin fiziki engelinden anlaşıldığı, 2.3. Aynı bahçe içinde kızlarının yeni bir ev yaptırdıkları ve Dereler Mahallesine geldiklerinde hep beraber bu evde kalacaklarının da ayrıca tespit edildiği, 2.4. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün 09/ 06/ 2014 tarihli genelgesi çerçevesinde “Barınma yardımları kapsamında yapılan başvuruların değerlendirilmesi, Fon

Kurulunca onaylanan barınma yardımlarına ilişkin kaynak aktarım talep sürecinin yürütülmesi ve kaynak tahsisinin kullanımı ile ilgili olarak Fon Kurulunun 06.05.2014 tarih ve 2014/ 2 sayılı kararı ile; barınma yardımları kapsamında başvuruda bulunan kişilerden nafaka yükümlülüğüne haiz akrabası bulunmamasına ilişkin olarak barınma yardımları kapsamında başvuruda bulunan kişilerden 22/ 01/ 2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 364 üncü maddesi uyarınca altsoyu, üstsoyu ve kardeşleri arasında nafaka yükümlülüğüne haiz akrabası bulunmadığına ya da yakınlarının bu yardımı yapacak mali gücü olmadığına dair taahhütname alınması gerektiği, söz konusu maddeye istinaden başvuranın nafaka yükümlülüğüne haiz çocukları olduğu tespit edildiğinden barınma talebinin değerlendirilemediği, 2.5. Ancak başvuranın kızlarının yaptırdığı evin içerisinde bir odada kalabileceğine dair damadı ile yapılan sözlü görüşme sonrasında anılanın kalacağı odanın lambri döşeme ve tefrişatı için Vakıf

Mütevelli Heyetince 1.000 Türk Lirası geçime esas nakdi yardım yapıldığı ve banka havalesinin gerçekleştirildiği, bu paranın hala kullanılmadığı, yine de her türlü geçime esas yardım taleplerinin

Vakıf Mütevelli Heyetince hassasiyetle değerlendirileceği, 2.6. Tüm Vakıfların uygulamış olduğu 2.4 üncü paragrafa konu genelgeye istinaden başvuranın barınma amaçlı yardımlardan faydalanamayacağı, 2.7. Anılana 23/ 05/ 2017 tarihinde hane ziyareti gerçekleştirildiği ancak kendisinden sağlıklı bilgi alınamadığı, 69 yaşındaki başvuranın %63 engelli raporuna sahip olduğu, 1.059,63 TL ( 2022 sayılı

Kanun kapsamında) engelli aylığı aldığı, anılanın sürekli söz konusu adreste ikamet ettiğini, yaşadığı evin tek katlı, tek odalı olduğunu, mutfağı, banyo ve tuvaletinin bulunmadığını, ihtiyaçlarını yan taraftaki müstakil evde giderdiğini ifade ettiği, komşularının başvuranın 5 çocuğunun bulunduğunu, .

2 / 8ara ara kızlarının yanına gittiğini ancak sürekli durmadığını, çocuklarının ancak kendi ihtiyaçlarını

karşılayabildiğini, ancak genelde Hollanda’da yaşayan kızının babasına yardım ettiğini, Bafra’da yaşayan diğer kızının ise genelde babasını yanına götürdüğünü ve hastalandığında babasına baktığını söylediği, köy imamının çocuklarla ilgili bilgisi olmadığını ancak başvuranın genelde bu adreste yaşadığını, hastalandığında kızının yanına Bafra’ya gittiğini beyan ettiği, diğer bir komşunun ise başvuranın genelde bu adreste kaldığını, kızlarının yazın gelerek anılanın hâlihazırda yaşadığı tek katlı müstakil evi yaptırdıklarını ancak evin mutfak ve döşemelerinin olmadığını, çocuklarının ancak kendi geçimlerini sağlayabildiklerini, sadece Hollanda’daki kızının kısmen daha iyi durumda olduğunu söylediği, hane ziyaretinde beyaz eşya olarak sadece eski bir buzdolabı ile tüplü bir televizyonun görüldüğü, evde banyo ve mutfak bulunmadığı, tuvalet ve banyo ihtiyaçlarının kızlarının yaptırdığı diğer evde karşıladığı, çevreden alınan bilgiye istinaden anılanın kızlarının yaptığı tek katlı müstakil evin mutfağı ve yer döşemesi için yardım istediği, 2.8. Fon Kurulunun 2.4 üncü paragrafta bahsi geçen 06.05.2014 tarih ve 2014/ 2 sayılı kararında, “Barınma Yardımları Kaynak Taleplerine İlişkin Olarak; Vakıflar tarafından barınma yardımı talepleri, Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Sistemine girilecek; sisteme girilen talebe ilişkin bilgileri içeren üst yazı ile birlikte üzerine ev yapımı/onarımı yapılacak arsanın tapu kaydının bir örneği ve nafaka yükümlüğüne haiz akrabasının bulunmadığına dair alınan taahhütname Genel

Müdürlüğe gönderilecektir .” hususun da yer aldığı, anlaşılmaktadır .

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 3.1.“Cumhuriyetin Nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir .” 3.2.“Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır .” 3.3.“Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir …. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz .” 3.4. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında; “Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır . Yaşlılar, Devletçe korunur, Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir .”

3 / 83.5.“Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” 4. 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” 5. 20/ 02/ 2008 tarih ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun “Tüzel kişilik” başlıklı 4üncü maddesinde; “Vakıflar, özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptir .” 6. 29/ 5/ 1986 tarih ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun; 6.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde (Değişik : 16/ 6/ 1989 – 3582/ 1 md.); “Bu Kanunun amacı; fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir .” 6.2. “Kapsam” başlıklı 2inci maddesinin birinci fıkrasında; “Fakrü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan vatandaşlar ile geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirilebilecek kişiler bu Kanun kapsamı içindedir .”; 04/ 07/ 2012 tarih ve 6353 sayılı Kanunun 17 inci maddesi ile eklenen ek fıkrasında; “Ayrıca, kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmakla veya bu kuruluşlarca aylık veya gelir bağlanmış olmakla birlikte, Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/ 3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar da bu Kanun kapsamındadır…” 6.3. “Vakıflar” başlıklı 7 inci maddesinde (Değişik birinci fıkra : 1/ 12/ 2004 – 5263/ 19 md.); “Bu

Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur .” 6.4. “Vakfın Gelirleri” başlıklı 8 inci maddesinde; “ Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma

Vakıflarının gelirleri; a) Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan aktarılacak miktardan, b) (Mülga : 7/ 12/ 2004- 5272/ 87 md .)

c) (Mülga : 2/ 3/ 2014- 6529/ 16 md .)

d) İşletme ve iştiraklerden elde edilecek gelirlerden, e) Diğer gelirlerden, .

4 / 8Teşekkül eder .”

düzenlemelerine yer verilmiştir .

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran; 70 yaşında ve %63 engelli olduğunu, 8 yıldır engelli aylığı aldığını, babasından kalan yaklaşık 70 metrekarelik eski evinin çatısının yıkıldığını, odaların kapı ve penceresini ikinci elden yakınları ile komşularının aldığını, söz konusu evin yanındaki yaklaşık 25 metrekarelik evde durduğunu, evi yoksulluktan ötürü yaptıramadığını, çocuklarının 3 yıl önce evde tadilat yaptırdığını ancak maddi imkânsızlıktan eksikleri tamamlayamadığını, yetkililerden yerinde tespit yaparak zeminin tahta döşemesi, elektrik, mutfak eşyası gibi eksiklerinin giderilmesini talep ettiğini, para talep etmediğini ifade etmektedir .

9. Başvuran konuya ilişkin olarak ilk başvurusunu 28/ 02/ 2017 tarihinde BİMER aracılığıyla gerçekleştirmiş olup, Bafra Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından 10/ 03/ 2017 tarihinde yapılan hane ziyaretinde anılan evde bulunmamış ve talebi Mütevelli Heyeti kararı ile reddedilerek 23/ 03/ 2017 tarihli yazı ile kendisine bildirilmiştir .

10. Başvuran bir kez daha 29/ 04/ 2017 tarihinde BİMER aracılığıyla başvuruda bulunmuş; 23/ 05/ 2017 tarihinde hane ziyareti gerçekleştirilmiş ve 30/ 05/ 2017 tarihli rapor hazırlanmıştır .

Raporda çevreden alınan bilgiye istinaden başvuranın kızlarının yaptığı tek katlı müstakil evin mutfağı ve yer döşemesi için yardım istediği sonucuna varılmıştır .

11. Başvuran hakkında Vakıf tarafından yapılan inceleme ve araştırma sonucunda anılanın 07/ 08/ 2017 tarihi itibarıyla tamamen ikametgahını şehir merkezine taşıdığı tespit edilmiştir . Ayrıca

Vakıf tarafından tadilatı talep edilen evin çok eski olduğu, başvuranın tek başına yaşamsal ihtiyaçlarını gideremeyeceği değerlendirilmiştir .

12. Başvuranın kızı ile yapılan telefon görüşmesinde anılan başvuruya konu evin yaşamaya elverişli olmayışı nedeniyle babasını yanına almak zorunda kaldığını, ancak babasının ısrarla köyde yaşamak istediğini, anılanın ilk başta kaldığı yerin çatısının çöktüğünü, yaşamaya imkan verecek şartların bulunmadığını, bunun üzerine 3 kardeş birleşerek aynı bahçede yaklaşık 70 metrekarelik bir ev yaptırdıklarını ancak maddi imkanları el vermediği için daha fazla tadilat yapamadıklarını, babasının ısrarla köyde yaşamak istemesi nedeniyle söz konusu 70 metrekarelik evin tadilatının yaptırılması amacıyla Kurumumuza başvurduklarını ifade etmiştir .

13. Vakıf tarafından, 2.4 üncü paragrafta da yer verildiği üzere, başvuranın nafaka yükümlülüğüne haiz çocuklarının olduğunun tespit edildiği, oysa ki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal

Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün 09/ 06/ 2014 tarihli yazısı gereğince “Barınma yardımları

5 / 8kapsamında yapılan başvuruların değerlendirilmesi, Fon Kurulunca onaylanan barınma yardımlarına

ilişkin kaynak aktarım talep sürecinin yürütülmesi ve kaynak tahsisinin kullanımı ile ilgili olarak Fon

Kurulunun 06.05.2014 tarih ve 2014/ 2 sayılı kararı ile barınma yardımları kapsamında başvuruda bulunan kişilerden nafaka yükümlülüğüne haiz akrabası bulunmamasına ilişkin olarak barınma yardımları kapsamında başvuruda bulunan kişilerden 22/ 01/ 2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni

Kanunu’nun 364 üncü maddesi uyarınca altsoyu, üstsoyu ve kardeşleri arasında nafaka yükümlülüğüne haiz akrabası bulunmadığına ya da yakınlarının bu yardımı yapacak mali gücü olmadığına dair taahhütname alınması” gerektiği, bu nedenle de başvuranın barınma talebinin değerlendirilemediği, ifade edilmiştir . Diğer taraftan aynı Fon Kurulu Kararında, Vakıflar tarafından barınma yardımı taleplerinin, Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Sistemine girileceği; sisteme girilen talebe ilişkin bilgileri içeren üst yazı ile birlikte üzerine ev yapımı/onarımı yapılacak arsanın tapu kaydının bir örneği ve nafaka yükümlüğüne haiz akrabasının bulunmadığına dair alınan taahhütnamenin Genel Müdürlüğe gönderileceği hususu yer almaktadır .

14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; barınma yardımı taleplerine ilişkin olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün 09/ 06/ 2014 tarih sayılı yazısı ile Vakıflara bildirilen Fon Kurulunun 06/ 05/ 2014 tarih ve 2014/ 2 sayılı kararı çerçevesinde başvurandan alınması gereken nafaka yükümlülüğüne haiz akrabası bulunmadığına dair taahhütnamenin bulunmadığı, ayrıca başvuran tarafından aynı karar gereğince ev yapımı/onarımı yapılacak arsanın tapu kaydının da örneğinin sunulmadığı anlaşılmakta olup, bu çerçevede başvuranın talebinin İdare tarafından reddedilmesi işleminde hukuka aykırılık tespit edilememiştir .

B. Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Diğer taraftan, bilindiği üzere Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının gelirleri, sadece fondan aktarılan pay olmayıp, bunun yanında işletme ve iştiraklarden elde edilecek gelirler ile diğer gelirler de bulunmaktadır . Gerek Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının ayrı birer özel hukuk tüzel kişiliğine haiz olmaları, gerekse teşvik fonundan ayrı gelirlerinin olması, Vakıflara esneklik kazandırmakta ve Vakıf Mütevelli Heyetlerinin aldığı kararlar doğrultusunda yardım yapılmasını mümkün kılmaktadır . Sosyal inceleme formlarının düzenlenmesinin bir nedeni de budur . Başvurana ilişkin olarak düzenlenen sosyal inceleme formundan, başvuranın engelinden ötürü çok sağlıklı bilgi alınamadığı, bu nedenle çevredeki komşularından ve köy imamından bilgi talep edildiği, alınan bilgiler doğrultusunda şahısların başvuranın genellikle Dereler Mahallesi’ndeki evde kaldığını, arada kızlarının yanına gittiğini ancak sürekli kalmadığını belirttikleri, komşularının ayrıca başvuranın çocuklarının maddi durumlarının iyi olmadığını, ancak kendilerini geçindirebildiklerini, sadece yurtdışındaki kızının durumunun kısmen daha iyi olduğunu ifade ettikleri görülmektedir .

16. Sosyal Hukuk Devleti, Anayasa Mahkemesi kararlarında “insan haklarına saygılı, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal ve ekonomik önlemler alarak çalışanları koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, sosyal güvenlik haklarını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir” şeklinde ifade edilmiştir . 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun amacı da söz konusu hususlara paralel olarak “fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile

6 / 8gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım

etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmek” şeklinde belirlenmiştir .

17. Danıştay 10 uncu Daire sayılı kararında “…Anayasa Mahkemesi’nin 26 Ekim 1988 tarih ve sayılı kararına göre sosyal hukuk devleti, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü DEVLET DEMEKTİR .

Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin, tüm kurumlarıyla Anayasa’nın sözüne ve ruhuna uygun biçimde kurulmasını gerekli kılar . Hukuk devletinin amaç edindiği kişinin korunması, toplumda sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir . Anayasa’nın, Cumhuriyetin nitelikleri arasında yer verdiği sosyal hukuk devletinin dayanaklarından birini oluşturan sosyal güvenlik kavramının içerdiği temel esas ve ilkeler uyarınca toplumda yoksul ve muhtaç insanlara Devletçe yardım edilerek onlara insan onuruna yaraşır asgari yaşam düzeyi sağlanması, böylece, sosyal adaletin ve sosyal devlet ilkelerinin gerçekleşmesine elverişli ortamın

YARATILMASI GEREKİR …” hususları yer almaktadır .

18. Başvuranın başvurusunun da “sosyal hukuk devleti” ilkesi ile Anayasanın 10 uncu maddesindeki çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı ve 61 inci maddesindeki yaşlıların

Devletçe korunması gerektiği hükümleri çerçevesinde, yukarıda bahsi geçen hususlar göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir . Zira başvuran 69 yaşında, %63 engelli ve engelli aylığından başka herhangi bir gelire sahip olmayan bir şahıstır . Vakıf tarafından yapılan hane ziyaretinde anılanın kaldığını ifade ettiği evin asgari yaşam şartlarına sahip olmadığı müşahede edilmiş; görüşülen diğer şahıslar ise başvuranın genelde bu evde kaldığını, arada hastalandığında kızının yanına gittiğini teyit etmiştir . Evin yaşam şartlarının müsait olmaması nedeniyle başvuranın halihazırda kızının yanında kaldığı ancak kızının ifadesinden anılanın köyde kendi evinde kalmayı istediği anlaşılmıştır . Kaldı ki toplumumuzda yaşlıların kendi köylerinden/alışık oldukları ortamdan ayrılmak istemedikleri sıklıkla rastlanılan bir durumdur . Kızlarının yazın gelip onarım talep edilen evde kalacak olmaları söz konusu olsa bile yılın geri kalan zamanında başvuran bu evde ikamet edeceğinden ötürü talebin bu hususlar çerçevesinde değerlendirilm esi gerekmektedir .

C. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19. İyi yönetim ilkelerine, 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idarelerden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarelerin başvuranla ilgili işlemlerinde

“kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, ilkelerine uygun davrandığı, ancak, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkeye de uyması beklenmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20. 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin

7 / 8ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare

tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Samsun İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvurunun “sosyal devlet” ilkesi çerçevesinde bir kez daha değerlendirilerek başvuranın mağduriyetinin giderilmesi için yeni bir işlem tesis edilmesi hususunda BAFRA SOSYAL

YARDIMLAŞMA ve DAYANIŞMA VAKFI’na TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Bafra Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışma Vakfı’nın bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, ve BAFRA SOSYAL YARDIMLAŞMA ve DAYANIŞMA VAKFI’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi