ÖZET: Bu karar, başvuranın Türkiye Sosyal Destek Yardım Programı’na yaptığı başvurunun sonuçlandırılmadığı iddiasıyla ilgili olarak Haliliye Kaymakamlığı’nın sosyal yardım talebini reddetmesi üzerine alınmıştır. Başvuranın muhtaçlık durumu, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde incelenmiş ve Haliliye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından yapılan hane incelemesi sonucunda, başvuranın gelirinin muhtaçlık sınırının üzerinde olduğu tespit edilmiştir.

Anayasa’nın belirlilik ilkesi gereği, yasal düzenlemelerin açık ve anlaşılır olması gerektiği vurgulanmış, idarenin takdir yetkisi çerçevesinde sosyal yardımların belirlenmesinde esneklik sağlanması gerektiği ifade edilmiştir. İdarenin, sosyal yardımları değerlendirirken, başvuranın gelir durumu ve hane yapısını dikkate alarak karar verme yetkisi bulunmaktadır.

Sonuç olarak, başvuranın sosyal yardım talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum tespit edilmemiştir. Bu nedenle, başvuranın talebi reddedilmiş ve kararın tebliği ile yargı yolu açık bırakılmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/5118-S.23.8357

BAŞVURU NO : 2022/18002

KARAR TARİHİ : 17/04/2023

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : HALİLİYE KAYMAKAMLIĞI (HALİLİYE SOSYAL

YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI)

BAŞVURUNUN KONUSU : Sosyal yardım talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 06/12/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza gönderilmiş olan şikâyet başvurusunda başvuran özetle; 29.07.2022 tarihinde başvurmuş olduğu Türkiye Sosyal Destek Yardım Programı başvurusunun sonuçlandırılmadığını belirterek sosyal destek programından faydalandırılmayı talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuran tarafından bahse konu talep hakkında, ilk olarak 13.10.2022 tarihinde Kamu Denetçiliği

Kurumuna başvurulduğu, Kurumumuz tarafından yapılan ön inceleme neticesinde, başvuranın “muhtaçlık” durumunun sosyal devlet ilkesi kapsamında hassasiyetle incelenmesi ve gerekli değerlendirmenin yapılabilmesi için bahse konu başvuru hakkında 18.10.2022 tarihinde “Gönderme Kararı” verildiği, 3.Haliliye Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığı(SYDV) tarafından gönderilen 09.11.2022 tarihli sayılı cevabi yazıda özetle başvurunun değerlendirildiği şeklinde cevap verildiği, akabinde başvuranın aynı talebi içerir şikâyet dilekçesi ile Kurumumuza yeniden başvurduğu, 4. Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilecek karara esas olmak üzere başvuranının sosyal yardımlardan faydalanıp faydalanamayacağı konusunda nihai kararın verilmesini teminen bu defa Haliliye

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile iletişime geçilerek, gerekli tüm bilgi ve belgelerin temin edildiği, 5. Bu kapsamda Haliliye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığının 27.01.2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; başvuranın muhtaçlık durumunun tespiti için hane ve çevre incelemesi yapıldığı, başvuranın 2022 yılı sonu itibari ile 7.554.21 TL ücretle çalıştığı, faal olarak vergi

mükellefi olduğu, hanede iki kişi yaşadığı tespitlerinin yapıldığını bu nedenlerle vakıflarına yapılan başvurunun reddedildiği, açıklamalarına yer verildiği anlaşılmıştır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 6.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 6.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinin beşinci fıkrasında; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket zorundadırlar.”, 6.3. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 6.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 7. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun; 7.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”, 7.2. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. 24/05/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun; 8.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; korunmaya, bakıma veya yardıma ihtiyacı olan aile, çocuk, engelli, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklar ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usulleri düzenlemektir.”, 8.2.“Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu Kanun, sosyal hizmetlerle ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişileri ve özel hukuk tüzelkişilerini, sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarında çalışan personeli, sosyal hizmetlerden faydalananları ve faydalanacak durumda olanları kapsar.”, 8.3. “Korunmaya, bakıma, yardıma ihtiyacı olan engelli, yaşlı ve diğer kişilere ilişkin hususlar” başlıklı 26’ncı maddesinde; “Korunmaya, bakıma, yardıma ihtiyacı olan aile, engelli, yaşlı ve diğer kişilerin tespiti, incelenmesi ve bunların sosyal hizmetlerden yararlandırılmasına ilişkin esaslar bir yönetmelikle düzenlenir.”,

9. 29/05/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun; 9.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir.”, 9.2. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Fakrü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan (…)(1)

vatandaşlar ile geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirilebilecek kişiler bu Kanun kapsamı içindedir.

Ancak, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde sayılan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 5510 sayılı

Kanun gereği ödedikleri katılım payları bu Kanun kapsamındadır. Ancak yıl içinde ödenen tutarlar, takip eden yılda Hazine tarafından Fona geri ödenir.

Ayrıca, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmakla veya bu kuruluşlarca aylık veya gelir bağlanmış olmakla birlikte, Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar da bu Kanun kapsamındadır.

Her türlü acil durum ve afetten zarar görenler ve şehit yakınları ile gaziler ise, Fon Kurulu ile Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca belirlenecek kriter ve süreler çerçevesinde bu Kanun ile sağlanacak haklardan yararlandırılır.”, 9.3. “Vakıflar” başlıklı 7’nci maddesinde; “Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur.

Mülkî idare amirleri vakfın tabii başkanı olup illerde belediye başkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemi için, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valinin çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi; ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının kaymakamın çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçede kurulu ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veya ilçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği üçüncü bir kişi daha mütevelli heyetinde görev yapar.

Büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında, ikinci fıkrada hayırsever vatandaşlar arasından seçileceği belirtilen iki üye; il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise

kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından belirlenir. Ayrıca, il veya ilçede bu Kanunda belirlenen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu bulunmaması hâlinde il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından üçüncü bir kişi daha belirlenir. İl veya ilçe sınırları içerisinde köy bulunmaması hâlinde, köy muhtarı yerine bir mahalle muhtarı daha mütevelli heyetinde görev yapar.

İlde vali, bir vali yardımcısını başkan vekili olarak; büyükşehir belediye başkanı, genel sekreteri veya genel sekreter yardımcısını; il belediye başkanı da bir belediye başkan yardımcısını toplantılarda kendisini temsil etmek üzere görevlendirebilir…”, Hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Bahse konu şikâyet başvurusunda özetle; 29.07.2022 tarihinde başvurmuş olduğu Türkiye Sosyal

Destek Yardım Programı başvurusunun sonuçlandırılmadığını belirterek sosyal destek programından faydalandırılmayı talep etmektedir.

12. Bilindiği üzere; Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de

“belirlilik”tir. Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 tarih ve 2005/5 Esas, 2008/93 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan “belirlilik ilkesine” göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.

13. Ayrıca; Anayasanın 87’nci maddesine göre “kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak” Türkiye Büyük

Millet Meclisinin görev ve yetkisindedir. Yasa koyucu Anayasada belirtilen istisnalar dışında istediği alanda ve istediği içerikte kanun çıkarmakta özgürdür. Anayasa’ya aykırı olmamak şartıyla her konunun kanunla düzenlenebileceği ifade edilmektedir. Bu konuda geniş bir takdir alanına sahiptir. Bununla birlikte, idarenin bütün işlemlerinin önceden öngörülerek bütün unsurlarıyla kurallara bağlanması da mümkün değildir. Bu sebeple, çok çeşitli görevler üstlenmiş olan idarenin, durumun icabına göre harekette bulunma konusunda serbest olması gerekmektedir ve görevlerinin niteliği açısından idarelere belli konularda takdir yetkisi tanımak zorunludur. Kanun koyucu, idarelerin görev ve yetkilerinin sınırlarını çizerken, belirli bir konuda karar alıp almama veya alacağı kararlar arasından seçim yapma konusunda, ayrıca yetkileri kullanıp kullanmamada ve kullanılmasının gereklerini saptamada, idareleri az ya da çok serbest

bırakabilmektedir. Bu gibi durumlarda da idarenin takdir yetkisinden söz edilmektedir. (Prof. Dr. A. Şeref

Gözübüyük, “Yönetim Hukuku” Güncelleştirilmiş 14’üncü Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, s.277)

14. Buna göre takdir yetkisi, idareye, işlemin sebebini, konusunu, zaman ve yerini belirlemek, çeşitli çözümlerden birini seçmek, işlem yapmak ya da yapmamak konusunda verilen hareket serbestisidir (Turan

Yıldırım, İdare Hukuku, 5’ inci baskı, İstanbul: On İki Levha, 2013, s.699). Bir başka tanıma göre de takdir yetkisi, belli olguların varlığı halinde, idarenin serbestçe ya da mevcut seçeneklerden birini uygun gördüğünce tercih ederek karar alabilme imkânıdır (Yıldızhan Yayla, İdare Hukuku, 2’ nci baskı, Beta

Yayınları, s.190).

15. Somut başvuru hakkında yapılan inceleme neticesinde; 15.1. Başvuranın, ilk olarak 13.10.2022 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurduğu, Kurumumuz tarafından yapılan ön inceleme neticesinde kişinin “muhtaçlık” durumunun sosyal devlet ilkesi kapsamında hassasiyetle incelenmesi ve gerekli değerlendirmenin yapılabilmesi için bahse konu başvuru hakkında

18.10.2022 tarihinde “Gönderme Kararı” verildiği,

15.2. Söz konusu Gönderme Kararımıza istinaden Haliliye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının cevabi yazısı ve eklerinde özetle; başvurana ait başvurunun Haliliye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma

Vakfı heyeti tarafından başvurunun değerlendirildiği cevabı verildiği, 15.3. Akabinde başvuranın tarihli aynı talebi içerir şikâyet başvurusu ile Kurumumuza yeniden başvurduğu, şahsın sosyal yardım kapsamında yapılan yardımlardan faydalanıp faydalanamayacağı konusunda nihai kararın verilmesini teminen bu defa Halilye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile iletişime geçilerek, gerekli tüm bilgi ve belgelerin temin edildiği, anlaşılmıştır.

16. Bu kapsamda Haliliye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığının 27.01.2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; başvuranın muhtaçlık durumunun tespiti için hane ve çevre incelemesi yapıldığı, başvuranın 2022 yılı sonu itibari ile 7.554.21 TL ücretle çalıştığı, faal olarak vergi mükellefi olduğu, hanede 2 kişi yaşadığı tespitlerinin yapıldığını bu nedenlerle vakıflarına yapılan başvurunun yardıma uygun görülmediği açıklamalarına yer verilmiştir.

17. Bilindiği üzere, ilgili mevzuat hükümlerinde SYDV’ ler özel hukuk tüzel kişiliğine sahip ve yetkili karar organının mütevelli heyeti olduğu, yardımların düzenli aylık niteliğinde olmayıp muhtaç vatandaşların ihtiyaçlarının önem derecesi göz önünde bulundurularak yapıldığı, sosyal inceleme sonrasında muhtaçlık kararının alınması ve ayni-nakdi yardımların yapılmasına ilişkin tüm iş ve işlemlerin vakıflar tarafından yerine getirilmesi gerektiği, vakıflarının yönetim ve temsile yetkili organı olan mütevelli heyetinin atanmış ve seçilmiş üyelerden oluştuğu, mülkî idare amirlerinin vakfın doğal başkanı olduğu, vakıfların Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının idari yapılanması içerisinde yer aldığı, denetimlerinin ise

Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılacağı hususları ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.

18. Ayrıca, ilgili mevzuat hükümlerinde “muhtaçlığın”; gelir, servet ve harcamalar esas alınarak nasıl belirleneceğine ilişkin ayrıntılı hükümlere yer verilmiş olup ayrıca 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun 2’nci maddesinin üçüncü fıkrasında, “… Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar…” hükmü ile geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara “Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre” yardım yapılacağı düzenlenmiştir.

19. Ayrıca, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından Aile Destek Programı adı altında ihtiyaç sahibi ailelerin desteklenmesi amacıyla Haziran 2022-Mayıs 2023 dönemi arasında, en fazla 12 aylık ödeme dönemi ile sınırlı olmak üzere, hanelerin kişi başına düşen gelir tutarına göre belirlenen 4 farklı gelir aralığı için 850-1250 TL tutarları arasında değişen aylık yardım ödenmesini içeren bir yardım programı öngörülmüştür. Aile destek programına başvurular, e-Devlet Kapısı üzerinden yapılabileceği gibi doğrudan başvuru yapan vatandaşın yerleşim yeri adresinin bulunduğu ilgili Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışma Vakıflarına da yapılabilmektedir. Aile destek programı adıyla yapılan yardımlarda, hesaplanan hane içindeki kişi başına düşen gelirin her yıl belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olması durumunda, Mütevelli Heyetinin Kararına istinaden yardım başvurusu kabul edilmekte aksi durumda ise yardım başvurusu reddedilmektedir. Gelir seviyesi tespiti, hane yaklaşımı çerçevesinde yapılmakta ve hane geliri ile hanedeki kişi sayısı üzerinden, hane içindeki kişi başına düşen gelirin tespitini içermektedir. Bu nedenle hanedeki tüm bireylerin gelir, servet ve harcama bilgileri hesaplamaya dâhil edilmektedir. Bu hesaplamada GSS Gelir Testi kapsamında kullanılan yöntem kullanılmaktadır. Bahse konu bilgiler, Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi üzerinden kurumların veri tabanlarındaki bilgilerin sorgulanması yoluyla ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca yapılan hane ziyaretleri veya temin edilen hane beyanları yoluyla elde edilmektedir.

20. Bunlarla birlikte, başvuranın talebi değerlendirilirken 06 Şubat 2023 günü “asrın felaketi” olarak nitelendirilen iki farklı deprem gerçekleşmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu olarak deprem felaketi nedeniyle ihtiyaç sahibi vatandaşların artan yardım taleplerinin hassasiyetle karşılanabilmesi için yapılan ayni/nakdi yardımlar ile ilgili yürütülen iş ve işlemler hakkında idarelerden bilgi alınmış, sorunların dostane ve ivedi şekilde çözülmesine gayret edilmiştir. Somut başvuruda her ne kadar başvurucunun aile destek programı kapsamında yaptığı yardım talebi, ilgili vakıf tarafından en son düzenlenen hane inceleme raporuna göre, ücretli çalışan olarak 7.554.21 TL ücret aldığı, faal olarak vergi mükellefi olduğu ve hanede

2 kişi yaşadığı tespiti ile 2022 yılı hane muhtaçlık sınırının üzerinde geliri (2835 TL) olduğundan

reddedilmiş olsa da Şanlıurfa Haliliye ilçesinde yaşayan başvurucunun son durumu hakkında gerekli incelemenin yapılması için de ilgili Kaymakamlık ve Vakıf yetkilileri ile iletişime geçilerek yapılan son incelemenin ardından, depremden sonra da başvurucunun muhtaçlık durumunda herhangi bir değişiklik olmadığı bilgisi alındığından bahse konu sosyal yardım talebinin idarece kabul edilmemesine dair işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Şanlıurfa İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURANIN TALEBİNİN REDDİNE,

Kararın, BAŞVURAN ile HALİLİYE KAYMAKAMLIĞINA (HALİLİYE SOSYAL

YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI) tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi