ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvurucunun eşi ve çocuklarının sosyal yardım taleplerinin reddedilmesi üzerine yapılan incelemede, ailenin ekonomik durumunun muhtaçlık sınırının altında olduğu tespit edilmiştir. Başvurucu, eşinin ve çocuklarının yardıma muhtaç olduğunu belirterek yardım talep etmiş, ancak Sarıkamış Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından talepleri reddedilmiştir. Kararda, “çocuğun yüksek yararı” ilkesinin önemi vurgulanarak, sosyal yardımların yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Hukuki değerlendirmede, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde çocukların korunması ve ailelerin desteklenmesi gerektiği belirtilmiştir. İdarenin, başvurucunun sosyal yardım taleplerini değerlendirirken, ekonomik yoksunluk kriterlerini göz önünde bulundurarak hareket etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, başvurunun kabul edilerek sosyal yardım taleplerinin yeniden incelenmesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/14708-S.21.23558

BAŞVURU NO : 2021/8403

KARAR TARİHİ : 12/10/2021

TAVSİYE KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE :

VAKFI BAŞKANLIĞI

Başvuranın eşi ve çocuklarının sosyal yardım taleplerinin reddedilmesi

BAŞVURUNUN KONUSU :

işlemlerinin hukuka aykırı olduğu iddiası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 20/04/2021

I.BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuran, 05/10/2017 tarihi itibariyle tutuklu olduğunu, Kars T Tipi Kapalı Cezaevinde kaldığını, evli ve üç çocuk babası olduğunu, eşinin ve çocuklarının yardıma muhtaç olduğunu belirterek mevzuata uygun şekilde yardım yapılmasını talep etmiştir. Konuya ilişkin daha önce yapmış olduğu sayılı başvuruya istinaden Sarıkamış Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) Başkanlığı’na gönderme kararı verilmiştir. Başvuran, gönderme kararına istinaden bir işlem yapılmaması sebebiyle aynı taleple tekrar Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzca 02/06/2021 tarih ve sayılı yazı ile Sarıkamış Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışma Vakfı Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talep edilmiş olup, bu yazımıza cevap verilmemesi üzerine 23/08/2021 tarih ve sayılı yazı ile idareye tekit yazısı gönderilmiş; bu yazıya istinaden idarece

Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda özetle; 2.1. Sarıkamış Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığı’nca gönderme kararımız üzerine 14/12/2020 tarihinde başvuranın yaşadığı hanede inceleme yapıldığı, hanede 4 bireyin ikamet ettiği, ’ın kocası başvuran ’ın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklu bulunduğu, ve çocuklarının kayın pederine ait evde kira ödemeden ikamet ettiği, evin doğalgazlı olduğu, ’ın Kars İli’nde bir evi olduğu ve bu evin kirası ve akraba yardımı ile geçindikleri, ayrıca yine

’a ait 2013 model panelvan bir araç bulunduğu, hesaplamalar neticesinde kişi başına düşen aylık gelirin 685,42 TL olduğu ve bu tutarın muhtaçlık sınırının altında olduğu ifade edilmiştir.

2.2. Bu tespit üzerine, ailenin nakdi yardım talebi Vakıf Mütevelli Heyeti’nin 31/12/2020 tarih ve numaralı kararı ile; ailenin çocukları için yapılan şartlı eğitim yardımı başvurusunun ise 31/12/2020 tarih ve numaralı kararı ile reddedildiği belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 3.1.“Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 3.2.“Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 3.3.“Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir…

Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.”, 3.4.“Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”, 3.5.“Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin; 4.1. 3 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir.

Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.”, 4.2. 6 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında; “Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.”, 4.3. 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-

baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.”, 5. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Denetim Hizmetleri Başkanlığı Yönetmeliğinin “Denetçilerin görev ve yetkileri” başlıklı 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde; “(1)

Denetçiler aşağıdaki görevleri yaparlar:

a) Bakanlık mevzuat hükümlerinin uygulanmasını; usulsüzlükleri ve hataları önleyici, eğitici ve rehberlik yaklaşımını ön plâna çıkaran bir anlayışla denetlemek, b) Bakanlık, merkez ve taşra teşkilâtı ile personelinin idarî, malî ve hukukî işlemleri hakkında kanun, tüzük, yönetmelik, çalışma plan ve programı ve Başkanlık talimatları çerçevesinde, denetim, inceleme, araştırma, ön inceleme ve disiplin soruşturması yapmak, c) Bakanlığın denetimi altındaki her türlü kuruluşun faaliyet ve işlemleri ile ilgili olarak Bakanlığın görev ve yetkileri çerçevesinde denetim, inceleme, araştırma ve soruşturmalar yapmak,…”, 6. Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığının 19/08/2016 tarihli ve 2016/04 sayılı Genelgesinin

10 uncu maddesinde ise; “Bakanlık hizmet modellerini yürüten (koruyucu aile, evlat edinme, sosyo-

ekonomik/destek vb.) aileler hakkında FETÖ/PDY silahlı darbe teşebbüsü kapsamında kolluk kuvvetleri veya diğer ilgili kurumlar tarafından işlem başlatıldığının öğrenilmesi durumunda, korunmaya/bakıma veya yardıma ihtiyacı olan bireylere (çocuk, engelli, yaşlı ve diğer kişilere) yönelik iş ve işlemlerin ivedilikle yapılması sağlanacaktır.”, hükümlerini ihtiva etmektedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. , 05/10/2017 tarihi itibariyle tutuklu olduğunu, Kars T Tipi Kapalı Cezaevinde kaldığını, evli ve üç çocuk babası olduğunu, eşinin ve çocuklarının yardıma muhtaç olduğunu belirterek mevzuata uygun şekilde yardım yapılmasını talep etmiştir. Konuya ilişkin daha önce yapmış olduğu sayılı başvuruya istinaden Sarıkamış Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) Başkanlığı’na gönderme kararı verilmiş, kararımıza istinaden yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda ailenin yapmış olduğu nakdi yardım ile şartlı eğitim yardımı taleplerinin reddedildiği görülmüş, bunun üzerine başvuran aynı taleple tekrar Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

9. Bilindiği üzere; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de

“belirlilik”tir. Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 tarih ve 2005/5 Esas, 2008/93 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan belirlilik ilkesine göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin

tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.

10. Öte yandan; ekonomik ve sosyal bakımdan zor durumda olduğu belirtilen başvuranın çocuklarına yardım yapılması talebi Sarıkamış Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığı tarafından incelenmiş; başvuranın çocukları ve eşinin gelirinin yasal olarak muhtaçlık sınırının altında olduğu tespit edilmiştir. Ülkemizin taraf olduğu ve yukarıda açıklanan Uluslararası Sözleşmeler ile T.C. Anayasası ve diğer ilgili mevzuat kapsamında hukuk devleti ilkesini benimsemiş tüm demokratik devletlerin kabul ettiği evrensel ilkelerden olan “çocuğun yüksek yararı” konusunda burada bir kısım hatırlatmalar yapılması uygun olacaktır.

11. Bilindiği üzere, “çocuğun yüksek yararı” kavramı ilk kez 1959 Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesinde yer almış olup, aradan yaklaşık otuz yıl geçtikten sonra imzalanan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları

Sözleşmesi ile “çocuğun yüksek yararı” kavramı yeniden düzenlenmiştir. Ülkemiz bu Sözleşmeyi 14/09/1990’da imzalamış, 09/12/1994’te onaylamış ve 4058 sayılı Kanunun 11/12/1994 tarihinde Resmi

Gazete’de yayımlanması ile ülkemizde yürürlüğe girmiştir (Topuzoğlu, Aşkın Yaşar, “Çocuk Hakları”, “Mağdur Çocukların Hukuksal Konumu”, İstanbul Barosu Yayın Kurulu, İstanbul 2004, s. 19).

Sözleşmede, çocuğun korunmasına yönelik haklar yanında bağımsızlığına yönelik haklar da düzenlenmiş, ancak daha da önemlisi çocuğun yüksek yararı temel ilke olarak benimsenmiştir. Sözleşmede çocuğun yüksek yararından pek çok maddede söz edilmesine rağmen bu maddelerde çocuğun yüksek yararının ne olduğundan ziyade çocuğun yüksek yararına aykırı düşmedikçe veya uygun düştükçe çocuğun haklarının nasıl uygulanacağı açıklanmıştır. Çocuğun her tür istismarı, çocuğun ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişimi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılması, çocuğun kişiliğine ve onuruna saldırı ile ayrımcılık gibi eylemler yasaklanmış olup, çocuğun hakları bu eylemlere karşı korunmaktadır (Zermatten, Jean, “The Best Interests of the Child Principle: Literal Analysis and Function”, International Journal of

Children’s Rights, Number 18, 2010, s.486-492). Çocuğun yüksek yararının belirlenmesinde Sözleşmenin başlangıç metninde ifade edilen amaçlar da yol göstermektedir. Söz konusu amaçlardan anlaşılan, çocuğun özel ilgi ve yardıma gereksinim duyduğu, ailesinin desteklenmesi gerektiği, çocuğun sevgi ve anlayış içindeki bir aile ortamında büyümesi gerekliliği, çocuğun barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhu içinde yetişmesi gerekliliğidir. Bu gerekliliklerin nedeni ise çocuğun kişiliğinin gelişimi, esenliği, uyumu, toplumda bağımsızlaşabilmesi olarak sunulmuştur. (2019/1978 numaralı başvuruya ilişkin 19/07/2019 tarhiinde verilen Tavsiye Kararı. 19. Par.).

12. Yasama organı, sosyal hizmet kurumları, sağlık kurumları, eğitim kurumları ve çocuğun korunmasında görevli ve yetkili diğer kurumlar, yani yürütme organı ile mahkemeler çocuğu ilgilendiren tüm işlem ve davalarda çocuğun yüksek yararını gözetmekle yükümlüdür (Akyüz, Emine, Çocuk Hukuku, 3. Baskı, Ankara 2013, s. 47.). Bu itibarla, toplumun bedensel ve zihinsel yönden en güçsüz ve başkalarına en bağımlı şekilde hayatını devam ettirebilen çocuklar, hukukun öncelikli konusudur ve çocukların özel olarak korunması anayasa ve yasalarda açıkça güvence altına alınmalıdır. Bu kapsamda T.C. Anayasasının 5, 10, 41 ve 61. maddeleri ile 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ve bu kanunların uygulanmasına dair yönetmeliklerde yer

alan pek çok maddede “çocuğun yüksek yararı” ilkesi de gözetilerek düzenlemeler yapılmıştır.

13. Yukarıda bahsi geçen şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulabilmesi için; öncelikle bir çocuğun bulunduğu ailenin yasal olarak muhtaçlık sınırının altında bir gelirinin olması durumunda hangi

şart ve durumlarda sosyal yardımdan yararlanıp yararlanamayacağı hususlarının tüm dayanaklarıyla ortaya konulması büyük önem arz etmektedir.

14. “Ekonomik yoksunluk” ölçütü, genel itibariyle, engelli ve bakmakla yükümlü olduğu bireylerin bütün gelirlerinden kişi başına düşecek tutarın, geçim ve bakım masrafları için yetersiz olacağı varsayılan bir aylık net asgari ücretin 2/3’ünden düşük olması şeklinde belirlenmiş olup, somut olayda başvuranın ailesinin gelirinin söz konusu kriterin altında olduğu idarece tespit edilmiştir. Böylece, ilgili mevzuatın aradığı “ekonomik yoksunluk” şartının oluştuğu görülmüştür.

15. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın ailesinin ekonomik durumu incelendiğinde ekonomik olarak muhtaçlık sınırının altında kaldığının tespit edildiği, başvuranın eşi ve çocuklarının ekonomik olarak muhtaç durumda olmasına rağmen sosyal taleplerinin reddedilmesinin ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde belirtilen çocuğun yüksek yararı ilkesine aykırılık teşkil ettiği, başvuranın ailesinin ekonomik durumunun tekrara incelenerek muhtaçlık kriterinin tespit edilmesi durumunda sosyal yardım taleplerinin kabul edilmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.

17. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi Yönetim İlkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde; Kurumun, inceleme ve araştırma yaparken insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde;

kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması; eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözeteceği düzenlenmiştir. Söz konusu Yönetmelik hükmünde yer alan ilkelerin kaynağını teşkil eden Avrupa Birliği Temel Haklar Şartının 41 inci maddesinde de iyi yönetim hakkından bahsedilmekte olup, benzer ilkelere Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen “Avrupa Doğru İdari

Davranış Yasası”nda da yer verilmiştir.

18. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idarenin başvurucuya gönderdiği cevabi yazılarında, hangi kanun yollarına ve mercilere başvurulabileceği ve süreleri hakkında bilgiye yer vermediği, bu suretle iyi yönetişim ilkelerinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı, bunun yanında şikâyet başvurusu kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde gönderilmediği böylece idarenin “kararların gerekçeli olması” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket etmediği anlaşıldığından, idarenin bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının İdareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvurucunun eşi ve çocuklarının yapmış olduğu sosyal yardım taleplerinin “çocuğun yüksek yararı” prensibi çerçevesinde idarece tekrar incelenerek ekonomk olarak muhtaçlık kriterinin tespit edilmesi durumunda sosyal yardım taleplerinin kabul edilmesi yönünde SARIKAMIŞ SOSYAL

YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI BAŞKANLIĞINA tavsiyede bulunulmasına, Bilgileri için kararın bir örneğinin AİLE ve SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA gönderilmesine karar verilmesine,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğunun idareye hatırlatılmasına, Kararın

BAŞVURANA ve SARIKAMIŞ SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI

BAŞKANLIĞINA, AİLE ve SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi