ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvurucunun bir suç şüphesi ile polis merkezine alındığı ve burada yaşanan olaylar sonucunda yaralandığı iddiaları incelenmiştir. Başvurucu, polis merkezinde tutulduğu süre zarfında hasımlarının fiziksel saldırısına maruz kalmış ve bu duruma resmi görevlilerin müdahale etmediğini belirtmiştir. İnceleme sonucunda, kolluk görevlilerinin her iki tarafı da eşit muamele ile ele alması gerektiği, ancak başvurucunun sivil polis memurları tarafından alındığı, diğer tarafın ise kendi başına merkeze geldiği tespit edilmiştir.

Kolluk görevlilerinin, başvurucunun yaralanmasına engel olamaması, devletin koruma yükümlülüğünü ihlal ettiği sonucunu doğurmuştur. Bu durum, hem Anayasa hem de uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan hakların ihlali anlamına gelmektedir. Sonuç olarak, başvurucunun yaşadığı olayla ilgili olarak kolluk görevlileri hakkında etkili bir inceleme yapılması ve gerekli disiplin cezalarının verilmesi tavsiye edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 1212-1212 |sayi|53878609-101.07.04-E.53878609-101.07.04-E.

BAŞVURU NO : 2018/9547 2018/ 9547

KARAR TARİHİ : 16/01/2019 |tarih|

TAVSİYE KARARI TCKN :

Adres :

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : İçişleri Bakanlığı (re’sen)

Şanlıurfa Valiliği

BAŞVURUNUN KONUSU : Bir suç şüphesi ile çalıştığı iş yerinden alınıp polis merkezine intikal ettirilen ve gözaltı kararı verilmeksizin serbest bırakılan kişinin, polis merkezinde tutulduğu ve adli soruşturmaya konu iş ve işlemlerinin gerçekleştirildiği süre esnasında, hasımlarının bir dizi fiziki saldırısı sonucunda yaralandığı ve bu duruma resmi görevlilerce engel olunamadığı, ayrıca aynı görevlilerce gerçeğe dayanmayan ifadelerin yer aldığı ifade tutanağını imzalamaya zorlandığı iddia ve şikâyeti hakkındadır .

BAŞVURU TARİHİ : 25/07/2018 25.7.2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

( 1) Başvurucu tarafından; 20.07.2018 tarihinde, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesi

.

1 / 8Apartmanı Altı, sorumlu yardımcısı olarak görev yaptığı esnada, mağazaya gelen bir

kız çocuğu ve akrabaları ile aralarında geçen olayın ardından intikal eden polis memurları tarafından hakaret ve küfürlerle dövüldüğü, kaşının patladığı, yaka-paça polis merkezine götürüldüğü, karakol girişinde bacaklarına ve testislerine sert bir şekilde vurulduğu, yere düştüğünde telsizle vurulduğu, durumu öğrenmek üzere karakola gelen mağaza bölge sorumlusunun da yumruklanarak dövüldüğü ; hastaneye dikiş, pansuman ve rapor için götürüldüğü, dönüşte kameraların olmadığı bir odada ifadesinin alınmak istendiği, gerçeği temsil etmeyen ifade tutanağını imzaya zorlandığı, imzalamayınca kalbinin üst kısmına sert bir şekilde vurulduğu, bu olayın ardından bayıldığı; ayıldığında, “burasını imzala, gerisini mahkemede anlatırsın” denmek sureti ile aynı tutanağı imzalamaya zorlandığı, iddia ve şikâyet edilerek, ( 2) Şahsını darp eden, zorla, küfür ve hakaretlerle gerçeğe aykırı ifade tutanağını imzalatan tüm polis memurları hakkında gereğinin yapılması talep edilmektedir .

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

( 3) Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere, başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti amacı ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca

Adalet Bakanlığı ve Şanlıurfa Valiliği nezdinde inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir . Buna göre, Suruç Kaymakamlığından alınan 12.10.2018 tarih ve E . sayılı yazıda; a dı geçen şahsın

20.07.2018 günü karışmış olduğu olay neticesinde, Suruç İlçesi Polis Merkezi Amirliğine intikal

ettirildiği ve nöbetçi Cumhuriyet savcısından alınan talimatlar doğrultusunda tahkikata başlandığı, ifadesi alındıktan sonra gözaltı işlemi yapılmadan salıverildiği, hazırlanan tahkikat dosyasının

10.08.2018 tarihinde Suruç Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildiği ve soruşturmanın ilgili

Cumhuriyet savcılığı tarafından devam ettirildiği, olaya karışan polis memuru hakkında, Müdüriyet

Makamının 13.8.2018 gün ve / sayılı oluru ile idari soruşturma başlatıldığı, Birecik İlçe

Emniyet Müdürlüğü emrinde görevli üst düzey bir yetkilinin Araştırmacı/Soruşturmacı olarak tayin edildiği ve soruşturmaya devam edildiği bilgisi verilmiş ve talep olunan Yakalama Tutanağı, İfade

Alma Tutanağı, Doktor Raporu, Cumhuriyet Savcısı Görüşme Tutanağı ve ilgili Polis Merkezi

Amirliğine ait 20.07.2018 gün ve 11.00- 13.00 saatlerine ait kamera görüntüleri Kurumumuza iletilmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

( 4) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı

12 nci maddesinde, herkesin, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve

hürriyetlere sahip olduğu; “ Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde, herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu ve kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır .

( 5) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10 Aralık 1948 tarih ve 217A(III) sayılı Kararıyla ilan edilen, 27 Mayıs 1949 tarih ve 7217 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 6 Nisan 1949 tarih ve

9119 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde tamim edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin

3 üncü maddesinde, yaşama, özgürlük ve kişi güvenliğinin herkesin hakkı olduğu; 5 inci maddesinde

.

2 / 8hiç kimsenin işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı ceza veya muameleye tabi

tutulamayacağı öngörülmüştür .

( 6) Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 7 nci maddesinde hiç kimsenin işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı; 10 uncu maddesinde, özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin, insani muamele ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı görme hakkına sahip olduğu kayıt altına alınmıştır .

( 7) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi) “İşkence yasağı” başlıklı 3 üncü maddesinde, “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz .” hususu hüküm altına alınmıştır .

( 8) Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya

Cezaya Karşı Sözleşmenin, 1 inci maddesinde i şkence terimi, bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayrım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatıyla uygulanan fiziki veya manevi ağır acı veya ızdırap veren bir fiil olarak tanımlanmış;

“Sorgulama yöntemlerini ve uygulamayı denetleme” başlıklı 11 inci maddesinde her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede her hangi bir işkence olayının meydana gelmesini önlemek amacıyla, sorguya dair kurallar, talimatlar, yöntemler ve uygulamalar ile her hangi bir biçimde gözaltına alınan, tutulan veya hapsedilen kimselerin nezareti ve ıslahına dair düzenlemelerini de sistematik olarak denetleyeceği; “İşkence fiillerini soruşturma” başlıklı 12 nci maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede bir işkence fiilinin işlendiğine inanmak için makul sebepler bulunması halinde, yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir soruşturma yapılmasını sağlayacağı ve “Yetkililere şikayet hakkı” başlıklı 13 üncü maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede işkence gördüğünü iddia eden bireylere şikayet etme ve şikayetinin yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir biçimde incelenmesini isteme hakkı sağlayacağı, şikayet edenin ve tanıkların, şikayetin veya yapılan tanıklığın sonucu olarak her hangi bir kötü muamele veya tehdide karşı korunmasını sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı düzenlenmiştir .

( 9) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/ 173 sayılı kararıyla kabul edilen Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin İlkeler Bütününün, “İşkence yasağı” başlıklı 6 ncı maddesinde, her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimsenin, işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı düzenlenmiştir .

( 10) 4.11.1999 tarihinde resmi Birleşmiş Milletler Belgesi olarak kabul edilen, İşkence ve Diğer

Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve

Belgelendirilmesi için El Kılavuzu (İstanbul Protokolü) 2 nci maddesinde, “Devletler, işkence ve kötü muamele şikâyetleri ve bildirimlerinin, anında ve etkili bir biçimde soruşturulmasını

.

3 / 8sağlamakla yükümlüdürler . Açık bir sirayetin olmadığı durumlarda bile işkence ve kötü muamele

yapıldığına ilişkin belirtiler varsa, soruşturma yapılmalıdır . Soruşturmayı yürütenler, bu tür olayların faili olduğundan şüphelenilen kişiler ve onların hizmet ettiği kurum ve kuruluşlardan bağımsız, soruşturma yürütebilecek vasıfta, tarafsız kişiler olmalıdır . Bu kişilerin tarafsız tıp uzmanlarına veya konuyla ilgili diğer uzmanlara erişim veya bu tür uzmanları çağırma yetkileri olmalıdır . Soruşturmalar yürütülürken, en yüksek profesyonel standartlara uygun yöntemler kullanılmalı ve soruşturma sonuçları kamuya açıklanmalıdır .” hususuna yer verilmiştir . 3 üncü maddesinde, “Soruşturma yapan kurum, soruşturma için gerekli bütün bilgileri toplama gücüne sahip olmalı ve gerekli bütün bilgileri toplama yükümlülüğünü üstlenmelidir . Soruşturmayı yürüten kişiler, etkili soruşturma yürütmek için gerekli bütün maddi ve teknik kaynaklara sahip olmalıdırlar .

Bu kişilerin, işkence veya kötü muamele vakalarına karıştığı iddia edilen resmi görevlileri tanıklığa çağırma ve tanıklığa zorlama yetkisi de olmalıdır . Aynı kural, bütün tanıklar için geçerlidir .

Soruşturma yapma yetkisine sahip olan kurum, işkenceye karıştığı iddia edilen resmi görevliler de dâhil olmak üzere soruşturmanın selameti açısından gerekli herkesi tanıklık yapmak için çağırma, bu amaçla tebligatta bulunma ve yapılan tanıklıkları destekleyici kanıtlar sunulmasını isteme yetkisine haiz olmalıdır .”; dördüncü maddesinde de “İşkence veya kötü muamele kurbanı olduğu iddia edilen kişiler ve bunların yasal temsilcileri, duruşmalardan, soruşturma oturumlarından haberdar edilmeli, bu oturumlarda bulunma hakkına sahip olmalı, soruşturma için gerekli bilgilere erişim hakkına ve olanağına ve duruşmalarda kanıt sunma hakkına sahip olmalıdırlar .” hususlarına yer verilmiştir .

( 11) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır .

( 12) 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanununun; ( 12.1) 1 inci maddesinde, polisin, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyeti ve mesken masuniyetini koruyacağı, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin edeceği hüküm altına alınmıştır .

( 12.2) 2 nci maddesinde polisin, kanunlara, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine, yönetmeliklere, hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmayan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önünü alacağı; işlenmiş olan bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı görevleri yerine getireceği düzenlenmiştir .

( 12.3) “Zor ve silah kullanma” başlıklı 16 ncı maddesi ikinci fıkrasında, “Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir .” hükmü düzenlenmiştir .

( 13) 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu Ek madde 33’te, “Emniyet Teşkilatının her türlü göreviyle ilgili eylem ve işlemleri İçişleri Bakanlığı, mülki idare amirleri ve kendi amirleri

4 / 8tarafından denetlenir ve teftiş edilir .” hükmü yer almaktadır .

( 14) 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun

“Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, “765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve 245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz .” hükmü düzenlenmiştir .

( 1 5 ) 1.6.2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde, “bilgi alma” , bir suçun tespiti veya aydınlatılmasına yönelik olarak, müşteki ve suçtan zarar gören ile suç işleme şüphesi altında bulunmayan diğer kişilerin dinlenmesi ve tutanağa geçirilmesi; “ifade alma”, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi”; “gözaltına alma”, kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulması; “yakalama” , kamu güvenliğine, kamu düzenine veya kişinin vücut veya hayatına yönelik var olan bir tehlikenin giderilmesi için denetim altına alınması gereken veya suç işlediği yönünde hakkında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan kişinin gözaltına veya muhafaza altına alma işlemlerinden önce özgürlüğünün geçici olarak ve fiilen kısıtlanarak denetim altına alınması, şeklinde tanımlanmıştır .

( 1 6 ) Aynı Yönetmeliğin “Yakalama, gözaltına alma ve muhafaza altına alma yetkisi” başlıklı 5 inci maddesinde, kolluk görevlilerinin yakalama, gözaltına alma ve muhafaza altına alma konusundaki yetki, görev ve sorumlulukları düzenlenmiştir .

( 17 ) Aynı Yönetmeliğin “Yakalama işlemi” başlıklı 6 ncı maddesi birinci fıkrasında, yakalamanın bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde belirtilen yetkiler çerçevesinde, hâkim kararı veya Cumhuriyet savcısının emriyle veya doğrudan kolluk kuvveti veya suçüstü hâlinde herkes tarafından yapılabileceği; beşinci fıkrasında kolluk kuvveti tarafından yapılan yakalama hâlinde işlem, yakalanan kişi ve uygulanan tedbirler derhâl Cumhuriyet savcısına bildirileceği; dokuzuncu fıkrasında yakalanan kişi, Cumhuriyet savcısının emri ile serbest bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınacağı, düzenlenmiştir .

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

( 18 ) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, İnsan Haklarına ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme

.

5 / 8( 19 ) Başvurucunun iddiası ve idarenin aktardığı bilgi, belge ve değerlendirme esas alındığında,

Kurumumuzca yürütülen inceleme ve araştırmanın sınırı, bir suç şüphesi ile çalıştığı iş yerinden alınıp polis merkezine intikal ettirilen ve gözaltı kararı verilmeksizin serbest bırakılan kişinin, polis merkezinde tutulduğu ve adli soruşturmaya konu iş ve işlemlerinin gerçekleştirildiği süre esnasında, hasımlarının bir dizi fiziki saldırısı sonucunda yaralandığı ve bu duruma resmi görevlilerce engel olunamadığı iddialarının aydınlığa kavuşturulması şeklinde belirlenmiştir .

( 2 0 ) Başvurucunun dile getirdiği, mağdur çocuğun babası olan üniformalı polis memuru tarafından darp edildiği ve polis merkezindeki görevliler tarafından gerçeğe dayanmayan ifadelerin yer aldığı ifade tutanağını imzalamaya zorlandığı yönündeki iddialar, başvurucunun ilgili Cumhuriyet

Başsavcılığına ihbarda bulunarak bahse konu kişiler hakkında şikâyetçi olduğunu belirtmiş olması ve ayrıca idare tarafından polis memuru . hakkında soruşturma başlatıldığını ve soruşturmanın devam ettiğini ifade etmiş olması nedeni ile iş bu inceleme ve araştırmanın dışında bırakılmıştır .

( 21) Somut olayda, ismi geçen mağazasında, bir kız çocuğuna daha önce laf atma iddiası üzerine bu kız çocuğunun yanında bulunan bir yetişkin erkek ile başvurucu arasında yaşanan arbede doğal olarak polise bildirilmiş; polisin de yetki ve sorumluluğu gereği olay yerine intikal ederek ifadesini almak ve diğer işlemleri gerçekleştirmek üzere “şüpheli” konumundaki başvurucuyu polis merkezine götürdüğü anlaşılmaktadır . Bu noktada polisin, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet

Kanununun çizdiği sınır içerisinde, Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinde tanımlanan “yakalama ve muhafaza altına alma” işlemi gerçekleştirdiği ve bu yetkisini hukuka uygun surette icra ettiği anlaşılmaktadır . Yasal ve ikincil mevzuat açısından mesele ayrıntılı incelendiğinde, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanunu hükümleri açısından polisin, bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek ve işlenmesi durumunda ise faillerin tespiti amacı ile usulüne uygun şekilde kişileri durdurması, yakalaması, muhafaza altına alması ve Cumhuriyet savcısının emri ile gözaltına alması yasal yetkisindendir . Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma

Yönetmeliğine göre ise “yakalama” , denetim altına alınması gereken veya suç işlediği yönünde hakkında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan kişinin gözaltına veya muhafaza altına alma işlemlerinden önce özgürlüğünün geçici olarak ve fiilen kısıtlanarak denetim altına alınması şeklinde tanımlanmıştır . Yakalama işleminin kolluk kuvveti tarafından gerçekleşmesi durumunda, yakalanan kişi ve uygulanan tedbirler derhâl Cumhuriyet savcısına bildirilecek, kişi, Cumhuriyet savcısının emri ile serbest bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınacaktır . Aynı

Yönetmelik hükümlerine göre “gözaltına işlemi” ise kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulması şeklinde tanımlanmaktadır . Bu açıdan bakıldığında, başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının , hukuka uygun şekilde kısıtlandığı görülmektedir .

( 22) Fakat bu noktada, özel bir işletmeye ait somut bir mekânda ve bir tarihte vuku bulan bir arbede üzerine iki tarafın da birbirini şikâyet ettiği bir olaya müdahale eden kolluk görevlilerinin, arbedenin iki tarafına da aynı muamele yapması, gerekiyor ise iki tarafı da aynı usule göre polis merkezine alması (yakalama), dinlemesi beklenir iken; başvurucunun sivil polis memurları nezaretinde polis

.

6 / 8merkezine alındığı, arbedenin diğer tarafı erkek yetişkinin ise kendi başına bu merkeze gelmesinin

gerekçesi ise anlaşılır bulunmamaktadır .

( 23) Başvurucunun polis merkezine alınması ve burada yürütülen iş ve işlemlerin gerçekleştiği âna ilişkin kamera kayıtları incelendiğinde ise olay günü itibari ile “şüpheli” sıfatı ile polis merkezine alınan başvurucunun, olayın diğer tarafı kız çocuğunun babası üniformalı polis memuru tarafından müteaddit defalar yüzüne tokat vurulmak sureti ile darp edildiği ; yetkili polis memurlarının ise bu dövülme eyleminin önlenmesine yönelik “ciddi” önlem almadıkları görülmektedir . Aynı kayıtlarda, başvurucunun yüzünün kanlar içerisinde kaldığı da net görülmektedir . Ayrıca bu durum,

20.7.2018 tarih, 12.25 Saat ve numaralı genel adli muayene raporu ile de teyit

edilmektedir .

( 24) Yetkili makamlarca usulüne uygun şekilde yakalanan ve özgürlüklerinden mahrum bırakılan kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin temini, tamamen kamu idaresinin sorumluluğu altında bulunmaktadır . Üstelik daha önemlisi bu durum, sadece kamu otoritesinden gelmesi muhtemel hukuk dışı müdahaleleri değil, aynı zamanda diğer bireylerin hukuk dışı müdahalelerine de geçit vermeyecek surette gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü yüklemektedir . Tutulu mekânlarda yürütülen iş ve işlemlerden kaynaklanabilecek hatalar ise telafisi mümkün olmayan hak ihlallerine yol açabilecek niteliktedir .

( 25) Somut olayda kolluk görevlileri, sözlü cinsel taciz iddiası üzerine yaşanan bir arbede olayı üzerine, polis merkezinde gerçekleştirilen idari ve adli işlemler esnasında, tarafların birisinin diğerini dövmesine engel olamamış, tamamen devletin koruması altında bulunan bir kişinin maddi ve manevi sağlığının korunması noktasında eksiklik göstermiştir . Daha somut ifade ile hem Anayasal seviyede hem de ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunmasına yönelik hukuk dışı müdahalelere karşı yeteri tedbir alınmamış, insan onuruna yakışır insani muamele görme hakkına hukuka aykırı müdahalede bulunulmuştur .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme ( 26) İyi yönetim ilkelerine 28.3.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Şanlıurfa

Valiliği tarafından Kurumumuzca talep edilen bilgi, belge ve değerlendirme talep yazımıza, gereken hassasiyet ile süresinde cevap verilmiştir .

( 2 7) Ülkemizde, 1.10.1998 tarih ve 23480 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren

Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği ( 1.6.2005 tarih ve 25832 tarihli Resmi

Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yeni Yönetmelik ile mülga) hükümleri, devamında Avrupa

Birliği veya ikili ülke projeleri ile uygulamaya konulan ifade alma teknikleri, ifade alma odalarının standartları, sağlık kontrolü, avukatla görüşme, yakınlarına haber verme, Cumhuriyet savcısına haber verme yükümlülüğü, kamera kaydı vs. etkili adımlar sayesinde, polis merkezlerindeki işkence ve kötü muamele örneklerinin sonlandırılabilmesi mümkün olmuştur . Söz konusu gayretlerin devamı ve

.

7 / 8bu merkezlerin titizlikle denetlenmesi ihtiyacı her zaman devam etmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci

maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Şanlıurfa İdari Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle başvurunun kabulüne; Başvurucunun, yaşanan adli bir olay akabinde intikal ettirildiği Şanlıurfa ili Suruç ilçesi Polis

Merkez Amirliğinde gerçekleştirilen idari ve adli işlemler esnasında, hasım tarafın bir dizi fiziki müdahalesi ile yaralanması eylemine engel olamayan kolluk görevlileri hakkında etkili bir inceleme ve araştırma yapılarak, sorumlulukları bulunması halinde bu görevlilere gereken disiplin cezasının verilmesi hususunda ŞANLIURFA VALİLİĞİNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Kararın, BAŞVURANA, ŞANLIURFA VALİLİĞİNE ve bilgileri için İÇİŞLERİ

BAKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Şanlıurfa Valiliğince bu karar

üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

.