ÖZET: Danıştay kararında, Tip 1 diyabet hastalarının tedavisinde kullanılan tıbbi cihaz ve malzemelerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kapsamına alınması talebi incelenmiştir. Başvuran, diyabetin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri ve tedavi maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle bu cihazların devlet tarafından karşılanmasını istemektedir. Sağlık Bakanlığı’nın 2015-2020 Türkiye Diyabet Programı’nda, diyabetin maliyetinin yüksek olduğu ve etkin tedavi yöntemlerinin uygulanmasının önemine vurgu yapılmıştır.

Kararda, bireylerin sağlıklı yaşam hakkının korunması ile devletin sağlık hizmetleri sunumundaki yükümlülükleri arasında bir denge kurulması gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, diyabet tedavisinde kullanılan modern tıbbi malzemelerin SGK’nın geri ödeme kapsamına alınması ve mevcut geri ödeme koşullarının iyileştirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, bu konularda yürütülen çalışmaların hızlandırılması ve sonuçlandırılması tavsiye edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/7563-S.11570

BAŞVURU NO : 2019/9985

KARAR TARİHİ : 26/08/2019

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Tip-1 diyabetli hastaların sürekli ölçüm yapan sensörlere, set ve aparatlarına ücretsiz erişim talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 15/05/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Çocuk başvurusu kapsamında Kurumumuza yapılmış başvuruda başvuran özetle; Tip-1

Diyabet Mellitus hastası olduğunu, her gün en az on defa kan şekerini ölçmek ve günde dört kez de insülin iğnesi yapmak zorunda olduğunu, aksi takdirde şekeri yükselerek komaya gireceğini, komaya girmeyi önlemek için sürekli kan şekerini ölçen sensörlerin ve insülin pompalarının geliştirildiğini ancak bu sensörlerin SGK kapsamında bulunmadığını, sensör ve pompaların aylık maliyetinin 600 TL civarında iken gelen zamlarla 1000 TL ye çıktığını, fiyat artışından sonra Tip-1 Diyabet hastası birçok çocuk ve yetişkinin artık sensör ve pompa maliyetlerini karşılayamaz duruma geldiklerini, bilindiği gibi diyabet hastalarının başta göz, kalp ve böbreklerinin hasara uğrama ihtimalinin bulunduğunu ifade etmekte olup Tip 1 diyabet hastalığının tedavisinde kullanılan pompa ve sensörlerin SGK kapsamına alınarak bedelinin karşılanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuza yapılan benzer nitelikteki bir başvuru (21/09/2018 tarihli ve 2018/11346 sayılı başvuru) için ilgili kuruluşlar olan Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığı ile konunun çözümüne yönelik yakın tarihte yazışmalar yapılmış olup, idarelerin başvuru konusuna ilişkin cevabi yazılarının güncelliğini koruduğu değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda idarelerin konuya ilişkin açıklamalarına aşağıda yer verilmiştir.

3. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 18/10/2018 tarih ve sayı ile Kurumumuz kayıtlarına giren cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Sağlık hizmetlerinin ödenecek

bedellerinin belirlenmesi” başlıklı 72 nci maddesine atıfla, tıbbi malzemelerin bedellerinin ödenebilmesi için, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca uygun görülmesi ve Sağlık

Uygulama Tebliğinde yayımlanması gerektiği, sürece ilişkin sekretarya görevinin ise Sosyal

Güvenlik Kurumu tarafından yürütüldüğü belirtilmiş ve 2014-2015-2016 yılları için

Bakanlıkları Sağlık.Net Online’a kayıtlı olan 15 yaş altı, 15-64 yaş arası ve 65 yaş ve üzeri diyabetli birey sayılarını gösterir tablo ile Türk Diyabet Vakfı tarafından Sosyal Güvenlik

Kurumu ve Bakanlıkları aleyhine açılan şeker ölçüm çubuğu fiyatı ile ilgili davalara ilişkin karar örnekleri dosyasına ek olarak gönderilmiştir.

4. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü’nün 21/11/2018 tarihli ve / / sayılı cevabi yazısında özetle,

4.1. Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere ayakta tedavileri sırasında sağlık kurulu raporu ve reçete ile ihtiyaç gösterilen tıbbi malzeme bedellerinin, Sağlık

Uygulama Tebliği ve ekli listede yer alan ödeme kural/kıstasları ile fiyatları doğrultusunda

Kurumlarınca karşılandığı,

4.2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 63. maddesinin değişik ikinci fıkrası ile 72. maddesi çerçevesinde, kanunda sayılan ve finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri

Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili kılındığı, ilave ücret alınması hususunun ise 5510 sayılı

Kanunun 73. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlendiği, bu itibarla ayakta tedavi gören sigortalıların ihtiyacı olan tıbbi malzemelerin fiyatları ve teminine ilişkin kıstasların yalnızca

Kurumları tarafından belirlenmediği,

4.3. Başvuranın şikâyete konu ettiği ilaç ve tıbbi malzeme fiyatlarının ve fiyatlardaki artış oranlarının nasıl ve hangi değişkenler tarafından belirlendiğine ilişkin olarak, 5510 sayılı

Kanunun 72. maddesi uyarınca sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle kanunda belirtilen kurumların temsilcilerinin katılımıyla oluşturulan Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu üyelerinin temsil ettiği kurumların perspektifinden gerek mali açıdan gerek özel sağlık hizmeti sunucuları tarafından tıbbi cihazların kullanımı ve temini açısından fiyatların belirlendiği,

4.4. 14/07/2016 tarihli ve 29770 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Sosyal Güvenlik

Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 16. maddesi ile

“Tıbbi Sarf Malzemeler Listesi” (EK-3/C-4)’de yer alan “A10093” SUT kodlu “Kan Şekeri

Ölçüm Çubuğu fiyatının 0,32 TL’den 0,36 TL (KDV hariç)’ye yükseltildiği, “A10094” SUT kodlu Kan Şekeri Ölçüm Cihazı”nın ise diyabet tedavisi gören sigortalıların kullanımı için ilgili firmalarca uygun olan stripler yanında ücretsiz olarak verildiği için 01/08/2016 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı,

4.5. Sağlık Uygulama Tebliği Eki EK-3/C-3 “Diğer Protez ve Ortezler” konulu fiyat listesinde DO1020 SUT kodu Mikro İnfüzyon Pompası (İnsülin Pompası)’nın yer almakta olduğu, söz konusu malzemenin temin edilme kriterlerinin aynı Tebliğde belirlendiği,

4.6. Ülkemizdeki diyabet artış oranı da gözetilerek, diyabete bağlı komplikasyon tedavi maliyeti ile başvuruya konu tıbbi malzemelerin maliyetleri karşılaştırıldığında söz konusu tıbbi malzemelerin belirli kriterler gözetilerek ücretsiz karşılanmasının mümkün olup olmadığına yönelik olarak, Kurumlarında sağlık verilerinin MEDULA sisteminde tanı, tedavi türü, tesis türü, ICD-10 kodu vb. kırılımlarda sağlık hizmet sunucularından gelen faturalar üzerinden tutulduğu, SGK’nın sağlık bütçesi belirlenirken tedavi veya hastalığa özel ayrı kısmi bütçeler oluşturulmadığı, bahse konu sağlık hizmeti, ilaç veya tıbbi malzemelerin Sağlık Uygulama

Tebliğinde belirlenen kural ve kıstaslara göre bütçe kısıtları dikkate alınarak geri ödemesinin yapıldığı; diyabet için kullanılan tıbbi malzemeler için MEDULA bünyesinde özel bir veri tabanının tutulmadığı; ancak konuya özel yapılacak veri tabanı sorgulamaları için halihazırda çalışmaların yapılmakta olduğu ve bahse konu hususun bu çalışmalarda dikkate alınacağının müşahede edildiği,

4.7. Sağlık Uygulama Tebliği ve eki listelere yönelik mevzuat çalışmaları kapsamında

“Kurumca Bedeli Karşılanacak Tıbbi Malzeme Listelerine” dâhil olabilmek amacıyla yeni bir alan tanımı ile Tıbbi Malzeme Başvuru Kılavuzuna uygun şekilde yapılan A grubu başvuruların ve bir kısım öneri ve taleplerin değerlendirilmesi gündemiyle Genel Müdürlükleri nezdinde

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları branşında 08/12/2016 tarihinde yapılan Bilimsel

Komisyon toplantısında, Diyabet hastalarının glukoz seviyelerini 24 saat ölçümleyebilmesi amacıyla tasarlanan “Sürekli Cilt Altı Glukoz İzlem (CGM) Sistemi” adlı tıbbi malzemenin

SUT Eki EK-3/C “Ayakta Tedavilerde Kullanılan Tıbbi Malzemeler” listesine yeni bir alan tanımı ile dâhil edilmesine yönelik başvuru hakkında “Kurumca Bedeli Karşılanacak Tıbbi

Malzeme Listelerinde” SUT eki EK-3/C “Ayakta Tedavilere Ait Tıbbi Malzemeler” listesine dâhil edilmesi önerisinin uygun olduğu yönünde görüş oluştuğu; konuyla ilgili Sağlık

Bakanlığından 22/02/2017 tarih ve E.352 sayılı yazı ile uygun görüş geldiği ve üst komisyona sunulma çalışmalarının devam ettiği,

4.8. Diğer ülkelerde diyabet hastalarının tedavisinde kullanılan tıbbi malzeme ve ilaçların devlet tarafından karşılanma oranları ve kıstaslarına ilişkin olarak, Kurumları nezdinde istatistiki bilginin mevcut olmadığı, ancak Amerika’da sensörlü insülin pompalarının geri ödemesinin genellikle şiddetli hipoglisemisi bulunan Tip 1 diyabetli hastalar veya Amerikan

Diyabet Derneği tarafından belirtilen HbA1c hedefine ulaşamayan hastalar için yapıldığı; Hollanda’da benzer kısıtlamalara göre ödeme yapıldığının bilindiği; ülkemizde de Amerika ve diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi diyabet hastalarının tedavisinde kullanılan tıbbi malzemelerin endikasyona bağlı kriterlerle geri ödemesinin kısıtlı olarak yapıldığı,

4.9. 2013 yılında 6.150.349 olan diyabetli hasta sayısının 2016 yılında 7.831.003’e yükseldiği; 2013 yılında 2.116.063.519 TL olan diyabetin tedavi ve ilaç olmak üzere toplam maliyetinin 2016 yılında 3.141.430.726’ya yükseldiği,

belirtilmekle, Sağlık Uygulama Tebliğinin Kan Şekeri Ölçüm Cihazı ve Kan Şekeri Ölçüm

Çubukları ile ilgili maddelerine karşı Kurumları aleyhine açılan dava sonuçları ile devam etmekte olan davalara ilişkin bilgi ve belgeler ek olarak ayrıca gönderilmiştir.

5. Benzer talep ile Kurumumuza yapılan başvuru neticesinde verilen Tavsiye kararının uygulanması noktasında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından 17/11/2017 tarihinde sunulan cevabi yazıda, diyabet tedavisinde başarıya ulaştığı kanıta ve bilimsel verilere dayalı

.

olarak tespit edilen (sürekli/anlık glikoz izlemi yapan sistemler vb.) yeni geliştirilen modern teknoloji tıbbi malzemeler, cihazlar, aparatlar ile ilaçların Sağlık Uygulama Tebliğinde yer alması ve SGK’nın geri ödemesi kapsamına dâhil edilmesi yönündeki tavsiyemize ilişkin olarak

“Diyabet tedavisinde yeni geliştirilen modern teknoloji tıbbi malzemeler (sürekli/anlık glikoz izlemi yapan sistem vb.) ile ilgili ithalatını yapan firma tarafından “Sosyal Güvenlik Kurumu

Tıbbi Malzeme Başvuruları ile ilgili Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönerge” kapsamında

Kurumumuza başvuru yapılmış olup, konuya ilişkin değerlendirmeler devam etmektedir”; hâlihazırda diyabet tedavisinde SGK’nın geri ödemesi kapsamında olan tıbbi malzemeler, cihazlar, aparatlar ile ilaçların geri ödeme koşullarında iyileşme sağlanması hususundaki tavsiyemize ilişkin olarak ise, “Diyabet tedavisi ve diğer tedavilerde kullanılan tıbbi malzemelerin fiyatlarının arttırılmasına ilişkin gelen talepler kayıt altına alınarak, yapılan çalışmalar sonucunda belirli dönemlerde Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonuna sunulmaktadır.” açıklamasına yer verilmiştir.

6. Yukarıda bahse konu tavsiye kararı sonrasında 07/12/2018 tarihinde benzer taleple başvuru yapılmış olup, 31/12/2018 tarihli Tavsiye kararının uygulanmasına ilişkin Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 28/01/2019 tarihli cevabi yazısında ise, “Bilindiği üzere

Kurumumuzca ödemesi yapılan ilaçların raporlama ve reçeteleme kriterleri, 5510 sayılı

Kanunun 63 üncü ve 72 nci maddesi gereği Sağlık Bakanlığı yetkililerinin de katılımıyla oluşturulan “Ödeme Komisyonu” ve “Tıbbi ve Ekonomik Değerlendirme Komisyonları”nda ilgili branş hekimlerinin de görüşleri alınarak değerlendirilmekte ve Sağlık Uygulama

Tebliğinde yayımlanarak yürürlüğe girmektedir. Kurumumuz geri ödeme listelerinde yer alan diyabet ilaçlarına ek olarak “liksisenatid+insülin glarjin” ve “empagliflozin+linagliptin” etkin maddeli ilaçlar için firmaları tarafından Kurumumuza geri ödeme listelerine dahil olma başvuruları yapılmış olup, ilgili komisyonlarda görüşmeler devam etmektedir. Bununla birlikte

Tavsiye Kararlarında adı geçen şeker ölçüm çubukları, insülin pompası ve aparatları ile sürekli ölçüm yapan sensörler gibi ürünlerin başvuru süreçleri hızlandırılmış olup, AGÖK (Alternatif

Geri Ödeme Komisyonu) yöntemi ile temini için çalışmalar başlatılmıştır. Ayrıca SUT fiyatı düşük olan bahse konu ürünlerle ilgili fiyat güncelleme çalışmaları da yine ilgili komisyonlarımızca değerlendirilmektedir.” yönünde açıklamalara yer verilmekle tavsiye kararının uygulanması noktasında çalışmalara ivme kazandırıldığı bilgisi verilmiştir.

7. Yukarıda bahse konu tavsiye kararları sonrasında 29/04/2019 tarihinde 2019/5440 ve 2019/6118 sayılı başvurular hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na Tavsiyede bulunulmuş olup, Başkanlığın 20/05/2019 tarihli cevabi yazısında, “Bilindiği üzere

Kurumunuzca ödemesi yapılan İlaçların raporlama ve reçeteleme kriterleri, 5510 sayılı

Kanunun 63 üncü ve 72 nci maddesi gereği Sağlık Bakanlığı yetkililerinin de katılımıyla oluşturulan “Ödeme Komisyonu” ve “Tıbbi ve Ekonomik DeğerIendirme Komisyonlarında

İlgili branş hekimlerinin de görüşleri alınarak değerlendirilmekte ve Sağlık Uygulama

Tebliğinde yayımlanarak yürürlüğe girmektedir. Bu kapsamda Kurumumuz geri ödeme listelerinde yer alan diyabet ilaçlarına ek olarak “liksisenatid+insülin glarjin” ve

“empagliflozin+linagliptin” etkin maddeli ilaçlar için firmaları tarafından Kurumumuza geri ödeme listelerine dahil olma başvuruları yapılmış olup ilgili komisyonlarda görüşmeler devam etmektedir. Söz konusu hastalıkta kullanılan tıbbi cihaz ve malzemelerin ise başvuru süreçleri hızlandırılmış olup, alternatif geri ödeme yöntemleri ile temini için çalışmalar başlatılmıştır.

Ayrıca SUT fiyatı düşük olan bahse konu ürünlerle ilgili fiyat güncelleme çalışmaları ilgili

komisyonlarımızca değerlendirilmektedir.”, yönünde açıklamalara yer verilmekle tavsiye kararının uygulanması noktasında çalışmalara ivme kazandırıldığı bilgisi verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

8. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının

8.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”;

8.2. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2nci maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, … sosyal bir hukuk Devletidir.”;

8.3. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”;

8.4. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.”;

8.5. “Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.”;

8.6. “Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65 inci maddesinde (Değişik: 3/10/2001-4709/22 md.), “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.”;

8.7. “Milletlerarası antlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasında, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7.5.2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”;

9. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen

Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin

9.1. “Çocuğun üstün yararı” başlıklı 3 üncü maddesinde, “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak

ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.”;

9.2. “Yaşama ve gelişme” başlıklı 6 ncı maddesinde, “Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler. Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.”;

9.3. “Sağlık ve sağlık hizmetleri” başlıklı 24 üncü maddesinde, “Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.”;

9.4. “Sosyal güvenlik” başlıklı 26 ncı maddesinde, “ Taraf Devletler, her çocuğun, sosyal sigorta dahil, sosyal güvenlikten yararlanma hakkını tanır ve bu hakkın tam olarak gerçekleşmesini sağlamak için ulusal hukuklarına uygun, gerekli önlemleri alırlar. 2. Sosyal

Güvenlik, çocuğun ve çocuğun bakımından sorumlu olanların kaynakları ve koşulları göz önüne alınarak ve çocuk tarafından ya da onun adına yapılan sosyal güvenlikten yararlanma başvurusuna ilişkin başkaca durumlar da göz önünde tutularak sağlanır.”;

10. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”;

11. 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası

Kanununun

11.1. “Finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ve süresi” başlıklı 63 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmaları; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını;… temin etmek amacıyla

Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri sayılmış olup, (f) bendinde “Yukarıdaki bentler gereğince sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavileri için gerekli olabilecek kan ve kan ürünleri, kemik iliği, aşı, ilaç, ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerinin sağlanması, takılması, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetleri.”;

11.2. “Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetleri” başlıklı 64 üncü maddesinin d) bendinde, (Ek: 17/1/2012-6270/7 md.) 63 üncü maddeye göre yöntem, tür, miktar ve kullanım sürelerinin belirlenmesi sonucunda Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin kapsamı dışında bırakılan sağlık hizmetleri.”;

11.3. “Sağlık hizmetlerinin ödenecek bedellerinin belirlenmesi” başlıklı 72 nci maddesinde, (Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/44 md.) … Komisyon, 63 üncü madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini;

sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkilidir.

(Değişik ikinci fıkra: 21/5/2013-6486/3 md.)Komisyon; Bakanlık, Maliye, Sağlık ve Kalkınma bakanlıkları, Hazine Müsteşarlığı, üniversite sağlık hizmeti sunucuları ile özel sağlık hizmeti sunucularını temsilen Bakanlıkça belirlenecek birer üye ve Kurumu temsilen iki üye olmak üzere toplam dokuz üyeden oluşur. Komisyon kararlarını salt çoğunluk ile alır. Komisyon kararları Resmî Gazete’de yayımlanır. Komisyonca gerekli görülen hâllerde sağlık hizmetlerinin türlerine göre birden fazla alt komisyon kurulabilir. Komisyonun sekretarya işlemleri Kurumca yerine getirilir…”;

11.4. “Sağlık hizmetlerinin sağlanma yöntemi ve sağlık giderlerinin ödenmesi” başlıklı (Değişik: 17/4/2008-5754/45 md.) 73 üncü maddenin ikinci fıkrasında, “Kamu idaresi sağlık hizmeti sunucuları dışındaki vakıf üniversiteleri dahil sözleşmeli sağlık hizmeti sunucularınca, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen sağlık hizmetleri bedeline ek olarak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerden sağlık hizmeti sunucularının giderleri ve ürettikleri sağlık hizmetlerinin maliyetleri, yapılan sübvansiyonlar gibi kriterler dikkate alınarak bu bedellerin iki katına kadar alınabilecek ilave ücretin tavanını belirlemeye

Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu tavan dahilinde alınabilecek ilave ücret oranları Kurumca

)

belirlenir. Ancak (… 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (4), (6) ve (8) numaralı alt bentleri kapsamında sayılanlar ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler ile aynı maddenin onikinci, onüçüncü ve ondördüncü fıkraları kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılan kişilerden ilave ücret alınamaz. Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen eşdeğer ilaçların, azami fiyatı ile kişinin talep ettiği eşdeğer ilacın fiyatı arasında oluşacak fark ve optik için tavan uygulanmaz ve bu fıkra kapsamında değerlendirilmez.

düzenlemelerine yer verilmiştir.

12. 24/03/2013 tarihli ve 28597 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sosyal Güvenlik

Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin, “Şeker ölçüm çubukları” başlıklı 3.3.2 maddesinde, malzemenin hangi endikasyonlara bağlı olarak temin edildiği, temin edilme kriterleri ve Kurumca bedeli karşılanacak adedine yer verilmiş olup Tebliğ Eki Ek-3/C-4 “Tıbbi

Malzemeler” konulu fiyat listesinde A10093 koduyla şeker ölçüm çubuğuna ve Kurumca karşılanacak bedeline yer verilmiştir. Tebliğ Eki EK-3/C-3 “Diğer Protez ve Ortezler” konulu fiyat listesinde ise DO1020 kodlu Mikro İnfüzyon Pompası (İnsülin Pompası) yer almakta olup, söz konusu malzemenin hangi endikasyonlara bağlı olarak temin edildiği ve temin edilme kriterlerine ve Kurumca karşılanacak bedeline yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

13. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun kabulü yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

14. Başvuran özetle, Tip I diyabet hastalığının tedavisinde kullanılan pompa ve sensörlerin

SGK kapsamına alınarak devlet tarafından karşılanmasını talep etmektedir.

15. Bilindiği üzere diyabet, günümüzde görülme sıklığı ve yarattığı sorunlar nedeniyle tüm dünyada önemi gittikçe artan bir sağlık sorunudur. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan

“2015-2020 Türkiye Diyabet Programı”nda diyabetin, “insan sağlığını tehdit eden kronik bir hastalık olması yanında, hem bireye hem de ülkelerin sağlık sistemlerine maliyetinin oldukça yüksek olduğu, bu nedenle diyabetin kişiye, ailesine ve yakın çevresi ile topluma olan yükünü azaltmak için hastalığın ve gelişebilecek komplikasyonların önlenmesi, erken dönemde tanınması ve etkin şekilde tedavi edilmesinin ülkelerin ulusal sağlık politika hedefleri arasında olması gerektiği” yönünde bir tespitte bulunulmuştur. Söz konusu çalışmada Uluslararası

Diyabet Federasyonu (IDF) tarafından 2013 yılında yayımlanan Altıncı Diyabet Atlasında yer alan verilere de ayrıca yer verilmiştir. Buna göre ülkemiz, Avrupa ülkeleri arasında %14,85 ile diyabet prevelansının en yüksek olduğu ülkedir. Benzer şekilde Avrupa’da 20-79 yaş arası en fazla diyabetli bireyin bulunduğu ülkeler sıralamasında ülkemiz 7 milyonu aşkın kişiyle Rusya ve Almanya’dan sonra 3. sırada yer almaktadır.

16. Geçtiğimiz 20 yılda kaç kişinin diyabetle yaşadığını ve bu hastalığı geliştirme riski altında olduğunu belirlemek amacıyla İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından Sağlık

Bakanlığının sahada lojistik işbirliği ile iki ulusal çalışma yapılmıştır. Bahse konu “Türkiye

Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevelans Çalışması (TURDEPI)” ilk olarak 1997-1998 yıllarında gerçekleştirilmiş olup, çalışmanın tekrarı niteliğinde olan TURDEP-II çalışması ise 2010 yılında yapılmıştır. Her iki çalışmanın sonuçları karşılaştırmalı incelendiğinde, 12 yıl içinde, %7,2 olan diyabet sıklığının %90 oranında artarak

%13,5’e yükseldiği görülmektedir (http://www.diabetcemiyeti.org/c/turkiye-de-ve-bolgeulkelerindediyabet-sorunu). IDF tarafından 2009 yılında yayımlanan Diyabet Atlasında ülkemizde diyabetli nüfusun 2030 yılında 6 milyonu geçeceği tahmin edilmiş olup, TURDEP

II çalışmasının sonuçları ve IDF’nin 2013 yılı Diyabet Atlası tahminleri diyabetin ülkemizde beklenenden de hızlı bir şekilde arttığını ve 20 yıl sonrası için öngörülen rakamlara şimdiden ulaşıldığını ortaya koymuştur.

(http://www.diyabetimben.com/wpcontent/uploads/2014/11/turkiyediyabetprogrami.pdf.)

17. Diyabet ile ilgili önemli verilerin ortaya konduğu bir diğer ulusal çalışma ise Sağlık

Bakanlığı tarafından Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsüne yaptırılan ve

Türkiye’nin sağlık profilini ve sağlık profilindeki değişiklikleri değerlendirmek için gerçekleştirilen Küresel Hastalık Yükü çalışmasıdır.(http://www.saglikistatistikleri.gov.tr/dosyalar/SIY_2015.pdf). Söz konusu çalışmada Engelliliğe Ayarlanmış Yaşam Yılı (Disability Adjusted Life Year – DALY), yani

“toplam hastalık yükü” hesaplanmış olup, söz konusu veri ölüme yol açmayan ancak ideal olmayan sağlık koşullarında yaşanılan yıllar yani “engellilik yükü” (Years Lived With

Disability –YLL) ile erken ölüm sebebiyle kaybedilen yaşam yıllarının yani “ölüm yükünün” (Years of Life Lost-YLL) toplamından oluşan, mutlak bir sağlık kaybı ölçütüdür

(http://www.hips.hacettepe.edu.tr/UHYCSunumu_06122016.pdf). Söz konusu çalışmanın sonuçlarına bakıldığında ise, 2000-2013 yılları karşılaştırmasında hastalık yükünde diyabetin

%65,8 oranında en yüksek artışla 10. sıradan 4. sıraya yükseldiği görülmektedir.

18. Diyabetin ulusal bütçeye olan maliyetini tespit etmek amacıyla Sosyal Güvenlik

Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan bir çalışmada ise, 2012 yılı Diyabete Bağlı

Komplikasyon Tedavi Maliyetleri hesaplanmış olup, buna göre diyabete yapılan toplam harcamaların %74’ünün diyabete bağlı kardiyovasküler hastalık, nöropati, diyabetik ayak, retinopati ve nefropati gibi komplikasyonlardan kaynaklandığı ortaya konmuştur (http://www.klimik.org.tr/wpcontent/uploads/2014/06/2.-Uzm.-Dr.-Alper

S%C3%9CZEN.pdf.). Tip 2 diyabetin maliyeti üzerinde Türkiye’de 2009 yılında gerçekleştirilen ve 2010 yılında sonuçlanan Diab-Cost-2 adlı gözlemsel çalışma ise, komplikasyonlara neden olduğunda diyabetin tedavi ve sağlık hizmeti maliyetinin tek başına diyabet tedavisinin maliyetinden beş kat daha fazla olabileceğini ortaya koymuştur (http://www.diabetcemiyeti.org/c/turkiye-de-ve-bolge-ulkelerinde-diyabet-sorunu).

19. Yukarıdaki bilimsel çalışmalar, ulusal ve uluslararası raporlarla da somut olarak ortaya konduğu üzere, diyabet ülkemizde ve tüm dünyada artan görülme sıklığı, sebep olduğu doğrudan ve dolaylı ekonomik ve sosyal maliyetler sebebiyle önemi gittikçe artan ciddi bir sağlık sorunudur. Söz konusu çalışmalarda da vurgulandığı üzere, diyabetin önlenmesi ve etkin tedavisi için gerekli tedbirlerin ivedilikle alınması gereği tartışmasızdır.

20. Bu bağlamda başvuru, Tip-I diyabet teşhisi konulan hastaların tedavisinde kullanılan tıbbi cihaz, malzeme ve ilaçlarda SGK katkı payının arttırılması istemine ilişkin olup, bireylerin sağlıklı yaşam hakkının korunması ile devletin sağlık ve sosyal güvenlik hizmeti sunumundaki pozitif yükümlülükleri arasındaki dengenin, öncelikler ve kaynaklar gibi sınırlayıcı değişkenler gözetilerek, kamu makamları veya bireyler üzerinde aşırı külfete sebep olmayacak şekilde sağlanması gerekmektedir.

21. Bilindiği üzere, Anayasanın “Sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler” başlığı altında

“Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle “sağlık hakkı” güvenceye bağlanmış (md.56/1) devamında herkesin “sosyal güvenlik hakkına” sahip olduğu (md.60) belirtildikten sonra, devletin sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği sınırlamasına yer verilmiştir (md.65).

22. Çocuk haklarını koruma, bu haklara saygı duyma ve söz konusu hakları yerine getirme sorumluluğu bulunan devlet, anılan sorumluluklarını ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde ifa etmektedir. Bu doğrultuda, çocuklarla ilgili bütün başvurularda Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin yol gösterici prensipleri uygulanmalıdır. Ayrıca 8.7.

numaralı paragrafta belirtilen Anayasanın 90 ıncı maddesinde yer alan hüküm doğrultusunda adı geçen uluslararası mevzuatın kanun hükmünde olduğu açıktır. Başvuru özelinde bakıldığında, çocuklarda Tip 1 diyabetin iyileştirilebilen bir hastalık olmadığı, diyabet olan çocuğun yaşam boyu doğru bir şekilde hastalığın takibini yapması gerektiği bilimsel çalışmalarla ortaya konulmaktadır.

(http://www.cocukendokrindiyabet.org/uzman_gorusleri/21) Bu nedenle, diyabetli çocukların tedavi ve izleminde kullanılan akıllı insülin pompası ve setleri, sensörleri dahil bütün tıbbi cihaz ve ilaçlar ile ilgili SUT düzenlemelerinin yapılması ve SGK tarafından geri ödemelerin iyileştirilmesi gerektiği tartışmasızdır. Bu husus açıkça Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından hazırlanan “Türkiye Diyabet Programı (2015-2020)” kapsamında da ele alınmıştır.

23. Sağlık hakkı, insanların sağlıklarının korunması, hastalandıklarında iyileşmeleri, tıbbi bakım görebilmeleri ve tedavi edilebilmeleri için Devletin sağladığı her türlü imkândan yararlanma hakkıdır. Sağlık hakkı, insanların doğuştan kazandıkları vazgeçilemez ve devredilemez haklarının başında gelmektedir. (AYM, 03.07.2014, E.2013/89, K.2014/116).

Sağlık hizmetleri ise, nitelikleri gereği diğer kamu hizmetlerinden farklı olup, sağlık hizmetinin temel hedefi olan insan sağlığı sorunu, ertelenemez ve ikame edilemez (AYM., 22.11.2007,

E.2004/114, K.2007/85.).

24. Bununla birlikte hiç kuşkusuz, Devletin bireylere sağlık hizmeti sunma konusundaki yükümlülüğü, ülkenin sosyal ve ekonomik gerçekleriyle yakından ilgili olup, devlet, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılabilmesi noktasında, kaynakların tahsis edildiği alanlara ilişkin bazı sınırlamalar öngörebilmektedir. Dolayısıyla sağlık hizmeti sunma konusunda devletin pozitif yükümlülüğünün ekonomik sınırları belirlenirken, devletin kamu kaynaklarını kullanma konusundaki takdir hakkı ile tedavi ücretlerinin bireylere yüklediği ekonomik külfet arasında makul bir denge kurulması gerekmektedir (AYM, B. No.2013/3382, Karar Tarihi : 26/08/2019 4/11/2015).

25. Bu bağlamda, gerek Anayasanın yukarıda yer verilen hükümleri gerekse de Anayasa

Mahkemesinin sağlık hakkının tanımı ve sağlık hizmetinin diğer kamu hizmetleri arasındaki yeri ve önemine dair yapmış olduğu değerlendirme gözetildiğinde, Anayasanın 56. maddesinde düzenlenen sağlık hakkının ve 60. maddesinde düzenlenen sosyal güvenlik hakkının

Anayasanın 17. maddesinde düzenlenen “yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma hakkı” ile doğrudan bağlantılı olduğu dolayısıyla, bireyin sağlıklı bir yaşam sürmesi için gerekli koşulların devletin güvencesi, gözetim ve denetimi altında sağlanması durumunda, devletin yaşam hakkı bağlamındaki pozitif yükümlülüğünü yerine getirdiğini söylemenin mümkün olabileceği değerlendirilmiştir.

26. Sosyal Güvenlik Kurumunca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerine ve sürelerine

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 63 üncü maddesinde yer

verilmiş olup, 72. maddesinde kanunda sayılan ve finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin

Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu yetkili kılınmış, Komisyonun bu belirlemeyi yaparken “sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak”, “Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar”, “sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması”, “kanıta dayalı tıp uygulamaları”, “maliyetetkililik ölçütleri” ve “genel sağlık sigortası bütçesi” gibi kıstasları dikkate alacağı düzenlenmiştir.

27. Sağlık Uygulama Tebliği ve eki listelerinde yer alan tıbbi malzeme teminine ilişkin kriterler ise Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü bünyesinde ilgili branş akademisyenlerinin katılımıyla oluşturulan bilimsel komisyonlar

tarafından belirlenmekte olup, bu belirlemede “yeterli kanıt düzeyi olup olmaması”, “alternatif tıbbi malzemelerin SUT listelerinde mevcut olup olmaması”, “dünyada kullanımda olan alternatif tıbbi yöntemlerin varlığı”, “alternatif tıbbi tedavilere/metotlara üstünlüğü”, “yeterli klinik çalışma olup olmaması” ve “kanıta dayalı tıp ilkeleri çerçevesinde tıbbi malzemenin klinik faydaları” gibi kıstaslar değerlendirilmekte ve Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak yayımlanmaktadır.

28. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, kanun koyucunun gerek finanse etmeyi öngördüğü sağlık hizmetlerine ilişkin bedelleri belirlerken, gerekse de tıbbi malzemelerin teminine ilişkin kıstasları ortaya koyarken sadece kamu kaynakları kısıtını değil aynı zamanda kanıta dayalı bilimsel çalışmalar, alternatif tedavi yöntemlerine üstünlük, dünyadaki uygulamalar, sağlık hizmetinin hayati bir öneme sahip olup olmaması gibi somut veri ve çalışmalara da başvurarak kamu kaynaklarının tahsisi noktasındaki takdir hakkını sınırlayan objektif ölçütler belirlediği görülmektedir.

29. Yukarıdan bu yana yer verilen ilgili mevzuat hükümleri, diyabete ilişkin yayımlanmış ulusal ve uluslararası çalışmalar, raporlar ve veriler birlikte ele alındığında, devletlerin bireylere sağlık hizmeti sunma konusundaki pozitif yükümlülüğünün ülkenin sosyal ve ekonomik gerçeklerinden bağımsız olarak değerlendirilemeyeceği, devletlerin bu alanda geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu kabul edilmekle birlikte, Anayasamızda sosyal bir hak olarak tanımlanan

“sağlık hakkı” ve “sosyal güvenlik hakkı”nın doğrudan “yaşam hakkı” ile bağlantılı olduğu da gözetilerek, uzun vadede birey ve toplum sağlığının karşı karşıya olduğu risklerin karar alma süreçlerinde mutlak surette dikkate alınması gerektiği değerlendirilmiştir.

30. Bu doğrultuda, finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedelleri ve tıbbi malzemelerin teminine ilişkin kıstaslar belirlenirken diyabete bağlı komplikasyonların maliyetlerinin de göz önünde bulundurularak, diyabet tedavisinde başarıya ulaştığı kanıta ve bilimsel verilere dayalı olarak tespit edilen (sürekli/anlık glikoz izlemi yapan sistemler vb.) yeni geliştirilen modern teknoloji tıbbi malzemeler, cihazlar, aparatlar ile ilaçların Sağlık Uygulama

Tebliğinde yer alması ve SGK’nın geri ödemesi kapsamına dâhil edilmesi ve hâlihazırda diyabetin tedavisinde SGK’nın geri ödemesi kapsamında olan tıbbi malzemeler, cihazlar, aparatlar ile ilaçların geri ödeme koşullarında iyileşme sağlanması ve bu konularda başlatılmış ve yürütülmekte olan çalışmaların ivedilikle sonuçlandırılması hususlarında idareye tavsiyede bulunulması gerektiği kanaati ve sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

31. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazıları incelendiğinde, “dürüstlük”, “nezaket”, “şeffaflık”, “bilgi edinme hakkı”, “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

32. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara

İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VI. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedelleri ve tıbbi malzemelerin teminine ilişkin kıstaslar belirlenirken diyabete bağlı komplikasyonların maliyetlerinin de göz önünde bulundurularak;

1. Diyabet tedavisinde başarıya ulaştığı kanıta ve bilimsel verilere dayalı olarak tespit edilen (sürekli/anlık glikoz izlemi yapan sistemler vb.) yeni geliştirilen modern teknoloji tıbbi malzemeler, cihazlar, aparatlar ile ilaçların Sağlık Uygulama Tebliğinde yer alması ve SGK’nın geri ödemesi kapsamına dâhil edilmesi;

2. Hâlihazırda diyabetin tedavisinde SGK’nın geri ödemesi kapsamında olan tıbbi malzemeler, cihazlar, aparatlar ile ilaçların geri ödeme koşullarında iyileşme sağlanması;

3. Bu konularda başlatılmış ve yürütülmekte olan çalışmaların ivedilikle sonuçlandırılması;

hususlarında SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA, SAĞLIK

BAKANLIĞINA, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA, SAĞLIK

BAKANLIĞINA ve AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, idareler tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi