ÖZET: Bu karar, başvuranın Bağcılar Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na yaptığı sosyal yardım başvurusunun “muhtaç olmama” gerekçesiyle reddedilmesine ilişkindir. Başvuran, kızıyla birlikte yaşadığını ve pandemi sürecinde yapılan yardımlardan faydalanmak için başvuruda bulunduğunu belirtmiştir. Ancak yapılan incelemelerde, başvuranın 2006’dan itibaren ölüm aylığı aldığı ve bu durumun devam ettiği tespit edilmiştir. Hane halkında başka bir bireyin de benzer bir gelir kaynağı olduğu belirlenmiştir.

İlgili mevzuat gereği, sosyal yardım başvurularında muhtaçlık durumu, hane gelirinin belirli bir sınırın altında olup olmadığına göre değerlendirilmektedir. Başvuranın hane gelirinin, 2021 yılı için belirlenen muhtaçlık sınırının üzerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, başvurunun reddi, hukuka uygun bulunmuş ve idarenin takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebi, ilgili mevzuat çerçevesinde uygun görülmemiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/538-S.22.830

BAŞVURU NO : 2021/12805

KARAR TARİHİ : 12/01/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : BAĞCILAR SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI

BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Sosyal yardım talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 27/07/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza gönderilmiş olan şikâyet başvurusunda; adı geçen, kızı ile birlikte yaşadığını, salgın süresince yaptığı tüm yardım başvurularının Bağcılar Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma

Vakfı tarafından ayrımcılık yapılarak reddedildiğini iddia etmiş olup, “Pandemi Sosyal Destek Programı” kapsamında muhtaç kişilere ödenen tüm nakdi yardımlardan faydalandırılması için gereğinin yapılmasını talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvurucu tarafından bahse konu talep hakkında, ilk olarak 02.06.2021 tarihinde Kamu Denetçiliği

Kurumuna başvurulduğu, Kurumumuz tarafından yapılan ön inceleme neticesinde, adı geçenin

“muhtaçlık” durumunun sosyal devlet ilkesi kapsamında hassasiyetle incelenmesi ve gerekli değerlendirmenin yapılabilmesi için bahse konu başvuru hakkında 09.06.2021 tarihinde “Gönderme

Kararı” verildiği, 3. Gönderme Kararına istinaden Bağcılar Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürlüğünün 24.06.2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; ve ailesi hakkında yapılan inceleme neticesinde adı geçene ait başvuruların, Bağcılar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Mütevelli

Heyeti tarafından “muhtaç olmama” gerekçesiyle reddedildiğinin belirtildiği, akabinde adı geçenin aynı talebi içerir şikâyet dilekçesi ile Kurumumuza yeniden başvurduğu, 4. Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilecek karara esas olmak üzere adı geçenin “Pandemi Sosyal

Destek Programı” kapsamında yapılan yardımlardan faydalanıp faydalanamayacağı konusunda nihai

kararın verilmesini teminen bu defa Bağcılar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile iletişime geçilerek, gerekli tüm bilgi ve belgelerin temin edildiği, 5. Bu kapsamda, Bağcılar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının cevabi yazısı ve eklerinde ise özetle; Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi sistemi üzerinden yapılan sorgulamada başvurucu

’un tahsis dosya numarası ile 01.12.2006 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya başladığı ve bu durumun hali hazırda devam ettiği (2021 yılı Kasım ayı 1.377,79 TL.), ayrıca aynı ikamette iki kişilik hane halkından diğerinin de 01.03.2018 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya başladığı ve bu durumun devam ettiği (2021 yılı Kasım ayı 1.038,73 TL), bu sebeple adı geçene ait nakdi yardım talebinin Mütevelli Heyetinin 22.06.2021 tarihli kararıyla, pandemi yardım talebinin ise Mütevelli

Heyetinin 05.05.2021 tarihli kararıyla “muhtaç olmama” gerekçesiyle uygun görülmediğinin belirtildiği, Anlaşılmıştır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 6.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 6.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket zorundadırlar.”, 6.3. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 6.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 7. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; 7.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”, 7.2. “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. 24.05.1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun;

8.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; korunmaya, bakıma veya yardıma ihtiyacı olan aile, çocuk, engelli, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklar ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usulleri düzenlemektir.”, 8.2.“Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Bu Kanun, sosyal hizmetlerle ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişileri ve özel hukuk tüzelkişilerini, sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarında çalışan personeli, sosyal hizmetlerden faydalananları ve faydalanacak durumda olanları kapsar.”, 8.3. “Korunmaya, bakıma, yardıma ihtiyacı olan engelli, yaşlı ve diğer kişilere ilişkin hususlar” başlıklı 26 ncı maddesinde; “Korunmaya, bakıma, yardıma ihtiyacı olan aile, engelli, yaşlı ve diğer kişilerin tespiti, incelenmesi ve bunların sosyal hizmetlerden yararlandırılmasına ilişkin esaslar bir yönetmelikle düzenlenir.”, 9. 29/05/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun; 9.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir.”, 9.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Fakrü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan (…)(1)

vatandaşlar ile geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirilebilecek kişiler bu Kanun kapsamı içindedir.

Ancak, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde sayılan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 5510 sayılı

Kanun gereği ödedikleri katılım payları bu Kanun kapsamındadır. Ancak yıl içinde ödenen tutarlar, takip eden yılda Hazine tarafından Fona geri ödenir.

Ayrıca, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmakla veya bu kuruluşlarca aylık veya gelir bağlanmış olmakla birlikte, Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar da bu Kanun kapsamındadır.

Her türlü acil durum ve afetten zarar görenler ve şehit yakınları ile gaziler ise, Fon Kurulu ile Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca belirlenecek kriter ve süreler çerçevesinde bu Kanun ile sağlanacak haklardan yararlandırılır.”, 9.3. “Vakıflar” başlıklı 7 nci maddesinde; “Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur.

Mülkî idare amirleri vakfın tabii başkanı olup, illerde belediye başkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemi için, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valinin çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan

ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi; ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının kaymakamın çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçede kurulu ve bu

Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veya ilçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği üçüncü bir kişi daha mütevelli heyetinde görev yapar.

Büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında, ikinci fıkrada hayırsever vatandaşlar arasından seçileceği belirtilen iki üye; il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından belirlenir. Ayrıca, il veya ilçede bu Kanunda belirlenen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu bulunmaması hâlinde il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından üçüncü bir kişi daha belirlenir. İl veya ilçe sınırları içerisinde köy bulunmaması hâlinde, köy muhtarı yerine bir mahalle muhtarı daha mütevelli heyetinde görev yapar. İlde vali, bir vali yardımcısını başkan vekili olarak; büyükşehir belediye başkanı, genel sekreteri veya genel sekreter yardımcısını; il belediye başkanı da bir belediye başkan yardımcısını toplantılarda kendisini temsil etmek üzere görevlendirebilir…”, Hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Bahse konu şikâyet başvurusunda özetle; adı geçen, kızı ile birlikte yaşadığını, salgın süresince yaptığı tüm yardım başvurularının Bağcılar Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından ayrımcılık yapılarak reddedildiğini iddia etmiş olup, “Pandemi Sosyal Destek Programı” kapsamında muhtaç kişilere ödenen tüm nakdi yardımlardan faydalandırılması için gereğinin yapılmasını talep etmiştir.

12. Bilindiği üzere; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de

“belirlilik”tir. Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 tarih ve 2005/5 Esas, 2008/93 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan “belirlilik ilkesine” göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin

tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.

13. Ayrıca; Anayasanın 87’nci maddesine göre “kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak” Türkiye

Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkisindedir. Yasa koyucu Anayasada belirtilen istisnalar dışında istediği alanda ve istediği içerikte kanun çıkarmakta özgürdür. Anayasa’ya aykırı olmamak şartıyla her konunun kanunla düzenlenebileceği ifade edilmektedir. Bu konuda geniş bir takdir alanına sahiptir.

Bununla birlikte, idarenin bütün işlemlerinin önceden öngörülerek bütün unsurlarıyla kurallara bağlanması da mümkün değildir. Bu sebeple, çok çeşitli görevler üstlenmiş olan idarenin, durumun icabına göre harekette bulunma konusunda serbest olması gerekmektedir ve görevlerinin niteliği açısından idarelere belli konularda takdir yetkisi tanımak zorunludur. Kanun koyucu, idarelerin görev ve yetkilerinin sınırlarını çizerken, belirli bir konuda karar alıp almama veya alacağı kararlar arasından seçim yapma konusunda, ayrıca yetkileri kullanıp kullanmamada ve kullanılmasının gereklerini saptamada, idareleri az ya da çok serbest bırakabilmektedir. Bu gibi durumlarda da idarenin takdir yetkisinden söz edilmektedir. (Prof. Dr. A. Şeref Gözübüyük, “Yönetim Hukuku” Güncelleştirilmiş 14 üncü Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, s.277)

14. Buna göre takdir yetkisi, idareye, işlemin sebebini, konusunu, zaman ve yerini belirlemek, çeşitli çözümlerden birini seçmek, işlem yapmak ya da yapmamak konusunda verilen hareket serbestisidir (Turan Yıldırım, İdare Hukuku, 5. baskı, İstanbul: On İki Levha, 2013, s.699). Bir başka tanıma göre de takdir yetkisi, belli olguların varlığı halinde, idarenin serbestçe ya da mevcut seçeneklerden birini uygun gördüğünce tercih ederek karar alabilme imkânıdır (Yıldızhan Yayla, İdare Hukuku, 2. baskı, Beta

Yayınları, s.190).

15. Somut başvuru hakkında yapılan inceleme neticesinde; 15.1. Adı geçenin, ilk olarak 02.06.2021 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurduğu, Kurumumuz tarafından yapılan ön inceleme neticesinde kişinin “muhtaçlık” durumunun sosyal devlet ilkesi kapsamında hassasiyetle incelenmesi ve gerekli değerlendirmenin yapılabilmesi için bahse konu başvuru hakkında 09.06.2021 tarihinde “Gönderme Kararı” verildiği, 15.2. Söz konusu Kararımıza istinaden Bağcılar Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürlüğünün 24.06.2021 tarihli cevabi yazısı ve eklerinde özetle; adı geçene ait başvuruların Bağcılar Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışma Vakfı Mütevelli Heyeti tarafından “muhtaç olmama” gerekçesiyle reddedildiğinin belirtildiği, 15.3. Akabinde adı geçenin aynı talebi içerir şikâyet dilekçesi ile Kurumumuza yeniden başvurduğu, şahsın “Pandemi Sosyal Destek Programı” kapsamında yapılan yardımlardan faydalanıp faydalanamayacağı konusunda nihai kararın verilmesini teminen bu defa Bağcılar Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışma Vakfı ile iletişime geçilerek, gerekli tüm bilgi ve belgelerin temin edildiği, Anlaşılmıştır.

16. Bu kapsamda, Bağcılar SYD Vakfının cevabi yazısı ve eklerinde ise özetle; Bütünleşik Sosyal

Yardım Bilgi sistemi üzerinden yapılan sorgulamada, başvurucu ’un tahsis dosya numarası ile 01.12.2006 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya başladığı ve bu durumun hali hazırda devam ettiği (2021 yılı Kasım ayı 1.377,79 TL.), ayrıca aynı ikamette iki kişilik hane halkından diğerinin de 01.03.2018 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya başladığı ve bu durumun devam ettiği (2021 yılı

Kasım ayı 1.038,73 TL) anlaşıldığından adı geçene ait nakdi yardım talebinin Vakfı Mütevelli Heyetinin

22.06.2021 tarihli kararıyla, pandemi yardım talebinin ise Vakfı Mütevelli Heyetinin 05.05.2021 tarihli

kararıyla “muhtaç olmama” gerekçesiyle uygun görülmediği açıklamalarına yer verilmiştir.

17. Bilindiği üzere, ilgili mevzuat hükümlerinde SYD Vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip ve yetkili karar organının mütevelli heyeti olduğu, yardımların düzenli aylık niteliğinde olmayıp muhtaç vatandaşların ihtiyaçlarının önem derecesi göz önünde bulundurularak yapıldığı, sosyal inceleme sonrasında muhtaçlık kararının alınması ve ayni-nakdi yardımların yapılmasına ilişkin tüm iş ve işlemlerin vakıflar tarafından yerine getirilmesi gerektiği, vakıflarının yönetim ve temsile yetkili organı olan mütevelli heyetinin atanmış ve seçilmiş üyelerden oluştuğu, mülkî idare amirlerinin vakfın doğal başkanı olduğu, vakıfların Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının idari yapılanması içerisinde yer aldığı, denetimlerinin ise Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal

Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılacağı hususları ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.

18. Ayrıca, ilgili mevzuat hükümlerinde “muhtaçlığın”; gelir, servet ve harcamalar esas alınarak nasıl belirleneceğine ilişkin ayrıntılı hükümlere yer verilmiş olup, ayrıca 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışmayı Teşvik Kanununun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, “… Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar…” hükmü ile geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara “Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre” yardım yapılacağı düzenlenmiştir.

19. Bununla birlikte, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından Pandemi Sosyal Destek

Programı adı altında sosyal yardımların dağıtılması Fazlar halinde bir defaya mahsus 1.000 TL. nakdi yardım şeklinde planlandığı, korona virüs salgını kapsamında yapılan sosyal yardım başvurularının ilgilisi tarafından e-devlet kapısı aracılığıyla yapılması gerektiği, doğrudan vakfa başvuran ihtiyaç sahiplerinin ise e-devlet kapısı üzerinden başvuru yapmak üzere yönlendirilebileceği, başvurunun ardından sistem tarafından “ön değerlendirme kontrollerinin gerçekleştirildiği, yapılan kontrollerde, yardım başvurusunda bulunan kişinin kendisi veya hanesinde; Faz-1 veya Faz-2 kapsamında verilen 1.000 TL.’lik nakdi destekten faydalanan kişinin bulunması, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a)

bendi kapsamında kamu işçisi bulunması, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)

bendi kapsamında memuru bulunması, Ölüm aylığı alanlar hariç olmak üzere, SGK’dan gelir veya aylık alan (emeklinin) bulunması, İŞKUR işsizlik veya kısa çalışma ödeneğinden faydalanan kişi bulunması hallerinde başvurunun Pandemi Sosyal Destek Programı kapsamı dışında bırakılacağı ve anılan

Bakanlığın 15.04.2020 tarihli yazısı ile ülke çapında faaliyet gösteren tüm SYD Vakıflarına ilke kararları doğrultusunda uygulama yapılması yönünde talimat verildiği, akabinde Aile ve Sosyal Hizmetler

Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü Aile Yardımları Daire Başkanlığının “Tam Kapanma

Sosyal Yardım Programı” konulu 03.05.2021 tarihli ve 71844 sayılı yazısı ile salgın nedeniyle dönemsel ihtiyaç sahibi olduğu değerlendirilen her bir hane için 1.100-TL’ye kadar yardım yapılmasına ve çalışmaların anılan Bakanlık tarafından yürütülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

20. Yukarıda yer alan bilgi, belge ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar başvurucu yaptığı yardım başvurularının Bağcılar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından usulsüz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiş ise de; Sosyal yardım müracaatları değerlendirilirken hanede yaşayan kişiler adına SGK kaydı, emekli maaşı, tarım arazisi, ticari iş yeri, kira geliri, arsa, mesken, araç vb.

kayıtların dikkate alındığı, 01.01.2021-31.12.2021 tarihleri arasında kişi başına muhtaçlık sınırının 852,53

TL. olarak belirlendiği, Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi sistemi üzerinden yapılan sorgulamada ise başvurucunun 01.12.2006 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya başladığı ve bu durumun hali hazırda devam ettiği (2021 yılı Kasım ayı 1.377,79 TL.), ayrıca aynı ikamette iki kişilik hane halkından diğerinin de 01.03.2018 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya başladığı ve bu durumun devam ettiği (2021 yılı

Kasım ayı 1.038,73 TL) tespit edilmiş olup, bu haliyle kişi başına düşen hane gelirinin 2021 yılı için hesaplanan muhtaçlık sınırının üzerinde olması ve ilgili mevzuat hükümlerinde hane geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara “Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre” sosyal yardım yapılacağı düzenlenmiş olduğundan, bahse konu sosyal yardım talebinin idarece kabul edilmemesine dair işlemin, ilgili mevzuatın sosyal yardım başvurusu yapan kişilerde aradığı maddi kriterlerin (somut başvuruda kişi başına düşen hane geliri kriterinin) karşılanmamasından kaynaklandığı ve bu haliyle idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, daha önce benzer taleplerle ilgili olarak

Kurumumuza yapılan şikayet başvurularında verilmiş emsal kararlar da (12/01/2021 tarihli ve 2020/91884 nolu Ret Kararı, 07/06/2021 tarihli ve 2021/2120 nolu Ret Kararı, 06/07/2021 tarihli ve 2021/2258 nolu Ret Kararı, vb.) bulunmaktadır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, İstanbul İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın, BAŞVURANA ve BAĞCILAR KAYMAKAMLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi