ÖZET: Bu Danıştay kararında, Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) aracılığıyla cinsel istismar mağduru çocukların günlük ihtiyaçlarının karşılanması için düzenli ödenek tahsis edilmesi talep edilmiştir. ÇİM’ler, 0-18 yaş arası cinsel istismara uğrayan çocukların adli görüşmeleri ve muayeneleri için multidisipliner hizmet sunan merkezlerdir. Bu merkezlerin amacı, çocukların ikincil örselenmesini önlemek ve adli süreçte gerekli sağlık, eğitim ve sosyal destek hizmetlerini sağlamak olarak belirlenmiştir.

Kararda, ÇİM’lerin işleyişinin iyileştirilmesi gerektiği vurgulanmış ve çocukların ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca, çocukların güvenli bir ortamda desteklenmesi ve travmalarının azaltılması için kamu kurumları arasında koordinasyonun sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, ÇİM’lerin işleyişine dair önerilerde bulunulmuş ve ilgili bakanlıklara tavsiyelerde bulunulmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/7586-S.23.12403

BAŞVURU NO : 2022/19030

KARAR TARİHİ : 16/06/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI

SAĞLIK BAKANLIĞI

ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Çocuk İzlem Merkezleri hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 20/12/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılmış olan başvuruda, çocuğun cinsel istismarı soruşturmalarında çok önemli bir işlevi olan Çocuk İzlem Merkezleri’nin işleyişinde önemli sorunlar bulunduğunu, bunlardan birinin cinsel istismar mağduru şüphesi ile Çocuk İzlem Merkezlerine gelen çocukların; günlük yeme-içme ve giysi ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için her bir merkeze ödenek tahsis edilmesi olduğu, Türkiye’de toplamda

59 adet 7/24 esası ile çalışan Çocuk İzlem Merkezi bulunduğunu, bu merkezlerin neredeyse tamamının il

merkezlerinde olduğunu, ilçelerden ve merkez bulunmayan komşu illerdeki vakalar için mağdur çocukların, saat mefhumu olmaksızın bu merkezlere getirildiğini, mesai kavramı içerisinde çalışmayan bu merkezlerde, zaman zaman mağdur çocuğun /refakatçisi ailesinin yeme-içme ve delil olarak alınan giysilerinin yerine yenisini verme ihtiyacının hasıl olduğunu, içinde faaliyet gösteren hastanelerin çalışma esasları ile bu ihtiyaçların giderilemediği gibi toplanılan koordinasyon kurullarında idarelerin, bu konuda kendilerine tahsis edilmiş bir fon bulunmadığını belirttiğini, cinsel istismar mağduru çocukların bu temel ihtiyaçları, personelin kişisel gayreti ve gönüllülerden gelen düzenli olmayan bağışlarla karşılanmaya çalışıldığı, çocukların tamamının Çocuk Koruma Kanunu kapsamında korunma ihtiyacı olan çocuk statüsünde olduğunu iddia ve ifade ederek Çocuk İzlem Merkezlerine gelen cinsel istismar mağduru çocukların merkezde bulundukları sürece günlük ihtiyaçlarının karşılanması için Çocuk İzlem

Merkezlerine düzenli olarak ayrı ayrı ödenek tahsis edilmesi konusunda tavsiye kararı verilmesi talep edilmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 02/01/2023 tarih ve sayılı bilgi-belge talepli yazısına gönderilen Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın 30/01/2023 tarih ve sayılı yazıda özetle; 2.1. 04.10.2012 tarihli ve 28431 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2012/20 sayılı Başbakanlık Genelgesi uyarınca cinsel istismara uğramış çocukların ikincil örselenmesini asgariye indirmek, adli ve tıbbi işlemlerin bu alanda eğitimli kişilerden oluşan bir merkezde ve tek seferde gerçekleştirilmesini temin etmek üzere; Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler/kurumlar bünyesinde Çocuk ÇİM’ler kurulduğu, halihazırda

ÇİM sayısının 60 ilde toplam 63 olduğu, Sağlık Bakanlığının sorumluluğunda olan ve Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarında kurulan ÇİM’lerin 2023 yılı sonuna kadar tüm il merkezlerinde, sonrasında ise ağır ceza mahkemesi bulunan adliyelerin olduğu ilçeler başta olmak üzere ihtiyaç duyulan yerlerde kurulmasının planlandığı, 2.2. Bakanlık tarafından da benzer amaçlarla 2017 yılında Adli Görüşme Odası (AGO) uygulamasına geçildiği, bu uygulama gereğince, fail ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen öncelikli olarak mağdur, tanık, suça sürüklenen çocukların, cinsel suç ve aile içi şiddet suçu mağdurları ile diğer kırılgan gruba dâhil mağdurların ifade ve beyanları uzman eşliğinde özel ortamlarda alındığı, ülke genelinde 81 ilde 149 adliyede bulunan toplam 156 AGO faaliyet gösterdiği, AGO’ların yaygınlaştırılması yönündeki çalışmalar devam ettiği, Bu uygulama ile amaçlanan öncelikle mağdur, tanık ve suça sürüklenen çocuklar, cinsel suç ve aile içi şiddet suçu mağdurları ile kırılgan gruba dâhil tüm mağdurlarla uygun ortam ve yöntemle görüşme yapılması, ikincil örselenmenin önlenmesi, korunmaları, adalete erişimlerinin güçlendirilmesi ve maddi hakikatin ortaya çıkmasına katkı sunulması olduğu, 2.3. Bu yönde yürütülen çalışmalar neticesinde, 7188 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanunun “Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi” kenar başlıklı 236 ncı maddesine eklenen fıkralar ile AGO ve ÇİM’erin yasal dayanağı oluşturulmuş ve bazı suçlar açısından uygulamalara gidilmesi zorunlu kılınmıştır. Nitekim, 5271 sayılı Kanununu 236 ncı maddesine eklenen fıkralarda, Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanıkla yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurlar ile 5237 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları ile aynı

Kanunun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanlarının bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınacağı, kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdurun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlemin, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirileceği hususlarının düzenlendiği, anılan maddenin devamında da mağdurun yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemlerin yerine getirileceği belirtilerek ÇİM’lerin kullanımının zorunlu kılındığı, /

2.4. Bununla birlikte, 63 sayılı Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı

Kararnamesinin 12 nci maddesi ile adli desteğe ihtiyaç duyan kişilere ve suç mağdurlarına yönelik sunulan hizmetlerin etkinliğini ve verimliliğini artırmak, hizmet sunumunda karşılaşılan sorunların çözümüne ilişkin önerilerde bulunmak ve sunulan hizmetin koordinasyonunu sağlamak amacıyla ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla danışma kurulu oluşturulması ve her takvim yılında en az bir kez toplanmasının öngörüldüğü, İlgili kurumların temsilcilerinin katılımıyla oluşturulan Mağdur Hakları Danışma Kurulunun ikinci toplantısının 19.10.2022 tarihinde gerçekleştirildiği, anılan toplantıda; 60 ilde 63 yerde oluşturulmuş olan

ÇİM’lerin 2023 yılı sonuna kadar tüm il merkezlerinde kurulumunun tamamlanması, Adalet Bakanlığı tarafından ÇİM’lere SEGBİS kurulumu önerisinin Sağlık Bakanlığı tarafından değerlendirilmesi ve sonucunun Adalet Bakanlığına bildirilmesi, hazırlık çalışması devam eden ÇİM Yönetmeliğinin tamamlanarak yayımlanması, ÇİM’lerin ve AGO’ların işleyişinden kaynaklanan problemlerin giderilmesi amacıyla 5271 sayılı Kanunun 236 ncı maddesinde değişiklik yapılmasına yönelik çalışma yürütülmesi hususlarının karara bağlandığı, 3. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 02/01/2023 tarih ve sayılı bilgi-belge talepli yazısına gönderilen Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğünün 02/03/2023 tarih ve sayılı yazıda özetle; 3.1. Cinsel istismar mağduru çocuğa yönelik gerekli hukuki, tıbbi, ruhsal ve sosyal desteğin sağlanabilmesi için çocuğun beyanının uygun koşullarda alınması ve kurumlararası koordinasyonun sağlanabilmesinin önem taşıdığı, Bu amaçla 2012/20 sayılı Başbakanlık Genelgesi uyarınca Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler/kurumlar bünyesinde Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) kurulduğu ve bu merkezlerin işleyişinin Sağlık Bakanlığınca koordine edildiği, 3.2. Çocuk İzlem Merkezlerine ilişkin bilgilerin ekte sunulduğu, 4. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 02/01/2023 tarih ve sayılı bilgi-belge talepli yazısına gönderilen İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 11/01/2023 tarih ve sayılı yazıda özetle; Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) Sağlık Bakanlığına bağlı kuruluş olduğundan, talep edilen hususlara ilişkin herhangi bir veri bulunmadığı, 5. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 02/01/2023 tarih ve sayılı bilgi-belge talepli yazısına gönderilen Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’nın 01/02/2023 tarih ve sayılı yazıda özetle; Çocuk İzlem Merkezlerine ait Yönetmelik bulunmadığı, Her ilde ve/veya büyük ilçelerde Çocuk İzlem Merkezleri bulunmadığı, Çocuk İzlem Merkezlerinin fiziki yapıları ve donanımlarının yetersiz olduğu, bazı vakalarda çocukların komşu ile gönderildiği ve çocukların daha da örselendiği,

Bazı Çocuk İzlem Merkezlerinin il merkezinden uzakta yer aldığı, erişimde zorluklar yaşandığı, gerek mağdur gerekse kamu tarafının da zarar gördüğü, Çocukların bir kez ifadesi alınması kuralına aykırı uygulama olabildiği, Çocukların ifade öncesi avukayıtla görüşemediği, avukatı ile tanışmadan ifade aşamasına geçildiği, Çocuğun beyanını içeren CD kaydının avukatlara verilmediği, Uzman personelin bulundurulmadığı, Çocuk İzlem Merkezleri koordinasyon kurullarının birçok ilde toplanmadığı, çocukların uzun süre bekletildiği, Uzman doktor olmadığı için çocukların üniveriste hastanesine sevk edildiği, birden çok beden muayanesine maruz kaldığı, 6. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 02/01/2023 tarih ve sayılı bilgi-belge talepli yazısına gönderilen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 15/05/2023 tarih ve sayılı yazıda özetle; 6.1. Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) 2012/20 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile Çocuk istismarının önlenmesi ve istismara uğrayan çocuklara bilinçli ve etkin bir şekilde müdahale edilmesi amacıyla, öncelikli olarak cinsel istismara uğramış çocukların ikincil örselenmesini asgariye indirmek, adli ve tıbbi işlemlerin bu alanda eğitimli kişilerden oluşan bir merkezde ve tek seferde gerçekleştirilmesini temin etmek üzere; Sağlık

Bakanlığına bağlı hastaneler/kurumlar bünyesinde kurulduğu, 6.2. Söz konusu bu merkezlerin işleyişine dair koordinenin Sağlık Bakanlığına verildiği, 6.3. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı ya da yardımcısının başkanlığında; Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal

Politikalar Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Adli Tıp

Kurumu Başkanlığı temsilcilerinin (bakanlıklardan müsteşar yardımcısı, başkanlıklardan başkan yardımcısı düzeyinde) katılımıyla ÇİM Yönetim ve Koordinasyon Kurulu (Kurul) oluşturulduğu, 6.4. Çocuk İzlem Merkezlerinin Sağlık Bakanlığı teşkilatı altında örgütlenmiş olduğu, 5018 sayılı Kamu

Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu gereğince harcama birimi farklı bir idari yapı içinde yer alan kurumlar için Bakanlıkça ödenek tahsis edilmesi ya da kullandırılmasına imkân bulunmadığı ancak istismara uğrayan ya da uğradığı düşünülen çocukların ikincil örselenmeleri önlemek amacıyla adli görüşmeleri ile adli ve psikiyatrik muayenelerinin yapıldığı, sosyal gereksinimlerinin karşılandığı Çocuk İzlem Merkezlerinde

Bakanlıkta görevli sosyal çalışma görevlisinin görevlendirildiği,

belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

7. 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 7.1. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların

korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır. ” 7.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesi; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

2)Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.”

3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

(4) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 8. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin, 8.1. 1 inci maddesinde “Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” 8.2. 2 nci maddesinde “1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.” 8.3. 3 üncü maddesinde “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.” 8.4. 4 üncü maddesinde “Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf

Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.” 8.5. 8 inci maddesinde; “Taraf Devletler, yasanın tanıdığı şekliyle çocuğun kimliğini; tabiiyeti, ismi ve aile bağları dahil, koruma hakkına saygı göstermeyi ve bu konuda yasa dışı müdahalelerde bulunmamayı taahhüt ederler. Çocuğun kimliğinin unsurlarının bazılarından veya tümünden yasaya aykırı olarak yoksun

bırakılması halinde, Taraf Devletler çocuğun kimliğine süratle yeniden kavuşturulması amacıyla gerekli yardım ve korumada bulunurlar.”, 8.6. 37 nci maddesi birinci fıkrası (b) bendinde, “Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, gözetim altında tutulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.” 8.7. Aynı Sözleşmenin 40 ıncı maddesi birinci fıkrasında, “Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlal ettiği kabul edilen her çocuğun; çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları göz önünde bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler.” dördüncü fıkrasında da; “Koruma tedbiri, yönlendirme ve gözetim kararları, danışmanlık, şartlı salıverme, bakım için yerleştirme, eğitim ve meslek öğretme programlarını ve diğer kurumsal bakım seçenekleri gibi çeşitli düzenlemelerin uygulanmasında, çocuklara durumları ve suçları ile orantılı ve kendi esenliklerine olacak biçimde muamele edilmesi sağlanacaktır.” 9. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin “Çocuk Adaletinde Çocuk Hakları” ile ilgili 10

Numaralı Genel Yorumu: “Çocuğun Yüksek Yararı (Madde 3) 10. Çocuk adaletinin idaresi bağlamında alınan tüm kararlarda, çocuğun yüksek yararı temel düşüncedir. Çocuklar, bedensel ve psikolojik gelişimleri ve duygusal ve eğitsel ihtiyaçları açısından yetişkinlerden farklıdır. Bu farklılıklar, kanunla ilişkiye girmiş çocukların daha az suçlu olmasının temelini oluşturur. Bu ve diğer farklılıklar ayrı bir çocuk adalet sisteminin sebeplerini oluşturur ve çocuklar için farklı bir muameleyi gerekli kılar. Çocuğun yüksek yararının korunması demek, örneğin ceza hukukunun geleneksel amaçlarının (bastırma/ cezalandırma)

çocuk suçlular söz konusu olduğunda rehabilitasyonun ve onarıcı adaletin önünü açması gerektiği anlamına gelmektedir. Bu, etkili kamu güvenliğine özen gösterme yoluyla yapılabilir.

10. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin “Çocuğun Yüksek Yararı Hakkının Öncelikli

Olarak Dikkate Alınması Hakkı” İle İlgili 14 Numaralı Genel Yorumu; “12. Bu genel yorumun başlıca amacı, çocukların, yüksek yararlarının birinci planda, kimi durumlarda da en başta (bakınız, aşağıda paragraf 38) değerlendirilip dikkate alınması ve haklarının yaşama geçirilmesine ilişkin anlayışın güçlendirilmesidir. En genel anlamdaki amacı ise, hak sahipleri olarak çocuklara tam saygı gösterilmesini sağlamak üzere tutumlarda gerçek anlamda bir değişiklik yaratılmasıdır. Daha somut söylenirse, çocuğun yüksek yararı açısından incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekenler şunlardır: a. Hükümetler tarafından alınan tüm uygulama önlemleri; b. Yargısal ya da idari makamlar ya da temsilcileri aracılığıyla kamu birimleri tarafından alınıp belirli bir çocuğu ya da belirli bir grup çocuğu ilgilendiren kararlar; c. Çocukları ilgilendiren ya da onları etkileyecek hizmetler veren, kar amacı güdenler ve gütmeyenler dâhil özel sektör ve sivil toplum birimleri tarafından alınan kararlar; d. Ana babalar ve çocuklara bakan kişiler dâhil olmak üzere çocuklarla birlikte ve çocuklar için çalışan kişilerin hareketlerine ilişkin kılavuzlar

III. Taraf Devletlerin Yükümlülüklerinin Mahiyeti ve Kapsamı

13. Taraf Devletlerden her biri, çocuğun yüksek yararının değerlendirilmesi ve birinci planda göz önünde bulundurulması hakkına saygı gösterip bu hakkı yaşama geçirmelidir ve her taraf Devlet bu hakkın eksiksiz biçimde yaşama geçmesi için gerekli, bilinçli ve somut tüm önlemleri alma yükümlülüğü altındadır.

14. Madde 3 paragraf 1, taraf Devletlere üç tür farklı yükümlülük getirerek bir çerçeve oluşturmaktadır:

a. Çocuğun yüksek yararının, herhangi bir kamu kurumu tarafından gerçekleştirilecek her girişimde gerektiği gibi içselleştirilmesini ve tutarlı olarak uygulanmasını sağlama yükümlülüğü. Bu söylenen, çocuklar üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkisi olan tüm uygulama önlemleri, idari ve yargısal işlemler için özellikle geçerlidir.

b. Çocukları ilgilendiren tüm yargısal ve idari kararların, ayrıca politikaların ve yasal düzenlemelerin, çocuğun yüksek yararının birinci planda dikkate alınarak gerçekleştirildiğini gösterme yükümlülüğü.

Yüksek yararın nasıl incelenip değerlendirildiğinin, alınan kararda buna ne ölçüde ağırlık tanındığının anlatılması da buna dâhildir.

c. Çocuğun yararının, özel sektörün her kararında ve eyleminde değerlendirilip birinci planda göz önüne alınmasını sağlama yükümlülüğü. Buna, hizmet sunan kuruluşlar, ya da çocuğu ilgilendiren ya da çocuk üzerinde etkili olabilecek kararlar alan diğer herhangi bir özel birim ya da kurum da dahildir.

15. Devletler, bunlara uyulmasını sağlamak üzere, Sözleşme’nin 4 ve 42. maddeleri ile 44. maddenin 6’ncı paragrafına uygun olarak uygulamaya dönük bir dizi önlem almalı ve aşağıdakiler dahil olmak üzere

çocuğun yüksek yararının her fiilde birinci planda gözetilmesini sağlamalıdırlar:

a. İç hukuku ve diğer yasa kaynaklarını madde 3 ve paragraf 1’i içselleştirecek şekilde gözden geçirme ve gerekiyorsa değiştirme ve çocuğun yüksek yararını gözetme gerekliliğinin aşağıda sıralanan her alanda yansıma bulmasını ve uygulanmasını sağlama: tüm ulusal yasalar ve yönetmelikler, olduğu durumlarda il ya da bölge düzeyindeki düzenlemeler, çocuklara yönelik hizmetler veren ya da faaliyetleri çocuklar üzerinde etkili olan özel ya da kamusal kurumların faaliyetlerini yöneten kurallar ve gerek asli bir hak gerekse usul kuralı olarak herhangi bir kademedeki yargısal ve idari işlemler; b. Politikaların ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerde eşgüdümünde ve uygulanmasında çocuğun yüksek yararının gözetilmesi; c. Çocuğun yüksek yararının kendisini ilgilendiren ya da kendisini etkileyecek tüm uygulama önlemleri, idari ve yargısal süreçlerde içselleştirilip uygulanması hakkının eksiksiz olarak yaşama geçirilmesi için şikayet, telafi ya da tazminat mekanizmalarının ve usullerinin getirilmesi; d. Çocukların haklarının yaşama geçmesini sağlamaya yönelik programlara ve önlemlere kaynak tahsis edilirken ve uluslararası yardımlardan veya kalkınma yardımlarından yararlanan etkinliklerde çocuğun yüksek yararının gözetilmesi; e. Veri toplama, izleme ve değerlendirme işlemlerinde çocuğun yüksek yararının açıkça ifade edilmesi ve gerektiğinde çocuk haklarıyla ilgili konulardaki araştırmaların desteklenmesi;

f. Profesyoneller ve çocuklar için ya da çocuklarla birlikte çalışan diğer kişiler dahil olmak üzere, çocukları doğrudan ya da dolaylı biçimde etkileyecek kararlar alanların, madde 3, paragraf 1 ve bunun pratikte uygulanması konusunda bilgilendirilmesi ve kendilerine bu konuda eğitim verilmesi; g. Madde 3 paragraf 1’de gözetilen hakkın kapsamını anlayabilmeleri için çocuklara, ailelerine ve çocuklara bakan kişilere anlayabilecekleri dilden yeterli bilgilerin verilmesi ve görüşlerine yeterli ağırlığın tanınabilmesi açısından çocukların görüşlerinin alınabileceği gerekli koşulların oluşturulması…” 11. Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Kuralları (Havana Kuralları), 11.1. 1 inci maddesinde “Bir çocuğun belirli bir kuruma yerleştirilmesinin her durumda en son ve en kısa süre için başvurulacak bir yöntem olması gerektiğini teyit eder”, 11.2. Sınıflandırma ve Yerleştirme başlıklı 28 inci maddesinde “Çocuklar ancak, kendilerinin özel ihtiyaçları ve statüleri ile yaşlarının, kişiliklerinin, cinsiyetlerinin ve işledikleri cezai fiil tipinin özel gerekleri ve ayrıca ruhsal ve fiziksel sağlık durumları ile, kendilerini zararlı etkilenmelere ve tehlikeli durumlara karşı koruyacak şartlar tam olarak dikkate alındıktan sonra tutulabilirler. Özgürlüklerinden yoksun bırakılan çocukların farklı kategorilere ayrılmaları konusunda uygulanacak başlıca kriter, bu çocukların özel ihtiyaçlarına en iyi şekilde uyacak bakım türünün sağlanması ve onların fiziksel, ruhsal ve ahlaki bütünlükleri ve sağlıklarının korunmasıdır.” 11.3. Dış Dünya ile İlişkiler başlıklı 59 uncu maddesinde “Adil ve insani bir muamele görme hakkının bütünleyici bir parçası ve çocukların topluma yeniden kazandırılmalarında esaslı bir unsur olarak, çocukların dış dünya ile yeterli bir iletişim kurmaları için her türlü imkan sağlanır. Çocukların aileleriyle, arkadaşlarıyla ve diğer kimselerle veya saygın sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle iletişim kurmalarına, evlerini ve ailelerini ziyaret etmeleri için kurumdan ayrılmalarına ve eğitim, mesleki veya diğer önemli nedenlerle tutma kurumlarından çıkmalarına, özel izin almalarına imkan tanınır. (…)” 11.4. 60 ıncı maddesinde “Her çocuğun sık sık ve düzenli bir biçimde, kural olarak haftada bir kez ve her ay en az bir kez ailesi ve savunma avukatı tarafından ziyaret edilmeye hakkı olup, bu ziyaretler sırasında çocuğun mahremiyetine, ziyaretçilerle temas kurma ve sınırsız olarak iletişimde bulunma ihtiyaçlarına saygı gösterilir.”, 12. Çocuk Adalet Sisteminin Uygulanması Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart

Kurallarının (Pekin Kuralları), 12.1. Temel Görüşler başlıklı 1 inci maddesinde “1.1 Üye ülkeler, kendi temel çıkarları dairesinde, çocukların ve ailelerin daha iyiye yönlendirilmelerini sağlamalıdır. 1.2 Üye ülkeler, çocukların doğru yoldan saptırılmaya müsait yaşlarda olmaları nedeniyle, bu dönemlerinde onlara toplum içinde yararlı bir yaşam sağlamak için çaba göstermeli ve suçtan ve kabahatlerden uzak bir yaşam için çocukların içinde bulundukları koşulları iyileştirmelidirler. 1.3 Çocukların refahını arttırmak amacı ile aile, gönüllüler ve öteki toplumsal gruplar yanında okullar ile diğer kurumlar da dahil olmak üzere her kaynağın harekete geçilerek elbirliği ile çalışmalarını sağlamak için gerekli özen gösterilmeli, böylece hukukun araya girmesi olabildiğince aza indirilmeli ve hukuka aykırı davranışta bulunan çocuklara etkili, hakkaniyetli ve insanca

/

davranılması sağlanılmalıdır. 1.4 Gençliğin korunması ve toplumda barış düzenin sürdürülmesi amacı ile tüm çocuklara ayrıntılı bir sosyal adalet çerçevesi içinde uygulanacak adalet, her ülkenin ulusal kalkınma sürecinin bir parçası olarak görülmelidir. 1.5 Bu Kurallar bütününün her üye ülkede uygulama yöntemleri o ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel koşullarına bağlıdır. 1.6 Çocuk adaleti hizmetleri, hizmetteki personelin çalışma yöntemleri, yaklaşımları ve bilgileri de dahil olmak üzere sistematik olarak geliştirilmelidir.” 12.2. Uygulama Alanları ve Tanımlar başlıklı 2 nci maddesinde “2.1 Aşağıdaki Standart Kurallar, çocuk suçlulara ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi ve diğer görüşler, milli ve sosyal köken, varlık, doğum yeri vs.

hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanacaktır. 2.2 Kurallar’ın amaçları bakımından aşağıdaki tanımlar, üye ülkelerin kendi hukuk sistemleri ile bağdaşabildiği ölçüde uygulamada kullanılacaktır.(…)” 12.3. Çocuk Adalet Sisteminin Amaçları başlıklı 5 inci maddesinde “5.1 Çocuk adalet sisteminde daima çocuğun iyileştirilmesi ön plana alınmalıdır ve çocuk suçlulara gösterilecek tepki hem suçun hem de suçlunun içinde bulunduğu koşullarla orantılı olmalıdır.” 13. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun, “Cinsel saldırı” başlıklı 102 nci maddesinde; “(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır. (3) Suçun; a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından, d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte, e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır. (4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”, 13.1. “Çocukların cinsel istismarı” başlıklı 103 üncü maddesinde; “(1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır. (2) (Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Cinsel

istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz. (3) Suçun; a) Birden fazla kişi tarafından birlikte, b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, e)

Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a)

bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5)

Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”, 14. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun; “Tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmeleri” başlıklı 180 inci maddesinde; “(1) Hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir. (2) Bu hüküm, konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasından dolayı getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde de uygulanır. (3) Davayı görmekte olan mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, katılan, sanık, müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe yoluyla dinlenmesine karar veremez. (4)

İstinabe olunan mahkeme, büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise, ilgililer kendi yargı çevresinde bulunmasa da büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerine getirilmesi gereken istinabe evrakını geri çevirmeksizin gereğini yapar. (5) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak ifade alınır. Buna olanak verecek teknik donanımın kurulmasına ve kullanılmasına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.”, 14.1. “Sanığın duruşmadan bağışık tutulması” başlıklı 196 ncı maddesinde; , “(1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir. (2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur. (3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur. (4) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/147 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/142 md.) Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir. (5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan

sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir. (6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.”, 14.2. “Mağdur ile şikayetçinin dinlenmesi” başlıklı 236 ncı maddesinde; “(1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır. (2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır. (3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. (Mülga cümle:17/10/2019-7188/22 md.) (4) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır. (5) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir. (6) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır. Ancak, beyan ve görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası aranır. (7) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları dava dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler alınır. (8) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları, yazılı tutanağa dönüştürülür. Bu tutanak, talepte bulunan şüpheli, sanık, müdafii, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir. Beyan ve görüntü kayıtları bu kişilere soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde gizliliği korunmak suretiyle izletilebilir.”, 14.3. “Katılanın hakları” başlıklı 239 uncu maddesinde; “Mağdur veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir. (2) Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.”, 15. 20.09.2011 tarihli ve 28060 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza

Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmeliğin, “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “(1) Bu Yönetmeliğin amacı, soruşturma ve kovuşturma aşamasında

Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemece dinlenilmesine gerek görülen kişilerin Ses ve Görüntü Bilişim

Sistemi kullanılarak dinlenilmesi, kayda alınması, saklanması ile bunun için gerekli teknik altyapının kurulmasına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”,

15.1. “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3 üncü maddesinde; “(1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Bakanlık:

Adalet Bakanlığını, b) Bilişim sistemi: Bilgisayar, çevre birimleri, iletişim altyapısı ve programlardan oluşan veri işleme, saklama ve iletmeye yönelik sistemi, c) SEGBİS: UYAP Bilişim Sisteminde ses ve görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kaydedildiği ve saklandığı Ses ve Görüntü Bilişim

Sistemini, ç) SEGBİS yazılımı: UYAP Bilişim Sisteminde SEGBİS’in gerçekleştirilmesi için geliştirilen yazılımı, ç) Talep eden makam: SEGBİS ile dinlemeyi talep eden Cumhuriyet savcılığı, hâkim ve mahkemeyi, d) Talep edilen makam: SEGBİS ile dinleme talep edilen Cumhuriyet savcılığı, hâkim ve mahkemeyi, e) UYAP Bilişim Sistemi: Adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemini, ifade eder.”, 15.2. “Soruşturma veya kovuşturma işlemlerinin kayda alınması” başlıklı 9 uncu maddesinde; “(1)

Görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması olanağının varlığı hâlinde, kanunlardaki usul ve esaslar dairesinde, soruşturma veya kovuşturma aşamasında yapılan her türlü işlem SEGBİS ile kayda alınır. (2)

Ancak; a) Mağdur çocukların, b) Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin, tanıklığında bu kayıt zorunludur.”, 15.3. “Tedavi kurumlarında bulunanlar” başlıklı 15 inci maddesinde; “(1) Soruşturma ve kovuşturma aşamasında tedavi kurumlarında bulunan kişi SEGBİS ile dinlenebileceği gibi SEGBİS üzerinden duruşmalara da katılabilir. (2) Talep eden makam, dinleme yapacağı kişinin kimlik bilgilerini, dinleme zamanını ve dinleme için yapılması gereken hazırlıkları ilgili tedavi kurumu yönetimine ve kolluk birimine bildirir. İlgili kolluk birimi, yeterli sayıda kolluk görevlisinin dinleme işlemi sırasında hazır bulunmasını sağlar. (3) İlgili kolluk görevlisi, ikinci fıkrada belirtilen talimatlar doğrultusunda, dinlenecek kişiyi, dinleme odasında hazır eder. (4) Talep eden makam ayrıca belirtmediği sürece, dinlenecek kişinin dinleme talebinde belirtilen kişi olduğuna dair bir tutanak, kolluk görevlisince düzenlenir ve imzalanır.”, 16. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun, 16.1.Tanımlar başlıklı 3 üncü maddesinde “a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi; bu kapsamda, 1. Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu, 2. Suça sürüklenen çocuk: Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu,.. ifade eder”.

16.2. Temel ilkeler başlıklı 4 üncü maddesinde “Bu Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla; a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi, c) Çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması, d) Çocuk ve ailesi bilgilendirilmek suretiyle karar sürecine katılımlarının sağlanması, e)

Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları, f) İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenmesi, g) Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmesi, h) Kararların alınmasında ve uygulanmasında,

çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimini ve öğrenimini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluğunu geliştirmesinin desteklenmesi, i) Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması, j) Tedbir kararı verilirken kurumda bakım ve kurumda tutmanın son çare olarak görülmesi, kararların verilmesinde ve uygulanmasında toplumsal sorumluluğun paylaşılmasının sağlanması, k) Çocukların bakılıp gözetildiği, tedbir kararlarının uygulandığı kurumlarda yetişkinlerden ayrı tutulmaları, (…) İlkeleri gözetilir.” 17. Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi

Sözleşmesinin “İlkeler” başlıklı 11 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Tarafların her biri mağdurlara, mağdurların yakın akrabalarına ve bunların bakımından sorumlu kişilere gerekli desteği sağlayacak etkili sosyal programları oluşturacak ve çeşitli disiplinleri içeren yapıları kuracaktır.” 17.1. “Çocuğun ifadesinin alınması” başlıklı 35 inci maddesinde; “1- Taraflardan her biri aşağıdakileri sağlamak için gerekli yasal ve diğer tedbirleri alır: a. Çocukla yapılacak mülakatın, yetkili makamlara vakalar bildirildikten sonra haksız bir gecikme olmaksızın gerçekleştirilmesi; b. Çocukla yapılacak mülakatın” gerekli görülüyorsa, bu amaçla tasarlanmış ya da uygun hale getirilmiş binalarda gerçekleştirilmesi; c. Çocukla yapılacak mülakatın bu amaçla eğitilmiş profesyoneller tarafından gerçekleştirilmesi; d. Mümkün ve uygunsa, çocukla yapılacak bütün mülakatların aynı kişiler tarafından gerçekleştirilmesi; e. Çocukla yapılacak mülakatların cezai işlemlerin amacı için gerekli olan kadar ve mümkün olduğunca sınırlı tutulması; f. Çocuğa, yasal temsilcisinin ya da uygun olduğu takdirde kendi seçeceği bir yetişkinin, bu kişiye yönelik aksi yönde bir karar alınmamışsa, eşlik etmesi. 2- Taraflardan her biri, mağdurla ya da çocuk tanıkla yapılan tüm mülakatların sesligörüntülü olarak kaydedilmesini ve bu kayıtların gerektiğinde iç hukuktaki kurallara uygun olarak mahkeme işlemlerinde delil olarak kabul edilmesini sağlamak için gerekli yasal ve diğer tedbirleri alır. 3- Mağdurun yaşı konusunda bir belirsizlik ve mağdurun çocuk olduğuna inanılacak sebepler var ise, yaşının doğrulanması beklenilirken paragraf 1 ve 2’deki tedbirler uygulanır.”, 18. 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde

“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

19. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

20. Kurumumuza yapılan başvuruda, Çocuk İzlem Merkezlerine gelen cinsel istismar mağduru çocukların merkezde bulundukları sürece günlük ihtiyaçlarının karşılanması için Çocuk İzlem Merkezlerine düzenli olarak ayrı ayrı ödenek tahsis edilmesi konusunda tavsiye kararı verilmesi talep edilmiştir.

21. Çocuk İzlem Merkezleri, 0-18 yaş grubu cinsel istismara uğrayan ya da uğradığı düşünülen çocukların adli görüşmeleri ile adli ve psikiyatrik muayenelerinin yapıldığı, sosyal gereksinimlerinin değerlendirildiği multidisipliner hizmet veren merkezlerdir. Amacı; çocuğu sistem içinde ikincil örselemeden korumak, cinsel istismara uğrayan çocuğa inceleme ve tedavi aşamasında gerek görülen sağlık, eğitim, kolluk kuvvetleri, hukuk ve adalet sistemi gibi işbirliği yapılması gereken diğer kamu kuruluşları ile eşgüdüm içinde hizmet sağlamak, Merkezde oluşturulacak güvenli ve çocuk dostu ortam ile çocuktaki travmanın etkilerinin azaltmak, korunma altına alınması gereken olgularda, çocuğun kalabileceği uygun bir ortam sağlanıncaya kadar geçici bir süre barınma, beslenme, giyim, sağlık ve güvenlik gereksinimlerinin karşılamaktır.

22. Çocuk İzlem Merkezlerinin kurulması için yapılan çalışmalar;

22.1. 2008 yılında Çocuk İzlem Merkezlerinin kurulmasına yönelik paydaş olacak kurumların Bakanlıkları ve akademisyenler eşliğinde üst kurul çalışmalarına başlamış ve Çocuk İzlem Merkezinin 04.10.2012 tarihli

Başbakanlık Genelgesi ile tüm ülke sathında yaygınlaştırılması kararlaştırılmış ve yine aynı Genelgeyle

ÇİM’ lerin çalışma ve yaygınlaşma sürecinin sağlıklı ve amacına uygun bir şekilde yürütülebilmesi için gerekli tedbirleri görüşüp karara bağlamak ve bu konuda kurumlar arası işbirliği ve koordinasyonu sağlamak üzere; Sağlık Bakanlığı Müsteşarı ya da yardımcısının başkanlığında ÇİM yönetim ve

Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur.

22.2. 2012/20 sayılı Başbakanlık Genelgesine istinaden oluşturulan Çocuk İzlem Merkezi Koordinasyon

Kurulu 22.10.2012 tarihinde toplanmıştır. “Kuruluş ve Personel”,“Haber Alma ve Ulaşım”,“ÇİM’de

Uygulama” ana başlıkları çerçevesinde ÇİM’lerin kuruluş aşamalarına ve kurumlara düşen görevlere ilişkin alınan kararlarla işleyiş somutlaştırılmaya çalışılmış olup, Çocuk İzlem Merkezlerinin Çalışma Usul ve

Esaslarına ilişkin kararlar alınmıştır.

Çocuk İzlem Merkezi Yönetim ve Koordinasyon Kurulunun 22.10.2012Karar Tarihli ve 2012/1 Numaralı toplantı Karar Tutanağının “ÇİM’de Uygulama” başlıklı 2.3.2.Bölümünde; Çocuğun ÇİM’de bulunduğu süre içerisinde tıbbi bakımının ÇİM’in bağlı olduğu hastane tarafından, ayni ihtiyaçlarının ise, Aile ve

Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın il ve ilçe teşkilatınca karşılanacağı belirtilmiştir.

22.3. Yaşadığı olumsuzluklar nedeniyle travmaya uğrayan çocuk için ÇİM’ nde “çocuk dostu” bir ortam oluşturulmuş ve bugün ÇİM’ in üstlendiği görev sayesinde ciddi bir sorun olan ikincil örselenme durumları ortadan kalkmıştır.

23. Bununla birlikte Çocuk İzlem Merkezlerinin işleyişi ile ilgili bir takım iyileştirilmelere ihtiyaç olup olmadığının tespiti amacıyla ilgili idarelerden;

– Çocuk İzlem Merkezlerinin hangi idare bünyesinde faaliyet gösterdiği ve ödenek tahsisi hususunda hangi idarenin yetki ve sorumluluğun bulunduğu, bu konuda yapılan çalışmalar, – Çocuk İzlem Merkezlerine ilişkin ayrı bir Yönetmelik’in bulunup bulunmadığı, – ÇİM Yönetim ve Koordinasyon Kuruluna ilişkin bilgiler, – Ülke genelinde yaygınlaştırılması amaçlanan Çocuk İzlem Merkezlerinin güncel sayısı, (il ve ilçe merkezleri dahil)

– Çocuk İzlem Merkezlerine gelen cinsel istismar mağduru çocukların merkezde bulundukları sürece günlük ihtiyaçlarının karşılanması için Çocuk İzlem Merkezlerine düzenli olarak ayrı ayrı ödenek tahsis edilmesi talebine ilişkin değerlendirmeler, – Uygulamada çocukların Çocuk İzlem Merkezlerinde bulunduğu süre boyunca ihtiyaçlarının ne şekilde karşılandığı, ödenek tahsisine ilişkin detaylı bilgi, – Başvuru konusuna ilişkin ÇİM Yönetim ve Koordinasyon Kurulunca alınan herhangi bir karar olup olmadığı, – Çocuğun üstün yararı çerçevesinde başvuranın iddiaları bağlamında mevcut uygulamada varsa iyileştirilmesine ihtiyaç duyulan hususların ayrıca değerlendirilmesi ve açıklanması, – Başvuranın iddiaları ve mevcut uygulama birlikte değerlendirildiğinde konuyla ilgili mevzuat değişikliğine ihtiyaç olup olmadığı, varsa düzenlemenin içeriğine ilişkin görüşün bildirilmesi, – Başvuruda belirtilen hususlara ilişkin son dönemde tamamlanan ve planlanan güncel çalışmalar,

ile ilgili bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur;

24. Adalet Bakanlığınca Kurumumuza iletilen bilgi ve belgeler ile Çocuk İzlem Merkezlerine ilişkin yapılan detaylı açıklamada aşağıdaki öneri ve tespitlere yer verilmiştir; 24.1. 7188 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanunun “Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi” kenar başlıklı 236 ncı maddesine eklenen fıkralar ile AGO ve ÇİM’erin yasal dayanağı oluşturulmuş ve bazı suçlar açısından uygulamalara gidilmesi zorunlu kılınmıştır. Nitekim, 5271 sayılı Kanununu 236 ncı maddesine eklenen fıkralarda, Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanıkla yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurlar ile 5237 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları ile aynı Kanunun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanlarının bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınacağı, kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdurun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlemin, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirileceği hususları düzenlenmiştir. Anılan maddenin devamında da mağdurun yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemlerin yerine getirileceği belirtilerek ÇİM’lerin kullanımı zorunlu kılınmıştır.

Bununla birlikte, 63 sayılı Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 12 nci maddesi ile adli desteğe ihtiyaç duyan kişilere ve suç mağdurlarına yönelik sunulan hizmetlerin etkinliğini ve verimliliğini artırmak, hizmet sunumunda karşılaşılan sorunların çözümüne ilişkin önerilerde bulunmak ve sunulan hizmetin koordinasyonunu sağlamak amacıyla ilgili kurum ve kuruluşların

temsilcilerinin katılımıyla danışma kurulu oluşturulması ve her takvim yılında en az bir kez toplanması öngörülmüştür.

24.2. İlgili kurumların temsilcilerinin katılımıyla oluşturulan Mağdur Hakları Danışma Kurulunun ikinci toplantısı 19.10.2022 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Anılan toplantıda; 60 ilde 63 yerde oluşturulmuş olan

ÇİM’lerin 2023 yılı sonuna kadar tüm il merkezlerinde kurulumunun tamamlanması, Adalet Bakanlığı tarafından ÇİM’lere SEGBİS kurulumu önerisinin Sağlık Bakanlığı tarafından değerlendirilmesi ve sonucunun Adalet Bakanlığına bildirilmesi, hazırlık çalışması devam eden ÇİM Yönetmeliğinin tamamlanarak yayımlanması, ÇİM’lerin ve AGO’ların işleyişinden kaynaklanan problemlerin giderilmesi amacıyla 5271 sayılı Kanunun 236 ncı maddesinde değişiklik yapılmasına yönelik çalışma yürütülmesi hususları karara bağlanmıştır.

Bu itibarla; 1. Hali hazırda 60 ilde 63 yerde oluşturulmuş olan ÇİM’lerin 2023 yılı sonuna kadar tüm il merkezlerinde kurulumunun tamamlanması, 2. ÇİM’lerin işleyişindeki sorunları azaltacağı değerlendirildiğinden yetişkin cinsel suç mağdurlarına yönelik hizmet veren merkezlerin kurulması ve yaygınlaştırılması, 3. ÇİM’lere SEGBİS kurulması, 4. 5271 sayılı Kanunun 236 ncı maddesinin beşinci fıkrası gereğince ÇİM’lerde yalnızca 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen nitelikli cinsel istismar suçundan mağdur olan çocukların beyanlarının alınması zorunlu tutulduğundan, çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince

5271 sayılı Kanunun 236 ncı maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılarak çocuklar yönünden basit

veya nitelikli cinsel istismar ayrımının kaldırılarak çocuklara yönelik tüm cinsel istismar eylemlerinde

ÇİM’lerde muayene ve beyan işlemlerinin yerine getirilmesinin sağlanması, 5. 5271 sayılı Kanunun 236 ncı maddesinde düzenlenen merkez ve özel ortam ifadesinin açılarak merkezlerin ÇİM, özel ortamların AGO olduğunun belirtilmesi, 6. 5237 sayılı Kanunun 102 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suç mağdurlarının beyanlarının ihtiyaç halinde AGO’da da alınabilmesine yönelik 5271 sayılı Kanunun 236 ncı maddesinin altıncı fıkrasında değişiklik yapılmasına ilişkin çalışma yürütülmesinin faydalı olacağı değerlendirilmiştir.

25. Başvuruya konu taleple ilgili olarak da Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğünün 02/03/2023 tarih ve sayılı yazısına ek Çocuk İzlem Merkezleri konulu Bilgi Notunda; Çocuk

İzlem Merkezi Bakanlık Koordinasyon Kurulu’nun 22.10.2012 tarihli toplantı kararları ile Çocuk İzlem

Merkezlerindeki ayni ihtiyaçlarını karşılanması yükümlülüğünün Aile ve Sosyal Hizmetler

Bakanlığına verildiği, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl Müdürlüğü tarafından karşılanmadığı durumlarda Çocuk İzlem Merkezinin bağlı olduğu hastane tarafından ilgili ihtiyaçların karşılanması konusunda destek olunduğu, Çocuk İzlem Merkezlerine gelen cinsel istismar mağduru çocukların merkezde bulundukları sürece günlük ihtiyaçları karşılandığı ifade edilmiştir.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından da; Çocuk İzlem Merkezlerinin Sağlık Bakanlığı teşkilatı altında örgütlenmiş olduğu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu gereğince harcama birimi farklı bir idari yapı içinde yer alan kurumlar için Bakanlıkça ödenek tahsis edilmesi ya da kullandırılmasına imkân bulunmadığı ancak istismara uğrayan ya da uğradığı düşünülen çocukların ikincil örselenmeleri önlemek amacıyla adli görüşmeleri ile adli ve psikiyatrik muayenelerinin yapıldığı, sosyal gereksinimlerinin karşılandığı Çocuk İzlem Merkezlerinde Bakanlıkta görevli sosyal çalışma görevlisinin görevlendirildiği belirtilmiştir.

26. 2023-2028 yıllarını kapsayan Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planının “2.2.

Çocuk Dostu Adalet” Bşlıklı Bölümünde ;

26.1. “..Çocuklar, adalet sistemine doğrudan olduğu gibi dolaylı yollardan da dâhil olabilmektedirler.

Ebeveynlerinin veya yakınlarının edimleri sonucunda (ebeveynleri boşanan, ebeveynleri ceza evinde olan çocuklar) sürece dâhil olan çocukların yetişkinlere özgü adalet sisteminin etkilerinden zarar görmemeleri için önleyici mekanizmaların geliştirilmesi ve güçlendirilmesi de çocukların haklarının korunması ve ikincil mağduriyetlerin önlenmesi için önemlidir. Çocuk adalet sisteminde sektörler arası etkin koordinasyon ve iş birliğinin sağlanması, çocuk dostu alanlara yer verilmesi adalet süreçlerine dâhil olan çocukların haklarının eksiksiz bir şekilde hayata geçirilmesi için önemli bir gerekliliktir. Öte yandan çocuğa sunulan hizmetlerde kurumların eşgüdüm halinde hareket etmesi etkin bir çocuk koruma politikasının gerekliliğidir.

Türkiye’de bir çok kanun ve yönetmelikte çocuğa ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. Bu durum çocuğa sunulan hizmetlerde farklı yorumlamalara neden olabilmekte ve bilgiye zamanında erişimde zorluklar oluşturabilmektedir. Bu nedenle çocuğa yönelik mevzuatın çocuğun yüksek yararı doğrultusunda, tek bir kaynakta toplanarak erişilebilir hale getirilmesinin uygulamada bütüncül bir bakış açısı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

… Adli süreçlerde ikincil örselenmelerin önlenmesi için adalete erişime ihtiyacı bulunan çocuklara ayrı bir özen gösterilmesi ve adalet sistemine giren mağdur çocuğun şüpheli/fail/sanık/suça sürüklenen çocuk ile aynı ortamda bulunmasının önlenmesi gerekmektedir. Çocukların ikincil örselenmesini asgariye indirmek üzere kurulan Çocuk İzlem Merkezlerinin (ÇİM), mağdur, tanık ve suça sürüklenen sıfatıyla adli sürece dâhil olan çocukların ifade ve beyanlarının alındığı adli görüşme odalarının (AGO), çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulması işlemlerini gerçekleştiren çocuk teslim merkezlerinin yaygınlaştırılması ihtiyacı bulunmaktadır (Bkz. İstatistiklerle çocuk bölümü). Mahkeme salonları ile cezaevleri dâhil tüm bu merkezlerin çocuk dostu fiziki imkânlarının özel gereksinimli çocukların ihtiyaçları da dikkate alınarak geliştirilmesi, çocukların kendilerine özgü adalet sisteminden eşit olarak yararlanmaları açısından önem arz etmektedir.”

26.2. “Çocukların adalet sistemiyle karşılaştıkları andan itibaren süreç içerisinde örselenmelerinin engellenmesi ve ihtiyaç duydukları psikososyal destek hizmetlerinden yararlandırılması” “Stratejik

Hedef 2.2.3 başlıklı Bölümünde;

şeklinde belirtilmiştir.

27. Kurumumuza çocuk adalet sistemine ilişkin yapılan başvuruların incelenmesi ve karara bağlanmasında

“çocuğun korunması ve çocuğun yüksek yararının gözetilmesi ilkesi esas alınarak çocuk adalet sisteminin onarıcı adalet yaklaşımıyla yapılandırılmasına yönelik çalışmaların tamamlanması, çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesi, bu hususta gerekli yasal ve idari tedbirlerin alınması” ilke olarak benimsenmiştir.

Söz konusu ilke dikkate alınarak idarelerden temin edilen bilgi ve belgeler incelendiğinde ilgili idarelerce çocukların yüksek yararının öne çıkarılmasına ilişkin politika ve stratejiler gerçekleştirildiği ve bu yönde çalışmaların tamamlanması için çaba sarfedildiği gözlemlenmekle birlikte, Kurumumuzca çocuk adalet sistemine ilişkin yapılan her başvuru sistematik ve bütüncül bir yaklaşımla ele alındığından Çocuk İzlem

Merkezlerine ilişkin birtakım iyileştirme çalışmalarına ihtiyaç duyulduğu değerlendirilmektedir.

28. Bu kapsamda; Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı da göz önünde bulundurularak; cinsel istismara maruz kalan çocukların, yaşadıkları travmaların defalarca tekrarlanmasından ve ikincil örselenmelerinden korumak amacıyla oluşturulan ve çocuk adalet sisteminin bir parçası olan Çocuk İzlem

Merkezlerinin işleyişine ilişkin, çocuğun korunması ve çocuğun yüksek yararının gözetilmesi ilkesi esas alınarak çocuk adalet sisteminin onarıcı adalet yaklaşımıyla yapılandırılması amacıyla;  Hazırlık çalışması devam eden Çocuk İzlem Merkezleri Yönetmeliği çalışmalarına ilgili kamu ve

STK görüşlerinin alınması,  İlgili Yönetmelikte Çocuk İzlem Merkezlerine gelen cinsel istismar mağduru çocukların merkezde bulundukları sürece günlük ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik açık ve belirleyici düzenlemelere de yer verilmesi,  Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi

Sözleşmesinin “İlkeler” kenar başlıklı 11 nci maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme gereği, “mağdurlara, mağdurların yakın akrabalarına ve bunların bakımından sorumlu kişilere gerekli desteğin sağlanması, etkili sosyal programların oluşturulması ve çeşitli disiplinleri içeren yapıları kurulmasını” teminen ilgili idareler arasında koordinasyon ve işbirliği sağlanarak hali hazırda devam eden çalışmaların en kısa sürede tamamlanması,  Hedeflenen çalışmaların 63 sayılı Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı

Kararnamesinin 12 nci maddesinde belirtilen “adli desteğe ihtiyaç duyan kişilere ve suç mağdurlarına yönelik sunulan hizmetlerin etkinliğini ve verimliliğini artırmak, hizmet sunumunda karşılaşılan sorunların çözümüne ilişkin önerilerde bulunmak ve sunulan hizmetin koordinasyonunu sağlamak” amaç doğrultusunda kurulan Danışma Kurulu çalışmalarında, yukarıda belirtilen Çocuk İzlem Merkezlerine yönelik tavsiyelerin dikkate alınması,

 Yukarıda belirtilen ivedi tamamlanması tavsiye edilen Çocuk İzlem Merkezleri Yönetmeliğinin en kısa sürede tamamlanarak yayımlanması, amacıyla ilgili idarelere tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 29. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak

İdarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

30. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE; Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı da göz önünde bulundurularak; cinsel istismara maruz kalan çocukların, yaşadıkları travmaların defalarca tekrarlanmasından ve ikincil örselenmelerinden korumak amacıyla oluşturulan ve çocuk adalet sisteminin bir parçası olan Çocuk İzlem Merkezlerinin işleyişine ilişkin, çocuğun korunması ve çocuğun yüksek yararının gözetilmesi ilkesi esas alınarak çocuk adalet sisteminin onarıcı adalet yaklaşımıyla yapılandırılması amacıyla;  Hazırlık çalışması devam eden Çocuk İzlem Merkezleri Yönetmeliği çalışmalarına ilgili kamu ve

STK görüşlerinin alınması,  İlgili Yönetmelikte Çocuk İzlem Merkezlerine gelen cinsel istismar mağduru çocukların merkezde bulundukları sürece günlük ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik açık ve belirleyici düzenlemelere de yer verilmesi,  Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi

Sözleşmesinin “İlkeler” kenar başlıklı 11 nci maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme gereği, “mağdurlara, mağdurların yakın akrabalarına ve bunların bakımından sorumlu kişilere gerekli desteğin sağlanması, etkili sosyal programların oluşturulması ve çeşitli disiplinleri içeren yapıları kurulmasını” teminen ilgili idareler arasında koordinasyon ve işbirliği sağlanarak hali hazırda devam eden çalışmaların en kısa sürede tamamlanması,

 Hedeflenen çalışmaların 63 sayılı Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı

Kararnamesinin 12 nci maddesinde belirtilen “adli desteğe ihtiyaç duyan kişilere ve suç mağdurlarına yönelik sunulan hizmetlerin etkinliğini ve verimliliğini artırmak, hizmet sunumunda karşılaşılan sorunların çözümüne ilişkin önerilerde bulunmak ve sunulan hizmetin koordinasyonunu sağlamak” amaç doğrultusunda kurulan Danışma Kurulu çalışmalarında, yukarıda belirtilen Çocuk İzlem Merkezlerine yönelik tavsiyelerin dikkate alınması,  Yukarıda belirtilen ivedi tamamlanması tavsiye edilen Çocuk İzlem Merkezleri Yönetmeliğinin en kısa sürede tamamlanarak yayımlanması, amacıyla SAĞLIK BAKANLIĞI, ADALET BAKANLIĞI ve AİLE VE SOSYAL HİZMETLER

BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA, SAĞLIK BAKANLIĞI, ADALET BAKANLIĞI ve AİLE VE SOSYAL

HİZMETLER BAKANLIĞINA tebliğine;

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idareler tarafından bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi