onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı şirketin işyerinde meydana gelen bir kaza sonrası yapılan denetim neticesinde, gider pusulası ile 12 sigortalıya ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Davacı, bu durumun asgari ücret desteğinin iptaline yol açtığını ve tahakkuk eden borcun itiraz komisyonu tarafından reddedildiğini belirterek, Kurum işleminin iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacı ile 12 işçi arasında bir hizmet akdi bulunmadığını ve yapılan işlemlerin yasalara uygun olduğunu değerlendirerek davayı reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, davacı ile sigortalılar arasındaki ilişkiyi hizmet akdi olarak değerlendirmiştir. Mahkeme, işverenin emir ve gözetimi altında bir çalışma ilişkisi bulunmadığına dair yeterli delil olmadığına ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğuna karar vermiştir. Sonuç olarak, temyiz talebi de reddedilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına hükmedilmiştir. Bu karar, işçi-işveren ilişkilerinin varlığına dair unsurların titizlikle incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

10. Hukuk Dairesi         2024/129 E.  ,  2024/9509 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/1255 E., 2023/2180 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2018/195 E., 2021/3 K.

    Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; işyerinde meydana gelen kaza nedeniyle yapılan denetim sonucu düzenlenen inceleme raporunda, davacı şirketin gider pusulası ile 12 sigortalıya ödemeler yaptığının tespit edilmesi üzerine, davacı şirketin asgari ücret desteğinin iptal edilip ilgili aylara ait aylık prim ve hizmet belgesi istendiğini ve 106.414,45 TL borç tahakukuku yapıldığını, borcun, davacı tarafça ihtirazi kayıt ile ödendiğini, 13.06.2018 tarihinde İtiraz Komisyonuna itiraz edildiğini, İtiraz Komisyonunun, inceleme raporuna istinaden 25.06.2018 tarihinde itirazın reddine karar verdiğini beyanla prim tahakkuk işlemine ilişkin Kurum işleminin iptaline, söz konusu kişilerin davacı şirketin çalışanı olmadığının tespitine ve ihtirazi kayıtlı olarak 104.835.42 TL olarak ödenen meblağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II.CEVAP
    1.Davalı SGK Başkanlığı vekili, Kurum inceleme raporunda tespit edilen ücretlere dair SPEK tutarlarına ait prim ve hizmet belgelerinin verilmemesi nedeni ile re’sen yapılan tahakkuk işleminde ve kayıt dışı işçi çalıştırılması nedeni ile teşvik indirimlerinin iptal edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    2.Dahili davalılar; hiçbir suretle davacı şirket ile aralarında işçi – işveren ilişkisi olmadığını, aralarında hizmet akdi kurulmadığını, şirket çalışanı olmadıklarını beyan etmişlerdir.

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesi, cevap dilekçesi, müzekkere cevapları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı vekilince Kurum işleminin iptali talepli açılan davanın yapılan yargılaması neticesinde; davacı … sicil sayılı işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamına giriş tarihi 03.02.2014 olduğu ve faaliyetine devam ettiği, 1171130.45.01 sicil sayılı işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamına giriş tarihi 20.02.2016 olduğu ve faaliyetine devam ettiği görülmüştür. 20.02.2016 tarihinde gerçekleşen iş kazası bağlamında iş yerinde teftiş yapılmış olup işyeri kayıtları ve defterleri içerisinde gider pusulası ile 12 işçiye ödeme yapıldığı görülmüştür. Bu gider pusulası ile sigortalıların listesi çıkartılarak gider pusulalarında gösterilen ücretler kapsamında prime esas kazanç süresi olarak hesaplanan süre kadar hizmet akdine dayalı parça başına ücretli olarak çalıştıkları yolunda Kurumca değerlendirme yapılmış ve buna istinaden eksik gün ve prim borcu Kurumca hesaplanmış olup, davacı ile söz konusu 12 işçi arasındaki akdin hizmet akdi olup olmadığı yönündeki ihtilafta Borçlar Kanunu’nun 313 üncü maddesine göre iş sahibi ile işçi arasında yapılan belli veya belli olmayan süre için öngörülen iş karşılığı ücret ödenmesini gerektiren sözleşmenin hizmet akdi olarak tanımlandığı görülmüş, ancak 506 sayılı Kanun açısından hizmet akdinin bu iki unsura bağlamak mümkün değildir. Ayrıca işverenin emir ve gözetimi altında iş görmeyi hüküm altına alan hukuksal ilişkinin varlığı da aranacaktır. Bu zaman dilimi günün tüm süresini kapsayacağı gibi günün veya haftanın belli saatlerinde de yapılabilir. Burada önemli olan düzenli bir çalışma ilişkisinin varlığıdır. Ayrıca işveren ile gösterilen işlerin çalışan tarafından iş sahibinin emir ve direktiflerine uygun olarak görülmesi gerekir. İkinci koşul olarak 506 sayılı Kanun’un 5008 maddelerinde düzenlenen işin görüldüğü işyerinin bulunmasıdır. Eylemli çalışmanın varlığından söz edebilmek için sigortalının işveren emir ve direktifleri altında belli zaman diliminde gösterilen işin yapılması gerekmektedir. Parça başına ücret, götürü ücret Part Time çalışma karşılığı yapılan ödeme şekilleri sigortalılık koşullarını etkilemez. Ayrıca resmiye dayalı bir sözleşme biçimi de şart değildir. Evde çalışma iş hukuku anlamında hizmet akdine dayanan çalışma ilişkisinde işçinin iş görme borcunu işyerinde değil bizzat kendi ikametgahında ifa etme şeklinde gerçekleşir. Bu yönüyle dava konusu uyuşmazlıkta davacı ile söz konusu 12 işçi arasındaki yapılan akdin istisna (… sözleşmesi) olmadığı görülmüş ve değerlendirilmiştir. Nitekim Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 2008/17272 Esaslı Kararı da bu yöndedir. Sonuç itibariyle davacı ile söz konusu gider pusulasında isimleri geçen 12 kişi arasındaki akdin istisna akdi olmaması göz önüne alındığında Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davanın reddine dair karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

    B.İstinaf Sebepleri:
    İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, dahili davalılar ve müvekkili şirket arasında hiç bir zaman işçi – işveren ilişkisi kurulmadığını, dahili davalıların beyanlarında bunu doğruladığını, tanık anlatımları da bu yönde olduğu halde hiçbir somut delil olmaksızın aksi yönde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dahili davalıların birçoğunun aynı tarihlerde başka yerlerde tam zamanlı sigortalı olarak çalıştıklarının kayıtlardan anlaşılacağını, çalışma olgusunun Kurum tarafından şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığını, idare tarafından düzenlenen denetim raporunun hiçbir delil içermeyen sadece varsayımlara dayalı taraflı bir inceleme sonucunda gerçekleştirilmiş olduğunu, hukuka aykırı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

    C.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Kanun’un 355 inci maddesinde yer alan, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı, özellikle dosya kapsamındaki bilgi ve beyanlardan, denetmen tarafından, gider pusulası ile ödemeler yapılan davalı sigortalıların, davacının organize etmesi ile işyerinden, gönderilen kabloların düzenlemesi işini evde yaptıkları, davalı sigortalılara yapılan ödemenin yapılan işin karşılığı olarak ödendiği, davacı ile davalı sigortalılar arasında hizmet akdinin unsurlarının oluştuğu anlaşıldığından, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili; Kurum işleminin hatalı olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.

    C.Gerekçe
    1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava; Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

    2.İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun’un 80 inci, 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri

    3. Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle,
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.