onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, ayni yardım niteliğindeki yakacak yardımının sigorta primine esas kazanca dâhil olup olmadığını tartışan bir davayı ele almaktadır. Davacı, çalışanlarına yapılan yakacak yardımlarının prime esas kazanca dahil edilmesi gerektiğini savunmuş, buna karşılık davalı Kurum, bu yardımların nakit olarak yapıldığını ve dolayısıyla prim kesintisi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkeme, yakacak yardımlarının sigorta primine esas kazanç matrahına dâhil edilmemesi gerektiği yönünde bir karar vermiş, ancak bu yardımların miktarının belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Mahkeme, davacı şirketin sunduğu belgelerin yeterli olmadığını belirterek, yakacak yardımlarının varlığının araştırılması ve bu yardımlar üzerinden yapılan prim kesintilerinin hesaplanması gerektiğine karar vermiştir. Sonuç olarak, mahkeme, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme nedeniyle kararın bozulmasına ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir. Bu karar, sigorta primine esas kazancın belirlenmesinde ayni yardımların dikkate alınmaması gerektiğini ve bu tür yardımların doğru bir şekilde belgelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2023/8157 E.  ,  2024/7829 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2020/71 E., 2023/183 K.
    KARAR : Kısmen Kabul

    Taraflar arasındaki ayni yardım niteliğindeki yakacak yardımının sigorta primine esas kazanca dâhil olmadığının tespiti ve yersiz ödenen sigorta ve işsizlik sigortası primlerinin istirdatı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin bünyesinde çalışan işçilere ayni yardım mahiyetinde yakacak yardımı yapıldığı, davalı Kurumun yakacak yardımının da prime esas kazanca dahil edilmesi gerektiğini belirterek davacı şirketten prim tahsil edildiği, Kurumun işleminin yasaya aykırı olduğu iddiasıyla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 01.01.2004 tarihinden 30.09.2008 tarihine kadar davacı şirketçe çalışan işçilere ayni yardım mahiyetinde ödenen yakacak yardımlarından kesilerek davalı Kuruma ödenmek zorunda kalınan işveren sigorta primleri ve işveren işsizlik sigorta primlerine ilişkin 731.436,04 TL’nin her aya ilişkin primin davalı Kuruma ödendiği tarihi izleyen ay başından itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bölümü görev, yetki,derdestlik, kesin hüküm, husumet, hak düşürücü süre itirazları ile zamanaşımı definde bulundukları, 506 sayılı Kanun’un 77 nci maddesinin 4 üncü fıkrası gereği yakacak yardımının nakit olarak yapıldığından prime esas kazanca dahil edildiği, aynı Kanun’un 1 inci fıkrasında primlerin hesabında esas alınacak kazançların düzenlendiği ve bu kazançların hepsinin bir iş karşılığında olsun ya da olmasın para biçiminde yapılan ödemeler olduğu, 2 nci fıkrada ise sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmayacak olan yardım ve ödemelerin tek tek sayıldığı ve sınırlayıcı nitelikte olduğu, istisnai hükümlerin dar yorumlanmasının hukukun genel ilkelerinden olduğu, bu fıkrada “gibi” ya da “benzeri” şeklinde ifade bulunmadığı, aksine bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur denilerek sayılan istisnalar dışındaki her türlü ödemeden prim kesileceğinin kanun koyucu tarafından öngörüldüğü, ayni yardım olduğu belirtilse de bahse konu yardımların sigortalılara nakden ödendiği belirtildiğinden prim kesintisi yapılması gerektiği, bu nedenle davacı şirkete ait işyerlerinin sigortalı çalışanlara ödenen yemek bedellerinin muaf tutulan kısmının ayrılmasından sonra kalan kısmından 506 sayılı Kanun’un 77 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca sigorta primi kesintisi yapılması gerektiği, Kurum işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III.MAHKEME İLK KARARI
    Mahkeme tarafından 27.04.2015 tarihli ve 2014/482 Esas, 2015/482 Karar sayılı kararla davacının davalı Kurumdan talep edebileceği toplam prim iadesinin 731,743,05 TL olduğu, prim alacakları ve faiz başlangıç tarihlerinin 24.03.2015 tarihli bilirkişi raporunun 4 ve 5 sayfasında sonuç bölümünde iadeye konu SGK primleri ve prim dönemleri açıkça belirtildiği, burada gösterilen her bir miktar için faiz başlangıç tarihi olarak gösterilen tarihleri takip eden ay başından itibaren faiz başlatılmak gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 731.436,04 TL alacağın her aya ilişkin primin davalı kuruma ödendiği tarihi izleyen ay başından itibaren izleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (hüküm eki olarak kabul edilen 24.03.2015 tarihli bilirkişi raporu sonuç bölümündeki her miktar için faiz başlangıç tarihi olarak gösterilen ayı takip eden ay başından itibaren faiz başlangıcı olarak alınmasına) karar verilmiştir.

    IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. İlk Bozma Kararı
    1. Mahkemenin 27.04.2015 tarihli ve 2014/482 Esas, 2015/482 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    2. Dairemizce 14.03.2017 tarihli ve 2015/15075 Esas, 2017/2128 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

    “…Davacı şirketin talebinin 01.01.2004-30.09.2008 tarihleri arasına yönelmesi karşısında, davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 4958 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi ile değişik 77 nci maddesi olup, anılan maddede; ‘Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödeyecekleri primlerin hesabında:
    a)Sigortalıların o ay için hakettikleri ücretlerin,

    b)Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,

    c)İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.

    Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur…’ denilmektedir. “Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur” bölümü 4958 sayılı Kanun ile anılan maddenin ikinci fıkrasına son cümle olarak eklenmiştir.

    Görüldüğü gibi, anılan madde hükmünde hangi kazançların prim hesabına esas alınamayacağı sayma yöntemiyle belirlenmiş olup, Türk hukukunda egemen olan kurala göre, ayrık hükümler genişletici değil, daraltıcı yoruma tabidirler ve anılan kural, 23.05.1960 tarihli 11/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulanmıştır.

    Bu karar da sigortalılara ödenen yemek paralarının ayni yardım niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmış ve prime esas kazancın belirlenmesinde dikkate alınamayacağı görüşü benimsenmiştir. Bunun dışında Yargıtay uygulamasında bazı kararlarda, teknik personele ödenen şantiye ve arazi zammını, hasta sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, toplu iş sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen araç ücreti, çiğden verilen erzak, elbise dikiş ücreti, yakacak ve yakıt parası ve toplu iş sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen yemek parası aynî yardım niteliğinde görülmüştür. Anılan nitelikte ödemelerde, ödeme yapılan süreye ilişkin herhangi bir ayrım yapılmamıştır.

    Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere ücret, görülen bir işin karşılığında çalışana işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve nakden ödenen meblağdır. Bu duruma göre işverence ödenen yakacak parasını, görülen bir işin karşılığı değil, 506 sayılı Kanunun 77/2 nci maddesinde sayılan istisnalar kapsamında ücrete dâhil edilmeyecek ödemeler arasında yer alan ‘ayni yardım’ olarak tanımlamak ve yakacak yerine bedelinin verilmiş olması nedeniyle bu yardımın niteliğini değiştirmemek gerekir. Aksinin kabulünün yakacak yardımını ayni olarak ödeyen işverenle para olarak ödeyen işveren arasında eşitsizlik yaratacağı açıktır. 24.05.1974 gün, 2/6 sayılı içtihadı birleştirme kararı da bu yöndedir.

    Somut olay bakımından ise, mahkemece yakacak yardımlarının sigorta primine esas kazanç matrahına dâhil edilmemesi gerektiğine dair yaklaşım isabetli ise de, yakacak yardımları yapılıp yapılmadığı ile miktarının yöntemince belirlenmesi gereklidir. Bu kapsamda, mahkemece, davacı şirketin dosya arasına sunduğu ve Kurumca doğrulanıp doğrulanmadığı anlaşılmayan bordro icmallerinde yer alan tutarlar esas alınarak kurumdan sorulmaksızın hesap yapılmak suretiyle 01.01.2004-30.09.2008 tarihleri arasında ödediği belirtilen yakacak paraları dikkate alınmış olup, dosya arasındaki belgelerden davalı kurum cevabi yazısına göre, prim tahakkukuna esas bordroların içeriğinde yakacak yardımı olarak kayıtlı olan bir tutar veya bölümün bulunmadığının belirtilmesi karşısında, Mahkemece, öncelikle davalı kuruma verildiği esnada bordrolarda hak edilen ücret dışında ayrıca belirtilen yakacak yardımlarının varlığı araştırıldıktan sonra, dava konusu dönem içinde, her bir işyeri dosyası bazında ödenen sigorta primi ve işsizlik sigortası prim tutarları, ait oldukları dönemler ve ödeme tarihleri üzerinden, konusunda uzman bilirkişi marifetiyle, çalışan her bir sigortalı bazında dava konusu dönem içinde ödenen ‘nakdi yakacak yardımı’ tutarları tespit edilmeli, tavanı aştığı için prime esas kazanca dâhil edilmeyen tutarlar da gözetilerek, iadesi gereken tutarın kurum verileri ile doğrulandıktan sonra usulünce belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve Kanun’a aykırı olup, bozma nedenidir…”

    B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkeme tarafından 15.02.2018 tarihli ve 2017/134 Esas, 2018/58 Karar sayılı karar ile davacı şirkete ait 2.2816.01.01.0154457.006.18-04 sicil sayılı işyerinde 01.01.2004 – 30.09.2008 tarihleri arasına ait icmal bordroları ile davacı şirket vekilinin 15.11.2017 tarihli dilekçesi ekinde 01.03.2004 – 30.09.2008 tarihleri arasında işyerinde çalışan her bir işçiye (isim bazında) ödenen yakacak yardımı miktarları ile yakacak yardımı ilave edilmiş ve yakacak yardımı düşülmüş sigorta primi matrahlarına ilişkin CD ortamında dosyaya sunulan döküm üzerinde yapılan inceleme sonucunda, işçi bazında prime esas kazanç üst sınırını aşan kazanç miktarı bulunmadığı, 01.03.2004 – 30.09.2008 tarihleri arasına ait işçilere nakden ödenen yakacak yardımları üzerinden sigorta primi kesildiği belirlenmiş olup, yakacak yardımı ödemelerinden fazladan kesilen sigorta primi işveren hisselerinin davacı şirkete iadesi gerektiği bildirilmekle, 10 yıllık zamanaşımı süresi de değerlendirilek davacı şirkete ait işyerinde 01.03.2004 – 30.09.2008 tarihleri arasında çalışan işçilere ödenen yakacak yardımı ödemelerinden işveren hissesine ilişkin toplam 693.707,99 TL fazladan kesinti yapıldığı bildirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı şirkete ait 0154457.006 sicil numaralı işyerinde 01.03.2004 – 30.09.2008 tarihleri arasında çalışan işçilere ödenen yakacak yardımı ödemelerinden işveren hissesine ilişkin toplam 693.707,99 TL fazladan kesinti yapıldığı anlaşılmakla, 693.707,99 TL’nin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından iadenin yapılacağı ayın başına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurum’dan alınıp davacı şirkete iadesine, fazla talebin reddine 23.01.2018 tarihli bilirkişi raporu ve eklerinin kararın eki sayılmasına, karar verilmiştir.

    C. İkinci Bozma Kararı
    1. Mahkemenin 15.02.2018 tarihli ve 2017/134 Esas, 2018/58 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    2. Dairemizce 02.07.2019 tarihli ve 2018/4159 Esas, 2019/5714 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

    “…Eldeki davada, Mahkemece verilen 27.04.2015 tarihli ilk karar, Dairemizce verilen 14.03.2017 günlü bozma ilamı ile,; ‘…Mahkemece, davacı şirketin dosya arasına sunduğu ve Kurumca doğrulanıp doğrulanmadığı anlaşılmayan bordro icmallerinde yer alan tutarlar esas alınarak kurumdan sorulmaksızın hesap yapılmak suretiyle 01.01.2004-30.09.2008 tarihleri arasında ödediği belirtilen yakacak paraları dikkate alınmış olup, dosya arasındaki belgelerden davalı kurum cevabi yazısına göre, prim tahakkukuna esas bordroların içeriğinde yakacak yardımı olarak kayıtlı olan bir tutar veya bölümün bulunmadığının belirtilmesi karşısında, Mahkemece, öncelikle davalı kuruma verildiği esnada bordrolarda hak edilen ücret dışında ayrıca belirtilen yakacak yardımlarının varlığı araştırıldıktan sonra, dava konusu dönem içinde, her bir işyeri dosyası bazında ödenen sigorta primi ve işsizlik sigortası prim tutarları, ait oldukları dönemler ve ödeme tarihleri üzerinden, konusunda uzman bilirkişi marifetiyle, çalışan her bir sigortalı bazında dava konusu dönem içinde ödenen ”nakdi yakacak yardımı” tutarları tespit edilmeli, tavanı aştığı için prime esas kazanca dâhil edilmeyen tutarlar da gözetilerek, iadesi gereken tutarın kurum verileri ile doğrulandıktan sonra usulünce belirlenmesi’ gereğine işaret edilmiş ise de, Mahkemece bozma sonrasında yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.

    Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. ‘Usuli kazanılmış hak’ olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).

    Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)

    Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)

    Eldeki davada, Mahkemece Dairemizce verilen bozma kararlarına uyulmuş olmasına rağmen, bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün olmayıp, öncelikle, davacının işyerine ait tüm dönem bordroları ve özellikle davalı Kurumun her bir sigortalı ve her bir dönem bazında sigorta primine esas aldığı kazanç tutarı ile esas alınması gereken kazanç tutarları karşılaştırılmalı, bu kapsamda, fazla alınan tutar olup olmadığı ile davacı şirket tarafından ödendiği ileri sürülen yakacak yardımlarının, ücrete dâhil edilmesi suretiyle e-bordro/bidirge sistemi üzerinden mi, yoksa ücretin dışında olmak üzere, sigortalıya ödendiğine dair ayrıca kuruma ulaşan herhangi bir belgenin/belgelerin varlığının araştırılması ile davalı Kurumun, yakacak yardımları ödemelerinden haberdar olmasına rağmen, prime esas kazanç matrahını belirlerken bu yardımları ücrete dâhil edip etmediği hususu üzerinde duran, hesap yöntemi ve içeriği denetime elverişli şekilde bir rapor aldırılması ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı şirketin gönderdiği ve işyerinde çalışan sigortalı sayısı ve miktar bakımından çelişkiler içeren CD içeriğindeki bilgilere göre tanzim edilmiş, denetime elverişli olmayan raporun esas alınması suretiyle yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve Kanun’a aykırı olup bozma nedenidir…”

    D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacı şirkette 01.03.2004 – 30.09.2008 tarihleri arasında çalışan her bir işçiye yakacak yardımı yapıldığı, davalı kurum tarafından çalışanlara ödenen yakacak yardımları üzerinden sigorta primleri kesildiği anlaşılmakla; dosya hesap yönünden bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi … tarafından düzenlenen 02.03.2023 tarihli rapor Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile davacı şirkete ait 0154457.006 sicil numaralı işyerinde 01.03.2004 – 30.09.2008 tarihleri arasında çalışan işçilere ödenen yakacak yardım ödemelerinden işveren hissesine ilişkin toplam 678.713,93 TL fazladan kesinti yapıldığı anlaşılmakla, 678.713,93 TL’nin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından iadenin yapılacağı ayın başına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurum’dan alınıp davacı şirkete iadesine, fazla talebin reddine, 02.03.2023 tarihli bilirkişi … tarafından düzenlenen rapor ve eklerinin kararın eki sayılmasına karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiği, davacı şirketin kömür yardımı ile ilgili bir talebinin olmadığı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

    C.Gerekçe
    1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, ayni yardım niteliğindeki yakacak yardımının sigorta primine esas kazanca dâhil olmadığının tespiti ve yersiz ödenen sigorta ve işsizlik sigortası primlerinin istirdatı davasıdır.

    2.İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 77 nci maddesi ilgili hükümlerdir.

    3. Değerlendirme
    1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

    Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

    08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.