ÖZET: Bu Danıştay kararında, terör tehdidi nedeniyle mal varlıklarına ulaşamayan on iki kişinin, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminat talepleri ele alınmıştır. Başvurucular, Van Valiliği’ne yaptıkları başvuruların reddedilmesi üzerine, mahkemelerde lehe kararlar almış, ancak bu kararların uygulanmadığı ve taleplerinin sonuçlandırılmadığı gerekçesiyle Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurmuşlardır. Danıştay, başvurucuların mağduriyetinin giderilmesi için Van Valiliği’ne tavsiyede bulunmuştur.

Kararda, 5233 sayılı Kanun’un terörle mücadele kapsamında uğranılan maddi zararların tazmini için belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde, başvuruların ivedilikle sonuçlandırılması gerektiği vurgulanmıştır. İlgili idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu ve bu kararların uygulanmaması durumunda hukukun genel ilkelerine aykırı bir durumun ortaya çıkacağı belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvurucuların taleplerinin bir an önce değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 17021-17021 53878609-101.07.04-E.53878609-101.07.04-E.|sayi|

BAŞVURU NO : 2018/8418 2018/ 8418

KARAR TARİHİ : 10/10/2018 |tarih|

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : Van Valiliği

BAŞVURUNUN KONUSU : Terör tehdidi nedeni ile mal varlıklarına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın, 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması amacı ile Van Valiliğine yaptıkları başvuruları hakkında, üzerinden on iki yıl geçmiş olmasına ve mahkemelerce lehte verilen kararlara rağmen, olumlu veya olumsuz bir karar tesis edilmemesi gerekçesi ile yaşanan mağduriyetin giderilmesi talebi hakkındadır .

BAŞVURU TARİHİ : 25/06/2018 25.6.2018

I. USUL

( 1) Avukat tarafından, on iki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı adına Van Valiliği aleyhine iletilen on iki ayrı dilekçe, başvuru tarihleri itibari ile kayıt altına alınmıştır . 28.03.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 22 nci

1 / 11maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca, şikâyetlerin aynı sebep ve konudan doğduğu ve biri

hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte olduğu sonucuna varıldığından; bahse konu başvurular dan sekizi hakkında birleştirme kararı verilerek, inceleme ve araştırmanın tek dosya üzerinden gerçekleştirilmesi , geri kalan dört dosyanın da kendi arasında birleştirilerek tek dosya halinde müstakilen incelenmesi kararlaştırılmıştır . İş bu karar, , , , , , , ve ‘e ait başvuru dosyaları hakkında kaleme alınmıştır .

II. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

( 2) Avukat başvurucu tarafından, müvekkili sekiz kişinin terör tehdidi nedeni ile mal varlıklarına ulaşamamasından kaynaklanan maddi zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması amacı ile Van Valiliğine muhatap başvurularının ret edildiği; bunun üzerine açtıkları iptal davalarında, ilgili idare mahkemelerince lehe hükmü tesis edilerek Valilik işlemlerinin iptaline karar verildiği ve bu hükümlerin Danıştay tarafından da tek tek onanarak kesinleştiği; mahkeme kararlarının, başvurucuların malvarlığı araştırmasının keşif yapılmadan ve usulsüz yapıldığı olgusuna dayandığı, ( 3) İlgili mahkeme kararları doğrultusunda yeniden işlem tesis edilmesi yönündeki taleplerinin

Valiliğe iletildiği, ancak 12 yılı aşan süredir devam eden talepleri hakkında halen olumlu veya olumsuz bir karar tesis edilmediği iddia ve şikâyet edilerek, ( 4) Şikâyete konu başvuruların ivedilikle sonuçlandırılarak mağduriyetin giderilmesi hususunda Van

Valiliğine tavsiyede bulunulması talep edilmektedir .

III. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

( 5) Kurumumuzca, mahkemelerin bağımsızlığı ve mahkeme kararlarının bağlayıcılığı konusunda mer ’i mevzuat hükümleri göz önünde bulundurularak, başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti ve eğer mümkünse Valilik ile bahse konu kişiler arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile şikâyete konu talebin, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre karşılanıp karşılanamayacağı hususunda,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca Van Valiliği nezdinde inceleme

ve araştırma gerçekleştirilmiştir .

( 6) Anılan Valilikten alınan 6.8.2018 tarih ve . sayılı yazıda, “ … yerel mahkemece bozulan komisyon kararlarının yeniden işleme alındığı, başvuruculara ait tapu kayıtlarının, Başkale

Kaymakamlığı İlçe Tapu Müdürlüğünden talep edildiği .. . kadimden beri gelen sınır anlaşmazlıkları, mera yayla kullanımları, güvenlik ve arazi ihtilafları ile kan davaları olduğundan Kadastro

Müdürlüğünce ‘Kadastro Tesis İşlemi’ yapılamamaktadır . Zarar Tespit Komisyonunca arazi ihtilafları, kan davaları bulunan bir bölgede sağlıklı bir keşif yapılamayacağı aşikardır . Bu kapsamda başvurucuların tazminat talepleri idari tesis işlemleri sonlandırılmadığı müddetçe bakidir . Ayrıca 5233 Sayılı Terör ve Terörle Mücadelede Doğan Zararların ödeme işlemleri ödendiği yılın birim fiyatın üzerinde karşılandığından herhangi bir mali hak kaybı söz konusu değildir .

Kadastro Müdürlüğü ile periyodik olarak yazışmalarımız devam etmekte olup, kadastro çalışma

2 / 11programına alınıp kadastro tesis işlemlerinin gerçekleşmesi halinde ilgilerin talepleri (hakkında)

komisyonca işlem tesis edilecektir . Yukarıda açıklanan bilgi ve belgeler muvacehesinde; Valiliğimiz

Zarar Tespit Komisyonu tarafından dosyalara herhangi bir işlem yapılmadığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır . Devam eden 8 başvuru için işlemlerimiz devam etmektedir . Başvuruculara ait malvarlığının tespitine müteakip kararlar alınacaktır .” bilgisi Kurumumuza iletilmiştir .

IV. İLGİLİ MEVZUAT

( 7) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; ( 7.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde, devletin amaç ve görevinin, diğerleri yanı sıra, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan engelleri kaldırmak olduğu hüküm altına alınmıştır .

( 7.2) “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11 inci maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamları ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu hususu düzenlenmiştir .

( 7.3) “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinde, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu; devletin işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır .

( 7.4) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi dördüncü fıkrasında, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu

Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” hükmü düzenlenmiştir .

( 7.5) “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesi dördüncü fıkrasında, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez .” hükmünü amirdir .

( 8) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesi birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” hükmüne yer verilmiştir .

( 9) 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanun un;

3 / 11( 9.1) “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde Kanunun amacının, terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu kaydedilmiştir .

( 9.2) “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde bu Kanunun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması noktasındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı belirtilmiştir . Maddenin devamında, usul açısından kapsam dışında bırakılan zararlar sayılmıştır .

( 9.3) “Komisyonun görevleri” başlıklı 5 inci maddesi birinci fıkrası (c) bendinde, “Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya 12 nci maddenin ikinci fıkrasına göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenleyerek bir örneğini ilgiliye tebliğ etmek .” hükmü düzenlenmiştir .

( 9.4) “Başvurunun süresi, şekli, incelenmesi ve sonuçlandırılması” başlıklı 6 ncı maddesi üçüncü fıkrasında, “Komisyon, zarar görenlerce yapılacak her başvuru ile ilgili çalışmalarını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlamak zorundadır . Zorunlu hâllerde, bu süre vali tarafından üç ay daha uzatılabilir .” hükmü yer almaktadır .

( 9.5) “Karşılanacak zararlar” başlıklı 7 nci maddesinde aşağıda kayıtlı husus hüküm altına alınmıştır : “Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır : a)

Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar . b)

Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri .

c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar .” ( 9.6) “Zararın tespiti” başlıklı 8 inci maddesinde, Kanunun bir üstteki 7 nci maddesi kapsamına giren zararların, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği hükmü getirilmiştir .

( 9.7) “Zararın karşılanmasına ilişkin sulhname” başlıklı 12 nci maddesi dördüncü fıkrasında, “Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir .” hükmü, beşinci fıkrasında “Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır .” hükmü düzenlenmiştir .

( 9.8) Aynı Kanunun Geçici 4 üncü maddesinde, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları halinde, 19/ 7/ 1987 tarihi ile bu Kanunun

4 / 11yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4

üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır . Bu maddeye göre yapılan başvurular, başvuru tarihinden itibaren iki yıl içinde sonuçlandırılır . Bu sürenin de bitmesi ve başvuruların sonuçlandırılamamış olması halinde, Cumhurbaşkanı bu süreyi her defasında bir yılı aşmamak üzere uzatabilir .” hükmüne yer verilmiştir .

( 10) 20.10.2004 tarih ve 25619 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin; “Zararın tespiti” başlıklı 16 ncı maddesinde kapsama giren zararların, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği öngörülmüştür .

( 11) 31.7.2009 tarih ve 27305 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu

Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin; ( 11.1) “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde, Yönetmeliğin amacının; etkin, verimli, hesap verebilir, vatandaş beyanına güvenen ve şeffaf bir kamu yönetimi oluşturmak; kamu hizmetlerinin hızlı , kaliteli, basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak üzere, idarelerin uyması gereken usul ve esasları düzenlemek olduğu belirtilmiştir .

( 11.2) Aynı Yönetmeliğin “Vatandaşın bilgilendirilmesi” başlıklı 5 inci maddesinde, kanunî sınırlamalar saklı kalmak kaydıyla idarenin, sunduğu hizmetlere ilişkin bilgileri ve mevzuatı, basılı ya da elektronik ortamda duyuracağı, ( 11.3) “Hizmet standartları oluşturma” başlıklı 6 ncı maddesinde, idarenin, hizmet standartlarını oluşturacağı, hizmet standartları tablosunda; hizmetin adı, başvuruda istenen belgeler, hizmetin ne kadar sürede tamamlanacağı ve şikâyet mercilerine ilişkin bilgilerin yer alacağı, bu tablonun, hizmeti doğrudan sunan birimlerce vatandaşların kolayca görebileceği panolarda, kurumsal internet sayfalarında ve e-Devlet Kapısında duyuracağı, ( 11.4) “Başvurunun kabulü ve sonuçlandırılması” başlıklı 12 nci maddesinde, vatandaşların başvurularının, hizmet standartlarında belirtilen süre içinde sonuçlandırılacağı, hüküm altına alınmıştır .

V. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

( 12) Başvuranların iddiaları, idarenin konu hakkında açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, başvurucular , , , , , , ve hakkında başvurunun

5 / 11kabulüne ve bahse konu sekiz kişinin 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamındaki başvurularının ivedilikle sonuçlandırılarak haklarında karar verilmesi hususunda Van Valiliğine tavsiyede bulunulmasına yönelik hazırlanan karar önerisi

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

VI. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme ( 13) Şikâyet başvurusu, ( 2), ( 3) ve ( 4) numaralı paragraflarda yer verildiği üzere, terör tehdidi nedeni ile on iki gerçek kişinin mal varlıklarına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın,

5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması amacı ile Van Valiliğine yaptıkları başvuruların ret

edilmesi, Valilik işlemlerinin mahkemece iptal edilmesi ve bu hükümlerin Danıştay tarafından da tek tek onanarak kesinleşmesinin ardından, yargı kararları doğrultusunda yeniden işlem tesis edilmesi yönündeki aynı kişilerin talepleri hakkında da Van Valiliğince halen olumlu veya olumsuz bir karar tesis edilmemesi gerekçesine istinaden , başvuruların ivedilikle sonuçlandırılarak mağduriyetin giderilmesi talebi ile Kurumumuza iletilmiştir .

( 14) Başvuru dosyalarının ayrıntılı tetkikinden, terör olayları nedeni ile köy/mezralarını terk etmek zorunda kaldıkları anlaşılan kişilerin, Van ili sınırlarındaki mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan zararlarının 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması

Hakkında Kanun hükümleri kapsamında tazmini talebi ile tarihi belirli olmayan zaman diliminde

Van Valiliğine müracaat ettikleri, Valilik tarafından bu taleplerin ret edilmesi üzerine, Van 1. İdare

Mahkemesinde açtıkları iptal davalarının 2010- 2012 yılları arasında lehlerine sonuçlandığı, bu kararların Danıştay Onbeşinci Dairesince de 2014- 2016 yılları zarfında onaylandığı; yerel mahkeme ve Danıştay tarafından verilen kararların, mahallinde usulüne uygun keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak sureti ile davacılara ait taşınır ve taşınmaz mal varlığının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, tespit edilirse bu mal varlığına ulaşılamaması nedeni ile uğranılan zararın belirlenmesi ve ödenmesi gerekirken, usule uygun keşif yapılmaksızın kayıtlı ve kayıtsız herhangi bir mal varlığının tespit edilemediğinden bahisle taleplerin reddine dair idari işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesine dayandırıldığı anlaşılmaktadır . Yargı kararları doğrultusunda yeniden işlem tesis edilmesi yönündeki başvurucuların talepleri hakkında da Van Valiliğince halen olumlu veya olumsuz bir karar tesis edilmediği ve mağduriyetin devam ettiği iddia edilmektedir . Başvurucuların bir kısmı tarafından ayrıca, bahse konu yargı kararlarının yerine getirilmemesinden kaynaklanan “manevi tazminat” davalarının açıldığı ve Van 1. İdare Mahkemesince de başvurucular lehine tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır .

( 15) Diğer yandan Van Valiliğinin Kurumumuza ilettiği cevabında; ( 15.1) Şikâyete konu 12 dosya kapsamında Komisyon tarafından verilen ve yerel mahkemece bozulan kararların yeniden işleme alındığı, başvuruculara ait tapu kayıtlarının, Başkale

Kaymakamlığı İlçe Tapu Müdürlüğünden talep edildiği, Barış ve Dereiçi Mahalleleri haricinde diğer mahallelerde kadastro işleminin tesis edilmediği, kadastro işleminin gerçekleştiği mahallelerdeki başvurular ( , , ve ) için, komisyonca

6 / 11karar alındığı; tazminat ödenmesi için ödeme kararı alınan iki başvurucunun ( ve

) tazminat miktarını kabul etmemesi nedeni ile “uyuşmazlık tutanağının” düzenlendiği, iki başvurucuya ait dosya hakkında da ( ve ) malvarlığı bulunmadığından bahisle komisyonca ret kararı verildiği, ( 15.2) Malvarlıklarının diğer mahallelerde bulunması, bu mahallelerde kadimden gelen sınır anlaşmazlıklarının olması, mera yayla kullanımları, güvenlik, arazi ihtilafları ve kan davaları nedeni ile Kadastro Müdürlüğünce “kadastro tesis işlemi” yapılamamasından dolayı Valilik Zarar Tespit

Komisyonunca sağlıklı bir keşif yapılamadığı için sekiz başvurucuya ( , , , , , , ve )

ait dosya hakkında karar verilemediği, ( 15.3) Bahse konu sekiz başvurucunun tazminat taleplerinin idari tesis işlemleri sonlandırılmadığı müddetçe baki olduğu, ayrıca 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadelede Doğan Zararların ödeme işlemleri ödendiği yılın birim fiyatın üzerinde karşılandığından herhangi bir mali hak kaybının söz konusu olmadığı, ( 15.4) Kadastro Müdürlüğü ile periyodik olarak yazışmaların devam ettiği, kadastro çalışma programına alınıp kadastro tesis işlemlerinin gerçekleşmesi halinde ilgililerin talepleri doğrultusunda komisyonca işlem tesis edileceği, ( 15.5) Bu itibarla Valilik Zarar Tespit Komisyonu tarafından dosyalara herhangi bir işlem yapılmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, devam eden sekiz başvuru için işlemlerin devam ettiği ve başvuruculara ait malvarlığının tespitini müteakip kararların alınacağı bilgisi Kurumumuza bildirilmiştir .

( 16) Bu durumda on iki başvuru dosyasından dördü hakkında Valilik Zarar Tespit Komisyonu tarafından karar verildiği; bunlardan ikisi hakkında tazminat ödenmesi için ödeme kararı alındığı fakat kişilerin tazminat miktarını kabul etmemesi nedeni ile “uyuşmazlık tutanağının” düzenlendiği ve 5233 sayılı mezkûr Kanunun 12 nci maddesi beşinci fıkrasında öngörülen sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda, ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklı olduğu tespit edilmiştir . Diğer iki başvuru dosyası açısından da ismi geçen Komisyonun karar verdiği ve ilgililere ait mal varlığının tespit edilememesi nedeni ile başvuruların ret edildiği anlaşılmaktadır .

( 17) Geriye kalan sekiz adet dosyada ise Valiliğin ( 14.2) numaralı paragrafta yer verilen gerekçesi ile

“kadastro tesis işlemi” yapılamamasından dolayı Valilik Zarar Tespit Komisyonunca sağlıklı bir keşif yapılamaması nedeni ile bir karar alınamadığı anlaşılmaktadır . Bununla birlikte, başvurucuların 5233 sayılı Kanun kapsamındaki haklarının saklı olduğu ve ödeme işlemlerinin, ödendiği yılın birim fiyatın üzerinde karşılanacağı, dolayısı ile herhangi bir mali hak kaybının söz konusu olmayacağı

Valilik tarafından ifade edilmektedir .

( 18) Terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında devlet tarafından yürütülen mücadele

7 / 11nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri

belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanunun “Karşılanacak zararlar” başlıklı 7 nci maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar tek tek sayılmıştır . Bu zararlardan bir tanesi de terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlardır .

( 19) Bu açıdan somut olay incelendiğinde, mezkûr 5233 sayılı Kanunun “Zararın tespiti” başlıklı 8 inci maddesinde kayıtlı usul ve esaslar [zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler, olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirler, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygunluk, bilirkişi görevlendirmesi ve keşif] gözetilerek takdiri Komisyon tarafından yapılmak kaydı ile şikâyete konu talebin, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini gereken zararlardan olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır .

( 20) 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatların sonuçlandırılmasıyla ilgili olarak ilgili

Kanunun 6 ncı maddesinde “Zarar Tespit Komisyonu çalışmalarını başvuru tarihinden itibaren altı ay içerisinde tamamlamak zorundadır . Zorunlu hallerde, bu süre vali tarafından üç ay daha uzatılabilir .” hükmü yer almaktadır . Bununla beraber, her ne kadar Van Valiliğinin Kurumumuza ilettiği cevapta belirtilmiş olmasa da Valiliğin yerel mahkemeye sunduğu savunmada yer verildiği şekilde, süre açısından olayın mahiyetinin 5233 sayılı Kanunun Geçici 4 üncü maddesi hükmüne tabi olduğu anlaşılmaktadır . Buna göre 5233 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları halinde, 19/ 7/ 1987 tarihi ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanacak ve bu maddeye göre yapılan başvurular, başvuru tarihinden itibaren iki yıl içinde sonuçlandırılacak, bu sürenin de bitmesi ve başvuruların sonuçlandırılamamış olması halinde, Cumhurbaşkanlığınca bu süre her defasında bir yılı aşmamak üzere uzatılabilecektir .

( 21) Yukarıda yer alan Geçici 4 üncü maddenin öngördüğü usule dair işlemlerin yürütülüp yürütülmediği hususunun teyidi bir tarafa bırakılacak olursa; sekiz başvuru dosyası hakkında

“kadastro tesis işlemi” yapılamamasından dolayı Valilik Zarar Tespit Komisyonunca sağlıklı bir keşif yapılamaması nedeni ile bir karar alınamadığı ifade edilmektedir .

( 22) Bölgenin zorlu fiziki şartlara sahip dağlık bir yöre olması, bizatihi terör örgütünün yol açtığı tehdit ve tehlike, zaman zaman uygulanan askeri bölge ilanı kararları, yerel bir dizi zorluklar [kan davaları vb. hasımlıklar, sahte zilyetlik belgeleri ile mükerrer ödeme riskleri vs.] göz önünde bulundurulduğunda, “kadastro tesis işleminin” yapılamamasının anlaşılır bir dizi haklı gerekçesi ortaya çıkmaktadır . Kadastro tesis işleminin yapılamaması nedeni ile de Valilik ilgili Zarar Tespit

Komisyonunun başvurucuların mal varlığı hakkında bir tespit ve değerlendirmede bulunamaması

8 / 11makul karşılanacaktır .

( 23) Bununla birlikte Valiliğin Kurumumuza ilettiği dosya içeriğine göre, Van Valiliği Zarar Tespit

Komisyonu Başkanlığı ile Van Valiliği Kadastro Müdürlüğü arasında bu kapsamda yürütülen koordinasyonun, rutin yazışmalar sadedinde isimleri resmi yazışmalarda kaydedilen mahallelerin, kadastro çalışma programına alınıp alınmadığının her sene için sorulmasından öteye geçmediği, yılda birer defa rutin yazışmadan ibaret olduğu görülmektedir . Bunun ötesinde yapılabileceklerin ele alındığını, somut çalışmaların yürütüldüğünü ortaya koyan ve Valiliğin, kadastro çalışmalarının gerçekleştirilmesine yönelik gerekli tedbirleri alıp destek sağladığına dair bir belgeye rastlanamamıştır . Bu durum da meselenin sürüncemede kalmasına yol açmaktadır .

( 24) Somut olaya 5233 sayılı Kanun ve bu Kanunun uygulama Yönetmeliğinde kayıtlı usul hükümleri haricinde, kamu idarelerinin doğrudan vatandaşlara, özel sektöre ve diğer kamu kurumlarına sundukları hizmetin, vatandaş beyanına güvenen ve şeffaf bir kamu yönetim anlayışı çerçevesinde, hizmet alanlara en yakın birimlerce, etkin, verimli, hesap verebilir, hızlı , kaliteli, basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bir şekilde yerine getirilmesi, usullerin sadeleştirilmesi ve bürokratik kademelerin azaltılmasını temin etmek üzere 31.7.2009 tarih ve 27305 sayılı Resmi

Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara

İlişkin Yönetmelik hükümleri açısından bakıldığında ise; ( 24.1) Valiliğin usul işlemleri açısından izlediği yol, bahse konu Yönetmeliğin “Vatandaşın bilgilendirilmesi” başlıklı 5 inci maddesinde, kanunî sınırlamalar saklı kalmak kaydıyla idarenin, sunduğu hizmetlere ilişkin bilgileri ve mevzuatı, basılı ya da elektronik ortamda duyuracağı;

“Hizmet standartları oluşturma” başlıklı 6 ncı maddesinde, idarenin, hizmet standartlarını oluşturacağı, hizmet standartları tablosunda; hizmetin adı, başvuruda istenen belgeler, hizmetin ne kadar sürede tamamlanacağı ve şikâyet mercilerine ilişkin bilgiler yer alacağı, bu tabloyu hizmeti doğrudan sunan birimlerce vatandaşların kolayca görebileceği panolarda, kurumsal internet sayfalarında ve e-Devlet Kapısında duyuracağı ve “Başvurunun kabulü ve sonuçlandırılması” başlıklı 12 nci maddesinde, vatandaşların başvurularının, hizmet standartlarında belirtilen süre içinde sonuçlandırılacağı, hükümlerine aykırılık teşkil ettiği tespit edilmiştir .

( 25) Çünkü 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanun kapsamında uğranılan maddi zararların tespiti ve tazmini talebi ile takriben 12 sene önce gerçekleştirilen başvurular hakkında, yerel mahkemenin ve Danıştay’ın da tekidine rağmen günümüze kadar herhangi bir işlem tesis edilmemiştir . Bu idari sürecin normal kuralına göre işlediğine dair, hiçbir mantıklı ve hakkaniyetli bir açıklama ortaya konulamamıştır .

( 26) Tekraren, 5233 sayılı Kanun kapsamında uğranılan maddi zararların tazmini talebi hakkında takriben 12 yılı bulan süre zarfında olumlu veya bir karar verilmeyişi mezkûr Kamu Hizmetlerinin

Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümleri ve hukukun genel ilkeleri ile uyumu mümkün olmayan bir yönetim anlayışını temsil etmektedir .

9 / 11B. İnsan Haklarına Uygunluk Açısından Değerlendirme

( 27) 17 Temmuz 2004 tarihinde kabul edilen 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanun ile terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanmasının usul ve esasları düzenlenerek, terör mağdurlarının zararlarının, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine (AİHM) başvurulmaksızın, Kanun kapsamında kurulan “Zarar Tespit Komisyonları” vasıtasıyla tazminine yönelik bir iç hukuk müessesesi tesis edilmiştir .

( 28) PKK terör örgütünün yol açmış olduğu terör eylemleri nedeni ile veya bu terör eylemlerine mukabele sadedinde güvenlik güçlerimizce alınan tedbirler sadedinde mağduriyet yaşayan, zarara uğrayan gerçek ve tüzel kişiler ile toplum kesimlerinin zararının tazmini sureti ile toplum-devlet kaynaşmasının tesisine hizmet eden ve kapsam dâhilindeki uyuşmazlıkların AİHM’e gitmesinin önüne geçme konusunda çok ciddi başarı elde ettiği görülen uygulamanın etkinliğinin korunması noktasında, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanunun etkili bir şekilde tatbiki önem arz etmektedir .

( 29) Diğer yandan, yoğun iş hacmine sahip kamu idarelerince, etkili, isabetli ve süratli bir şekilde kamu hizmeti sunulması amacı ile ve herhangi bir aksaklığa mahal verilmemek adına gerekli titizliğin sergilenmesi gerekmektedir . Unutulmaması gerekir ki idare, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde, usul ve esasları mevzuat tarafından belirlenen kurallara uymakla mükelleftir . Bu kuralların tepe noktasında yer alan Anayasa, devletin amaç ve görevini, diğerleri yanı sıra, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan engelleri kaldırmak olarak belirlemiştir . Bu yükümlülük, yine Anayasanın 11 inci maddesinde kayıtlı, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamları ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu hususu ile beraber yorumlandığında, Van Valiliğinin somut olaya mahsus sürecin ağırdan işleyişinin önüne geçecek gerekli tedbirleri alması gerektirmektedir .

C. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

( 30) İyi yönetim ilkelerine 28.3.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idarenin

Kurumumuz tarafından istenilen bilgi ve belgeleri süresi içinde gönderdiği anlaşılmıştır .

VII. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci

maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Van İdari Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .

VIII . KARAR

Açıklanan gerekçelerle, başvurucular , , , , , , ve BAŞVURUNUN

10 / 11KABULÜNE;

Bahse konu sekiz başvurucunun 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun un kapsamındaki başvurularının ivedilikle sonuçlandırılarak haklarında karar verilmesi; bunun Anayasa ilkelerinin, hukukun ve hakkaniyetin gereği olduğu, hususunda Van Valiliğine tavsiyede bulunulmasına,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; Van

Valiliği tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA ve VAN VALİLİĞİNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi