|
ÖZET: Bu karar, başvuranın oğlu hakkında Ağrı Cezaevinden Van Tipi Ceza İnfaz Kurumuna sevk edildiği sırada işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı iddialarını incelemektedir. Başvuran, oğlunun cezaevi girişi sırasında aramaya direnmesi nedeniyle darp edildiğini ve bu durumun etkili bir şekilde araştırılmasını talep etmiştir. Yapılan muayenelerde, oğlu hakkında çeşitli yaralanmalar tespit edilmiş, ancak bu yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.
Anayasa’nın 17. maddesi, kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkını güvence altına alırken, işkence ve eziyet yasağını mutlak bir şekilde öngörmektedir. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin güç kullanma yetkisi, yalnızca zorunlu hallerde ve orantılı bir şekilde kullanılmalıdır. Olayda, infaz ve koruma memurlarının zor kullanma yetkisini aşmadığına dair bir tespit yapılmış olsa da, Adalet Bakanlığı’na, ceza infaz kurumlarında güvenlik kameralarının bulunmadığı alanlarda hesap verilebilirliği artıracak tedbirlerin alınması gerektiği tavsiyesinde bulunulmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 9127-9127 |sayi|53878609-101.07.04-E.53878609-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2017/14739 2017/ 14739
KARAR TARİHİ : 29/05/2018 |tarih|
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Adalet Bakanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Ceza infaz kurumunda vuku bulduğu iddia edilen işkence ve kötü muamele olayının etkili ve bağımsız bir şekilde incelenmesi ve sorumlular hakkında gerekli işlemin yapılması talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 27/11/2017 27.11.2017
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, oğlu ’ın Ağrı Cezaevinden, Van Tipi Cezaevine sevk edildiği
31.10.2017 tarihinde, cezaevi girişi yaptığı sırada çok şiddetli bir şekilde kaba dayak, işkence ve
kötü muameleye maruz kaldığı, 2.11.2017 günü avukatının cezaevinde yaptığı görüşmede bu olayı teyit ettiği ve cezaevi idaresiyle görüşmesi üzerine oğlunun hastaneye sevkinin sağlandığı, daha sonra ailesi olarak 7.11.2017 günü yaptıkları açık görüş ziyaretinde, sol boyun kısmında, her iki kolunda, ayak bileklerinde ve sırt bölgesinde büyük çizik ve darp izleri olduğunu gözlemledikleri, oğlunun bu olayı hiçbir şekilde dışarıya özellikle ailesine yansıtmaması için tehdit edildiği ve kendisine işkence ve kötü muamele yapan kişileri tanımadığı fakat teşhis edebileceği, oğlunun uğramış olduğu bu darp ile onur kırıcı, eziyet verici işkence izlerinin, BM İstanbul Protokolüne uygun olarak tespiti, suç delillerinin kaybolmaması için ivedilikle alanında uzman Adli Tıp hekimlerince muayenesinin yapılması gerektiği, bu işkence ve kötü muamelenin oğlu üzerinde ağır bir psikolojik travmaya neden olduğu, bu olayı anlattığı zaman dahi bu psikolojiyi yoğunlukla yaşadığı, iddia ve şikâyetine istinaden,
2) İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi,
1 / 11Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, İşkencenin Önlenmesi Üzerine Avrupa Sözleşmesi ve İşkenceye
ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ve Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya karşı Birleşmiş Milletler
Sözleşmesi hükümlerine ve Anayasanın 15, 17 ve 137 nci maddelerine aykırı davranmak suretiyle
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 94, 95 ve 96 ncı maddelerinde tanımlanan ‘işkence ve eziyet’
suçlarını işleyen infaz koruma memurlarının tespiti; ayrıca, yasa ve yönetmeliğe uygun bir adli tıp raporu tanzimi için oğlunun muayenesinin yapılarak bu işkence, eziyet, kötü muamele, hakaret ve küfür şeklindeki muamelenin üzerinde yol açtığı fiziksel ve psikolojik etkinin araştırılmasını teminen
Kurumumuzca gerekli inceleme ve araştırmanın başlatılması talep etmiştir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
3) Kurumumuzun 08/ 12/ 2017 tarih ve tarihli bilgi ve belge isteme yazısına istinaden
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 01/ 02/ 2018 tarih ve sayılı yazı ve eklerinde;
3.1) Adı geçenin “Silâhlı Terör Örgütü Üyesi Olma” suçundan Erzurum (Kapatılan) 2. Ağır Ceza
Mahkemesinin (CMK .250. Maddesi ile Görevli) 14/ 06/ 2011 tarihli ve sayılı kararıyla 13 yıl, 6 ay hapis cezasına hükümlü olduğu,
3.2) Hükümlünün, Genel Müdürlüğün 26/ 10/ 2017 tarihli ve
sayılı yazısı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Zorunlu
Nedenlerle Nakil” başlıklı 56’ncı maddesi ile 05/ 06/ 2015 tarihli ve 167 No’lu Genelgenin “İkinci
Bölüm” 17’nci maddesinin birinci fıkrası gereğince Van TİPİ Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği,
3.3) Adı geçenin 31/ 10/ 2017 tarihinde Ağrı Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Van Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumuna nakledildiği, ceza infaz kurumlarına nakil gelen tüm hükümlü ve tutukluların; üst ve eşya aramalarının, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Tüzüğün Kuruma Alınma ve Kabul İşlemleri başlıklı 67’nci maddesinde belirtilen kriterler çerçevesinde yapıldığı,
3.4) Hükümlü veya tutukluların üzerlerinde ve vücut boşluklarında kuruma sokulması veya
bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin varlığı ve kurumun en üst amirinin gerekli görmesi halinde, 5275 sayılı Kanun’un “Arama” başlıklı 36’ıncı maddesi ile Tüzük’ün 46’ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan hükümlere göre arama işleminin gerçekleştirildiği,
3.5) Bu kapsamda, kurumlara gelen hükümlü ve tutukluların kuruma uyuşturucu ve tehlikeli madde
sokmalarının engellendiği, bu uygulamanın Mevzuat doğrultusunda yerine getirilmesi gereken zorunlu işlemlerden olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutuklulara yönelik keyfi bir eylem olarak tanımlanamayacağı, yapılan bu işlem esnasında insan onuruna saygının esas alındığı, hükümlünün söz konusu arama işlemlerine karşı çıkarak üyesi olduğu örgütün anlayışına ters olduğunu beyan ettiği, arama sırasında ve sonrasında slogan attığı,
3.6) Hükümlünün 01/ 11/ 2017 tarihinde kurumda görevli doktor tarafından kabul muayenesinin
yapıldığı, muayene sonucunda hekim tarafından düzenlenen raporda haricen doğal olduğu
2 / 11belirtilerek hükümlünün beyan ettiği kalp, bel fıtığı, hemoroid, vitilgo rahatsızlıklarının rapora
geçirildiği, adı geçen ve avukatının kuruma girişinde darp edildiği iddiası nedeniyle herhangi bir şüpheye mahal verilmemesi İçin 02/ 11/ 2017 tarihinde Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilerek ikinci defa muayene ettirildiği, anılan hastane tarafından düzenlenen 02/ 11/ 2017 tarihli raporda “Yeni boynunun sol tarafında abrazyon (sürtünme ile oluşan sıyrık), her iki el bileğinde ve el sırtında hiperemi (kızarıklık) ve abrazyon, her iki bacak tibia ön ve arka yüzlerinde abrazyon ve hiperemi, hayati tehlikesi yoktur, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” ifadelerine yer verildiği,
3.7) Adı geçenin yapmış olduğu eylem nedeniyle hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda,
kurum disiplin kurulunca 10/ 11/ 2017 tarihli ve sayılı karar ile 5275 sayılı Kanun’un 43’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) maddesi gereğince eylemine uyan disiplin cezası verildiği,
3.8) Hükümlünün kurum idaresine hitaben yazdığı 03/ 11/ 2017 tarihli dilekçesinde, “Kuruma ilk
kabulü sırasında yapılan aramada, kendisini arayan infaz ve koruma memurlarının adeta kendisini boğmaya çalıştıkları, sırtına, ellerine göğsüne ve başına defalarca tekme ve yumruk attıklarını, ağzının, yüzünün ve burnunu kanadığını üzerinin kana bulandığını, kıyafetinin yırtıldığı” iddia ederek şikâyette bulunduğu,
3.9) Adı geçenin şikâyeti üzerine, kurum kamera kayıtlarında yapılan incelemede, hükümlünün
elinde yüzünde ve elbiselerinde kan izi görülmediği, adı geçenin iddialarına binaen kanlı ve yırtık kıyafetinin delil olarak verilmediği, hükümlünün odasında yapılan kısmi arama sonucunda da kanlı veya yırtık kıyafetinin bulunamadığı,
3.10) Hükümlünün kuruma kabulünde yapılan arama sırasında darp edildiğine ilişkin Van
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği şikâyet dilekçesi nedeniyle kurum görevlileri hakkında yapılan adli soruşturma sonucunda . 05/ 12/ 2017 tarihli ve soruşturma, sayılı karar ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, yine adı geçen hükümlünün babası tarafından yazılan dilekçenin Van Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi nedeniyle aynı konuya ilişkin daha önce soruşturma yapılmasından dolayı kurum görevlileri hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair 15/ 12/ 2017 tarihli ve soruşturma, sayılı kararın verildiği,
3.11) Öte yandan, arama işlemini gerçekleştiren infaz ve koruma memurları hakkında kurum disiplin
kurulunca 22/ 11/ 2017 tarihinde başlatılan soruşturma sonucunda, arama yapan üç personel hakkında 08/ 01/ 2017 tarihli ve sayılı karar ile herhangi bir disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği,
3.12) Adı geçenin Van Cumhuriyet Başsavcılığının 27/ 11/ 2017 tarihli ve sayılı yazısı ile
05/ 06/ 2015 tarihli ve 167 No’lu Genelgenin Nakillerle İlgili Ortak Hükümler” başlıklı 22’nci maddesinin ( 5 ve 6) fikraları uyarınca, Van TİPİ Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin uygun görüldüğü ve hükümlünün 28/ 11/ 2017 tarihinde anılan kuruma teslim edildiği,
3.13) Öte yandan, başvuru sahibi tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan
Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığına yapılan aynı içerikli başvurunun Genel Müdürlüğe intikal ettirildiği, konuyla ilgili yapılan inceleme sonucunda, 02/ 01/ 2018 tarihli ve
3 / 11sayılı yazının Başkanlığa gönderildiği,
3.14) Kurum uygulamalarının mevzuat çerçevesinde yerine getirildiği, herhangi bir keyfi
uygulamanın ve usulsüzlüğün söz konusu olmadığı ifade edilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kişinin
Dokunulmazlığı, Maddi ve Manevi Varlığı” başlıklı 17. maddesinin ( 1), ( 2) ve ( 3) numaralı
fıkraları :
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir .
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz .
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz .”
5) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “İşkence yasağı” başlıklı 3. maddesi :
“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz .”
6) 26/ 9/ 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten yaralama” kenar başlıklı
86. maddesinin ilgili kısımları :
“( 1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır .
( 2) (Ek fikra : 31/ 03/ 2005 – 5328 S.K. / 4.mad) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur .
( 3) Kasten yaralama suçunun; …
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, …
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır .”
7) 5237 sayılı Kanun’un “Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması” kenar başlıklı 256.
maddesi :
“Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır .”
4 / 118) 5237 sayılı Kanun’un “Görevi kötüye kullanma” kenar başlıklı 257. Maddesinin ( 1) ve ( 2)
numaralı fıkraları :
“( 1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir
(Değişik ibare : 08/ 12/ 2010- 608 6 S.K./ 1. mad.) menfaat, sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare :
08/ 12/ 2010- 6086 S.K./ 1.mad.) altı aydan iki yıla kadar, hapis cezası ile cezalandırılır .
( 2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız
bir (Değişik ibare : 08/ 12/ 2010- 6086 S.K. / 1.mad.) menfaat, sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare :
08/ 12/ 2010- 6086 S.K. / 1.mad.) üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır . “
9) 4/ 12/ 2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Bir suçun işlendiğini
öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi” kenar başlıklı 160. maddesinin ( 1) numaralı fıkrası :
“( 1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar .”
10) 13/ 12/ 2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un
“İnfazda Temel İlke” başlıklı 2. Maddesinin ( 2) numaralı fıkrası :
( 2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz .
11) 5275 sayılı Kanun’un “Kuruma Alınma ve Kayıt İşlemleri” başlıklı 21. maddesinin ( 1)
numaralı fıkrası :
( 1) Haklarında kesinleşmiş hapis cezasını içeren mahkûmiyet ve ödenmeyen adlî para cezalarının hapse çevrilmesine ilişkin karar bulunanlar, Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı emriyle ceza infaz kurumuna gönderilirler . Üstleri ve eşyaları arandıktan sonra kabul odalarına konulur ve hekim muayenesinden sonra kuruma yerleştirme işlemleri yapılır .
12) 5275 sayılı Kanun’un “Yönetim tarafından alınabilecek tedbirler” kenar başlıklı 49.
maddesinin ( 2) numaralı fıkrası :
“Kurumun düzeninin ve kişilerin güvenliklerinin ciddi tehlikeyle karşı karşıya kalması halinde, asayiş ve düzeni sağlamak için Kanunda açıkça belirtilmeyen diğer tedbirler de alınır . Tedbirlerin uygulanması, disiplin cezasının verilmesine engel olmaz .”
13) 5275 sayılı Kanun’un “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” kenar başlıklı 71.
maddesi :
“Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbı araçlardan yararlanma hakkına sahiptir . Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması halinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkum koğuşlarında tedavi ettirilir .”
5 / 1114) 5275 sayılı Kanun’un “Hükümlünün muayene ve tedavisi” kenar başlıklı 78. maddesinin
( 1) numaralı fıkrası :
“Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır . Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır .”
15) 5275 sayılı Kanun’un “Hastaneye sevk” kenar başlıklı 80. maddesi :
“Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhal bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir . “
16) 4/ 6/ 2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz
Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün (İnfaz
Tüzüğü) 22. maddesinin ( 8) numaralı fıkrası :
“( 8) İnfaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru savunma ve zorunluluk hali ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zor kullanabilir . Acil hallerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin alınmaksızın da zor kullanılabilir . Durumu derhal en üst amire iletir . Zor kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz .”
IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
17) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı
birlikte değerlendirilerek hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Açısından Değerlendirme
18) Başvuran , oğlu adına yaptığı başvuruda özetle; oğlunun Ağrı
Cezaevinden, Van Tipi Cezaevine sevk edildiği 31.10.2017 tarihinde, cezaevi girişi yaptığı sırada işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını iddia ederek gerekli inceleme ve araştırmanın başlatılmasını talep etmektedir .
19) Dosya muhteviyatında yapılan incelemede aşağıda kayıtlı hususlar tespit edilmiştir :
19.1) Başvuranın oğlu 31/ 10/ 2017 tarihinde Van Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumuna nakledilmiş, aynı gün saat 17.50 sularında Kuruma girişi sırasında aramaya direnmesi üzerine başvuruya konu olay gerçekleşmiştir . Olayın gerçekleştiği arama odasında güvenlik kamerası bulunmamaktadır . Olayın gerçekleştiği zaman dilimine ait arama odası girişini gösteren kayıtlar ise
Kurumumuza sunulmuştur .
6 / 1119.2) 01/ 11/ 2017 tarihinde hükümlünün Kuruma kabul muayenesi yapılmış; beyanı doğrultusunda
kalp, bel fıtığı, hemoroit, vitilgo rahatsızlıkları rapora geçirilmiştir . 31/ 10/ 2017 tarihinde gerçekleşen ve 02/ 11/ 2017 tarihli raporla tespit edilen yaralanma verileri söz konusu raporda yer almamıştır .
19.3) Darp iddiası üzerine 02/ 11/ 2017 tarihinde Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde
yapılan muayene sonrası düzenlenen raporda boynunun sol tarafında abrazyon (sürtünme ile oluşan sıyrık), her iki el bileğinde ve el sırtında hiperemi (kızarıklık) ve abrazyon, her iki bacak tibia ön ve arka yüzlerinde abrazyon ve hiperemi, hayati tehlikesi yoktur, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ifadelerine yer verilmiştir .
19.4) Hükümlünün aramaya direnmesi nedeniyle hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda,
kurum disiplin kurulunca 10/ 11/ 2017 tarihli ve sayılı karar ile 5275 sayılı Kanun’un 43’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) maddesi gereğince “Aramaya karşı çıkmak” suçu kapsamında “bir ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” cezası verilmiştir .
19.5) Hükümlünün Kuruma kabulü sırasında yapılan aramada sırasında darp edildiğine ilişkin Van
Cumhuriyet Savcılığına yaptığı başvuru üzerine kurum görevlileri hakkında yapılan adli soruşturma sonucunda 05/ 12/ 2017 tarihli ve soruşturma, sayılı karar ile “mevzuat gereği infaz koruma memurlarının üst arama yetkisi bulunduğu, buna karşı gelen mağdurların üzerinde şüphelilerin zor kullanma yetkisi bulunduğu, soruşturmaya konu olayda şüphelilerin zor kullanma yetkisini kullanmada sınırın aşıldığına dair kamu davası açılmasına yeter delil bulunmadığı” gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir .
19.6) Arama işlemlerini gerçekleştiren infaz ve koruma memurları hakkında Kurum disiplin
kurulunca 22/ 11/ 2017 tarihinde başlatılan soruşturmada sonucunda, arama yapan üç personel hakkında 08/ 01/ 2017 tarihli ve sayılı karar ile herhangi bir disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir .
20) Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı
güvence altına alınmıştır . Maddenin üçüncü fıkrasında; kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye” tabi tutulamayacağı düzenlenmiştir . Anılan fıkrayla özel olarak insan onurunun korunması amaçlanmıştır .
21) Anayasa Mahkemesi kararlarına göre Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen
işkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulma yasağı mutlak bir nitelik taşımakta olup bu kapsamda öncelikle kamusal yetkiyle güç kullanan görevlilerin kişilerin beden ve ruh bütünlüğüne hiçbir şekilde zarar vermemeleri gerekmektedir . Öte yandan
Anayasa’nın 17. maddesi devlete, kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye –bu muameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa bile- maruz bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir . Dolayısıyla yetkililerce bilinen ya da bilinmesi gereken bir kötü muamelenin gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirlerin
alınmaması durumunda devletin sorumluluğu ortaya çıkmaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, B . No:
2013/ 293, 17/ 7/ 2014, §§ 81,82) .
7 / 1122) Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki kural, hükümlü ve tutuklulara yönelik
uygulamalar için de geçerlidir . Bu husus 5275 sayılı Kanun’un “İnfazda temel ilke” kenar başlıklı 2.
maddesinin ( 2) numaralı fıkrasında “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz .” şeklinde düzenleme ile açıkça ifade edilmiştir .
23) Anayasa’nın 17. maddesi ve Sözleşme’nin 3. maddesi cezaevinde güvenliği sağlamak, düzeni
korumak ve suç işlenmesini önlemek için güç kullanımını yasaklamamaktadır . Ancak bu kapsamda sınırları belli bazı durumlarda, mevzuata uygun olarak ve sadece kaçınılmaz hallerde aşırı olmaması koşuluyla güvenlik güçleri tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul edilmektedir . (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/ 3924, 6/ 1/ 2015, §§ 81,82; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz . Ivan Vasilev/Bulgaristan , B. No: 48130/ 99, 12/ 4/ 2007, § 63; Dedovskiy ve diğerleri/Rusya , B. No: 7178/ 03, 15/ 8/ 2008, § 82) . Ayrıca kişinin kendi davranışından veya tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hale gelmedikçe bu neviden fiiller prensip olarak Sözleşme’nin 3.
maddesinde belirtilen yasağı ihlal edecektir . Bu bağlamda AİHM, suçla mücadeleye özgü inkâr edilemez zorlukların, bireylerin vücut dokunulmazlığı açısından sağlanacak korumaya sınırlar koymasını haklı kılamayacağını belirtmektedir ( Ribitsch/Avıısturya , B. No: 18896/ 91, 4/ 12/ 1995, § 38) .
24) 5275 sayılı Kanun’un “Zorlayıcı araçların kullanılması” kenar başlıklı 50. maddesinin ( 1)
numaralı fıkrasında, diğer kontrol usullerinin yetersizliği halinde hükümlünün kendisine veya başkalarına zarar vermesine veya eşyayı tahrip etmesine engel olmak için -kurumun en üst amirinin emriyle- bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçların ve kelepçenin kullanılabileceği kabul edilmiştir .
Bununla birlikte İnfaz Tüzüğü’nün 22. maddesinin ( 8) numaralı fıkrası kapsamında infaz koruma memurlarının kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı
Kanun’un 25. maddesindeki meşru savunma ve zorunluluk hali ortaya çıktığında zor kullanma yetkisinin bulunduğu hükmüne yer verilmiştir .
25) Öte yandan ceza infaz kurumunda saldırganlık gösterme riski yüksek olan tutuklu ve
hükümlülere yönelik olarak ceza infaz kurumu personelinin kendilerini korumak, ceza infaz kurumunda güvenliği ve disiplini sağlamak için daha geniş takdir yetkilerinin olduğu kabul edilmelidir . Ancak bu takdir yetkisinin iyi niyetli olarak temel hak ve özgürlüklere saygı çerçevesinde kullanılması gerekmektedir (Cihan Koçak, B . No: 2014/ 12302, 21/ 9/ 2017, § 61) .
26) AİHM kararlarında, bir kişinin sağlıklı haldeyken gözaltına alındığı ancak salıverildiği zaman
vücudunda yaralanma tespit edildiği durumlarda, söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda makul bir açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak kanıtları sunma yükümlülüğünün devlete ait olduğu, özellikle ilgili iddiaların doktor raporları ile doğrulandığı hallerde Sözleşme’nin 3. maddesi anlamında açık sorunların ortaya çıkacağı ifade edilmiştir (Selmouni/Fransa [BD], B . No: 25803/ 94, 28/ 7/ 1999, § 104) . Aynı ilke, özgürlükten yoksun bulundukları ve ceza infaz kurumu yönetiminin sorumluluk ve kontrolüne tabi oldukları değerlendirildiğinde, ceza
infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlüler için de geçerli olacaktır (Satık ve diğerleri Türkiye, B .No:
31866/ 96, 10/ 10/ 2000, § 54) .
8 / 1127) Cezaevinde oldukları için dış dünyayla ilişkileri kesilen veya kendilerine destek olabilecek ve
gerekli kanıtları oluşturabilecek doktor, avukat, aile yakını veya arkadaşlarla görüşmeleri her an olanaklı olmayan başvurucuların gözaltı sırasında maruz kaldıkları kimi kötü muamele davranışları yönünden yaptıkları şikâyetleri desteklemeleri, kanıt toplamanın güçlüğü nedeniyle zor olacağı açıktır . Başvurucunun bu kapsamdaki iddialarına ilişkin olarak ancak dosyadaki tüm verilerin birlikte incelenmesi halinde bir sonuca ulaşılması mümkündür (Cezmi Demir ve diğerleri, B . No: 2013/ 293, 17/ 7/ 2014, § 99) .
28) Somut olayda; 02/ 11/ 2017 tarihinde Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan
muayene sonrası düzenlenen raporda “boynun sol tarafında abrazyon (sürtünme ile oluşan sıyrık), her iki el bileğinde ve el sırtında hiperemi (kızarıklık) ve abrazyon, her iki bacak tibia ön ve arka yüzlerinde abrazyon ve hiperemi, hayati tehlikesi yoktur, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” tespitlerine yer verilmiştir .
29) Bu durumda tespit edilmesi gereken ilk husus, infaz ve koruma memurları tarafından yapılan bu
müdahalenin mevzuata uygun olup olmadığı, ikinci olarak da görevliler tarafından kullanılan güç sonrası oluşan fiili durumun gerçekleştirilmek istenen amaçla orantılı olup olmadığıdır . Başvurucuda oluşan yaraların sayısı ve niteliği, hangi şartlarda ne şekilde meydana geldiği, başvurucunun güç kullanımı sırasında takındığı tutum yapılacak değerlendirmede önem taşımaktadır .
30) 5275 sayılı Kanun’un 33., İnfaz Tüzüğü’nün 22. ve 44. maddelerinde cezaevlerinde iç güvenliğin
infaz ve koruma memurları tarafından sağlanacağı düzenlenmiştir . Cezaevlerine bulundurulması yasak madde veya eşyaların Kurumlara sokulmasının önüne geçilebilmesi için İnfaz Tüzüğünün 46.
Maddesi kapsamında arama yapılması cezaevlerinde güvenliğin sağlanması bakımından meşru bir amaca matuftur . Kuruma nakil yoluyla gelen her hükümlünün bu uygulamaya tabi tutulmasında ise mevzuat hükümlerine aykırı bir yön bulunmamaktadır .
31) Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilebilmesi
için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekir . Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir . Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşır . Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır . Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydana gelip gelmediği de göz önünde bulundurulmalıdır (Cezmi
Demir ve diğerleri, B . No: 2013/ 293, 17/ 7/ 2014,§ 83) . İnfaz koruma memurlarının takdir yetkisini kullanırken iyi niyetli olup olmadığı ve olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde zor kullanma yetkisini kullanmayı gerektiren bir durum olup olmadığı kötü muamele yasağında asgari eşiğin aşılıp aşılmadığının belirlenmesinde en önemli unsurdur .
32) Somut olayda infaz ve koruma memurlarının arama yapmak istemelerine karşın hükümlünün
direnmesi nedeniyle zor kullanma gereği ortaya çıkmıştır . Hükümlünün mahremiyetinin korunmasının bir gereği olarak arama odasında güvenlik kamerası bulundurulmamaktadır . Bu nedenle, zor yetkisi kullanılması sonucu oluşan yaralanmanın orantılı olup olmadığı bir başka deyişle müdahalede asgari eşiğin aşılıp aşmadığına ilişkin değerlendirmede doktor raporuna itibar etmek
9 / 11gerekmektedir . Anayasa Mahkemesi bir kararında, karmaşa ve panik durumunda oluşan ve basit
tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteki yaralanmada Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında asgari ağırlık eşiğinin aşılmadığı değerlendirmesinde bulunmuştur (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B . No: 2013/ 3924, 6/ 1/ 2015, §94) . Başvuranın oğlunun yaralarının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olması ve başvuru kapsamında zor yetkisi kullanmanın gerekli olduğu hususu dikkate alındığında hükümlünün direnci ile infaz ve koruma memurlarının gösterdiği mukavemetin derecesine ilişkin bir tespitte bulunulamadığından müdahalede asgari eşiğin aşıldığına dair bir değerlendirme yapma imkânı bulunmamaktadır . Başvuru kapsamında infaz ve koruma memurlarının zor kullanma yetkilerinde asgari eşiği aştıklarına ilişkin bir tespitte bulunulamamış olsa da Adalet Bakanlığının Ceza İnfaz Kurumlarında arama işlemine direnç gösterilmesi durumlarında oluşabilecek darp iddialarına karşın hesap verilebilirliği sağlayacak tedbirleri alması gerektiği değerlendirilmektedir .
33) Ülkemiz, işkence ve kötü muamele ihlallerine karşı “işkenceye sıfır tolerans” anlayışını
benimsemektedir . 2005 yılında yürürlüğe giren yeni Ceza Kanunu ile işkence suçuna yönelik cezaların arttırılması, işkence ve kötü muamele dolayısıyla verilen cezaların ertelenmesi veya tecilinin önlenmesi, caydırıcılığı sağlamaya yönelik önemli adımlardır . Bu doğrultuda ayrıca son on yıllık dönemde Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi ile etkin bir işbirliği yapılmıştır . Bunun sonucunda gözaltı ve cezaevlerindeki koşullar Komite’nin tavsiyelerine uygun hale getirilmiştir .
Ayrıca bu kapsamda İşkenceye Karşı BM Sözleşmesi’ne Ek İhtiyari Protokol de onaylanmıştır .
Böylece işkence ve kötü muameleyle mücadelenin denetim ve önleme boyutlarının güçlendirilmesi yolunda önemli bir adım daha atılmıştır . Öte yandan nezarethaneler ve kolluk görevlilerinin görev yaptığı benzeri yerlerde fiziksel ve teknolojik olarak önemli iyileştirmeler yapılmış; vatandaşların güvenlik birimleri ile ilk temas noktası olan polis merkezleri ve karakollar, insan hakları normlarına uygun hale getirilmiştir .
34) Başvuru kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın iddia ettiği şekilde
asgari eşiği aşan nitelikte orantısız bir kötü muamelenin bulunmadığı, ancak yukarıda açıklanan nedenlerle tutuklu ve hükümlülerin “işkence”, “eziyet” ve “insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele” kapsamındaki başvurularının gerekli hassasiyet gösterilerek titizlikle ve ivedilikle incelenmesi, Ceza İnfaz Kurumlarında güvenlik kamerası bulunmayan alanlarda oluşabilecek darp iddialarına ilişkin hesap verilebilirliği artıracak çalışmaların yürütülmesi ve Kurum hekimlerinin basit tıbbi müdahale ile tedavi edilebilir nitelikte olsa dahi darp sonucu oluşabilecek yaralanmalarda gerekli kayıtları tutmalarını sağlayacak tedbirler alınması hususlarında Adalet Bakanlığına tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
35) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde de yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, idarenin başvuran ile ilgili işlemlerinde makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ve karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür .
10 / 11VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
36) 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, işbu Tavsiye Kararının idareye
tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup … Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Tutuklu ve hükümlülerin “işkence”, “eziyet” ve “insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele” kapsamındaki başvurularının gerekli hassasiyet gösterilerek titizlikle ve ivedilikle incelenmesi, Ceza
İnfaz Kurumlarında güvenlik kamerası bulunmayan alanlarda oluşabilecek darp iddialarına ilişkin hesap verilebilirliği artıracak çalışmaların yürütülmesi ve Kurum hekimlerinin basit tıbbi müdahale ile tedavi edilebilir nitelikte olsa dahi darp sonucu oluşabilecek yaralanmalarda gerekli kayıtları tutmalarını sağlayacak tedbirler alınması hususlarında ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın gereği için BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, bir örneğinin Van
Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne gönderilmesine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi