onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 1479 sayılı Kanun’a göre bağlanan yaşlılık aylığının iptali ve Kurumun yersiz ödemelerinin iadesine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, davacının iyiniyetli olduğunu ve kamu idaresine güven ilkesi gereği davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, davacının sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı ve prim borcu olup olmadığını değerlendirerek, yersiz ödeme nedeniyle Kurum alacağının tahsilini gerektiren durumların oluştuğunu belirtmiştir.

Mahkeme, yapılan incelemeler sonucunda, davacının usulsüz prim aktarımı nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazanamadığını ve bu nedenle Kurumun yersiz ödemesinin iadesi talebinin kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Sonuç olarak, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklı alacaklarının tahsil edilmesine ve davacının açtığı davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay, temyiz itirazlarını reddederek mahkeme kararını onamıştır. Bu karar, sigortalının prim borcu ve usulsüz işlemler nedeniyle yersiz ödeme yükümlülüğünü ortaya koymaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/2315 E.  ,  2024/2838 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    SAYISI : 2022/603 E., 2023/708 K.
    KARAR : Kısmen Kabul

    Taraflar arasında görülen Kurum işleminin iptali, menfi tespit ve yersiz ödemenin iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın … yönünden husumetten reddine, davalı-birleşen dava davacısı … tarafından Kurum işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemiyle açılan davanın reddine, Kurumun yersiz ödemenin iadesi istemiyle açtığı davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Mahkeme kararı davalı-birleşen dava davacısı … vekili ve davacı-birleşen dava davalısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacının 1479 sayılı Kanun’a göre bağlanan yaşlılık aylığı, sigorta müfettişi tarafından yapılan inceleme sonucu, hesaplarına usulsüz prim aktarımı nedeniyle iptal edilmiş, davalı-birleşen dava davacısı … tarafından Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti istenmiş, birleştirilen dava ile de SGK Başkanlığı tarafından yersiz ödemelerin sigortalıdan ve Kurum memurundan faiziyle tahsili talep edilmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

    III. MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2011 tarihli 2011/81 Esas 2011/722 Karar sayılı kararıyla; Kurum memurlarınca işlemin davacının bilgisi dışında yapıldığı, davacının iyiniyetli olduğu, kamu idaresine güven ilkesi olduğu gerekçeleriyle davacının davasının kabulüne, birleştirilen dosyada SGK Başkanlığının davasının reddine karar verilmiştir.

    IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Birinci Bozma Kararı
    1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve birleşen dosyanın davalısı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    2. Dairece, davanın yasal dayanağı mülga 1479 sayılı Kanun m.53 hükmü olup primlerin ödendiğinin ispatının sigortalıya ait olduğu belirtilerek, ” Mahkemece, davacının sicil dosayası getirtilerek sigortalılık süresi ve prim borcu olan dönemler belirlenmeli, sigorta müfettiş raporunun tamamı getirtilerek usulsüz prim aktarımı olan dönemlere ilişkin ve primlerin ödendiğinin ispatı yönünde davacının varsa tüm makbuz ve ödemeye ilişkin yazılı delilleri taplanmalı, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın sonucu beklenmeli, sonucuna göre sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı ve prim borcu olmaması yönünden davacının yaşlılık aylığı şartları değerlendirilmeli, mevcut sigortalılık süresine göre yaşlılık aylığı şartlarının oluşmaması halinde 5510 sayılı Kanun m.96, (a) ve (b) bendlerine göre yersiz ödeme nedeniyle Kurum alacağı belirlenmelidir” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

    B. İkinci Bozma Kararı
    1. Mahkemenin 22.12.2021 tarihli 2011/887 E.-2021/1006 K. sayılı kararı ile davalı … yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, Kurum tarafından yersiz ödemenin iadesi istemi ile açılan davanın kabulüne, sigortalı … tarafından Kurum işleminin iptali istemi ile açılan davanın reddine karar verilmiştir.

    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    2. Dairece, ” Aylık koşullarını yitiren sigortalının yersiz aylık ödemesi nedeniyle iade ile yükümlü olduğu açık ise de, Dairemizin önceki bozma ilamında da belirtildiği şekilde, sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı ve prim borcu olmaması yönünden yaşlılık aylığı şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeli ve Kurum tarafından iptal edilerek, davacının prim hesabından çıkarılan prim dahil edilmediğinde, davacı açısından kısmi aylık/tam aylık koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenmeli, oluşması halinde bu koşulların oluştuğu tarihi takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanabileceği gözetilmelidir. Yine, yaş, sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısı koşullarının yerine getirilmiş bulunması, ancak cüzi fark prim borcu olduğunun belirlenmesi durumunda, dönemin ekonomik şartlarına göre, prim borcunun cüzi bir tutar olup bu tutarın Kurumca her zaman tahsilinin mümkün olduğu anlaşılabildiği taktirde, cüzi prim borcu bulunması nedeniyle aylık koşullarının oluşmadığı yönünde değerlendirme yapılmamalıdır. Kurum alacağının tahsili amacıyla Kurum memuru davalı … aleyhine açılan dava yönünden, Mahkemenin, sorumluluğun değerlendirilmesi ile bu davalı yönünden davanın husumetten reddine dair kararı isabetli bulunmuştur.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

    C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigortalı …’e, 30.11.1999 tarihinde 55 yaş ve 15 tam yıl sigortalılık üzerinden kısmi yaşlılık aylığı tahsisi yapıldığı ve usulsüz aktarılan tutarlar olmasaydı kısmi de olsa tahsise hak kazanabilecek durumda olmadığı ve nitekim bu usulsüz yükleme yapılan tutarlar çıkartıldığında sigortalının kısmi aylık için gerekli 15 tam yıl prim ödenme şartını taşımakla birlikte Kuruma çok büyük miktarda (Kuruma 8.071,16 TL prim aslı ve 1.723,11 TL gecikme zammı borcu olmak üzere toplam 9.794,27 TL borcu) bulunduğu ve giderek 30.11.1999 tarihli başvuru sonucu gerçekleşen tahsisin yersiz olduğu, sigortalı …’in prim borcu nedeniyle yukarıda ayrıntılı olarak bahsedilen usulsüz işlemleri gerçekleştirdiği sabit olup bu sigortalının (mirasçılarının) borçtan sorumlu olduğu , iadenin 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin (a) bendine göre yapılmasının dosya kapsamına uygun olacağı gerekçesiyle Kurumca sigortalıya yönelik açılan davanın kabulüne, 37.685,00 TL maaş ödemesi ve 2.774,08 TL sağlık gideri olmak üzere toplam 40.459,08 TL yersiz ödemeden kaynaklı alacağın sarf ve tediye tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …’den tahsil edilerek davacı Kuruma ödenmesine, sigortalı tarafından kuruma karşı açılan davanın reddine, yine Kurumca memur …’a yönelik açılan davanın ise husumet yokluğundan reddine dair karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen dava davacısı … vekili ve davacı-birleşen dava davalısı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı-birleşen dava davacısı … vekili, Bağ-Kur prim tahsilat makbuzları imha edilmeseydi, davaya konu aktarma işlemlerinden hangisinin, kime zimmetli, hangi bilgisayarda saat kaçta yapıldığının ortaya daha kolayca konabileceğini ve gerçeğin ortaya çıkarılabileceğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının söz konusu işlemlerden dolayı sorumlu olmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

    Davacı-birleşen dava davalısı SGK vekili, … yönünden davanın husumet yokluğundan reddedilmesinin hukuka aykırı olup bozmayı gerektirdiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti, davalı ve birleşen dosyanın davacısı Kurum yönünden ise yersiz yapılan ödemelerin yasal faizi ile birlikte tahsili
    istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 1479 sayılı Kanun 53 ve Geçici 10 uncu madde hükümleridir.

    3. Değerlendirme
    1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı-birleşen dava davalısı … vekili ve davacı-birleşen dava davalısı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

    Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

    18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.