onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir ve bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olup özel bir özenle yürütülmelidir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümleri gereğince, sigortalı çalışma sürelerinin saptanmasında hak kayıplarının önlenmesi ve sosyal güvenlik hakkının korunması amacıyla, mahkemece tarafların sunduğu kanıtlarla yetinilmeyip, gerektiğinde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanması zorunludur.

Mahkeme, davacıyla ilgili belgeleri işverenden talep etmeli, işyerinin Kurum nezdindeki dosyasını incelemeli ve tanıkların dinlenmesi gibi çeşitli araştırmalar yapmalıdır. Ayrıca, işin mevsimlik olup olmadığı, çalışmanın kesintili veya sürekli olduğu gibi unsurlar da dikkate alınarak, çalışmanın varlığı ve süreleri hakkında kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır.

Somut olayda, yeterli araştırma yapılmadan karar verilmesi isabetsiz bulunmuş ve bu nedenle temyiz edilen kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkeme, davacının istifa dilekçesinin geçerliliğini sorgulamalı ve toplanan deliller ışığında bir sonuca varmalıdır. Bu durum, sosyal güvenlik hakkının etkin bir şekilde korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/468 E.  ,  2024/1603 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/1843 E., 2023/1726 K.
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2020/36 E., 2023/193 K.

    Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan Kurum, …, … vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1993 yılında … işyerinde çalışmaya başladığını, işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiğini ancak primlerin yatırılmadığını beyanla, müvekkilinin sigortalı hizmetinin başlangıç tarihinin 1993 yılı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davacı vekili 08.07.2013 tarihli dilekçe ile, talebinin 01.10.1990-01.03.2003 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti olduğunu, dava dilekçesinde sehven 1993 yılını belirttiğini ifade etmiştir.

    II. CEVAP
    1.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

    2.Diğer davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu beyanla, reddini talep etmişlerdir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait 123997 sicil numaralı iş yerinde kuruma bildirilen süreler hariç 01.10.1990- 31.05.1995 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını, davanın açılmasına Kurumun sebebiyet vermediğini, davacının eylemli ve gerçek bir çalışma yaptığı saptanamadığını belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili, davalı …, … vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

    2. Davalılar …, … vekilleri; davacının davasını ispatlayamadığını, Mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiğini, davacının hizmetlerinin eksik bildirildiğini yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

    2. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

    3. Değerlendirme
    Somut olayda davanın kamusal niteliği gözetilerek Mahkemece yeterli araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.

    Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; davacı adına davalı iş yerinden 01.10.1992, 01.01.1994 tarihli işe giriş bildirgelerinin verildiği, davacı adına Kurum denetmenince yapılan fiili tespite istinaden 01.01.1994- 31.01.1995 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde çalışmasına dair sigortalılık hizmetlerinin tescil edildiği, sağlık gerekçelerine dayalı olarak davacının 31.01.1995 tarihinde işten ayrıldığına dair istifa dilekçesinin dosyada mevcut olduğu anlaşılmakla, Mahkemece davanın açılış tarihine göre, davacı adına verilen 01.10.1992 tarihli işe giriş bildirgesinin öncesine ilişkin dönemin hak düşürücü süreye uğradığının açık olmasına rağmen bu hususun gözetilmemesi isabetsiz bulunmuştur.

    Diğer yandan dosya kapsamında davacının 31.01.1995 tarihli istifa dilekçesinin bulunmasına rağmen, Mahkemece davacının işten ayrılış tarihinden sonraki süreye ilişkin olarak hangi gerekçeye dayalı kabul kararı verildiğinin açıklanmadığı görülmektedir. Ayrıca, Mahkemece davacının istifa dilekçesinin üzerinde durulmak suretiyle, istifa dilekçesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, hata hile veya ikrah iddiasının olup olmadığı davacıya sorulmalı, yazılı belgenin aksinin aynı eş değer belgelerle ispatlanabileceği dikkate alınmak kaydıyla, toplanan deliller ışığında varılacak sonuç uyarında bir karar verilmelidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

    Üye …’ın muhalefetlerine karşı, Başkan … ile Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oy çokluğuyla,

    21.02.2024 tarihinde karar verildi.

    KARŞI OY

    Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından kaynaklanmaktadır.

    Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay’ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir.

    506 sayılı Kanun’un 79/1 inci maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.

    Kesintili çalışma halinde de, yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır.

    Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise; başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir. Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurum’un kendi kusurundan yaralaması düşünülemez.

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2003 gün ve 2003/21-44-98, 23.04.2004/21-369-371 27.02.2008 gün ve 2008/21-163-207, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 ve 2017/21-2177-2019/ 836 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

    Somut olayda da, davacının çalışmalarının talep edilen dönemde blok halinde geçtiği, hiç ara vermediği, işe giriş bildirgesinin çalışırken verildiği açık olup öncesi hak düşürücü süreye uğramaz. Aksi yöndeki bozma görüşüne katılmıyorum.