|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın sosyal yardım talebinin Nizip Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından “muhtaç olmama” gerekçesiyle reddedilmesi üzerine yapılan incelemeler ele alınmıştır. Başvuran, cezaevinde bulunan bir hükümlü olup, ailesinin geçim kaynağının olmadığını ve sosyal yardım talebinin usulsüz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiştir. Ancak, yapılan hane ziyaretinde, başvuranın eşi ve diğer aile üyelerinin gelir durumları göz önünde bulundurularak, yardımın mütevelli heyeti tarafından uygun görülmediği belirtilmiştir.
İlgili mevzuat çerçevesinde, sosyal yardımların kimlere yapılacağı ve yardım miktarının belirlenmesi tamamen mütevelli heyetinin takdir yetkisine bırakılmıştır. Bu bağlamda, başvuranın ailesinin gelir durumu, sosyal yardım talebinin reddedilmesinde etkili olmuştur. Anayasa ve ilgili yasalar çerçevesinde, idarenin takdir yetkisi doğrultusunda alınan kararın hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, başvurunun reddi yönündeki karar, hukuka ve hakkaniyete uygun bulunmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/9908-S.23.15952
BAŞVURU NO : 2023/2305
KARAR TARİHİ : 08/08/2023
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : NİZİP SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI
BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : 3294 sayılı Kanun kapsamında sosyal yardım talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 14/02/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza gönderilmiş olan şikâyet başvurusunda; adı geçen, yaklaşık bir buçuk yıldır Kilis L Tipi
Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğunu, ailesinin ise Gaziantep İlinin Nizip İlçesinde yaşadığını, evli ve bir çocuk babası olduğunu, ailesinin herhangi bir geçim kaynağının olmadığını, eşinin çalışmadığını, kirayı ödeyemedikleri için kira borcunun da biriktiğini, bu sebeple sosyal yardım müracaatında bulunulduğunu, ancak başvurularının usulsüz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiş olup, gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Somut başvuru ile ilgili olarak bahse konu ailenin durumu hakkında gerekli incelemenin yapılması için
Nizip Kaymakamlığı ile iletişime geçilmiş olup, Kurumumuz talebine istinaden Nizip Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının cevabi yazısı ve eklerinde ise özetle; ilgili mevzuat hükümlerinde SYD Vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğe sahip ve yetkili karar organının mütevelli heyeti olduğu, kimlere yardım yapılacağı, yardımın niteliği ve miktarının tamamen mütevelli heyet kararı ile belirlendiği, bu kapsamda adı geçen aile hakkında da gerekli incelemenin yapıldığı, yapılan hane ziyaretinde başvurucunun eşi . ’ye ait doğalgazlı apartman dairesinde 2.500 TL kira bedeli ile oturduğu, aynı hanede kızı emekli annesi ve pizzacıda çalışan 22 yaşındaki kardeşi
. ile birlikte yaşadığı, . yapılan görüşmede, ilahiyat mezunu olduğunu, geçmişte özel eğitim merkezlerinde ve Diyanet İşleri Başkanlığında çalıştığını, başvurucu eşi ise FETO soruşturması kapsamında 21 ay ceza aldığını, hükümlü olarak kaldığı cezaevinden Haziran ayında tahliye olacağını, cezaevine girmeden önce Matematik Öğretmeni olarak görev yaptığını beyan ettiği, inceleme
neticesinde ailenin yardım başvurusunun ilgili mevzuat hükümlerine göre “muhtaç olmama” gerekçesi ile uygun görülmediği belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; 4.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”, 4.2. “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun; 5.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir.”, 5.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Fakrü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan (…)(1)
vatandaşlar ile geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirilebilecek kişiler bu Kanun kapsamı içindedir.
Ancak, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde sayılan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 5510 sayılı
Kanun gereği ödedikleri katılım payları bu Kanun kapsamındadır. Ancak yıl içinde ödenen tutarlar, takip eden yılda Hazine tarafından Fona geri ödenir.
Ayrıca, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmakla veya bu kuruluşlarca aylık veya gelir bağlanmış olmakla birlikte, Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar da bu Kanun kapsamındadır.
Her türlü acil durum ve afetten zarar görenler ve şehit yakınları ile gaziler ise, Fon Kurulu ile Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca belirlenecek kriter ve süreler çerçevesinde bu Kanun ile sağlanacak haklardan yararlandırılır.”, 5.3. “Vakıflar” başlıklı 7 nci maddesinde; “Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur.
Mülkî idare amirleri vakfın tabii başkanı olup, illerde belediye başkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemi için, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valinin çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi; ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının kaymakamın çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçede kurulu ve bu
Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veya ilçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği üçüncü bir kişi daha mütevelli heyetinde görev yapar.
Büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında, ikinci fıkrada hayırsever vatandaşlar arasından seçileceği belirtilen iki üye; il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından belirlenir. Ayrıca, il veya ilçede bu Kanunda belirlenen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu bulunmaması hâlinde il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından üçüncü bir kişi daha belirlenir. İl veya ilçe sınırları içerisinde köy bulunmaması hâlinde, köy muhtarı yerine bir mahalle muhtarı daha mütevelli heyetinde görev yapar. İlde vali, bir vali yardımcısını başkan vekili olarak; büyükşehir belediye başkanı, genel sekreteri veya genel sekreter yardımcısını; il belediye başkanı da bir belediye başkan yardımcısını toplantılarda kendisini temsil etmek üzere görevlendirebilir…”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV.KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
/
6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret
Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Bahse konu şikâyet başvurusunda özetle; adı geçen, yaklaşık bir buçuk yıldır Kilis L Tipi Ceza İnfaz
Kurumunda hükümlü olarak bulunduğunu, ailesinin ise Gaziantep İlinin Nizip İlçesinde yaşadığını, evli ve bir çocuk babası olduğunu, ailesinin herhangi bir geçim kaynağının olmadığını, eşinin çalışmadığını, kirayı ödeyemedikleri için kira borcunun da biriktiğini, bu sebeple sosyal yardım müracaatında bulunulduğunu, ancak başvurularının usulsüz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiş olup, gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
8. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de “belirlilik”tir. Anayasa
Mahkemesinin 17/04/2008 tarih ve 2005/5 Esas, 2008/93 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan
“belirlilik ilkesine” göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.
9. Ayrıca; Anayasanın 87’nci maddesine göre “kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak” Türkiye Büyük
Millet Meclisinin görev ve yetkisindedir. Yasa koyucu Anayasada belirtilen istisnalar dışında istediği alanda ve istediği içerikte kanun çıkarmakta özgürdür. Anayasa’ya aykırı olmamak şartıyla her konunun kanunla düzenlenebileceği ifade edilmektedir. Bu konuda geniş bir takdir alanına sahiptir. Bununla birlikte, idarenin bütün işlemlerinin önceden öngörülerek bütün unsurlarıyla kurallara bağlanması da mümkün değildir. Bu sebeple, çok çeşitli görevler üstlenmiş olan idarenin, durumun icabına göre harekette bulunma konusunda serbest olması gerekmektedir ve görevlerinin niteliği açısından idarelere belli konularda takdir yetkisi tanımak zorunludur. Kanun koyucu, idarelerin görev ve yetkilerinin sınırlarını çizerken, belirli bir konuda karar alıp almama veya alacağı kararlar arasından seçim yapma konusunda, ayrıca yetkileri kullanıp kullanmamada ve kullanılmasının gereklerini saptamada, idareleri az ya da çok serbest bırakabilmektedir. Bu gibi durumlarda da idarenin takdir yetkisinden söz edilmektedir. (Prof. Dr. A. Şeref Gözübüyük, “Yönetim Hukuku” Güncelleştirilmiş 14 üncü Bası, Turhan
Kitabevi, Ankara, 2000, s.277)
10. Buna göre takdir yetkisi, idareye, işlemin sebebini, konusunu, zaman ve yerini belirlemek, çeşitli çözümlerden birini seçmek, işlem yapmak ya da yapmamak konusunda verilen hareket serbestisidir (Turan Yıldırım, İdare Hukuku, 5. baskı, İstanbul: On İki Levha, 2013, s.699). Bir başka tanıma göre de takdir yetkisi, belli olguların varlığı halinde, idarenin serbestçe ya da mevcut seçeneklerden birini uygun gördüğünce tercih ederek karar alabilme imkânıdır (Yıldızhan Yayla, İdare Hukuku, 2. baskı, Beta
Yayınları, s.190).
11. Somut başvuru ile ilgili olarak, bahse konu ailenin durumu hakkında gerekli incelemenin yapılarak
Kurumumuza bilgi verilmesi için Nizip Kaymakamlığı ile iletişime geçilmiş olup, Kurumumuz talebine istinaden Nizip Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının cevabi yazısı ve eklerinde ise özetle; ilgili mevzuat hükümlerinde SYD Vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğe sahip ve yetkili karar organının mütevelli heyeti olduğu, kimlere yardım yapılacağı, yardımın niteliği ve miktarının tamamen mütevelli heyet kararı ile belirlendiği, bu kapsamda adı geçen aile hakkında da gerekli incelemenin yapıldığı, yapılan hane ziyaretinde başvurucunun eşi . ’ye ait doğalgazlı apartman dairesinde
2.500 TL kira bedeli ile oturduğu, aynı hanede kızı emekli annesi ve pizzacıda çalışan 22
yaşındaki kardeşi . ile birlikte yaşadığı, . ile yapılan görüşmede, ilahiyat mezunu olduğunu, geçmişte özel eğitim merkezlerinde ve Diyanet İşleri Başkanlığında çalıştığını, eşi ise FETO soruşturması kapsamında 21 ay ceza aldığını, cezaevine girmeden önce matematik öğretmeni olarak görev yaptığını, hükümlü olarak kaldığı cezaevinden Haziran ayında tahliye olacağını beyan ettiği, inceleme neticesinde sosyal yardım talebinin Mütevelli Heyetinin 188 nolu kararıyla “muhtaç olmama” gerekçesiyle uygun görülmediği belirtilmiştir.
12. Bilindiği üzere, ilgili mevzuat hükümlerinde SYD Vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip ve yetkili karar organının mütevelli heyeti olduğu, yardımların düzenli aylık niteliğinde olmayıp muhtaç vatandaşların ihtiyaçlarının önem derecesi göz önünde bulundurularak yapıldığı, sosyal inceleme sonrasında muhtaçlık kararının alınması ve ayni-nakdi yardımların yapılmasına ilişkin tüm iş ve işlemlerin vakıflar tarafından yerine getirilmesi gerektiği, vakıflarının yönetim ve temsile yetkili organı olan mütevelli heyetinin atanmış ve seçilmiş üyelerden oluştuğu, mülkî idare amirlerinin vakfın doğal başkanı olduğu, vakıfların Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının idari yapılanması içerisinde yer aldığı, denetimlerinin ise Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılacağı hususları ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.
13. Ayrıca, ilgili mevzuat hükümlerinde “muhtaçlığın”; gelir, servet ve harcamalar esas alınarak nasıl belirleneceğine ilişkin ayrıntılı hükümlere yer verilmiş olup, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışmayı Teşvik Kanununun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ise “… Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar…” hükmü ile geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara “Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre” yardım yapılacağı düzenlenmiştir.
14. Bu itibarla, her ne kadar adı geçen, yaptığı sosyal yardım başvurusunun ilgili idare tarafından usulsüz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiş ise de; sosyal yardım müracaatları değerlendirilirken hanede yaşayan kişiler adına SGK kaydı, emekli maaşı, tarım arazisi, ticari iş yeri, kira geliri, arsa, mesken, araç vb. kayıtların da dikkate alındığı, anılan Vakıf personeli tarafından yapılan hane ziyareti ve incelemeler neticesinde de aynı hanede yaşayan emekli anne ve çalışan kardeş geliri bulunduğundan söz konusu sosyal yardım talebinin mütevelli heyeti tarafından “muhtaç olmama” gerekçesiyle uygun görülmediği, ayrıca eş . tarafından başvurucunun yakın zamanda tahliye olacağı beyan edildiğinden UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada başvurucunun halihazırda cezaevinde olduğuna dair kayıt bulunamadığı, bununla birlikte başvurucunun yaşı ve mevcut mesleği gereği çalışma potansiyelinin de yüksek olduğu nazara alındığında idarenin bahse konu işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, daha önce benzer taleplerle ilgili olarak Kurumumuza yapılan şikayet başvurularında verilmiş emsal kararlar da (2020/99745 nolu Ret Kararı, 2020/91884 nolu Ret Kararı, 2021/13524 nolu Ret Kararı, 2021/12805
nolu Ret Kararı, 2022/16113 nolu Ret Kararı, 2022/9998 nolu Ret Kararı, 2023/220 nolu Ret Kararı, vb.)
bulunmaktadır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, görevli ve yetkili idare mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın, BAŞVURANA ve NİZİP KAYMAKAMLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi